Ebû Saîd el-Hudri'nin şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah (s.a.v) yeni bir elbise giydiği zaman gömlekse veya sarıksa (o elbisenin) ismini anar sonra;at "Allalı'ım sana hamd olsun, bunu bana sen giydirdin. Ben senden bunun hayrını ve yapılış gayesindekî hayrı istiyorum. Bunun ve yapılış gayesinin şerrinden sana sığınıyorum" diye dua ederdi. (Ravi) Ebu Nedre dedi ki: Nebi (s.a.v)'in sahâbilerinden biri yeni elbise giydiği zaman (tebrik etmek maksadıyla) ona (İnşallah sen bu elbiseyi) eskit( inceye kadar giyin)irsin ve yüce Allah (sana) onun yerine (daha hayırlısını) verir, denirdi
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 34 · ElbiseKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابٌ فِيمَا يُدْعَى لِمَنْ لَبِسَ ثَوْبًا جَدِيدًا
- 2بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقَمِيصِ
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَقْبِيَةِ
- 4بَابٌ فِي لُبْسِ الشُّهْرَةِ
- 5بَابٌ فِي لُبْسِ الصُّوفِ وَالشَّعَرِ
- 6بَابُ لِبَاسِ الْغَلِيظِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي الْخَزِّ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ
- 9بَابُ مَنْ كَرِهَهُ
- 10بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْعَلَمِ وَخَيْطِ الْحَرِيرِ
- 11بَابٌ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ لِعُذْرٍ
- 12بَابٌ فِي الْحَرِيرِ لِلنِّسَاءِ
- 13بَابٌ فِي لُبْسِ الْحِبَرَةِ
- 14بَابٌ فِي الْبَيَاضِ
- 15بَابٌ فِي غَسْلِ الثَّوْبِ وَفِي الْخُلْقَانِ
- 16بَابٌ فِي الْمَصْبُوغِ بِالصُّفْرَةِ
- 17بَابٌ فِي الْخُضْرَةِ
- 18بَابٌ فِي الْحُمْرَةِ
- 19بَابٌ فِي الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 20بَابٌ فِي السَّوَادِ
- 21بَابٌ فِي الْهُدْبِ
- 22بَابٌ فِي الْعَمَائِمِ
- 23بَابٌ فِي لِبْسَةِ الصَّمَّاءِ
- 24بَابٌ فِي حَلِّ الْأَزْرَارِ
- 25بَابٌ فِي التَّقَنُّعِ
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي إِسْبَالِ الْإِزَارِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الْكِبْرِ
- 28بَابٌ فِي قَدْرِ مَوْضِعِ الْإِزَارِ
- 29بَابٌ فِي لِبَاسِ النِّسَاءِ
- 30بَابٌ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ﴾
- 31بَابٌ فِي قَوْلِهِ ﴿وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ﴾
- 32بَابٌ فِيمَا تُبْدِي الْمَرْأَةُ مِنْ زِينَتِهَا
- 33بَابٌ فِي الْعَبْدِ يَنْظُرُ إِلَى شَعْرِ مَوْلَاتِهِ
- 34بَابٌ فِي قَوْلِهِ: ﴿غَيْرِ أُولِي الْإِرْبَةِ﴾
- 35بَابٌ فِي قَوْلِهِ ﷿: ﴿وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ﴾
- 36بَابٌ فِي الِاخْتِمَارِ
- 37بَابٌ فِي لِبْسِ الْقَبَاطِيِّ لِلنِّسَاءِ
- 38بَابٌ فِي قَدْرِ الذَّيْلِ
- 39بَابٌ فِي أُهُبِ الْمَيْتَةِ
- 40بَابُ مَنْ رَوَى أَنْ لَا يَنْتَفِعَ بِإِهَابِ الْمَيْتَةِ
- 41بَابٌ فِي جُلُودِ النُّمُورِ وَالسِّبَاعِ
- 42بَابٌ فِي الِانْتِعَالِ
- 43بَابٌ فِي الْفُرُشِ
- 44بَابٌ فِي اتِّخَاذِ السُّتُورِ
- 45بَابٌ فِي الصَّلِيبِ فِي الثَّوْبِ
- 46بَابٌ فِي الصُّوَرِ
(34) Kitâb: Elbise
(Bir önceki 4020. hadis-i şerifin bir) benzeri de el-Cerîrî'den yine aynı senedle rivayet olunmuştur
(numaralı hadisin) manası da el-Cerîrî'den yine aynı senedle rivayet edilmiştir. (Yani her ikisi de bu hadisi el-Cerîrî'den işitmişlerdir.) Ebu Dâvûd dedi ki: (Bu hadisi rivayet edenlerden) Abdülvahhab (kendisi bizzat Hz. Nebi'den alan) Ebu Saîd'i (senedinde) zikretmedi. Hammâd b. Seleme de (bu hadisi) el-Cerîrî'den, (o da) Abû-'l Âlâ'dan o da Nebi (s.a.v)'den de (mek suretiyle mürsel olarak rivayet) mistir. Yine Ebû Davûd dedi ki: Hammâd b. Seleme ile (el-Vehhâb) es-Saka-fî1 (nin bu hadisi işittikleri (ravi) birdir
