Bana Muhammed b. Rafi de tahdis etti. Bize Abdurrezzak tahdis etti. Bize Süfyan, A'meş'den bildirdi. O Zekvan'dan, o Ebu Hureyre'den hadisi merfu olarak rivayet etti ve: "Zina eden zina etmez" diyerek sonra da hadisi Şube'nin hadisi rivayet ettiği şekilde aynen zikretti. Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 12383 NEVEVİ ŞERHİ (200-206): Bu bapta (200) "Zina eden zina ettiği zaman mümin olarak zina etmez ... " hadisi yer almaktadır. (204) öbür rivayette ise: "Sizden herhangi bir kimse ganimetten çalarken mümin olarak çalmaz." (205) diğer rivayette: "Tevbe etmek imkanı da vardır" buyurulmaktadır. Mümin Olarak Haram İşleyenin Durumu Bu hadis, ilim adamlarının anlamı hususunda ihtilaf ettikleri hadislerdendir. Muhakkiklerin söyledikleri sahih görüşe göre anlamı da şudur: Mümin bu gibi masiyetIeri imanı kamil olduğu halde işlemez. Bu hadis bir şeyin nefy edilmesi (yokluğu) maksadıyla kullanılmakla birlikte, onun kemalinin ve seçkin halinin nefyedilmesinin kastedildiği lafızlardandır. Nitekim faydalı olandan başka ilim yoktur, devenin dışında mal yoktur. Ahiret hayatı dışında yaşamak yoktur demek de bunun gibidir. Bizim sözünü ettiğimiz şekilde bu hadisi tevil edişimizin sebebi Ebu Zerr'in ve başkalarının rivayet ettikleri: "La ilahe illal/ah diyen cennete girer. Zina etse de, hırsızlık yapsa da" hadisi ile Ubade b. es-Samit (radıyaııahu anh)'ın sahih ve meşhur olan şu hadisidir: Ashab O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hırsızlık yapmamak, zina etmemek, emirlere karşı gelmemek (isyan etmemek) ... üzere bey' at ettiler. Allah Rasulü daha sonra kendilerine şöyle buyurdu: 'f\ranızdan bu bey'atine eksiksiz riayet edenin mükdfatını vermek Allah'a aittir. Ama kim bu yasaklardan herhangi birisini işleyip de dünyada cezalandırılacak olursa, o, o günahına kefaret olur. Kim bunlardan birisini yapmakla birlikte cezalandırılmayacak olursa, onun işi de yüce Allah'a kalır. Dilerse onu affeder, dilerse onu cezalandırır." İşte bu iki hadis ve sahihteki diğer benzerleri ile birlikte aziz ve celil Allah'ın da: "Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan başkasını da dilediğine bağışlar." (Nisa, 48) buyruğu ile birlikte bunların yanında hak ehlinin zina edenin de, hırsızlık yapanın, katilin ve şirkin dışında diğer büyük günah sahiplerinin bu sebeple kafir olmayacakları üzere iemaları da vardır. Aksine bunlar imanı eksik müminlerdir. Tövbe ederlerse (uhrevi) cezaları düşer. Şayet büyük günahları üzerinde ısrar ederek ölürlerse Allah'ın meşieti a1tındadırlar. Yüce Allah dilerse onları affedip, doğrudan onları cennete koyar, dilerse onları azaplandırdıktan sonra cennete koyar. İşte bütün bu deliller bizim bu hadisi ve