İbn Abbas (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.), pislik yemeyi alışkanlık haline getirmiş olan hayvan'ın sütünü (içmeyi) yasaklamıştır. Ayrıca bu hadis'i Ebû Dâvûd, cihad, et'ime, eşribe; Tirmizî, el'ime; Nesâî, dahâyâ; İbn Mâce, zebâih; Muvatta, edâhi; Ahmed b. Hanbel, I, 219, 226,241,253, 321, 339. da tahric etti
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 28 · YiyeceklerKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ مَا جَاءَ فِي إِجَابَةِ الدَّعْوَةِ
- 2بَابٌ فِي اسْتِحْبَابِ الْوَلِيمَةِ عِنْدَ النِّكَاحِ
- 3بَابٌ فِي كَمْ تُسْتَحَبُّ الْوَلِيمَةُ
- 4بَابُ الْإِطْعَامِ عِنْدَ الْقُدُومِ مِنَ السَّفَرِ
- 5بَابُ مَا جَاءَ فِي الضِّيَافَةِ
- 6بَابُ نَسْخِ الضَّيْفِ يَأْكُلُ مَنْ مَالِ غَيْرِهِ
- 7بَابٌ فِي طَعَامِ الْمُتَبَارِيَيْنِ
- 8بَابُ إِجَابَةِ الدَّعْوَةِ إِذَا حَضَرَهَا مَكْرُوهٌ
- 9بَابٌ إِذَا اجْتَمَعَ دَاعِيَانِ أَيُّهُمَا أَحَقُّ
- 10بَابٌ إِذَا حَضَرَتِ الصَّلَاةُ وَالْعَشَاءُ
- 11بَابٌ فِي غَسْلِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الطَّعَامِ
- 12بَابٌ فِي غَسْلِ الْيَدِ قَبْلَ الطَّعَامِ
- 13بَابٌ فِي طَعَامِ الْفُجَاءَةِ
- 14بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ ذَمِّ الطَّعَامِ
- 15بَابٌ فِي الِاجْتِمَاعِ عَلَى الطَّعَامِ
- 16بَابُ التَّسْمِيَةِ عَلَى الطَّعَامِ
- 17بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَكْلِ مُتَّكِئًا
- 18بَابُ مَا جَاءَ فِي الْأَكْلِ مِنْ أَعْلَى الصَّحْفَةِ
- 19بَابُ مَا جَاءَ فِي الْجُلُوسِ عَلَى مَائِدَةٍ عَلَيْهَا بَعْضُ مَا يُكْرَهُ
- 20بَابُ الْأَكْلِ بِالْيَمِينِ
- 21بَابٌ فِي أَكْلِ اللَّحْمِ
- 22بَابٌ فِي أَكْلِ الدُّبَّاءِ
- 23بَابٌ فِي أَكْلِ الثَّرِيدِ
- 24بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ التَّقَذُّرِ لِلطَّعَامِ
- 25بَابُ النَّهْيِ عَنْ أَكْلِ الْجَلَّالَةِ وَأَلْبَانِهَا
- 26بَابٌ فِي أَكْلِ لُحُومِ الْخَيْلِ
- 27بَابٌ فِي أَكْلِ الْأَرْنَبِ
- 28بَابٌ فِي أَكْلِ الضَّبِّ
- 29بَابٌ فِي أَكْلِ لَحْمِ الْحُبَارَى
- 30بَابٌ فِي أَكْلِ حَشَرَاتِ الْأَرْضِ
- 31بَابُ مَا لَمْ يُذْكَرْ تَحْرِيمُهُ
- 32بَابٌ فِي أَكْلِ الضَّبُعِ
- 33بَابُ النَّهْيِ عَنْ أَكْلِ السِّبَاعِ
- 34بَابٌ فِي أَكْلِ لُحُومِ الْحُمُرِ الْأَهْلِيَّةِ
- 35بَابٌ فِي أَكْلِ الْجَرَادِ
- 36بَابٌ فِي أَكْلِ الطَّافِي مَنِ السَّمَكِ
- 37بَابٌ فِي الْمُضْطَرِّ إِلَى الْمَيْتَةِ
- 38بَابٌ فِي الْجَمْعِ بَيْنَ لَوْنَيْنِ مِنَ الطَّعَامِ
- 39بَابُ أَكْلِ الْجُبْنِ
- 40بَابٌ فِي الْخَلِّ
- 41بَابٌ فِي أَكْلِ الثُّومِ
- 42بَابٌ فِي التَّمْرِ
- 43بَابٌ فِي تَفْتِيشِ التَّمْرِ الْمُسَوَّسِ عِنْدَ الْأَكْلِ
- 44بَابُ الْإِقْرَانِ فِي التَّمْرِ عِنْدَ الْأَكْلِ
- 45بَابٌ فِي الْجَمْعِ بَيْنَ لَوْنَيْنِ فِي الْأَكْلِ
- 46بَابُ الْأَكْلِ فِي آنِيَةِ أَهْلِ الْكِتَابِ
- 47بَابٌ فِي دَوَابِّ الْبَحْرِ
- 48بَابٌ فِي الْفَأْرَةِ تَقَعُ فِي السَّمْنِ
- 49بَابٌ فِي الذُّبَابِ يَقَعُ فِي الطَّعَامِ
- 50بَابٌ فِي اللُّقْمَةِ تَسْقُطُ
- 51بَابٌ فِي الْخَادِمِ يَأْكُلُ مَعَ الْمَوْلَى
- 52بَابٌ فِي الْمِنْدِيلِ
- 53بَابُ مَا يَقُولُ الرَّجُلُ إِذَا طَعِمَ
- 54بَابٌ فِي غَسْلِ الْيَدِ مِنَ الطَّعَامِ
- 55بَابُ مَا جَاءَ فِي الدُّعَاءِ لِرَبِّ الطَّعَامِ إِذَا أُكِلَ عِنْدَهُ
(28) Kitâb: Yiyecekler
بَابُ النَّهْيِ عَنْ أَكْلِ الْجَلَّالَةِ وَأَلْبَانِهَا
İbn Ömer (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) pislik yemeyi alışkanlık haline getirmiş olan develere binmeyi ve sütlerinden içmeyi yasaklamıştır
