Ömer İbnu'l-Hattab r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna (Hevazin kabilesinden alınmış) esirler getirildi. Esirler arasından bir kadın memesinden süt sağıyor, çocuklara içiriyordu. Esirler arasında küçük bir çocuk buldu mu onu alıp hemen göğsüne yapıştırıp, ona süt emziriveriyordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere: Sizin görüşünüze göre bu kadın kendi çocuğunu ateşe atar mı, diye sordu. Biz: Hayır, eğer onu atmayacak gücü kendisinde bulabilirse onu asla atmaz, dedik. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun ki Allah'ın kullarına olan merhameti bu kadının çocuğuna olan merhametinden fazladır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "çocuğa merhamet etmek, onu öpmek ve boynuna sarılmak." İbn Battal dedi ki: Küçük çocuğun her organını öpmek caizdir. Avret olmadığı sürece ilim adamlarının çoğunluğuna göre büyük çocuğun hükmü de böyledir. Daha önce Fatıma Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in menkıbeleri bölümünde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Fatıma Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i öptüğü ve Ebu Bekir'in de kızı Aişe r.a.a'yı öptüğüne dair rivayetler geçmiştir. "İbn Ömer'in yanında (hazır) bulunuyordum." "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlunu öldürdükleri halde". Kastettiği kişi ise Ali r.a.'ın oğlu el-Huseyn'dir. "Benim hoş kokularını kokladığım iki kişi" .. Burada (hoş koku anlamı verilen) "er-reyhan"den kasıt, rızıktır. Bu açıklamayı Ibnu't-Tin yapmıştır. el-Faik müellifi (ez-Zemahşeri) de şöyle demektedir: Yani onlar Allah'ın bana ihsan ettiği rızıktandır1ar. Mesela, "subhanallahi ve reyhanehu". Allah'ı tesbih eder ve ondan rızık dilerim, demektir. Bu lafız ile hoş kokusu dolayısıyla koklanan reyhan (hoş kokan bitkilerli kastetmesi de mümkündür. Mesela: Bana bir dal reyhan lütfetti, denilir. Yani onlar Allah'ın bana ikram ve lütuf olarak verdiği hoş şeylerdir. Çünkü çocuklar koklanır, öpüıürler. Bu sebeple onlar hoş kokulu şeylerden sayılırlar. Hadisteki "dünyadan" ifadesi, dünyevi reyhandan payıma düşen, demektir. İbn Battal dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre kişinin, dini ile ilgili daha önemli ve üzerinde daha çok durulmuş hususları öne alması icap eder. Çünkü İbn Ömer kendisine Hüseyin'in öldürülmesine yardımcı olmak suretiyle işlemiş olduğu pek büyük günahtan dolayı mağfiret dilemeyi terk edip sivrisineğin kanına dair soran kimseyi, bundan dolayı azarlamış bulunmaktadır. Özellikle bunu sözkonusu etmesi ise, el-Hüseyn'in değerinin ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nezdindeki