benzerlerini tevil etmeye bizi mecbur etmektedir. Diğer taraftan bu tevil dilde gayet açık, uygun ve çokça kullanılan bir usuldür. Zahiren birbirleriyle çelişen iki hadis gelmiş ise bu iki hadisin bir arada telif edilmeleri gerekmektedir. İşte burada böyle iki hadis gelmiş bulunuyor. O halde bunların telifi kap eder, biz de bunları telif etmiş bulunuyoruz. Bazı ilim adamları bu hadisi şeriatta haram kılındığının delilinin varid olduğunu bilmekle birlikte onu helal kabul ederek bu işi yapan kimseler hakkında yorumlamışlardır. Hasan ve Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi dedi ki: Hadisin anlamı Allah'ın dostlarına ad olarak verilen ve övmek maksadıyla kullanılan mümin isminin ondan alınacağı ve bunun yerine yerilme anlamındaki bir ismi hak edeceği şeklindedir. (Mü'min yerine) hırsız, zani, günahkar ve fas ık denilir. İbn Abbas (radıyaııahu anh)' dan nakledildiğine göre kendisinden imanın nuru çekilip alınır. Bu hususta merfu bir hadis de bulunmaktadır. Mühelleb dedi ki: Yüce Allah'a itaat yolundaki basireti ondan alınır. ezZührı ise bu hadise ve benzerlerine iman edileceğine ve geldikleri gibi kabul edileceklerine anlamları hususunda dalınmaması gerektiğine ve bizim bunların anlamlarını bilemeyeceğimize kanaat getirmiş ve: Bu hadisleri sizden öncekiler nasıl geldikleri gibi kabul etmişlerse siz de öylece kabul ediniz, demiştir. Hadisin anlamı ile ilgili olarak sözünü ettiğim ve pek güçlü olmayan daha başka açıklamalar da yapılmıştır. Hatta bunların bir kısmı yanlıştır. Bu sebeple onları ele almadım. Hadisin tevili ile ilgili sözünü ettiğim bütün bu görüşler ihtimal dahilindedir ama hadisin anlamı ile ilgili olarak doğru olan ilk olarak aktardığımız açıklamadır. Allah en iyi bilendir. (200) Vehb'in: Bana Yunus, İbn Şihab' dan haber verdi. .. "Mümin olarak zina etmez" hadisi ile (daha sonra gelen) "İbn Şihab dedi ki: Bana Abdulmelik b. Ebu Bekr b. Abdurrahman'ın haber verdiğine göre ... " Bu sözlerinden açıkça anlaşılan "yağma yapmaz ... " sözleri peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözlerinden değildir. (2/42) Bu Ebu Hureyre (r.a.)'a mevkuf, ona ait bir sözüdür. Fakat bir başka rivayette ise bunun Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözünden olduğuna dair delil de gelmiş bulunmaktadır. Şeyh Ebu Amr b. es-Salah (rahimehullah) bu hususta güzel açıklamaları bir araya getirerek şöyle demiştir: Ebu Nuaym, el-Muharrac ala Kitabi Müslim (rahimehullah) adlı eserinde Hemmam b. Münebbih yoluyla bu hadisi tahriç etmiştir. Onda: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki sizden biriniz bir yağma yapacak olursa ... " ifadesi yer almaktadır ki, bu da bu ibarenin açık bir