Şu (bir numara önceki 3138.) hadis-i şerif mana olarak el-Leys'den de (rivayet olunmuştur. Ancak bir öncekinden farklı olarak Leys) Uhud şehidlerinden iki kişiyi bir elbise içerisine yerleştirdi" demiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd › Kitâb 21 · CenâzelerKonum
- 1Tahâret390
- 2Namaz770
- 3Yağmur Namazı37
- 4Namaz: Yolculukta Namazın Hükümleri52
- 5Namaz: Nâfile Namazlar121
- 6Namaz: Ramazan Namazının Hükümleri30
- 7Namaz: Kur'ân Okurken Secde15
- 8Namaz: Vitir Namazı140
- 9Zekât145
- 10Buluntu Eşya (Lukata)20
- 11Hac Menâsiki325
- 12Nikâh129
- 13Talâk138
- 14Oruç164
- 15Cihâd311
- 16Kurban56
- 17Av18
- 18Vasiyyetler23
- 19Mîrâs Payları43
- 20Haraç, Ganîmet ve İmâret161
- 21Cenâzeler153
- 22Yeminler ve Adaklar84
- 23Ticârî Muâmeleler90
- 24Ücretler (İcâre)155
- 25Kadılık70
- 26İlim28
- 27İçecekler67
- 28Yiyecekler119
- 29Tıp49
- 30Fal ve Uğursuzluk22
- 31Köle Azâdı43
- 32Kıraat Vecihleri40
- 33Hamamlar11
- 34Elbise139
- 35Saç Tarama55
- 36Yüzükler26
- 37Fitneler ve Büyük Savaşlar39
- 38Mehdî12
- 39Savaşlar (Melâhim)60
- 40Had Cezâları143
- 41Diyet Çeşitleri102
- 42Sünnet (Peygamber'in Yolu)177
- 43Genel Âdâb502
- 1بَابُ الْأَمْرَاضِ الْمُكَفِّرَةِ لِلذُّنُوبِ
- 2بَابٌ إِذَا كَانَ الرَّجُلُ يَعْمَلُ عَمَلًا صَالِحًا فَشَغَلَهُ عَنْهُ مَرَضٌ أَوْ سَفَرٌ
- 3بَابُ عِيَادَةِ النِّسَاءِ
- 4بَابٌ فِي الْعِيَادَةِ
- 5بَابٌ فِي عِيَادَةِ الذِّمِّيِّ
- 6بَابُ الْمَشْيِ فِي الْعِيَادَةِ
- 7بَابٌ فِي فَضْلِ الْعِيَادَةِ عَلَى وُضُوءٍ
- 8بَابٌ فِي الْعِيَادَةِ مِرَارًا
- 9بَابٌ فِي الْعِيَادَةِ مِنَ الرَّمَدِ
- 10بَابُ الْخُرُوجِ مِنَ الطَّاعُونِ
- 11بَابُ الدُّعَاءِ لِلْمَرِيضِ بِالشِّفَاءِ عِنْدَ الْعِيَادَةِ
- 12بَابُ الدُّعَاءِ لِلْمَرِيضِ عِنْدَ الْعِيَادَةِ
- 13بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ تَمَنِّي الْمَوْتِ
- 14بَابُ مَوْتُ الْفَجْأَةِ
- 15بَابٌ فِي فَضْلِ مَنْ مَاتَ فِي الطَّاعُونِ
- 16بَابُ الْمَرِيضِ يُؤْخَذُ مِنْ أَظْفَارِهِ وَعَانَتِهِ
- 17بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ حُسْنِ الظَّنِّ بِاللَّهِ عِنْدَ الْمَوْتِ
- 18بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَطْهِيرِ ثِيَابِ الْمَيِّتِ عِنْدَ الْمَوْتِ
- 19بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ أَنْ يُقَالَ عِنْدَ الْمَيِّتِ مِنَ الْكَلَامِ
- 20بَابٌ فِي التَّلْقِينِ
- 21بَابُ تَغْمِيضِ الْمَيِّتِ
- 22بَابٌ فِي الِاسْتِرْجَاعِ
- 23بَابٌ فِي الْمَيِّتِ يُسَجَّى
- 24بَابُ الْقِرَاءَةِ عِنْدَ الْمَيِّتِ
- 25بَابُ الْجُلُوسِ عِنْدَ الْمُصِيبَةِ
- 26بَابٌ فِي التَّعْزِيَةِ
- 27بَابُ الصَّبْرِ عِنْدَ الصَّدْمَةِ
- 28بَابٌ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 29بَابٌ فِي النَّوْحِ
- 30بَابُ صَنْعَةِ الطَّعَامِ لِأَهْلِ الْمَيِّتِ
- 31بَابٌ فِي الشَّهِيدِ يُغَسَّلُ
- 32بَابٌ فِي سَتْرِ الْمَيِّتِ عِنْدَ غُسْلِهِ
- 33بَابُ كَيْفَ غُسْلُ الْمَيِّتِ
- 34بَابٌ فِي الْكَفَنِ
- 35بَابُ كَرَاهِيَةِ الْمُغَالَاةِ فِي الْكَفَنِ
- 36بَابٌ فِي كَفَنِ الْمَرْأَةِ
- 37بَابٌ فِي الْمِسْكِ لِلْمَيِّتِ
- 38بَابُ التَّعْجِيلِ بِالْجَنَازَةِ وَكَرَاهِيَةِ حَبْسِهَا
- 39بَابٌ فِي الْغُسْلِ مِنْ غَسْلِ الْمَيِّتِ
