Ali (r.a.)'den; demiştir ki: - Resûlullah (s.a.) şöyle buyurdu: “Ey ehl-i Kur'ân; vitr namazı kılınız, çünkü Allah tektir ve vitri sever (kabul eder)
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 8 · Namaz: Vitir NamazıKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ اسْتِحْبَابِ الْوِتْرِ
- 2بَابٌ فِيمَنْ لَمْ يُوتِرْ
- 3بَابُ كَمِ الْوِتْرُ
- 4بَابُ مَا يَقْرَأُ فِي الْوِتْرِ
- 5بَابُ الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ
- 6بَابٌ فِي الدُّعَاءِ بَعْدَ الْوِتْرِ
- 7بَابٌ فِي الْوِتْرِ قَبْلَ النَّوْمِ
- 8بَابٌ فِي وَقْتِ الْوِتْرِ
- 9بَابٌ فِي نَقْضِ الْوِتْرِ
- 10بَابُ الْقُنُوتِ فِي الصَّلَوَاتِ
- 11بَابٌ فِي فَضْلِ التَّطَوُّعِ فِي الْبَيْتِ
- 12بَابُ طُولِ الْقِيَامِ
- 13بَابُ الْحَثِّ عَلَى قِيَامِ اللَّيْلِ
- 14بَابٌ فِي ثَوَابِ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ
- 15بَابُ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
- 16بَابُ مَنْ قَالَ: هِيَ مِنَ الطُّوَلِ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي آيَةِ الْكُرْسِيِّ
- 18بَابٌ فِي سُورَةِ الصَّمَدِ
- 19بَابٌ فِي الْمُعَوِّذَتَيْنِ
- 20بَابُ اسْتِحْبَابِ التَّرْتِيلِ فِي الْقِرَاءَةِ
- 21بَابُ التَّشْدِيدِ فِيمَنْ حَفِظَ الْقُرْآنَ ثُمَّ نَسِيَهُ
- 22بَابُ أُنْزِلَ الْقُرْآنُ عَلَى سَبْعَةِ أَحْرُفٍ
- 23بَابُ الدُّعَاءِ
- 24بَابُ التَّسْبِيحِ بِالْحَصَى
- 25بَابُ مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا سَلَّمَ
- 26بَابٌ فِي الِاسْتِغْفَارِ
- 27بَابُ النَّهْيِ عَنْ أَنْ يَدْعُوَ الْإِنْسَانُ عَلَى أَهْلِهِ وَمَالِهِ
- 28بَابُ الصَّلَاةِ عَلَى غَيْرِ النَّبِيِّ ﷺ
- 29بَابُ الدُّعَاءِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ
- 30بَابُ مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا خَافَ قَوْمًا
- 31بَابٌ فِي الِاسْتِخَارَةِ
- 32بَابٌ فِي الِاسْتِعَاذَةِ
(8) Kitâb: Namaz: Vitir Namazı
بَابُ اسْتِحْبَابِ الْوِتْرِ
Abdullah b. Mes'ud Resûlullah (s.a.)'den önceki hadisi mânâ olarak rivayet etmiş ve şunu eklemişlerdir: Bir bedevi (İbn Mes'ûd'a): (Bu konuda) ne diyorsun? dedi, o da: Sana ve senin arkadaşlarınla bir ilgisi yok, cevabını verdi
Hârice b. Huzâfe -Râvi Ebu'l-Velid'e göre- el-Adevî'den; demiştirki: Resûlullah (s.a.) bizim yanımıza çıkıp; "Şüphesiz Allah size bir namaz ilâve (ihsan) etti. O namaz sizin için kırmızı develerden daha hayırlıdır. O vitirdir. Onu sizin için yatsı ile fecrin doğuşu arasına koydu" buyurdu
بَابٌ فِيمَنْ لَمْ يُوتِرْ
Bureyd (r.a.)'den; demiştir ki:Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim: "Vitir haktır, (sabittir) Vitir kılmayan bizden değildir. Vitir haktır (sabittir), kılmayan bizden değildir. Vitir haktır (sabittir), vitir kılmayan bizden değildir
İbn Muhayriz'den rivayet edildiğine göre; Beni Kinane'den el-Muhdicî demlen bir adam, Şam'da Ebu Muhammed denilen birinin "şüphesiz vitr vacibtir" dediğini duydu. el-Muhdici dedi ki: Hemen Ubade b. Samit'e gidip bunu haber verdim. Bunun üzerine Ubade; şöyle dedi: Ebu Muhammed yalan söylemiş. Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: "Cenab-ı Allah beş vakit namaz'ı kullara farz kıldı. Her kim bu namazları kılar, hafife alarak onları zayi etmezse Allah'ın onu cennete koyacağına dair va'di vardır. Kim de bu namazları kılmazsa, onun için Allah katında herhangi bir vaad yoktur. Dilerse azab eder, dilerse Cennete koyar.” Diğer tahric: Nesaî, salat; İbn Mace, ikame; Darimî, salat; Muvatta, salatu'l-leyl; Ahmed b. Hanbel, IV, 244; V
