SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 80 · Dualar › Bâb 30Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Dualar (67)
  1. 1بَاب: لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ
  2. 2بَاب: أَفْضَلِ الِاسْتِغْفَارِ
  3. 3بَاب: اسْتِغْفَارِ النَّبِيِّ ﷺ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ
  4. 4بَاب: التَّوْبَةِ
  5. 5بَاب: الضَّجْعِ عَلَى الشِّقِّ الْأَيْمَنِ
  6. 6بَاب: إِذَا بَاتَ طَاهِرًا
  7. 7بَاب: مَا يَقُولُ إِذَا نَامَ
  8. 8بَاب: وَضْعِ الْيَدِ الْيُمْنَى تَحْتَ الْخَدِّ اليمنى
  9. 9بَاب: النَّوْمِ عَلَى الشِّقِّ الْأَيْمَنِ
  10. 10بَاب: الدُّعَاءِ إِذَا انْتَبَهَ بِاللَّيْلِ
  11. 11بَاب: التَّكْبِيرِ وَالتَّسْبِيحِ عِنْدَ الْمَنَامِ
  12. 12بَاب: التَّعَوُّذِ وَالْقِرَاءَةِ عِنْدَ النوم
  13. 13بَاب: الدُّعَاءِ نِصْفَ اللَّيْلِ
  14. 14بَاب: الدُّعَاءِ عِنْدَ الْخَلَاءِ
  15. 15بَاب: مَا يَقُولُ إِذَا أَصْبَحَ
  16. 16بَاب: الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ
  17. 17بَاب: الدُّعَاءِ بَعْدَ الصَّلَاةِ
  18. 18بَاب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَصَلِّ عَلَيْهِمْ﴾ /التوبة: ١٠٣/. وَمَنْ خَصَّ أَخَاهُ بِالدُّعَاءِ دُونَ نَفْسِهِ
  19. 19بَاب: مَا يُكْرَهُ مِنَ السَّجْعِ فِي الدُّعَاءِ
  20. 20بَاب: لِيَعْزِمْ الْمَسْأَلَةَ، فَإِنَّهُ لَا مُكْرِهَ لَهُ
  21. 21بَاب: يُسْتَجَابُ لِلْعَبْدِ مَا لَمْ يَعْجَلْ
  22. 22بَاب: الدُّعَاءِ غَيْرَ مُسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةِ
  23. 23بَاب: الدُّعَاءِ مُسْتَقْبِلَ الْقِبْلَةِ
  24. 24بَاب: دَعْوَةِ النَّبِيِّ ﷺ لِخَادِمِهِ بِطُولِ الْعُمُرِ وَبِكَثْرَةِ مَالِهِ
  25. 25بَاب: الدُّعَاءِ عِنْدَ الْكَرْبِ
  26. 26بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ
  27. 27بَاب: دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ: (اللَّهُمَّ الرَّفِيقَ الْأَعْلَى)
  28. 28بَاب: الدُّعَاءِ بِالْمَوْتِ وَالْحَيَاةِ
  29. 29بَاب: الدُّعَاءِ لِلصِّبْيَانِ بِالْبَرَكَةِ، وَمَسْحِ رؤوسهم
  30. 30بَاب: الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
  31. 31بَاب: هَلْ يُصَلَّى عَلَى غَيْرِ النَّبِيِّ ﷺ
  32. 32بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (مَنْ آذَيْتُهُ فَاجْعَلْهُ لَهُ زَكَاةً وَرَحْمَةً)
  33. 33بَاب: التَّعَوُّذِ مِنَ الْفِتَنِ
  34. 34بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ غَلَبَةِ الرِّجَالِ
  35. 35بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
  36. 36بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ
  37. 37بَاب: التَّعَوُّذِ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ
  38. 38بَاب: الِاسْتِعَاذَةِ مِنَ الْجُبْنِ وَالْكَسَلِ
  39. 39بَاب: التَّعَوُّذِ مِنَ الْبُخْلِ
  40. 40بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ أَرْذَلِ الْعُمُرِ
  41. 41بَاب: الدُّعَاءِ بِرَفْعِ الْوَبَاءِ وَالْوَجَعِ
  42. 42بَاب: الِاسْتِعَاذَةِ مِنْ أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَفِتْنَةِ النَّارِ
  43. 43بَاب: الِاسْتِعَاذَةِ مِنْ فِتْنَةِ الْغِنَى
  44. 44بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ فِتْنَةِ الْفَقْرِ
  45. 45بَاب: الدُّعَاءِ بِكَثْرَةِ الْمَالِ والولد مَعَ الْبَرَكَةِ
  46. 46باب: الدعاء بكثرة الولد مع البركة
  47. 47بَاب: الدُّعَاءِ عِنْدَ الِاسْتِخَارَةِ
  48. 48بَاب: الدُّعَاءِ عِنْدَ الْوُضُوءِ
  49. 49بَاب: الدُّعَاءِ إِذَا عَلَا عَقَبَةً
  50. 50بَاب: الدُّعَاءِ إِذَا أَرَادَ سَفَرًا أَوْ رَجَعَ
  51. 51بَاب: الدُّعَاءِ لِلْمُتَزَوِّجِ
  52. 52بَاب: مَا يَقُولُ إِذَا أَتَى أَهْلَهُ
  53. 53بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً)
  54. 54بَاب: التَّعَوُّذِ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا
  55. 55بَاب: تَكْرِيرِ الدُّعَاءِ