- 40بَابٌ فِي تَقْبِيلِ الْمَيِّتِ
- 41بَابٌ فِي الدَّفْنِ بِاللَّيْلِ
- 42بَابٌ فِي الْمَيِّتِ يُحْمَلُ مِنْ أَرْضٍ إِلَى أَرْضٍ وَكَرَاهَةِ ذَلِكَ
- 43بَابٌ فِي الصُّفُوفِ عَلَى الْجَنَازَةِ
- 44بَابُ اتِّبَاعِ النِّسَاءِ الْجَنَائِزَ
- 45بَابُ فَضْلِ الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَائِزِ وَتَشْيِيعِهَا
- 46بَابٌ فِي النَّارِ يُتْبَعُ بِهَا الْمَيِّتُ
- 47بَابُ الْقِيَامِ لِلْجَنَازَةِ
- 48بَابُ الرُّكُوبِ فِي الْجَنَازَةِ
- 49بَابُ الْمَشْيِ أَمَامَ الْجَنَازَةِ
- 50بَابُ الْإِسْرَاعِ بِالْجَنَازَةِ
- 51بَابُ الْإِمَامِ لَا يُصَلِّي عَلَى مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ
- 52بَابُ الصَّلَاةِ عَلَى مَنْ قَتَلَتْهُ الْحُدُودُ
- 53بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الطِّفْلِ
- 54بَابُ الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَازَةِ فِي الْمَسْجِدِ
- 55بَابُ الدَّفْنِ عِنْدَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَعِنْدَ غُرُوبِهَا
- 56بَابٌ إِذَا حَضَرَ جَنَائِزُ رِجَالٍ وَنِسَاءٍ مَنْ يُقَدَّمُ
- 57بَابُ أَيْنَ يَقُومُ الْإِمَامُ مِنَ الْمَيِّتِ إِذَا صَلَّى عَلَيْهِ
- 58بَابُ التَّكْبِيرِ عَلَى الْجَنَازَةِ
- 59بَابُ مَا يَقْرَأُ عَلَى الْجَنَازَةِ
- 60بَابُ الدُّعَاءِ لِلْمَيِّتِ
- 61بَابُ الصَّلَاةِ عَلَى الْقَبْرِ
- 62بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الْمُسْلِمِ يَمُوتُ فِي بِلَادِ الشِّرْكِ
- 63بَابٌ فِي جَمْعِ الْمَوْتَى فِي قَبْرٍ وَالْقَبْرُ يُعَلَّمُ
- 64بَابٌ فِي الْحَفَّارِ يَجِدُ الْعَظْمَ هَلْ يَتَنَكَّبُ ذَلِكَ الْمَكَانَ
- 65بَابٌ فِي اللَّحْدِ
- 66بَابُ كَمْ يَدْخُلُ الْقَبْرَ
- 67بَابٌ فِي الْمَيِّتِ يُدْخَلُ مِنْ رِجْلَيْهِ
- 68بَابُ الْجُلُوسِ عِنْدَ الْقَبْرِ
- 69بَابٌ فِي الدُّعَاءِ لِلْمَيِّتِ إِذَا وُضِعَ فِي قَبْرِهِ
- 70بَابُ الرَّجُلِ يَمُوتُ لَهُ قَرَابَةٌ مُشْرِكٌ
- 71بَابٌ فِي تَعْمِيقِ الْقَبْرِ
- 72بَابٌ فِي تَسْوِيَةِ الْقَبْرِ
- 73بَابُ الِاسْتِغْفَارِ عِنْدَ الْقَبْرِ لِلْمَيِّتِ فِي وَقْتِ الِانْصِرَافِ
- 74بَابُ كَرَاهِيَةِ الذَّبْحِ عِنْدَ الْقَبْرِ
- 75بَابُ الْمَيِّتِ يُصَلَّى عَلَى قَبْرِهِ بَعْدَ حِينٍ
- 76بَابٌ فِي الْبِنَاءِ عَلَى الْقَبْرِ
- 77بَابٌ فِي كَرَاهِيَةِ الْقُعُودِ عَلَى الْقَبْرِ
- 78بَابُ الْمَشْيِ فِي النَّعْلِ بَيْنَ الْقُبُورِ
- 79بَابٌ فِي تَحْوِيلِ الْمَيِّتِ مِنْ مَوْضِعِهِ لِلْأَمْرِ يَحْدُثُ
- 80بَابٌ فِي الثَّنَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 81بَابٌ فِي زِيَارَةِ الْقُبُورِ
- 82بَابٌ فِي زِيَارَةِ النِّسَاءِ الْقُبُورَ
- 83بَابُ مَا يَقُولُ إِذَا زَارَ الْقُبُورَ أَوْ مَرَّ بِهَا
- 84بَابُ الْمُحْرِمِ يَمُوتُ كَيْفَ يُصْنَعُ بِهِ
(21) Kitâb: Cenâzeler
بَابٌ فِي الشَّهِيدِ يُغَسَّلُ
بَابٌ فِي سَتْرِ الْمَيِّتِ عِنْدَ غُسْلِهِ
Ali (r.v)'den (rivayet olunduğuna göre), Nebi (s.a.v.) "uyluğunu açma, dirinin de ölünün de uyluğuna bakma" buyurmuştur