şekilde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' e ref edildiğini ortaya koymaktadır. İşaret edeceğimiz Buhari'nin rivayeti Ebu Nuaym'ın bu rivayetini gereksiz kılmamaktadır. Buhari bu hadisi Leys yoluyla Müslim'in kendisinden zikretmiş olduğu bu isnad ile rivayet etmiş olup, bu rivayette "yağma" "Rasfılullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu" sözünden sonra araya "Ebu Hureyre onlarla birlikte bunu da katardı" ifadesini sokuşturmadan, doğrudan ona atfederek zikretmiş bulunmaktadır. Esasen Müslim (rahimehullah)'ın: "Sonra hadisi yağmayı sözkonusu ederek zikretti ama "değerli" ibaresini zikretmedi" sözünden kastı da budur. Yağma ile ilgili ifadelerin Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözü olduğuna delil getirirken bu kadarıyla yetinmemiştir. Çünkü bu rivayet hadisin ravilerinden birisinin sözü olarak müdrec olarak da sayılabilir. Bunun için de araya "Ebu Hureyre bunlarla birlikte ... de katardı" ifadesini koyarak rivayeti nakledenlerin sözlerini de delil gösterebilir. Ancak Ebu Nuaym'in rivayeti hakkında böyle bir ihtimal sözkonusu olmamaktadır. İşte bununla Ebu Bekr b. Abdurrahman'ın: "Ebu Hureyre onlarla birlikte ... de katardı" sözlerinin anlamının kendiliğinden değil de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' den rivayetle sürdürdüğü anlamındadır. Ebu Bekr'in bunu özellikle bu şekilde sözkonusu etmesi ise kendisinden başkalarının bunu rivayet ettiğine dair ona bilgi ulaşmasından dolayıdır. Bunun delili de Müslim (rahimehullah)'ın bu hadisi Yunus ve Ukayl'in İbn Şihab'dan, o Ebu Selemee'den diye (200 ve 201) rivayeti ile İbnu'l-Müseyyeb'in, Ebu Hureyre'den yağmayı sözkonusu etmeksizin rivayeti delil olmaktadır. Ayrıca Ukayl'in rivayetinde İbn Şihab'ın yağmayı Ebu Bekr b. Abdurrahman'ın kendisinden rivayetle zikrettiği gibi Yunus'un, Abdulmelik b. Ebu Bekr'den, onun Ebu Hureyre'den rivayetinde de bunu zikretmektedir. Böylelikle o bunu kendi oğlundan, o Ebu Hureyre' den işitmiş sonra da ondan bizzat işitmiş gibidir. Müslim (rahimehullah)'ın: "Ve hadisi nakletti. Yağmayı sözkonusu etmekle birlikte zikretti." Bu şekilde "zikretti" fiili zamir kullanmaksızın kaydedilmiştir. (2/43) Bu durumda ya onu kastetmekle birlikte hazfetmiştir denilir yahut "zikretmek" fiili meçhul (edilgen) bir fiil olarak halolmak üzere okunur. Yani hadisi yağmayı zikretmekle birlikte sözkonusu ederek anlattı, demek olur. Şeyh Ebu Amr İbnu's-Salah (rahimehullah)'ın sözleri burada sona ermektedir. Allah en iyi bilendir. "Zatu Şeref: Değerli" ibaresi bilinen rivayetteki şekliyle ve elden ele dolaşan meşhur asıllarda böyledir. Kadı Iyaz (rahimehullah) da Müslim'in bütün ravilerinden bunu böylece nakletmiştir. Pek değerli, değeri büyük