Kureyb'in haber verdiğine göre, kendisi Üsâme b. Zeyd'e; Resûlullah (S.A.V.)'ın (hayvanının) arkasına bindiğin gece nasıl hareket ettiniz? -yahut- ne yaptınız? diye sormuş. O da (şöyle) demiş: Halkın gece istirahati için develeri çöktürdükleri dağ yoluna geldiğimiz zaman Resûlullah (S.A.V.)'de devesini çöktürdü, de küçük abdest bozdu. Züheyr (Hz. Usâme'den bu hadisi naklederken); "su döktü" demedi, de "küçük abdest bozdu" tabirini kullandı, Hz. Usâme sözlerine şöyle devam etmiş. Sonra abdest suyu isteyip gayet hafif bir abdest aldı. Ben (kendisine): Ya Resûlullah! Namaz (vakti geldi), dedim, "Namaz ilerdedir", diye cevap verip (devesine) bindi. Nihayet Müzdelife'ye geldik. (Orada) akşam namazı (için) ikâmet (edilmesini emr)etti (ve akşam namazını edâ etti). Sonra halk konak yerlerinde develerini çökerttiler ama yüklerini çözmemişlerdi. Nihayet yatsı namazı (için) ikâmet (edilmesini emr) etti ve (yatsıyı da ) edâ etti. Sonra halk (yüklerini) çözdüler. Muhammed (b. Kesîr) bu hadîse (şunları da) ilâve etti: Ben (Usâme'ye): Sabahladığınız zaman ne yaptınız" diye sordum. Usâme: (Bu sefer) onun terkisine Fadl b. Abbâs bindi. Ben yaya olarak Kureyş'in önden gidenleriyle birlikte yola düştüm, diye cevap verdi
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 11 · Hac MenâsikiKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ فَرْضِ الْحَجِّ
- 2بَابٌ فِي الْمَرْأَةِ تَحُجُّ بِغَيْرِ مَحْرَمٍ
- 3بَابُ لَا صَرُورَةَ فِي الْإِسْلَامِ
- 4بَابُ التَّزَوُّدِ فِي الْحَجِّ
- 5بَابُ التِّجَارَةِ فِي الْحَجِّ
- 6بَابُ الْكَرِيِّ
- 7بَابٌ فِي الصَّبِيِّ يَحُجُّ
- 8بَابٌ فِي الْمَوَاقِيتِ
- 9بَابُ الْحَائِضِ تُهِلُّ بِالْحَجِّ
- 10بَابُ الطِّيبِ عِنْدَ الْإِحْرَامِ
- 11بَابُ التَّلْبِيدِ
- 12بَابٌ فِي الْهَدْيِ
- 13بَابٌ فِي هَدْيِ الْبَقَرِ
- 14بَابٌ فِي الْإِشْعَارِ
- 15بَابُ تَبْدِيلِ الْهَدْيِ
- 16بَابُ مَنْ بَعَثَ بِهَدْيِهِ وَأَقَامَ
- 17بَابٌ فِي رُكُوبِ الْبُدْنِ
- 18بَابٌ فِي الْهَدْيِ إِذَا عَطِبَ قَبْلَ أَنْ يَبْلُغَ
- 19بَابُ كَيْفَ تُنْحَرُ الْبُدْنُ
- 20بَابٌ فِي وَقْتِ الْإِحْرَامِ
- 21بَابُ الِاشْتِرَاطِ فِي الْحَجِّ
- 22بَابٌ فِي إِفْرَادِ الْحَجِّ
- 23بَابٌ فِي الْإِقْرَانِ
- 24بَابُ الرَّجُلِ يُهِلُّ بِالْحَجِّ ثُمَّ يَجْعَلُهَا عُمْرَةً
- 25بَابُ الرَّجُلِ يَحُجُّ عَنْ غَيْرِهِ
- 26بَابُ كَيْفَ التَّلْبِيَةُ
- 27بَابُ مَتَى يَقْطَعُ التَّلْبِيَةَ
- 28بَابُ مَتَى يَقْطَعُ الْمُعْتَمِرُ التَّلْبِيَةَ
- 29بَابُ الْمُحْرِمِ يُؤَدِّبُ غُلَامَهُ
- 30بَابُ الرَّجُلِ يُحْرِمُ فِي ثِيَابِهِ
- 31بَابُ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ
- 32بَابُ الْمُحْرِمِ يَحْمِلُ السِّلَاحَ
- 33بَابٌ فِي الْمُحْرِمَةِ تُغَطِّي وَجْهَهَا
- 34بَابٌ فِي الْمُحْرِمِ يُظَلَّلُ
- 35بَابُ الْمُحْرِمِ يَحْتَجِمُ
- 36بَابُ يَكْتَحِلُ الْمُحْرِمُ
- 37بَابُ الْمُحْرِمِ يَغْتَسِلُ
- 38بَابُ الْمُحْرِمِ يَتَزَوَّجُ
- 39بَابُ مَا يَقْتُلُ الْمُحْرِمُ مِنَ الدَّوَابِّ
- 40بَابُ لَحْمِ الصَّيْدِ لِلْمُحْرِمِ
- 41بَابٌ فِي الْجَرَادِ لِلْمُحْرِمِ
- 42بَابٌ فِي الْفِدْيَةِ
