İmrân b. Husayn (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yalan yere; "masbûra" yemini üzerine yemin eden kişi.cehennemdeki yüz üstü kalacağı yerine hazırlansın
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 22 · Yeminler ve AdaklarKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ التَّغْلِيظِ فِي الْأَيْمَانِ الْفَاجِرَةِ
- 2بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ يَمِينًا لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالًا لِأَحَدٍ
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْيَمِينِ عِنْدَ مِنْبَرِ النَّبِيِّ
- 4بَابُ الْحَلْفِ بِالْأَنْدَادِ
- 5بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ الْحَلْفِ بِالْآبَاءِ
- 6بَابُ لَغْوِ الْيَمِينِ
- 7بَابُ الْمَعَارِيضِ فِي الْيَمِينِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَلْفِ بِالْبَرَاءَةِ وَبِمِلَّةٍ غَيْرِ الْإِسْلَامِ
- 9بَابُ الرَّجُلِ يَحْلِفُ أَنْ لَا يَتَأَدَّمَ
- 10بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي يَمِينِ النَّبِيِّ ﷺ مَا كَانَتْ
- 12بَابٌ فِي الْقَسَمِ هَلْ يَكُونُ يَمِينًا
- 13بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ عَلَى طَعَامٍ لَا يَأْكُلُهُ
- 14بَابُ الْيَمِينِ فِي قَطِيعَةِ الرَّحِمِ
- 15بَابٌ فِيمَنْ يَحْلِفُ كَاذِبًا مُتَعَمِّدًا
- 16بَابُ الرَّجُلِ يُكَفِّرُ قَبْلَ أَنْ يَحْنَثَ
- 17بَابُ كَمِ الصَّاعُ فِي الْكَفَّارَةِ
- 18بَابٌ فِي الرَّقَبَةِ الْمُؤْمِنَةِ
- 19بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ بَعْدَ السُّكُوتِ
- 20بَابُ النَّهْيِ عَنِ النُّذُورِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّذْرِ فِي الْمَعْصِيَةِ
- 22بَابُ مَنْ رَأَى عَلَيْهِ كَفَّارَةً إِذَا كَانَ فِي مَعْصِيَةٍ
- 23بَابُ مَنْ نَذَرَ أَنْ يُصَلِّيَ فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ
- 24بَابٌ فِي قَضَاءِ النَّذْرِ عَنِ الْمَيِّتِ
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ
- 26بَابُ مَا يُؤْمَرُ بِهِ مِنَ الْوَفَاءِ بِالنَّذْرِ
- 27بَابٌ فِي النَّذْرِ فِيمَا لَا يَمْلِكُ
- 28بَابٌ فِيمَنْ نَذَرَ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِمَالِهِ
- 29بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَا يُطِيقُهُ
- 30بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَمْ يُسَمِّهِ
- 31بَابُ مَنْ نَذَرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ثُمَّ أَدْرَكَ الْإِسْلَامَ
(22) Kitâb: Yeminler ve Adaklar
بَابُ التَّغْلِيظِ فِي الْأَيْمَانِ الْفَاجِرَةِ
بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ يَمِينًا لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالًا لِأَحَدٍ
Abdullah (b. Mes'ûd) (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Bir kimse, müslüman bir kimse'nin malını almak için yalan yere yemin ederse; Allah kendisine gazaplı olduğu halde Allah'a ulaşır."Eş'as (r.a) dedi ki: Vallahi bu hadis benim hakkımdadır. Benimle bir yahudi'nin arasında (nidâlı) bir arazi vardı. Yahudi benim hakkımı inkâr etti. Durumu Hz. Nebi'e arzettim. Rasûlullah (s.a.v.) bana: “Delilin var mı?" diye sordu. Hayır, dedim. O zaman yahudiye: “Yemin et!" dedi. Ya Rasûlullah! Öyleyse yemin eder, malımı alır götürür, dedim. Bunun üzerine Allah: "Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin,” âyetini indirdi. [Âl-i İmran]
