Ubey b. Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebî (s.a.v.) Ramazan'ın son on gününde itikaf'a girerdi. Bir sene itikaf'a girmedi. Ertesi sene yirmi gece itikafta bulundu
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 14 · OruçKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ مَبْدَإِ فَرْضِ الصِّيَامِ
- 2بَابُ نَسْخِ قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ﴾
- 3بَابُ مَنْ قَالَ: هِيَ مُثْبَتَةٌ لِلشَّيْخِ وَالْحُبْلَى
- 4بَابُ الشَّهْرِ يَكُونُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ
- 5بَابٌ إِذَا أَخْطَأَ الْقَوْمُ الْهِلَالَ
- 6بَابٌ إِذَا أُغْمِيَ الشَّهْرُ
- 7بَابُ مَنْ قَالَ: فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَصُومُوا ثَلَاثِينَ
- 8بَابٌ فِي التَّقَدُّمِ
- 9بَابٌ إِذَا رُئِيَ الْهِلَالُ فِي بَلَدٍ قَبْلَ الْآخَرِينَ بِلَيْلَةٍ
- 10بَابُ كَرَاهِيَةِ صَوْمِ يَوْمِ الشَّكِّ
- 11بَابٌ فِيمَنْ يَصِلُ شَعْبَانَ بِرَمَضَانَ
- 12بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ ذَلِكَ
- 13بَابُ شَهَادَةِ رَجُلَيْنِ عَلَى رُؤْيَةِ هِلَالِ شَوَّالٍ
- 14بَابٌ فِي شَهَادَةِ الْوَاحِدِ عَلَى رُؤْيَةِ هِلَالِ رَمَضَانَ
- 15بَابٌ فِي تَوْكِيدِ السُّحُورِ
- 16بَابُ مَنْ سَمَّى السَّحُورَ الْغَدَاءَ
- 17بَابُ وَقْتِ السُّحُورِ
- 18بَابٌ فِي الرَّجُلِ يَسْمَعُ النِّدَاءَ وَالْإِنَاءُ عَلَى يَدِهِ
- 19بَابُ وَقْتِ فِطْرِ الصَّائِمِ
- 20بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَعْجِيلِ الْفِطْرِ
- 21بَابُ مَا يُفْطَرُ عَلَيْهِ
- 22بَابُ الْقَوْلِ عِنْدَ الْإِفْطَارِ
- 23بَابُ الْفِطْرِ قَبْلَ غُرُوبِ الشَّمْسِ
- 24بَابٌ فِي الْوِصَالِ
- 25بَابُ الْغِيبَةِ لِلصَّائِمِ
- 26بَابُ السِّوَاكِ لِلصَّائِمِ
- 27بَابُ الصَّائِمِ يَصُبُّ عَلَيْهِ الْمَاءَ مِنَ الْعَطَشِ وَيُبَالِغُ فِي الِاسْتِنْشَاقِ
- 28بَابٌ فِي الصَّائِمِ يَحْتَجِمُ
- 29بَابٌ فِي الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 30بَابٌ فِي الصَّائِمِ يَحْتَلِمُ نَهَارًا فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 31بَابٌ فِي الْكُحْلِ عِنْدَ النَّوْمِ لِلصَّائِمِ
- 32بَابُ الصَّائِمِ يَسْتَقِيءُ عَامِدًا
- 33بَابُ الْقُبْلَةِ لِلصَّائِمِ
- 34بَابُ الصَّائِمِ يَبْلَعُ الرِّيقَ
- 35بَابُ كَرَاهِيَتِهِ لِلشَّابِّ
