SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 15 · Allah'ı ZikretmekKonum

(15) Kitâb: Allah'ı Zikretmek

كتاب الأذكار
Hadis 729 – 785 · 57 rivayet · Sayfa 1/2

Ebû Hüreyre radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dile hafif, mîzana konduğunda ağır gelen ve Rahmân olan Allah’ı hoşnut eden iki cümle vardır: Sübhânallahi ve bi–hamdihî sübhânallahi’l–azîm : Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Ben Yüce Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tekrar tenzih ederim”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏كلمتان خفيفتان على اللسان، ثقيلتان في الميزان، حبيبتان إلى الرحمن‏:‏ سبحان الله وبحمده، سبحان الله العظيم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 729

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ لأن أقول‏:‏ سبحان الله، والحمد لله، ولا إله إلا الله، والله أكبر، أحب إلي مما طلعت عليه الشمس” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 730

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏من قال لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك، وله الحمد، وهو على كل شيء قدير، في يوم مائة مرة كانت له عدل عشر رقاب وكتبت له مائة حسنة، ومحيت عنه مائة سيئة، وكانت له حرزًا من الشيطان يومه ذلك حتى يمسي، ولم يأتِ أحد بأفضل مما جاء به إلا رجل عمل أكثر منه‏"‏ وقال‏:‏ ‏"‏من قال سبحان الله وبحمده، في يوم مائة مرة حطت عنه خطاياه وإن كانت مثل زبد البحر‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 731

Ebû Eyyûb el–Ensârî radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l–mülkü ve lehü’l–hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”

وعن أبي أيوب الأنصاري رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏من قال لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد، وهو على كل شيء قدير، عشر مرات، كان كمن أعتق أربعة أنفس من ولد إسماعيل‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 732

Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi? Allah’ın en çok hoşlandığı söz, sübhânallahi ve bi–hamdihî demektir”, buyurdu.

وعن أبي ذر رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي رسول صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏ألا أخبرك بأحب الكلام إلى الله‏؟‏ إن أحب الكلام إلى الله‏:‏ سبحان الله وبحمده‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 733

Ebû Mâlik el–Eş’arî radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Temizlik imanın yarısıdır. el–Hamdü lillâh duası mizanı, sübhânallahi ve’l–hamdü lillâhi zikri ise yer ile göklerin arasını sevap ile doldurur.”

وعن أبي مالك الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏الطهور شطر الإيمان، والحمد لله تملأ الميزان، وسبحان الله، والحمد لله تملآن -أو تملأ- ما بين السماوات والأرض‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 734

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال‏:‏ جاء أعرابي إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ علمني كلامًا أقوله‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏قل لا إله إلا الله وحده لا شريك له، الله أكبر كبيرا والحمد لله كثيرا وسبحان الله رب العالمين، ولا حول ولا قوة إلا بالله العزيز الحكيم” قال فهؤلاء لربي، فما لي‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏قل اللهم اغفر لي، وارحمني، واهدني، وارزقني‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 735

Sevbân radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca üç defa istiğfâr eder ve “Allâhümme ente’s–selâm ve minke’s–selâm tebârekte yâ ze’l–celâli ve’l–ikrâm: Allahım selâm sensin. Selâmet ve esenlik sendendir. Ey azamet ve kerem sahibi Allahım, sen hayır ve bereketi çok olansın” derdi.

وعن ثوبان رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ إذا انصرف من صلاته استغفر ثلاثا ، وقال ‏:‏ ‏ "‏ اللهم أنت السلام ومنك السلام تباركت يا ذا الجلال والإكرام “ قيل للأوزاعي ، وهو أحد رواة الحديث ‏:‏ كيف الاستغفار ‏؟‏ قال ‏:‏ يقول ‏:‏ أستغفر الله أستغفر الله ‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 736

Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu: “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l–mülkü ve lehü'l–hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li–mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li–mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l–ceddi minke’l–ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.”

وعن المغيرة بن شعبة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، كان إذا فرغ من الصلاة وسلم قال ‏:‏ ‏ "‏لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد، وهو على كل شيء قدير‏.‏ اللهم لا مانع لما أعطيت، ولا معطي لما منعت، ولا ينفع ذا الجد منك الجد‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 737

Abdullah İbni’z–Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi: “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l–mülkü ve lehü'l–hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n–ni‘metü ve lehü’l–fazlu ve lehü’s–senâü’l–hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d–dîne velev kerihe’l–kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz” .