بَابٌ فِي أَكْلِ لُحُومِ الْخَيْلِ
Câbir b. Abdillah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber günü bize (ehlî) eşek etini (yemeyi) yasakladı, at etini yememize izin verdi. Ayrıca bu hadis'i Buhari, zebâih, hums, meğâzi, nikâh; Müslim, nikâh, sayd; Tirmizî, nikâh, sayd, et'ime 6; Nesâî, nikâh, sayd; İbn Mâce, zebâih; Dârimî, edâhi, nikâh; Ahmed b. Hanbel, II, 21, 102, 143, 144, 219, IV, 48, 89, 90, 127, 193-195, 301, 355, 383. te tahric etti
Câbir b. Abdillah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Biz Hayber (savaşı) günü bir takım atları, katırları ve (ehlî) eşekleri kesmiştik. Rasûlullah (s.a.v.), bize katırlarla eşekleri(n etlerini yemeyi) yasakladı, (fakat) atları(n etini yemeyi) yasaklamadı. Ayrıca bu hadis'i Müslim, sayd da tahric etti
Halid b. Velîd'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.), atların, katırların ve eşeklerin etlerini yemeyi yasaklamıştır. (Bu hadisi rivayet edenlerden) Hayve, (rivayetine şu sözleri de) ilâve etti: "Köpek dişi olan yırtıcı hayvanların tümünü(n etlerini) de (yasakladı)." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu (hadisin ifade ettiği hüküm îmam) Mâlik'in görüşüdür. (Aslında) at etîeri(nin yenmesinde bir sakınca yoktur; ve amel bu hadis üzerinde değildir. (Çünkü) bu (hadis) neshedil-miştir ve Nebi (s.a.v.)'in sahâbîlerinden bir cemaat at etlerini yemiştir, îbn Zübeyr, Fedâle b. Ubeyd, Enes b. Mâlik, Esma binti Ebi Bekr, Süveyd b. Gafele ve Alkame bunlardandır. Rasûlullah (s.a.v.) zamanında Kureyşliler atları keserlerdi
بَابٌ فِي أَكْلِ الْأَرْنَبِ
Enes b. Mâlik'den rivayet olunduğuna göre; dedi ki: Ben ergenlik çağma yaklaşmış becerikli bir çocuktum. (Bir gün) bir tavşan avlayıp onu kızarttım. Ebû Talha, (bu tavşan'ın) arka tarafını benimle Nebi (s.a.v.)'e gönderdi. Ben onu Peygamber (s.a.v.)'e getirdim, (Hz. Nebi de) onu kabul etti. Ayrıca bu hadis'i Buhari, hibe, zebâih; Müslim, sayd; Tirmizî, et'ime; Nesâî, sayd; İbn Mâce, sayd; Dârimî, sayd; Ahmed b. Hanbel, III, 118, 171, 232, 291. de tahric etti
Muhammed b. Halid dedi ki: Ben babam Halid b. el-Huveyris'i (şöyle) derken işittim: Abdullah b Âmr, Sıfah (denilen yer) de bulunuyordu. -Muhammed (b. Halid, Sıfah denilen bu yerin) Mekke'de (bulunan) bir yer olduğunu söyler.- Bir adam bir tavşan avlamıştı. (Bu adam Abdullah b. Amr'a): Ey Abdullah b. Amr, (sen tavşan hakkında) ne dersin? dedi. (Abdullah da şöyle) cevap verdi: (Bir gün) Rasûlullah (s.a.v.)'e bir tavşan getirilmişti. Ben de (orada) oturuyordum. (Hz. Nebi) onu yemedi, (fakat) yenmesini de yasaklamadı ve o'nun (o anda) hayız görmekte olduğunu söyledi
بَابٌ فِي أَكْلِ الضَّبِّ
İbn Abbas'dan rivayet olunduğuna göre; dedi ki: (İbn Abbas'ın) teyzesi, Rasûlullah (s.a.v.)'e yağ, birkaç keler ve kurumuş peynir hediye etmiş. (Hz. Nebi de) yağ ile peyniri yemiş, (fakat) tiksindiğinden dolayı kelerleri bırakmış. (İbn Abbas'a göre), eğer (keler eti yemek) haram olsaydı Rasûlullah (s.a.v.)'in sofrasında (keler) yenmezdi. Ayrıca bu hadis'i Buhari, hibe, et'ime, megâzî, i'tisam; Müslim, sayd; Nesâî, sayd, nikâh; Ahmed b. Hanbel, I, 225, 259, 366, II, 329, 340, 347, IV, 4. te tahric etti. İzah; 3796 da
