El-Berâ bin Âzib (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve ashabı başımızda (hac yolculuğuna) çıktılar. Biz (sahâbilerin çoğu) hac niyetiyle ihrama girdik. Sonra Mekke'ye vardığımız zaman Resül-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bize): Bu haccınızı umre'ye çeviriniz, buyurdu. Sahâbiler: Yâ Resûlallah! Biz hac niyetiyle ihrama girdik. Haccımızi umre'ye nasıl çevirelim, dediler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Size emrettiğim şeye bakınız, (onu) yapınız, buyurdu. Sahâbiler: İhramdan çıkmaya yanaşmadılar. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bu duruma) hiddetlenip gitti. Sonra Âişe (r.anha)'nm yanına öfkeli olarak girdi. Âişe (r.anha) : (Yâ Resûlallah)! Kim seni hiddetlendirdi? Allah o kimsenin cezasını versin, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Ben bir şeyi emredip de bana uyulmadığı halde nasıl hiddetlenmeyeyim? diye cevab verdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki raviler sika kimselerdir. Ancak senedde Ebü İshak bulunur. Bunun adı Amr bin Abdillah'tır. Bu nıvinin hafızası son zamanlarında zayıflamış, rivayetleri karıştırmıştt. Rlivisi İbn-i Ayyaş'ın ondan bu halinden önce mi sonra mı rivayette bulunduğu açıklığa kavW?mamıştır. Bu itibarla İbn-i Ayyaş'ın rivayet zamanı açıklığa kavW?unca,. ya kadar Ebü İshak'ın hadisinin sıhhat durumu hakkında bir şey söylenemez
Sünen-i İbn Mâce › Kitâb 25 · Hac MenâsikiKonum
- ·Sünnet (Mukaddime)266
- 1Tahâret ve Sünnetleri400
- 2Namaz39
- 3Ezan ve Sünnetleri29
- 4Mescidler ve Cemaatler68
- 5Namazın İkâmesi ve Sünnetleri630
- 6Cenâzeler205
- 7Oruç145
- 8Zekât62
- 9Nikâh171
- 10Talâk78
- 11Keffâretler47
- 12Ticâret171
- 13Hükümler (Ahkâm)67
- 14Hibeler15
- 15Sadakalar46
- 16Rehin53
- 17Şuf'a10
- 18Buluntu Mallar (Lukata)10
- 19Köle Azâdı20
- 20Had Cezâları82
- 21Diyet80
- 22Vasiyyetler24
- 23Mîrâs Payları34
- 24Cihâd129
- 25Hac Menâsiki238
- 26Kurbanlar42
- 27Kesim (Zebâih)38
- 28Av51
- 29Yiyecekler120
- 30İçecekler65
- 31Tıp114
- 32Elbise107
- 33Âdâb170
- 34Dua66
- 35Rüya Tabiri34
- 36Fitneler175
- 37Zühd242
- 1بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى الْحَجِّ
- 2بَابُ فَرْضِ الْحَجِّ
- 3بَابُ فَضْلِ الْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ
- 4بَابُ الْحَجِّ عَلَى الرَّحْلِ
- 5بَابُ فَضْلِ دُعَاءِ الْحَاجِّ
- 6بَابُ مَا يُوجِبُ الْحَجَّ
- 7بَابُ الْمَرْأَةِ، تَحُجُّ بِغَيْرِ وَلِيٍّ
- 8بَابُ الْحَجُّ، جِهَادُ النِّسَاءِ
- 9بَابُ الْحَجِّ، عَنِ الْمَيِّتِ
- 10بَابُ الْحَجِّ عَنِ الْحَيِّ، إِذَا لَمْ يَسْتَطِعْ
- 11بَابُ حَجِّ الصَّبِيِّ حَدَّثَنَا
- 12بَابُ النُّفَسَاءِ وَالْحَائِضِ، تُهِلُّ بِالْحَجِّ
- 13بَابُ مَوَاقِيتِ أَهْلِ الْآفَاقِ
- 14بَابُ الْإِحْرَامِ
