Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 1 · Güzel AhlâkKonum
- 1Güzel Ahlâk47
- 2Yemek Âdâbı51
- 3Giyim35
- 4Uyumak, Yatmak ve Oturmak Âdâbı31
- 5Selâmlaşma50
- 6Hasta Ziyareti62
- 7Yolculuk Âdâbı35
- 8Fazîletler277
- 9İ'tikâf3
- 10Hac14
- 11Cihâd91
- 12İlim17
- 13Allah'a Hamd ve Şükür4
- 14Peygamber'e Salât ve Selâm11
- 15Allah'ı Zikretmek57
- 16Dualar46
- 17Yasaklanan Şeyler297
- 18Önemli Çeşitli Hadisler61
- 19İstiğfâr (Bağışlanma Dilemek)28
- 20Çeşitli Konular679
(1) Kitâb: Güzel Ahlâk
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İman yetmiş (veya altmış) küsur özelliktir (şu’bedir). En yükseği, ‘Allah’tan başka ilâh yoktur’ demek; en aşağısı ise, eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir bölümüdür.”
Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ’ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık.
Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ’in hanımları onun yanında otururlarken Fâtıma tıpkı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yürüyerek çıkageldi. Resûl–i Ekrem onu görünce sevindi ve “merhaba kızım” diyerek sağ veya sol yanına oturttu. Sonra Fâtıma’nın kulağına bir şeyler fısıldadı. Fâtıma yüksek sesle ağlamaya başladı. Onun aşırı üzüntüsünü görünce kulağına bir şey daha fısıldadı. Bu defa Fâtıma güldü. Fâtıma’ya: – Hanımları yanındayken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece sana bir sır verdi; sen de ağladın, dedim ve Resûlullah kalkıp gidince, ona: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sana ne söyledi?” diye sordum. Fâtıma: – Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in sırrını kimseye söyleyemem, dedi.
Sâbit el–Bünânî’nin rivayet ettiğine göre Enes İbni Mâlik ona şunları söyledi: Ben çocuklarla oynarken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanıma geldi; bize selâm verdi ve beni bir işe gönderdi. Bu sebeple annemin yanına geç döndüm. Eve varınca annem: – Niye geç kaldın? diye sordu. – Resûlullah beni bir işe göndermişti; onun için geciktim, dedim. Annem: – Neymiş o iş? diye sorunca: – Bu bir sırdır, dedim. Bunun üzerine Annem: – Resûlullah’ın sırrını kimseye söyleme, dedi.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Münâfığın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler.
Abdullah İbni Amr İbni'l–Âs radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dört huy vardır ki bunlar kimde bulunursa o kişi tam münâfık olur. Kimde de bu huylardan biri bulunursa, onu terkedinceye kadar o kişide münâfıklıktan bir sıfat bulunmuş olur: Kendisine bir şey emânet edildiği zaman ona ihanet eder.
Câbir radıyallahu anh ’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Eğer Bahreyn’den zekât malı gelirse sana şöyle şöyle şöyle doldurup veririm” buyurdu. Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat edene kadar Bahreyn’den mal gelmedi.
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Abdullah! Falan adam gibi olma! Çünkü o, gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu.”
Adî İbni Hâtim radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz. O kadarını da bulamayanlar, güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar.”
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Güzel söz sadakadır.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes r adıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir söz söylediği zaman, onunla ne kasdettiğinin iyice anlaşılması için sözünü üç defa tekrarlardı. Bir topluluğun yanına geldiğinde onlara üç defa selâm verirdi.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in konuşması, herkesin anlayacağı şekilde açık seçikti.
Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh ’den: Vedâ haccında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Halkı sustur da dinlesinler” dedikten sonra şöyle buyurdu: “Benden sonra, birbirinin boynunu vuran kâfirlere benzemeyin”
Ebû Vâil Şakîk İbni Seleme şöyle dedi: İbni Mes`ûd radıyallahu anh bize perşembe günleri vaaz ederdi. Adamın biri ona: – Ebû Abdurrahman! Keşke bize her gün vaaz etsen, dedi.
Ebü’l–Yakzân Ammâr İbni Yâsir radıyallahu anhümâ , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “Bir adamın namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesmesi dini iyi bildiğini gösterir. Bu sebeple namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesiniz.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh : Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı, diyerek devamı ve tamamı “Sünneti Koruma” bahsinde geçen hadisi rivayet etti.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Hz. Peygamber’in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O sadece tebessüm ederdi.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbni Abbas radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre o, Arefe günü Peygamber aleyhisselâm ile birlikte (Arafat’tan Müzdelife’ye) dönüyordu. Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem arka tarafta bazı kimselerin bağırıp çağırdığını, devesini dövdüğünü ve develerin böğürdüğünü duyunca, onlara kamçısıyla işaret ederek şöyle buyurdu: “İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik yapmakla sevap kazanılamaz.”