Hâlid b. Velid'den rivayet olunduğuna göre: Kendisi (bir gün) Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte Meymûne'nin evine girmiş. (O sırada Rasûlullah (s.a.v.)'e kızartılmış bir keler getirilmiş. Rasûlullah (s.a.v.) de (alıp yemek üzere) ona elini uzatmış. Bunun üzerine (o sırada) Meymûne'nin evinde bulunan bazı kadınlar; "Nebi (s.a.v.)'e yemek istediği şeyin ne olduğunu haber yerin" demişler. Orada bulunanlar da: "Bu kelerdir" demişler. Rasûlullah (s.a.v.) de hemen elini çekmiş. (Halid b. Velid sözlerine devamla şöyle) dedi: Ben (kendisine): Ey Allah'ın Rasûlü, bu (kelerin etini yemek) haram mıdır? diye sordum./ "Hayır (haram değildir), fakat o benim kavmimin toprağında bulunmaz ve ben ondan tiksinti hissediyorum" buyurdu. Bunun üzerine ben kızarmış keleri (önüme) çektim ve Rasûlullah (s.a.v.)'in gözünün önünde yedim. Ayrıca bu hadis'i Buharî, zebâih; Müslim, sayd; Nesâi, sayd; İbn Mâce, sayd; Muvatta, İsti'zân ; Ahmed b. Hanbel, IV, 89. da tahric etti. İzah; 3796 da
Sabit b. Vedîa'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber bir askeri birlik içerisinde bulunuyordum. Derken birkaç keler yakaladık. Ben onlardan birini kızartıp Rasûlullah (s.a.v.)'e getirdim ve önüne koydum. (Hz. Nebi) bir çöp alıp onunla (kelerin) parmaklarını saymaya başladı; sonra: "İsrail oğullarından bir topluluk yerde yürüyen hayvanlar şekline çevrilmiştir. Ancak ben (onların çevrildiği) bu hayvanın hangi hayvan olduğunu bilmiyorum" buyurdu ve (bu keleri) yemedi, (yenmesini de) yasaklamadı. Ayrıca bu hadis'i Nesâî, sayd; İbn Mâce, sayd da tahric etti. İzah; 3796 da
Abdurrahman b. Şibl'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) keler etini yemeyi yasaklamıştır
بَابٌ فِي أَكْلِ لَحْمِ الْحُبَارَى
(Büreyh b. Ömer b. Sefîne'nin) dedesinden şöyle dediği rivayet olunmuştur: Ben Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber toy kuşu eti yedim
بَابٌ فِي أَكْلِ حَشَرَاتِ الْأَرْضِ
(Milkâm b. Telibb'in) babasından rivayet olunmuştur; dedi ki: Ben Nebi (s.a.v.) ile (uzun süre) birlikte bulundum. (Ondan) küçük canlıların haram olduğuna dair (hiçbir söz) duymadım
(İsa b. Nümeyle'nin) babasından rivayet olunmuştur; dedi ki: Bir gün ben İbn Ömer'in yanında iken, kendisine kirpi (eti) yeme(nin hükmü) soruldu da (bu soruya cevap olmak üzere); "De ki: Bana vahyolunanda (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum..”[En'am 145] (mealindeki) âyeti okudu. (Orada İbn Ömer'in) yanında (bulunan) yaşlı bir zat şöyle dedi: (Ama) ben Ebû Hureyre'yi: Nebi (s.a.v.)'in yanında kirpiden söz edildi de (Hz. Peygamber): "O pis hayvanlardan biridir" buyurdu, derken işittim. Bunun üzerine İbn Ömer; "Eğer Rasûlullah (s.a.v.) bunu söylemişse o onun dediği gibidir; demek ben bilmiyormuşum" dedi
بَابُ مَا لَمْ يُذْكَرْ تَحْرِيمُهُ
İbn Abbas'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: Cahiliyye (dönemi) halkı bazı şeyleri yerlerdi, bazı şeyleri de tiksindiklerinden dolayı yemezlerdi. Derken yüce Allah, Nebiini (s.a.v.) gönderdi ve Kitab'ını indirdi. Helâlini ve haramını açıkladı. Artık o'nun haram kıldığı haramdır, helâl kıldığı da helâldir. Hakkında açıklama yapmadığı ise affedilmiştir. Sonra, "De ki: Bana vahyolunanda (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum"[En'am 145] âyetini sonuna kadar okudu