Abbad b. Abdullah b. ez-Zübeyr'den demiştir ki: Aişe'yi (şöyle) derken işittim: (Ashab-ı kiram) Nebi (s.a.v.)'i (n cenazesini) yıkamak istedikleri zaman "vallahi (diğer) ölülerimizi soyduğumuz gibi Rasûlullah (s.a.v.)'in de elbiselerini soysak mı, yoksa onu elbiseleri üzerinde iken mi yıkasak?" diye konuşmaya başladılar. (Bu mevzuda) ihtilafa düştükleri sırada, Allah onlara bir uyku verdi. (Bu uyku) netice(sin)de içlerinden çenesi göğsünde olmayan (uyumayan) bir kimse kalmadı. Sonra kim olduğunu bilmedikleri bir kimse (içinde) bulundukları ev(in bir köşesin)den onlara (hitaben) "Peygamber (s.a.v.)'i elbiseleri üzerinde iken, yıkayınız" diye seslendi. Bunun üzerine kalkıp Rasûlullah (s.a.v.)'i elbisesi üzerinde olduğu halde gömleğin(in) üzerinden su dökmek suretiyle ve vücudunu (Hz. Nebi'in üzerindeki ve) ellerinin altındaki gömlekle ovarak yıkadılar, (sonraları Hz. Aişe "Şimdiki bildiğimi daha önce bilseydim (emir verirdim de) onu hanımlarından başkası yıkamazdı" derdi
بَابُ كَيْفَ غُسْلُ الْمَيِّتِ
Ümmü Atıyye'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) kızı vefat ettiği sırada yanımıza geldi ve "Onu su ve sidr'le üç (defa) yahut beş (defa) hatta lüzum görürseniz daha fazla yıkayınız. Sonuncu da kafur yahut bir parça kafur da katın. Yıkamayı bitirdiğinizde bana bildirin" buyurdu. (Yıkama işini) bitirdiğimizi kendisine haber verdik. Bize (kendi) Peştemalini verdi. Ve "Bunu ona iç gömleği yapın" buyurdu
Ümmü Atıyye'den demiştir ki: Biz (Hz. Nebi kızı Ümmü Gülsüm vefat ettiği zaman) saçını taradık (ve) üç örgü (yaptık) Bu hadis'i ayrıca Buhârî, cenaiz; Müslim, cenaiz; Nesâî, cenaiz; İbn Mace, cenaiz; Ahmed b. Hanbel V.84. te de tahric ettiler
Ümmü Atıyye'den demiştir ki: "Biz (Hz. Nebi'in kızı Ümmü Gülsüm, vefat ettiği zaman) başını(n saçlarını) Üç Örgü yaptık. Sonra bunları başının arka kısmına attık. Bunların birisini ön tarafı(nın arka kısmı)na (diğer ikisini de) alnının (sağ ve sol) uçları(nın arka kısmı)na (gelecek şekilde) bıraktık
Ümmü Atiyye'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.v.) (kızını yıkayacak olan) kadınlara, kızının yıkanması hakkında "Bun(u yıkamayla sağdan ve abdest yerlerinden başlayın." buyurmuştur)
Şu 3142 numaralı hadisin bir benzeri (yine) Ümmü Atiyye (r.a)'dan (rivayet olunmuştur. Ancak Ümmü Atiyye rahmetullahi aleyh) bu hadise ilave olarak (şu sözleri de) rivayet etmiştir: Yahut da (lüzum) görürseniz (o'nu) yedi (defa) veya bundan daha fazla (tek sayıda yıkayınız)
Muhammed b. Sîrîn'den (rivayet olunduğuna göre) Kendisi (cenaze) yıkamayı Ümmü Atıyye'den öğrenmiştir. (Kendisi cenazeyi) iki (defa) sidrle (karıştırılmış suyla) üçüncü(sünde) de su ve kafurla yıkardı
بَابٌ فِي الْكَفَنِ
Cabir b. Abdullah (in) haber verdiği (ğine göre) Bir gün Nebi (s.a.v.) hutbe okumuş, (ve bu hutbesinde) ashabından'bir adam'ın vefat ederek yetersiz bir kefene sarıldığını, geceleyin kabre konulduğunu anlatmış ve bir kimse'nin namaz'ı kılınmadan geceleyin kabre konmasını yasaklamış, ancak insanın buna mecbur kalmasını müstesna kılmış ve: "Biriniz (din) kardeşini kefenlediği zaman, kefenini güzel yapsın" buyurmuştur
Aişe'den demiştir ki: Nebi (s.a.v.) (vefat edince cesedi) Hibera (denilen bir yemen) kumaşıyla örtüldü, sonra (o kumaş) vücudundan soyulup çıkarıldı