- 15بَابُ التَّلْبِيَةِ
- 16بَابُ رَفْعِ الصَّوْتِ، بِالتَّلْبِيَةِ
- 17بَابُ الظِّلَالِ، لِلْمُحْرِمِ
- 18بَابُ الطِّيبِ، عِنْدَ الْإِحْرَامِ
- 19بَابُ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ
- 20بَابُ السَّرَاوِيلِ وَالْخُفَّيْنِ، لِلْمُحْرِمِ، إِذَا لَمْ يَجِدْ إِزَارًا، أَوْ نَعْلَيْنِ
- 21بَابُ التَّوَقِّي فِي الْإِحْرَامِ
- 22بَابُ الْمُحْرِمِ، يَغْسِلُ رَأْسَهُ
- 23بَابُ الْمُحْرِمَةِ، تَسْدُلُ الثَّوْبَ، عَلَى وَجْهِهَا
- 24بَابُ الشَّرْطِ فِي الْحَجِّ
- 25بَابُ دُخُولِ الْحَرَمِ
- 26بَابُ دُخُولِ مَكَّةَ
- 27بَابُ اسْتِلَامِ الْحَجَرِ
- 28بَابُ مَنِ اسْتَلَمَ الرُّكْنَ، بِمِحْجَنِهِ
- 29بَابُ الرَّمَلِ، حَوْلَ الْبَيْتِ
- 30بَابُ الِاضْطِبَاعِ
- 31بَابُ الطَّوَافِ، بِالْحِجْرِ
- 32بَابُ فَضْلِ الطَّوَافِ
- 33بَابُ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الطَّوَافِ
- 34بَابُ الْمَرِيضِ، يَطُوفُ رَاكِبًا
- 35بَابُ الْمُلْتَزِمِ
- 36بَابُ الْحَائِضِ، تَقْضِي الْمَنَاسِكَ، إِلَّا الطَّوَافَ
- 37بَابُ الْإِفْرَادِ بِالْحَجِّ
- 38بَابُ مَنْ قَرَنَ الْحَجَّ، وَالْعُمْرَةَ
- 39بَابُ طَوَافِ الْقَارِنِ
- 40بَابُ التَّمَتُّعِ، بِالْعُمْرَةِ إِلَى الْحَجِّ
- 41بَابُ فَسْخِ الْحَجِّ
- 42بَابُ مَنْ قَالَ كَانَ، فَسْخُ الْحَجِّ لَهُمْ خَاصَّةً
- 43بَابُ السَّعْيِ بَيْنَ الصَّفَا، وَالْمَرْوَةِ
- 44بَابُ الْعُمْرَةِ
- 45بَابُ الْعُمْرَةِ فِي رَمَضَانَ
- 46بَابُ الْعُمْرَةِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ
- 47بَابُ الْعُمْرَةِ فِي رَجَبٍ
- 48بَابُ الْعُمْرَةِ، مِنَ التَّنْعِيمِ
- 49بَابُ مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ مِنْ بَيْتِ الْمَقْدِسِ
- 50بَابُ، كَمِ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 51بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى مِنًى
- 52بَابُ النُّزُولِ بِمِنًى
- 53بَابُ الْغُدُوِّ مِنْ مِنًى، إِلَى عَرَفَاتٍ
- 54بَابُ الْمَنْزِلِ بِعَرَفَةَ
- 55بَابُ الْمَوْقِفِ بِعَرَفَةَ
- 56بَابُ الدُّعَاءِ بِعَرَفَةَ
- 57بَابُ مَنْ أَتَى عَرَفَةَ، قَبْلَ الْفَجْرِ، لَيْلَةَ جَمْعٍ
- 58بَابُ الدَّفْعِ مِنْ عَرَفَةَ
- 59بَابُ النُّزُولِ بَيْنَ عَرَفَاتٍ، وَجَمْعٍ، لِمَنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ
- 60بَابُ الْجَمْعِ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ بِجَمْعٍ
- 61بَابُ الْوُقُوفِ بِجَمْعٍ
- 62بَابُ مَنْ تَقَدَّمَ مِنْ جَمْعٍ لِرَمْيِ الْجِمَارِ
- 63بَابُ قَدْرِ، حَصَى الرَّمْيِ
- 64بَابُ مِنْ أَيْنَ تُرْمَى جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 65بَابٌ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ، لَمْ يَقِفْ عِنْدَهَا
- 66بَابُ رَمْيِ الْجِمَارِ رَاكِبًا
- 67بَابُ تَأْخِيرِ رَمْيِ الْجِمَارِ مِنْ عُذْرٍ
- 68بَابُ الرَّمْيِ، عَنِ الصِّبْيَانِ
- 69بَابُ مَتَى يَقْطَعُ الْحَاجُّ، التَّلْبِيَةَ
- 70بَابُ مَا يَحِلُّ لِلرَّجُلِ، إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 71بَابُ الْحَلْقِ
