Bize Ahmed b. Muhammed el-Mervezî haber verdi. Bize, Eyyûb b. Süleyman, Ebû Bekir b. Üveys'den, o Süleyman b. Bilâl'den, Süleyman, İbn Ebî Atik ve Musa b. Ukbe'den, onlar İbn Şihâb'dan, îbn Şihâb da Süleyman b. Erkâm'dan haber verdi. Süleyman'a Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme vasıtasıyla Hz. Âişe (r.anha)'dan Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu bildirmiş: "(Allah'a) isyan konusunda adak olmaz. (Adanmişsa) onun keffareti, yemin keffarelidir." Ahmed b. Muhammed el-Mervezî şöyle dedi: Gerçekte hadis; Ali b. el-Mübârek'in Yahya.b. Ebî Kesîr'den, onun Muhammed b. Zübeyr'den, onun babasından, onun da İmrân b. Husayn vasıtasıyla Hz. Nebi (s.a.v.)'den rivayet ettiği hadistir. Mervezî bu sözüyle), Süleyman b. Erkâm'ın bu hadiste vehm'e düştüğünü ve onu kendisinden Zührî'nin alıp (Süleyman'ı anmadan) mürsel olarak Ebû Seleme'den, onun da Hz. Âişe'den rivayet ettiğini kasdetmiştir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis'in bir benzerini Bakiyye, Evzai'den; Evzaî, Yahya'dan; Yahya, Muhammed' b. Zübeyr'den, Ali b. Mübarek'in isnadı ile rivayet etmiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 22 · Yeminler ve AdaklarKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ التَّغْلِيظِ فِي الْأَيْمَانِ الْفَاجِرَةِ
- 2بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ يَمِينًا لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالًا لِأَحَدٍ
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي تَعْظِيمِ الْيَمِينِ عِنْدَ مِنْبَرِ النَّبِيِّ
- 4بَابُ الْحَلْفِ بِالْأَنْدَادِ
- 5بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ الْحَلْفِ بِالْآبَاءِ
- 6بَابُ لَغْوِ الْيَمِينِ
- 7بَابُ الْمَعَارِيضِ فِي الْيَمِينِ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي الْحَلْفِ بِالْبَرَاءَةِ وَبِمِلَّةٍ غَيْرِ الْإِسْلَامِ
- 9بَابُ الرَّجُلِ يَحْلِفُ أَنْ لَا يَتَأَدَّمَ
- 10بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ
- 11بَابُ مَا جَاءَ فِي يَمِينِ النَّبِيِّ ﷺ مَا كَانَتْ
- 12بَابٌ فِي الْقَسَمِ هَلْ يَكُونُ يَمِينًا
- 13بَابٌ فِيمَنْ حَلَفَ عَلَى طَعَامٍ لَا يَأْكُلُهُ
- 14بَابُ الْيَمِينِ فِي قَطِيعَةِ الرَّحِمِ
- 15بَابٌ فِيمَنْ يَحْلِفُ كَاذِبًا مُتَعَمِّدًا
- 16بَابُ الرَّجُلِ يُكَفِّرُ قَبْلَ أَنْ يَحْنَثَ
- 17بَابُ كَمِ الصَّاعُ فِي الْكَفَّارَةِ
- 18بَابٌ فِي الرَّقَبَةِ الْمُؤْمِنَةِ
- 19بَابُ الِاسْتِثْنَاءِ فِي الْيَمِينِ بَعْدَ السُّكُوتِ
- 20بَابُ النَّهْيِ عَنِ النُّذُورِ
- 21بَابُ مَا جَاءَ فِي النَّذْرِ فِي الْمَعْصِيَةِ
- 22بَابُ مَنْ رَأَى عَلَيْهِ كَفَّارَةً إِذَا كَانَ فِي مَعْصِيَةٍ
- 23بَابُ مَنْ نَذَرَ أَنْ يُصَلِّيَ فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ
- 24بَابٌ فِي قَضَاءِ النَّذْرِ عَنِ الْمَيِّتِ
- 25بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ
- 26بَابُ مَا يُؤْمَرُ بِهِ مِنَ الْوَفَاءِ بِالنَّذْرِ
- 27بَابٌ فِي النَّذْرِ فِيمَا لَا يَمْلِكُ
- 28بَابٌ فِيمَنْ نَذَرَ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِمَالِهِ
- 29بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَا يُطِيقُهُ
- 30بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَمْ يُسَمِّهِ
- 31بَابُ مَنْ نَذَرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ثُمَّ أَدْرَكَ الْإِسْلَامَ
