(Hz. Nebi'in hanımı) Meymûne'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Bizim azatlı bir cariyemize sadaka (olarak toplanmış koyunlar) dan bir koyun hediye edil(miş)ti, bir süre sonra koyun öldü. Derken Nebi (s.a.v.), (Ölü olarak yol üzerine atılıverilmiş olan) bu koyunun yanından geçti ve: "Bu koyun'un derisini tabaklayıp ondan yararlanmalıydılar" buyurdu. (Bunu işitenler); "Ey Allah'ın Rasûlü, o bir leştir, dediler. (Hz. Nebi de): "Ölü hayvanın ancak yenmesi haramdır" karşılığını verdi. Bu hadis Müslim, hayz; Tirmizî Iibas; Nesâî Fer’ dede var. İzah 4124 te
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 34 · ElbiseKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابٌ فِيمَا يُدْعَى لِمَنْ لَبِسَ ثَوْبًا جَدِيدًا
- 2بَابُ مَا جَاءَ فِي الْقَمِيصِ
- 3بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَقْبِيَةِ
- 4بَابٌ فِي لُبْسِ الشُّهْرَةِ
- 5بَابٌ فِي لُبْسِ الصُّوفِ وَالشَّعَرِ
- 6بَابُ لِبَاسِ الْغَلِيظِ
- 7بَابُ مَا جَاءَ فِي الْخَزِّ
- 8بَابُ مَا جَاءَ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ
- 9بَابُ مَنْ كَرِهَهُ
- 10بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْعَلَمِ وَخَيْطِ الْحَرِيرِ
- 11بَابٌ فِي لُبْسِ الْحَرِيرِ لِعُذْرٍ
- 12بَابٌ فِي الْحَرِيرِ لِلنِّسَاءِ
- 13بَابٌ فِي لُبْسِ الْحِبَرَةِ
- 14بَابٌ فِي الْبَيَاضِ
- 15بَابٌ فِي غَسْلِ الثَّوْبِ وَفِي الْخُلْقَانِ
- 16بَابٌ فِي الْمَصْبُوغِ بِالصُّفْرَةِ
- 17بَابٌ فِي الْخُضْرَةِ
- 18بَابٌ فِي الْحُمْرَةِ
- 19بَابٌ فِي الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 20بَابٌ فِي السَّوَادِ
- 21بَابٌ فِي الْهُدْبِ
- 22بَابٌ فِي الْعَمَائِمِ
- 23بَابٌ فِي لِبْسَةِ الصَّمَّاءِ
- 24بَابٌ فِي حَلِّ الْأَزْرَارِ
- 25بَابٌ فِي التَّقَنُّعِ
- 26بَابُ مَا جَاءَ فِي إِسْبَالِ الْإِزَارِ
- 27بَابُ مَا جَاءَ فِي الْكِبْرِ
- 28بَابٌ فِي قَدْرِ مَوْضِعِ الْإِزَارِ
- 29بَابٌ فِي لِبَاسِ النِّسَاءِ
- 30بَابٌ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ﴾
- 31بَابٌ فِي قَوْلِهِ ﴿وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ﴾
- 32بَابٌ فِيمَا تُبْدِي الْمَرْأَةُ مِنْ زِينَتِهَا
- 33بَابٌ فِي الْعَبْدِ يَنْظُرُ إِلَى شَعْرِ مَوْلَاتِهِ
- 34بَابٌ فِي قَوْلِهِ: ﴿غَيْرِ أُولِي الْإِرْبَةِ﴾
- 35بَابٌ فِي قَوْلِهِ ﷿: ﴿وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ﴾
- 36بَابٌ فِي الِاخْتِمَارِ
- 37بَابٌ فِي لِبْسِ الْقَبَاطِيِّ لِلنِّسَاءِ
- 38بَابٌ فِي قَدْرِ الذَّيْلِ
- 39بَابٌ فِي أُهُبِ الْمَيْتَةِ
- 40بَابُ مَنْ رَوَى أَنْ لَا يَنْتَفِعَ بِإِهَابِ الْمَيْتَةِ
- 41بَابٌ فِي جُلُودِ النُّمُورِ وَالسِّبَاعِ
- 42بَابٌ فِي الِانْتِعَالِ
- 43بَابٌ فِي الْفُرُشِ
- 44بَابٌ فِي اتِّخَاذِ السُّتُورِ
- 45بَابٌ فِي الصَّلِيبِ فِي الثَّوْبِ
- 46بَابٌ فِي الصُّوَرِ
(34) Kitâb: Elbise
بَابٌ فِي أُهُبِ الْمَيْتَةِ
Şu (bir önceki4120.) hadis, Zührî'den (bir başka senedle daha rivayet edilmiştir ve bu rivayetinde Zührî) Meymûne'yi zikretmemiştir. (Bu rivayetinde Ziihrî; Hz. Nebi: "O'nun derisinden faydalanmalıydınız" buyurdu, dedi(kten) sonra (bir önceki hadisin manasını rivayet etmiş.orada geçen) tabaklamayı ise rivayet etmemiştir. İzah 4124 te