وعن عبد الله ابن الزبير رضي الله عنهما أنه كان يقول دبر كل صلاة، حين يسلم‏:‏ لا إله إلا الله وحده لا شريك له ، له الملك وله الحمد ، وهو على كل شيء قدير ‏.‏ لا حول ولا قوة إلا بالله ،لا إله إلا الله، ولا نعبد إلا إياه، له النعمة، وله الفضل وله الثناء الحسن‏.‏ لا إله إلا الله مخلصين له الدين ولو كره الكافرون ‏.‏ قال ابن الزبير‏:‏ وكان رسول الله صلى الله عليه وسلم، يهلل بهن دبر كل صلاة‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 738

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن فقراء المهاجرين أتوا رسول الله صلى الله عليه وسلم فقالوا‏:‏ ‏"‏ذهب أهل الدثور بالدرجات العلى، والنعيم المقيم‏:‏ يصلون كما نصلي، ويصومون كما نصوم، ولهم فضل من أموال‏:‏ يحجون، ويعتمرون، ويجاهدون، ويتصدقون‏.‏ فقال‏:‏ ‏"‏ألا أعلمكم شيئًا تدركون به من سبقكم، وتسبقون به من بعدكم، ولا يكون أحد أفضل منكم إلا من صنع مثل ما صنعتم‏؟‏ قالوا‏:‏ بلى يا رسول الله، قال‏:‏ ‏"‏تسبحون، وتحمدون، وتكبرون، خلف كل صلاة ثلاثًا وثلاثين قال أبو صالح الراوي عن أبي هريرة، لما سئل عن كيفية ذكرهن، قال‏:‏ يقول‏:‏ سبحان الله، والحمد لله، والله أكبر، حتى يكون منهن كلهن ثلاثًا وثلاثين‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ وزاد مسلم في روايته‏:‏ فرجع فقراء المهاجرين إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقالوا‏:‏ سمع إخواننا أهل الأموال بما فعلنا، وفعلوا مثله‏؟‏ فقال رسول الله‏:‏ ‏"‏ذلك فضل الله يؤتيه من يشاء‏"‏‏.‏ ((الدثور))جمع دثر- بفتح الدال و اسكان الثاء المثلثة- و هو: المال الكثير.
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 739

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l–mülkü ve lehü’l–hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”

وعنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏من سبح الله في دبر كل صلاة ثلاثًا وثلاثين، وحمد الله ثلاثًا وثلاثين، وكبر الله ثلاثًا وثلاثين، وقال تمام المائة‏:‏ لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد، وهو على كل شيء قدير، غفرت خطاياه وإن كانت مثل زبد البحر” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 740

Kâ‘b İbni Ucre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Farz namazların ardından okunan zikirleri okuyan –veya bunları yapan– kimse hiçbir zaman zarara uğramaz. Bunlar otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz dört defa Allâhü ekber demektir.”

وعن كعب بن عجرة رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏معقبات لا يخيب قائلهن -أو فاعلهن- دبر كل صلاة مكتوبة‏:‏ ثلاثًا وثلاثين تسبيحة وثلاثًا وثلاثين تحميدة، وأربعًا وثلاثين تكبيرة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 741

Sa‘d İbni Ebû Vakkas radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazlardan sonra şu duayı okuyarak Allah’a sığınırdı: “ Allâhümme innî eûzü bike mine’l–cübni ve’l–buhl, ve eûzü bike min en uredde ilâ erzeli’l–ömr, ve eûzü bike min fitneti’d–dünyâ, ve eûzü bike min fitneti’l–kabr: Allahım! Korkaklıktan, cimrilikten sana sığınırım. Erzel–i ömürden sana sığınırım. Dünya fitnesinden sana sığınırım. Kabir fitnesinden sana sığınırım. ”

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يتعوذ دبر الصلوات بهؤلاء الكلمات‏:‏ ‏"‏اللهم إني أعوذ بك من الجبن والبخل، وأعوذ بك من أن أرد إلى أرذل العمر وأعوذ بك من فتنة الدنيا، وأعوذ بك من فتنة القبر” ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 742

Muâz radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve: “Muâz! Vallahi seni gerçekten seviyorum” buyurdu. Sonra sözüne şöyle devam etti: “Muâz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allâhümme einnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!”