Cabir'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.): "Sizden birisi vefat ettiği zaman (ailesi sadece az bir malî) imkâna sahib olursa onu bir hibera kumaşıyla kefenleyiversin
Aişe (r.a) dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) üç (adet) beyaz Yemen kumaşı ile kefenlendi. Bunların arasında gömlek ve sarık yoktu
(Bir önceki 3151. hadisin) bir benzeri de (Kuteybe b. Said, Hafs'. b. Gıyas, Hişam b. Urve, Urve yoluyla yine hazreti) Aişe'den (rivayet edilmiştir. Şu farkla ki Hafs b. Ğıyâs bir önceki hadisten fazla olarak bu rivayete) "ketenden" (kelimesini) ilave et(mek suretiyle bir önceki hadis-i şerifte zikredilen Hz. Nebi'in kefenlerinin -ketenden-olduğunu ifade et)miştir. (Bu hadisi Hz. Aişe'den nakleden Urve, rivayetine devam ederek) dedi ki; (Halkın, -Hz. Nebi) "iki elbise ile bir Yemen kumaşı içinde kefenlendi." (ğine dair) sözleri, (Hz.) Aişe'ye anlatıldı da (Hz. Aişe) "Gerçekten bir Yemen kumaşı getiril(miş)ti. Fakat (ashabı kiram) onu reddettiler ve Hz. Nebi'i onunla kefenlemediler." cevabını verdi. Bu hadis'i ayrıca Nesaî, cenaiz; Tirmizî, cenaiz; İbn Mâce, cenaiz de de tahric etti
İbn Abbas'dan demiştir ki: "Rasûluilah (s.a.v.) (birisi) iki kumaştan ibaret olan bir elbise ve (diğeri de) içerisinde vefat ettiği gömleği (olmak üzere) üç Necran kumaşıyla kefenlendi." Ebû Dâvûd der ki: (Bu hadisin râviierinden) Osman (b. Ebi Şeybe, Rasûlullah (s.a.v.)'in birisi) kırmızı bir elbise ve (diğeri de) içerisinde vefat ettiği gömleği olmak üzere üç kumaş içerisinde (vefat ettiğini) rivayet etti
بَابُ كَرَاهِيَةِ الْمُغَالَاةِ فِي الْكَفَنِ
Ali b. Ebû Talib (r.a) den demiştir ki: Kefen (seçmek) te pahalıcıhğa sapmayınız. Çünkü ben Rasûlullah (s.a.v.)'i "Kefen hususunda pahalıcılık yapmayınız. Çünkü o, çabuk soyulur." derken işittim
Habbab (b. Eret')ten demiştir ki: Mus'ab b. Umeyr Uhut (savaşı) günü şehid edilmişti. (Üzerinde) alaca yünlü kaftandan başka (bir şeyide) yoktu. Başını örttüğümüz zaman, ayakları dışarıda kalıyor, ayaklarını örttüğümüz zaman da başı dışarıda kalıyordu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) "Başını örtünüz, ayaklarının üzerine de (biraz) izhîr koyunuz" buyurdu
Ubade b. Samit'ten (rivayet olunduğuna göre) Rasûlüllah (s.a.v.) "Kefen'in hayırlısı hülledir. Kurban (lığ) ın en hayırlısı da boynuzlu koçtur." buyurmuştur
بَابٌ فِي كَفَنِ الْمَرْأَةِ
Leyla Kanif es-Sekafi dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.)'in kızı Ümmü Gülsüm vefat ettiği zaman, onu yıkayan kadının yanında ben de vardım. Rasûlullah (s.a.v.)'ın bize verdiği ilk (kefenlik) peştemal, sonra gömlek, sonra başörtüsü sonra dâ çarşaf oldu. (Hz. Ümmü Gülsüm) Bu elbiselerden sonra başka bir elbisenin içine daha sarıldı. (Biz Hz.. Ümmü Gülsüm'ü yıkarken) Rasûlullah (s.a.v.) yanında (Hz. Ümmü Gülsüm'ün) kefeni olduğu halde, kapının yanında oturuyordu. Ve onları bize parça parça veriyordu
بَابٌ فِي الْمِسْكِ لِلْمَيِّتِ
Ebû Said el-Hudrî'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) "Kokularınızın en güzeli misktir" buyurdu