Ma'mer'den rivayet edilmiştir; dedi ki; Zührî, (deri) tabaklamayı kabul etmezdi ve "deriden her hal(li kâr)da yararlanılabilir" derdi. Ebû Dâvûd dedi ki: (4120 numaralı) Zührî hadisinde (onu rivayet edenlerden) el-Evzaî, Yunus ve Ukayl; tabaklama kelimesini rivayet etmemişlerdir. Tabaklanmayı ise, Zübeydî, Saîd b. Abdülaziz ile Hafs b. el-Velîd rivayet ettiler. İzah 4124 te
İbn Abbas'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'i; "Deri tabaklandığı zaman temiz olur" buyururken işittim. Bu hadis; Müslim, Hayz; Nesâî, Fer; Darimî, .edahii; Muvatta, saya; Ahmed b. Hanbel I. 219.227,237, 270. 274. 280. 314 328. 343, 365, 372. VI 73. 104. 148, 153. te de var. İzah 4124 te
Nebi (s.a.v.)'in hanımı Aişe (ranha)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.), ölü (hayvan)ların derileri tabaklanınca (onlardan) yararlanılmasını emretmiştir
Seleme b. el-Muhabbık'dan rivayet olunduğuna göre; "Rasûlullalr (s.a.v.), Tebük savaşında bir eve varmış, evde (deriden yapılmış) asılı bir su tulumu görmüş ve (ev halkından tulumdaki) su (dan bir miktar vermelerini) istemiş. (Onlar): Ey Allah'ın Rasûlü, bu {su tulumunun derisi) bir leş(e ait)tir, demişler. (Hz. Nebi de): “Onun tabaklanmış olması temizlenmesi (demek)dir" buyurmuş. Bu hadis; Müslim Hayz: Nesâî. Fer’; Darimî, edâhi, buyu': Ahmed b. Hanbel III, 176 V 6.7. VI 155. tede var. İzah 4126 da
Âliye binti Sübey'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Uhud'da bana ait bir koyun (sürüsü) vardı. Onlara kıran girdi(de pek çoğu öldü). Bunun üzerine Hz. Paygamber'in hanımı Meymûne'ye varıp bu durumu kendisine anlattım. Meymûne de bana: Onların derilerini alıp onlardan yararlanmalıydın, dedi. (Kendisine): Bu helâl inidir? dedi(m). Evet. Bir defasında Kureyş'ten bazı kimseler kendilerine ait bir koyunu eşek (sürür) gibi sürüyerek Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına geldiler. Rasûlullah (s.a.v.) onlara; "Derisini almalı (ve tabakladıktan sonra ondan yararlanmalı) idiniz" buyurdu. (Onlar bu sözü işitince;) O bir leştir, {onun derisinden nasıl yararlanabiliriz)? dediler. Rasûlullah (s.a.v.): “O deriyi su ve mazı temizler" karşılığını verdi
بَابُ مَنْ رَوَى أَنْ لَا يَنْتَفِعَ بِإِهَابِ الْمَيْتَةِ
Abdullah b. Ukeym'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben, genç iken Cüheyne toprağında bulunduğum bir sırada bize Rasûlullah (s.a.v.)'in bir mektubu okundu (Mektupta şu ifadeler yer alıyordu): "Leş'in derisinden de sinirinden de yararlanmayınız." Bu hadis; Buhari, buyu', .Zebaih; Tirmîzî, libas: Ahmed b. Hanbel, IV. 110-311: İbn Mace, libas tada var. İzah 4128 de
Hakem b. Uteybe'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi bazı kimselerle birlikte Cüheyne (kabilesin)'den Abdullah b. Ukeym'e gitmişler. Hakem (sözlerine devam ederek şöyle) dedi: Yanımdaki insanlar Abdullah b. Ukeym'in yanına girdiler. Bense kapı'ya oturdum, (onları beklemeye koyuldum). Kısa bir süre sonra (oradan) çıktılar, benim yanıma (geldiler) ve Abdullah b. Ukeym'in kendilerine şöyle söylediğini haber verdiler: "Rasûlullah (s.a.v.) vefatından bir ay önce Cüheyne'ye bir mektup gönderdi. (İçerisinde şu ifadeler yer alıyordu): Ölmüş bir hayvan'ın derisinden de sinirinden de yararlanmayınız." Ebû Dâvûd dedi ki: Nadr b. Eş-Şümeyl. "Tabaklanmamış deriye 'ihâb' dendiğini, tabaklanınca ona ihâb deniimeyip işenn' ve "kirbe" dendiğini" söyledi
