SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Sahih-i Buhari › Kitâb 92 · Fitneler › Bâb 11Konum
KİTÂBLAR (97)
  1. 1Vahyin Başlangıcı7
  2. 2Îmân51
  3. 3İlim76
  4. 4Abdest113
  5. 5Gusül46
  6. 6Hayız40
  7. 7Teyemmüm15
  8. 8Namaz174
  9. 9Namaz Vakitleri81
  10. 10Ezan275
  11. 11Cuma66
  12. 12Korku Namazı6
  13. 13İki Bayram (iydeyn)42
  14. 14Vitir Namazı15
  15. 15Yağmur Duası (Istiskaa)35
  16. 16Güneş ve Ay Tutulması27
  17. 17Kur'ân Okurken Secde Edilecek Yerlerler13
  18. 18Namazın Kısaltılması (At-Taksir)40
  19. 19Gece Namazı (Teheccüd)69
  20. 20Mekke ve Medîne Mescidlerinde Kılınan Namazın Fazîleti10
  21. 21Namaz İçinde Ameller27
  22. 22Namazda Unutkanlık14
  23. 23Cenazeler160
  24. 24Zekât118
  25. 25Hacc260
  26. 26Umre33
  27. 27Hac Yolculuğunu Tamamlamaktan Engellenen Hacılar15
  28. 28Hacda Avlanma Cezası46
  29. 29Medine'nin Faziletleri24
  30. 30Oruç Tutmak117
  31. 31Teravih Namazı6
  32. 32Kadir Gecesinin Fazileti11
  33. 33Ramazânın Son On Gününde İ'tikâf22
  34. 34Alışverişler193
  35. 35Sonradan Teslim Edilecek Mallar İçin Bedel Ödenen Satışlar (Selem Akdi)20
  36. 36Şuf’a3
  37. 37İcâre27
  38. 38Havaleler3
  39. 39Kefalet9
  40. 40Vekâlet21
  41. 41Ekincilik31
  42. 42Su Dağıtımı34
  43. 43Borç, Borç Ödenmesi, Malın Dondurulması, İflas25
  44. 44Hukukî Çekişmeler (Husûmât)16
  45. 45Yerde Bulunup Kaldırılan Şeyler (Lukata)15
  46. 46Zulümler ve Gasb43
  47. 47Ortaklık25
  48. 48Rehin9
  49. 49Kölelerin Azat Edilmesi43
  50. 50Mükâteb6
  51. 51Hediyeler71
  52. 52Şehâdetler53
  53. 53Barış Sağlamak22
  54. 54Şartlar26
  55. 55Vasiyyetler44
  56. 56Cihâd ve Sîretler309
  57. 57Ganimetin Beşte Biri66
  58. 58Cizye ve Muvâde'a33
  59. 59Yaratılışın Başlangıcı136
  60. 60Peygamberler163
  61. 61Peygamberin (ﷺ) ve Ashabının Faziletleri ve Meziyetleri162
  62. 62Peygamberin Sahabeleri128
  63. 63Medine'deki Yardımcıların (Ensar) Faziletleri173
  64. 64Peygamber (ﷺ) Tarafından Yönetilen Askeri Seferler (El-Megazi)526
  65. 65Kur'an-ı Kerim 'in Peygamber ﷺ Tefsiri507
  66. 66Kur'ân’ın Faziletleri87
  67. 67Nikâh188
  68. 68Boşanmak100
  69. 69Nafakalar22
  70. 70Yiyecek, Yemek95
  71. 71Akîka Kurbânı9
  72. 72Avcılık, Kesim70
  73. 73Udhiyeler30
  74. 74İçecekler65
  75. 75Hastalar38
  76. 76Tıp101
  77. 77Elbise188
  78. 78Edeb255
  79. 79İzin İsteme77
  80. 80Dualar108
  81. 81Kalbi İnceltmek (Ar-Riqaq)182
  82. 82Kader27
  83. 83Yemînler ve Nezirler87
  84. 84Yeminlerin Keffaretleri15
  85. 85Mîrâs Payları (Ferîzalar)49
  86. 86Allah Tarafından Belirlenen Sınırlar ve Cezalar (Hudûd)89
  87. 87Kan Parası (Ad-Diyat)59
  88. 88Mürtedler22
  89. 89Zorlama altında yapılan ifadeler13
  90. 90Hileler29
  91. 91Ru'yâ Ta'bîri66
  92. 92Fitneler89
  93. 93Hükümler89
  94. 94Temenni20
  95. 95Doğru Bir Kişi Tarafından Verilen Bilgiyi Kabul Etmek (Vâhidlerin)22
  96. 96Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Sarılmak103
  97. 97Allah'ı Birlemek (Tevhid)193
BÂBLAR — Fitneler (26)
  1. 1بَاب: مَا جَاءَ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى: ﴿وَاتَّقُوا فِتْنَةً لا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً﴾ /الأنفال: ٢٥/. وَمَا كَانَ النَّبِيُّ ﷺ يُحَذِّرُ مِنَ الْفِتَنِ
  2. 2بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (سَتَرَوْنَ بَعْدِي أُمُورًا تُنْكِرُونَهَا)
  3. 3بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (هَلَاكُ أُمَّتِي عَلَى يَدَيْ أُغَيْلِمَةٍ سُفَهَاءَ)
  4. 4بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (وَيْلٌ لِلْعَرَبِ مِنْ شَرٍّ قَدِ اقْتَرَبَ)
  5. 5بَاب: ظُهُورِ الْفِتَنِ
  6. 6بَاب: لَا يَأْتِي زَمَانٌ إِلَّا الَّذِي بَعْدَهُ شَرٌّ مِنْهُ