Eş'as b. Kays (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Kinde ve Hadramevt'den olan iki adam, Yemen'deki bir arazi konusunda Rasûlullah (s.a.v.)'in huzurunda davalaştılar. Hadramlı: Ya Rasûlallah! Benim arazimi bunun babası gasbetti. O, (şu anda) bunun elindedir, dedi.Rasûlullah (s.a.v.): "Delilin var mı?" buyurdu. Hayır, fakat o'nun; o arazinin benim olup, babasının benden gasbettiğini bilmediğine, Allah adına yemin etmesini istiyorum. Kindî, yemin etmeye hazırlandı. Hz. Nebi (s.a.v.): "Yemin ederek bir mal'a sahip olan kimse, Allah (c.c)'ya ancak elleri ayakları kesik olarak varır." buyurdu. -Bunun üzerine Kindeli: ;- Arazi onundur, dedi
Alkame b. Vâil b. Hucr el-Hadramî, babasın (Vâil) 'dan şu haberi nakletmiştir: Hadramevt ve Kinde'den birer adam Rasûlulîah (s.a.v.)'e geldiler. Hadramlı olan: Ya Rasûlallah! Bu adam, benim babamdan kaian arazi'me zorla sahip oldu. Kindeli: O, benim elimde (sahip olduğum) arazimdir. Orayı ekiyorum. Bunun orada hakkı yok. Hz. Nebi (s.a.v.) Hadramlıya; "Delilin var mı?" diye sordu.Hadramlı: Hayır. Rasûlullah (s.a.v.): "Senin için ancak o'nun (Kindelinin) yemini var (ona yemin ettirme hakkın var)." Hadramlı: Ya Rasûlallah! Bu facir birisi, yemin ettiği şey'e aldırmaz, hiçbir günahdan sakınmaz. Hz. Nebi (s.a.v.): "Senin bundan başka hakkın yok." Kindeli yemin etmek için (minberin yanına doğru) gitti. Arkasını dönünce Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Dikkat edin! Vallahi eğer haksız yere yemek için bir mal üzerine yemin ederse şüphesiz Allah Teâlâ'ya, o kendisinden yüz çevirmiş olduğu halde varacaktır." buyurdu
بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْيَمِينِ عِنْدَ مِنْبَرِ النَّبِيِّ
Câbir b. Abdillah (r.a)'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Benim şu minberimin yanında, yeşil bir misvak üzerine bile olsa, bir şey için yalan yere yemin eden hiç kimse yok ki cehennemdeki yerine hazırlanmış olmasın -veya kendisine cehennem vacip olmasın
بَابُ الْحَلْفِ بِالْأَنْدَادِ
Ebû Hureyre (r.a)'den, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yemin edip, yemininde "Lât'a yemin ederim ki" diyen kimse, hemen "Lâ ilahe illallah" desin. Arkadaşına; "Gel seninle kumar oynayalım" diyen kişi, sadaka olarak bir şey versin
بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ الْحَلْفِ بِالْآبَاءِ
Ebû Hureyre (r.a)'den Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Babalarınızın, annelerinizin ve putların adları ile yemin etmeyiniz. Sadece, Allah'ın adı ile yemin ediniz. (Allah'ın adı ile de) ancak (sözünüzde) doğru olduğunuzda yemin ediniz
Ömer b. el-Hattâb (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; O, bir kafile içerisinde babası adına yemin ediyor iken Rasûlullah (s.a.v.) kendisine yetişmiş ve: “Şüphesiz Allah sizi babalarınız (adı) ile yemin etmekten nehyediyor. Yemin edecek olan, Allah'a yemin etsin veya sussun." buyurmuştur
Ömer (r.a)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) beni işitti... -(Hz.Ömer;) babalarınız adı ile... sözüne kadar, önceki (3249.) hadisin mana olarak benzerini (söyleyip) şunu da ilâve etti-: "Vallahi (artık) ne kendimden ne de (başkasından) naklen bu şekilde bir daha yemin etmedim
Saîd b. Ebî Ubeyde'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: İbn Ömer (r.a.); "Kabe'ye yemin ederim-ki hayır" diye yemin eden bir adam'ı duyup ona: "Ben Rasûlullah (s.a.v.)'in; Allah'tan başkasına yemin eden (O'na) ortak koşmuştur, buyurduğunu işittim." dedi