بَابٌ فِي أَكْلِ الضَّبُعِ
Câbir b. Abdullah (r.a)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)'e sırtlan (etin)i sordum. "O bir av (hayvanı)dır ve onu avlayan ihramlıya (keffaret olarak) bir koç (kurban etme cezası) konmuştur" buyurdu
بَابُ النَّهْيِ عَنْ أَكْلِ السِّبَاعِ
Ebu Sa’labe el- Huşeni ‘den rivayet olduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.) köpek dişi olan yırtıcı hayvanlar(ın etlerini) yemeyi yasaklamıştır. Ayrıca bu hadis'i Buhari, zebaih, tıbb; Müslim, sayd; Tirmizi, sayd, et’ime, siyer; Ebu Davud, et’ime; Nesai, buyu', sayd; İbn Mace, sayd; Darimi, edahi, Muvatta, sayd; Ahmed b. Hanbel, I, 244, 289, 302, 326, 327, 333, 339, 373, II, 236, 366, 418, III, 323, IV, 89, 90, 131, 132, VI, 445. te tahric etti. İzah; 3807 dedir
İbn Abbas’dan rivayet olunmuştur; Rasulullah (s.a.v.), yırtıcı hayvanlardan köpek dişli olanları(n etini yemeyi) ve kuşlardanda pençeli olanları(n etini yemeyi) yasaklamıştır. Ayrıca bu hadis'i Müslim, sayd; Tirmizi, sayd; Nesai, sayd; İbn Mace, sayd; Darimi, edahi; Ahmed b. Hanbel, I, 147, 244, 289, 302, 327, 332, 339, 373, III, 323, IV, 89, 90, 127. de tahric etti. İzah; 3807 dedir
Mikdam b. Ma’di keirb’den rivayet olduğuna göre; Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Dikkatli olunuz! Yırtıcı hayvanlardan köpek dişli olanları(n etini yemek) helal değildir. Ehli eşek (eti ile) anlaşmalı ecnebilerin kendilerine ihtiyaç duyulan buluntu malları da helal değildir. Herhangi bir adam bir kavme misafir olur da (o kavim) onu ağırlamazsa bu misafir için yarın ahirete olanlardan bu misafirlik hakkının alma hakkı vardır. İzah; 3807 dedir
İbn Abbas'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber (savaşı) günü yırtıcı hayvanlardan köpek dişli olan her hayvan'ın, kuşlardan da pençeli olan her kuşun (etinin) yenmesini yasakladı. Ayrıca bu hadis'i Müslim, sayd; Tirmizi, sayd; Nesâî, sayd; İbn Mâce, sayd; Dârimî, edâhi; Ahmed b. Hanbel, I, 137, 244, 289, 302, 327, 332, 339, 373, III, 323, IV, 89, 90, 127. de tahric etti. İzah; 3807 dedir
Halid b. Velid (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte Hayber savaşına katılmıştım. (Orada) yahudiler gelip, (müslüman) halkın (yahudilerin koyunlarını yağma etmek üzere yahudilerin) ağıllarına koşuştuklarını (Hz. Nebi'e) şikâyet ettiler. Rasûlullah (s.a.v.) da (müslümanlara hitaben): "Dikkatli olun! Anlaşmalı olarak müslüman topraklarında yaşayan gayri müslimlerin malları(nı) haksız yere (ellerinden almak) helâl olmaz. Ehli eşek (eti) size haram olduğu gibi at ve katır da haramdır. Yırtıcı hayvanlardan her köpek dişli (hayvan) ile kuşlardan her pençeli (kuş) da (haramdır)" buyurdu. Ayrıca bu hadis'i Nesâi, sayd; İbn Mâce, zebâih de tahric etti. İzah; 3807 dedir
Câbir b. Abdullah'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) kedi parasını yasaklamıştır. (Muhammed) İbn Abdilmelik (ise bu cümleyi): "Kedi (etini) ve (kedi) parasını yemeyi yasakladı" (şeklinde) rivayet etti
بَابٌ فِي أَكْلِ لُحُومِ الْحُمُرِ الْأَهْلِيَّةِ
