Useyd b. Hudayr şöyle anlatmıştır: Ensardan birisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Ya Resulallah! Filanca kişiyi bir göreve tayin ettiniz. Beni tayin etmediniz" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz sizler benden sonra başkalarının size tercih edildiğini göreceksiniz. Bununla beraber yine de (kıyamet günü) bana kavuşuncaya kadar sabrediniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: .... yani dinle ilgili hoşlanmayacağınız birtakım durumlar. "........" yani böyle bir durum meydana geldiğinde ne yapmamızı emredersin? "........." yani emirlere "......" ister kendilerine mahsus, ister kamuya ait olsun isteme ve alma hakları bulunan haklarını veriniz. "........." Sevrı'nin rivayetinde bu ifade ".......... Ve tes'elunal" şeklindedir. Bunun manası Allah'tan onlara sizlere insaflı davranmalarını ilham etmesini veya onlardan daha hayırlısını başınıza getirmesini isteyin. Bu ifadenin zahiri emre muhatap olan herkesedir. Müslim'in Ümmü Seleme'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İleride birtakım emirler gelecektir. Siz onları tanıyacak ve tepki göstereceksiniz. Onların yaptıklarından hoşlanmayan günahtan uzak olacak, onlara tepki koyan kurtulacaktır, fakat günah, yaptıklarına razı olup, arkalarından gidenedir." Orada bulunanlar "Onlarla çarpışalım mı?" diye sorunca, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Namaz kıldıkları sürece hayır!" buyurdu. (Müs!im, imara) İsmam'nin Müsned'inde Ebu Müslim el-Havlanl'nin, Ebu Ubeyde b. elCerrah vasıtasıyla Hz. Ömer' den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Cebrail bana geldi ve 'Senin ümmetin senden sonra fitneye düşecek' dedi. Ben de 'Nereden?' diye sordum. Cebrail 'Emirleri ve alimlerinden fitneye düşecekler. Emirler insanların haklarını vermeyecek. Onlar da haklarını isteyecek ve fitneye düşecekler. Alimler bu emirlere uyacak ve fitneye düşecekler' dedi. Ben 'Bunların elinden kurtulan nasıl kurtulacak?' diye sordum. Cebrail 'El çekip sabretmekle. Haklarını kendilerine verdiklerinde alırlar, vermezlerse bırakırlar' dedi." ".........." yani kim sultan (ın otoritesin) den dışarı çıkarsa. Ikinci rivayette ise "\ J.;lj .:r=kim cemaatten ayrılırsa" denilmektedir. Bu, sultana isyan edip, onunla çarpışmanın kinayeli anlatımıdır. İbn Ebi Cemre şöyle der: Hadisteki "mufarakat"tan maksat, en hafifinden bile olsa emirin elde ettiği bey' at akdini çözmeye çalışmak demektir. Bu en düşük derece hadiste "bir karış miktarı" olarak ifade edilmiştir. Çünkü bu yola başvurmak haksız yere kan dökme ile sonuçlanır. "........ = cahiliye ölümü ile ölür." "Cahiliye ölümü" tabirinden maksat, cahiliye insanlarının sapıklık üzere ölmeleri gibi bir ölümle ölüm demektir ki cahiliye insanının itaat ettiği bir lideri yoktu. Çünkü onlar bunu bilmiyordu. Söz konusu niteleme, o kimse katir olarak ölür anlamına değildir. Tam tersine o kişi, asi olarak ölür demektir. Bu benzetmenin zahiri üzere olması da muhtemeldir. Buna göre manası o kişi, cahiliyeye mensup olmasa bile cahiliye insanının ölümü gibi ölür demek olur ya da benzetme ecir ve kaçındırma yerinde gelmiş olup, zahiri kastedilmemiş olabilir. İfadede "cahiliye" kelimesinden maksadın benzetme olduğunu bir başka hadisteki "Her kim (İslam) camiasından bir karış ayrılırsa sanki İslam'ın ilmiğini boynundan çıkarmış gibidir" ifadesi teyid etmektedir. (Tirmizi, Edeb; İbn Huzeyme, Sahih, III, 195; İbn Hibban, Sahih, XIV, 124) İbn Battal şu açıklamayı yapar: Hadis zalim bile olsa sultana isyan etmemek gerektiğine delildir. Fıkıh bilginleri zorba sultana itaat edip, onunla birlikte cihada gitmenin vacip olduğu ve ona itaatin -kan akmayı önlediği ve felaketi durdurduğu için- kendisine isyandan daha hayırlı olduğu noktasında görüş birliği etmişlerdir. Bilginlerin delilleri bu haber ve buna destek olan başka rivayetlerdir. Fıkıh bilginleri sultanın açıkça küfre girme durumu hariç bu konuda herhangi bir istisnadan söz etmemişlerdir. Sultanın açıkça küfre düşmesi durumunda ona itaat etmek caiz değildir. Aksine bundan sonraki hadiste geldiği üzere gücü yeten in onunla mücadele etmesi gerekir. "........." yani bizim aktif olduğumuz zamanlarda ve bize emredilene göre amel etmekten aciz olduğumuz durumlarda demektir. İbnü't-Tin'in nakline göre Davudi bundan maksadın hoşlanmadıkları şeyler olduğunu söylemiştir. İbnü't-Tin şöyle der: Zahir olanı sözün "" ifadesine uygun düşmesi için isyan etme noktasında tembelolduğumuz anlarda ve meşakkat zamanlarımızda demektir. "..........