SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 5 · SelâmlaşmaKonum

(5) Kitâb: Selâmlaşma

كتاب السلام
Hadis 165 – 214 · 50 rivayet

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e: – İslâm’ın hangi özelliği daha hayırlıdır, diye sordu? Resûl–i Ekrem: “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermendir” buyurdu.

وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما أن رجلا سأل رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ أي الإسلام خير‏؟‏ قال‏:‏ ‏ "‏تطعم الطعام، وتقرأ السلام على من عرفت ومن لم تعرف‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 165

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ Âdem sallallahu aleyhi ve sellem’i yaratınca ona: – Git şu oturmakta olan meleklere selâm ver ve senin selâmına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selâmı o olacaktır, buyurdu. Âdem aleyhi’s–selâm meleklere: – es–Selâmü aleyküm, dedi. Melekler: – es–Selâmü aleyke ve rahmetullâh, karşılığını verdiler. Onun selâmına “ve rahmetu’l–lâh”ı ilâve ettiler.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ لما خلق الله تعالى آدم عليه السلام قال‏:‏ اذهب فسلم على أولئك -نفر من الملائكة جلوس- فاستمع ما يحيونك، فإنه تحيتك وتحية ذريتك‏.‏ فقال‏:‏ السلام عليكم فقالوا‏:‏ السلام عليك ورحمة الله، فزادوه‏:‏ ورحمة الله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 166

Ebû Umâre Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şu yedi şeyi emretti: Hasta ziyaretini, cenâzeye iştirak etmeyi, aksırana hayır dilemeyi, zayıfa yardım etmeyi, mazluma yardımcı olmayı, selâmı yaygın hale getirmeyi ve yemin edenin yemininin yerine gelmesini temin etmeyi.

وعن أبي عمارة البراء بن عازب رضي الله عنهما قال‏:‏ أمرنا رسول الله صلى الله عليه وسلم بسبع‏:‏ بعيادة المريض، واتباع الجنائز، وتشميت العاطس، ونصر الضعيف، وعون المظلوم، وإفشاء السلام وإبرار المقسم‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه هذا لفظ إحدى روايات البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 167

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏لا تدخلوا الجنة حتى تؤمنوا ولا تؤمنوا حتى تحابوا أولا أدلكم على شيء إذا فعلتموه تحاببتم‏؟‏ أفشوا السلام بينكم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم ‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 168

Abdullah İbni Selâm radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Birbirinize selâm veriniz, yemek yediriniz, insanlar uyurken geceleyin namaz kılınız. Böyle yaparsanız selâmetle cennete girersiniz.”

وعن أبي يوسف عبد الله بن سلام رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏يا أيها الناس أفشوا السلام، وأطعموا الطعام، وصلوا الأرحام وصلوا والناس نيام، تدخلوا الجنة بسلام‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 169

Tufeyl İbni Übey İbni Kâ’b, söylediğine göre Abdullah İbni Ömer’e gelir ve onunla birlikte çarşıya çıkarlardı. Tufeyl sözüne şöyle devam etti: Biz çarşıya çıktığımızda, Abdullah, eski eşya satan, değerli mal satan, yoksul veya herhangi bir kimseye uğrasa mutlaka selâm verirdi. Bir gün yine Abdullah İbni Ömer’in yanına gelmiştim. Çarşıya gitmek için kendisine arkadaş olmamı istedi. Ona: – Çarşıda ne yapacaksın? Alış verişe vâkıf değilsin, malların fiyatlarını sormuyorsun, bir şey satın almak istemiyorsun, çarşıdaki sohbet yerlerinde de oturmuyorsun? Şurada otur da, birlikte konuşalım, dedim. Bunun üzerine Abdullah: – Ey Ebû Batn! –Tufeyl, iri göbekli bir kişi olduğu için böyle hitap etmiştir– Biz, sadece selâm vermek üzere çarşıya çıkıyoruz; karşılaştığımız kimselere de selâm veriyoruz, cevabını verdi.

وعن الطفيل بن أبي بن كعب أنه كان يأتي عبد الله بن عمر، فيغدو معه إلى السوق، قال‏:‏ فإذا غدونا إلى السوق، لم يمر عبد الله على سقاط ولا صاحب بيعة، ولا مسكين، ولا أحد إلا سلم عليه، قال الطفيل، فجئت عبد الله بن عمر يومًا، فاستتبعني إلى السوق فقلت له‏:‏ ما تصنع بالسوق، وأنت لا تقف على البيع ولا تسأل عن السلع، ولا تسوم بها، ولا تجلس في مجالس السوق‏؟‏ وأقول‏:‏ اجلس بنا هاهنا نتحدث، فقال يا أبا بطن- وكان الطفيل ذا بطن- إنما نغدو من أجل السلام فنسلم على من لقيناه‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مالك في الموطأ بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 170

İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e bir adam geldi ve: – es–Selâmü aleyküm, dedi. Hz. Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem : – “On sevap kazandı” buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o da: – es–Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Hz. Peygamber: – “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve: – es–Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz. Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Efendimiz: – “Otuz sevap kazandı” buyurdular.