Câbir b. Abdillah'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bize (ehli) eşek eti yemeyi yasakladı ve at eti yememizi tavsiye etti. (Bu hadisin ravilerinden) Amr (b. Dînâr, bu hadis hakkında şöyle) dedi: Ben bu hadisi Ebû Şa'sâ'ya anlattım, (bana) şu cevabı verdi: "Bizim içimizde (bulunan) el-Hakem el-Gıfârî de bu hadisten bahsederdi. (Ancak) Bahr bunu kabul etmezdi", (Ebû Şa'sâ, deniz manasına gelen Bahr sözüyle) İbn Abbas'ı kastediyordu. İzah; 3811 dedir
Gâlib b. Ebcer'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Bize bir kıtlık (yılı) gelmişti. (Elimde bulunan) malın içerisinde (ehli) eşeklerden başka âileme yedirebiîeceğim bir şey yoktu. Rasûlullah (s.a.v.) de ehli eşek etlerini yasakladı. Nebi (s.a.v.)'e varıp; Ey Allah'ın Rasûlü, bize bir kıtlık (yılı) gelip çattı. Benim mal(lar)ım içerisinde semiz eşeklerden başka aile halkına yedirebiîeceğim bir şey yok; sen ise ehli eşek etini yasaklamış bulunuyorsun, diye şikâyette bulundum. "Sen aile halkına semiz eşek!er(in etin)den yedir. Çünkü ben onları(n etlerini) sadece pislik yiyen hayvanlar oldukları için yasaklamıştım." buyurdu. Yani (bu hayvanları etlerini) cellâle (oldukları için yasaklandığını anlatmak istiyordu). Ebû Dâvûd dedi ki: (Hadisin senedinde bulunan) Abdurrahman, (Abdurrahman) b. Ma'kil'dir. Yine Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi ayrıca Şu'be de Ubeyd Ebu'l-Hasen'den, Abdurrahman b. Ma'kil'den, o da Abdurrahman b. Bişr'den Müzeyne (kabilesin)den bazı kimselerden rivayet edilmiştir. (Bu rivayete göre) Müzeyne'nin efendisi olan Ebcer yahutta Ebcer'in oğlu, Nebi (s.a.v.)'e (ehli eşek eti yemenin hükmünü) sormuştur. İzah; 3811 dedir
Şu'be'den rivayet olunduğuna göre; bu (3809.) hadisi bir de) Müzeyne kabilesine mensup iki adam'dan biri diğerinden (rivayet etmiştir. Yani) Müzeyneü Abdullah b. Amr b. Avim, Müzeyneli Gâlib b. el-Ebcer'den rivayet etmiştir. (Bu hadisin senedinde bulunan) Mis'ar (şöyle) demiştir: "Nebi (s.a.v.)'e gelen kimsenin Gâlib (b. Ebcer) olduğunu zannediyorum." (Ravi) şu (bir numara önce geçen 3809.) hadisi (nakletti). İzah; 3811 dedir
Amr b. Şuayb (b. Muhammed b. Abdullah b. Amr b. Âs)'ın dedesinden rivayet olmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) Hayber (Savaşı) günü, ehli eşek ile pislik yiyen hayvanların yenilmesini ve (üzerine) binilmesini yasakladı
بَابٌ فِي أَكْلِ الْجَرَادِ
Ebû Ya'fûr'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur: İbn Ebî Evfâ'ya çekirge (yeme)yi sordum da; Ben Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte altı ya da yedi savaşa katıldım. Biz (bu savaşlarda) kendisiyle birlikte çekirge yerdik, cevabını verdi. Ayrıca bu hadis'i Buharî, zebâih; Müslim, sayd; Tirmizî, et'ime; Nesâî, sayd; Dârimî; Ahmed b. Hanbel, IV, 353, 357, 380. de tahric etti
Selmân (r.a)'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.)'e çekirge(nin yenilip yenilmeyeceği) soruldu. "(Çekirge) Allah'ın ordularının en çoğu(nu teşkil etmekte)dir. Ben onu yemem ve haram da kılmam” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi (bir de) Mu'temir, babası ve Ebû Osman kanalıyla Nebi (s.a.v)'den rivayet etti (fakat) Selman'ı anmadı. Ayrıca bu hadis'i İbn Mâce, sayd da tahric etti