Talha b. Ubeydullah (r.a) -bedevînin kıssasını (anlatan) hadiste-; Hz.Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Babasına yemin ederim ki doğru söylüyorsa kurtuldu. Babasına yemin ederim ki, doğru söylüyorsa cennet'e girdi
İbn Büreyde; babasından, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Emanet’e yemin eden, bizden değildir
بَابُ لَغْوِ الْيَمِينِ
İbıahim -yani es-Sâiğ-; Atâ'dan, yeminde lağv konusunda şöyle haber vermiştir: Âişe (r.anha) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.); "[O], kişinin evinde (söylediği) "Hayır vallahi, evet vallahi" gibi sözleridir." buyurdu. Ebu Dâvûd dedi ki: İbrahim es-Sâiğ, salih bir adamdı. Ebû Müslim onu, Avandes'de katletti. Tokmağı kaldırdığında ezanı duyarsa bırakıverirdi. Yine Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi Dâvûd b. Ebi'l-Furât; İbrahim es-Sâiğ'den, Hz. Âişe'ye mevkuf olarak rivayet etmiştir. Zührî, Abdülmeük b. Ebî Süleyman ve Mâlik b. Miğvel de aynı şekilde hepsi Atâ'dan Hz. Âişe'ye mevkuf olarak rivayet etmişlerdir. Diğer tahric: Buhari (4613, 6663); Nesai s-kübra (11084); İbn Hibban (4333); Muvatta
بَابُ الْمَعَارِيضِ فِي الْيَمِينِ
Ebû Hureyre (r.a)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yemin'in, arkadaşının seni tasdik edeceği (niyet) üzerine olanıdır." Müsedded; "Bana, Abdullah b. Ebî Salih haber verdi" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Onun ikisi, (yani) Abdullah b. Ebî Salih ve Abbâd b. Ebî Salih birdir
Süveyd b. Hanzala (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Aramızda Vâil b. Hucr da olduğu halde Rasûlullah (s.a.v.)'i görmek üzere çıktık. Vâil'i bir düşmanı yakaladı. (Yanımızdaki) topluluk yemin etmeyi günah saydılar, ben ise; "O benim kardeşim" diye yemin ettim. Bunun üzerine düşmanı onu salıverdi. Rasûlullah (s.a.v.)'e geldik, o'na öbürlerinin yemin etmeyi günah saydıklarını, benim ise "o benim kardeşim" diye yemin ettiğimi haber verdim. Rasûlullah (s.a.v.): ''Doğru söylemişsin, müslüman müslüman'ın kardeşidir" buyurdu
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَلْفِ بِالْبَرَاءَةِ وَبِمِلَّةٍ غَيْرِ الْإِسْلَامِ
Sabit b. Dahhâk (r.a)'in Ebû Kılâbe'ye haber verdiğine göre; O, (yani Sabit) Ağacın altında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bi'at etmişti. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İslâm dininden başka bir din üzerine yalan yere yemin eden kişi, dediği gibidir. Kendisini bir şey (âlet) ile öldüren kimse, kıyamet gününde onunla cezalandırılır. Sahibi olmadığı bir şeyi adakta bulunana bir şey lâzım değildir
Abdullah b. Büreyde, babasından, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yemin edip de, "ben İslâm'dan beriyim" diyen kişi eğer yalancı ise dediği gibidir. Sadık ise, asla İslâm'a salim olarak dönmeyecektir
بَابُ الرَّجُلِ يَحْلِفُ أَنْ لَا يَتَأَدَّمَ
Yusuf b. Abdullah b. Abdüsselâm'dan, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'i gördüm; hurmayı bir ekmek parçasının üzerine koyup, "Bu (hurma), bunun (ekmeğin) katığıdır." buyurdu
Harun b. Abdullah, Ömer b. Hafs'dan, Ömer, babası vasıtasıyla Muhammed b. Yahya'dan, o Yezid el-A'ver'den, o da Yusuf b. Abdullah b. Selâm'dan.önceki (3259.) hadisin benzerini rivayet etmiştir
بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ
İbn Ömer (r.a)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'e ref ederek, şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir şey üzerine yemin edip arkasından "İnşaallah" diyen kimse (yemininde) istisna etmiştir
İbn Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yemin edip de istisna eden kimse, isterse döner, isterse hıns (yemini bozma) olmadan terkeder
بَابُ مَا جَاءَ فِي يَمِينِ النَّبِيِّ ﷺ مَا كَانَتْ
İbn Ömer (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), en çok; "Kalbleri değiştirene yemin ederim ki, Hayır...” şeklinde yemin ederdi
Ebû Saîd el-Hudrî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.); yeminde mübalağa ettiği zaman;"Ebu'l-Kasım'ın canına sahib olan (Allah)'a yemin ederim ki..." derdi
Ebû Hureyre (r.a)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) yemin ettiği zaman; "Hayır, estağfirullah" derdi
Âsim b. Lakît'den rivayet edildiğine göre, Lakît b. Âmir bir hey'etle Rasûlullah (s.a.v.)'e gelmişti.Lakît şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına vardık... Lakît; içerisinde Rasûlullah (s.a.v.); "İlâhının Ömrüne (bekasına) yemin ederim ki..." buyurdu (sözleri de bulunan) bir hadis söyledi
بَابٌ فِي الْقَسَمِ هَلْ يَكُونُ يَمِينًا
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ebû Bekir (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'e "Allah aşkına" diye yemin etti, o da: "Yemin ederek ısrar etme” buyurdu
îbn Abbas (r.a.) şöyle haber vermiştir: Ebu Hureyre (r.a)'in bildirdiğine göre; bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'e geldi ve: Ben bu gece bir rü'ya gördüm, deyip rüyasını anlattı. Ebû Bekir (r.a) rüyayı tabir etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Bazısında isabet ettin, bazısında hata ettin" buyurdu. Hz. Ebû Bekir; Babam sana feda olsun ya Rasûlallah! Allah aşkına, sana yemin ediyorum, hata ettiğim şeyin ne olduğunu bana haber versen, dedi. Rasûlullah: “(Allah adına) yemin ederek ısrar etme." buyurdu
Bize Muhammed b. Yahya (b. Fâris), Muhammed b. Kesîr'den; o, Süleyman b. Kesîr'den, Süleyman; Zührî'den, o Ubeydullah'tan; Ubeydullah da İbn Abbas vasıtasıyla Rasûlullah'tan bu (önceki 3268.) hadisi haber verdi. Kasem (yemin)i zikretmedi. Ancak hadisinde, "Hz. Nebi (s.a.v.) Ebû Bekir'e (hatasını ve doğrusunu) haber vermedi." sözünü ilâve etti
بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ عَلَى طَعَامٍ لَا يَأْكُلُهُ
Abdurrahman b. Ebî Bekir (r.a.) şöyle demiştir: Bize misafirlerimiz geldi. Ebû Bekir (babam) geceleyin Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında konuşuyordu. Bana "Sen bunların ziyafetini tamamlayıncaya kadar yanına dönmeyeceğim" dedi. Misafirlerin yemeklerini getirdim. Onlar; Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz, dediler. Nihayet Ebû Bekir: geldi ve; Misafirleriniz ne yaptı? Yemeklerini yedirdiniz mi? dedi. Misafirler; Hayır, dediler. Ben; Onlara yemeklerini getirdim, yemediler, "Vallahi Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz" dediler, dedim.Onlar da: Doğru söyledi, bize yemeği getirdi ama biz sen gelinceye kadar yemek istemedik. Ebû Bekir: Sizi yemekten men eden ne? (Niçin yemediniz?). Senin mevkiin, (Nebi'in katındaki derecen). Vallahi, bu gece ben o yemeği yemeyeceğim. Vallahi, sen yemedikçe biz de yemeyeceğiz. Bunun üzerine Ebû Bekir: Vallahi bu geceki kadar kötü bir gece görmedim. Yemeğinizi yaklaştırın, dedi. Yemekleri yaklaştırıldı, Ebû Bekir "Bismillah" deyip yedi, onlar da yediler. Öğrendim ki; Ebû Bekir, sabahleyin Hz. Nebi (s.a.v.)'e gidip, kendisinin ve misafirlerin yaptıklarını haber vermiş. Efendimiz de; "İyi etmişsin, sen yeminine onlardan daha itaatli ve daha sadıksın" buyurmuş