(Sehl b, Muaz b. Enes'in) babasından rivayet edildiğine göre; ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim bir yemek yer ve sonra; " Benim hiç güç ve kuvvetim olmaksızın bu yemeği bana yediren ve onu bana rızk olarak veren Allah'a hamd olsun derse onun geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır." Kim de bir elbise giyer ve; "Bu elbiseyi ben hiç bir güç ve kuvvetim olmadan bana giydiren ve onu bana rızık olarak veren Allah'a hamdolsun" derse (onun da) geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır
بَابٌ فِيمَا يُدْعَى لِمَنْ لَبِسَ ثَوْبًا جَدِيدًا
Ümmü Halid binti Halid b. Sâid el-As'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v)'a çizgili kare şeklinde küçük ve siyah bir aba getirildi. Bu abaya en müstehak kimi görüyorsunuz?" diye sordu. Orada bulunan) topluluk cevap vermedi. Bunun üzerine; "Bana Ümnıü Halid'i getiriniz" buyurdu. Ümmü Halid (Hz. Nebi'in yanına getirildi ve bu abayı ona giydirdi. Sonra "Eblî ve ahlikî= Eskit (ve yerine yenisini al) diye iki defa dûa etti. (Elbisenin güzelliğini ifade etmek için Ümmü Halid'e doğru "Senâhu senâhu, ey Ümmü Halid" diyerek aba üzerindeki sarı ya da kırmızı çizgiye bakmaya başladı. "Senâhu, senâhu" kelimesi Habeş dilinde 'güzel' demektir)
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقَمِيصِ
Ümmü Seleme'den rivayet olunmuştur; dedi ki: "Resulullah (s.a.v)'e elbiselerin en sevimli olanı gömlek idi
Ümmü Seleme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resıılullah (s.a.v)'e hiçbir elbise gömlekten daha sevimli değildi
Esma binti Yezid'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v)'in gömleğinin yen(ler)i bileğe kadar (uzanır)dı
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَقْبِيَةِ
el-Misver b. Mahreme'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v.) (kendisine hediye olarak) verilen bir takım) kaftanları (halka) dağit(mış)tı, (fakat â'mâ olan babam) Mahreme'ye hiç birşey vermemişti. (Babam) Mahreme (bana), "Ey oğulcuğum, bizi Resulullah (s.a.v)'e götür." dedi. Ben de kendisiyle birlikte (Hz. Nebi'in yanına gittim. (Hz. Peygamber'in bulunduğu yere varınca babam), "Gir onu bana çağırıver" dedi. Ben de Hz. Nebi'i çağırdım. Üzerinde (sözü geçen) kaftanlardan bir kaftanla birlikte babamın yanına çıktı ve; "Şu kaftanı senin için saklamıştım ! dedi. (Misver sözlerine devam ederek şöyle) dedi: "Bunun üzerine (babam elleriyle) kaftana (iyice bir) baktı." Yezid b. Halid: "Mahreme" diye ilave etti. Bundan sonraki kısımda da Kuteybe ile Yezid b. Halid şu sözü riveyette) birleştiler: "Mahreme razı oldu" dediler. Kuteybe (bu hadisi), "İbn ebî Müleyke'den" diyerek rivayet etti. (İbn Ebî Müleyke'nin) ismini söylemedi
بَابٌ فِي لُبْسِ الشُّهْرَةِ
ibn Ömer'den rivayet olunduğuna göre, Resuluiah (s.a.v) şöye buyurmuştur: "Kim dünyada şöhret elbisesi giyerse Allah da ona kıyamet gününde benzerini giydirir." Muhammed b. İsa) Ebu Avâne'den (rivayet ettiği bu hadise) Hz. Nebi'den naklen şu sözleri de ekledi: "Sonra onun üzerinde ateş (ler) alevlenir.”