- 36بَابٌ فِيمَنْ أَصْبَحَ جُنُبًا فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 37بَابُ كَفَّارَةِ مَنْ أَتَى أَهْلَهُ فِي رَمَضَانَ
- 38بَابُ التَّغْلِيظِ فِي مَنْ أَفْطَرَ عَمْدًا
- 39بَابُ مَنْ أَكَلَ نَاسِيًا
- 40بَابُ تَأْخِيرِ قَضَاءِ رَمَضَانَ
- 41بَابٌ فِيمَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ
- 42بَابُ الصَّوْمِ فِي السَّفَرِ
- 43بَابُ اخْتِيَارِ الْفِطْرِ
- 44بَابُ مَنِ اخْتَارَ الصِّيَامَ
- 45بَابُ مَتَى يُفْطِرُ الْمُسَافِرُ إِذَا خَرَجَ
- 46بَابُ قَدْرِ مَسِيرَةِ مَا يُفْطَرُ فِيهِ
- 47بَابُ مَنْ يَقُولُ: صُمْتُ رَمَضَانَ كُلَّهُ
- 48بَابٌ فِي صَوْمِ الْعِيدَيْنِ
- 49بَابُ صِيَامِ أَيَّامِ التَّشْرِيقِ
- 50بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُخَصَّ يَوْمُ الْجُمُعَةِ بِصَوْمٍ
- 51بَابُ النَّهْيِ أَنْ يُخَصَّ يَوْمُ السَّبْتِ بِصَوْمٍ
- 52بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 53بَابٌ فِي صَوْمِ الدَّهْرِ تَطَوُّعًا
- 54بَابٌ فِي صَوْمِ أَشْهُرِ الْحُرُمِ
- 55بَابٌ فِي صَوْمِ الْمُحَرَّمِ
- 56بَابٌ فِي صَوْمِ شَعْبَانَ
- 57بَابٌ فِي صَوْمِ شَوَّالٍ
- 58بَابٌ فِي صَوْمِ سِتَّةِ أَيَّامٍ مِنْ شَوَّالٍ
- 59بَابُ كَيْفَ كَانَ يَصُومُ النَّبِيُّ ﷺ
- 60بَابٌ فِي صَوْمِ الِاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسِ
- 61بَابٌ فِي صَوْمِ الْعَشْرِ
- 62بَابٌ فِي فِطْرِ الْعَشْرِ
- 63بَابٌ فِي صَوْمِ يَوْمِ عَرَفَةَ بِعَرَفَةَ
- 64بَابٌ فِي صَوْمِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ
- 65بَابُ مَا رُوِيَ أَنَّ عَاشُورَاءَ الْيَوْمُ التَّاسِعُ
- 66بَابٌ فِي فَضْلِ صَوْمِهِ
- 67بَابٌ فِي صَوْمِ يَوْمٍ، وَفِطْرِ يَوْمٍ
- 68بَابٌ فِي صَوْمِ الثَّلَاثِ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ
- 69بَابُ مَنْ قَالَ الِاثْنَيْنِ وَالْخَمِيسَ
- 70بَابُ مَنْ قَالَ: لَا يُبَالِي مِنْ أَيِّ الشَّهْرِ
- 71بَابُ النِّيَّةِ فِي الصِّيَامِ
- 72بَابٌ فِي الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ
- 73بَابُ مَنْ رَأَى عَلَيْهِ الْقَضَاءَ
- 74بَابُ الْمَرْأَةِ تَصُومُ بِغَيْرِ إِذْنِ زَوْجِهَا
- 75بَابٌ فِي الصَّائِمِ يُدْعَى إِلَى وَلِيمَةٍ
- 76بَابُ مَا يَقُولُ الصَّائِمُ إِذَا دُعِيَ إِلَى الطَّعَامِ
- 77بَابُ الِاعْتِكَافِ
- 78بَابُ أَيْنَ يَكُونُ الِاعْتِكَافُ
- 79بَابُ الْمُعْتَكِفِ يَدْخُلُ الْبَيْتَ لِحَاجَتِهِ
- 80بَابُ الْمُعْتَكِفِ يَعُودُ الْمَرِيضَ