بَابُ كَمِ الْوِتْرُ
İbn Ömer (r.anhumâ)'dan rivayet edildiğine göre; Bedevilerden bir adam Resûlullah (s.a.v.)'e gece namazını sordu. Efendimiz; "İkişer ikişer" diye iki parmağı ile şöylece işaret etti. Vitr'in de gecenin sonunda bir rekat olduğunu söyledi
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.)'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Vitir her müslüman üzerine hakktır. O halde onu isteyen beş, isteyen üç, dileyen de bir rekat kılsın
بَابُ مَا يَقْرَأُ فِي الْوِتْرِ
Ubey b. Ka'b (r.a.)'den demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) A'la, Kâfirûn ve İhlas sureleriyle vitir kılardı
Abdulaziz b. Cüreyc'den; demiştir ki: Mü'minlerin annesi Aişe (r.anha)'ya Resûlullah (s.a.v.)'in hangi surelerle vitir kıldığını sordum... [Abdulaziz önceki hadisin mânâsını zikredip] "Ve üçüncü rekat'te ve Muavvizeteyn (Felak ve Nas) ile dedi
بَابُ الْقُنُوتِ فِي الْوِتْرِ
Hasan b. Ali (r.a)'dan demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) bana vitir namazında, -İbn Cevvâs'ın dediğine göre vitrin kunutunda- okuyayım diye şu sözleri öğretti: "Ey Allah'ım, hidayete erdirdiklerin içerisinde beni de hidâyete erdir. Afiyet verdiklerin arasında bana da afiyet ver. Gözettiklerinin içinde beni de gözet. Verdiğin şeylerde benim için bereket kıl. Hüküm (takdir) ettiklerinin şerrinden beni koru. Şüphesiz sen hükm (takdir) edersin. Senin takdirine karşı gelinmez. Senin işini üzerine aldığın kişi alçalmaz ve senin düşman olduğun da şeref bulamaz. Rabbimiz, senin hayrın pek çoktur ve sen sana lâyık olmayan şeylerden münezzehsin
Abdullah b. Muhammed en-Nüfeyli, Zuheyr'den, o da Ebu îshak'dan önceki (1425.) hadisi aynı isnâd ve mana ile rivayet etti. Züheyr rivayetinin sonunda, Hasan bu (kunut duasını) "vitirdeki kunutta" söylerdi dedi. "Onları vitirde söylüyorum" sözünü zikretmedi
Ali b. Ebi Tâlib (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) vitir namazının sonunda şöyle dermiş: "Allahım ! Senin gazabından rızana, cezandan affına, senden sana sığınırım. (Lâyık olduğun gibi) senin senalarını sayamam, sen kendini nasıl sena (medh) ettînse öylesin." Nesâî, kıyamü'l-leyl; İbn Mace, ikâme; Ahmed b. Hanbel, I, 96, 150. Ebu Dâvûd dedi ki: "Hişam, Hammad'ın en eski hocasıdır. Bana Yahya b. Main'in "Ondan Hammad b. Seleme'den başka kimse (hadis) rivayet etmedi" dediği ulaştı." Yine Ebâ Dâvud şöyle dedi: "İsa b. Yunus, Said b. Ebi Arûbe'den; o Katâde'den; Katâde, Said b. Abdirrahman b. Ebzâ'dan; o da babası vasıtasıyle Übey b. Ka’b'den, Resulullah (s.a.v.)'in vitirde rüku'dan önce kunut yaptığını rivayet etti. [Bu talikteki yani "ruku'dan önce" tefsiri, râvilerden birine aittir. Bizzat musannif Ebu Davud'un sözü olması da muhtemeldir. Muhammed b. Nasr bu taliki Ubey b. Ka'b'a kadar vasletmiştir.] Ebu Dâvud şunu da söyledi: "İsa b. Yunus bu hadisi aynı şekilde Fıtr b. Halîfe'den; O, Zübeyd'den; Zübeyd, Said b. Abdirrahman b. Ebzâ'dan, o da babası kanalıyla Übey (b. Ka'b)'den; Übey (r.a.) Resulüllah (s. a.)'in (Önceki talikteki olduğu gibi rüku1 dan önce kunut yaptığını) rivayet etti.