  7. 7بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (مَنْ حَمَلَ عَلَيْنَا السِّلَاحَ فَلَيْسَ مِنَّا)
  8. 8بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ)
  9. 9بَاب: تَكُونُ فِتْنَةٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ
  10. 10بَاب: إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا
  11. 11بَاب: كَيْفَ الْأَمْرُ إِذَا لَمْ تَكُنْ جَمَاعَةٌ
  12. 12بَاب: مَنْ كَرِهَ أَنْ يُكَثِّرَ سَوَادَ الْفِتَنِ وَالظُّلْمِ
  13. 13بَاب: إِذَا بَقِيَ فِي حُثَالَةٍ مِنَ النَّاسِ
  14. 14بَاب: التَّعَرُّبِ فِي الْفِتْنَةِ
  15. 15بَاب: التَّعَوُّذِ مِنَ الْفِتَنِ
  16. 16بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ: (الْفِتْنَةُ مِنْ قِبَلِ الْمَشْرِقِ)
  17. 17بَاب: الْفِتْنَةِ الَّتِي تَمُوجُ كَمَوْجِ الْبَحْرِ
  18. 18بَاب: إِذَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِقَوْمٍ عَذَابًا
  19. 19بَاب: قَوْلِ النَّبِيِّ ﷺ لِلْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ: (إِنَّ ابْنِي هَذَا لَسَيِّدٌ، وَلَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِين)
  20. 20بَاب: إِذَا قَالَ عِنْدَ القوم شَيْئًا، ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ بِخِلَافِهِ
  21. 21بَاب: لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُغْبَطَ أَهْلُ الْقُبُورِ
  22. 22بَاب: تَغْيِيرِ الزَّمَانِ حَتَّى تُعْبَدَ الْأَوْثَانُ
  23. 23بَاب: خُرُوجِ النَّارِ
  24. 24بَاب: ذِكْرِ الدَّجَّالِ
  25. 25بَاب: لَا يَدْخُلُ الدَّجَّالُ الْمَدِينَةَ
  26. 26بَاب: يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ

Sahih-i Buhari 7084

Fitneler
Sahih (Buhârî'nin Sahîh'i)
BÂB (11)
بَاب: كَيْفَ الْأَمْرُ إِذَا لَمْ تَكُنْ جَمَاعَةٌ

Huzeyfe b. el-Yeman anlatmıştır: İnsanlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hayır hakkında soru soruyorlardı. Ben ise bana erişir diye korkumdan kötülüğü sorardım. Bir keresinde "Ya Resulallah! Biz (vaktiyle) cahiliye döneminde ve kötülük içindeydik. Sonra Yüce Allah bize bu hayrı getirdi. Bu hayırdan sonra bir şer var mıdır?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet, vardır!" diye buyurdu. Ben "O kötülük ve şerden sonra bir hayır var mıdır?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, içinde kin ve fesat bulunan bir hayır olacaktır" buyurdu. Ben "Onun fesadı nedir?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "O devirde gelecek bir zümre, benim sünnetim ve yolumun dışında bir yoldan gideceklerdir. Sen bazılarının hareketlerini tanıyacak ve tepki koyacaksın" buyurdu. Ben "Ya Resulallah! Bu karışık hayır devrinden sonra yine bir şer ve fesat devri gelecek midir?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, gelecektir. O devirde birtakım davetçiler halkı cehennem kapılarına çağıracaklardır. Her kim onların davetine icabet ederse onu cehenneme atacaklardır" buyurdu. Ben "Ya Resulallah! Bu davetçileri bize tanıtsanız!" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onlar bizim milletimizin insanlarıdır. Bizim dillerimizle konuşurlar" buyurdu. Ben "Ya Resulallah! O devre yetişirsem nasıl hareket etmemi emredersiniz?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Müslümanların topluluğundan ayrılma ve onların idarecilerine itaat et!" buyurdu. Ben "Ya Resulallah! Onların bir topluluğu ve başlarında idarecileri yoksa?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu takdirde bu fırkaların hepsinden -senin açından bir ağaç kökünü ısırmak gibi meşakkatli bile olsa- uzak dur! Artık ölüm sana erişinceye kadar bu tavır üzere bulun!" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cemaat bulunmadığında nasıl hareket edileceği. " Başlıktaki "Kane" burada tam fiildir. Manası şudur: Bir halife etrafında bir araya gelmeden önce ihtilaf durumunda Müslüman ne şekilde hareket etmelidir? "Biz (vaktiyle) cahiliye döneminde ve kötülük içindeydik." Huzeyfe bu sözü ile İslam'dan önce küfür içinde olduklarına, birbirlerini öldürüp, birbirlerinin mallarını yağmaladıklarına ve çirkin fiilleri işlediklerine işaret etmektedir. "Sonra Yüce Allah bize bu hayrı getirdi." Yani bize imanı, düzgün hali veya çirkin fiillerden kaçınmayı nasip etti. Müslim'in nakline göre Huzeyfe "Biz şimdi o durumdayız" demiştir. "O kötülük ve şerden sonra bir hayır var mıdır?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "evet, vardır" buyurdu. İbn Ebi Şeybe'de SUbey' b. Halid'in nakline göre Huzeyfe "Bu kötülükten korunmanın yolu nedir?" diye sormuş. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kılıçtır" diye cevap vermiştir. Huzeyfe "Kılıçtan sonr.a başka bir şey daha var mıdır?" diye sorunca, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Evet, vardır! Bu ateşkestir" buyurmuştur. (İbn Ebi Şeybe, Musannef, 7,447. ) Hadiste geçen "şer / kötülük" ten maksat, Hz. Osman'ın öldürülmesinden sonra ortaya çıkan bir dizi fitnelerdir ya da bu fitnelerin sonucu ahirette verilecek cezalardır. "Evet, içinde kin ve fesat bulunan bir hayır olacaktır." Arapça'da "dehan" kin demektir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bununla kötülük döneminden sonra gelecek olan iyilik döneminin halisane ve saf bir iyilik değil, içerisinde bulanıklık olan bir iyilik dönemi olduğuna işaret etmektedir. Bazılarına göre "eddahan" kelimesinden maksat, "duhan =duman" dır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bununla yaşanılacak durumun bulanıklığına işaret etmektedir. Başka alimlere göre "ed-dahan" istenilmeyen ve hoşlanılmayan her şeydir. Ebu Ubeyd, bu hadiste ne söylenmek istediğini bir başka hadis şu şekilde açıklamaktadır demiş.tir: "İnsanlann kalbi eski safiyetine dönmeyecektir." "Dahan" kelimesi esasen hayvanın rengindeki bulanıklık anlamına gelmektedir. Buna göre hadisin manası onların kalpleri birbirine karşı saf ve tertemiz olmayacaktır demek olur. "O devirde gelecek hir zümre, benim sünnetim ve yolumun dışında bir yoldan gideceklerdir." Ebu'I-Esved'in rivayet i "Benden sonra benim yolumdan gidip, sünnetime uy'mayacak amirler gelecektir" şeklindedir. "......." yani o adı geçen tophıluktan bazılarını tanıyıp, yaptıkları amellere tepki göstereceksin. Müslim'in Ummü Seleme'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim bunlara tepki gösterirse uzak olur, kim hoşlanmazsa salim olur" buyurmuştur.(Müs/im, İmara) "........" kelimesinin çoğulu olup, haktan başkasına davet eden davetçiler demektir. "Cehennem kapılan üzerine çağıracaklar." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onlar hakkında bu ifadeyi kullanması, ileride bu duruma düşmeleri açısındandır. Bu tıpkı haram bir fiili emreden kimseye "Adam cehennemin kıyısında durdu" denilmesine benzer. "Onlar bizim milletimizin insanlandır. " Yani bizim kavmimizden, dilimizi konuşan ve milletimize mensup kimselerdir. Kabisi şöyle demiştir: Hadisin manası şudur: Onlar zahiren bizim dinimiz üzeredirler ama içten muhaliftirler. Ebü'I-Esved'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Onlann içinde birtakım kimseler vardır ki kılıklan insan gibi olmasına karşılık, kalpleri şeytanın kalpleri gibidir" demiştir. Kadı Iyaz şöyle der: Hadiste yer alan "birinci kötülük"ten maksat, Hz. Osman' dan sonra meydana gelen fitnelerdir. Ondan sonra meydana gelen hayırdan maksat Ömer b. Abdulaziz zamanında görülen iyi icraatlardır. "Tanıdığın