konumunun büyüklüğünden dolayıdır. ---İbn Battal'ın açıklamaları burada sona ermektedir. --- Hadiste kız çocuklarının hakları da daha bir vurgulanmaktadır. Buna sebep ise çoğunlukla kendi maslahatlarına olan işleri yerine getirmek bakımından zaafa düşmeleridir. Oysa erkekler böyle değildir. Çünkü onlar bedenen güçlü, görüşleri isabetli ve çoğu haııerde gerek duyulan işlerde tasarrufta bulunabilme imkanına sahiptirler. İbn Battal dedi ki: Hadiste ihtiyaç duyan kimsenin dilenmesinin caiz olduğu, ve Aişe r.a.a'nın cömertliği de çıkarılan sonuçlar arasındadır. Çünkü ona verecek tek bir hurmadan başka bir şey bulamadığı halde, onu da kadına vererek o kadını kendisine tercih etmiş oldu. Az miktardaki bir şeyi değersiz gördüğü için sadaka vermekten kaçınmamalıdır. Aksine sadaka veren kimsenin az ya da çok kolaylıkla verebileceği şeyleri tasadduk etmesi gerekir. Yapılan iyiliğin, övünmek ve minnet etmek maksadı yoksa anlatılması caizdir. Nevevi İbn Battal'a uyarak der ki: Nebiin kız çocuklarının velayetine ibtila (ki aynı hadisin başka rivayetlerinde geçmektedir) adını vermesi, insanların kız çocuklardan hoşlanmayışlarından dolayıdır. Şeriat gelip onların bu kanaatlerinden vazgeçmelerini emretmiş, onların hayatta bırakılmalarını teşvik edip onlara iyilik yapıp terbiyeleri hususunda sabır göstermek üzere kendi nefsiyle mücahede eden kimselere vaat edilen sevabı sözkonusu ederek onları öldürmekten vazgeçmeyi buyurmuştur. Hocamız da Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Onlara müptela olmanın burada sınanmak anlamında olma ihtimali de vardır. Yani her kim kız çocuklara nasıl davranacak, onlara iyilik mi yapacak, yoksa kötülük mü yapacak diye, bir ya da birkaç kız çocuğu ile sınanacak olursa ... demektir. Bundan dolayı Ebu Said el-Hudrı yoluyla gelen hadiste "takva" kaydı da zikrediImiş bulunmaktadır. Çünkü Aııah'a karşı takvalı olmayan bir kimsenin, şanı yüce Allah'ın görevlendirdiği işlerden dolayı sıkılmamasından yahut yapılmasını emrettiği işleri eksik yapmaması ya da bunları yaparken Aııah'ın emrine uymayacağından ve onun sevabını elde etmeyi gözetip gözetmeyeceğinden yana emin olunamaz. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Rükua vardı mı onu yere koyardı." Hadisin yeteri kadarıyla açıklaması Namaz bölümünün baş taraflarında, namaz kılanın sütresi başlıklarında geçmiş bulunmaktadır. Burada "rükua vardığında" lafzı ile, orada ise "secdeye vardığında" lafzı ile geçmiştir. Her ikisi arasında bir aykırılık yoktur. Aksine şöyle yorumlanır: O bu işi rüku.' ve sücud halinde yapıyordu. Böylelikle