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Mûsâ el–Eş`arî radıyallahu anh ’ın anlattığına göre bir gün evinde abdest alıp dışarı çıkarken kendi kendine: “Bugün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’den hiç ayrılmayacağım; hep onun yanında bulunacağım”, dedi. Sonra Mescid’e gidip oradaki sahâbîlere Peygamber aleyhisselâm ’ın nerede olduğunu sordu. Onlar da: – Şu tarafa doğru gitti, dediler.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in etrafında, Ebû Bekir ve Ömer radıyallâhu anhümâ ’nın da bulunduğu bir grup insanla oturuyorduk. Bir ara Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızdan kalkıp gitti. Uzunca bir süre dönmeyince, başına kötü bir iş gelmesinden korktuk ve telaşla yerimizden kalktık. Bu endişeyi ilk duyan bendim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i araya araya ensardan Neccâr oğullarına ait bir bahçeye geldim. Giriş kapısını arayarak bahçenin etrafını dolandım; fakat bir kapı bulamadım. Bahçenin dışındaki bir kuyudan içeriye su veren küçük bir ark gördüm ve oradan büzülerek Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanına girdim. – “Ebû Hüreyre! Sen misin?” diye sordu. – Evet, yâ Resûlallah! dedim. – “Ne haber?” dedi. – Aramızda otururken kalkıp gittin; geri dönmediğini görünce, sana bir kötülük yapılmasından korkup telaşlandık. İlk endişe duyan da ben oldum. Kalkıp bu bahçeye geldim ve tilki gibi iki büklüm içeri girdim. Diğerleri de arkadan geliyor, dedim.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Süleyman Mâlik İbni Huveyris radıyallahu anh şöyle dedi: Biz aynı yaşlarda bir grup genç Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu: “Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en yaşlınız da size imam olsun.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sâlim İbni Abdullah İbni Ömer’in söylediğine göre, (babası) Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bir yolculuğa çıkacak kimseye şöyle derdi: Yanıma gel de, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşalım. Resûl–i Ekrem şöyle vedalaşırdı: “Dinini koruyup emanetlerini ifa etmen ve amellerini hayırla sonuçlandırman hususunda seni Allah’a emanet ediyorum.”
Sahâbî Abdullah İbni Yezîd el–Hatmî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem orduyla vedâlaşmak istediği zaman: “Dininizi koruyup emanetlerinizi ifa etmeniz ve amellerinizi hayırla sonuçlandırmanız hususunda sizi Allah’a emanet ediyorum.” derdi.
Enes r adıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Peygamber aleyhisselâm ’a gelerek: – Yâ Resûlallah! Yolculuğa çıkıyorum; bana dua et, dedi. Resûl–i Ekrem de: – “Allah sana takvâ nasib etsin” buyurdu. Adam tekrar: – Bana dua et, deyince: – “Allah günahını bağışlasın” buyurdu. O yine: – Bana dua et, deyince de: – “Bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın” buyurdu.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı bir Kur’an sûresini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı öğretirdi. Şöyle buyururdu: “Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin: Allahım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, senin gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, senin o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü senin gücün her şeye yeter, benimki yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Bayram günlerinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem farklı yollardan gidip dönerdi.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem (Medine’den çıkarken) Şecere yolundan çıkar, Mu`arres yolundan dönerdi. Mekke’ye de Seniyyetü’l–`ulyâ’dan (yukarı Seniyye yolundan) girer, Seniyyetü’s–süflâ’dan (aşağı Seniyye yolundan) çıkardı.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi.
Yine Âişe radıyallâhu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı.
Ümmü Atıyye radıyallahu anh â’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Zeyneb radıyallahu anh â’yı yıkayan kadınlara şöyle buyurdu: “Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın.”
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz ayakkabısını giyeceği zaman önce sağ ayağından, ayakkabısını çıkaracağı zaman da önce sol ayağından başlasın. Böylece sağ ayak ilk önce giyilen, en sonra çıkarılan ayak olsun.”
Hafsa radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yerken, içerken ve giyinirken sağ elini, diğer işleri yaparken de sol elini kullanırdı.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayınız.”
Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mina’ya gelince hemen cemreye gitti ve taşları attı. Sonra Mina’daki dinlenme yerine gitti ve kurbanını kesti. Bu işler bitince berberi çağırdı ve ona önce başının sağ tarafını, sonra sol tarafını göstererek: “Buralardan kes!” buyurdu. Daha sonra kesilen saçlarını halka dağıttı.