Müseddid(in) Ebu Avâne'den rivayet etti(gine; göre Resulullah {s.a.v.); "Dünyada şöhret elbisesi giyene Allah kıyamet gününde" dedikten sonra sözlerini şöyle tamamlamıştır:) "(Ona) zillet elbisesi (giydirecektir)." İzah 4029 idi
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v) "Kendisini bir kavme benzetmeye çalışan kimse o kavimdendir" buyurmuştur
بَابٌ فِي لُبْسِ الصُّوفِ وَالشَّعَرِ
Âişe (radıyallahü anhâ)'dan şöyle rivâyet olunmuştur: (sallallahü aleyhi ve sellem) (bir sabah evden) çıktı, üzerinde siyah kıldan (dokunmuş) çizgili bir peştemal vardı. (b. Ali: " İbn Ebû Zaide" yerine) Bize Yahya b. Zekeriyya rivâyet etti, demiştir. libas 36, fedâilü-5 sehûbe 61, Tirmizi, edeb 49 Ahmed b. Hanbel VI 162. Utbe b. Abdes-Sülemî'den şöyle dediği rivâyet olunmuştur: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'tan (bana bir) elbise giydirmesini istedim de bana adi ketenden iki parça elbise giydiriverdi. Birde gördüm ki, arkadaşlarım arasında elbisesi en güzel olan benim
Ebu Burde'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Babam bana: "Ey oğulcuğum, eğer sen bizi Nebiimiz (s.a.v) ile beraber (olduğumuz günlerde) yağmura tutulmuş haldeyken bir görmüş olsaydın, kokumuzu koyun kokusu zannederdin" dedi
Enes b. Malik'den rivayet olunduğuna göre; Zu Yezen kralı, otuzüç (erkek veya dişi) deve karşılığında almış olduğu bir elbiseyi Resulullah (s.a.v)'e hediye etmiş; (Hz. Nebi de) bu elbiseyi kabul etmiş. İzah 4035 te
İshak b. Abdillah b. el-Hâris'den rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v), yirmi küsur deve karşılığında bir elbise satın alıp Zü Yezen (reisin)e hediye etmiş
بَابُ لِبَاسِ الْغَلِيظِ
Ebû Bürde'den, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Aişe (r.anha)'nın yanına girdim Bize Yemen'de yapılan kaim bir peştemal ile mülebbede diye isimlendirilen bir giysi çıkardı ve; "Allah'a yemin ederim ki, Resulullah şu iki elbisenin içinde vefat etti" dedi. Bu hadis, Müslim, libas tada var
Abdullah b. Abbas'ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: (Kendilerine) Hârûriyye (ismi verilen Haricîler, Hz. Ali ile savaşmak üzere yola) çıktıklarında ben Ali (r.a)'ın yanına vardım. (Beni Hârûrilerle görüşmekle görevlendirip:) (Haydi) şu topluluğa gidip (onlarla bir görüş), dedi. Ben de Yemen kumaşlarımın en güzelini giydim (ve yola koyuldum). Ebû Zümeyl, (hadisin burasında) "İbn Abbas, güzel ve görkemli bir adam idi" demiştir. (İbn Abbas, sözlerine şöyle devam etti): Onların yanına vardım. (Bana), "Merhaba ey Abbas'ın oğlu!" dediler. (İbn Abbas da onlara): "Beni (bu elbiselerden dolayı) niçin ayıplıyorsunuz? Ben elbiselerin en güzelini Resulullah (s.a.v)'in üzerinde gördüm" cevabını verdi. Ebû Dûvud dedi ki: Ebû Zümeyl'in adı, Simak b. el-Velid el-Hanefi'dir
بَابُ مَا جَاءَ فِي الْخَزِّ