anlamındadır. İnsanların başlarını kaldırarak (önemsedikleri için) kendisine bakıp göz diktikleri mal anlamında olduğu da söylenmiştir. Kadı Iyaz ve başkaları -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- dedi ki: Bunu İbrahim el-Harbi (şeref kelimesinde şın yerine) sin ile rivayet etmiştir. Şeyh Ebu Amr dedi ki: (2/44) Bazıları Müslim'in kitabında bunu böylece kaydetmiştir. Bu da pek değerli, değeri büyük demektir. Allah en iyi bilendir. Tövbe Zamanı ve Şartları "Bundan sonra tövbe imkanı da vardır" buyruğunun anlamı açıktır. İlim adamları (r.a.um) icma ile hadis-i şerifte geldiği gibi gargara hali (ruhun alınması esnasındaki hırıltı)ne gelinmedikçe tövbenin kabul edileceğini ifade etmişlerdir. Tövbenin üç temel şartı vardır. Masiyetten vazgeçmek, onu yaptığına pişman olmak ve bir daha ona dönmemeyi kesin olarak kararlaştırmak. Bir günahtan tövbe ettikten sonra tekrar o günaha dönecek olursa tövbesi geçersiz olmaz. Bir başka günah işlemekle birlikte bir günahtan tövbe edecek olursa o tövbesi de sahih olur. Hak ehlinin kanaati budur. Her iki meselede de Mutezile bu hususta farklı kanaattedir. Allah en iyi bilendir. Kadı Iyaz (rahimehullah) dedi ki: Bazı ilim adamları bu hadiste sözü edilen masiyetIerle bütün masiyet türlerine dikkat çekilip, onlardan sakındırdığına işaret etmişlerdir. Zina ile bütün şehevi isteklere dikkat çekmiş, hırsızlık ile dünyaya rağbet ve harama tutkuya, içki ile yüce Allah'ın yolundan alıkoyan ve onun haklarından gafil olmayı gerektiren her bir şeye, belirtilen şekilde yağma yapma ile yüce Allah'ın kullarını hafife alıp, onlara gereken değerin verilmesinin terk edilmesine, onlardan utamlmamasına, dünyalık her bir şeyin doğru olmayan yoldan elde edilmesine uzak kalınması gerektiğine dikkat çekilmiştir. Allah en iyi bilendir. İsnad ile ilgili olarak söyleneceklere gelince, senette Harmele et-Tucibi, Ukayl, lbn Şihab'dan ve ed-Deraverdi de geçmektedir. ed-Deraverdi ile ilgili açıklamalar da "la ilahe illaIlah deyinceye kadar insanlarla savaşmanın emrediidiği" ile ilgili babda geçmiş bulunmaktadır. Doğruyu en iyi bilen şam yüce Allah'tır
Sahih-i Müslim › Kitâb 1 · Îmân › Bâb 24Konum
KİTÂBLAR (56)
- ·Giriş (Mukaddime)35
- 1Îmân437
- 2Tahâret144
- 3Hayız157
- 4Namaz323
- 5Mescidler ve Namaz Yerleri406
- 6Namaz — Yolcular380
- 7Namaz — Cuma93
- 8Namaz — İki Bayram26
- 9Namaz — Yağmur19
- 10Namaz — Tutulmalar34
- 11Namaz — Cenâzeler140
- 12Zekât230
- 13Oruç285
- 14İ'tikâf11
- 15Hac604
- 16Nikâh169
- 17Süt Emzirme84
- 18Talâk91
- 19Lân (Mülâane)27
- 20Köle Azâdı31
- 21Alım Satım158
- 22Müsâkât (Ortakçılık)178
- 23Mîrâs Hükümleri23
- 24Hibeler41
- 25Vasiyyetler31
- 26Adaklar19
- 27Yeminler88
- 28Yeminler, Muhâribler, Kısas ve Diyet56