- 43بَابُ الْإِحْصَارِ
- 44بَابُ دُخُولِ مَكَّةَ
- 45بَابٌ فِي رَفْعِ الْيَدَيْنِ إِذَا رَأَى الْبَيْتَ
- 46بَابٌ فِي تَقْبِيلِ الْحَجَرِ
- 47بَابُ اسْتِلَامِ الْأَرْكَانِ
- 48بَابُ الطَّوَافِ الْوَاجِبِ
- 49بَابُ الِاضْطِبَاعِ فِي الطَّوَافِ
- 50بَابٌ فِي الرَّمَلِ
- 51بَابُ الدُّعَاءِ فِي الطَّوَافِ
- 52بَابُ الطَّوَافِ بَعْدَ الْعَصْرِ
- 53بَابُ طَوَافِ الْقَارِنِ
- 54بَابُ الْمُلْتَزَمِ
- 55بَابُ أَمْرِ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ
- 56بَابُ صِفَةِ حَجَّةِ النَّبِيِّ ﷺ
- 57بَابُ الْوُقُوفِ بِعَرَفَةَ
- 58بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى مِنًى
- 59بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى عَرَفَةَ
- 60بَابُ الرَّوَاحِ إِلَى عَرَفَةَ
- 61بَابُ الْخُطْبَةِ عَلَى الْمِنْبَرِ بِعَرَفَةَ
- 62بَابُ مَوْضِعِ الْوُقُوفِ بِعَرَفَةَ
- 63بَابُ الدَّفْعَةِ مِنْ عَرَفَةَ
- 64بَابُ الصَّلَاةِ بِجَمْعٍ
- 65بَابُ التَّعْجِيلِ مِنْ جَمْعٍ
- 66بَابُ يَوْمِ الْحَجِّ الْأَكْبَرِ
- 67بَابُ الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ
- 68بَابُ مَنْ لَمْ يُدْرِكْ عَرَفَةَ
- 69بَابُ النُّزُولِ بِمِنًى
- 70بَابُ أَيِّ يَوْمٍ يَخْطُبُ بِمِنًى
- 71بَابُ مَنْ قَالَ: خَطَبَ يَوْمَ النَّحْرِ
- 72بَابُ أَيِّ وَقْتٍ يَخْطُبُ يَوْمَ النَّحْرِ
- 73بَابُ مَا يَذْكُرُ الْإِمَامُ فِي خُطْبَتِهِ بِمِنًى
- 74بَابُ يَبِيتُ بِمَكَّةَ لَيَالِيَ مِنًى
- 75بَابُ الصَّلَاةِ بِمِنًى
- 76بَابُ الْقَصْرِ لِأَهْلِ مَكَّةَ
- 77بَابٌ فِي رَمْيِ الْجِمَارِ
- 78بَابُ الْحَلْقِ وَالتَّقْصِيرِ
- 79بَابُ الْعُمْرَةِ
- 80بَابُ الْمُهِلَّةِ بِالْعُمْرَةِ تَحِيضُ فَيُدْرِكُهَا الْحَجُّ فَتَنْقُضُ عُمْرَتَهَا وَتُهِلُّ بِالْحَجِّ هَلْ تَقْضِي عُمْرَتَهَا
- 81بَابُ الْمَقَامِ فِي الْعُمْرَةِ
- 82بَابُ الْإِفَاضَةِ فِي الْحَجِّ
- 83بَابُ الْوَدَاعِ
- 84بَابُ الْحَائِضِ تَخْرُجُ بَعْدَ الْإِفَاضَةِ
- 85بَابُ طَوَافِ الْوَدَاعِ
- 86بَابُ التَّحْصِيبِ
- 87بَابٌ فِيمَنْ قَدَّمَ شَيْئًا قَبْلَ شَيْءٍ فِي حَجِّهِ
- 88بَابٌ فِي مَكَّةَ
- 89بَابُ تَحْرِيمِ حَرَمِ مَكَّةَ
- 90بَابٌ فِي نَبِيذِ السِّقَايَةِ
- 91بَابُ الْإِقَامَةِ بِمَكَّةَ
- 92بَابُ الصَّلَاةِ فِي الْكَعْبَةِ
- 93بَابُ الصَّلَاةِ فِي الْحِجْرِ
- 94بَابٌ فِي دُخُولِ الْكَعْبَةِ
- 95بَابٌ فِي مَالِ الْكَعْبَةِ
- 96بَابٌ فِي إِتْيَانِ الْمَدِينَةِ
- 97بَابٌ فِي تَحْرِيمِ الْمَدِينَةِ
- 98بَابُ زِيَارَةِ الْقُبُورِ
(11) Kitâb: Hac Menâsiki
بَابُ الدَّفْعَةِ مِنْ عَرَفَةَ
Ali (r.a.)'den; demiştir ki: Sonra Üsâme'yi terkisine aldı ve devesini âdi yürüyüşte sürmeye başladı. Halk ise, develerin sağına-soluna vurmaktaydılar. Resulullah (S.A.V.) onlara dönüp bakmadan: "Ey insanlar! Sakin olunuz" diyordu güneş batınca (Müzdelife'ye ) hareket etti
Urve'den; demiştir ki: Ben (birgün Üsâme b. Zeyd ile) otururken Üsâme b. Zeyd'e: Resûlullah (S.A.V.) Veda Haccında (Arafat'tan Minâ'ya) giderken nasıl yürüyordu? diye soruldu. O da: Orta bir yürüyüşle yürürdü, meydan buldu mu koştururdu, diye cevap verdi. Hişâm dedi ki: Nass (denilen yürüyüş), anak (denilen yürüyüş)den daha hızlıdır