- 72بَابُ مَنْ لَبَّدَ رَأْسَهُ
- 73بَابُ الذَّبْحِ
- 74بَابُ مَنْ قَدَّمَ نُسُكًا، قَبْلَ نُسُكٍ
- 75بَابُ رَمْيِ الْجِمَارِ أَيَّامَ التَّشْرِيقِ
- 76بَابُ الْخُطْبَةِ، يَوْمَ النَّحْرِ
- 77بَابُ زِيَارَةِ الْبَيْتِ
- 78بَابُ الشُّرْبِ، مِنْ زَمْزَمَ
- 79بَابُ دُخُولِ الْكَعْبَةِ
- 80بَابُ الْبَيْتُوتَةِ بِمَكَّةَ، لَيَالِي مِنًى
- 81بَابُ نُزُولِ الْمُحَصَّبِ
- 82بَابُ طَوَافِ الْوَدَاعِ
- 83بَابُ الْحَائِضِ، تَنْفِرُ قَبْلَ أَنْ تُوَدِّعَ
- 84بَابُ حَجَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
- 85بَابُ الْمُحْصِرِ
- 86بَابُ فِدْيَةِ الْمُحْصِرِ
- 87بَابُ الْحِجَامَةِ لِلْمُحْرِمِ
- 88بَابُ مَا يَدَّهِنُ بِهِ الْمُحْرِمُ
- 89بَابُ الْمُحْرِمِ يَمُوتُ
- 90بَابُ جَزَاءِ الصَّيْدِ، يُصِيبُهُ الْمُحْرِمُ
- 91بَابُ مَا يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ
- 92بَابُ مَا يُنْهَى عَنْهُ الْمُحْرِمُ، مِنَ الصَّيْدِ
- 93بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ، إِذَا لَمْ يُصَدْ لَهُ
- 94بَابُ تَقْلِيدِ الْبُدْنِ
- 95بَابُ تَقْلِيدِ الْغَنَمِ
- 96بَابُ إِشْعَارِ الْبُدْنِ
- 97بَابُ مَنْ جَلَّلَ الْبَدَنَةَ
- 98بَابُ الْهَدْيِ، مِنَ الْإِنَاثِ وَالذُّكُورِ
- 99بَابُ الْهَدْيِ، يُسَاقُ مِنْ دُونِ الْمِيقَاتِ
- 100بَابُ رُكُوبِ الْبُدْنِ
- 101بَابٌ فِي الْهَدْيِ، إِذَا عَطِبَ
- 102بَابُ أَجْرِ بُيُوتِ مَكَّةَ
- 103بَابُ فَضْلِ مَكَّةَ
- 104بَابُ فَضْلِ الْمَدِينَةِ
- 105بَابُ مَالِ الْكَعْبَةِ
- 106بَابُ صِيَامِ شَهْرِ رَمَضَانَ، بِمَكَّةَ
- 107بَابُ الطَّوَافِ فِي مَطَرٍ
- 108بَابُ الْحَجُّ مَاشِيًا
(25) Kitâb: Hac Menâsiki
بَابُ فَسْخِ الْحَجِّ
Esma' bint-i Ebî Bekir (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde ihrâmlı olarak (Hac yolculuğuna) çıktık. Sonra Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Beraberinde kurbanlık olanlar ihrâmlı kalsınlar ve beraberinde kurbanlık olmayanlar (tavaf ve sa'y'den sonra) ihramdan çıksınlar, buyurdu. Esma demiştir ki: Benim beraberimde kurbanlık yoktu. Bu nedenle ben ihramdan çıktım. (Kocam) Zübeyr'in beraberinde kurbanlık vardı, o ihramdan çıkmadı. Sonra ben (ziyaret) elbisemi giyip Zübeyr'in yanına varıp oturdum. Zübeyr: Yanımdan kalk, benden uzak dur, dedi. Ben de i Senin üstüne atılacağımdan mı korkuyorsun, dedim
بَابُ مَنْ قَالَ كَانَ، فَسْخُ الْحَجِّ لَهُمْ خَاصَّةً
Bilâl bin el-Haris (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben (Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e): Yâ Resûlallah! Haccın umre'ye çevirilmesi hükmü (Veda haccı yolculuğuna katılan) bizlere mi mahsustur? yoksa bütün insanlara umumî midir? Bunu bize bildir, dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu hüküm umûmî değil, bize (yâni Veda haccı yolculuğuna katılanlara) mahsustur, buyurdu.»