İbnü'l-Müsennâ; Salim b. Nuh ve Abdül-A'lâ'dan, onlar Cerîrî'den; Cerirî, Ebî Osman'dan, o da Abdurrahman b. Ebî Bekir'den bu (önceki 3270.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. İbnü'l-Müsennâ hadisinde, Salim'den; "Bana keffaret ulaşmadı" dediğini ilâve etmiştir
بَابُ الْيَمِينِ فِي قَطِيعَةِ الرَّحِمِ
Saîd b. Müseyyeb'den rivayet edildiğine göre; Ensar'dan iki kardeş arasında (ortak) bir miras vardı. Birisi, diğerinden (mirası) taksim etmeyi istedi. Bunun üzerine kardeşi; Eğer bir daha taksimi istersen bütün malım Kabe'ye olsun, dedi. O zaman Ömer (r.a.) şöyle dedi: Kabe'nin senin malına ihtiyacı yok. Yemininin keffaretini ver ve kardeşinle konuş. Ben Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: "Rabbine isyanda, sıla-i rahmi kesmekte ve sahibi olmadığın şeyde; sana yemin (yeminin gereğine sadakat) de yoktur, nezir de" buyururken duydum
Amr b. Şu'ayb; babası vasıtasıyla dedesinden, Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Nezir ancak kendisi ile Allah'ın rızası istenilen şeyde olur. Sıla-i rahmi kesmek konusunda da yemin yoktur
Amr b. Şu’ayb, babası kanalıyla dedesi (Abdullah bin Amr) den, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kişi’nin mâlik olmadığı şeyde, Allah'a isyan konusunda ve sıla-i rahmi kesmekte; yemin de nezir de yoktur. Bir kimse, bir şey üzerine yemin eder de, başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminini (yemin ettiği şeyi) bırakıp o hayırlı olanı yapsın. Şüphesiz onu terketmesi, yeminine keffarettir." Ebû Dâvûd dedi ki: Pek azı müstesna, Nebi (s.a.v.)'den gelen tüm (sahih) hadislerde, "Yemininden dolayı keffaret ödesin" şeklindedir. Yine Ebû Dâvûd der ki: Ahmed'e, "Yahya b. Saîd, Yahya b. Ubeydullah'tan hadis rivayet ettimi?" dedim. "Buna ehil olduğu halde, rivayeti terketti. Yahya b. Ubeydullah'ın hadisleri münkerdir, babası da tanınmaz. " dedi
بَابٌ فِيمَنْ يَحْلِفُ كَاذِبًا مُتَعَمِّدًا
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; İki adam Rasûlullah (s.a.v.)'in huzurunda birbirleri ile davalaştılar. Hz. Nebi (s.a.v.) davacı'dan (iddiasını isbat edecek) delil istedi, ancak onun delili yoktu. Bunun üzerine davalıya yemin teklif etti. Davalı; "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim" diye yemin etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Evet, (yalan yere) yemin ettin. Fakat "Lâ ilahe illallah" sözünün ihlâsı sebebiyle bağışlandın" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisten, Hz. Nebi (s.a.v.) keffareti emretmediği murat edilir
بَابُ الرَّجُلِ يُكَفِّرُ قَبْلَ أَنْ يَحْنَثَ
Ebû Büreyde, babasından (Ebu Musa el-Eş'arî); Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Vallahi şüphesiz ben, inşaallah bir şey üzerine yemin edip de, o şey'den başkasını daha hayırlı zannedersem; mutlaka yeminimden dolayı keffaret öder ve o hayırlı olanı yaparım." Yahut da Hz. Nebi (s.a.v.),: "Mutlaka daha hayırlı olan'ı yapar, yeminime de keffaret öderim" buyurdu