وعن معاذ رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أخذ بيده وقال‏:‏ ‏"‏يا معاذ والله إني لأحبك‏"‏ فقال‏:‏ ‏"‏أوصيك يا معاذ لا تدعن في دبر كل صلاة تقول‏:‏ اللهم أعني على ذكرك، وشكرك، وحسن عبادتك‏"‏‏.‏ رواه أبو داود بإسناد صحيح‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 743

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin: Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l–kabr ve min fitneti’l–mahyâ ve’l–memât ve min şerri fitneti’l–mesîhi’d–deccâl: Allahım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, kör deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım. ”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إذا تشهد أحدكم فليستعذ بالله من أربع، يقول‏:‏ اللهم إني أعوذ بك من عذاب جهنم، ومن عذاب القبر ومن فتنة المحيا والممات، ومن شر فتنة المسيح الدجال‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 744

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن علي رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا قام إلى الصلاة يكون من آخر ما يقول بين التشهد والتسليم‏:‏ ‏ "‏اللهم اغفر لي ما قدمت وما أخرت، وما أسررت وما أعلنت، وما أسرفت، وما أنت أعلم به مني، أنت المقدم، وأنت المؤخر، لا إله إلا أنت‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 745

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem rükû ve secdede şu duayı çok okurdu: “Sübhâneke’llâhümme rabbenâ ve bi–hamdik. Allâhümm’ağfir lî: Allahım! Yüce Rabbimiz! Seni ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve sana hamdederim. Allahım! Beni bağışla. ”

وعن عائشة رضي الله عنه قالت‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم يكثر أن يقول في ركوعه وسجوده‏:‏ سبحانك اللهم ربنا وبحمدك، اللهم اغفر لي‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 746

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول في ركوعه وسجوده‏:‏ ‏ "‏سبوح قدوس رب الملائكة والروح‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 747

İbni Abbas radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Rükûda âlemlerin Rabbine tâzim ediniz. Secdede ise dua etmeye çalışınız; çünkü oradaki duanızın kabul olma şansı daha fazladır.”

وعن ابن عباس رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ فأما الركوع فعظموا فيه الرب، وأما السجود فاجتهدوا في الدعاء، فقمن أن يستجاب لكم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 748

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏أقرب ما يكون العبد من ربه وهو ساجد، فأكثروا الدعاء‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 749

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem secdede şöyle dua ederdi: “Allâhümmağfirlî zenbî küllehû, dikkahû ve cillehû, ve evvelehû ve âhirehû, ve alâniyetehû ve sirrehû: Allahım! Günahımın hepsini, küçüğünü, büyüğünü, öncesini, sonrasını, açığını, gizlisini bana bağışla! ”

وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم كان يقول في سجوده‏:‏ “اللهم اغفر لي ذنبي كله دقه وجله، وأوله وآخره، وعلانيته وسره‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 750

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ افتقدت النبي صلى الله عليه وسلم ذات ليلة فتحسست، فإذا هو راكع‏.‏-أو ساجد- يقول‏:‏ ‏"‏سبحانك وبحمدك لا إله إلا أنت‏"‏ ، وفي رواية‏:‏ فوقعت يدي على بطن قدميه، وهو في المسجد، وهما منصوبتان، وهو يقول‏:‏ ‏"‏اللهم إني أعوذ برضاك من سخطك، وبمعافاتك من عقوبتك، وأعوذ بك منك، لا أحصي ثناء عليك أنت كما أثنيت على نفسك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 751

Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi: Res û lul l a h s allallahu aleyhi ve sellem ’in yanında bulunuyorduk. Bize: – “Sizden biri her gün bin sevap kazanmaktan âciz midir?” diye sordu. Yanında oturanlardan biri: – Bir kimse her gün bin sevabı nasıl kazanır? diye sordu. Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu: – “Yüz defa sübhânallah der, ona bin iyilik yazılır veya bin günahı bağışlanır.”

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه قال‏:‏ كنا عند رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ ‏"‏أيعجز أحدكم أن يكسب في كل يوم ألف حسنة‏!‏‏"‏ فسأله سائل من جلسائه‏:‏ كيف يكسب ألف حسنة‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏يسبح مائة تسبيحة، فيكتب له ألف حسنة، أو يحط عنه ألف خطيئة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏. قال الحميدي: كذا هو في كتاب مسلم : ((او يحط)) قال البرقاني: ورواه شعبة و ابو عوانة, و يحيى القطان, عن موسى الذي رواه مسلم من جهته فقالوا:((و يحط)) بغير الف.
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 752

Ebû Zer radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.”