Ebû Zer' (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Haccın umre'ye çevirilmesi hükmü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (beraberinde Veda haccı yolculuğunda bulunan) sahabilerine mahsustu
بَابُ السَّعْيِ بَيْنَ الصَّفَا، وَالْمَرْوَةِ
Urve (bin Zübeyr) (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben (teyzem) Aişe (r.anha)'ya: Ben (Hac veya Umre ettiğimde) Safa ile Merve arasında Sa'y etmememden dolayı bir günaha gireceğim kanısında değilim, dedim. Aişe (r.anha): Allah: إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِر اللهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا ''Safa ile Merve Allah'ın şiarlarındandır. Kim Ka'be'yi hac eder veya umre ederse, bu iki tepe arasında sa'y etmesinde bir günah yoktur'' [Bakara 158] buyurdu. Eğer senin dediğin gibi olsaydı; ''....Bu iki tepe arasında sa'y etmemesinde bir günah yoktur'' şeklinde olacaktı. Bu ayet, ensardan bir gurup hakkında indirildi. Onlar (müslüman olmazdan önce) ihrama girdikleri zaman menat putuna tapmak niyetiyle ihrama girerlerdi ve (safa ile merve tepeleri üstünde başka putla bulunduğu için) safa ile merve arasında sa'y etmeyi kendilerine mübah saymazlardı. Sonra veda haccında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde geldikleri zaman anılan durumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattılar. Bunun üzerine Allah mezkur ayeti indirdi. ''And olsunki safa ile Merve arasında sa'y etmeyen bir kimsenin haccını Allah tamam saymaz, dedi
Ümmü veled-i Şeybe (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Safa ile Merve arasında sa'y ederken ve: «Bu dere ancak koşarak katedilir.» buyururken gördüm
İbn-i Ömer (r.a.)'den; şöyle demiştir: Eğer ben Safa ile Merve arasında koşarsam şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in koştuğunu gördüm (de öyle koşuyorum) ve eğer (normal) yürürsem (yine) şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (normal) yürüdüğünü gördüm (de öyle yürüyorum). Kaldı ki ben yaşı ilerlemiş bir ihtiyarım
بَابُ الْعُمْرَةِ
Talha bin Ubeydillah (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şunu işitmiştir: «Hac bir cihaddır. Umre de bir tatavvudur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Mendel diye tanınan İbn-i Kays bulunur. Bunu Ahmed, İbn-i Main ve başkaları da zayıf saymışlardır. Ravilerden Hasan da zayıftır
Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kaza) umresi yaptığı zaman biz de beraberinde idik. Resulullah Ka'be'yi tavaf etti, biz de kendisiyle beraber tavaf ettik. O (Makam-ı İbrahim arkasında iki rek'at) namaz kıldı, biz de onunla beraber kıldık. Biz o'nu Mekke halkından koruyorduk ki kimsenin zararı O'na dokunmasın
بَابُ الْعُمْرَةِ فِي رَمَضَانَ
Vehb bin Hanbeş (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap olarak nafile) bir hacca muadildir.»
Herim bin Hanbeş (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (nafile) hacca muadildir.» Not: Zevdid'de şöyle denilmiştir: Vehb bin Hanbeş'in hadisinin ilk senedi sahihtir. İkinci sened Davud bin Yezid'in zayıfl!ğı sebebiyle zayıftır
Ebu Ma'kil (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan ayında bir umre yapmak (nafile) bir hac etmeye muadildir,» buyurmuştur
İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir, » buyurmuştır
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Ramazan ayında bir umre yapmak (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir, » buyurmuştır
بَابُ الْعُمْرَةِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zilkade ayından başka hiç bir ay da umre etmemiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinin senedi zayıftır. Çünkü ravl Muhammed bin Abdirrahman bin Ebi Leyla zayıftır
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç bir umre'yi zilkade ayından başka ay da ifa etmemiştir
بَابُ الْعُمْرَةِ فِي رَجَبٍ
Urve (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Bir kere (Abdullah) bin Ömer'e, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hangi ay da umre ettiği soruldu. İbn-i Ömer de: Recep ayında, diye cevap verdi. Sonra Aişe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Receb ayında kat'iyyen umre etmemiştir ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ettiği bütün umreler de O (İbn-i Ömer) Onun beraberinde idi
بَابُ الْعُمْرَةِ، مِنَ التَّنْعِيمِ
Ebu Bekr-i Sıddık'ın oğlu Abdurrahman (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine (kızkardeşi) Aişe (r.anha)'yı terkiyesine bindirip Ten'im'den (ihramlayarak) o'na umre ettirmesini emretti