  56. 56بَاب: الدُّعَاءِ عَلَى الْمُشْرِكِينَ
  57. 57بَاب: الدُّعَاءِ لِلْمُشْرِكِينَ
  58. 58بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ)
  59. 59بَاب: الدُّعَاءِ فِي السَّاعَةِ الَّتِي فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ
  60. 60بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (يُسْتَجَابُ لَنَا فِي الْيَهُودِ، وَلَا يُسْتَجَابُ لَهُمْ فِينَا)
  61. 61بَاب: التَّأْمِينِ
  62. 62بَاب: فَضْلِ التَّهْلِيلِ
  63. 63بَاب: فَضْلِ التَّسْبِيحِ
  64. 64بَاب: فَضْلِ ذِكْرِ اللَّهِ ﷿
  65. 65بَاب: قَوْلِ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ
  66. 66بَاب: لِلَّهِ مِائَةُ اسْمٍ غَيْرَ وَاحِدٍ
  67. 67باب: الموعظة ساعة بعد ساعة

Sahih-i Buhari 6358

Dualar
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (30)
بَاب: الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ

Ebu Saıd el-Hudri"den rivayet edildiğine göre sahabller "Ya Resulallah! Selamı biliyoruz peki nasıl salat edeceğiz?" dediler. O da اللهم صل على محمد عبدك ورسولك، كما صليت على إبراهيم، وبارك على محمد، وعلى آل محمد، كما باركت على إبراهيم وآل إبراهيم Allahumme salli ala Muhammedin abdike ve Resulike kema salleyte ala İbrahime. Ve Barik ala Muhammed ve ala al-i Muhammed kema barekte ala İbrahime ve al-i İbrahim. dememizi öğretti. Meali: "Allahım! İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de salat et. İbrahim ve ailesine bereket verdiğin gibi Muhammed ve ailesine de bereket ver" Fethu'l-Bari Açıklaması: Bab başlığında sadece "Resulullah s.a.v.'e salat" ifadesinin geçmesi salatın hükmünün, faziletinin, nasıl yapılacağının ve yerinin işleneceğini düşündürmektedir. Ancak zikredilen hadislere bakılırsa sadece salatın nasıl yapılacağı işlenmiş gibi durmaktadır. Faziletine de işaret edilmek istendiği düşünülebilir. Salatın hükmü konusunda alimlerin on farklı kanaat serdettiklerini görmekteyiz: 1. İbn Cerır et-Taberi'ye göre salat müstehaptır ve alimler bu konuda icma etmişlerdir. 2. İbnü'l-Kassar'ın ve başkalarının aktardığı görüşe göre sınırlama olmaksızın vaciptir; ancak en az bir kere söylenirse vacip yerine gelmiş olur. 3. Ebu Bekr er-Razı, İbn Hazm ve başkalarına göre ise kelime-yi tevhid gibi namaz ya da başka yerlerde ömürde bir kere okunması vaciptir. Kurtubi hayatta bir kere olsun salat getirmenin müekked sünnetler gibi bir görev (vacip) olduğu konusunda icma bulunduğunu ifade etmiştir. 4. Şafi1'ye göre namazın son oturuşunda teşehhüdden sonra selamdan önce okunması vaciptir. 5. Tahavı, Hanemerden bir grup, Hal1ml ve Şafillerden bir gruba göre ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem her zikredildiğinde salat getirilmelidir. Malikllerden İbnü'l-Arabl bu görüşün daha ihtiyata uygun olduğunu belirtmiştir; Ahzab suresinin tefsir edildiği bölümün sonunda Allah'ın Nebi s.a.v.'e yönelik salatının, onu meleklerin yanında övmesi ve meleklerin salatının da ona dua etmeleri anlamına geldiğine dair Ebu'ı-Aliye'den bir yorum nakledilmişti. Mukatil İbn Hayyan ise Allah'ın salatını mağfiret, meleklerin salatını istiğfar olarak yorumlamıştır. İbn Abbas'tan da benzer bir yorum naklediimiştir. İyad el-Kuşeyrı Allah'ın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e salatının teşrif (yüceltme) ve ikramını artırma anlamına geldiğini, Nebi s.a.v.'in dışındakiler için ise rahmet demek olduğunu belirtmiştir. Bu yorum Nebi s.a.v. ile diğer mu'minler arasındaki farka işaret etmektedir. Nitekim bir ayette Allah ve meleklerinin Nebi s.a.v.'e salat ettikleri (Ahzab 56) kaydedilmişken bir başka ayette ise mu'minlere de