وعن أبي ذر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ “يصبح على كل سلامى من أحدكم صدقة‏:‏ فكل تسبيحة صدقة، وكل تحميدة صدقة، وكل تهليلة صدقة، وكل تكبيرة صدقة، وأمر بالمعروف صدقة، ونهي عن المنكر صدقة، ويجزي من ذلك ركعتان يركعهما من الضحى‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 753

Mü’minlerin annesi Cüveyriye Binti’l–Hâris radıyallahu anhâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, Hazret–i Cüveyriye namaz kıldığı yerde oturmakta iken erkenden evden çıktı. Kuşluk vakti tekrar eve döndü. Cüveyriye radıyallahu anhâ ’nın hâlâ yerinde oturmakta olduğunu görünce: – “Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun?” diye sordu. O da: – Evet, diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: – “Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi–hamdihî adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî: Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim.”

وعن أم المؤمنيين جويرية بنت الحارث رضي الله عنها أن النبي صلى الله عليه وسلم خرج من عندها بكرة حين صلى الصبح وهي في مسجدها، ثم رجع بعد أن أضحي وهي جالسة، فقال‏:‏ ‏"‏مازلت على الحالة التي فارقت عليها‏؟‏‏"‏ قالت‏:‏ نعم، فقال النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏لقد كنت بعدك أربع كلمات ثلاث مرات، لو وزنت بما قلت منذ اليوم لوزنتهن‏:‏ سبحان الله وبحمده عدد خلقه، ورضا نفسه، وزنة عرشه، ومداد كلماته‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ وفي رواية له‏:‏ سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله مداد كلماته‏"‏‏.‏ وفي رواية الترمذي‏:‏ ألا أعلمك كلمات تقولينها‏؟‏ سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله عدد خلقه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله رضا نفسه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله زنة عرشه، سبحان الله مداد كلماته، سبحان الله مداد كلماته، سبحان الله مداد كلماته‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 754

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ‏"‏مثل الذي يذكر ربه والذي لا يذكره، مثل الحي والميت‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏ ورواه مسلم فقال‏:‏ ‏"‏مثل البيت الذي يذكر الله فيه، والبيت الذي لا يذكر الله فيه، مثل الحي والميت‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 755

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة، رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ‏ "‏يقول الله تعالى‏:‏ أنا عند ظن عبدي بي، وأنا معه إذا ذكرني، فإن ذكرني في نفسه، ذكرته في نفسي وإن ذكرني في ملإٍ ذكرته في ملإٍ خير منهم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 756

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏سبق المفردون‏"‏ قالوا‏:‏ وما المفردون يا رسول الله‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏الذاكرون الله كثيرًا والذكرات‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ وروي : (( المفردون )) بتشديد الراء وتخفيفها والمشهور الذي قاله الجمهور : التشديد.
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 757

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن جابر رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏أفضل الذكر‏:‏ لا إله إلا الله‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 758

Abdullah İbni Büsr radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ’e hitâben: – Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım bir şey söyle, dedi. O da: – “Dilin hep Allah’ı zikretsin!” buyurdu.

وعن عبد الله بن بشر رضي الله عنه أن رجلا قال‏:‏ يا رسول الله، إن شرائع الإسلام قد كثرت علي، فأخبرني بشيء أتشبث به قال‏:‏ ‏ "‏لا يزال لسانك رطبًا من ذكر الله‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 759

Câbir radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse sübhânallahi ve bi–hamdihî: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim, derse, cennette onun için bir hurma ağacı dikilir.”

وعن جابر رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏من قال‏:‏ سبحان الله وبحمده، غرست له نخلة في الجنة‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 760

İbni Mes’ûd radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l–hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.”

وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏لقيت إبراهيم صلى الله عليه وسلم ليلة أسري بي، فقال‏:‏ يا محمد أقرئ أمتك مني السلام، وأخبرهم أن الجنة طيبة التربة، عذبة الماء، وأنها قيعان، وأن غراسها‏:‏ سبحان الله، والحمد لله، ولا إله إلا الله، والله أكبر‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 761

Ebü’d–Derdâ radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına: – “Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar da: – Evet, söyle dediler. Resûl–i Ekrem de: – “Allah Teâlâ’yı zikretmektir” buyurdu.