(Abdullah b. Sa'd b. Osman'ın) babası Sa'd'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Buhara'da beyaz bir katıra binmiş, (başı) üzerinde ipekli siyah sarık bulunan bir adam gördüm. "Bunu bana Resulullah (s.a.v) giydirdi" diyordu. Bu (hadis) Osman'ın rivayet ettiği lafızlarladır. (Çünkü senedde geçen ve) ihbar (ifâde eden "ahberenî" kelimesi) Osman'ın rivayetinde bulunmaktadır.[Tirmizi, tefsir sure] İzah 4039 da
Ebû Amir yahutta Ebu Malik'den rivayet olunduğuna göre; kendisi Resulullah (s.a.v)'i şöyle buyururken işitmiş: "İleride ümmetimden ipekli kumaşı ve saf ipeği helal sayacak bir takım kimseler türeyecektir" (Abdurrahman b. ganim el-Eş'ârî dedi ki: Ebû Âmir ya da Ebû Malik burada bazı sözler (daha) rivayet etti. (Fakat ben tesbit edemedim. Bu kelimelerden sonraki rivayeti şöyledir: Nebi s.a.v. sözlerine devam ederek) dedi ki: "Onlardan (geriye kalan) diğer kısımda maymun ve domuz kılığına sokulur. (Bu durum) kıyamete kadar (Böyle devam eder gider)." Ebû Dâvud dedi ki: Resulullah (s.a.v)'in sahabilerinden yirmi kişi yahutta daha fazlası ipek giymiştir. Enes ile Bera b. Azib bunlardandır
بَابُ مَا جَاءَ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ
Abdullah b. Ömer'den rivayet olunduğuna göre; Ömer b. el-Hattâb, Mescidin kapısı önünde (saf ipekten dokunmuş) çizgili bir elbisenin satılmakta olduğunu görmüş ve: Ey Allah'ın Rasulü, şu elbiseyi sen satın alsan da cuma günleri ve elçiler geldiği vakit giysen, demiş. Resulullah (s.a.v) da: "Bunu ancak ahirette nasibi olmayan kim(ler) giyer" buyurmuş. (Bir süre) sonra Resulullah (s.a.v)'e (bu elbiselerden bâzı elbiseler gelmiş ve onlardan birini Ömer b. Hattab'a vermiş. Hz. Ömer de: Ey Allah'ın Resulü! Sen bu elbiseyi bana giydirdin. Halbuki (geçenlerde mescidin önünde satılmakta olan) Utarid'in elbisesi hakkında söyleyeceğini söylemiştin, demiş. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v): "Ben onu sana giyesin diye giydirmedim" buyurmuş. Ömer b. Hattab da onu Mekke'de bulunan bir müşrik kardeşine giydirivenniş. Bu hadis; Buhâri, cuma; iydeyn. buyu', Hibe, cihad, libas; Müslim libas; Ebû Dâvûd. salat; Nesaî, ideyn, zîne; Ahmed b. Hanbel I 46-49, II 20. 24, 39, 49 51, 68, 289, 329,337,111. 103. 114. 127., 146 V45, VI 288. dede var
Şu (bir önceki 4040. hadis-i şerifte geçen) hadise Salim b. Abdillah'ın babasından da (rivayet olunmuştur. Şu farkla ki, Salim'im babası) bu rivayette şunları söylemiştir. (Bir süre) sonra (Hz. Nebi) Hz. Ömer'e kaba ipekten dokunmuş bir cübbe gönderdi ve: "Bunu satarsın ve onun (parasıy)la ihtiyacını karşılarsın" buyurdu. Bu hadis, Buhari libas; Müslim libas tada var
Ebû Osman en-Nehdî'den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Ömer (b. el-Hattab) (r.a), Utbe b. Ferkad'a (şu mealde bir) mektup yazmıştır: "Nebi (s.a.v) ipeği (erkeklere) yasaklamıştır. Ancak, şöyle iki, üç ve dört parmak kadar olanı müstesnadır. Bu hadis, Nesâî zine; İbn-i mace libas tada var