بَابٌ فِي جُلُودِ النُّمُورِ وَالسِّبَاعِ
Muâviye b. Süfyân (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.): "İpek(ten) ve kaplan (derisinden yapılmış) eyer"e binmeyiniz" buyurmuştur. (İbn Seriy yahutta Ebu Dâvûd) dedi ki: Muâviye (devlet başkanı olduğu için) Rasûlullah (s.a.v.)'den (rivayet ettiği bu) hadiste tenkid edilmezdi. Bize Ebû Saîd dedi ki: "Bize Ebu Dâvûd, Ebu’l-Mu'temir'in isminin Yezid b. Tahınân olduğunu ve Hîre'ye yerleştiğini söyledi." Bu hadis, İbn Mace, libas tada var
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.): "Melekler yanlarında kaplan derisi bulunan yolculara katılmazlar" buyurmuştur
Halid (b. Mi'damJ'dan rivayet edilmiştir; dedi ki: Mikdâm b. Madîkerb'le Amr b. el-Esed ve Kmnesrîn halkından olan Esedoğullarından bir adam. Muâviye b. Ebû Süfyân'a elçi olarak gelmişlerdi. Muâviye, Mikdâm'a: Hasan b. Ali'nin vefat ettiğini biliyor musun? dedi. Mikdâm (bu haberi işitince) hemen "inna lillâhi ve inna ileyhi râciun" dedi. (Esedoğullarından olan) adam (veyahut orada bulunan bir başka adam) da Muâviye'ye: Sen bu hâdiseyi (aramızda korkunç fitnelerin doğmasına yol açacak) bir musibet olarak mı görüyorsun? dedi. Muâviye de ona: Onu Rasûlullah (s.a.v.) kucağına koyup, "Bu bendendir, Hüseyin de Ali'dendir" buyurduğu halde ben bu hadiseyi niçin bir musibet olarak görmeyeyim? dedi. Esedoğullarından olan kişi de: (Bu hâdise gerçeklen kıvılcımları her tarafa saçılıp büyük yangınlara sebep olabilecek tehlikeli) bir ateş parçası(dır). Onu Allah söndürdü (ve bizi bu tehlikeden kurtardı) dedi. (Bu sözleri işiten) Mikdâm (Hz. Muâviye'ye hitaben): Ben bugün seni öfkelendirmekten ve sana hoşuna gitmeyen sizleri işittirmekten geri durmayacağım, dedi. Sonra şöyle devam etti: Ey Muâviye! Eğer ben (şimdi söyleyeceğim sözlerimde) doğruyu söylemişsem beni tasdik et, eğer yalan söylemişsen o zaman da beni yalanla, dedi. (Hz. Muâviye de): (Peki öyle) yaparım, dedi. (Mikdâm): (O halde ey Muâviye!) Allah aşkına söyle. Sen Rasulullah (s.a.v.)'in (erkeklere) allın (yüzük) takınmayı yasakladığını bil(m)iyor musun? dedi. (Muâviye); Evet, (biliyorum), cevabını verdi. Allah için söyle. Rasûlullan (s.a.v.)'in ipek giyinmeyi yasakladığını bil(m)iyor musun? Evet (biliyorum), dedi. Allah için söyle, Rasûlullah (s.a.v.)'in yırtıcı hayvanların derilerini giymeyi ve o derilerin üzerine binmeyi yasakladığını bil(m)iyor musun? dedi. Evet, karşılığını verdi. (Bunun üzerine Mikdam); Allah'a yemin olsun ki ey Muâviye, ben bunların hepsini senin evinde gördüm, diye konuştu. Muâviye ise; Ey Mikdâm. gerçekten anladım ki ben senin elinden asla kurtulamayacağım, dedi. (Bu hâdiseyi