Usâme (r.a.)'den; demiştir ki: Ben (Arafat'tan Müzdelife'ye gidilirken) Nebi (S.A.V.)'in terkisinde idim. (O gün Peygamber Efendimiz) güneş batınca (Arafat'tan Müzdelife'ye) hareket etti. Şunlarda tahric etti: Buhârî, vudû, hac; Müslim, hac; Nesâî, menâsik; Muvatta, hac; Ahmed b. Hanbel, II
Abdullah b. Abbas'ın azatlısı Kureyb, Usâme b. Zeyd'i şöyle derken işitmiştir: Resulullah (S.A.V.) Arafat'tan (Miizdelife'ye) hareket etti. Dağ yoluna varınca inip küçük abdestini bozdu ve hafif bir abdest aldı. Ben kendisine, Namaz (kılacak mısın?) dedim. "Namaz ilerdedir (namaza daha var)" buyurdu ve hemen hayvanına bindi. Müzdelife'ye gelince inip güzelce bir abdest aldı. Sonra namaz (için) ikâmet edildi. Hemen arkasından akşam namazını eda etti. (Namazdan) sonra herkes devesini olduğu yere çökertti. Sonra yatsı namazı (için) ikâmet edildi. Hemen arkasından yatsıyı edâ etti. Bu iki namaz arasında başka bir namaz kılmadı
بَابُ الصَّلَاةِ بِجَمْعٍ
Abdullah b. Ömer'den rivayet olunduğuna göre, Resûlullah (S.A.V.) akşam ile yatsı namazlarını Müzdelife'de birlikte kılmıştır
(Önceki 1926. hadis aynı) senediyle ve manasıyla Zührî'den de rivayet olunmuştur. İbn Ebî Zi'b dedi ki: (Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu namazları) birer ikâmetle birleştirerek kıldı. Ahmet (b. Hanbel) dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) her'(iki) namazı birtek ikâmetle kıldı
(Bir önceki 1927. hadisin) mânâsı Hammâd'dan da (rivayet olunmuştur. Hadisi rivayet eden Şebâbe b. Süvâr) dedi ki: (Resulullah sallalahu aleyhi ve sellem akşam ve yatsı namazlarını) her birisi için bir ikâmet getirip birleştirerek kıldı. Birincisi için ezan okunmadığı gibi hiç birisinin arkasında tesbihât da okumadı. Mahled (de şöyle) dedi: Onlardan hiçbirisi için ezan okumadı
Abdullah b. Mâlik'den; demiştir ki: İbn Ömer'le beraber (Müzdelife'de) akşam namazını üç (rekat), yatsıyı da iki rekat olarak (birleştirip) kıldım. Mâlik b. el-Hâris Abdullah b. Ömer'e: Bu namaz da nedir? dedi. O da: Ben bunları Resûlullah (S.A.V.)'le birlikte burada (bu şekilde) bir ikâmetle kıldım, diye cevap verdi
Said b. Cübeyr ile Abdullah b. Mâlik'den; demişlerdir ki: Biz akşam namazıyla yatsı namazını İbn Ömer ile birlikte Müzdelife'de bir ikâmetle (birleştirerek) kıldık. (Daha sonra bu hadisi Ebû Davud'a nakleden Muhammed b. Süleyman, önceki) Muhammed b. Kesîr hadisinin mânâsını rivayet etti
Said b.Cübeyr'den; demiştir ki: İbn Ömer'le birlikte (Arafat'tan Müzdelife'ye) hareket etmiştik. Müzdelife'ye varınca akşam ve yatsı namaz(lar)ını bize bir ikâmetle üç ve iki (rekat) olarak kıldırdı. Namazdan çıkınca: "Burada Resûlullah (S.A.V.) bize bu şekilde namaz kıldırdı" dedi. Şunlar da tahric ett: Müslim, hac; Tirmizî, hac; Nesâî, menâsik; Ahmed b. Hanbel, I, 418; II, 18, 33-34, 56, 62, 78, 152, V