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Biz, Zilhicce hilal'i (nin görüleceği) ne yakalşmış (yani zilkadenin sonuna beş gün kalmış) iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde (veda haccı) yolculuğuna çıktık. Somra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizlerden kim umre niyetiyle ihram'a girmek isterse (öyle) ihram'a girsin. Kurbanlığımı sevketmiş olmam olmasaydı ben bir umre niyetiyle ihram'a girecektir.» Aişe (r.anha): Bunun üzerine (sadece) umre niyetiyle ihram'a girenler oldu. Hac niyetiyle ihram'a girenler de oldu. Ben umre niyetiyle ihram'a girenlerdendim. Aişe : Sonra biz (mikattan) yol'a çıktık. Nihayet Mekke'ye vardık. Ben arefe gününü hayızlı ve umre'nin ihramından çıkmamış olarak idrak ettim. Sonra durumumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ettim, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen umre'ni bırak, saç örgülerini çöz, saçını tara ve hac'ca niyetlen,» buyurdu. Aişe dediki: Ben de yaptım. Sonra Hasbe (yani hasbeye inilme gecesi olan zilhicce'nin14.) gecesi olup Allah haccımızı tamamlatınca, Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdurrahman bin Ebi Bekr'i benim beraberimde gönderdi. Abdurrahman beni devesinin arkasına bindirip Ten'im'e çıktı. Ben (orda) umre niyetiyle ihram'a girdim. Böylece Allah bizim haccımızı ve umremizi tamamlattı. Bu işte ne kurban vardı, ne sadaka nede oruç, dedi
بَابُ مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ مِنْ بَيْتِ الْمَقْدِسِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim beytu'l-Makdir'ten umre ihramına girerse günahları bağışlanır.»
بَابُ، كَمِ اعْتَمَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şu) dört umreyi ifa etmiştir. Hudeybiye umre'si, bundan bir yıl sonra kaza umre'si, üçüncüsü Ci'rane'den ettiği umre, dördüncüsü de (veda) haccıyla beraber ettiği umre
بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى مِنًى
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (veda haccında) terviye günü öğle, ikindi, akşam, yatsı ve (arefe günü) sabah namazını Mina'da kıldı. (Arefe günü) güneş doğduktan sonra Arafat'a hareket etti
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Kendisi beş vakit namazı minada kılardı. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle yaptığını arkadaşlarına haber vermiştir. Beş vakit: Minada terviye günü yani zilhicce'nin 8'inde öğle ikindi akşam yatsı ve Arefe günü sabah namazı demektir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Ömer (r.a.)'ın bu hadlsinin senedi zayıftır. Çünkü onda bulunan rfwi Abdullah bin Ömer zayıftır
بَابُ النُّزُولِ بِمِنًى
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben: Ya Resulallah! Biz senin için Mina'da bir ev yaptırmayalım mı? dedim. O: «Hayır. Mina, önce varan kimse'nin konaklama yeridir.»
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Biz: Ya Resulallh! Senin için Mina da seni güneş'ten koruyacak bir ev yaptıralım mı? dedik. O: «Hayır. Mina, önce varan kimse'nin konaklama yeridir » buyurdu
بَابُ الْغُدُوِّ مِنْ مِنًى، إِلَى عَرَفَاتٍ
Enes (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz bu gün (arefe günü) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde sabahleyin Mina'dan Arafat'a gittik. Bazılarımız tekbir getiriyordu, bazılarımız tehlil getiriyordu. Ne tekbir edenler tehlil edenleri ayıpladı. Nede tehlil edenler tekbir edenleri ayıpladı. (Enes ne şunlar bunlara nede bunlar şunlara... tabirini kullanmış olabilir)
بَابُ الْمَنْزِلِ بِعَرَفَةَ
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafat da nemire deresinde konaklardı. İbn-i Ömer dediki: Haccac(-ı zalim), İbn-i Zübeyr (r.a.)'i öldürünce İbn-i Ömer'e adam göndererek: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu gün (arafat günü) öğleden sonra hangi saatte (memire'den urn deresine) hareket ederdi? diye sordurdu. İbn-i Ömer (r.a.): Öğleden sonra o saat olunca hareket ederiz (ve sana haber veririz), diye cevap verdi. Sonra İbn-i Ömer hareket etmek isteyince: Güneş (tepeden) batıya eğildimi? diye sordu. Yanındakiler: Henüz eğilmedi, dediler. Bunun üzerine İbn-i Ömer oturdu. Bir süre sonra: Güneş batıya eğildi mi? diye sordu. Yanındakiler: Henüz eğilmedi, dediler. İbn-i Ömer oturdu. Biraz sonra İbn-i Ömer: Güneş batıya eğildimi diye sordu. Yanındakiler: Güneş hala batıya eğilmedi, dediler. Bunun üzerine İbn-i Ömer oturdu. Bir müddet sonra: Güneş batıya eğildimi? diye sordu. Orada bulunanlar: Evet, diye cevap verdiler. Oradakiler: Güneş batıya eğildi, deyince İbn-i Ömer hareket etti. (Ravi) Veki' demiştirki : Yani İbn-i Ömer öğle vakti girdikten sonra hareket etti
بَابُ الْمَوْقِفِ بِعَرَفَةَ
Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafatta vakfe etti. Sonra (durduğu yeri işaret ederek): «Burası vakfe etme yeridir ve Arefe'nin hepsi vakfe etme yeridir. » buyurdu
Yezid bin Şeyban (r.a.)'den; rivayet edildiğine göre: Kendisi (ravisi olan Amr bin Abdillah bin Safvan'a hitaben): Biz mevkif'ten (Nebi s.a.v.'in vakfe ettiği yerden) uzak saydığın bir yerde vakfe ediyorduk. Sonra İbn-i Mirba (r.a.) yanımıza gelerek dediki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in size gönderdiği elçiyim. O buyuruyor ki: «Öteden beri vakfe edegeldiğiniz yerler üzerinde olunuz. Çünkü siz bugün İbrahin (A.S.)'ın mirasından bir miras üzerindesiniz.»