بَابُ التَّعْجِيلِ بِالْجَنَازَةِ وَكَرَاهِيَةِ حَبْسِهَا
Husayn b. Vahvah'dan (rivayet olunduğuna) göre; Talha Îbnü'l-Bera hastalanmış. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.) ziyaret etmek üzere yanına varmış da: "Talha'yi, ölüm kendisine yaklaşmış halde görüyorum. (Ölecek olursa) bunu bana habir veriniz. (Teçhiz ve tekfin işlerinde de) acele ediniz. Çünkü bir müslümamn leşini (cesedini) (ev) halkı arasında bekletmek gerekmez.” buyurmuş
بَابٌ فِي الْغُسْلِ مِنْ غَسْلِ الْمَيِّتِ
Aişe (r.a.) dan (rivayet olunduğuna göre), Nebi (s.a.v.) dört (şey) den dolayı gusledermiş, 1. Cünüplükten, 2. Cuma günü (gelince) 3. Kan aldırmaktan, 4. Ölü yıkamaktan
Ebû Hureyre'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) "Cenaze yıkayan gusletsin, onu taşıyan da abdest alsın." buyurmuştur
Ebû Hureyre (r.a.) Nebi (s.a.v.)'den (bir önceki 3161. hadisin bir de) manasını (rivayet etmiştir). Ebû Davûd der ki: Bu hadis, neshedilmiştir. Ahmed b. Hanbel'e, ölü yıkamadan dolayı gusletme(nin hükmü) sorulduğunda "Ona abdest (almak) yeter" diye cevab verdiğini (bizzat ağzından) işittim. (Ravi) Ebû Salih bu hadis(in senedin)e kendisiyle Ebû Hureyre arasına (bir başka raviyi) yani Zaide'nin azatlı kölesi îshak'ı sokmuştur. 3160 numaralı Mus'ab hadisi ise zayıftır. (Çünkü) onda kendisiyle amel edil(e)meyen bir özellik vardır
بَابٌ فِي تَقْبِيلِ الْمَيِّتِ
Aişe (r.a) dan demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.)'i ölmüş olan Osman b. Maz'un'u öperken gördüm. Hatta (gözlerinden) yaşlar akıyordu
بَابٌ فِي الدَّفْنِ بِاللَّيْلِ
Cabir b. Abdillah demiştir ki: (Medine'de) halk mezarlıkta (yanmakta olan) bir ışık görmüşlerdi. Işığın yanına vardıkları zaman, bir de ne görsünler (yeni kazılmış) bir kabrin içinde Rasûlullah (s.a.v.) var. Ve "Arkadaşınızı bana veriniz." (de onu kabre koyayım) diyor. Bir de baktılar ki (Rasûlullah (s.a.v.)'in kabre koymak istediği adam) sesini yükselterek Kur'ân (okjumak)la (tanınan) adamdır
بَابٌ فِي الْمَيِّتِ يُحْمَلُ مِنْ أَرْضٍ إِلَى أَرْضٍ وَكَرَاهَةِ ذَلِكَ
Cabir (b. Abdullah)'dan demiştir ki: "Biz Uhud (savaşı) günü ölüleri gömmek için (düştükleri yerlerden alıp Medine'ye) taşımıştık. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.)'in bir dellalı gelip "Rasûlullah (s.a.v.) size Ölüleri öldükleri yerlere gömmenizi emrediyor." dedi. Biz de o ölüleri (eski yerlerine) iade ettik
بَابٌ فِي الصُّفُوفِ عَلَى الْجَنَازَةِ
Malik b. Hübeyre'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.): "Üzerine müslümanlardan (oluşan) üç saff (lık bir cemaatin) namaz kıldığı bir müslüman ölüye (bu namaz Allah'ın cennet ve mağfiretini) vacib kılar" buyurdu. (Ravi Mersed b. Abdullah el-Yezenî rivayetine devamla) dedi ki; Mâlik (b. Hubeyre) cenaze için (namaz kılmaya gelen) halkı az bulduğu zaman -bu hadisten dolayı- onları üç saf'a ayırırdı
بَابُ اتِّبَاعِ النِّسَاءِ الْجَنَائِزَ
Ümmü Atıyye'den demiştir ki: "Biz (kadınlar) cenazenin arkasından gitmekten nehyolunduk. (Ancak bu mesele) üzerimize kesin bir şekilde haram kılınmadı