Ali (r.a.)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v)'e, (saf ipekten dokunmuş) çizgili bir elbise hediye edilmişti. Onu bana gönderdi. Ben de onu giyip yanına vardım. (Bu elbiseyi üzerimde görmesinden mütevellit) yüzünde öfke (alametleri) gördüm ve (bana hitaben): "Ben onu sana giyesin diye göndermedim" buyurdu ve bana (bu elbiseyi hanımlarıma vermemi) emretti, ben de (tuttum) onu yakınlarımdan olan hanımlarıma paylaştırdım
بَابُ مَنْ كَرِهَهُ
Ali b. Ebî Tâlib(r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v), Kassiyy ipeklisi (nden yapılmış elbise giymek) ile asfurla boyanmış elbise giymeyi, altın yüzük takınmayı ve rükûda Kur'an okumayı yasaklamıştır
Şu (bir Önceki 4044. hadis) Ali b. Ebî Talib (r.a)'den de rivayet olunmuştur. (Bu rivayetinde Hz. Ali şöyle dedi: (Resulullah (s.a.v) beni), rükûda ve secdede (Kur'an) okumaktan menetti. Bu hadis Müslim, salât tada var
Şu (bir önceki hadis-i şerif} İbrahim b. Abdullah'dan da rivayet edildi. (Şu farkla ki İbrahim b. Abdullah bu rivayetinde bir önceki hadise şunları da) ilave etti: "Sizi nehyetti demiyorum. Bu hadis Müslim, salât tada var
Enes b. Mâlik'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rum kralı, Nebi (s.a.v)'e saf ve ince ipekten, yenleri geniş bir kürk hediye etti de onu giyindi. Ben (hâlâ Nebi Efendimizin) titreşmekte olan yenlerini görüyor gibiyim. Sonra (Hz. Nebi) o kürkü Cafer'e gönderdi. Cafer'de onu giyinip Hz. Nebi'in huzuruna geldi. Nebi (s.a.v) de (ona): "Ben (bunu) giyesin diye vermedim" buyurdu. (Ca'fer): Öyleyse onu ne yapayım? diye sordu. (Nebi s.a.v.de): "Onu kardeşin Necâşî'ye gönder" cevabını verdi
İmran b. Husayn'dan rivayet olunduğuna göre; Allah'ın Peygamberi' (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Ben kızıl renkli eğer yastığına binmem, aspurla boyanmış elbise giymem, (yakası) ipekle çevrili elbise giymem" (Katade) dedi ki: Hasan (bu son cümleden maksadın, yakası ipekle işlenmiş elbise oIduğunu anlatmak için, cümleyi söylerken kendi) gömleğinin yakasına işaret etti. (Katade sözlerine devam ederek) dedi ki: (Nebi s.a.v. daha sonra şöyle) buyurdu: "Dikkatli olun! Erkeklerin esansı, rengi olmayan kokudur. Uyanık olun! Kadınların esansı, kokusu olmayan renktir." (Bu hadisin ravilerinden) Saîd (b. Ebî Arûbe) dedi ki: Öyle zannediyorum ki, Katade (şöyle) dedi: Ulema (burada geçen) kadınların esansı" sözünün, kadınların dışarı çıkmalarıyla ilgili olduğunu (evinde) eşinin yanında olduğu zaman ise istediği esansı sürünebileceğim söylediler