- 29Had Cezâları72
- 30Yargı ve Hükümler28
- 31Bulunmuş Mallar (Lukata)21
- 32Cihâd ve Seferler182
- 33İmâret (Yönetim)271
- 34Av, Kesim ve Yenilecek Şeyler92
- 35Kurbanlar61
- 36İçecekler258
- 37Elbise ve Süs200
- 38Edep ve Âdâb60
- 39Selâmlaşma216
- 40Doğru Kelime Kullanımı25
- 41Şiir10
- 42Rüyâlar41
- 43Fazîletler230
- 44Sahâbenin Fazîletleri331
- 45Birr, Sıla ve Güzel Ahlâk222
- 46Kader52
- 47İlim30
- 48Zikir, Dua, Tövbe ve İstiğfâr131
- 49Kalpleri Yumuşatan Rivayetler15
- 50Tövbe72
- 51Münâfıkların Vasıfları ve Hükümleri21
- 52Kıyâmet Günü, Cennet ve Cehennemin Vasıfları85
- 53Cennet, Nîmetleri ve Ehli104
- 54Fitneler ve Kıyâmet Alâmetleri180
- 55Zühd ve Kalplerin Yumuşaması99
- 56Tefsîr40
BÂBLAR — Îmân (95)
- 1بَاب بَيَانِ الإِيمَانِ وَالإِسْلَامِ وَالإِحْسَانِ وَوُجُوبِ الإِيمَانِ بِإِثْبَاتِ قَدَرِ اللَّهِ ﷾
- 2بَاب بَيَانِ الصَّلَوَاتِ الَّتِي هِيَ أَحَدُ أَرْكَانِ الإِسْلَامِ
- 3باب السؤال عن أركان الإسلام
- 4بَاب بَيَانِ الإِيمَانِ الَّذِي يُدْخَلُ بِهِ الْجَنَّةَ وَأَنَّ مَنْ تَمَسَّكَ بِمَا أُمِرَ بِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ
- 5باب بيان أركان الإسلام ودعائمه العظام
- 6بَاب الأَمْرِ بِالإِيمَانِ بِاللَّهِ تَعَالَى وَرَسُولِهِ ﷺ وَشَرَائِعِ الدِّينِ، وَالدُّعَاءِ إِلَيْهِ، وَالسُّؤَالِ عَنْهُ، وَحِفْظِهِ، وَتَبْلِيغِهِ مَنْ لَمْ يَبْلُغْهُ
- 7بَاب الدُّعَاءِ إِلَى الشَّهَادَتَيْنِ وَشَرَائِعِ الإِسْلَامِ
- 8بَاب الأَمْرِ بِقِتَالِ النَّاسِ حَتَّى يَقُولُوا لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ. وَيُقِيمُوا الصلاة ويؤتوا الزكاة، يؤمنوا بِجَمِيعِ مَا جَاءَ بِهِ النَّبِيُّ ﷺ، وَأَنَّ مَنْ فَعَلَ ذَلِكَ عَصَمَ نَفْسَهُ وَمَالَهُ إِلَّا بِحَقِّهَا، وَوُكِّلَتْ سَرِيرَتُهُ إِلَى اللَّهِ تَعَالَى. وَقِتَالِ مَنْ مَنَعَ الزَّكَاةَ أَوْ غَيْرَهَا مِنْ حُقُوقِ
- 9باب الدليل على صحة إسلام من حضرة الموت، ما لم يشرع في النزع، وهو الغرغرة. ونسخ جواز الاستغفار للمشركين. والدليل على أن من مات على الشرك، فهو في أصحاب الجحيم. ولا ينقذه من ذلك شيء من الوسائل
- 10بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ مَنْ مَاتَ عَلَى التوحيد دخل الجنة قطعا
- 11باب الدليل على أن مَنْ رَضِيَ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلَامِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ ﷺ رسولا، فهو مؤمن، ولإن [وإن؟؟] ارتكب المعاصي الكبائر
- 12بَاب بَيَانِ عَدَدِ شُعَبِ الإِيمَانِ وَأَفْضَلِهَا وَأَدْنَاهَا، وَفَضِيلَةِ الْحَيَاءِ، وَكَوْنِهِ مِنَ الإِيمَانِ
- 13بَاب جَامِعِ أَوْصَافِ الإِسْلَامِ
- 14بَاب بَيَانِ تَفَاضُلِ الإِسْلَامِ، وَأَيُّ أُمُورِهِ أَفْضَلُ
- 15بَاب بَيَانِ خِصَالٍ مَنِ اتَّصَفَ بِهِنَّ وَجَدَ حلاوة الإيمان
- 16بَاب وُجُوبِ مَحَبَّةِ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ أَكْثَرَ مِنَ الأَهْلِ وَالْوَلَدِ وَالْوَالِدِ والناس أجمعين. ولإطلاق عَدَمِ الإِيمَانِ عَلَى مَنْ لَمْ يُحِبُّهُ هَذِهِ الْمَحَبَّةِ