salat edildiğinden bahsedilmektedir (Ahzab 43). Doğal olarak bilinmektedir ki Resulullah s.a.v. bu konuda başkalarından daha üst mertebede salata layıktır. Bu ayette başka ayetlerden farklı olarak Nebi s.a.v.'in tazim edildiği ve yüceltildiği konusunda icma vardır. Halımı de Resulullah s.a.v.'e salatın onu tazim anlamına geldiğini belirtmiştir. Yani "Allahım! Muhammed'e salat et" demek "onu yücelt" demektir. Bu sözle dünyada isminin yüceltilmesi, dininin yaygınlaşması, şeriatinin ebediliği; ahirette ise bol mükafatlara ermesi, ümmetine şefaat edebilmesi, makam-ı mahmud da fazilete ermesi kastedilmektedir. Buna göre mu'minlerden Hz. Nebi s.a.v.'e salat etmelerinin istenmesi rablerinden ona salat etmesi için dua etmeleri anlamına gelmektedir. Nebi s.a.v.'e salih edilirken Hz. İbrahim ve ailesine salat edilmesinin referans gösterilmesi konusunda açıklama yapmak gerekir. Zira yalnızca Nebi s.a.v. dahi Hz. İbrahim ve ailesinden daha üstün olduğu halde, arap dilindeki teşbih sanatı gereği öğretilen salat dualarında (Salli Barik duaları) diğerleri üstün görülmektedir. Çünkü bu dualarda Hz. İbrahim ve ailesi müşebbeh bihdir (kendisine benzetilen). Halbuki Nebi s.a.v. ile birlikte ailesinin de zikredilmesi üstünlüğünü bir kat daha artırmaktadır. Onun üstünlüğü ona yapılacak salatın da üstünlüğünü gerektirir. Bu konuda farklı yorumlar yapılmıştır: 1. Nebi s.a.v. Salli ve Barik dualarını öğretirken Hz. İbrahim'den daha üstün olduğunu bilmiyordu. Müslim'in rivayet ettiği bir hadise göre Nebi s.a.v. kendisine "mahlukatın en hayırlısı" diye hitap eden sahabıye Hz. İbrahim'i işaret etmiştir. İbnü'l-Arabı bu hadisi delilolarak kullanmış ve Nebi s.a.v.'in kendisi için Hz. İbrahim ile denklik talep etmesi ve ümmetine de bunu emretmesi ile bunu teyit etmiştir. Allah Teala da onu Hz. İbrahim'den daha üstün kılmıştır. Bununla birlikte bu yorum Nebi s.a.v.'in üstün olduğunu öğrendikten sonra salatın şeklini değiştirmemesi sebebi ile tenkit edilmiştir. 2. Nebi s.a.v. tevazusu sebebiyle böyle söylemiş; ümmetine de fazilet elde etmeleri için bunu tavsiye etmiştir. 3. Buradaki teşbih Hz. İbrahim'e yönelik salat ile Nebi s.a.v.'e yönelik salatı asıl itibariyle birbirine benzetmekte, iki salat arasında fazilet benzetmesi yapılmamaktadır. Aynı durum "Nuh'a vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik" ve "Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç size de farz kılındı" ayetlerinde de geçerlidir. Yine "Falancaya iyilik yaptığın gibi kendi çocuğuna da iyilik yap" denildiğinde iki iyilik arasında üstünlük benzerliği kurulmamıştır. Nevevi bu cevapların bir kısmını zikrettikten sonra İmam Şafiı'ye de nisbet edilen son görüşü tercih etmiştir. İbnü'l-Kayyım ise bu son cevap dışındakileri değersiz addedip "En güzeli Nebi s.a.v.'in Hz. İbrahim'in ailesinden daha hayırlı olduğunu söylemektir" der. "Allah Adem'i, Nuh'u, İbrahim ve İmran ailelerini alemlere üstün kılmıştır" ayetinin tefsirinde İbn Abbas'tan şöyle bir yorum nakledilmiştir: Hz. Muhammed, İbrahim ailesindendir. Sanki kendisine ve ailesine özelolarak salat etmemizi emretmekle, genelolarak İbrahim ailesi içerisinde kendisine yapmış olduğumuz salatı bir de özelolarak tekrar ettirmiştir. Bundan ailesi layık olduğu kadar istifade etmiş; geri kalan kısım kendisine ait olmuştur. Bu da İbrahim ailesinden olan diğer kimselerin payından fazladır. Böylece dua da yapılan teşbihin faydası ortaya çıkmaktadır. Şarihlerden bazılarının ifadesine göre Hz. İbrahim'in ailesinden maksat İshak ve İsmail yoluyla