Selmân (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.)'e (çekirgenin yenilip yenilmeyeceği) sorulmuş, (bir önceki 3813. hadiste geçen) cevabının aynısını vermiş: "(Çekirge) Allah ordularının en çoğu (nu oluşturmaktadır" demiş. (Musannif Ebû Davud'un şeyhi) Ali (b. Abdillah) dedi ki: Ebû Avvâm'ın (ismi) Fâid'dir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis'i (bir de) Hammâd b. Seleme, Ebû’l-Avvâm'dan, o Ebû Osman'an, o da Nebi (s.a.v.)'den rivayet etti. (Hammâd bu rivayetinde) Selmân'ı anmadı
بَابٌ فِي أَكْلِ الطَّافِي مَنِ السَّمَكِ
Câbir b. Abdullah' dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: "Denizin (sahile) attığı veya (deniz sularını) kendisinden geri çektiği (için açıkta kalan) şeyleri yeyiniz. (Fakat) denizde (kendiliğinden zahiri bir sebep olmaksızın ölüp de) su yüzüne çıkan şeyleri yemeyiniz." Ebû Dâvûd dedi ki: Süfyan es-Sevrî, Eyyub ve Hammâd da hadisi Ebu'z-Ziibeyr'den rivayet ettiler ve bunların üçü de rivayet zincirini) Câbir üzerinde durdurdular, (Hz. Nebi'e kadar uzandıramadılar). Bazen bu hadis (in rivayet zinciri) zayıf bir şekilde îbn Ebî Zi'b, Ebu'z-Zübeyr ve Câbir yoluyla Hz. Nebi (s.a.v.)'e dayandırılarak rivayet edilmiştir
بَابٌ فِي الْمُضْطَرِّ إِلَى الْمَيْتَةِ
Câbir b. Semüre'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Bir adam (Medine'de, siyah taşlarıyla meşhur olan) Hârre isimli yere ailesi ve çocuğu ile birlikte konakladı. (Orada bulanan) başka bir adam (ona), "Benim (burada) devem kayboldu, eğer bulursan onu yakala" dedi. Kısa bir süre sonra (o kimse bu) deveyi buldu. (Fakat devenin) sahibi bulunamadı. Derken (elinde kalan) deve hastalandı..Karısı ona "Bunu kes" dediyse de adam kabul etmedi. Deve öldü. (Bu sefer kadın kocasına), "Bunu kes, yağını ve etini pastırma yapar yeriz. (Çünkü biz çok açız, zaruret halindeyiz)"- dedi. (Adam): "(Hayır), Rasûlullah (s.a.v.)'e danışıncaya kadar (bunu kabul edemem)" dedi. Sonra Rasûlullah (s.a.v.)'e gelip bunu sordu. (Hz. Nebi de): "Senin yanında seni buna muhtaç olmaktan kurtaracak (bir şey) var mı?" diye sordu. (Adam) "Hayır" cevabını verdi, (Bunun üzerine); "(Öyleyse) onu yeyiniz" buyurdu. (Tam o sırada devenin) sahibi çıkageldi. (Adam da başından geçen) olayı anlattı. (Devenin sahibi olayı öğrenince adama), "Onu kesseydin ya!" dedi. (Adam da),' "Senden utandım (da kesemedim)" karşılığını verdi. İzah 3816 da
el-Fücey' el-Âmirî'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi Rasûlullah (s.a.v.)'e gelip; (Ey Allah'ın Rasûlu), bize ölü (hayvan eti) helâl kılınmadı mı? demiş. (Hz. Nebi de ona): "Sizin yemeğiniz nedir." diye sormuş, (el-Fücey’de): "Akşamleyin bir bardak, sabahleyin de bir bardak süt içeriz" cevabını vermiş. (Musannifin hadis rivayet ettiği kimselerden olan) Ebû Nuaym (künyesiyle tanınan el-Fazl b. Dükeyn) dedi ki: Ukbe (b. Vehb) bana (metinde geçen) "İğtibâk" kelimesini, sabahleyin bir bardak (süt içmek); "el-ıstıbah" kelimesini de akşamleyin bir bardak (süt içmek) diye açıkladı.- (Hz. Nebi de): "Yemin olsun ki (bu hal) açlıktır. (İçilen bu kadarcık süt açlığı gidermeye yetmez)" buyurmuş ve (bu halleri devam ettiği sürece, ölmeyecek kadar) o leşi (yemelerini) onlara helâl kılmış. Ebû Dâvûd dedi ki: (Metinde geçen kelimesinin kökü olan) "el-ğabûk", gündüzün son vakit(ler)idir. kelimesinin kökü olan) "sabûh" ise, gündüzün ilk anlarıdır