nakleden Halid b. Mi'dân sözlerine devam ederek) dedi ki: (Bu konuşmanın hemen arkasından) Muâviye (Mikdâm'ın) iki arkadaşına verilmesini emrettiğinden daha fazlasını Mikdâm'a verilmesini emretti ve oğlunun da (divandan) iki yüz dinar (alanlar) arasına kaydedilmesini istedi. Mikdâm (Muâviye'nin kendisine bağışladığı bu) bahşişleri (kendi yol) arkadaşlarına dağıttı. Esedoğullarından olan kişi ise (Hz. Muâviye'den aldıklarından) kimseye bir şey vermedi. Bu (haber) Muâviye'ye ulaştı (da Muâviye): "Mikdâm cömert bir insandır. (Bu yüzden) elini açtı ve (elinde olanı arkadaşlarına dağıttı). Esed oğulların dan olan kişi ise elindekini çok iyi tutan (tutumlu) bir insandır" dedi
(Ebu'l-Melîh b. Usâme'nin) babasından rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) yırtıcı hayvanların derilerinden (yararlanmayı) nehyetmiştir. Bu Hadis ayrıca; Ebû Davud, Menasik: Tirmizi, libas: Nesaî, Fer'; Dârimî. edâhi, buyu'; muvatta, sayd, Ahmed b. Hanbel. IV 15, VI 73.tede var
بَابٌ فِي الِانْتِعَالِ
Câbir (r.a)'den rivayei olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.) ile birlikle bir yolculukta {bulunuyor) idik. "Ayakkabıları (giymeye) çok önem veriniz. Çünkü insan ayakkabı giydiği sürece (sanki) binitli (gibi) olur" buyurdu
Enes (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.)'in pabucunun parmaklar arasına geçirilen iki (adet) küçük tasması vardı
Câbir (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), kişinin ayakkabıyı ayakta giymesini men etti
Ebû Hureyre'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Hiçbiriniz tek ayakkabı ile yürümesin. Ya ikisini de giysin ya ikisini de çıkarsın" buyurmuştur. Bu hadis; Buhari, libas; Müslim, libas; Tirmizi. libas; ibn-i Mace libas, muvatta, lübs ; Ahmed b. Hanbel II 245- 243, 477. 480, 528. dede var
Câbir'den rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Birinizin (pabucunun) tasması koptuğu zaman, tasmasını onartıncaya kadar tek pabuçla ile yürümesin. Tek mest ile de yürümesin ve sol el(iy)le yemesin
İbn Abbas (r.a)'dan şöyle elediği rivayet olunmuştur: Kişi otur(mak iste) diği zaman, ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettendir
Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.): "Biriniz ayakkabı(sını) giyeceği zaman sağdan başlasın, çıkaracağı zaman da soldan başlasın. Sağı, giyerken ayakların ilki, çikarırken de sonuncusu olsun" buyurmuştur. Bu hadis; Buhari, libas; Müslim libas; Tirmizi, libas; İbn Mace libas; Muvatta, lübs; Ahmed b. Hanbel II- 223, 245, 283, 465, 467. dede var
Âişe (ranha)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.), temizlenmesinde, taranışında, ayakkabısm(ı) giyme de (yani) bütün işlerinde elinden geldiği kadar sağdan başlamayı severdi." Müslim (bu hadisi); "misvak kullanırken de(sağdan başlamayı severdi)" diye rivayet etti. "Bütün işlerinde" (kelimesini) rivayet etmedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis-i Şu'be'den Muaz da rivayet etti. (Fakat) "misvaklanmasmda da (sağdan başlamayı severdi" sözünü) rivayet etmedi. Bu hadis; İbn Mace, tahare; Ahmed b. Hanbel VI