عن عمران بن الحصين رضي الله عنهما قال‏:‏ جاء رجل إلى النبي صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ السلام عليكم، فرد عليه ثم جلس، فقال النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ “عشر” ثم جاء آخر، فقال‏:‏ السلام عليكم ورحمة الله، فرد عليه فجلس، فقال‏:‏ ‏ "‏عشرون‏"‏ ثم جاء آخر، فقال‏:‏ السلام عليكم ورحمة الله وبركاته، فرد عليه فجلس، فقال‏:‏ “ثلاثون” ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 171

Âişe radıyallahu anh â şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: – “Şu zât Cibrîl aleyhi’s–selâm’dır; sana selâm ediyor” buyurdu. Ben de: – Ve aleyhi’s–selâm ve rahmetullâhi ve berekâtüh, dedim.

وعن عائشة رضي الله عنه قالت‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “هذا جبريل يقرأ عليك السلام‏"‏ قالت‏:‏ قلت‏:‏ ‏"‏وعليه السلام ورحمة الله وبركاته‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ وهكذا وقع في بعض روايات الصحيحين‏:‏ "وبركاته" وفي بعضها بحذفها وزيادة الثقة مقبولة
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 172

Enes radıyallahu anh ’in belirttiğine göre: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sözünün iyi anlaşılması için konuşmasını üç defa tekrarlardı. Bir topluluğun yanına varıp onları selâmlayacağı zaman üç defa selâm verirdi.

وعن أنس رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم، كان إذا تكلم بكلمة أعادها ثلاثًا حتى تفهم عنه، وإذا أتى على قوم فسلم عليهم سلم عليهم ثلاثًا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏ وهذا محمول على ما إذا كان الجمع كثيرًا‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 173

Mikdâd radıyallahu anh , uzun bir hadisinde şöyle dedi: Biz, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in süt hissesini ayırıp kaldırırdık. Resûl–i Ekrem geceleyin gelir, uyuyanı uyandırmayacak, uyanık olanlara işittirecek şekilde selâm verirdi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir gece geldi, yine her zamanki gibi selâm verdi.

وعن المقداد رضي الله عنه في حديثه الطويل قال‏:‏ كنا نرفع للنبي صلى الله عليه وسلم نصيبه من اللبن، فيجيء من الليل، فيسلم تسليمًا لا يوقظ نائمًا، ويسمع اليقظان، فجاء النبي صلى الله عليه وسلم فسلم كما كان يُسلم‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 174

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anh â’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün mescide uğradı. Kadınlardan oluşan bir cemaat orada oturmaktaydı. Hz. Peygamber onlara eliyle işaret ederek selâm verdi.

وعن أسماء بنت يزيد رضي الله عنه عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، مر في المسجد يومًا، وعصبة من النساء قعود، فألوى بيده بالتسليم‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 175

Ebû Ümâme radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanların Allah katında en makbulü ve O’na en yakın olanı, önce selâm verendir.”

وعن أبي أمامة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏إن أولى الناس بالله من بدأهم بالسلام‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد جيد، ورواه الترمذي بنحوه وقال‏:‏ حديث حسن، وقد ذكر بعده‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 176

Ebû Cürey el–Hüceymî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e geldim ve: – Aleyke’s–selâm yâ Resûlallah! dedim. Peygamber Efendimiz: – “Aleyke’s–selâm deme; çünkü aleyke’s–selâm ölülere verilen selâmdır” buyurdu.

وعن أبي جري الهجيمي رضي الله عنه قال‏:‏ أتيت رسول الله صلى الله عليه وسلم فقلت‏:‏ عليك السلام يا رسول الله قال‏:‏ ‏ "‏لا تقل عليك السلام؛ فإن عليك السلام تحية الموتى‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏.‏ وقد سبق بطوله‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 177

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏يسلم الراكب على الماشي، والماشي على القاعد، والقليل على الكثير” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ وفي رواية للبخاري‏:‏ ‏"‏والصغير على الكبير‏"‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 178

Ebû Ümâme Suday İbni Aclân el–Bâhilî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanların Allah katında en makbul olanları, selâma ilk başlayanlardır.”