Ebû'l-Hüsayn el-Heysem b. Şefiyy'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ebû Âmir diye anılan bir arkadaşımla Kudüs'te namaz kılmak için yola çıkmıştım. (Arkadaşım) Meâfirli bir kimse idi. (O sırada Kudüs) vaizi olan kimse sahabeden Ezdli ve Ebû Reyhan diye anılan birisiydi. Arkadaşım mescide benden önce vardı. Ben de arkasından varıp yanına oturdum. Bana, "sen hiç Ebû Reyhan'ın vaazlarında bulundun mu?" dedi. (Ben de) "Hayır cevabını verdim (Bunun üzerine bana şunları) anlattı: Ben onu (şöyle) derken işittim: Nebi (s.a.v) on şeyi yasakladı: 1) Törpüleyerek dişlerinin uçlarını inceltmeyi, 2) Dövme yapmayı, 3) (Kadınlar için) yüzdeki kılları, (erkekler için de yüzdeki beyaz kılları) yolmayı, 4) Arada bir örtü olmaksızın erkeğin erkekle (çıplak olarak) yatması- 5) Kadının kadınla (çıplak olarak ve) arada bir perde olmaksızın yatısını, 6) Kişinin elbisesini altına, ecnebiler gibi ipek koymasını, 7) Yahutta (elbisesinin) omuzlarına ecnebiler gibi ipek koymasını, 8) Başkalarının mallarını yağma etmeyi, 9) Pars (derisinden yapılmış eşya) üzerine oturmayı, 10) İdareciler dışındaki kimselerin yüzük takınmalarını, Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisin diğer yollardan gelen rivayetlerinde zikredilmeyip de sadece bu yoldan gelen rivayetinde zikredilen kelime "yüzük" kelimesidir
Hz. Ali'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Kızıl renkli ipekten yapılmış eğer yastıkları (nı kullanmak) yasaklanmıştır
Hz. Ali (r.a)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v), bana altın yüzüğü, ipekli elbiseyi ve kırmızı eğer yastıklarını yasakladı. Bu hadis; Buharî; cenâiz, eşribe, merdâ. libas. İstizan; Müslim, libâs: Tirmizî. Salat. libas. edeb; Nesâî. tatbik, eşribe: Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel. I,80, 81, 92. 94, 104, 105, 114, 119, 121, 123, 126, 128, 132, 133, 134, 137, 138, 145, 146, IV, 284. 287, 299, VI, 228. dede var
Aışe (ranha) dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (s.a.v) (bir gün) üstünde damgalar bulunan bir hamîsa üzerinde namaz kılmış, (namaz esnasında onun) damgalarına gözü ilişmiş, (Namazı bitirip de) selam verince; "Benim şu hamîsamı Ebû Cehm'e (geri) götürünüz. Çünkü demin beni o (az kalsın) namazdaki huzurdan alıkoy(uyor)du. Bana (Ebu Cehm'in) elbisesini getiriniz" buyurmuş. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Cehm b. Huzeyfe, Adiyy b. Ka'b oğullarındarıdır
(Şu bir önceki 4052. hadisin bir) benzeri de (yine) Hz. Aişe'den rivayet olunmuştur. Ancak bir önceki; (hadis buna nisbetle) daha uzundur
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْعَلَمِ وَخَيْطِ الْحَرِيرِ
Esma binti Ebî Bekir'in azadlı kölesi Abdullah Ebû Ömer şöyle dedi: Ben İbn Ömer (r.a)'i çarşıda gördüm. Şam kumaşından bir elbise satın almıştı. Biraz sonra onun üzerinde kırmızı (ipekten yapılmış) ip (ler) bulunduğunu gördü ve elbiseyi (sahibine) geri verdi. Bunun üzerine varıp Esma (ranha)'ya anlattım. (Esma cariyesine), "Ey cariye, Resulullah (s.a.v)'in cübbesini bana bir getiriver" diye emretti. (Cariye de) taylasanlar gibi kalınca dokunmuş; yakası, yenleri ve yırtmaçları ipekle işlenmiş cübbesini çıkar (ıp getir) di