[İsa b. Yunus'un Fıhr'dan yaptığı bu rivayeti Dârekutnî başka bir isnadla Ubey b. Ka'b'dan mevsul olarak rivayet etmiştir. Ubey şöyle der: "Rükudan önce kunut yapar, selamı verince de üç defa derdi. Sesini uzatır. Sonuncusunda da derdi. (el-Menhel, VIII, 61).] Hafs b. Gıyas, Mis'ar, Zübeyd, Said b. Abdirrahman b. Ebzâ ve babası isnadı ile Übey b. Ka'b (r.a.)'den Resulüllah (sM.yin vitirde rükudan Önce kunut yaptığı rivayet edildi. Bu talik kunutun rüku dan önce yapıldığını gösteren üçüncü rivayettir. Ebû Dâvud devamla şöyle dedi: "Said'in Katâde'den rivayet ettiği hadisi Yezid b. Zürey, Said*den; o, Katâde'den; Katâde, Azre'-den; Azre, Said b. Abdirrahman b. Ebzâ'dan; o da, babası vasıtasıyla Nebi (s.a.v.)'den rivayet etmiş, kunutu zikretmemiş, Übeyy'i de anmamıştır.[Bu talik Said b. Ebi Arûbe'nin Katâde'den yaptığı rivayetin mevsuk olduğuna işaret etmektedir. Bunu Ha b. Yunus, Said b. Ebi Arûbe'den mevsul olarak ve kunutu zikrederek, Yezid b. Zurcyc'den ise mürsel olarak ve kunutu anmadan rivayet etmiştir.] Aynı şekilde bu hadisi Abdul-A'la ve Muhammed b. Bişr el-Abdi (Said b. Ebû Arûbe'den) rivayet etmiş, kunutu zikretmemişlerdir.-Muhammed b. Bişr'in bu hadisi işitmesi İsa b. Yunus ile beraber Küfe'de gerçekleşmiştir.-Yine bu hadisi Hişam ed-Destevâî ve Şu'be, Katâde'den rivayet etmişler, kunut'u anmamışlardır.[Şu'be'nin bu rivayetini Nesâİ, şu lafızlarla tahric etmiştir: Resûlullah (s.a.v.) A'Iâ, Kâfirûn ve ihlas sureleri ile vitir kılar, bitirdiğinde de üç kerre .... derdi."] Zübeyd'in hadisini Süleyman el-A’meş, Şu'be, Abdulmelik b. Ebi Süleyman ve Cerir b. Hazım -hepsi Zübeyd'den rivayet etmişlerdir-onlardan hiç biri kunutu zikretmemiştir. Ancak Ha/s b. Ğıyas, ve Mis'-ar vasıtasıyla Zübeyd'den rivayet edilen bundan müstesnadır. Çünkü Mis'ar hadisinde "Resulüllah rüku'dan önce kunut yaptı" demiştir. Ebu Dâvud: "Hafs hadisi olarak meşhur olan bu değildir, Onun Mis'ar'dan başkasından olduğunu zannediyoruz" dedi. Yine Ebu Dâvud: "rivayet olunuyor ki: "Übeyy Ramazan ayının (ikinci) yarısında kunut yaparmış" dedi
Muhammed (b. Sirin) arkadaşlarından birinden rivayet ettiğine göre: Ubey b. Ka'b onlara -ramazanda- imam olmuş ve ramazanın son yarısında kunut yap(ar)mış
Hasen (el-Basrî)'den rivayet edildiğine göre: Ömer b. el-Hattab (r.a.) insanları, Übey b. Ka'b'in arkasında topladı, Ubey onlara (ramazandan) yirmi gece teravih kıldırır, sadece sonraki yarısında kunut yaptırırdı. (Ramazanın) son on günü olunca (mescidden) ayrılıp namazını evinde kılardı. Bunun üzerine insanlar da "Ubey kaçtı" derlerdi. Beyhakî, es-Sunenu'l-kübrâ, II, 498. Ebû Dâvûd dedi ki: "Bu kunut konusunda zikredilenlerin önemli olmadığını gösterir. Bu iki hadis "Resûlullah (s.a.v.)Hn vitir'de kunut yaptığına dair” olan Ubey hadisinin zayıf olduğuna delildirler
بَابٌ فِي الدُّعَاءِ بَعْدَ الْوِتْرِ
Ubey b. Ka'b (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) vitir namazında selâm verince ''Ayıplardan ârı, melik olan Allah'ı her türlü noksandan tenzih ederim" derdi