بَابٌ فِي الْجَمْعِ بَيْنَ لَوْنَيْنِ مِنَ الطَّعَامِ
İbn Ömer'den rivayet olduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.): "(Şu anda) Önümde esmer buğday (unun)dan (yapılmış); yağ ve sütle karışık beyaz bir ekmek olmasını ne kadar arzu ederdim" demiş. Bunun üzerine (orada bulunan) cemaatten biri kalkıp bu ekmeği hazırlayıp (Hz. Nebi'in önüne) getirmiş. (Hz. Nebi ekmeği görünce onu getiren zata): "Bu (yağ) neyin içerisinde (bulunuyor) idi?" diye sorunca; Keler (derisin)den (yapılmış) bir kap içerisindeydi, diye cevap vermiş. (Bunu işiten Hz. Nebi): "Onu (derhal önümden) kaldır" buyurmuş. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis münkerdir. Yine Ebû Davûd dedi ki: (Senedinde bulunan) Eyyub, (Eyyub) es-Sahtiyânî değildir
بَابُ أَكْلِ الْجُبْنِ
İbn Ömer'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.)'e Tebük (seferin)de bir (parça) peynir getirildi. (Hz. Nebi de) bir bıçak istedi, sonra Besmele çekip (bıçakla peyniri) kesti
بَابٌ فِي الْخَلِّ
Câbir (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.): “Sirke ne güzel katıktır” buyurmuştur. Ayrıca bu hadis'i Müslim, eşribe; Ebû Dâvûd, eşribe; Tirmizî, et'ime; Nesâî, eymân, eşribe; İbn Mâce, et'ime; Dârimî, et'ime de tahric etti
Câbir (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.): "Sirke ne güzel katıktır" buyurmuştur
بَابٌ فِي أَكْلِ الثُّومِ
Câbir b. Abdillah (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)'in; "Sarımsak veya soğan yiyen kimse bizden uzak dursun. -Yahutta mescidimizden uzak dursun- ve evinde otursun" buyurduğunu söyledi.(Yine Câbir şöyle dedi): Hz. Nebi (s.a.v.)'e (bir gün) içinde taze sebze bulunan bir tabak getirildi de onda (çirkin) bir koku duydu, (bu kokunun ne olduğunu) sordu. (Bunun üzerine) tabakta bulunan sebzelerin neler olduğu kendisine haber verildi. (Tabaktaki sebzelerin neler olduğunu anlayınca) yanında bulunan sahâbîlerden birine (işarette bulunarak); "Bu sebzeleri şuna götürünüz" buyurdu. (O sahâbî de, Nebi (s.a.v.)'in bu hareketini) görünce (bu sebzeleri) yemek istemedi. (Nebi s.a.v.): "Sen ye, (benim yemediğime bakma). Çünkü ben senin konuşmadığın kimselerle konuşuyorum" buyurdu. (Ravi Ahrned b. Salih) dedi ki: İbn Vehb, (metinde geçen) "bedr" kelimesini "tabak" diye tefsir etti. Ayrıca bu hadis'i Buhari, ezan, et'ime, i'tisam; Müslim, mesâcid; Tirmizî, et'ime; Nesâî, mesâcid; Ahmed b. Hanbel, III, 65, 85, 374, 387, 400, IV, 194. te tahric etti. İzah; 3829 da
Ebû Saîd el-Hudrî şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında sarmısak ve soğandan bahsedildi ve; Ey Allah'ın Rasûlü, bunların hepsinin (içinde kokusu) en fazla olanı sarımsaktır. (Artık) sen onu bize haram kılıyor musun? diye soruldu. Nebi (s.a.v.) de; “Onu yiyiniz, (fakat) onu yiyen kimse kokusu kendisinden gidinceye kadar şu mescide yaklaşmasın" buyurdu. İzah; 3829 da
Huzeyfe'den rivayet olunduğuna göre; Rasûlullah (s.a.v.) üç defa şöyle buyurmuştur: "Kıbleye tüküren kimse kıyamet gününde (Allah'ın huzuruna) tükürüğü iki gözünün arasında olarak gelir. Kim de şu pis (kokulu) sebzeyi yerse (bizim) mescidimize yaklaşmasın." İzah; 3829 da