(22) Kitâb: Yeminler ve Adaklar
بَابُ مَنْ رَأَى عَلَيْهِ كَفَّارَةً إِذَا كَانَ فِي مَعْصِيَةٍ
Ukbe b. Amir (r.a) haber verdi ki: . O, Hz. Nebi (s.a.v.)'e, yalınayak yürüyerek başı örtüsüz (başı açık) hac'ca gitmeyi adayan kız kardeşinin durumunu sordu. Hz. Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ona emrediniz, başını örtsün, (bir şey'e) binsin ve üç gün oruç tutsun
Bize Mıhled b. Halid haber verdi, bize Abdürrezzak haber verdi, bize İbn Cüreyc haber verdi, İbn Cüreyc; "Bana Yahya b. Saîd yazdı" dedi. Bana, Benî Damra'nm azadlısı Ubeydullah b. Zahr haberi verdi, -o herhangi bir adamdı- ki kendisine Ebû Saîd er-Ruaynî, o hadisi Yahya'nın isnadı ve manasıyla haber verdi
İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip: Ya Rasûlallah! Kız kardeşim -yürüyerek hac'ca gitmeyi- adadı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah (c.c) kız kardeşinin meşakkat çekmesi ile bir şey yapacak değil, (onun yorulmasına muhtaç değildir). (Bir bineğe) binerek hacca gitsin ve yemininden dolayı keffaret ödesin
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi Kabe'ye yürüyerek gitmeyi adadı. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.) kendisine, bir bineğe binmesini ve bir hedy götürmesini emretti
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşinin yaya olarak hacca gitmeyi adadığı haberi Rasûlullah (s.a.v.)'e ulaşınca Efendimiz: "Şüphesiz Allah o'nun adağına muhtaç değildir. Ona emret, bir şeye binsin" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin benzerini Saîd b. Ebî Arûbe rivayet etmiştir. Halid de İkrime vasıtasıyla Hz. Nebi'den hadisin benzerini rivayet etmiştir
İkrime'den; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi... (Yukarıdaki Hişâm'ın hadisinin manası rivayet edildi. İkrime bu rivayetinde, hedy (kurban)'ı anmadı. Bu rivayette Hz. Nebi: "Kız kardeşine emret, bir bineğe binsin" buyurdu (ğu belirtilir). Ebû Dâvûd dedi ki: Hadisi, Halid de İkrime'den, Hişâm'ın rivayetinin manası ile rivayet etti
Ukbe b. Âmir el-Cühenî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kız kardeşim, Beytullah'a kadar yürümeyi adayıp, benden kendisi adına Hz. Nebi'e danışmamı istedi. Ben de Hz. Nebi'e danıştım. Rasûlullah (s.a.v.): "Hem yürüsün, hem de (bir bineğe) binsin" buyurdu
İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatmıştır: Rasûlullah (s.a.v.) (insanlara) hitab ederken, güneşin altında ayakta duran bir adam görüp durumunu sordu. Bu, Ebû İsrail'dir. Ayakta durmayı, oturmamayı, gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve oruç tutmayı adadı, dediler. Nebi (s.a.v.): "Ona söyleyin; konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın" buyurdu
Enes b. Mâlik (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.), iki oğlunun arasında götürülen bir adam görüp durumunu sordu. Yürümeyi adadı, dediler. Bunun üzerine Hz. Nebi: "Şüphesiz Allah bunun nefsine azab etmesine muhtaç değildir/' buyurdu ve (bir şeye) binmesini emretti. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin benzerini Amr b. Ebî Amr, A’rac'dan, o da Ebû Hureyre vasıtasıyla Hz. Nebi'den rivayet etmiştir