- 81بَابٌ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ تَعْتَكِفُ
(14) Kitâb: Oruç
بَابُ الِاعْتِكَافِ
Aişe (r.anha)'dan; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) itikafda bulunmak istediğinde sabah namazını kılar, sonra itikaf mahalline girerdi. Bir seferinde de Ramazan'ın son on gününde itikaf'a girmek isteyip çadırının kurulmasını emretti ve çadırı kuruldu. Bunu görünce ben de çadırımın kurulmasını emrettim ve kuruldu. Rasûlullah (s.a.v.)'in benden başka hanımları da çadırlarının kurulmasını emrettiler. Onların da çadırları kuruldu. Rasûlullah (s.a.v.) sabah namazını kılınca çadırlara baktı ve; "Bunlar da ne? Siz bununla iyilik mi diliyorsunuz?" buyurdu. Çadırının yıkılmasını emretti -çadırı yıkıldı- Hanımları da çadırlarının bozulmasını emrettiler, onların da çadırları bozuldu. Sonra Peygamber (s.a.v.) itikafı Şevval ayının ilk on gününe te'hir etti. Ebû Dâvud dedi ki: "Bu hadisin benzerini İbn İshak ve Evzâî, Yahya b. Said'den rivayet ettiler. Malik de Yahya ö. Said'den rivayet etti. Ancak o (Şevvâl'in ilk on günü yerine) Şevvâl'den yirmi gün itikafta bulundu dedi.”
بَابُ أَيْنَ يَكُونُ الِاعْتِكَافُ
Nâfi'in İbn Ömer (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) Ramazan'ın son on gününde i'tikâf'ta bulunurdu. Nâfi' dedi ki: "Abdullah, Rasûlullah (s.a.v.)'in mescidde i'tikâf'ta bulunduğu yeri bana gösterdi
Ebû Hureyre (r.a.)'den; demiştir ki: "Nebî (s.a.v.), her ramazan on gün i'tikâfa girerdi. Vefat ettiği yıl yirmi gün i'tikâf yaptı
بَابُ الْمُعْتَكِفِ يَدْخُلُ الْبَيْتَ لِحَاجَتِهِ
Aişe (r.a.)’dan; demiştir ki: Rasulullah (s.a.v.) i’tikafta olduğu zaman başını bana doğru uzatır, ben de tarardım.O, eve ancak tabii bir ihtiyacı için girerdi
Kuteybe b. Said ve Abdullah b. Mesleme Leys'den; Leys îbn Şihab'den, o Urve ve Amra'dan; onlar da Hz. Aişe vasıtasıyla Hz. .Peygamber (s.a.v.)'den önceki (2467) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Ebû Dâvud dedi ki: "Aynı şekilde o hadisi Yunus da Zühri'den rivayet etmiştir. Amra'dan Urve'nin rivayet ettiği konusunda hiç kimse Mâlik'e muvafakat etmemiştir. Hadisi Ma'mery Ziyad b. Sa'd ve başkaları "Zührf, Urve ve Aişe" isnadıyla rivayet etmişlerdir.”