بَابُ فَضْلِ الصَّلَاةِ عَلَى الْجَنَائِزِ وَتَشْيِيعِهَا
Ebû Hureyre Hz. Nebi'den naklen demiştir ki: '-Kim cenazeye uya(rak musallaya kadar gide)r de, üzerine namaz kılarsa ona bir kırat (ağırlığınca sevap) vardır. Kim (namazdan sonra da) ona uyar(ak kabrine kadar gidip, defni) sona erinceye kadar (başında durursa), ona en küçüğü Uhud dağı kadar -veyahut da birisi Uhud dağı kadar- (olan) iki kırat (ağırlığında sevap) vardır
Amir b. Sa'd b. Ebî Vakkas'dan (rivayet olunduğuna göre); Kendisi (bir gün) İbn Ömer b. el-Hattab'ın yanında iken (meclislerine içinde bulundukları) evin sahibi Habbab çıkagelmiş ve "Ey Ömer'in oğlu Abdullah! Ebû Hureyre'nin söylediğini işitmiyor musun? (güya) o Rasûlüllah (s.a.v.): Kim cenazeyle birlikte (cenazenin) evinden çıkarak onu musallaya kadar uğurlar) da, üzerine namaz kılarsa..." (Habbab Ebû Hureyre'den duyduğu bu hadisin bundan sonraki kısmında bir önceki) Süfyan hadisinin manasını nakletmiş. Bunun üzerine İbn Ömer, Hz. Aişe'ye (Ebû Hureyre'nin bu hadisini sormak üzere birini) göndermiş, (Hz. Aişe'de) "Ebû Hureyre doğru söylemiş" demiştir
İbn Abbas'dan demiştir ki: Ben Rasûlüllah (s.a.v.)'i (şöyle) derken işittim: "Hiçbir müslüman yoktur ki: Ölünce (şöyle) üzerine Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayan kırk kişi (namaz) kılsın da, Allah onların bu müslüman hakkındaki şefaatlarını (dualarını) kabul etmesin
بَابٌ فِي النَّارِ يُتْبَعُ بِهَا الْمَيِّتُ
Ebû Hureyre'den (rivayet olunduğuna göre) Nebi (s.a.v.); "Sesle ve ateşle cenazenin peşinden gidilemez." buyurmuştur. (Bu hadisi musannif Ebû Davud'a rivayet eden) Harun (b. Abdullah bu rivayetine) şunları da ekledi: "Cenazenin önünde de yürünmez
بَابُ الْقِيَامِ لِلْجَنَازَةِ
Amir b. Rabia'dan (rivayet edilen bir hadisi şerifte) Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir cenazeyi gördüğünüz zaman, ayağa kalkınız. Sizi (geçip) geride bırakıncaya ya da yere konuncaya kadar (ayakta durunuz)
Ebû Said el-Hudrî'den (rivayet olunduğuna göre), Rasûlüllah (s.a.v.) “Bir cenaze'nin arkasından gittiğiniz zaman, o cenaze (yere) konuluncaya kadar oturmayınız." buyurmuştur. Ebû Dâvûd der ki: Bu hadisi (bir de) es-Sevri Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir. Bu rivayette Ebû Hureyre (cenaze yere) "konuncaya kadar" (oturmayınız!) demiştir. Bir de bu hadisi Ebû Muaviye Süheyl'den (rivayet etmiş ve bu rivayette Süheyl) "kabre konuncaya kadar" demiştir. (Ancak) Süfyan (es-Sevrî) Ebû Muaviye'den daha belleyişlidir
Cabir b. Abdullah (r.a) dedi ki: "Biz Nebi (s.a.v.)'in yanında idik. O sırada yanımızdan bir cenaze geçti de (Hz. Nebi onu görünce) hemen ayağa kalktı (ona uyarak biz de ayağa kalkıp) onu omuzlamak için (tabuta doğru) yürüdük. Bir de baktık ki, yahudi cenazesiymiş. Bunun üzerine; Ey Allah'ın Rasulü bu bir yahudi cenazesiymiş- dedik. (Rasul-ü Ekrem de): "Ölüm korkunç (ve ibret alınacak) bir hadisedir, bîr cenaze görünce hemen ayağa kalkınız." buyurdu