=başkalarının bize tercih edildiğini." Bundan maksat, onların başlarına geçen kimseye olan itaatleri, haklarının kendilerine verilmesine bağlı olmadığını, aksine o kişinin haklarını vermese bile ona itaat etmekle yükümlü olduklarını vurgulamaktır. "Ve en la nünazia'l-emre ehlehQ" yani iktidar ve emirlik konusunu sahipleriyle çekişmemek üzere. "İlla en terav küfren bevahan=ancak emirin açık bir küfrünü görürseniz ... " Hattabi "bevahan" kelimesinin açık ve seçik anlamına geldiğini söylemiştir. "İndekum minaılahi fihi burhanun=onun küfrü hakkında yanınızda Allah'tan kuwetli bir delil bulunması hali müstesnadır." "Burhan" kelimesinden maksat, bir ayet veya tevile ihtimali olmayan sahih bir haberdir. Bunun gereği, emirlerin hareketleri tevile muhtemelolduğu sürece kendilerine isyan etmenin caiz olmadığıdır. Nevevi şöyle demiştir: Burada geçen "küfür" kelimesinden maksat, masiyet, gün?htır. Hadisin manası şudur: İdarecilerle görevleri konusunda çekişmeyiniz, onlara karşı gelmeyiniz. Ancak kendilerinden İslam'ın kaidelerine göre kesin olarak münker olduğunu gördüğünüz bir şeyolursa bu müstesnadır. Böyle bir münkeri gördüğünüzde onlara tepki gösteriniz ve nerede olursanız olun hakkı söyleyiniz. Bir başkası şöyle demiştir: Hadiste geçen ''.........'' kelimesinden maksat, günah ve küfürdür. Dolayısıyla bir sultana açık bir küfre düşmediği sürece karşı gelinemez. Anlaşılan odur ki küfür rivayeti, çekişmenin iktidar konusunda olduğu durumlarla yorumlandığı takdirde kişi, açık bir küfre düşmediği sürece sultanla, idaresini zedeleyecek bir şeyle çekişemez. "Masiyet" rivayeti çekişme yönetim dışında başka bir hususta olduğu takdirde diye yorumlandığında ise kişi yönetime tenkit yöneltmediğinde idareciyle günah konusunda çekişebilir. Onun yaptığına yumuşaklıkla tepki gösterir ve şiddete başvurmaksızın hakkı ispat etme yoluna gidebilir. Bunun yeri kişi kötülüğü önleme gücüne sahip olduğundadır. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir. İbnü't-Tin'in nakline göre Davudi şöyle demiştir: Alimlerin zalim sultanlar hakkındaki kanaatleri şudur: Kişi fitneye ve zulme düşmeksizin onu görevden alma gücüne sahipse bunu yapması vaciptir. Aksi takdirde sabredip, dayanması vacip olur. Bazıları şöyle demiştir: Fasıkla ilk baştan velayet akdi yapmak caiz değildir. Bir kimse adil iken, daha sonra zulüm işlerse ona isyan etmenin caiz olup olmadığı noktasında ihtilar etmişlerdir. Sahih olanı, küfre girmedikçe bunun caiz olmadığıdır. Sultan küfre girdiğinde ona isyan etmek vacip olur
Sahih-i Buhari › Kitâb 92 · Fitneler › Bâb 2Konum
KİTÂBLAR (97)
- 1Vahyin Başlangıcı7
- 2Îmân51
- 3İlim76
- 4Abdest113
- 5Gusül46
- 6Hayız40
- 7Teyemmüm15
- 8Namaz174
- 9Namaz Vakitleri81
- 10Ezan275
- 11Cuma66
- 12Korku Namazı6
- 13İki Bayram (iydeyn)42
- 14Vitir Namazı15
- 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
- 16Güneş ve Ay Tutulması27
- 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
- 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
- 19Gece Namazı (Teheccüd)69
- 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
- 21Namaz İçinde Ameller27
- 22Namazda Unutkanlık14
- 23Cenazeler160
- 24Zekât118
- 25Hacc260
- 26Umre33
- 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
- 28Hacda Avlanma Cezası46
- 29Medine'nin Faziletleri24
- 30Oruç Tutmak117
- 31Teravih Namazı6
- 32Kadir Gecesinin Fazileti11
- 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
- 34Alışverişler193
- 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
- 36Şuf’a3
- 37İcâre27
- 38Havaleler3
- 39Kefalet9
- 40Vekâlet21
- 41Ekincilik31
- 42Su Dağıtımı34
- 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