- 17بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ مِنْ خِصَالِ الإِيمَانِ أَنْ يُحِبَّ لِأَخِيهِ الْمُسْلِمِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ مِنَ الْخَيْرِ
- 18بَاب بَيَانِ تَحْرِيمِ إِيذَاءِ الْجَارِ
- 19بَاب الْحَثِّ عَلَى إِكْرَامِ الْجَارِ وَالضَّيْفِ وَلُزُومِ الصَّمْتِ إِلَّا عَنِ الْخَيْرِ، وَكَوْنِ ذَلِكَ كُلِّهِ مِنَ الإِيمَانِ
- 20بَاب بَيَانِ كَوْنِ النَّهْيِ عَنِ الْمُنْكَرِ مِنَ الإِيمَانِ. وَأَنَّ الإِيمَانَ يَزِيدُ وَيَنْقُصُ. وَأَنَّ الأَمْرَ بِالْمَعْرُوفِ، وَالنَّهْيَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاجِبَانِ
- 21بَاب تَفَاضُلِ أَهْلِ الإِيمَانِ فِيهِ، وَرُجْحَانِ أَهْلِ الْيَمَنِ فِيهِ
- 22بَاب بَيَانِ أَنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا الْمُؤْمِنُونَ. وَأَنَّ مَحَبَّةَ الْمُؤْمِنِينَ مِنَ الْإِيمَانِ. وَأَنَّ إفشاء السلام سبب لِحُصُولِهَا
- 23بَاب بَيَانِ أَنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ
- 24بَاب بَيَانِ نُقْصَانِ الإِيمَانِ بِالْمَعَاصِي، وَنَفْيِهِ عَنِ الْمُتَلَبِّسِ بِالْمَعْصِيَةِ، عَلَى إِرَادَةِ نَفْيِ كَمَالِهِ
- 25بَاب بَيَانِ خِصَالِ الْمُنَافِقِ
- 26بَاب بَيَانِ حَالِ إِيمَانِ مَنْ قَالَ لِأَخِيهِ الْمُسْلِمِ: يَا كَافِرُ
- 27بَاب بَيَانِ حَالِ إِيمَانِ مَنْ رَغِبَ عَنْ أَبِيهِ وَهُوَ يَعْلَمُ
- 28بَاب بَيَانِ قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ سِبَابِ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ وَقِتَالُهُ كُفْرٌ
- 29باب بيان معنى قول النبي صلى اله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ
- 30بَاب إِطْلَاقِ اسْمِ الْكُفْرِ عَلَى الطَّعْنِ فِي النسب والنياحة
- 31بَاب تَسْمِيَةِ الْعَبْدِ الآبِقِ كَافِرًا
- 32بَاب بَيَانِ كُفْرِ مَنْ قَالَ مُطِرْنَا بِالنَّوْءِ
- 33بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ حُبَّ الأَنْصَار وَعَلِيٍّ ﵃ مِنَ الإِيمَانِ وَعَلَامَاتِهِ. وَبُغْضِهِمْ مِنْ عَلَامَاتِ النِّفَاقِ
- 34بَاب بَيَانِ نُقْصَانِ الإِيمَانِ بِنَقْصِ الطَّاعَاتِ وَبَيَانِ إِطْلَاقِ لَفْظِ الْكُفْرِ عَلَى غَيْرِ الْكُفْرِ بِاللَّهِ، كَكُفْرِ النِّعْمَةِ وَالْحُقُوقِ
- 35بَاب بَيَانِ إِطْلَاقِ اسْمِ الْكُفْرِ عَلَى مَنْ تَرَكَ الصَّلَاةَ
- 36بَاب بَيَانِ كَوْنِ الإِيمَانِ بِاللَّهِ تَعَالَى أَفْضَلُ الأَعْمَالِ
- 37بَاب كَوْنِ الشِّرْكِ أَقْبَحُ الذُّنُوبِ وَبَيَانِ أَعْظَمِهَا بَعْدَهُ
- 38بَاب بَيَانِ الْكَبَائِرِ وَأَكْبَرِهَا
- 39بَاب تَحْرِيمِ الْكِبْرِ وَبَيَانِهِ
- 40بَاب مَنْ مَاتَ لَا يُشْرِكُ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ مَاتَ مُشْرِكًا دَخَلَ النَّارَ
- 41بَاب تَحْرِيمِ قَتْلِ الْكَافِرِ بَعْدَ أَنْ قَالَ: لَا إِلَهَ إِلَا اللَّهُ
- 42باب قول النبي صلى الله تعالى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ "مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلَاحَ فَلَيْسَ مِنَّا