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) Kabe'yi tavaf ederken, kendisini, burnundaki halka ile bir başkasının çektiği bir adam'a rastladı. Hz. Nebi (s.a.v.) halkayı eli ile kopardı ve adam'a, onu eli ile yedmesini emretti
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi yürüyerek hacca gitmeyi adadı. Ama buna gücü yetmiyordu. Hz. Nebi (s.a.v.), (Ukbe'ye): "Şüphesiz Allah (c.c), kız kardeşinin yürümesine muhtaç değildir.(Bir şey'e) binsin ve bir deve veya sığır kurban etsin" buyurdu. Ayrıca Tirmizî, de nüzûr da tahric etti
İkrime, Ukbe b. Âmir'den rivayet etmiştir: Ukbe (r.a) Hz. Nebi (s.a.v.)'e; Kız kardeşim Kabe'ye kadar yürümeyi adadı, dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Allah (c.c), kız kardeşinin Ka'be'ye kadar yürümesi ile bir şey yapacak değildir." buyurdu
بَابُ مَنْ نَذَرَ أَنْ يُصَلِّيَ فِي بَيْتِ الْمَقْدِسِ
Câbir b. Abdillah (r.a)'dan rivayet edildiğine göre: Mekke fethi günü bir adam ayağa kalkıp; Ya Rasûlallah! Ben, Allah sana Mekke fethini nasib ederse Beytü'l-Makdis'de Allah için iki rek'at namaz kılmayı adadım, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Burada kıl" buyurdu. Adam sözünü tekrarladı, Hz. Nebi yine, "Burada kıl" buyurdu. Sonra adam sözünü bir daha tekrarladı. Bu sefer Rasûlullah: "Öyleyse sen bilirsin (burada kılmak istemiyorsan Beytü'l-Makdis'de kıl)"buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin bir benzeri Abdurrahman b. Avf tarafından Rasûlullah (s.a.v.)'dan rivayet edilmiştir
Abdurrahman b. Avf bu (yukarıdaki 3305.) haberi Hz.Peygamber'in ashabından bazı şahıslardan rivayet etmiştir. Ravi, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu eklemiştir: "Muhammed'i hak ile gönderen (Allah)'a yemin ederim ki, eğer sen şurada namazını kılsaydın Beyt-i Makdis'te namaz kılmanın yerine kâfi gelirdi." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi; el-Ensarî, İbn Cüreyc'den rivayet edip, Cafer b. Ömer demiştir. Cafer b. Ömer de (Hafs b. Amr'ın yerine) Amr b. Hayye der. Amr b. Hayye de bunu kendisine, Abdurrahman b. Avf ve Hz. Nebi'in ashabından bazı adamların haber verdiklerini söyler
بَابٌ فِي قَضَاءِ النَّذْرِ عَنِ الْمَيِّتِ
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildi ki: Sa'd b. Ubâde (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'den fetva sorup; Şüphesiz annem ödemediği bir nezir borcu olduğu halde öldü (ne yapayım?) dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): Onun yerine sen öde" buyurdu
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Bir kadın gemiye bindi ve Allah kendisini kurtarırsa (sahile çıkarırsa) bir ay oruç tutmayı adadı. Allah onu kurtardı, fakat kadın orucu tutmadan Öldü. Kızı -veya kız kardeşi-[Bu şek ravilerden birisine aittir.] Rasûlullah'a geldi, (meseleyi sordu). Hz. Nebi de kendisine; onun (ölenin) yerine oruç tutmasını emretti
Abdullah b. Büreyde'nin, babası Büreyde'den rivayet ettiğine göre; Bir kadın, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip: Ben anneme bir genç cariye vermiştim. Annem öldü ve bu cariyeyi miras olarak bıraktı, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Sen sevabını aldın ve o miras olarak sana geri döndü" buyurdu. Kadın: Ama annem bir ay oruç borcu olduğu halde öldü, dedi. Ravi (Ahmed b. Yunus), (bundan önceki) Amr b. Avn hadisinin benzerini zikretti. (Hz. Nebi'in, kadına annesinin orucunu ödemesini emrettiğini söyledi)