Ebu Said el-Hudrî (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kim vitrini kılmadan uyuyakalir veya onu unutursa hatırladığı zaman kılsın
بَابٌ فِي الْوِتْرِ قَبْلَ النَّوْمِ
Ebû Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki: Dostum (s.a.v.) bana üç şey vasiyet etti: Onları seferde de hazarda da asla terk etmem! Bunlar, iki rekat kuşluk namazı, her ay üç gün oruç tutmak ve vitri kılmadan uyumamaktır
Ebu'd-Derdâ (r.a.)'dan; demiştir ki: Dostum (Nebi) sallellahu aleyhi ve sellem, bana üç şey tavsiye etti. Onları hiç bir sebeple terk etmem. Bunlar, her ayda üç gün oruç; vitir kılmadan uyumamak; hazarda ve seferde kuşluk nâfilesidir
Ebû Katâde (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) Ebû Bekir (r.a.)'e: “Vitri ne zaman kılıyorsun?" diye sordu. O da: Gecenin başında kılıyorum, dedi. (Sonra) Ömer (r.a.)'e: "(Ya sen) Hangi vakitte kılıyorsun?" dedi. Gecenin sonunda, karşılığını verdi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) Ebu Bekir (r.a.) için, "Bu, ihtiyatı tuttu"; Ömer (r.a.) için de, "Bu, da kuvvete (azimete) sarıldı" buyurdu
بَابٌ فِي وَقْتِ الْوِتْرِ
Mesrûk'dan; demiştir ki: Aişe (r.anha)'ya; Resulullah (s.a.v.) vitri hangi vakitte kılardı? dedim. Gecenin başında, ortasında ve sonunda kılardı. Bunların hepsini yaptı. Ama vefatına doğru sehere kadar geciktirirdi dedi
İbn Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Vitir namazını sabahın vakti girmeden önce kılınız
Abdullah b. Ebî Kays'dan; demiştir ki: Aişe (r.anha)'ye, Resulullah (s.a.v.)'in vitrini sordum: Bazan gecenin başında, bazan da sonunda kılardı, dedi. Kıraati nasıldı? Gizli mi, okurdu, yoksa açıktan mı? dedim. Bunların hepsini yapardı. Bazan gizli, bazan da açıktan okurdu. (Cünüb olunca) Bazan gusleder de uyur, bazan da abdest alıp da uyurdu, cevabını verdi. Müslim, hayz; Tirmızî, sevabu'l-kur'an; Ahmed b. Hanbel, VI, 47, 138, 167; Ebû Dâvud, tahâre Ebu Dâvud; "Aişe (r.anha)'nın "bazan gusleder de uyur" sözüyle "cünüp olunca" demek istediğini Kuteybe değil, bir başkası söyledi" dedi
İbn Ömer (r.a.)'dan; Resulullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Gece en son kıldığınız namaz vitir olsun
بَابٌ فِي نَقْضِ الْوِتْرِ
Kays b. Talk'dan; demiştir ki: (Babam) Talk b. Ali (r.a.) bir ramazan günü bizi ziyaret edip yanımızda akşamladı ve iftar etti. Bize o gecenin namazını (teravihini) ve vitri kıldırdı. Sonra (imamı olduğu) mescidine gidip cemaatine namaz kıldırdı'. Nihayet, vitir kalınca bir adamı önce geçirip, Arkadaşlarına vitri kıldır. Çünkü ben Resulullah (s.a.v.)'i: "Bir gecede iki vitir olmaz" buyururken işittim, dedi
بَابُ الْقُنُوتِ فِي الصَّلَوَاتِ
Ebû Seleme b. Abdirrahman'dan rivayet edildiğine göre: Ebû Hureyre (r.a.) "Vallahi size Resulullah (s.a.v.)'in namazı gibi namaz kıldıracağım" dedi (ve kıldırdı). Ebû Seleme dedi ki: "Ebu Hureyre (r.a.) öğle, yatsı ve sabah namazlarının son rekatinde kunut yapar, mu'minler için dua, kâfirlere de lanet ederdi
Bera b. Azib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) sabah namazında kunut yapardı. (Râvi) İbn Muaz; "Ve akşam namazında" (sözünü) ilâve etti