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Arefe'nin hepsi vakfe yeridir. Ve Urene deresinden uzak durun. Müzdelife'nin hepsi vakfe yeridir. Ve Muhassir deresinden uzak durun. Mina'nın hepsi mezbahadır. Ancak Akabe cemresinin arkasında kalan gölge kurban kesme yeri değildir.»
بَابُ الدُّعَاءِ بِعَرَفَةَ
Abbas bin Mirdas es-Selemi (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ümmeti için Arefe günü akşamı (Arafatta) mağfiret duasında bulundu. O'na, (Allah tarafından) şöyle cevap verildi: Zalim müstesna, onları bağışladım. Çünkü ben mazlumun hakkını zalim'den şüphesiz alırım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ey Rabbim! Eğer dilersen mazluma (hakkını) cennetten verir ve zalimi bağışlarsın, » diye dua etti. Fakat o akşam bu duası kabul olunmadı. Sonra Resul-i Ekrem (ertesi gün) Müzdelife de sabahlayınca anılan duayı tekrarladı ve duası kabul olundu. Abbas bin Mirdas: Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güldü, dedi. veya gülümsedi. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) (Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem))'e: Babam ve anam sana feda olsun! Bu saatte gülmezdin. Seni güldürüren nedir? Allah seni sevindirsin, dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah düşmanı İblis, Allah Azze ve Celle'nin benim duamı kabul ettiğini ve Ümmetimi bağışladığını bilince toprağı alıp başına dökmeye ve mahvoldum, helak oldum diye bağırmaya başladı. Gördüğüm onun bu sabırsızlığı ve üzüntüsü beni güldürdü, buyurdu.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Abdullah bin Kinane bulunur. Buhari, onun hadisinin sahih olmadığını söylemiştir. Fakat ben onu cerh veya tevsik eden kimseyi görmedim
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah Azze ve Celle'nin Arefe günü ateş'ten azadladığı kullardan fazla sayıda kulları azadladığı hiç bir gün yoktur. Allah Azze ve Celle şüphesiz (Arefe günü) kullarına (rahmetiyle) yaklaşır, sonra meleklere karşı onlarla iftihar ederek: Bunlar ne diliyorlar? buyurur.»
بَابُ مَنْ أَتَى عَرَفَةَ، قَبْلَ الْفَجْرِ، لَيْلَةَ جَمْعٍ
Abdurrahman bin Ya'mer ed-Dili (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Arafat ta vakfe halinde iken ben O'nun yanında hazır bulundum. O esnada Necid halkından birkaç kişi Onun yanına gelerek: Ya Resulallah! Hac nasıldır? diye sordular. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hac Arafat'dır. Kim Cem' gecesi sabah namazından önce (Arafat'a) gelirse haccı tamamdır. Mina günleri üçtür. Artık kim iki günde acele ederse onun üzerinde bir günah yoktur. Kim de gecikirse ona da günah yoktur.» buyurdu. Sonra bunun arkasından bir adam gönderdi. Adam bu hükümleri yüksek sesle halk'a duyurmaya başladı. Abdurrahman bin Ya'mer ed-Dili (r.a.)'den şöyle de rivayet edilmiştir: Ben Arafat ta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardım. Somra Necid halkından bir Nefer O'nun yanına geldi. ... Ravi bundan sonra yukarıdaki metnin mislini (aynısını) anlattı. Ravi Muhammed bin Yahya dedi ki: Ben Sevri'nin bundan üstün bir hadisinin olduğunu sanmıyorum
Urve bin Mudarris et-Tai (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Hacc'a gitmi fakat hacılara ancak Müzdelife de yetişebilmişti. Kendisi şöyle demiştir: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına (sabah namazına çıktığı sıralarda) vardım ve: Ya Resulallah! Ben şüphesiz binek devemi zayıflattım ve kendimi cidden yordum. Allah'a yemin ederim ki üzerinde vakfe etmediğim tek bir kum tepesi bırakmadım. Hal böyle olunca benim için hac var mı? (Hacı olabildim mi) dedim. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kim bizimle beraber bu namazda (yani Müzdelife de kılınan bu sabah namazında) hazır bulunur ve (Arefe günü) gündüz veya geceleyin Arafat dan (Müzdelife'ye) dönerse tefesini (yani ihramlıya uygun kirlilik ve diğer halini) ikmal etmiş (veya kirini giderme zamanına kavuşmuş) ve haccı tamamlanmıştır.»