بَابُ مَا جَاءَ فِيمَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildi ki: Bir kadın Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip, (ölü olan) annesinin bir ay oruç borcu olduğunu söyledi ve; Onun yerine ben ödeyeyim mi? dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Annenin birisine borcu olsa öder miydin?" dedi. Evet. "Allah'ın borcu ödenmeye daha müstehaktır" buyurdu." Ayrıca bu hadis'i Buharî, savm; Müslim, savm; Ahmed b. Hanbel, I, 224, 258, 326. de de tahric ettiler
Âişe (r.anha)'dan, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Oruç borcu olduğu halde ölen kimsenin orurcunu onun yerine velisi (en yakın akrabası) tutar
بَابُ مَا يُؤْمَرُ بِهِ مِنَ الْوَفَاءِ بِالنَّذْرِ
Amr b. Şu'ayb'ın, babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre: Bir kadın Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip;"Ya Rasûlallah, ben senin huzurunda def çalmayı adadım" dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "- Nezrini yerine getir" buyurdu. Kadın: Ben, -cahiliye ehlinin kurban kestikleri yeri işaret ederek- şöyle şöyle bir yerde kurban kesmeyi adadım, dedi. Rasûlullah: “Resim şeklindeki bir put için mi?" Hayır. "Heykelden bir put için mi?" Hayır. “Nezrini yerine getir
Sabit b. Dahhâk (r.a)'den rivayet edilmiştir. Der ki: Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bir adam, Büvâne'de bir deve kesmeyi adadı. Hz. Nebi'e gelip: Ben Büvâne'de bir deve kurban etmeyi adadım, dedi.Hz. Nebi: "Orada cahiliye putlarından tapınılan bir put var mı?" dedi. Sahâbîler: Hayır, dediler. Hz. Nebi: "Orada onların bayramlarından bir bayram var mı?" Sahâbîler: Hayır, dediler. Hz. Nebi, adama: "Adağını yerine getir. Şüphesiz Allah'a isyan konusundaki ve insanoğlunun malik olmadığı şeydeki adağa vefa yoktur."buyurdu
Meymûne binti Kerdem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hz. Nebi'in (veda) haccında babamla birlikte çıktım. Ra-sûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. İnsanların "Rasûlullah" dediklerini duydum. Gözümle o'nu takibe başladım. Babam kendisine yaklaştı. Rasûlullah devesinin üzerinde idi. Elinde öğretmenlerin sopası gibi (ince) bir sopa vardı. Bedevilerin ve insanların "Tab, tab" dediklerini duydum. Babam o'na (iyice) yaklaştı, ayağını tuttu. Hz. Nebi buna ses çıkarmadı, durup babamı dinledi. Babam: Ya Rasûlallah, ben bir erkek çocuğum dünyaya gelirse, Büvâne (dağı)'nın tepesinde dik yokuşlu yollarda birkaç koyun kurban etmeyi adadım, dedi. -Abdullah b. Zeyd: "Tam bilmiyorum ama, galiba elli koyun demişti" dedi.- Rasûlullah: "Orada putlardan bir şey var mı?" diye sordu. Babam: Hayır, dedi. Rasûlullah (s.a.v.): "Allah için adadığın şeyi yerine getir" buyurdu.Meymûne devamla şöyle dedi: Babam koyunları toplayıp kesmeye başladı. Koyunlardan biri kurtulup kaçtı. Babam; "Ey Allah'ım, benim adağımı ödet" diyerek o'nu aradı. Buldu ve kesti