وعن أبي أمامة صُدي بن عجلان الباهلي رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “إن أولى الناس بالله من بدأهم بالسلام‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد جيد‏)‏‏)‏‏.‏ ورواه الترمذي عن أبي أمامة رضي الله عنه‏:‏ قيل‏:‏ يا رسول الله، الرجلان يلتقيان، أيهما يبدأ بالسلام‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏أولاهما بالله تعالى‏"‏ قال الترمذي ‏:‏ حديث حسن‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 179

Ebû Hüreyre radıyallahu anh , namazını, namazın gerektirdiği edeplere riâyet etmeyerek kılan kimse hakkındaki hadisinde belirttiğine göre, o kişi mescide gelip namaz kıldı, sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanına geldi ve ona selâm verdi; Resûl–i Ekrem onun selâmına mukâbelede bulundu ve: “Dön ve namaz kıl, çünkü sen namaz kılmadın” buyurdu. Adam dönüp yeniden namaz kıldı, sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in huzuruna gelip tekrar selâm verdi. Neticede bu durum üç defa tekrarlandı.

عن أبي هريرة رضي الله عنه في حديث المسيء صلاته أنه جاء فصلى، ثم جاء النبي صلى الله عليه وسلم، فسلم عليه، فرد عليه السلام، فقال‏:‏ ‏ "‏ارجع فصلِ، فإنك لم تصلِ‏"‏ فرجع فصلى، ثم جاء فسلم على النبي صلى الله عليه وسلم، حتى فعل ذلك ثلاث مرات” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 180

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz din kardeşine rastladığında ona selâm versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar karşılaşırlarsa, tekrar selâm versin.”

وعنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ‏ "‏إذا لقي أحدكم أخاه، فليسلم عليه، فإن حالت بينهما شجرة، أو جدار، أو حجر، ثم لقيه، فليسلم عليه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 181

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏يا بُني، إذا دخلت على أهلك، فسلم، يكن بركة عليك، وعلى أهل بيتك‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 182

Enes radıyallahu anh çocukların yanından geçerken onlara selâm verdi ve: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de çocuklara böyle selâm verirdi, dedi.

عن أنس رضي الله عنه أنه مر على صبيان، فسلم عليهم، وقال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يفعله” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 183

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh şöyle demiştir: Aramızda bir kadın –bir başka rivayette yaşlı bir kadın– vardı. Pazı köklerini alır, onları güvecin içine koyup pişirir, biraz da arpa öğütürdü. Biz cuma namazını kılıp döndüğümüz zaman ona selâm verirdik. O da hazırladığı yemeği bize ikram ederdi.

عن سهل بن سعد رضي الله عنه قال‏:‏ كانت فينا امرأة -وفي رواية‏:‏ كانت لنا عجوز- تأخذ من أصول السلق فتطرحه في القدر، وتكركر حبات من شعير، فإذا صلينا الجمعة، وانصرفنا، نُسلم عليها، فتقدمه إلينا‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 184

Ümmü Hânî Fâhite Binti Ebû Tâlib radıyallahu anhâ şöyle dedi: Mekke’nin fethi günü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e gelmiştim. Resûl–i Ekrem yıkanıyor, Fâtıma da elinde bir örtüyle ona perde tutuyordu. Ben selâmımı verdim.

وعن أم هانئ فاختة بنت أبي طالب رضي الله عنه قالت‏:‏ أتيت النبي صلى الله عليه وسلم يوم الفتح وهو يغتسل، وفاطمة تستره بثوب، فسلمت، وذكرت الحديث” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 185

Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anh â şöyle dedi: Kadınlarla birlikte otururken, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza uğradı ve bize selâm verdi.

وعن أسماء بنت يزيد رضي الله عنه قالت‏:‏ مر علينا النبي صلى الله عليه وسلم في نسوة فسلم علينا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن، وهذا لفظ أبي داود)) ولفظ الترمذي‏:‏ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم مر في المسجد يومًا، وعصبة من النساء قعود، فألوى بيده بالتسليم‏‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 186

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yahudi ve hıristiyanlara öncelikle siz selâm vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınız zaman, eziyet etmemek şartıyla, onları yolun kenarından yürümeye zorlayınız.”

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ لا تبدءوا اليهود ولا النصارى بالسلام، فإذا لقيتم أحدهم في طريق فاضطروه إلى أضيقه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 187

Enes radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kitap ehli olanlar size selâm verdiklerinde, onlara: Ve aleyküm, deyiniz.”

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏إذا سلم عليكم أهل الكتاب فقولوا‏:‏ وعليكم” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 188

Üsâme radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem , müslümanlar, müşrikler –puta tapanlar– ve yahudilerden oluşan bir topluluğa rastladı ve onlara selâm verdi.