وعن أبي الدرداء، رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏ألا أنبئكم بخير أعمالكم، وأزكاها عند مليككم، وأرفعها في درجاتكم، وخير لكم من إنفاق الذهب والفضة وخير لكم من أن تلقوا عدوكم فتضربوا أعناقهم، ويضربوا أعناقكم‏؟‏‏"‏ قالوا‏:‏ بلى، قال‏:‏ ‏"‏ذكر الله تعالى‏"‏‏.‏ رواه الترمذي وقال الحاكم أبو عبد الله إسناده صحيح‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 762

Sa’d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh ’in rivayet ettiğine göre, kendisi bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber, önündeki hurma çekirdekleriyle veya çakıl taşlarıyla tesbih çeken bir kadının yanına girdi. Peygamber aleyhisselâm kadına: “Bundan daha kolayını –veya daha faziletlisini– sana haber vereyim mi?” diye sorduktan sonra şöyle buyurdu: “Sübhânallahi adede mâ halaka fi’s–semâi ve sübhânallahi adede mâ halaka fi’l–ard ve sübhânallahi adede mâ beyne zâlike ve sübhânallahi adede mâ hüve hâlik : Ben Allah’ı gökyüzünde yarattıkları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzîh ederim. Ben Allah’ı yeryüzünde yarattıkları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzîh ederim. Ben Allah’ı yerle gök arasında yarattıkları sayısınca ulûhiyetine yakışmayan sıfatlardan tenzîh ederim. Ben Allah’ı bundan sonra yaratacakları sayısınca ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzîh ederim, de. Allahü ekber’i de böyle, elhamdülillâh’ı da böyle, lâ ilâhe illallah’ı da böyle, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ı da böyle söylersin.”

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه أنه دخل مع رسول الله صلى الله عليه وسلم على امرأة وبين يديها نوى -أو حصى- تسبح به فقال‏:‏ ‏"‏أخبرك بما هو أيسر عليك من هذا - أو أفضل‏"‏ فقال‏:‏ ‏"‏سبحان الله عدد ما خلق في السماء، وسبحان الله عدد ما خلق في الأرض، وسبحان الله عدد ما بين ذلك، وسبحان الله عدد ما هو خالق، والله أكبر مثل ذلك، والحمد لله مثل ذلك، ولا إله إلا الله مثل ذلك، ولا حول ولا قوة إلا بالله مثل ذلك‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 763

Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana hitâben: – “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. Ben de: – Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedim. Şöyle buyurdu: – “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”

وعن أبي موسى رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏ألا أدلك على كنز من كنوز الجنة ‏؟‏‏"‏ فقلت‏:‏ بلى يا رسول الله قال‏:‏ ‏"‏لا حول ولا قوة إلا بالله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 764

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’yı her halinde zikrederdi.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يذكر الله تعالى على كل أحيانه‏.‏ رواه مسلم‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 765

İbni Abbas radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz eşiyle birleşeceği zaman, ‘bismillâh, Allâhümme cennibne’ş–şeytâne ve cennibi’ş–şeytâne mâ razaktenâ: Allahım! Şeytanı bizden ve bize vereceğin çocuktan uzaklaştır’ derse ve bu beraberlikten çocukları olursa, şeytan ona zarar veremez.”

وعن ابن عباس رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏لو أن أحدكم إذا أتى أهله قال‏:‏ بسم الله، اللهم جنبنا الشيطان وجنب الشيطان ما رزقتنا، فقضى بينهما ولد لم يضره ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 766

Huzeyfe ve Ebû Zer radıyallahu anhümâ şöyle dediler: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yatağına yattığı zaman: “Bismike’llâhümme ahyâ ve emût: Allahım! Senin ismini anarak ölür, dirilirim (uyur, uyanırım)” derdi. Uykudan uyanınca da: “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba‘de mâ emâtenâ ve ileyhi’n–nüşûr: Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamdolsun. Yeniden diriltip huzurunda toplayacak olan da O’dur” derdi.

عن حذيفة، وأبي ذر رضي الله عنهما قالا‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا أوى إلى فراشه قال‏:‏ ‏"‏باسمك اللهم أموت وأحيا‏"‏ وإذا استيقظ قال‏:‏ ‏"‏الحمد لله الذي أحيانا بعد ما أماتنا وإليه النشور‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 767