Ebu Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) bir ay yatsı namazında kunut yaptı. Bu kunutunda: "Allahım! Velîd b. el-Velîd'i (kâfirlerden) kurtar. Ey Allahım, Seleme b. Hişam'ı kurtar. Ey Allahım, zayıf görülen (diğer) mu'minleri kurtar. Mutlar kabilesini daha kuvvetli çiğne (onlara olan azabını arttır) Allahım! (içinde bulundukları bu yılları) onlara Yusuf'un seneleri gibi (şiddetli) senelere benzet" diye dua etti. Bir gün Resulullah (s.a.v.) onlar için dua etmedi. Sebebini kendisine sordum: "Onların geldiklerini bilmiyor (musun)?" buyurdu
İbn Abbâs (r.a)'dan; demiştir ki: "Resulullah (s.a.v.) bir ay aralıksız öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarında, her namazın sonunda sonuncu rekatte (semiallahu limen hamideh) deyince kunut yaptı. (Bu kunutta) Beni Süleym kabilelerine, Ri'l, Zekvân ve Usayya'ya beddua eder, arkasındakiler de "âmin" derler(di)
Enes b. Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, kendisine: Resulullah (s.a.v.) sabah namazında kunut yaptı mı? diye soruldu. O; Evet, dedi. Rüku'dan evvel mi, yoksa sonra mı? denildi. Rüku'dan (Müseddedîn rivayetine göre) -biraz- sonra dedi
Enes b. Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) bir ay kunut yapmış, sonra terk etmiştir
Muhammed b. Sîrîn'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sabah namazını Resulullah (s.a.v.) ile beraber kılan birisi bana, (Resülullah s.a.v.)’in ikinci rekatten başını kaldırınca birazcık durduğunu haber verdi
بَابٌ فِي فَضْلِ التَّطَوُّعِ فِي الْبَيْتِ
Zeyd b. Sabit (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) mescidde bir oda edindi. Geceleyin çıkıp orada namaz kılar, erkekler de onunla birlikte onun (kıldığı) namazı kılarlardı. Cemaat her gece ona gelirdi. Bir gece Resulullah (s.a.v.) yanlarına çıkmadı. Bunun üzerine onlar öksürdüler, seslerini yükselttiler ve Resulullah (s.a.v.)'in kapısına çakıl (taşları) attılar, Efendimiz öfkeli bir halde yanlarına çıkıp; "Ey insanlar! Sizin şu yaptığınız o kadar devam etti ki, bu namaz'ın size farz kılınacağını zannettim, (korktum). Siz bu namazı evlerinizde kılınız. Çünkü kişinin farz namazın hâricinde kıldığı namazların en hayırlısı, evinde kıldığı (namaz)dır" buyurdu
İbn Ömer (r.a.)'ın rivayetine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Namazlarınızın bir kısmını evlerinizde kılınız, oraları kabirlere çevirmeyiniz
بَابُ طُولِ الْقِيَامِ
Abdullah bin Hubşî el-Has'ami (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: (Namazdaki) amellerin hangisi daha efdaldir? diye soruldu. “Kıyamı uzun olanı" buyurdu. Hangi sadaka daha efdaldir? denildi. "Malı az olanın takati nispetinde verdiği" dedi. Hangi hicret daha üstündür? denildi. "Allah'ın kendisine haram kıldığı şeyleri terk edenin hicreti" cevabını verdi. Hangi cihâd daha efdaldir? denildi. "Malı ve canı ile müşriklerle cihâd edenin cihâdı" buyurdu. Hangi maktul daha şereflidir? diye soruldu. "Kanı akıtılan ve atının ayakları kesilen" karşılığını verdi. Diğer tahric: Nesâî, zekât; İbn Mâce, cihad, Dârimî, salat; cihad; Ahmed b. Hanbel, H, 19İ; III, 300, 302, 346, 391, 412; IV