Seleme b. Kuheyl dedi ki: Ben Said b. Cübeyr'in Müzdelife'de ikâmet getirip akşam namazını üç rekat, sonra yatsıyı iki rekat olarak kıldığını gördüm. (Said b. Cübeyr namazdan) sonra da şöyle dedi: Ben İbn Ömer'i burada böyle yaparken ve; "Ben Resûlullah (S.A.V.)'i burada böyle yaparken gördüm" derken gördüm
Süleyman (b. el-Esved)'den; demiştir ki: Arafat'tan Müzdelife'ye İbn Ömer'le birlikte gitmiştim. (Müzdelife'ye kadar) yorulmadan tekbir ve tehlile devam etti. Nihayet Müzdelife'ye gelince, ezan okudu ve kamet getirdi. -Yahut da bir adam emir verdi de o ezan okudu ve kamet getirdi- (ve İbn Ömer) bize üç rekat olarak akşam namazını kıldırdı, sonra bize dönüp "(şimdi yatsı) namaz(ı)" dedi ve bize yatsıyı iki rekat olarak kıldırdı. (Namazdan) sonra akşam yemeğini istedi. (Bu hadisi Süleym'den nakleden Eş'as b. Süleym) dedi ki: Babamın bu hadisinin bir benzerini bana İbn Ömer'den İlâç b. Amr de nakletti. ( İlâç) dedi ki: Bu (namaz) hakkında İbn Ömer'e (bazı sorular) soruldu da; "Ben Resûlullah (S.A.V.) ile böyle kıldım." diye cevap verdi
İbn Mes'ûd (r.a.)'dan; demiştir ki: Ben Resûlullah (S.A.V.)'in namazı(nı) namaz vaktinin dışında kıldığını görmedim. Yalnız Müzdelife'deki müstesna. Çünkü orada akşamla yatsıyı birlikte kıldı. Ertesi gün sabah namazını da vaktinden önce kıldı
Ali (r.a.)'den; demiştir ki: Nebi (S.A.V.) (Müzdelife'de) sabahladı ve (orada) Kuzeh (denilen yer)de vakfe yaptı ve; "Burası Kuzeh'dir ve vakfe yeridir. Müzdelife(nin) de her tarafı vakfe yeridir!" buyurdu. (Minâ'ya varınca da şöyle buyurdu); "Ben kurbanı şurada kestim. Minâ(nın) her tarafı kesim yeridir. Binaenaleyh (kurbanlarınızı) konak yerlerinizde kesiniz
Câbir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Nebi (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Ben Arafat'ta şurada vakfe yaptım. Arafat'ın her tarafı vakfe yeridir. Müzdelife'de şuracıkta vakfe yaptım. Müzdelife'nin de her tarafı vakfe yeridir. (Kurbanı) şurada kestim. Minâ'nın her tarafı kesim yeridir. Binaenaleyh (kurbanlarınızı) konak yerlerinizde kesiniz
Câbir b. Abdillah (r.al)'ın haber verdiğine göre, Resülullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Arafat'ın her tarafı vakfe yeridir. Minâ'nın her tarafı kesim yeridir. Müzdelife'nin her tarafı da vakfe yeridir. Mekke'nin her yolu (Mekke'ye giriş-çıkış için uygun) bir yoldur ve kesim yeridir
Ömer b. el-Hattâb'dan; demiştir ki: Câhiliyye döneminin halkı Sebir (dağı) üzerine güneşin doğduğunu görünceye kadar (Müzdelife'den) dağılmazlardı. Nebi (S.A.V.) onlara muhalefet ederek güneş doğmadan önce (Minâ'dan) hareket etti
بَابُ التَّعْجِيلِ مِنْ جَمْعٍ
Ubeydullah b. Ebî Yezîd b. Abbâs'ı,şöyle derken dinlediğini haber vermiştir: Ben Resûlullah (S.A.V.)'in Müzdelife gecesinde ailesinin zayıfları arasında önden gönderdiklerindenim
İbn Abbâs (r.a.)'tan; demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.) Müzdelife gecesinde Abdulmuttalib oğulları(ndan) biz(im gibi) çocukları (Minâ'ya) eşeklerle önden gönderdi. (O esnada) uyluklarımıza hafifçe vurarak; "Ey yavrularım, güneş doğuncaya kadar Cemre(-i Akabe)'ye (taş) atmayınız." diyordu. Tirmizî, hac; Nesâî, menâsik; İbn Mâce, menâsik; Ahmed b. Hanbel, I, 311, 326, 343. Ebû Dâvûd dedi ki: (kelimesi) hafifçe vurmak demektir