Ebû Hureyre'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Giyinirken ve abdest alırken sağ taraflarınızdan başlayınız
بَابٌ فِي الْفُرُشِ
Câbir b. Abdullah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) yataklardan bahsetti ve şöyle buyurdu: "Erkek için bir döşek, hanım(ı) için bir döşek, (ayrıca) misafir için de bir döşek vardır. Dördüncü (döşek ise) şeytan içindir
Câbir b. Semüre'den rivayei olunmuştur; dedi ki: Hz. Nebi (s.a.v.) evinde iken yanına girdim. Kendisini bir yastık üzerine dayanmış bir halde gördüm. (Ravi Abdullah) el-Cerrah (bu riyavete); "solu üzerine" (sözünü de) ekledi. Ebû Dâvûd dedi ki: İshak b. Marisûf da (bu hadisi) İsrail'den aynı şekilde, "solu üzerine (yastığa dayanmış halde gördüm)" diye rivayet etti
Saîd b. Amr, el-Kureyşî'nin babasından rivayet olunmuştur; dedi ki: İbn Ömer, Yemen halkından (develerinin) palanları deriden olan bir yol arkadaşları topluluğu gördü ; Her kim (sadelik bakımından) Rasûlullah (s.a.v.)'in ashabına benzeyen bir yol arkadaşları topluluğu görmeyi severse şunlara baksın, dedi
Câbir (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bana; "Döşeklerinizin dış yüzü var mı?" diye sordu. Bizim için döşeklere dış yüz almak nerede? cevabını verdim.(Bunun üzerine); "Şunu iyi bilin ki ileride sizin döşeklerinizin (bir de) dış yüzleri olacaktır" buyurdu
Âişe (r.anha)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'in yastığı, -İbn Menî (bu sözü "Rasûlullah'in) geceleyin üzerinde uyuduğu yastığı" diye rivayet etti; Hadisin bundan sonraki kısmını (Osman b. Ebî Şeybe ile İbn Menî'nin her ikisi de) birleşerek (şöyle rivayet ettiler - İçi (hurma) lifi (ile dolu, tabaklanmış) bir deri (den ibaret) idi
Âişe (r.anha)'den rivayet edilmiştir; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'in yatağı, içi (hurma) lif (i ile) dolu (tabaklanmış) bir deri (den ibaret) idi. Bu hadis; Buhari, tefsir sûre; İbn Mâce, Libâs. tada var
Ümmü Seleme'den rivayet edildiğine göre; "Onun yatağı, Nebi (s.a.v.)'in (kendi hücresinde) mescid (olarak kullanıldığı yer) in (tam) hizasında olduğunu söylemiştir
بَابٌ فِي اتِّخَاذِ السُّتُورِ
Abdullah b. Ömer'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) (bir gün seferden dönünce doğru kızı) Fâtıma'ya vardı, (fakat) kapısında bir perde (asılı olduğunu) görünce girmedi. (Abdullah rivayetine devam ederek şöyle) dedi: (Rasûlullah (s.a.v.)'in bir yolculuktan dönüşünde ziyaretine) Fâtıma'dan başlamadan (hanımlarından birinin yanına) girmesi pek az olurdu. Ali (r.a.) (evine döndüğü zaman) Fâtima'yı üzüntülü bir halde görünce, "Neyin var?" diye sordu. (Hz. Fâtıma da); Nebi (s.a.v.) bana uğradı da yanıma girmedi, cevabını verdi. Ali (r.a) (Hz. Nebi'e varıp); Ey Allah'ın Rasûlü, senin kendisine uğrayıp da yanına girmemen Fâtıma'nın pek ağrına gitmiş, dedi. (Hz. Nebi de): "Ben nasıl dünya ile beraber olabilirim ve nasıl nakış (lar)la bir arada bulunabilirim?" buyurdu. Bunun üzerine (Hz. Ali, Hz.) Fâtıma'ya