بَابُ الْحَثِّ عَلَى قِيَامِ اللَّيْلِ
Ebu Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki:ResuluIIah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Geceleyin kalkıp namaz kılan ve karısını uyandırarak o'na da kaldıran, şayet kalkmak istemezse, yüzüne su serpen erkeğe Allah rahmet etsin (günahlarını bağışlasın). Yine geceleyin kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran, kalkmak istemezse yüzüne su serpen kadına da Allah rahmet etsin.” Bu hadis'i tahric eden diğer kaynaklar: Buhârî, buyu; Tirmizi, kıyâme; İbn Mâce, ikâme; ticârât; Ahmed b. Hanbel, I, 463; II
Ebu Sâid el-Hudrî ve Ebu Hureyre (r.anhuma), Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu demişlerdir. "Kim geceleyin uyanır, karısını da uyandırır ve beraberce iki rekat namaz kılarlarsa, Allah'ı çok zikreden erkek ve kadınlardan yazılırlar
بَابٌ فِي ثَوَابِ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ
Osman (r.a.)'den; demiştir ki: Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız Kur'an-ı Öğrenen ve öğretendir
Sehl b. Muaz el-Cühenî, babası Muaz (r.a.)'den, demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kur'an-ı Kerim'i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı -güneşi evlerinizin içinde farzetseniz- dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O halde Kur'an'ı bizzat öğrenen hakkında ne düşünürüsünüz? (Onun sevabını siz takdir edin)
Âişe (r.anha)'dan; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.): "Kur'an okuyan ve bu hususta maharetli olan kişi sefere (denilen) kerîm ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kendisine zor geldiği halde Kur'an okuyana ise, iki kat ecir vardır." buyurdu
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Allah'ın evlerinden birinde toplanıp Allah'ın kitabını okuyan ve onu aralarında öğrenip öğreten bir gruba mutlaka sekinet iner. Kendilerini rahmet kaplar, melekler çevreler ve Allah (c.c.) onları kendi yanındakiler arasında zikreder
Ukbe b. Amir el-Cühenî (r.a.)'den; demiştir ki: Biz Suffa'da iken Resûlullah (s.a.v.) yanımıza çıkageldi ve; "Hanginiz sabahleyin Buthan veya Akik'a gidip Allah'a (karşı) günah işlemeden ve akrabalık bağlarını kesmeden iri hörgüçlü, gösterişli iki deve almak isler?" buyurdu. Oradakiler: Hepimiz ya Resulullah (s.a.v.) dediler. Efendimiz; “Vallahi birinizin hergün sabahleyin mescide gidip Allah'ın kitabından iki âyet öğrenmesi, onun için iki deveden daha hayırlıdır. Eğer üç âyet öğrenirse üç deveden hayırlıdır. (Okunacak her âyet) kendi sayısınca deveden daha hayırlıdır" buyurdu
بَابُ فَاتِحَةِ الْكِتَابِ
Ebu Hureyre (r.a.); "Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu" demiştir: "Fatiha Suresi, ümmü'I-Kur'an, ümmü'l-kitab ve seb'ü'l-mesânî'dir