İbn Abbas (r.a)'dan rivayet edilmiştir; dedi ki: Resulullah (s.a.v), sırf ipek (olan) elbise (giyme) yi yasaklamıştır. Fakat (elbise üzerinde) ipekten damga (lar bulunması) ve elbisenin argacı (nın ipekten olması) sakıncalı değildir. İzah 4054 te idi
بَابٌ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ لِعُذْرٍ
Enes (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v) Abdurrahman b. Avf ile Zübeyr b. Avvam'a, kendilerinde uyuz hastalığı bulunğu için yolculukta ipek gömlek giymelerine izin verdi
بَابٌ فِي الْحَرِيرِ لِلنِّسَاءِ
Abdullah b. Züreyr el-Gâfikî, Ali b. Ebî Talib (r.a)'i şöyle derken işittiğini söylemiştir: Allah'ın Nebi'i (s.a.v), bir ipek (kumaş) alıp onu sağ eline birde altın alıp onu da sol (el)ine koydu. Sonra; "Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haramdır" buyurdu. Bu hadis; Tirmizî. libas: Nesâî, Zînet; İbn-i Mace libas tada var. İzah 4059 da
Enes b. Malik (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Kendisi, Resulullah (s.a.v)'in kızı Ümmü Gtilsüm'ün üzerinde ipekten, (enlice) çizgiler bulunan (çubuklu) bir kumaş görmüştür. (Zühri yada diğer ravilerden biri) dedi ki: (Metinde geçen "es-siyera" kelimesinden maksat) üzerinde ipekten, enlice çizgiler bulunan kumaştır. Bu hadis; Buhârî, libas: Nesâi, Zine; İbn-Mâce, libâs tada var. İzah 4059 da
Cabir (b. Abdillah) dedi ki: "Biz ipek elbiseyi erkek çocuklardan çıkarır, kız çocuklarına giydirirdik." (Bu hadisin ravilerinden) Mis'ar dedi ki: Ben bu hadisi (ravilerinden biri olan) Amr b. Dinar'a sordum da hatırlayamadı
بَابٌ فِي لُبْسِ الْحِبَرَةِ
Katade'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Biz, Enes b. Malik'e: "Resulullah (s..v)'in en hoşuna giden elbise hangisiydi?" diye sorduk da, "Pamuklu" cevabını verdi
بَابٌ فِي الْبَيَاضِ
İbn Abbas'tan rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v): "Elbisenizi beyaz (renkli kumaşlardan) seçiniz. Çünkü o elbiselenizin en hayirlisidır. Ölülerinizi beyaz renkli kefenlere sarınız. Sürmelerinizin en hayırlısı da ismid taşıdır. O gözün nurunu artırır, kirpikleri besler" buyurmuştur
بَابٌ فِي غَسْلِ الثَّوْبِ وَفِي الْخُلْقَانِ
Cabir b. Abdillah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v) yanımıza gelmişti. Karışık saçlı bir adam gördü. (bakımsızlıktan) saçları dağılmıştı. Bunun üzerine; "Bu (adam) saçlarını düzeltecek bir şey bulamamış mı acaba?" buyurdu. Bir de üzerinde kirli elbiseler bulunan başka bir adam gördü. "Bu (adam da) elbisesini yıkayacak bir şey bulamamış mı?" buyurdu
Ebu'l- Ahvas'ın babası Mâlik b. Nadle'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Eski bir elbise ile Nebi (s.a.v)'e varmıştım. (Bana): "Senin (zekat verecek kadar) malın mülkün var mı?" diye sordu. "Evet" cevabını verdi(m). "Hangi (cins) maldır?" diye sordu. Allah bana deve, koyun, at ve köle verdi, diye cevap verdi(m). Allah sana bir mal verdiği zaman Allah'ın nimetinin ve ikramının iz(ler)i senin üzerinde görülsün" buyurdu