İbn Abbâs (r.a.)'dan; demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.) ailesinin zayıflarını gece karanlığında (Minâ'ya) önden gönderirdi ve onlara güneş doğuncaya kadar Cemre(-i Akabe)'ye taş atmamalarını emrederdi
Âişe (r.anha) dan; demiştir ki: Nebi (S.A.V.) Kurban (bayramında) geceleyin Ümmü Seleme'yi (Müzdelife'den Minâ'ya) gönderdi de (Ümmü Selme) fecirden önce (Akabe Cemresine) taş(lar)ı attı, sonra (Mekke'ye) gidip ifâza tavafını yaptı. O gün Resûlullah (S.A.V.)'in Ümmü Seleme'nin yanında olacağı (nöbet) gün(ü) idi
Esma (r.anhâ'nın haccın)'dan bahseden (bir râvi) O'nun (Akabe Cemresine) taş(ları fecrden Önce) attığını haber verdi (ve) dedi ki: Ben (kendisine); Biz taşları geceleyin attık, dedim de; "Biz Resûlullah (S.A.V.) zamanında böyle yapardık" diye cevap verdi
Câbir (r.a)'den; demiştir ki: Resûlullah (S.A.V.) (Müzdelife'den Minâ'ya) ağır ağır gitti ve ashabına da fiske taşı gibi (küçük çakıl taşları) atmalarını ve Muhassır vadisinden de hızlıca geçmelerini emretti
بَابُ يَوْمِ الْحَجِّ الْأَكْبَرِ
İbn Ömer (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, Resûlullah (S.A.V.), Veda haccında: "Bu(gün) hangi gündür?" diye sordu. (Ashâb-ı kiram da): Kurban (bayramı) günüdür diye cevap verdiler. (Bunun üzerine): "Bu(gün) Hacc-i Ekber günüdür" buyurdu
Ebû Hureyre (r.a.) demiştir ki: Ebu Bekr, kurban bayramı günü Minâ'da; Bu seneden sonra hiçbir müşrik hac etmesin ve hiçbir çıplak kimse de (çıplak olarak Kabe'yi) tavaf etmesin. Hacc-ı ekber günü, kurban bayramı günüdür. Hacc-i ekber, Hac(dan ibâret)tir, diye ilân edecek olan kimseler arasında beni(de) gönderdi
بَابُ الْأَشْهُرِ الْحُرُمِ
Ebû Bekre (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre, Nebi (S.A.V.) (Veda) haccında (halka) bir hutbe irad edip (şöyle) buyurmuştur: (Takvim düzeni açısından) zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki (ilk) durumuna dönmüştür. (Artık) sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır, (ve) üçü peşi peşinedir ki, Zilka'de, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cümade'l- (âhir) ile Şa'ban arasında yer alan Müdar'in Receb'i dir
İbn Ebî Bekre (r.a.), Nebi (S.A.V.)'den (önceki 1947. hadisin) mânâsını rivayet etmiştir. Buhari, ilim; Müslim, kasame; Ahmed b. Hanbel, V, 37. Ebû Dâvûd dedi ki: İbn Avn, İbn Ebî Bekre (diye bilinen Râvijnin ismini bu hadisfin senedinde açıkladı. Dedi ki: (Bu hadis) Abdurrahman b. Ebî Bekre'den rivayet olunmuştur. O da Ebû Bekre'den rivayet etmiştir
بَابُ مَنْ لَمْ يُدْرِكْ عَرَفَةَ