Ebu Said b. el-Muallâ (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; O namaz kılarken, Resulullah (s.a.v.) kendisine uğrayıp onu çağırdı. Ebu Said dedi ki: Namazı kıldım (bitirdim) sonra Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e geldim. Efendimiz: "Bana cevab vermene ne manî oldu?" dedi. Namaz kılıyordum, dedim. "- Allah Azze ve Celle; "Ey Mü'minler! Sizi, kendinize hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah'a ve Resulüne icabet ediniz.”[Enâl 24] buyurmadı mı? Şüphesiz mescidden çıkmadan önce sana Kur'an'dan -Halid şüphe etti- veya Kur'an'daki (sevabı) en büyük sureyi öğreteceğim, buyurdu. Ebu Said devamla şöyle dedi: Sözünü bekliyorum (sözünü hatırla) ya Resulullah! dedim. "O bana verilen seb'ül-mesânî, namazlarda tekrarlanan yedi ayet ve Kur'an-ı azimdir" buyurdu
بَابُ مَنْ قَالَ: هِيَ مِنَ الطُّوَلِ
İbn Abbas (r.a.)'dan; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.)'e uzun seb'ül-mesânî verilmiştir. Musa (a.s.)'a da altı levha verilmişti. Ancak o levhaları atınca ikisi kaldırıldı. Dört tane kaldı
بَابُ مَا جَاءَ فِي آيَةِ الْكُرْسِيِّ
Ubey b. Ka'b (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (s.a.v.) (bana); "Ya Ebe'l-Münzir! Allah'ın kitabından senin ezberinde olan hangi âyet (sevab yönünden) daha büyüktür?" dedi. Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedim. Resulullah (s.a.v.) tekrar: “Ya Ebe'l-Münzir! Allah'ın kitabından ezberinde olan hangi âyet (sevapça) daha büyüktür? diye sordu. Allahu la ilahe illa huvel Hayyu'l-Kayyum = Hayy ve kayyum olan Allah'tan başka ilâh yoktur" (âyetidir,) dedim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) göğsüme vurdu ve; "İlim sana mübarek olsun, ey Ebe'l-Münzir" buyurdu
بَابٌ فِي سُورَةِ الصَّمَدِ
Ebu Said el-Hudrî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Bir adam başka birinin (İhlas) suresini tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resulullah (s.a.v.)'e gelip bunu azımsayarak arz etti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.): "Bana sahib olan Allah'a yemin ederim ki, O (sure) Kur'an-i Kerim'in üçte birine denktir" buyurdu
بَابٌ فِي الْمُعَوِّذَتَيْنِ
Ukbe b. Amir (r.a.)'den; demiştir ki: Ben seferde Resulullah (s.a.v.)'in devesini yediyordum. Efendimiz bana: "Ey Ukbe! Sana okunulan iki hayırlı sure öğreteyim mi?" buyurup, (Felak) ve (Nas) surelerini öğretti. (Ancak) benim bunlarla pek fazla sevinmediğimi gördü. Sabah namazı için konaklayınca cemaate namazı o iki sure ile kıldırdı. Namazı bitirince bana dönüp; "(Bu sureleri) Nasıl gördün, ey Ukbe?" buyurdu
Ukbe b. Âmir (r.a.)'den; demiştir ki: Ben Resûlullah (s.a.v.)'le birlikte Cuhfe ile Ebvâ arasında giderken, birden bire bizi rüzgâr ve zifiri bir karanlık kapladı. Bunun üzerine Resûiullah (s.a.v.) (Felak ve Nas) süreleriyle (Allah'a) sığınmaya başladı. (Bir taraftan da) Bana; “Ey Ukbe! O ikisiyle korun, hiçbir sığıma (korunucu) onların benzeri ile korunmadı." (Allah'a sığınılacak en efdal sureler bunlardır) buyuruyordu. (Sonra) Ben, Resulullah (s.a.v.)'i, bize o iki sûre ile namaz kıldırırken dinledim
بَابُ اسْتِحْبَابِ التَّرْتِيلِ فِي الْقِرَاءَةِ
Abdullah b. Amr (r.a.)'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'an sahibine, "oku ve yüksel, dünyada tertil üzere okuduğun gibi (burada da) tertil üzere oku. Şüphesiz senin makamın okuyacağın son âyetin yanındadır" denilir
Katâde'den (r.a.); demiştir ki: Enes (r.a.)'e ResuluIIah (s.a.v.)'in okuyuşunu sordum: (Çekilmesi gereken harfleri) iyice çekerdi dedi