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb–ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara: – “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler: – Sübhânallah diyere k seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder: – “Peki onlar beni gördüler mi ki?” – Hayır, vallahi seni görmediler. – “Beni görselerdi ne yaparlardı?” – Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi. – “Kullarım benden ne istiyorlar?” – Cennet istiyorlar. – “Cenneti görmüşler mi?” – Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler. – “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?” – Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi. – Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?” – Cehennemden sığınıyorlar. – “Peki cehennemi gördüler mi?” – Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler. – “Ya görseler ne yaparlardı?” – Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏"‏إن لله تعالى ملائكة يطوفون في الطرق يلتمسون أهل الذكر، فإذا وجدوا قومًا يذكرون الله عز وجل، تنادوا‏:‏ هلموا إلى حاجتكم، فيحفونهم بأجنحتهم إلى السماء الدنيا، فيسألهم ربهم - وهو أعلم‏:‏ ما يقول عبادي‏؟‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ يسبحونك، ويكبرونك، ويحمدونك، ويمجدونك، فيقول‏:‏ هل رأوني‏؟‏ فيقولون‏:‏ لا لا والله ما رأوك، فيقول‏:‏ كيف لو رأوني‏؟‏‏!‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ لو رأوك كانوا أشد لك عبادة، وأشد لك تمجيدًا، وأكثر لك تسبيحًا فيقول‏:‏ فماذا يسألون‏؟‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ يسألونك الجنة‏.‏ قال‏:‏ يقول‏:‏ وهل رأوها‏؟‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ لا والله يا رب ما رأوها‏.‏ قال‏:‏ يقول‏:‏ فكيف لو رأوها‏؟‏‏!‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ لو أنهم رأوها كانوا أشد عليها حرصًا، وأشد لها طلبًا، وأعظم فيها رغبة‏.‏ قال‏:‏ فمم يتعوذون‏؟‏ قال يقولون‏:‏ يتعوذون من النار، قال‏:‏ فيقول‏:‏ وهل رأوها‏؟‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ ولا والله ما رأوها‏.‏ فيقول‏:‏ كيف لو رأوها‏؟‏‏!‏ قال‏:‏ يقولون‏:‏ لو رأوها كانوا أشد فرارًا، وأشد لها مخافة‏.‏ قال‏:‏ يقول‏:‏ فأشهدكم أني قد غفرت لهم، قال‏:‏ يقول ملك من الملائكة‏:‏ فيهم فلان ليس منهم، إنما جاء لحاجة، قال‏:‏ هم الجلساء لا يشقى بهم جليسهم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ وفي رواية لمسلم عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏إن لله ملائكة سيارة فضلا يتتبعون مجالس الذكر، فإذا وجدوا مجلسًا فيه ذكر، قعدوا معهم، وحف بعضهم بعضًا بأجنحتهم حتى يملئوا ما بينهم وما بين السماء الدنيا، فإذا تفرقوا عرجوا وصعدوا إلى السماء، فيسألهم الله عز وجل - وهو أعلم‏:‏ من أين جئتم‏؟‏ فيقولون‏:‏ جئنا من عند عباد لك في الأرض‏:‏ يسبحونك، ويكبرونك، ويهللونك، ويحمدونك، ويسألونك‏.‏ قال‏:‏ وماذا يسألوني‏؟‏ قالوا‏:‏ يسألونك جنتك‏.‏ قال‏:‏ وهل رأوا جنتي‏؟‏ قالوا‏:‏ لا، أي رب‏.‏ قال‏:‏ فكيف لو رأوا جنتي‏؟‏‏!‏ قالوا‏:‏ ويستجيرونك‏.‏ قال‏:‏ ومم يستجيروني‏؟‏ قالوا‏:‏ من نارك يا رب‏.‏ قال‏:‏ وهل رأوا ناري‏؟‏ قالوا‏:‏ لا، قال‏:‏ فكيف لو رأوا ناري‏؟‏ قالوا‏:‏ ويستغفرونك، فيقول‏:‏ قد غفرت لهم، وأعطيتهم ما سألوا، وأجرتهم ما استجاروا‏.‏ قال‏:‏ فيقولون‏:‏ رب فيهم فلان عبد خطاء إنما مر، فجلس معهم، فيقول‏:‏ وله غفرت، هم القوم لا يشقى بهم جليسهم‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 768

Yine Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir topluluk Allah’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allah’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.”

وعنه وعن أبي سعيد رضي الله عنهما قالا‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏لا يقعد قوم يذكرون الله عز وجل إلا حفتهم الملائكة، وغشيتهم الرحمة ونزلت عليهم السكينة، وذكرهم الله فيمن عنده‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 769

Ebû Vâkıd Hâris İbni Avf radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mescid–i Nebevî’de oturmuş, sahâbîler de onun etrafını almışken karşıdan üç kişi çıkageldi. İkisi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e doğru yöneldi, diğeri gitti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanına gelenlerden biri cemaatin arasında bir boşluk görüp oraya oturdu. Öteki ise cemaatin arkasına gidip oturdu. Üçüncü adam da çekip gitti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sözünü bitirince (bunlar hakkında) şöyle buyurdu: “Size şu üç kişinin durumunu haber vereyim mi? Onlardan biri Allah’a sığındı, Allah da onu barındırdı. Diğeri (insanları rahatsız etmekten) utandı, Allah da ondan hayâ etti. Ötekine gelince, o (bu meclisten) yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi.”