Abdurrahman b.Ya'mur ed-Deyl(em)î'den; demiştir ki: Nebi (S.A.V.) Arafat'ta iken yanına varmıştım. Necid halkından da bazı kimseler ^Yahut bir grup- geldiler. (İçlerinden) birine (Hz. Nebi'e hacla ilgili sorular sormasını) emrettiler. (O da) Resûlullah (S.A.V.)'e, (Arafat'ta vakfeye yetişemeyen kimsenin) hacc(ı) nasıldır? diye sordu. Resûlullah (S.A.V.) de birisine emretti. (O adam da aldığı emre uyarak) "Hac, hac, Arafe günü (vakfe yapmak) demektir, kim Müzdelife gecesi sabah olmadan (Arafat'a) gelirse haccı tamdır. Minâ günleri üçtür, kim acele eder de iki gün de (Mekke'ye dönerse) ona bir günah yoktur. (Minâ'da) geciken de günahkâr olmaz" diye yüksek sesle bağırdı. Sonra (o bağıran adamın) arkasından bir başka adam gönderdi. O da aynı şeyleri yüksek sesle ilân etmeye başladı. Tirmizî, hac, tefsir sure; İbn Mace, menâsik; Nesai, menâsik, Ahmed b. Hanbel IV, 309-310, 335; Beyhakî, es-Sünenu'l-kübrâ, V, 116; Hâkim, el-Müstedrek, I, 464; İbn Hıbbân, Sahih, VI, 76. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Mihrân da Süfyân'dan (hac kelimesini) -iki-defa tekrarlayarak- "Hac, hac (Arafat'ta durmaktır)" dedi, (şeklinde) rivayet etti. Yahya b. Safd el-Kattân ise Süfyân 'dan (hac kelimesini) bir kerre (söyleyerek) "hac (Arafat'ta durmaktır) ded”, (şeklinde rivayet etti)
Urve b. Mudarris et-Tâî'den; demiştir ki: Ben Resûlullah (S.A.V.)'E geldim (ve): Ya Resûlullah, ben Tayy dağlarından geliyorum. Hayvanımı da kendimi de yordum. Vallahi (yol boyunca) üzerinde vakfe yapmadık tek bir kum yığını bırakmadım. Benim için hacdan (bir nasib) var mıdır? dedim. Resûlullah (S.A.V.): "Kim bizimle beraber şu (sabah) namaz(ın)a yetişecek olursa ve bundan önce de gündüzün veya geceleyin Arafat'a gelmiş olursa, haccı tamam olur ve (ihramdan çıkış) temizliğini yapar." buyurdu
بَابُ النُّزُولِ بِمِنًى
Ashab'dan birinin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nebi (S.A.V.) Minâ'da halk'a bir hutbe irad edip onları (Kendileri için tayin ettiği) yerlerine yerleştirdi (ve yine bu maksatla kıble (cihet)nin sağına işaret ederek, "Muhacirler buraya konsun"; Kıble (cîheti)'nin soluna işaret ederek: "Ensâr da buraya konsun, (diğer) halk onların çevresine yerleşsinler" buyurdu
بَابُ أَيِّ يَوْمٍ يَخْطُبُ بِمِنًى
Bekroğullarından iki kişiden; demişlerdir ki: Biz Resûlullah (S.A.V.)'i teşrik günlerinin ortasında hutbe okurken gördük. Biz onun hayvanının yanında idik. Bu hutbe Resulullah'ın Minâ'da irad ettiği hutbe idi
Câhiliyye döneminde (puthanelerden) bir evin sahibesi olan Serrâ bint Nebhân dedi ki: Başlar gününde Resûlullah (S.A.V.) bize bir hutbe irad ederek "Bu hangi gündür" dedi. Biz de: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedik. (Bunun üzerine): "Teşrik günlerinin ortası değilimdir?" buyurdu. Ahmed b. Hanbel, V 72; Beyhaki, es-Sünenu'l-kübrâ, V, 151. Ebû Dâvûd dedi ki: Ebû Harre er-Rekaşî'nin amcası da aynı şekilde (Resulullah s.a.v. bize:) "Teşrik günlerinin ortasında hutbe irad etti" diye rivayet etti
بَابُ مَنْ قَالَ: خَطَبَ يَوْمَ النَّحْرِ
el-Hirmâs b. Ziyâd el-Bâhilî (r.a.)'den; demiştir ki: Nebi (S.A.V.)'i kurban bayramı 'günü Minâ'da Adbâ isimli devesi üzerinde halka hitâb ederken gördüm