Amr b. Şu'ayb, Meymûne binti Kerdem b. Süfyân kanalıyla babası Kerdem'den, önceki (3310.) hadisin benzerini rivayet etmiştir. Bu rivayet Öbüründen biraz muhtasardır. (Bu rivayete göre) Hz. Nebi (s.a.v.): "Orada put veya cahiliye bayramlarından bir bayram var mı?" dedi. Kerdem: Hayır, dedi. (Kerdem der ki): Benim şu annemin yürüme adağı borcu var, onu ödeyeyim mi? İbn Beşşâr bazan, "onu ödeyelim mi?" derdi- dedim; (Rasûlullah:) “Evet" buyurdu
بَابٌ فِي النَّذْرِ فِيمَا لَا يَمْلِكُ
İmrân b. Husayn (r.a)'dan rivayet edildi. Dedi ki: Adbâ, Benî Akıl kabilesinden bir adamındı ve hacıları (n develerini) geçenlerdendi. Adam (devesiyle birlikte) esir edilip bağlı olarak Hz. Nebi'e getirildi. Hz. Nebi (s.a.v.); üstünde kadife olan bir eşeğin sırtında idi. Adam: Ya Muhammed ! Beni ve hacıları geçen (bu devey)i niçin tutuyorsun? dedi. Nebi s.a.v. “Seni, müttefiklerin olan Sakif in suçundan dolayı tutuyorum" buyurdu. Sakîfliler, Hz. Nebi'nn ashabından iki kişiyi esir etmişlerdi. Akıl kabilesinden olan adam, söylediği sözler içerisinde "Ben de müslümanım -veya ben de müslüman oldum"[Buradaki şüphe raviye aittir.] dedi. Hz. Nebi (s.a.v.) geçip gidince -Ebû Dâvûd, "Bu sözü Muhammed b. İsa'dan öğrendim" dedi-; Adam: Ya Muhammed ! Ya Muhammed ! diye bağırdı. Rasûlullâh (s.a.v.), merhametli (nazik) idi. Adam'a dönüp; "Ne istiyorsun?" dedi. Ben müslüman'ım. “Eğer sen bunu kendi işine malik İken (esir edilmeden önce) söyleseydin tam manasıyla kurtulurdun." Ebû Dâvûd; "Sonra Süleyman'ın hadisine döndüm." dedi-: Adam: Ya Muhammed ! Ben açım, beni doyur. Ben susuzum, beni sula. Rasûlullâh: "Senin ihtiyacın bu -veya bu onun ihtiyacıdır- (isteğini yapın)" buyurdu. Sonra adam (Sakîflilerdeki) iki kişiye mukabil fidye olarak verildi. Adbâ'yı ise, Hz. Nebi binmek için alıkoydu. Müşrikler, Medinelilerin otlaktaki hayvanlarına baskın yaptılar ve Adbâ'yı da götürdüler. Onu götürdüklerinde müslümanlardan bir kadını da esir etmişlerdi. Onlar geceleyin develerini avlularında çöktürürlerdi. Bir gece hepsi uyudular, kattın kalktı. Elini hangi deveye dokundursa, deve böğürüyordu. Nihayet Adbâ'nın yanma geldi. O itaatkâr, binilmeye alışık bir devenin yanına gelmişti. Hemen o'na bindi, sonra; eğer Allah kendisini kurtarırsa o'nu mutlaka boğazlamayı adadı. Kadın Medine'ye gelince, devenin Hz. Nebi'in devesi olduğu anlaşıldı ve Rasûlullâh bundan haberdar edildi. Bunun üzerine Rasûlullâh haber saldı, kadın getirildi. Kendisine kadının adağı bildirildi. Efendimiz: "Ona ne de kötü ceza vermişsin -veya ona ne de kötü ceza vermiş-; eğer Allah onu bunun üzerinde kurtarırsa o'nu mutlaka boğazlayacakmış! Allah'a isyan konusundaki ve insanoğlunun sahibi olmadığı şeydeki nezre vefa olmaz" buyurdu. Ebû Dâvûd: "Esir edilen bu kadın, Ebû Zerr'in karısıdır" dedi
بَابٌ فِيمَنْ نَذَرَ أَنْ يَتَصَدَّقَ بِمَالِهِ
Kâ'b b. Mâlik'den rivayet edilmiştir,, şöyle demiştir: Rasûlullah'a: Yâ Rasûlallah! Şüphesiz Allah ve Rasûlü için sadaka olarak malımdan soyulmam (malımın tümünü sadaka olarak vermem) benim tevbem (in kemalin) dendir, dedim. Rasûluliah (s.a.v.): "Malının bir kısmını kendine alakoy, bu senin için daha hayırlıdır." buyurdu. Kâ'b demiştir ki: Ben de; Hayber'deki sehmimi kendime alıkoyuyorum, dedim