- 43بَاب تَحْرِيمِ ضَرْبِ الْخُدُودِ وَشَقِّ الْجُيُوبِ وَالدُّعَاءِ بِدَعْوَى الْجَاهِلِيَّةِ
- 44باب بيان غلظ تحريم النميمة
- 45بَاب بَيَانِ غِلَظِ تَحْرِيمِ إِسْبَالِ الإِزَارِ وَالْمَنِّ بِالْعَطِيَّةِ وَتَنْفِيقِ السِّلْعَةِ بِالْحَلِفِ. وَبَيَانِ الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ لَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
- 46بَاب غِلَظِ تَحْرِيمِ قَتْلِ الإِنْسَانِ نَفْسَهُ وَأَنَّ مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَيْءٍ عُذِّبَ بِهِ فِي النَّارِ وَأَنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا نَفْسٌ مُسْلِمَةٌ
- 47بَاب غِلَظِ تَحْرِيمِ الْغُلُولِ وَأَنَّهُ لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلَّا الْمُؤْمِنُونَ
- 48بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ قَاتِلَ نَفْسَهُ لَا يَكْفُرُ
- 49بَاب فِي الرِّيحِ الَّتِي تَكُونُ قُرْبَ الْقِيَامَةِ تقبض من في قله شَيْءٌ مِنَ الإِيمَانِ
- 50بَاب الْحَثِّ عَلَى الْمُبَادَرَةِ بِالأَعْمَالِ قَبْلَ تَظَاهُرِ الْفِتَنِ
- 51بَاب مَخَافَةِ الْمُؤْمِنِ أَنْ يَحْبَطَ عَمَلُهُ
- 52بَاب هَلْ يُؤَاخَذُ بِأَعْمَالِ الْجَاهِلِيَّةِ
- 53بَاب كَوْنِ الإِسْلَامِ يَهْدِمُ مَا قَبْلَهُ وَكَذَا الْهِجْرَةِ وَالْحَجِّ
- 54بَاب بَيَانِ حُكْمِ عَمَلِ الْكَافِرِ إِذَا أَسْلَمَ بَعْدَهُ
- 55بَاب صِدْقِ الإِيمَانِ وَإِخْلَاصِهِ
- 56باب بيان أنه ﷾ لم يكلف إلا ما يطاق
- 57بَاب تَجَاوُزِ اللَّهِ عَنْ حَدِيثِ النَّفْسِ وَالْخَوَاطِرِ بِالْقَلْبِ إِذَا لَمْ تَسْتَقِرَّ
- 58بَاب إِذَا هَمَّ الْعَبْدُ بِحَسَنَةٍ كُتِبَتْ وَإِذَا هَمَّ بِسَيِّئَةٍ لَمْ تُكْتَبْ
- 59بَاب بَيَانِ الْوَسْوَسَةِ فِي الإِيمَانِ وَمَا يَقُولُهُ مَنْ وَجَدَهَا
- 60بَاب وَعِيدِ مَنِ اقْتَطَعَ حَقَّ مُسْلِمٍ بِيَمِينٍ فَاجِرَةٍ بِالنَّارِ
- 61بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ مَنْ قَصَدَ أَخْذَ مَالِ غَيْرِهِ بِغَيْرِ حَقٍّ كَانَ الْقَاصِدُ مُهْدَرَ الدَّمِ فِي حَقِّهِ، وَإِنْ قُتِلَ كَانَ فِي النَّارِ، وَأَنَّ مَنْ قُتِلَ دُونَ مَالِهِ فَهُوَ شَهِيدٌ
- 62بَاب اسْتِحْقَاقِ الْوَالِي، الْغَاشِّ لِرَعِيَّتِهِ، النَّارَ
- 63بَاب رَفْعِ الأَمَانَةِ وَالإِيمَانِ مِنْ بَعْضِ الْقُلُوبِ، وَعَرْضِ الْفِتَنِ عَلَى الْقُلُوبِ
- 64بَاب بَيَانِ أَنَّ الإِسْلَامَ بَدَأَ غَرِيبًا وَسَيَعُودُ غريبا، وإنه يأرز بين المسجدين
- 65بَاب ذَهَابِ الإِيمَانِ آخَرِ الزَّمَانِ
- 66باب الاستسرار بالإيمان لِلْخَائِفِ
- 67بَاب تَأَلُّفِ قَلْبِ مَنْ يَخَافُ عَلَى إِيمَانِهِ لِضَعْفِهِ، وَالنَّهْيِ عَنِ الْقَطْعِ بِالإِيمَانِ مِنْ غَيْرِ دَلِيلٍ قَاطِعٍ
- 68بَاب زِيَادَةِ طُمَأْنِينَةِ الْقَلْبِ بِتَظَاهُرِ الأَدِلَّةِ
- 69بَاب وُجُوبِ الإِيمَانِ بِرِسَالَةِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ﷺ إِلَى جَمِيعِ النَّاسِ وَنَسْخِ الملل بملة
- 70باب نزول عيسى بن مَرْيَمَ حَاكِمًا بِشَرِيعَةِ نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ﷺ