وعن أبي واقد الحارث بن عوف رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، بينما هو جالس في المسجد، والناس معه، إذ أقبل اثنان إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، وذهب واحد، فوقفا على رسول الله صلى الله عليه وسلم، فأما أحدهما فرأى فرجة في الحلقة، فجلس فيها وأما الآخر، فجلس خلفهم، وأما الثالث فأدبر ذاهبًا‏.‏ فلما فرغ رسول الله صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ألا أخبركم عن النفر الثلاثة‏:‏ أما أحدهم، فأوى إلى الله، فآواه الله ، وأما الآخر فاستحيى فاستحيى الله منه، وأما الآخر، فأعرض، فأعرض الله عنه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 770

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi: Muâviye radıyallahu anh mescidde halka halinde oturan bir cemaatin yanına geldi ve: – Burada niçin böyle toplandınız? diye sordu. – Allah’ı zikretmek için toplandık, diye cevap verdiler. O tekrar: – Allah aşkına doğru söyleyin. Siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz? diye sordu. – Evet, sadece bu maksatla oturduk, dediler. Bunun üzerine Muâviye: – Ben sizin sözünüze inanmadığım için yemin vermiş değilim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e benim kadar yakın olup da benden daha az hadis rivayet eden yoktur. Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir ilim halkasında oturan sahâbîlerinin yanına geldi de onlara: – “Burada niçin oturuyorsunuz?” diye sordu. – Bize İslâmiyet’i nasip ederek büyük bir lutufta bulunması sebebiyle Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturuyoruz, diye cevap verdiler. Resûl–i Ekrem: – “Gerçekten siz buraya sadece Allah’ı zikretmek için mi oturdunuz?” diye sordu. – Evet, vallahi sadece bu maksatla oturduk, dediler. Bunun üzerine Allah'ın Resûlü: – “Ben size inanmadığım için yemin vermiş değilim. Fakat bana Cebrâil gelerek Allah Teâlâ’nın meleklere sizinle iftihar ettiğini haber verdi de onun için böyle söyledim” buyurdu.

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال‏:‏ خرج معاوية رضي الله عنه على حلقة في المسجد، فقال‏:‏ ما أجلسكم‏؟‏ قالوا‏:‏ جلسنا نذكر الله‏.‏ قال‏:‏ آلله ما أجلسكم إلا ذاك‏؟‏ قالوا‏:‏ ما أجلسنا إلا ذاك، قال‏:‏ أما إني لم أستحلفكم تهمة لكم، وما كان أحد بمنزلتي من رسول الله صلى الله عليه وسلم أقل حديثًا مني‏:‏ إن رسول الله صلى الله عليه وسلم خرج على حلقة من أصحابه فقال‏:‏ ‏"‏ما أجلسكم‏؟‏‏"‏ قالوا‏:‏ جلسنا نذكر الله، ونحمده على ما هدانا للإسلام، ومنَّ به علينا‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏آلله ما أجلسكم إلا ذاك‏؟‏‏"‏ قالوا‏:‏ والله ما أجلسنا إلا ذلك‏"‏‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏أما إني لم أستحلفكم تهمة لكم، ولكنه أتاني جبريل فأخبرني أن الله يباهي بكم الملائكة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 771

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim sabah akşam yüz defa sübhânallâhi ve bi–hamdihî: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” derse, onun söylediklerinin bir mislini veya daha fazlasını söyleyen kimse dışında hiçbir şahıs, kıyâmet gününde onun söylediğinden daha faziletli bir zikirle gelemez.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏من قال حين يصبح وحين يمسي‏:‏ سبحان الله وبحمده مائة مرة، لم يأتِ أحد يوم القيامة بأفضل مما جاء به، إلا أحد قال مثل ما قال أو زاد‏"‏ ‏(‏‏(‏ رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 772

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ’e gelerek: – Dün gece beni sokan akrep yüzünden ne büyük acılar çektim, dedi. Resûl–i Ekrem de: – “Eğer akşamleyin eûzü bi–kelimâtillâhi’t–tâmmâti min şerri mâ halak: Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım, deseydin o sana zarar vermezdi” buyurdu.