Süleym b. Âmir el-Kilâ'î dedi ki: Ben Ebu Umâme'yi, "Resûlullah'ın kurban bayramı günü Miriâ'daki hutbesini dinledim" derken işittim
بَابُ أَيِّ وَقْتٍ يَخْطُبُ يَوْمَ النَّحْرِ
Râfi b. Amr el-Müzenî dedi ki: Ben Resûlullah (S.A.V.)'i Minâ'da kuşluk vakti boz bir dişi katır üzerinde halk'a hitab ederken gördüm. Ali (r.a.) da O'ndan (işittiklerini yüksek sesle uzaktakilere) aktarıyordu. Halkın kimisi ayakta kimisi de oturmakta idi
بَابُ مَا يَذْكُرُ الْإِمَامُ فِي خُطْبَتِهِ بِمِنًى
Abdurrahman b. Muâz et-Teymî'den; Biz Minâ'da iken Resûlullah (S.A.V.) bize bir hutbe irâd etti de işitme gücümüz (öyle) genişledi ki söylediği şeyleri evlerimizin içinde iken bile işitebiliyorduk. Halk'a hac'la ilgili görevlerini anlatmaya başladı. Nihayet (söz sırası) cemrelere geldi. (Bu sırada sesinin daha uzaklara erişmesini sağlamak maksadıyla) şehâdet parmaklarının uçularını kulak deliklerine) koydu, sonra (onlara); "fiske taşları (büyüklüğünde taşlar atınız)" dedi. Sonra Muhacirlere emretti, bu emir üzerine (muhacirler) Mescidin ön tarafına indiler; Ensâra da emir verdi. Onlar da Mescidin arkasına konakladılar. Bundan sonra da diğerleri yerlerini aldılar, demiştir
بَابُ يَبِيتُ بِمَكَّةَ لَيَالِيَ مِنًى
Abdurrahmân b. Ferruh, İbn Ömer'e; Biz halkın mallarını (kendileri hesabına) başka mallarla değiştiriveriyoruz. (Minâ gecelerinde) birimiz Mekke'ye gelince geceyi mal(lar)ın başında geçirse (olmaz mı?) diye bir soru sormuş. İbn Ömer de; Amma Resûlullah (s.a.v.) Minâ'da gecelerdi (ve bunu) asla terk etmezdi, cevabını vermiştir
İbn Ömer'den; demiştir ki: Abbâs (r.a.) suculuk görevi dolayısıyla Minâ gecelerinde Mekke'de kalmak üzere Resûlullah (s.a.v.)'den izin istedi. O da kendisine izin verdi
بَابُ الصَّلَاةِ بِمِنًى
Abdurrahman b. Yezîd'den; demiştir ki: Osman (r.a.) Minâ'da (dört rekât namazları) dört rekat olarak kıldı. Abdullah (b. Mes'ûd) dedi ki: Ben Peygamber (s.a.v.)'le beraber (Minâ'da dört rekatlı namazları) iki rekat olarak kıldım. Ebû Bekir'le de iki rekât olarak (kıldım), Ömer'le de iki rekât olarak (kıldım. Müsedded) Hafs'dan (naklettiği hadisinde Abdullah b. Mes'ud'un sözlerine şunları) ilâve etti: Ben Osman'ın) halifeliğinin ilk yıllarında (dört rekatlık namazları) Hz. Osman'la birlikte (ikişer rekat kılmıştım, fakat) daha sonraları (bu ikiyi dörde) tamamİa(maya başla)dı. (Müsedded) Ebû Muaviye'den (aldığı ve burdan itibaren gelecek olan sözleri de) ilâve olarak (şöyle) rivayet etti: Sonra sizde yollar ayrıldı. (Vallahi Osman'a uyarak kılacağım), dört rekat (namaz)'ın benim için iki rekat makbul namaz yerine geçmesini ne kadar arzu ederdim. A'meş dedi ki: Muâviye b. Kurrâ'mn bana hocalarından naklettiğine göre Abdullah (b. Mes'ûd dörtlü namazları) dört rekat olarak kıl(maya başla)mış da kendisine; "Osman'ı ayıpladın sonra (dörtlü namazları) dört rekat olarak kıl(maya başla)dın," denilmiş. O da; "Aykırılık fitnedir" diye cevap vermiştir