hadisin başlıkla ilişkisi de ortaya çıkmaktadır. O da çocuğa olan merhamettendir. Ayrıca çocuğun çocuğu da öz çocuk gibidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ümame'ye olan şefkat ve merhametinden ötürü rükD.' ya da sücD.da vardığında yere düşeceğinden korktuğu için kendisi onu yere bırakırdı. Sanki o da Nebi efendimize bağlılığından ötürü yerde kalamıyor ve ondan ayrı durduğundan dolayı sabırsızlanıyordu. Bundan ötürü ayağa kalktığı vakit onu taşıma gereğini duyuyordu. "Biz: Onu ateşe atamama gücünde ise atmaz, dedik." Kendi isteğiyle çocuğu ebediyen ateşe atmaz, demektir. "Kullarına ... " Burada "kullar"la, İslam üzere ölenler kastedilmiş gibi görülüyor. Şeyh EbD. Muhammed İbn Ebi Cemra dedi ki: "İbad: Kullar" lafzı genel olmakla birlikte özelolarak müminler anlamındadır. Bu da yüce Allah'ın: "Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu takva sahiplerine ... yazacağım."(A'raf,156) buyruğuna benzemektedir. Bu buyruk, elverişlilik açısından genel ama kendisi için yazılanlar açısından özeldir. (Yine İbn Ebi Cemra) dedi ki: Bununla Allah'ın rahmetinden herhangi bir kul hakkında bir pay yazılmış olan kimse için -hayvanattan dahi olsa- hiçbir şeyin o rahmete benzemediği de kastedilmek istenmiş olabilir. Ayrıca bu hadiste kişinin bütün hallerinde ve işlerinde yalnızca yüce Allah'a bağlı olması gerektiği, kendisinde rahmeti n bir parçasının bulunduğu var sayılan ve bunun için yanına yaklaşılması istenen her bir varlığın rahmetinden şanı yüce Allah'ın rahmetinin daha büyük olduğu anlatılmaktadır. O halde akıllı bir kimsenin, ihtiyacını karşılamak için kendisine daha ileri derecede merhametli olan kimseye yönelmesi gerekir. Yine İbn Ebi Cemra der ki: Hadiste esir alınmış kadınlara bakmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sözü geçen kadına bakmayı yasaklamamıştır. Hatta hadisin anlatımından onun böyle bir kadına bakmaya izin vermesini gerektiren bir mana da anlaşılmaktadır. Yine bu hadis, duyu organlarıyla idrak edilen şeylerin idrak edilmeyen şeyler için gerektiği gibi anlaşılabilmesi için örnek gösterilebileceğini de ortaya koymaktadır. Velev ki kendisine örnek gösterilen zatın hakikati kuşatılamasın. Çünkü şanı yüce Allah'ın rahmeti, akıl ile idrak edilemez. Bununla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sözü geçen kadının halini göstererek işiteniere konunun anlaşılmasına yardımcı olmaya çalışmıştır
Sahih-i Buhari › Kitâb 78 · Edeb › Bâb 18Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Edeb (128)
- 1باب: البر والصلة
- 2باب: مَنْ أَحَقُّ النَّاسِ بِحُسْنِ الصُّحْبَةِ