İbn Ömer (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.): "Şu bitkiden yiyen kimse mescidlere yaklaşmasın" buyurmuştur. İzah; 3829 da
Muğîre b. Şu'be'den rivayet olunmuştur: Bir gün sarımsak yiyip (namaz kılmak üzere) Nebi (s.a.v.)'in mescidine varmıştım, (Ben) mescide girince Nebi (s.a.v.) (herhalde benden) bir koku hissetti(ki), namazını bitirince; "Her kim şu (sarmısak ismi verilen) bitkiyi yerse kokusu (kendisinden iyice) gidinceye kadar (mescidimize) yaklaşmasın" buyurdu. Namazı tamamlayınca yanına varıp; Ey Allah'ın Rasûlü, Allah için elini bana vereceksin, dedim. (Elini lütfedip bana verdi, ben de) elini (tutup) yenimin arasından göğsüme götürdüm. O sırada ben göğsü sarılı idim. (Göğsümün sarılı olduğunu anlayınca); "Senin özrün var" buyurdu. İzah; 3829 da
(Muaviye b. Kurre'nin) babasından rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.) (sarmısak ve soğan diye bildiğimiz) şu iki bitkiyi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: "Bunları yiyen mescidlerime yaklaşmasın. Eğer mutlaka yemeniz gerekiyorsa pişirmek suretiyle onlar (da bulunan ağır kokular) i gideriniz (de ondan sonra yiyiniz)." (Bu hadisin ravisi Muaviye) dedi ki: (Hz. Nebi, "iki bitki" kelimesiyle) soğan ve sarmısağı kasdetmiştir. İzah; 3829 da
Şüreyk (b. Hanbel)'den rivayet olunduğuna göre; Ali (a.s): "Pişirilmiş olması dışında sarımsağın yenmesi yasaklanmıştır" buyurmuştur. Ebû Dâvûd dedi ki: (Senette ismi geçen) Şüreyk '(ten maksat, Şüreyk) b. Hanbel'dir. İzah; 3829 da
Ebû Ziyâd Hıyar b. Seleme'den rivayet olunduğuna göre; Kendisi Âişe (r.anha)'ya soğanı sormuş da (Hz. Âişe): "Rasûlullah (s.a.v.)'in yediği son yemek, içinde soğan olan bir yemekti" cevabını vermiş
بَابٌ فِي التَّمْرِ
Yusuf b. Abdullah b. Selâm'dan şöyle dediği rivayet olunmuştur; Ben Nebi (s.a.v.)'i, bir ekmek parçası alıp üzerine de bir hurma koymuş (olduğu) halde: "Bu bunun katığıdır" derken gördüm. Bu hadis Ebu Davud, eymân ve'n-nuzurdada geçmişti
Âişe (r.anha)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.): “İçinde hurma bulunmayan bir evin halkı açtır" buyurmuştur
بَابٌ فِي تَفْتِيشِ التَّمْرِ الْمُسَوَّسِ عِنْدَ الْأَكْلِ
Enes b. Mâlik (r.a)'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Nebi (s.a.v.)'e (geçen seneden kalma) ekşimiş bir hurma getirildi de (içinde bulunan kurtları) çıkar(ip at)mak üzere bu hurmayı iyice bir gözden geçirmeye başladı. Ayrıca İbn Mâce, et'ime de de tahric etti
İshak b. Abdillah b. Ebî Talha'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.)'e (bazen) içinde kurt bulunan hurmalar getiriirdi de... (Ravi İshak sözlerine devam ederek bir önceki hadisin manasını (ifade eden sözler) söyledi
بَابُ الْإِقْرَانِ فِي التَّمْرِ عِنْدَ الْأَكْلِ
İbn Ömer'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), (iki hurmayı) birleştirerek yeme) yi yasakladı ve: , "Ancak (sofrada bulunan yemek) arkadaşlarının izin vermeleri müstesnadır" buyurdu
بَابٌ فِي الْجَمْعِ بَيْنَ لَوْنَيْنِ فِي الْأَكْلِ
Abdullah b. Ca'fer'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.), hıyar ile yaş hurmayı birlikte yermiş. Ayrıca bu hadis'i Buhari, et'ime; Müslim, eşribe; Tirmizî, et'ime; İbn Mâce, et'ime; Dârimî, et'ime; Ahmed b. Hanbel, I, 203. te tahric etti