بَابُ الدَّفْعِ مِنْ عَرَفَةَ
Usame bin Zeyd (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisine: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (veda haccında) Arafat'dan (Müzdelife'ye) döndüğü zaman nasıl seyrediyor du? (yani yavaşmı hızlımı) diye soruldu. Kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) normal seyrediyordu ve boş bir saha bulunca hızlı gidiyordu, dedi. Veki' dediki: Yani normalin üstünde hızlı gidiyordu. (boşluk bulunca)
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Kureyş: Biz Ka'be yi muazzama sakinleriyiz. Biz (vakfe için) Harem-i şerif'in dışına (Arafat'a) çıkmayız. dediler. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle buyurdu ki: ‘’Sonra siz, halkın döndüğü yerden dönünüz… ‘’[Bakara 199] Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedi, sahih bir seneddir. Ravlleri sıka (güvenilir) zatlardır. Bu hadis mevkü! ise de merfü hükmündedir. Çünkü anılan ilahi emrin inişi hakkındadır
بَابُ النُّزُولِ بَيْنَ عَرَفَاتٍ، وَجَمْعٍ، لِمَنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ
Usame b. Zeyd (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben (veda haccında) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde Arafat'tan Müzdelife'ye döndüm. Resulullah Halifelerin mola verdikleri Şi'b (denen boğaz)'a vardığı zaman devesinden indi ve küçük abdest bozup sonra abdest aldı. Ben: Ya Resulallah! Akşam namazı (kıl yada kılacakmısın?) dedim. Resul-i Ekremh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz önünde (bulunan Müzdelife de kılınacaktır,») buyurdu. Sonra Müzdelife varınca ezan okunmasını ve kamet getirilmesini emretti. Sonra akşam namazını kıldırdı. Sonra kalkıp yatsı namazını kıldırıncaya kadar halk'tan hiç kimse develerin sırtındaki eşyasını çözmedi. Diğer tahric: Bu hadisin benzeri; Buhari, Müslim Ebu Davud, Muvatta ve Şafii de geçmektedir
بَابُ الْجَمْعِ بَيْنَ الصَّلَاتَيْنِ بِجَمْعٍ
Ebu Eyyub-i Ensari (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben veda haccında (arefeyi bayrana bağlayan gece) akşam ve yatsı namazlarını Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Müzdelife'de kıldım
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Arefe gününü bayrama bağlayan gece) akşam namazını Müzdelife de kıldı. Namazdan sonra biz develerimizi çöktürünce: «Namaz ikamet edilmek suretiyle (kılınmalı) dır, buyurdu.»