- 3باب: لَا يُجَاهِدُ إِلَّا بِإِذْنِ الْأَبَوَيْنِ
- 4باب: لَا يَسُبُّ الرَّجُلُ وَالِدَيْهِ
- 5باب: إِجَابَةِ دُعَاءِ مَنْ بَرَّ وَالِدَيْهِ
- 6باب: عُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ مِنَ الْكَبَائِرِ
- 7باب: صِلَةِ الْوَالِدِ الْمُشْرِكِ
- 8باب: صِلَةِ الْمَرْأَةِ أُمَّهَا وَلَهَا زَوْجٌ
- 9باب: صِلَةِ الْأَخِ الْمُشْرِكِ
- 10باب فَضْلِ صِلَةِ الرَّحِمِ
- 11باب: إِثْمِ الْقَاطِعِ
- 12باب: مَنْ بُسِطَ لَهُ فِي الرِّزْقِ بِصِلَةِ الرَّحِمِ
- 13باب: مَنْ وَصَلَ وَصَلَهُ اللَّهُ
- 14باب: تُبَلُّ الرَّحِمُ بِبَلَالِهَا
- 15باب: لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ
- 16باب: مَنْ وَصَلَ رَحِمَهُ فِي الشِّرْكِ ثُمَّ أَسْلَمَ
- 17باب: مَنْ تَرَكَ صَبِيَّةَ غَيْرِهِ حَتَّى تَلْعَبَ بِهِ، أَوْ قَبَّلَهَا أَوْ مَازَحَهَا
- 18باب: رَحْمَةِ الْوَلَدِ وَتَقْبِيلِهِ وَمُعَانَقَتِهِ
- 19باب: جَعَلَ اللَّهُ الرَّحْمَةَ في مِائَةِ جُزْءٍ
- 20باب: قَتْلِ الْوَلَدِ خَشْيَةَ أَنْ يَأْكُلَ مَعَهُ
- 21باب: وَضْعِ الصَّبِيِّ فِي الْحِجْرِ
- 22باب: وَضْعِ الصَّبِيِّ عَلَى الْفَخِذِ
- 23باب: حُسْنُ الْعَهْدِ مِنَ الْإِيمَانِ
- 24باب: فَضْلِ مَنْ يَعُولُ يَتِيمًا
- 25باب: السَّاعِي عَلَى الْأَرْمَلَةِ
- 26باب: السَّاعِي عَلَى الْمِسْكِينِ
- 27باب: رَحْمَةِ النَّاسِ وَالْبَهَائِمِ
- 28باب: الوصاءة بِالْجَارِ
- 29باب: إثم من لا يأمن جاره بوائقه
- 30باب: لَا تَحْقِرَنَّ جَارَةٌ لِجَارَتِهَا
- 31باب: (مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلَا يُؤْذِ جَارَهُ)
- 32باب: حَقِّ الْجِوَارِ فِي قُرْبِ الْأَبْوَابِ
- 33باب: كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ
- 34باب: طِيبِ الْكَلَامِ
- 35باب: الرِّفْقِ فِي الْأَمْرِ كُلِّهِ
- 36باب: تَعَاوُنِ الْمُؤْمِنِينَ بَعْضِهِمْ بَعْضًا
- 37باب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَصِيبٌ مِنْهَا وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَا وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُقِيتًا﴾ /النساء: ٨٥
- 38باب: لَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ ﷺ فَاحِشًا وَلَا مُتَفَحِّشًا
- 39باب: حُسْنِ الْخُلُقِ وَالسَّخَاءِ، وَمَا يُكْرَهُ مِنَ الْبُخْلِ
- 40باب: كَيْفَ يَكُونُ الرَّجُلُ فِي أَهْلِهِ
- 41باب: الْمِقَةِ مِنَ اللَّهِ تَعَالَى
- 42باب: الْحُبِّ فِي اللَّهِ
- 43باب قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يا أيها الَّذِينَ آمَنُوا لا يَسْخَرْ قَومٌ مِنْ قَوْمٍ﴾ الآية /الحجرات: ١١ /
- 44باب: مَا يُنْهَى مِنَ السِّباب وَاللَّعْنِ
- 45باب: مَا يَجُوزُ مِنْ ذِكْرِ النَّاسِ، نَحْوَ قَوْلِهِمُ: الطَّوِيلُ وَالْقَصِيرُ
- 46باب: الْغِيبَةِ
- 47باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (خَيْرُ دُورِ الْأَنْصَارِ)
- 48باب: مَا يَجُوزُ مِنَ اغْتِيَابِ أَهْلِ الْفَسَادِ وَالرِّيَبِ