ve yaptıklarına tepki koyduğun kimseler"den maksat Ömer b. Abdulaziz'den sonrakilerdir. Onların içinde sünnete, adalete yapışanlar olduğu gibi bid'ate davet eden ve insanlara zulmeden kimseler de vardı. Biz de şunu ekleyelim: Öyle anlaşılıyor ki hadisteki "birinci kötülük"ten maksat, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in işaret ettiği ilk fitnelerdir. "Hayır" dan maksat ise insanların Ali ve Muaviye etrafında toplanmalarıdır. "Dehan" kelimesi ile kastedilen, Irak'ta Ziyad örneğinde olduğu gibi onların zamanındaki bazı valiler ve Haricller örneğinde olduğu gibi bazı kimselerin muhalefetidir. "Cehennem kapıları üzerindeki davetçiler", Haricl ve başkalarından olmak üzere iktidarı talep eden kimseler demektir. Nebi s.a.v. "Müslümanlann topluluğundan aynlma ve onlann idarecilerine itaat et" sözüyle buna işaret etmektedir. Yani Müslümanların idarecileri zalim bile olsa onlara yapış demektir. Nitekim Ebu.'I-Esved'in "O sırtına vursa ve malını alsa bile" şeklindeki rivayet i bunu açıklığa kavuşturmaktadır. Haccac'ın ve benzerlerinin valiliği döneminde bunun birçok örnekleri görülmüştür. "Bir ağaç kökünü ısırmak gibi ... " Bu ifade Müslümanların topluluğuna bağlanmanın ve asi bile olsalar onların hükümdarlarına itaat etmenin gerektiğinin kinayeli anlatımıdır. Beydavi' şöyle demiştir: Hadisin manası şudur: Yeryüzünde halife yoksa uzlete çekil ve zamanın sıkıntılarını üstlenmek için sabırlı ol. "Ağaç kökünü ısırma" tabiri, meşakkat çekmenin kinayeli anlatımıdır. Bu "Filanca ağrılarının şiddetinden taşı ısırıyor" cümlesine benzer ya da maksat bağlanmaktır. Bir başka hadisteki ".L:-Irl4 4::k \=onu azı dişleriyle ısırdılar, ona hırsla sanldılar" hadisi örnektir. Birinci yaklaşımı ve başka hadisteki şu ifade teyit etmektedir: "Bir ağacın kökünü ısırdığın halde ölmen onlardan birinin ardından gitmekten sana daha hayırlıdır." İbn Battal şöyle der: Bu hadis Müslümanların topluluğuna yapışmanın ve zalim idarecilere isyan etmemenin gerekliği konusunda fıkıh bilginlerine delil olmuştur. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem diğer zümreyi "Cehennemin kapılan üzerindeki davetçiler" olarak nitelemektedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlar hakkında birinci zümre hakkında kullandığı gibi "Onları tanırsın, bazı hareketlerine tepki gösterirsin" dememiştir. Onların bu şekilde olmaları, hak üzere olmamalarından başka bir sebeb e dayanmamaktadır. Bununla birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem topluluktan ayrılmamayı emretmiştir. Taberi' şöyle demiştir: Hadisteki emir ve topluluk hakkında ihtilaf edilmiştir. Bazıları bu emir, vücub ifade eder, topluluk ise Müslümanların çoğunluğudur demişlerdir. Taberi' daha sonra Muhammed b. Si'ri'n'in bir haberine yer vermiştir. Buna göre İbn Mesud, Hz. Osman öldürülünce ne yapacağını soran kimseye "Topluluğa sarıL. Çünkü Yüce Allah, Muhammed ümmetin İ sapıklık üzere bir araya getirmez" tavsiyesinde bulunmuştur. Bir başka grup ise "Topluluk"tan maksat, sahabilerdir, onlardan sonraki nesil değildir derken, bir diğer grup onlardan maksat ilim ehlidir, çünkü Yüce Allah alimleri halka hüccet ve delil olarak yaratmıştır. İnsanlar dini hususlarda onlara uyarlar demişlerdir. Taberl'ye göre doğru olanı şudur: Haberden maksad, idareci olması hususunda ittifak edilen kimseye itaat üzere olan topluluktan ayrılmamak gerekir. Böyle bir idareciye uymaktan vazgeçen kimse cemaatten ayrılmış demektir. Taberi şöyle devam eder: Hadisten anlaşıldığına göre insanların idarecileri yoksa ve zümrelere, hiziplere ayrılmışlarsa kişi bu fırkalardan herhangi birine uymaz, kötülüğe düşmek korkusuyla gücü yetiyorsa bunların tümünden uzak durur. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İbn Ebi Cemre şöyle der: Hadiste Yüce Allah'ın her bir kulunu dilediği tavra nasıl yönlendirdiğine dair hikmeti yer almaktadır. Bunun neticesi olarak sahabilerin çoğunluğuna gereğine göre amel edip, başkalarına tebliğ etmeleri için iyiliğin çeşitlerini sorma sevgisi verilirken, Huzeyfe'ye kötülüğü sorma sevdirilmiştir. Bununla onun kötülükten kaçınması ve yapılan açıklamanın Yüce Allah'ın kurtulmasını dilediği kimselerden kötülı1ğü savuşturmasına sebep olması hedeflenmiştir. 2- Hadisten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönlünün ne kadar geniş (toleransıı) olduğu ve bütün hikmetleri bildiği anlaşılmaktadır. Hatta Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine soru soran herkese durumuna uygun cevap veriyordu. 3- Herhangi bir şeyin sevgisi nasip olan herkes, o konuda başkasından daha üstündür. Bundan dolayı Huzeyfe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sır arkadaşıydı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sırları ondan başkasına söylemiyordu. Öyle ki ona münafıkların isimlerini ve ileride olacak birçok şeyleri haber vermişti. 4- Öğretme adabından birisi de öğretmenin öğrenciye mubah olan ilimIerden onun eğilim duyduğunu gördüğü ilimieri öğretmesidir. Çünkü böylesi onun hızlı anlaması ve gereğini yapması için en uygun yoldur. 5- Hayır yoluna insanı ileten her şeye hayır denir. Bunun aksi için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. 6- Dil için kitap ve sünnet dışında bir asıl tespit edip, kitap ve sünneti o uydurulan aslın bir uzantısı yapan kimse kınanmıştır. 7 - Batılı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yoluna muhalif olan her şeyi reddetmek gerekir. Bunu söyleyen, ister yüksek tabakadan, ister aşağı zümreden olsun hiç farketmez

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَضْرَمِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيَّ، أَنَّهُ سَمِعَ حُذَيْفَةَ بْنَ الْيَمَانِ، يَقُولُ كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْخَيْرِ، وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ، مَخَافَةَ أَنْ يُدْرِكَنِي فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا فِي جَاهِلِيَّةٍ وَشَرٍّ فَجَاءَنَا اللَّهُ بِهَذَا الْخَيْرِ، فَهَلْ بَعْدَ هَذَا الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ وَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الشَّرِّ مِنْ خَيْرٍ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ، وَفِيهِ دَخَنٌ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ وَمَا دَخَنُهُ قَالَ ‏"‏ قَوْمٌ يَهْدُونَ بِغَيْرِ هَدْىٍ، تَعْرِفُ مِنْهُمْ وَتُنْكِرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَهَلْ بَعْدَ ذَلِكَ الْخَيْرِ مِنْ شَرٍّ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ، دُعَاةٌ عَلَى أَبْوَابِ جَهَنَّمَ، مَنْ أَجَابَهُمْ إِلَيْهَا قَذَفُوهُ فِيهَا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صِفْهُمْ لَنَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ هُمْ مِنْ جِلْدَتِنَا، وَيَتَكَلَّمُونَ بِأَلْسِنَتِنَا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ قَالَ ‏"‏ تَلْزَمُ جَمَاعَةَ الْمُسْلِمِينَ وَإِمَامَهُمْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُمْ جَمَاعَةٌ وَلاَ إِمَامٌ قَالَ ‏"‏ فَاعْتَزِلْ تِلْكَ الْفِرَقَ كُلَّهَا، وَلَوْ أَنْ تَعَضَّ بِأَصْلِ شَجَرَةٍ، حَتَّى يُدْرِكَكَ الْمَوْتُ، وَأَنْتَ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏‏.‏
KAYNAK
Sahih-i Buhari, Kitâb 92 (Fitneler), Bâb 11, Hadis no. 7084
HADİSİN DERECESİ
Sahih(Buhârî'nin Sahîh'i)
sunnetimiz.com/buhari:7084