بَابُ الْوُقُوفِ بِجَمْعٍ
Amr bin Meynun (r.a.)'den; şöyle demiştir: Biz Ömer b. el-Hattab (r.a.) ile beraber haccettik. Müzdelife'den (Minaya) dönmek istediğimiz zaman Ömer b. el-Hattab şöyle dedi: Müşrikler (Müzdelifede vakfe ettiklerinde) : Ey Sebir (dağı) güneşlenki sür'atle gidelim, derlerdi ve güneş doğuncaya kadar (Müzdelife'den) dönmezlerd. Bu nedenle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara muhalefet ederek güneş doğmadan önce (Müzdelife'den Mina'ya) döndü
Cabir (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) veda haccında (Müzdelife'den Mina'ya) ağır hareket etti. Sahabilere ağır yürümelerini emretti ve (cemrelere) fiske taşları misli (çakıl) atmalarını emretti. Muhassir deresinde de devesini hızlı sürdü ve «Benim ümmetim menasiki alsınlar. Çünkü bilemeyeceğim, umulur ki bu yılımdan sonra onlara rastlayamayacağım,» buyurdu. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai Şafii ve Beyhaki de bu hadisi rivayet ettiler
Bilal bin Rabah (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzdelife sabahı kendisine: «Ya Bilal, Halkı sustur veya Halkı dinlet,» buyurdu. Sonra (halka) şöyle buyurdu «Allah şüphesiz şu Müzdelifenizde sizlere iyilik ve ihsanda bulunarak kötülük işleyenlerinizi iyilik işleyenlerinize bağışladı ve iyilik işleyenlerinize dilediğini verdi. Allah'ın adıyla (Mina'ya) hareket ediniz.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu, zayıf bir seneddir. Seneddeki Ebu Seleme'nfn ismi bilinmiyor ve mechul bir kimsedir
بَابُ مَنْ تَقَدَّمَ مِنْ جَمْعٍ لِرَمْيِ الْجِمَارِ
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biz Abdu'l-Muttalib oğullarına küçük yaştaki oğlan çocuklarını merkeblerimiz üstünde Müzdelife'den (Müna'ya) önceden gönderdi ve (yolcularken) mubarek el ayasıyla uyluklarımızı hafifçe dövmeye ve şöyle buyurmaya başladı: «Oğulcuklarım! Güneş doğuncaya kadar cemreye taş atmayınız.» (Ravilerden) Süfyan bunda şu ilavede bulunmuştur: Ve hiç kimseyi güneş doğuncaya kadar cemreye taş atar sanmıyorum. Diğer Tahric edenler: Ebu Davud, Nesai, Ahmed bin Hanbel ve Tahavi
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (Müzdelife'den Mina'ya) önceden gönderdiği aile ferdlerinin zayıfları içinde idim. Diğer tahric edenler: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Şafii ve Ahmed
Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Sevde bint-i Zem'a iri yapılı ağır canlı bir kadın idi. Halk'ın izdihamından önce Müzdelife'den (Mina'ya) gitmek için Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den izin istedi. Resulullah da o'na izin verdi. Diğer tahric: Buhari ve Müslim de tahric ettiler
بَابُ قَدْرِ، حَصَى الرَّمْيِ
Süleyman bin el-Ahvas'ın anası (Ümmü Cündüb el-Esdiyye) (r.amha.)'den; şöyle demiştir: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Kurban bayramı (nın ilk günü) Akabe cemresi yanında bir katur'a binmiş halde gördüm. Bu arada şöyle buyurdu: «Ey insanlar cemreye taş atmak istediğiniz zaman fiske taşları mislini atınız » Diğer Tahiric edenler: Ebu Davud, Ahmed, Beyhaki
İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Akabe sabahı devesinin üstünde olduğu halde: «Benim için yerden çakıl taşları topla.» buyurdu. Bunun üzerine ben O'nun için yedi tane çakıl taşı topladım. O taşlar fiske taşlarıydı. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) taşları avucunda oynatmaya ve: «Ancak şunların emsalini atınız,» buyurmaya başladı. Daha sonra şöyle buyurdu. «Ey insanlar Dinde haddi aşmaktan - teşdid'den sakınınız. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık ve teşdid helak etti.» Diğer Tahiric edenler: Nesai ve Ahmed
بَابُ مِنْ أَيْنَ تُرْمَى جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
Abdurrahman bin Yezid (r.a.)'den; şöyle demiştir: Abdullah bin Mes'ud (r.a.) Akabe cemresinin yanına vardığı zaman derenin ortasına geçip yüzünü Ka'be'ye çevirdi ve cemreyi sağ kaşının hizasına aldıktan sonra yedi tane çakıl attı ve her çakılla beraber tekbir alıyordu. Sonta şöyle dedi: Kendisinden başka ilah olmayan'a yemin ederim ki, üzerine Bakara suresi indirilen (Nebi s.a.v.) çakılları şu (durduğum) yerde attı
Süleyman bin Amr bin el-Ahvas anası (Ümmü Cündüb el-Ezdiyye) (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Kurban bayramı günü Akabe cemresi yanında derenin ortasında yer alırken gördüm. Cemre'ye yedi tane taş attı. Her taşla beraber tekbir alıyordu. Taşları attıktan sonra oradan ayrıldı. Ümmü Cündübün bu merfu' hadisinin mislini Abdurrahim bin Süleyman da Yezid bin Ebi Ziyad'dan muttasıl bir senedle rivayet atmiştir