- 49باب: النَّمِيمَةُ مِنَ الْكَبَائِرِ
- 50باب: مَا يُكْرَهُ مِنَ النَّمِيمَةِ
- 51باب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ﴾ /الحج: ٣٠
- 52باب: مَا قِيلَ فِي ذِي الْوَجْهَيْنِ
- 53باب: مَنْ أَخْبَرَ صَاحِبَهُ بِمَا يُقَالُ فِيهِ
- 54باب: مَا يُكْرَهُ مِنَ التَّمَادُحِ
- 55باب: مَنْ أَثْنَى عَلَى أَخِيهِ بِمَا يَعْلَمُ
- 56باب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ﴾ /النحل: ٩٠
- 57باب: مَا يُنْهَى عَنِ التَّحَاسُدِ وَالتَّدَابُرِ
- 58باب: ﴿يا أيها الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلا تَجَسَّسُوا﴾ /الحجرات: ١٢
- 59باب: مَا يجوز مِنَ الظَّنِّ
- 60باب: سَتْرِ الْمُؤْمِنِ عَلَى نَفْسِهِ
- 61باب: الْكِبْرِ
- 62باب: الْهِجْرَةِ
- 63باب: مَا يَجُوزُ مِنَ الْهِجْرَانِ لِمَنْ عَصَى
- 64باب: هَلْ يَزُورُ صَاحِبَهُ كُلَّ يَوْمٍ، أَوْ بُكْرَةً وَعَشِيًّا
- 65باب: الزِّيَارَةِ، وَمَنْ زَارَ قَوْمًا فَطَعِمَ عِنْدَهُمْ
- 66باب: مَنْ تَجَمَّلَ لِلْوُفُودِ
- 67باب: الْإِخَاءِ وَالْحِلْفِ
- 68باب: التَّبَسُّمِ وَالضَّحِكِ
- 69باب: قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿يا أيها الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ﴾ /التوبة: ١١٩/. وَمَا يُنْهَى عَنِ الْكَذِبِ
- 70باب: فِي الْهَدْيِ الصَّالِحِ
- 71باب: الصَّبْرِ عَلَى الْأَذَى
- 72باب: مَنْ لَمْ يُوَاجِهِ النَّاسَ بِالْعِتَابِ
- 73باب: مَنْ أكفر أَخَاهُ بِغَيْرِ تَأْوِيلٍ فَهُوَ كَمَا قَالَ
- 74باب: مَنْ لَمْ يَرَ إِكْفَارَ مَنْ قَالَ ذَلِكَ مُتَأَوِّلًا أَوْ جَاهِلًا
- 75باب: مَا يَجُوزُ مِنَ الْغَضَبِ وَالشِّدَّةِ لِأَمْرِ اللَّهِ
- 76باب: الْحَذَرِ مِنَ الْغَضَبِ
- 77باب: الْحَيَاءِ
- 78باب: إِذَا لَمْ تستح فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
- 79باب: مَا لَا يُسْتَحْيَا مِنَ الْحَقِّ لِلتَّفَقُّهِ فِي الدِّينِ
- 80باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (يَسِّرُوا وَلَا تُعَسِّرُوا)
- 81باب: الِانْبِسَاطِ إِلَى النَّاسِ
- 82باب: الْمُدَارَاةِ مَعَ النَّاسِ
- 83باب: لَا يُلْدَغُ الْمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ
- 84باب: حَقِّ الضَّيْفِ
- 85باب: إِكْرَامِ الضَّيْفِ وَخِدْمَتِهِ إِيَّاهُ بِنَفْسِهِ
- 86باب: صُنْعِ الطَّعَامِ وَالتَّكَلُّفِ لِلضَّيْفِ
- 87باب: مَا يُكْرَهُ مِنَ الْغَضَبِ وَالْجَزَعِ عِنْدَ الضَّيْفِ
- 88باب: قَوْلِ الضَّيْفِ لِصَاحِبِهِ: لَا آكُلُ حَتَّى تَأْكُلَ
- 89باب: إِكْرَامِ الْكَبِيرِ، وَيَبْدَأُ الْأَكْبَرُ بِالْكَلَامِ وَالسُّؤَالِ
- 90باب: مَا يَجُوزُ مِنَ الشِّعْرِ وَالرَّجَزِ وَالْحُدَاءِ وَمَا يُكْرَهُ مِنْهُ
- 91باب: هِجَاءِ الْمُشْرِكِينَ
- 92باب: مَا يُكْرَهُ أَنْ يَكُونَ الْغَالِبَ عَلَى الْإِنْسَانِ الشِّعْرُ، حَتَّى يَصُدَّهُ عَنْ ذِكْرِ اللَّهِ وَالْعِلْمِ وَالْقُرْآنِ
- 93باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (تَرِبَتْ يَمِينُكِ). وَ: (عَقْرَى حَلْقَى)