Ali b. Ebû Talib'den (rivayet edildiğine göre); “Nebi (s.a.v.) (önceleri) cenaze(ler) için ayağa kalkmış (ondan sonraları oturmuştur)
Ubade b. es-Samit'ten demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) cenaze kabre konuncaya kadar ayakta dururdu. (Bir gün) bir yahudi alimi kendisine uğrayıp -(Ya Muhammed) biz (de) böyle yaparız- dedi. Bundan sonra Nebi (s.a.v.) (cenaze için ayak ta durmayı terkedip) oturdu ve (bize); "(Siz de) oturunuz, yahudilere muhalefet ediniz! buyurdu
بَابُ الرُّكُوبِ فِي الْجَنَازَةِ
Sevban'dan (rivayet olunduğuna göre); Rasûlullah (s.a.v.) bir cenaze'nin yanında iken (kendisine) bir hayvan getirilmiş te ona binmeyi kabul etmemiş (Cenazeyi defnetme işini) bitirince bir başka hayvan getirilmiş de ona binmiştir. (İlk getirilen hayvan'a binmediği halde ikinci hayvan'a binişinin sebebi) kendisine sorulunca da (şöyle) cevap vermiştir: “Gerçekten (cenaze ile birlikte) melekler de yürüyordu. Melekler yürürken ben (hayvan'a) binecek değilim. (Fakat cenaze'nin kabre konmasını müteakip melekler gidince (hayvan'a) bin(mekte bir sakınca görme)dim
Cabir b. Semure demiştir ki: Nebi (s.a.v.) İbn Dahdah'ın cenaze namazını kıl(dir) mışti. (o namazda) biz de vardık. (Namaz'dan) sonra (cenaze kabre götürülürken binmesi için kendisine) bir at getirildi de (at'a binmedi orada) bekletti. Nihayet (dönüşte o'na) bindi ve at'ı şah'a kaldırmaya başladı. Biz de etrafında koşuyorduk
بَابُ الْمَشْيِ أَمَامَ الْجَنَازَةِ
(Salim'in) babasından demiştir ki: Nebi (s.a.v.) Ebû Bekir ve Ömer (r.a) yi cenaze'nin önünde yaya olarak yürürlerken gördüm
Ziyad (in) Nebi (s.a.v.)'e kadar ulaştırdığı merfu bir hadiste Hz. Nebi Efendimiz şöyle) buyuruyor: "Binitli, cenaze'nin arkasında yürür, yaya ise (cenaze'nin) önünden ve arkasından o'na yakın olarak sağından ve (ya) solundan yürüyebilir. Düşük üzerine namaz kılınır anne ve babası için de (Allah'dan) mağfiret ve rahmet istenir
بَابُ الْإِسْرَاعِ بِالْجَنَازَةِ
Ebû Hureyre'den (rivayet olunduğuna göre) Nebi (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur: "Cenaze'yi (kabre) süratli götürünüz, eğer cenaze salih (bir kişi) ise (önünde) hayır (vardır) o'nu hayra eriştirmiş olursunuz. Eğer cenaze böyle (salih bir kişi) değilse, şer (bir kişi) dir. (Definde acele etmekle) onu omuzlarınızdan atmış olursunuz
(Uyeyne b. Abdirrahman'ın) babasından (rivayet olunduğna göre), Kendisi Osman b. Ebi'l-As'ın cenazesinde bulunmuştur. (Kendisi bunu şöyle anlatıyor): Biz (cenazeyi götürürken) yavaş yavaş yürüyorduk. Derken Ebû Bekre (arkamızdan yetişip) bize katıldı ve kamçısını kaldırıp: "Ben Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte bizi (cenazeleri götürürken) biraz süratlice yürürken gördüm." dedi
Şu (bir numara önce 3182.) hadisi (Halid b. Haris ile İsa b. Yunus da) Uyeyne (b. Abdirrahman) dan (naklettiler ve bir önceki hadis'i şerifte anlatılan hadisenin) Abdurrahman b. Semure'nin cenazesinde (meydana geldiğini ve Uyeyne b. Abdurrahman'ın; Ebû Bekre sünneti terketmelerinden dolayı tehdid için elindeki) kamçıyı uzatarak katırıyla halkın üzerine yürüdü dedi(ğini) söylemişlerdir