- 71بَاب بَيَانِ الزَّمَنِ الَّذِي لَا يُقْبَلُ فِيهِ الإِيمَانُ
- 72بَاب بَدْءِ الْوَحْيِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ﷺ
- 73بَاب الإِسْرَاءِ بِرَسُولِ اللَّهِ ﷺ إِلَى السَّمَاوَاتِ، وَفَرْضِ الصَّلَوَاتِ
- 74باب ذكر المسيح بن مَرْيَمَ وَالْمَسِيحِ الدَّجَّالِ
- 75بَاب فِي ذِكْرِ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى
- 76بَاب مَعْنَى قَوْلِ اللَّهِ ﷿: ﴿وَلَقَدْ رآه نزلة أخرى﴾، وَهَلْ رَأَى النَّبِيُّ ﷺ رَبَّهُ لَيْلَةَ الْإِسْرَاءِ
- 77بَاب فِي قَوْلِهِ ﵇: نُورٌ أَنَّى أَرَاهُ، وَفِي قَوْلِهِ: رَأَيْتُ نُورًا
- 78بَاب فِي قَوْلِهِ ﵇: إِنَّ اللَّهَ لَا يَنَامُ، وَفِي قَوْلِهِ: حِجَابُهُ النُّورُ لَوْ كَشَفَهُ لَأَحْرَقَ سُبُحَاتُ وَجْهِهِ مَا انْتَهَى إِلَيْهِ بَصَرُهُ مِنْ خَلْقِهِ
- 79بَاب إِثْبَاتِ رُؤْيَةِ الْمُؤْمِنِينَ فِي الآخِرَةِ رَبَّهُمْ ﷾
- 80بَاب مَعْرِفَةِ طَرِيقِ الرُّؤْيَةِ
- 81بَاب إِثْبَاتِ الشَّفَاعَةِ وَإِخْرَاجِ الْمُوَحِّدِينَ مِنَ النَّارِ
- 82بَاب آخِرِ أَهْلِ النَّارِ خُرُوجًا
- 83بَاب أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً فِيهَا
- 84بَاب فِي قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ "أَنَا أَوَّلُ النَّاسِ يَشْفَعُ فِي الْجَنَّةِ، وَأَنَا أَكْثَرُ الأَنْبِيَاءِ تَبَعًا
- 85بَاب اخْتِبَاءِ النَّبِيِّ ﷺ دَعْوَةَ الشَّفَاعَةِ لِأُمَّتِهِ
- 86بَاب دُعَاءِ النَّبِيِّ ﷺ لِأُمَّتِهِ وَبُكَائِهِ شَفَقَةً عَلَيْهِمْ
- 87بَاب بَيَانِ أَنَّ مَنْ مَاتَ عَلَى الْكُفْرِ فَهُوَ فِي النَّارِ وَلَا تَنَالُهُ شَفَاعَةٌ وَلَا تنفعه قرابة المقربين
- 88بَاب فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ﴾
- 89بَاب شَفَاعَةِ النَّبِيِّ ﷺ لِأَبِي طَالِبٍ وَالتَّخْفِيفِ عَنْهُ بِسَبَبِهِ
- 90بَاب أَهْوَنِ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا
- 91بَاب الدَّلِيلِ عَلَى أَنَّ مَنْ مَاتَ عَلَى الْكُفْرِ لَا يَنْفَعُهُ عَمَلٌ
- 92بَاب مُوَالَاةِ الْمُؤْمِنِينَ وَمُقَاطَعَةِ غَيْرِهِمْ وَالْبَرَاءَةِ مِنْهُمْ
- 93بَاب الدَّلِيلِ عَلَى دُخُولِ طَوَائِفَ مِنَ الْمُسْلِمِينَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابٍ وَلَا عَذَابٍ
- 94بَاب كَوْنِ هَذِهِ الأُمَّةِ نِصْفَ أَهْلِ الْجَنَّةِ
- 95بَاب قَوْلِهِ "يَقُولُ اللَّهُ لِآدَمَ أَخْرِجْ بَعْثَ النار من كل ألف تسعمائة وَتِسْعَةً وَتِسْعِينَ
Sahih-i Müslim 208
Îmân
Sahih (Müslim'in Sahîh'i)
BÂB (24)
بَاب بَيَانِ نُقْصَانِ الإِيمَانِ بِالْمَعَاصِي، وَنَفْيِهِ عَنِ الْمُتَلَبِّسِ بِالْمَعْصِيَةِ، عَلَى إِرَادَةِ نَفْيِ كَمَالِهِ
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رَفَعَهُ قَالَ " لاَ يَزْنِي الزَّانِي " . ثُمَّ ذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ شُعْبَةَ .
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Müslim, Kitâb 1 (Îmân), Bâb 24, Hadis no. 208
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Müslim'in Sahîh'i)
sunnetimiz.com/muslim:208