- 94باب: مَا جَاءَ فِي زَعَمُوا
- 95باب: مَا جَاءَ فِي قَوْلِ الرَّجُلِ: وَيْلَكَ
- 96باب: عَلَامَةِ الحب في اللَّهِ ﷿
- 97باب: قَوْلِ الرَّجُلِ لِلرَّجُلِ: اخْسَأْ
- 98باب: قَوْلِ الرَّجُلِ مَرْحَبًا
- 99باب: مَا يُدْعَى النَّاسُ بِآبَائِهِمْ
- 100باب: لا يقل خبثت نفسي
- 101باب: لَا تَسُبُّوا الدَّهْرَ
- 102باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (إِنَّمَا الْكَرْمُ قَلْبُ الْمُؤْمِنِ)
- 103باب: قَوْلِ الرَّجُلِ: فَدَاكَ أَبِي وَأُمِّي
- 104باب: قَوْلِ الرَّجُلِ: جَعَلَنِي اللَّهُ فِدَاكَ
- 105باب: أَحَبِّ الْأَسْمَاءِ إِلَى اللَّهِ ﷿
- 106باب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (سَمُّوا بِاسْمِي وَلَا تكنوا بِكُنْيَتِي)
- 107باب: اسْمِ الْحَزْنِ
- 108باب: تَحْوِيلِ الِاسْمِ إِلَى اسْمٍ أَحْسَنَ مِنْهُ
- 109باب: مَنْ سَمَّى بِأَسْمَاءِ الْأَنْبِيَاءِ
- 110باب: تَسْمِيَةِ الْوَلِيدِ
- 111باب: مَنْ دَعَا صَاحِبَهُ فَنَقَصَ مِنَ اسْمِهِ حَرْفًا
- 112باب: الْكُنْيَةِ لِلصَّبِيِّ وَقَبْلَ أَنْ يُولَدَ لِلرَّجُلِ
- 113باب: التَّكَنِّي بِأَبِي تُرَابٍ، وَإِنْ كَانَتْ لَهُ كُنْيَةٌ أُخْرَى
- 114باب: أَبْغَضِ الْأَسْمَاءِ إِلَى اللَّهِ
- 115باب: كُنْيَةِ الْمُشْرِكِ
- 116باب: الْمَعَارِيضُ مَنْدُوحَةٌ عَنِ الْكَذِبِ
- 117باب: قَوْلِ الرَّجُلِ لِلشَّيْءِ: لَيْسَ بِشَيْءٍ، وَهُوَ يَنْوِي أَنَّهُ لَيْسَ بِحَقٍّ
- 118باب: رَفْعِ الْبَصَرِ إِلَى السَّمَاءِ
- 119باب: من نَكَتَ الْعُودِ فِي الْمَاءِ وَالطِّينِ
- 120باب: الرَّجُلِ يَنْكُتُ الشَّيْءَ بِيَدِهِ فِي الْأَرْضِ
- 121باب: التَّكْبِيرِ وَالتَّسْبِيحِ عِنْدَ التَّعَجُّبِ
- 122باب: النَّهْيِ عَنِ الْخَذْفِ
- 123باب: الْحَمْدِ لِلْعَاطِسِ
- 124باب: تَشْمِيتِ الْعَاطِسِ إِذَا حَمِدَ اللَّهَ
- 125باب: مَا يُسْتَحَبُّ مِنَ الْعُطَاسِ وَمَا يُكْرَهُ مِنَ التَّثَاؤُبِ
- 126باب: إِذَا عَطَسَ كَيْفَ يُشَمَّتُ
- 127باب: لَا يُشَمَّتُ الْعَاطِسُ إِذَا لَمْ يَحْمَدِ اللَّهَ
- 128باب: إِذَا تَثَاوَبَ فَلْيَضَعْ يَدَهُ عَلَى فِيهِ
Sahih-i Buhari 5999
Edeb
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (18)
باب: رَحْمَةِ الْوَلَدِ وَتَقْبِيلِهِ وَمُعَانَقَتِهِ
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَبْىٌ، فَإِذَا امْرَأَةٌ مِنَ السَّبْىِ قَدْ تَحْلُبُ ثَدْيَهَا تَسْقِي، إِذَا وَجَدَتْ صَبِيًّا فِي السَّبْىِ أَخَذَتْهُ فَأَلْصَقَتْهُ بِبَطْنِهَا وَأَرْضَعَتْهُ، فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتَرَوْنَ هَذِهِ طَارِحَةً وَلَدَهَا فِي النَّارِ ". قُلْنَا لاَ وَهْىَ تَقْدِرُ عَلَى أَنْ لاَ تَطْرَحَهُ. فَقَالَ " اللَّهُ أَرْحَمُ بِعِبَادِهِ مِنْ هَذِهِ بِوَلَدِهَا ".
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 78 (Edeb), Bâb 18, Hadis no. 5999
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:5999