Aişe (r.anha)'dan; demiştir ki: "Rasûlullah (s.a.v.) mescidde i'tikâfta olduğunda odanın deliğinden (kapısından) başını bana doğru uzatır, ben de yıkardım." (Râvi) Müsedded, Hz. Aişe'nin "hayızlı olduğum halde başını tarardım" dediğini söyledi
Safiyye (r.anhâ)'dan; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) i'tikâfta idi. Bir gece kendisini ziyarete gidip konuştum. Sonra kalkıp (eve) dönmek istedim. Rasûlullah (s.a.v.)da beni evime getirmek için benimle birlikte kalktı. (-Safiyye'nin evi Usame b. Zeyd'in arsasında idi.-) Ensardan iki adam karşımıza çıktı. Peygamber (s.a.v.)'i görünce, sür'atlendiler. Rasûlullah (s.a.v.): "Ağır olunuz, telaşlanmayınız, o (yanımdaki), Huyeyy'in kızı Safiyye'dir," buyurdu. Adamlar: Sübhanallah (Allah'ı tesbih ederiz, [Hakkınızda kötü bir şey asla düşünmeyiz]) ya Rasûlallah! dediler. Rasûlullah (s.a.v.): "Şüphesiz şeytan insan(ın damarlann)da kanın aktığı gibi akar. Sizin kalbinize birşey -veya bir şer- atmasından endişe ettim." buyurdu
Muhammedb. Yahya b. Fâris, Ebu'l-Yeman'dan, Ebu'l-Yeman Şuayb'dan o da Zührî'den, önceki (2470.) hadisi, isimler aynı kalmak kaydıyla, rivayet etmişlerdir. (Farklı olarak bu rivayette) Safiyye (r.anha): "Rasûlullah (s.a.v.) mescidin Ümmü Seleme'nin kapısının yanındaki kapısına vardığı zaman iki kişi ile karşılaştı" dedi. Ve Râvi, önceki hadisi mânâ olarak (aynen) nakletti
بَابُ الْمُعْتَكِفِ يَعُودُ الْمَرِيضَ
Abdullah b. Muhammed en-Nüfeyli ve Muhammed b. İsa Abdusselam b. Harb'den, o Leys b. Ebi Süleym'den, Leys, Ab-durrahman b. el-Kasım'dan o da babası vasıtasıyla Hz. Aişe (r.anha)'dan rivayet etmiştir. Nüfeyli'nin rivayetine göre Aişe (r.a) şöyle demiştir: "Peygamber (s.a.v.) i'tikâfta iken hiç bir tarafa sapmadan hastaya uğrar, yanında kalmadan halini sorardı." îbn İsa'nın rivayetine göre de Hz. Âişe şöyle demiştir. "Rasûlullah (s.a.v.) i'tikâfta iken hasta ziyaretinde bulunurdu
Aişe (r.anha)'dan; demiştir ki: Haste ziyaretine gitmemek, cenazeye iştirak etmemek, kadına şehvetle dokunmamak, onunla cinsî temasta bulunmamak ve zarurî olanların dışında bir ihtiyâç için çıkmamak i'tikâfta olan kişi için sünnettir. Oruç olmadan i'tikâf olmaz, cemaatle namaz kılınan caminin dışında bir yerde i'tikâf olmaz. Beyhakî es-Sünenü'l-kübrâ, IV, 321; Dârekutni, Sünen, H, 201. Ebû Dâvud dedi ki: "Abdurrahman b. îshak'tan başka hiç kimse Hz. Aişe'nin "...sünnettir" dediğini nakletmedi. (Başkaları) bu hadisi Hz. Aişe'nin sözü kabul etmişlerdir
İbn Ömer (r.a)'dan rivayet edildiğine göre, Ömer (r.a.) Cahiliyye devrinde Kâ'be'nin yanında bir gece veya bir gün [Buradaki şüphe râvidendir.] i'tikâfta kalmayı adadı. (Sonra) Peygamber (s.a.v.)'e sordu, o da: "İ'tikâfa gir ve oruç tut" buyurdu
Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Ebân b. Salih el-Kuraşî Amr b. Muhammed, (yani eI-Ankariy)den; o da Abdullah b. Büdeyl'den aynı isnad ile önceki (2474.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. İbn Ömer (bu rivayette ayrıca) şöyle der: O (Ömer) i'tikâfta iken insanlar tekbir getirmeye başladılar, bunun üzerine Ömer (r.a.): Bu nedir, ya Abdellâh? dedi. Abdullah; Hevazin kabilesinin esirleri. Onları Rasûlullah (s.a.v.) âzad etti de. dedi. Ömer (r.a.); Şu câriye varya onlarla birlikte onu da gönder, dedi
بَابٌ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ تَعْتَكِفُ
Aişe (r.anha)'dân; demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.)'in hanımlarından bir kadın onunla beraber i’tikâfta bulundu. O hanım sarılığı ve kırmızılığı görürdü. Bazan o namaz kılarken (özür kanı için) altına tas koyardık. Bazı nüshalarda “altına tas koydu" şeklinde vârid olmuştur