varıp kendisine Rasûlullah (s.a.v.)'in sözünü bildirdi. (Hz. Fâtıma Hz. Nebi'in söylediklerini öğrenince Hz. Ali'ye; hemen git) Rasûlullah (s.a.v.)'e (bu hususta) bana ne emrettiğini sor, dedi. (Hz. Ali varıp Hz. Nebi'e, bu hususta Hz. Fâtıma'ya ne emrettiğini sordu.) (Hz. Nebi de): "Ona söyle, o perdeyi falanlara göndersin." Onların örtünmek için bir elbiseye çok ihtiyaçları vardır, onu kendilerine elbise yapsınlar) buyurdu. İzah 4150 de
Şu (bir Önceki 4149. hadis) (Muhammed) İbn Fudayl'ın babasından da (rivayet olunmuştur. Şu farkla ki İbn Fudayl bu hadisi; "Hz. Fâtıma'nın kapısında) nakışlı bir perde vardı" diye rivayet etti
بَابٌ فِي الصَّلِيبِ فِي الثَّوْبِ
Âişe (r.anha)'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.), evde üzerinde haç resmi bulunan hiçbir şeyi bırakmaz, onu mutlaka imha edermiş
بَابٌ فِي الصُّوَرِ
Ali (r.a)'den rivayet olunduğuna göre: Nebi (s.a.v.): "İçinde resim, köpek ve cünüp bulunan bir ev'e melekler girmez” buyurmuştur. Bu hadis; Buharî, bedii'ül -halk, enbiyâ, meğâzi, nikâh; Tirmizî, edeb; Nesâî, tahâre , sayd; İbn Mâce, libâs; Muvatta, isti'zan dada var. İzah 4158 de
Ebû Talha el-Ensârî'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben Nebi (s.a.v.)'i; "Melekler, içerisinde köpek ve heykel bulunan ev'e girmezler" derken işittim. (Ben bu hadisi rivayet edince Zeyd b. Halid el-Cühenî bâna; haydi) bizi müminlerin annesi Aişe'ye götür, bu hadisi kendisine soralım, dedi. Bunun üzerine (Hz. Aişe'nin yanına) gittik ve; Ey müminlerin annesi! Ebû Talha bize Rasûlullah (s.a.v.)'den şöyle (dediğini) rivayet ediyor. (Gerçekten sen de) Rasûlullah (s.a.v.)'i bunları söylerken (hiç) işittin mi? dedik. Hayır, fakat (şimdi) size Hz. Nebi'i (bizzat) yaparken gördüğüm (buna benzer) bir işi anlatacağım. Rasûlullah (s.a.v.), savaşlarından bir savaşa çıkmıştı. Ben onun savaşından dönmesini bekliyordum. Derken (yünden dokunmuş olan) bize ait bir yaygıyı genişçe bir tahtanın üzerine örttüm. (Hz. Nebi) gelince kendisini karşıladım ve; Ey Allah'ın Rasûlu! selâm, Allah'ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun, seni aziz ve kerim kılan Allah'a hamdolsun, dedim. Eve baktı ve yaygıyı gördü. Bana hiçbir cevap vermedi. Yüzünde bir memnuniyetsizlik (alâmeti) gördüm. Hemen yaygıya varıp onu yırttı, sonra şöyle buyurdu: "Allah bize rızık olarak verdiği şeylerde (harcama yaparak) taşları, kerpiçleri giydirmenizi emretmedi." (Hz. Âişe) dedi ki: Ben de o yaygıyı kestim ve ondan iki yastık yaptım, içlerini (hurma) lif (i) ile doldurdum. Bundan dolayı bana itiraz etmedi. Bu hadis; Buharî, bediu'l-halk, meğâzi; Müslim, libâs; Tirmizi. edeb; Nesâî. zînet; Muvatta: istizan; Ahmed b. Hanbel, III 90, IV. 28. dede var. İzah 4158 de
(Bir önceki 4153. hadisin) bir benzeri de (yine) aynı senedle Süheyl'den de (rivayet edildi. Şu farkla ki bu rivayette Zeyd b. Halid, el-Cühenî) dedi ki: "Ben (Hz. Âişe'ye); Ey anneciğim; şu (yani Ebû Talha) bana Nebi (s.a.v.) 'in (şunları) anlattığını söyledi, dedim," (cümleleri de yer almaktadır. Yine) bu rivayette, (bir öncekinden farklı olarak şu söz de yer almaktadır: Cerir) dedi ki: "Saîd b. Yesâr, Neccâr oğullarının azatlı kölesidir." İzah 4158 de