بَابٌ فِي الْمَصْبُوغِ بِالصُّفْرَةِ
Zeyd b. Eslem'den rivayet olunduğuna göre; İbn Ömer (r.a) sakalını sarıya boyarmış. Hatta elbisesini de tamamen sarı (boya) ile boyarmış, Kendisine (bir gün): Sen niçin sarıya boyanıyorsun? diye sorulmuş. Ben ResululIah (s.a.v)'i sarıya boyanırken gördüm. Kendisine sarıdan daha sevimli bir renk yoktu. Elbisesini sarığa varıncaya kadar tümüyle sarıya boyardı
بَابٌ فِي الْخُضْرَةِ
Ebû Rimse (diye anılan Rifaz b. Yesribî. ya da Habib b. Hayyan') dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Babamla birlikte Nebi (s.a.v)'in yanına gitmiştim. Üzerinde iki yeşil giysi gördüm
بَابٌ فِي الْحُمْرَةِ
(Amr b. Şuayb'ın) dedesi (abdullah b. Amr b. Âs'dan rivayet olunmuştur, dedi ki: Resulullah (s.a.v) ile birlikte (Ezahir dağ yolu denilen) dağ yolundan iniyorduk. (Bir ara) Resulullah (s.a.v) dönüp bana baktı. Benim üzerimde de aspurla boyanmış, tek desenli sade bir giysi vardı. “üzerindeki bu giysi de nedir?" diye sordu. Ben onun bundan hoşlanmadığım hemen anlamıştım. Doğru tandırlarını yakmakta olan ev halkının yanına vardım ve bu elbiseyi tandıra attım. Sonra ertesi gün Hz. Peygamber'in yanına vardım. "Ey Abdullah, o elbiseyi ne yaptın?" dedi. (Ben de yaptıklarımı teker teker) ona anlattım. "Keşke onu aile halkından bazılarına giydirseydin. Çünkü bunda kadınlar için bir sakınca yoktur" buyurdu
(Bir önceki 4066. hadisin ravilerinden) Hişâm b. el-Gâzî (Abdullah b. Amr'in şöyle dediğini) rivayet etti: (Üzerimde bulunan elbise aspurla) boyanmış (idi). Öyle ki tamamen koyu kırmızı da değildi, gül (kurusu) renginde de değildi, (ikisinin ortasında idi)
Abdullah b. Amr b. el-As'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v) beni gördü. (Hadisin burasında Musannif Ebu Davud'un talebesi) Ebû Ali (el-Lü'lüî şöyle) dedi: Öyle zanediyorum ki, (şeyhim) Ebû Davûd (hadisin bundan sonraki kısmını Abdullah b. Amr'dan naklen şöyle rivayet etti): Benim üzerimde aspurla boyanmış gül (kurusu) renginde bir elbise vardı. (Bunu görünce bana): "Bu nedir?" dedi. Ben de gidip o elbiseyi (fırında) yaktım (ve Hz. Nebi'in huzuruna vardım. Beni karşısında bir başka elbiseyle görünce; "(Öbür) elbiseni ne yaptın?" diye sordu. "Yaktım" cevabını verdim. "Onu (yakacağına) aile halkından (olan kadınlardan) birine gîydirseydin ya!" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Sevr, Halid'den; "(Üzerimde bir) gül (kurusu) renginde (elbise vardı)" diye rivayet etti. Tâvûs ise, "(Üzerimde) aspurla boyarmış bir elbise vardı" (şeklinde) rivayet etti
Abdullah b. Amr'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Üzerinde (biri eteklik diğeri de gömlek olmak üzere) iki kırmızı giysi bulunan bir adam Nebi (s.a.v)'e (selam vererek) geçti de Nebi (s.a.v) onun selamını almadı. Bu hadis Tirmizî. edeb tede var