devam eden zürriyetidir. Hiç kuşkusuz Hz. İbrahim'in Sare ve Hacer dışında birisinden çocuğu olduğu kesin olarak bilinirse onlar da bu zürriyete dahil olurlar. Bu zürriyet içerisinde salat sırasında müslüman hatta müttaki olanlar düşünülmektedir. Buna göre kastedilenler Nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihler olup, başkaları değildir. Barik duasında Nebi s.a.v. için talep edilen bereket, hayır ve ikramda artırım ya da kusurlardan arındırıp temizleme anlamlarına gelmektedir. Hamıd övülmüş demektir. Medd ise en şerefli anlamına gelir. Hamd, ikram ve nimet bahşetmeye delalet ettiği gibi, bu sıfat da azamet ve celal sahibi olmaya delalet eder. Bu hadise dayanarak her namazda Resulullah s.a.v.'e salat getirmenin vacip olduğu ifade edilmiştir. İmam Şafii el-Ümm adlı eserinde Resulullah s.a.v.'e salat getirmenin farz kılındığını ifade etmiştir. Çünkü ayette şöyle buyurulmaktadır: "Allah ve melekleri Nebi'e salat etmektedir. Ey iman edenler! Sizler de ona salat-ü selam edin". Resulullah s.a.v.'e salatın farziyeti en fazla namaz esnasında uygun düşmektedir. Bu konuda Resulullah s.a.v.'den gelen haberlerde de bir delalet söz konusudur. Fukaha bu konuda İmam Şafii'ye muhalefette birleşmemişlerdir. Bilakis Ahmed İbn Hanbeliden bu mesele hakkında iki kanaat aktarılmıştır. İshak İbn Rahuye hamdin farz olduğunu ve onu terkedenin namazını iade etmesi gerektiğiniifade etmiştir. Hanemerle gelince üstadlarımızdan (Şafiılerden) biri, salatın Nebi s.a.v. her zikredildiğinde ona salat getirilmesi gerektiğini söyleyen Tahavı ve benzerlerini, teşehhüdün sonunda da Resulullah s.a.v. anıldığı için burada da salatın vacip kabul edilmesi gerektiğini söylemeye davet etmiştir. Bununla birlikte her ne kadar salatı bırakmamak istenmişse de bu namazın bir şartı da kılınmamıştır. İbnü'l-Kayyım bu meselede İmam Şafii'nin yanındadır. Şöyle der: Teşehhüdde Resulullah s.a.v.'e salat okumanın meşruiyeti konusunda icma oluşmuştur. İhtilaf bunun vacip mi müstehap mı olduğu konusundadır. Selef alimlerinin ameline uymayı gerekli görmeyenıere tabi olmak doğru değildir. Çünkü selef teşehhüdden sonra salat getirirdi. Ancak amel ile inanç / itikad kastediliyorsa bunun vacip olmadığına dair onlardan açık bir delil nakledilmelidir. Bu da bulunamayacak bir şeydir! Nebi s.a.v.'e salatın vacip olup olmadığı konusunda ihtilaf edilen yerler arasında ilk teşehhüdü (dört ya da üç rekatlık namazıarın ikinci rekatındaki teşehhüd), Cuma namazında okunan hutbeyi ve diğer hutbeleri ve cenaze namazını sayabiliriz. Salat getirilmesi konusunda çoğunda sahih isnadlı hadislerin varid olduğu yerler ise şunlardır: Müezzin ile birlikte içten ezan okunduktan sonra, duanın başı, ortası ve sonunda -ki başında olması daha muhtemeldir- kunut duasının sonunda, bayram tekbirlerinde, mescide giriş ve çıkışta, toplanıp ayrılışta, yolculuğa çıkış ve dönüşte, gece namazına kalkışta, Kur'an hatmedildiğinde, sıkıntı halinde yapılan dualarda, günahlardan tevbe edildiğinde, hadis rivayetinde, ilim ve zikir öğretiminde ve bir şeyin unutulmasında. Daha önce geçtiği üzere sahih bir hadiste Cuma günü çokça salat getirilmesi emredilmiştir

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَالدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ عَلَيْكَ، فَكَيْفَ نُصَلِّي قَالَ ‏ "‏ قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَآلِ إِبْرَاهِيمَ ‏"‏‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 80 (Dualar), Bâb 30, Hadis no. 6358
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:6358