İbn Mes'ud'dan demiştir ki: Nebi (s.a.v.)'e cenazeyle yürümeyi sorduk, şöyle buyurdu: "Koşmanın altında (mutedil bir süratle yürünür. Böyle yürümekle) eğer (ölen kimse) hayırlı (birisiyse)onu hayra (eriştirmekte) acele etmiş olunur. Eğer böyle değilse (varsın) cehennem halkı (bizden bir an önce) uzak(laşıp, gitsin). Cenaze arkasından gidilendir, (kendisi) arkadan giden değildir. (Cenaze'nin) önünden giden onunla beraber bulunmuş olmaz." Ebû Dâvûd der ki: Bu ravi (yani) Yahya İbn Abdullah zayıftır, Yahya el-Câbir (denilen kimse) de odur ve Kufelidir. Ebû Mâcide (ise) Basra'lıdır. Bu Ebû Mâcide (nin kimliği) ise meçhuldür
بَابُ الْإِمَامِ لَا يُصَلِّي عَلَى مَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ
Câbir b. Semure dedi ki: Bir adam hastalanmıştı. Bir süre sonra o'nun hakkında feryad-ü figan yükselmeye başladı. Bunun üzerine (o hastanın) komşusu, Rasûlullah (s.a.v.)'e gelip: (Ey Allah'ın Rasûlü) O (adam) öldü, dedi. (Hz. Nebi de): "Ne biliyorsun?'* dedi. (O kimse de); Ben onu (ölmüş halde) gördüm, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de: "O kimse ölmedi" dedi. (Adam da) döndü (gitti). Derken (hasta'nın evinden tekrar) onun için feryad-ü figanlar yükseldi. Bunun üzerine (hasta'nın komşusu tekrar) Rasûlullah (s.a.v.)'e geldi ve: Ey Allah'ın Rasûlü o kimse gerçekten öldü, dedi. Nebi (s.a.v.) de: "O ölmedi" buyurdu. (Adam tekrar) döndü (gitti. Fakat) (evden yine) o kimse için ağlanıp sızlandığı işitilmeye başlandı. O sırada (hasta'nın) karısı (dışarı çıkıp o adam'a) Rasûlullah (s.a.v.)'e git ve (komşu'nun intihar ettiğini) kendisine haber ver dedi; (o adam da): Ey Allah'ım, sen ona Ia'net et! dedi. Sonra (bu) adam gitti ve o kimseyi yanındaki mızrak demiri ile kendisini öldürmüş halde gördü. Ve hemen Nebi (s.a.v.)'e varıp o'nun öldüğünü kendisine bildirdi. (Rasûl-ü Zîşan Efendimiz) "Ne biliyorsun?" (dedi) O da: O'nu yanındaki mızrak demiriyle kendini öldürmüş halde gördüm, cevabını verdi. (Rasûl-i Zî-şan Efendimiz tekrar): "Sen onu gördün mü?" diye sordu (o adam da): Evet, cevabını verdi. (Bunun üzerine Nebi Efendimiz): "Öyleyse ben o'nun namazını kılmam!" buyurdu
بَابُ الصَّلَاةِ عَلَى مَنْ قَتَلَتْهُ الْحُدُودُ
Ebû Berze el-Eslemi'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) Maiz b. Malik'in cenaze namazını kılmamış ve (fakat başkalarını) o'nun cenaze namazını kılmaktan nehyetmemiştir
بَابٌ فِي الصَّلَاةِ عَلَى الطِّفْلِ
Aişe (r.anha)dan (demiştir) ki: "Nebi (s.a.v.)'in oğlu İbrahim on sekiz aylıkken öldü de Rasûlullah (s.a.v.) o'nun cenaze namazını kılmadı
el-Behiyy (Abdullah b. Beşşar) dedi ki: Nebi (s.a.v.)'in oğlu İbrahim vefat edince, Rasûlullah (s.a.v.) oturmak için ayrılan bir yerde o'nun cenaze namazını kıldı. (Ebu Davud der ki: Ben (bu hadis'i) Ya'kub b. ei-Ka'ka'ya okudum. (O sırada kendisine): {'İbnü"l Mübarek size Ata'dan (naklen) Nebi (s.a.v.)'in yetmiş günlük iken (ölen) oğlu İbrahim'in cenazesini kıldığını haber verdi mi?" diye soruldu (da -evet- cevabını verdi)