- 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
- 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
- 46Zulümler ve Gasb43
- 47Ortaklık25
- 48Rehin9
- 49Kölelerin Azat Edilmesi43
- 50Mükâteb6
- 51Hediyeler71
- 52Şehâdetler53
- 53Barış Sağlamak22
- 54Şartlar26
- 55Vasiyyetler44
- 56Cihâd ve Sîretler309
- 57Ganimetin Beşte Biri66
- 58Cizye ve Muvâde'a33
- 59Yaratılışın Başlangıcı136
- 60Peygamberler163
- 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
- 62Peygamberin Sahabeleri128
- 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
- 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
- 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
- 66Kur'ân’ın Faziletleri87
- 67Nikâh188
- 68Boşanmak100
- 69Nafakalar22
- 70Yiyecek, Yemek95
- 71Akîka Kurbânı9
- 72Avcılık, Kesim70
- 73Udhiyeler30
- 74İçecekler65
- 75Hastalar38
- 76Tıp101
- 77Elbise188
- 78Edeb255
- 79İzin İsteme77
- 80Dualar108
- 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
- 82Kader27
- 83Yemînler ve Nezirler87
- 84Yeminlerin Keffaretleri15
- 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
- 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
- 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
- 88Mürtedler22
- 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
- 90Hileler29
- 91Ru'yâ Ta'bîri66
- 92Fitneler89
- 93Hükümler89
- 94Temenni20
- 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
- 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
- 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Fitneler (26)
- 1بَاب: مَا جَاءَ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاتَّقُوا فِتْنَةً لا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً﴾ /الأنفال: ٢٥/. وَمَا كَانَ النَّبِيُّ ﷺ يُحَذِّرُ مِنَ الْفِتَنِ
- 2بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (سَتَرَوْنَ بَعْدِي أُمُورًا تُنْكِرُونَهَا)
- 3بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (هَلَاكُ أُمَّتِي عَلَى يَدَيْ أُغَيْلِمَةٍ سُفَهَاءَ)
- 4بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ)
- 5بَاب: ظُهُورِ الْفِتَنِ
- 6بَاب: لَا يَأْتِي زَمَانٌ إِلَّا الَّذِي بَعْدَهُ شَرٌّ مِنْهُ
- 7بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلَاحَ فَلَيْسَ مِنَّا)
- 8بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ)
- 9بَاب: تَكُونُ فِتْنَةٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ
- 10بَاب: إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا
- 11بَاب: كَيْفَ الْأَمْرُ إِذَا لَمْ تَكُنْ جَمَاعَةٌ
- 12بَاب: مَنْ كَرِهَ أَنْ يُكَثِّرَ سَوَادَ الْفِتَنِ وَالظُّلْمِ
- 13بَاب: إِذَا بَقِيَ فِي حُثَالَةٍ مِنَ النَّاسِ
- 14بَاب: التَّعَرُّبِ فِي الْفِتْنَةِ
- 15بَاب: التَّعَوُّذِ مِنَ الْفِتَنِ
- 16بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (الْفِتْنَةُ مِنْ قِبَلِ الْمَشْرِقِ)
- 17بَاب: الْفِتْنَةِ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ
- 18بَاب: إِذَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِقَوْمٍ عَذَابًا
- 19بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ لِلْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ: (إِنَّ ابْنِي هَذَا لَسَيِّدٌ، وَلَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِين)
- 20بَاب: إِذَا قَالَ عِنْدَ القوم شَيْئًا، ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ بِخِلَافِهِ
- 21بَاب: لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُغْبَطَ أَهْلُ الْقُبُورِ
- 22بَاب: تَغْيِيرِ الزَّمَانِ حَتَّى تُعْبَدَ الْأَوْثَانُ
- 23بَاب: خُرُوجِ النَّارِ
- 24بَاب: ذِكْرِ الدَّجَّالِ
- 25بَاب: لَا يَدْخُلُ الدَّجَّالُ الْمَدِينَةَ
- 26بَاب: يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ
Sahih-i Buhari 7057
Fitneler
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (2)
بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (سَتَرَوْنَ بَعْدِي أُمُورًا تُنْكِرُونَهَا)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتَعْمَلْتَ فُلاَنًا وَلَمْ تَسْتَعْمِلْنِي. قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ".
Notunuz
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 92 (Fitneler), Bâb 2, Hadis no. 7057
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:7057