Zührî'den rivayet olunduğuna göre Osman (r.a.) hacdan sonra (Minâ'da bir süre) ikâmet etmeye kesin karar verdiği için Minâ'da (dört rekatlı namazları) dört rekat (olarak) kılmıştır
İbrahim (en-Nehaî)'den; demiştir ki: Osman (r.a.)(Mekke'de dört rekatli namazları) dört (rekat) olarak kıldı. Çünkü orayı (kendisine) yurt edinmişti
Zuhrî'den; demiştir ki: Osman Tâif'te (bir takım) mallar edinip de orada (bir süre) ikâmet etmeye karar verince (dört rekatli namazları) dört (rekat) olarak kıl(maya başla)dı. Sonra (Beni Ümeyye'den olan) devlet başkanları (Osman'ın) bu (uygulaması)na sarıldılar
Zührî'den rivayet olunduğuna göre Osman b. Affân, o sene (hacda) a'rabîler çok olduğu için onlara (bazı) namaz(ların) dört rekat olduğunu öğretmek için halka (dört rekatli namazları kısaltmadan) dört (rekat) olarak kıldırmıştır
بَابُ الْقَصْرِ لِأَهْلِ مَكَّةَ
Harise b. Vehb el-Huzâî ki annesi, Hz. Ömer('in nikâhı) altında idi ve Ubeydullah b. Ömer ondan doğmuştu- dedi ki: Ben Minâ'da Resûlullah (s.a.v.)'in arkasında namaz kıldım. Halk (o sene) alabildiğine kalabalıktı. Resûlullah (s.a.v.) (bu) Veda Haccında bize (dört rekatlı namazları) iki (rekat) olarak kıldırdı. Buhârî, hac; Müslim, müsâfirîn; nesâî, kasru’s-salât Ebû Dâvûd dedi ki:"Harise, yurtları Mekke'de olan Huzâa (kabilesin)dendir
بَابٌ فِي رَمْيِ الْجِمَارِ
Süleyman b. Amr'ın rivayetine göre annesi demiştir ki: Ben Resûlullah (s.a.v.)'i binitli olduğu halde her (attığı) çakıl taşları ile birlikte tekbir getirerek cemreleri -vadinin içerisinden- atarken gördüm. Arkasında da Hz. Peygamberi koruyan bir adam vardı, bu adamın kim olduğunu sordum. el-FadI b. el-Abbâs'dır, dediler. Halk sıkışıklık meydana getiriyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) (şöyle) buyurdu: "Ey insanlar sakın taşları atarken kiminiz, kiminizi öldürmesin. (Öyleyse) fiske taşları gibi (küçük taşlar) atınız
Süleyman b. Amr el-Ahvas annesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben Resûlullah (s.a.v.)'i binitli ve parmakları arasında bir (çakıl) taş(ı) olduğu halde Akabe Cemresinin yanında gördüm." (Elindeki çakıl taşını) attı. Halk da (ellerindeki çakıl taşlarını) attı
İbn İdrîs şu (bir önceki 1967.) hadisin bir benzerini de aynı senedle Yezid b. Ebî Ziyâd'dan naklen rivayet etmiştir. (İbn îdris) dedi ki: (Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elindeki taşları attıktan sonra cemrelerin) yanında durmadı
İbn Ömer (r.a.), kurban (bayramının ilk) gününden sonraki üç günde (cemrelere taş atmak için) yaya olarak gelir, giderdi ve Peygamber (s.a.v.)'in de böyle yaptığını söylerdi
Ebu'z-Zubeyr'den; Câbir b. Abdillahı (şöyle) derken işittiği rivayet olunmuştur: "Kurban (Bayramının birinci) günü, Resûlullah (s.a.v.)'i hayvanı üzerinde "Hacla ilgili amellerinizi (iyi) almalısınız! Çünkü bilmiyorum, belki de bu haccımdan sonra bir daha haccedemem" buyurarak cemreleri taşlarken gördüm