Abdurrahman b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah(s.a.v.) bana: "Ya Abdurrahman b. Semure! Bir şey üzerine yemin edip de başkasını o şeyden daha hayırlı gördüğünde o hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed'in, yemini bozmadan önce keffaret ödemeye ruhsat verdiğini duydum
Katâde, Hasen'den o da Abdurrahman b. Semüre'den (önceki 3277.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Katâde,-(bu rivayette, öncekinden farklı olarak Rasûlullah (s.a.v.'in); "Yemininden dolayı keffaret öde, sonra o hayırlı olanı yap" (buyurduğunu) söyledi. Ebü Dâvûd dedi ki: Ebû Muse'l-Eş'arî, Adiyy b. Hâtem ve Ebû Hureyre'nin hadisleri bu hadisin manasındadır. Bunlardan her birinden (yapılan) bazı rivayet (ler)de; yemini bozmak keffaretten önce, bazılarında ise keffaret yemini bozmaktan öncedir
بَابُ كَمِ الصَّاعُ فِي الْكَفَّارَةِ
İbn Harmele dedi ki: Ümmü Habib bize bir sa' hibe etti ve Safiyye (r.anha)'nın kardeşinin oğlu vasıtasıyla Safiyye (r.anha)'dan, o'nun Rasûluîlah (s.a.v.)'in sa'ı olduğunu haber verdi. Enes (r.a) der ki: "O sa'ı ölçtüm , Hişâm'ın müddü ile iki buçuk müd buldum
Muhammed b. Muhammed b. Hallâd Ebû Ömer şöyle der: Bizde Halid'in mekkûku denilen bir mekkûk vardı. O Harun'un ölçeği ile iki ölçekti. Halid'in sa'ı da, Hişâm'ın yani Hişâm b. Abdilmelik'in sa'ı idi
Müsedded, Ümeyye b. Halid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halid el-Kasrî vali olunca sa'ı büyüttü ve bir sa' on altı rıtıl oldu. Ebû Dâvûd dedi ki: Muhammed b. Muhammed b. Hallâd'ı zenciler (harpte ve hataen değil) kasden öldürdüler. Ebû Dâvûd elini şöyle uzattı, avuçlarının içini yere doğru tuttu ve şöyle dedi: Halid'i rüyamda gördüm "Allah sana nasıl muamele etti? diye sordum. "Cennete koydu"dedi. "Senin (Zencilerin önünde) durman demek sana zarar vermedi" dedim
بَابٌ فِي الرَّقَبَةِ الْمُؤْمِنَةِ
Muâviye b. Hakem es-Sülemî'den, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Rasûlallah! Benim bir cariyem var, o'na bir tokat attım, dedim. Hz. Nebi (s.a.v.) bunu bana çok gördü, (yakıştırmadı).Ben de: Onu azad edeyim mi? diye sordum. "O cariyeyi bana bîr getir." buyurdu. Ben de onu Rasûluilah'a getirdim, Efendimiz (kadına):. "Allah nerede?" diye sordu. Gökyüzünde. "Ben kimim?" Sen Allah'ın elçisisin. RasûluIIah (s.a.v.) (bana): “Onu azad et, şüphesiz o mü'mindir" buyurdu
Şerîd (b. Süveyd es-Sakafî)'den rivayet edildiğine göre; Annesi ona kendisi adına bir mü'min köle azad etmesini vasiyet etti. Şerîd, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip: Ya Rasûlallahî Annem bana kendisi adına bir mü'min köle azad etmemi vasiyet etti. Benimse, Nûbiyeli siyah bir cariyem var (onu azad edebilir miyim?), dedi. (Bundan sonra) ravi, önceki (3282.) hadisin benzerini zikretti. Ebû Dâvûd dedi ki: Halid b. Abdiliah, hadisi mürsel olarak rivayet etti, Şerîd'i anmadı
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'e siyah bir cariye getirip: Ya Rasûlallah! Benim mü'min bir köle azad etme borcum var (bu olur mu?), dedi. Rasûlullah (s.a.v.), cariyeye; "Allah nerede?" dedi. Cariye parmağı ile gökyüzünü gösterdi; Hz. Nebi bu sefer: “Ben kimim?" diye sordu. Cariye, Nebi (s.a.v.)'i ve gökyüzünü işaret etti; yani, "Sen Allah'ın elçisisin" (demek istedi). Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Onu azad et, o mü'mindir" buyurdu
بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ بَعْدَ السُّكُوتِ
İkrime (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Rasulullah (s.a.v.): “Vallahi Kureyş'le savaşacağım, vallahi Kureyş'le savaşacağım, vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurdu. Sonra "İnşaallah" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Çokları bu hadisi, Şerik, Simâk ve İkrime kanalıyla İbn Abbas'a, o da Rasûlullah (s.a.v.)'e isnad etmiştir. Velid b. Müslim, Şerik'ten naklen; "Sonra Rasûiuliah (s.a.v.) onlarla savaşmadı" demiştir
İkrime'den merfu’ olarak rivayet edildiğine göre; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem: "Vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurmuş, sonra" İnşallah" demiştir. Daha sonra, "İnşaallah, vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurmuştur. Yine, "Vallahi Kureyş'le savaşacağını" deyip susmuş, daha sonra da "İnşaallah" demiştir. Ebû Dâvûd dedi ki: Velid b. Müslim bu hadiste Şerik'ten, "Sonra onlarla savaşmadı" dediğini ilâve etmiştir
بَابُ النَّهْيِ عَنِ النُّذُورِ
Abdullah b. Ömer (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) nezir'den nehy etmeye başladı. "Nezir hiçbir şeyi değiştirmez, ancak onun sebebiyle cimri'den (mal)çıkartıhr.” buyurdu. Müsedded, Rasûlullah (s.a.v.); “Nezir hiçbir şeyi değiştirmez” buyurdu, dedi
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) (Allah C.C.'nun şöyle buyurduğunu) söylemiştir: "Adak adamak insanoğluna; benim kendisi için takdir etmediğim bir şeyi getirmez. Ancak adak insanı, benim kendisine takdir ettiğim şeye iletir. (Onunla) cimriden mal çıkarılır. Cimri, Önceden vermediğini o adağı üzerine verir
بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّذْرِ فِي الْمَعْصِيَةِ
Âişe (r.anha)'den, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurluğu rivayet edilmiştir. "Allah'a itaat etmeyi adayan kişi itaat etsin. Allah'a isyan etmeyi adayan ise isyan etmesin
بَابُ مَنْ رَأَى عَلَيْهِ كَفَّارَةً إِذَا كَانَ فِي مَعْصِيَةٍ
Âişe (r.anha)'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah'a isyan konusunda adak olmaz. (Eğer adanmışsa) onun keffareti yemin keffaretidir
İbn Şerh, bize İbn Vehb'den, o; Yunus'dan Yunus da İbn Şihâb'dan önceki (3290) hadisi aynı mana ve aynı isnadla rivayet etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Şebbûye'yi şöyle derken duydum: "İbnü'l-Mübârek; -bu hadis hakkında- Ebû Seleme haber verdi, dedi. Bu; Zührî'nin, hadisi Ebû Seleme'den duymadığına delâlet eder." Ahmed b. Muhammed de; "Eyyûb -yani EbîSüleyman-'un bize haber verdiği şey bu sözün tasdikidir" demiştir. Yine Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Hanbel'i şöyle derken işittim: "Bu hadisi bize ifsad ettiler. " Kendisine: "Sence onun ifsadı doğru mu ve onu İbn Ebî Üveys'-den başkası rivayet etti mi?" denildi. "Eyyûb -yani Eyyûb b. Süleyman b. Bilâl- ondan (İbn Ebî Üveys) daha iyidir. O hadisi Eyyûb da rivayet etmiştir," karşılığını verdi. Ebu Dâvûd bu sözleri, geçen hadisin zayıflığına işaret için kitabına almıştır