Kâ'b b,. Mâlik'in oğlu Abdullah'ın babasından rivayetine göre; Kâ'b, tevbesi kabul edilince, Rasûlullah (s.a.v.)'e: Ben malımdan soyulacağım... (malımın hepsini dağıtacağım), dedi. Ravi Ahmed b. Salih (bundan sonra), "O senin için daha hayırlıdır" sözüne kadar, önceki (3312.) hadisin benzerini söyledi. Önceki rivayetin son ravisi Süleyman b. Dâvûd ve İbn Şerh, bununki ise Ahmed b. Salih'tir. Rivayetlerin diğer ravileri aynı şahıslardır
Kâ'b b. Mâlik'den rivayet edildiğine göre; O veya Ebû Lübâbe ya da Allah'ın dilediği birisi, Hz. Peygamber (s.a.v.)'e: İçerisinde günaha girdiğim, kavmimin bu yurdunu terketmek ve malımın tümünden sadaka olarak soyulmak benim tevbemdendir, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): “Üçte birini vermen yeter" buyurdu
Ma'mer, Zührî'den; Kâ'b b. Mâlik'in oğlunun şöyle deliğini nakleder: Ebû Lübâbe... Ravi önceki rivayeti ma'na olarak zikretti. Hâdise Ebû Lübâbe'ye aittir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Yunus, İbn Şihâb'dan, o da Sâib b. Ebî Lübâbe oğulırının birinden rivayet etti. Zebîdî de, Zührî vasıtasıyla Hüseyn b. Sâib b. Ebî Lübâbe'den ir benzerini rivayet etmiştir
Kâ'b b. Mâlik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Rasûlallah! Şüphesiz malımın tümünü Allah ve Rasûlü'ne sadaka olarak çıkarmam, benim Allah'a tevbemdendir, dedim. Hz. Nebi: "Hayır" buyurdu. Yarısını, dedim. “Hayır" buyurdu. Üçte birini, dedim. "Evet" karşılığını verdi. Ben de; Hayber'deki sehmimi alıkoyacağım, dedim
بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَا يُطِيقُهُ
İbn Abbas (r.a.)'dan; Rasûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Bir kimse adını anmadan bir adakta bulunsa o'nun keffareti yemin keffaretidir. Günah olan bir şeyi nezredenin nezrinin keffareti yemin keffaretidir. Gücünün yetmeyeceği bir adağı adayanın keffareti de yemin keffaretidir. [Gücünün yettiği bir adağı adayan kişi adağını yerine getirsin.] Bu ilâve bazı nüshalarda mevcut değildir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Veki' ve başkaları Abdullah b. Said b. Ebi'l-Hind'den, İbn Abbas'a mevkuf olarak rivayet etmişlerdir
بَابُ مَنْ نَذَرَ نَذْرًا لَمْ يُسَمِّهِ
Ukbe b. Âmir (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'in.şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Nezrin keffareti yemin keffaretidir." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Amr b. e-Hâris, Kö'b b. Alkame'den, Kâ'b daîbn Şemmâse vasıtasıyla Ukbe'den rivayet etmiştir
Bize Muhammed b. Avf haber verdi. Onlara Saîd b. el-Hakem söylemiş. (Saîd der ki:) Bize Yahya b. Eyyûb, Kâ'b b. Alkame'den nakletti. Kâ'b, İbn Şemmâse'den duymuş. .O, Ebu'l-Hayr kanahyla Ukbe b. Âmir'den, o da Hz. Nebi'den önceki (3323.) hadisin benzerini nakletti
بَابُ مَنْ نَذَرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ثُمَّ أَدْرَكَ الْإِسْلَامَ
Hz. Ömer (r.a)'den rivayet edildi ki, O; Ya Rasûiallah, ben cahiliye çağında Mescid-i Haram'da bir gece i'tikâf'ta kalmayı adadım, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.) kendisine: "- Adağını yerine getir" buyurdu