Büsr b. Saîd, Zeyd b. Halid'den (naklen) Ebû Talha'(nın şöyle) dedi (ğini rivayet etti): Rasûlullah (s.a.v.); "içerisinde resim bulunan ev'e melekler girmezler" buyurdu. (Ravi) Büsr (b. Saîd) dedi ki: (Bir gün sonra) Zeyd (b. Halid) rahatsızlandı ve kendisini ziyaret ettik. Birde ne görelim! kapısının üzerinde resim bulunan bir perde var!. Nebi (s.a.v.)'in hanımı Meymûne'nin üvey oğlu Ubeydullah el-Havlanî'ye; Zeyd, bir gün önce bize resmin haram olduğunu haber vermedi miydi? dedim. Ubeydullah da: Sen onu; "Ancak kumaşa işlenmiş olan müstesnadır" derken işitmedin mi? karşılığını verdi. Bu hadis; Buhari, bedü'I- halk, libâs; Müslim, libâs; Tirmizî, libâs; Nesâî, kıble; Dârimî, İsti'zan; Muvatta, İsti'zan dada var. İzah 4158 de
Câbir (r.a)'den, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi (s.a.v.) Ömer b. el-Hattâb (r.a)'a, Fetih yılında (Muhassab denilen) vadide iken, "Ka'be'ye varıp orada (duvarlarda çizili) bulunan bütün resimlerin silinmesini" emretmiş ve Nebi (s.a.v.) oradaki bütün resimler silininceye kadar Kabe'ye girmemiştir. İzah 4158 de
Nebi (s.a.v.)'in hanımı Meymûne (r.anha) şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.), (bir gün) şöyle buyurdu: "Gerçekten Cibril (a.s) bir gece benimle görüşeceğini bana va'detmişti ama görüşmedi" Sonra aklına sedirin altındaki köpek eniği geldi ve onu oradan çıkarmalarını) emretti (hayvan oradan çıkarıldı). Sonra eliyle su alarak eniğir yerine serpti. Cibril (a.s) Hz. Nebi'in yanına gelince, "Biz, içerisinde köpek ve resim bulunan eve girmeyiz" dedi. Sabah olunca Nebi (s.a.v.) köpeklerin öldürülmesini emretti. Hatta küçük bahçe köpeğinin öldürülmesini emrediyor, büyük bahçe köpeğini bırakıyordu. Bu hadis; Buhari, bedü'l-halk, meğâzi, libâs; Müslim, libâs; Ebu Davud, tahare; Tirmizî edeb; Nesâî, tahâre, sayd, zînet; İbn Mâce, libâs; Dârimî, istizan; Ahmed 1-80, 83, 104, 107, 139, 148, 150, II, 390, IV, 28, 30, V, 203, 353, VI, 143, 330. dada var. İzah 4158 de
Ebû Hureyre (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)'in (şöyle) buyurduğunu söyledi: "Bana Cibril (a.s) geldi de (şöyle) dedi: Dün gece sana gelmiştim, senin yanma girmeye bir şey engel olamazdı. Ancak kapı üzerinde ve evde de resimler bulunan nakışlı duvar örtüsü vardı. Evde bir de köpek bulunuyordu. Binaenaleyh evdeki heykelin başını (n koparılmasını) emret. (O zaman başı) kesilir ve bir ağaç şekline girer. Örtü için de emir ver, kesilsin ve ondan yere atılıp çiğnenen iki minder yapılsın. Köpek için de emret (oradan) çıkarılsın." Rasûlullah (s.a.v.) (bunları) yaptı. Bir de ne görsünler. Nebi ailesinin balkonu altında Hasan ya da Hüseyin'e ait bir köpek eniği var. Bunun üzerine Hz. Nebi, onun (oradan çıkarılmasın) emretti de (köpek eniği oradan) çıkarıldı. Ebû Davûd dedi ki: Nedad, üzerine elbiselerin konulduğu, karyola gibi bir şeydir