وعنه قال‏:‏ جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم، فقال‏:‏ يا رسول الله ما لقيت من عقرب لدغتني البارحة‏!‏ قال‏:‏ ‏ "‏أما لو قلت حين أمسيت‏:‏ أعوذ بكلمات الله التامات من شر ما خلق لم تضرك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 773

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه عنه النبي، صلى الله عليه وسلم، أنه كان يقول إذا أصبح‏:‏ ‏"‏اللهم بك أصبحنا، وبك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك النشور‏"‏‏.‏ وإذا أمسى قال‏:‏ ‏"‏اللهم بك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك المصير‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 774

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Ebû Bekir es–Sıddîk radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâm ’a: – Yâ Resûlallah! Bana sabahleyin ve akşamleyin okuyacağım mübarek kelimeleri belletseniz de okusam, dedi. O da: – “Allâhümme fâtıre’s–semâvâti ve’l–ardı âlime’l–gaybi ve’ş–şehâdeti, rabbe külli şey’in ve melîkehû. Eşhedü enlâ ilâhe illâ ente. Eûzü bike min şerri nefsî ve şerri’ş–şeytâni ve şirkihî: Gökleri ve yeri, görünen ve görünmeyen âlemleri yaratan Allahım! Ey her şeyin Rabbi ve sâhibi! Senden başka ilâh bulunmadığını kesinlikle söylerim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden, onun Allah’a şirk koşmaya davet etmesinden sana sığınırım” diye dua et ve bunu sabahleyin, akşamleyin ve yatağa yattığın zaman söyle!” buyurdu.

وعنه أن أبا بكر الصديق رضي الله عنه قال‏:‏ يا رسول الله مرني بكلمات أقولهن إذا أصبحت وإذا أمسيت، قال‏:‏ قل‏:‏ ‏"‏اللهم فاطر السماوات والأرض عالم الغيب والشهادة، رب كل شيء ومليكه أشهد أن لا إله إلا أنت، أعوذ بك من شر نفسي وشر الشيطان وشركه‏"‏ قال‏:‏ ‏"‏قلها إذا أصبحت، وإذا أمسيت، وإذا أخذت مضجعك‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن صحيح‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 775

İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi: Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi: “Emseynâ ve emse’l–mülkü lillâh, vel–hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l–mülkü ve lehü’l–hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l–leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l–leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l–keseli ve sûi’l–kiber, eûzü bike min azâbi’n–nâr ve azâbi’l–kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım. ”

وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال‏:‏ كان نبي الله صلى الله عليه وسلم، إذا أمسى قال‏:‏ أمسينا وأمسى الملك لله، والحمد لله، لا إله إلا الله وحده لا شريك له‏"‏ قال الراوي‏:‏ أراه قال فيهن‏:‏ ‏"‏له الملك وله الحمد وهو على كل شيء قدير، رب أسألك خير ما في هذه الليلة، وخير ما بعدها، وأعوذ بك من شر ما في هذه الليلة وشر ما بعدها، رب أعوذ بك من الكسل، وسوء الكبر، رب أعوذ بك من شر ما في هذه الليلة، وخير ما بعدها، وأعوذ بك من شر ما في هذه الليلة وشر ما بعدها، رب أعوذ بك من الكسل، وسوء الكبر، رب أعوذ بك من عذاب النار، وعذاب في القبر‏"‏ وإذا أصبح قال ذلك أيضًا‏:‏ ‏"‏أصبحنا وأصبح الملك لله‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 776

Abdullah İbni Hubeyb radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Akşam ve sabah vakitlerinde Kulhüvallâhü ahad ile Muavvizeteyn sûrelerini üçer defa oku. Her türlü kötülükten korunman için bunlar sana yeter.”

وعن عبد الله بن خُبيب -بضم الخاء المعجمة- رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏اقرأ‏:‏ قل هو الله أحد، والمعوذتين حين تمسي وحين تصبح، ثلاث مرات، تكفيك من كل شيء‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن صحيح ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 777

Osman İbni Affân radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim her sabah ve her akşam üç defa bismillâhillezî lâ yedurru mea’smihî şey’ün fi’l–ardı velâ fi’s–semâ’ ve hüve’s–semîu’l–alîm: İsmi sayesinde yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla. O herşeyi duyar ve bilir” derse, ona hiçbir şey zarar vermez.”

وعن عثمان بن عفان رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏ما من عبد يقول في صباح كل يوم ومساء كل ليلة‏:‏ بسم الله الذي لا يضر مع اسمه شيء في الأرض ولا في السماء وهو السميع العليم، ثلاث مرات، إلا لم يضره شيء‏"‏‏.‏ رواه أبو داود والترمذي وقال حديث حسن صحيح ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 15 (Allah'ı Zikretmek), Hadis no. 778