وعن أسامة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم مر على مجلس فيه أخلاط من المسلمين والمشركين -عبدة الأوثان واليهود- فسلم عليهم النبي صلى الله عليه وسلم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 189

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏إذا انتهى أحدكم إلى المجلس فليسلم، فإذا أراد أن يقوم فليسلم، فليست الأولى بأحق من الآخرة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏"‏‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 190

Ebû Mûsa el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İzin istemek üç defadır. İzin verilirse girersin, verilmezse geri dönersin.”

وعن أبي موسي الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “ الاستئذان ثلاث، فإن أذن لك وإلا فارجع‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 191

Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İzin istemek göz(ün evin ayıplarını görmemesi) için şart kılınmıştır.”

وعن سهل بن سعد قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏إنما جعل الاستئذان من أجل البصر‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 192

Rib’î İbni Hirâş şöyle dedi: Benî Âmir’den bir adamın bize haber verdiğine göre, bu zât, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem evde iken, “İçeri gireyim mi?” diye izin istemişti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hizmetçisine: “Çık, bu adama izin istemeyi öğret. Önce es–Selâmü aleyküm desin, sonra gireyim mi diye sorsun?”, buyurdu. Adam Peygamberimizin söylediklerini duyarak: es–Selâmü aleyküm, girebilir miyim? dedi. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ona izin verdi o da içeri girdi.

وعن ربعي بن حراش قال‏:‏ حدثنا رجل من بني عامر استأذن علي النبي صلى الله عليه وسلم وهو في بيت، فقال‏:‏ أألج‏؟‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لخادمه‏:‏ ‏"‏أخرج إلي هذا وعلمه الاستئذان، فقل له‏:‏ قل‏:‏ السلام عليكم، أأدخل‏؟‏” فسمعه الرجل فقال‏:‏ السلام عليكم، أأدخل‏؟‏ فأذن له النبي صلى الله عليه وسلم ، فدخل‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 193

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

عن كلدة بن الحنبل رضي الله عنه قال‏:‏ أتيت النبي صلى الله عليه وسلم ، فدخلت عليه ولم أسلم، فقال النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏ارجع فقل السلام عليكم أأدخل‏؟‏‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 194

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

عن أنس رضي الله عنه في حديثه المشهور في الإسراء قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏ثم صعد بي جبريل إلي السماء الدنيا فاستفتح، فقيل‏:‏ من هذا‏؟‏ قال‏:‏ جبريل، قيل‏:‏ومن معك‏؟‏ قال‏:‏ محمد‏.‏ ثم صعد إلي السماء الثانية والثالثة والرابعة وسائرهن، ويقال في باب كل سماء‏:‏ من هذا‏؟‏ فيقول‏:‏ جبريل‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 195

Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: Bir gece dışarı çıkmıştım. Bir de ne göreyim, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tek başına yürüyor. Ben de ay ışığında yürümeye başladım. Resûlullah başını çevirdi ve beni gördü: – “Kim o?” diye seslendi. Ben: – Ebû Zer, dedim.

وعن أبي ذر رضي الله عنه قال‏:‏ خرجت ليلة من الليالي، فإذا رسول الله صلى الله عليه وسلم يمشي وحده، فجعلت أمشي في ظل القمر، فالتفت فرآني فقال‏:‏ ‏ "‏من هذا‏؟‏‏"‏ فقلت‏:‏ أبو ذر، ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 196

Ümmü Hânî (Fâhite Binti Ebû Tâlib) radıyallahu anh â şöyle dedi: (Mekke’nin fethi günü) Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e gelmiştim. Resûl–i Ekrem yıkanıyor, Fâtıma da onu insanların gözünden perdeliyordu. (Ben selâmımı verdim. ) Peygamberimiz: – “Kim o?” dedi. Ben: – Ümmü Hânî’yim, diye cevap verdim.

وعن أم هانيء رضي الله عنها قالت‏:‏ أتيت النبي صلى الله عليه وسلم وهو يغتسل وفاطمة تستره فقال ‏ "‏ من هذه‏؟‏‏"‏ فقلت‏:‏ أنا أم هانيء‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 197

Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e geldim ve kapısını çaldım. Resûl–i Ekrem: – “Kim o?” dedi. – Benim, diye cevap verdim. Hz. Peygamber: – “Benim benim!” diye tekrar etti. Galiba bu cevaptan hoşlanmamıştı.

وعن جابر رضي الله عنه قال‏:‏ أتيت النبي صلى الله عليه وسلم فدققت الباب، فقال ‏"‏من ذا‏؟‏‏"‏ فقلت‏:‏ أنا، فقال‏:‏ ‏"‏أنا أنا‏؟‏‏!‏‏"‏ كـأنه كرهها ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 198

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah aksıranı sever, fakat esneyeni sevmez. Sizden biriniz aksırır ve Allah Teâlâ’ya hamdederse, onun hamdini işiten her müslümanın yerhamükellah demesi üzerine bir vecîbedir. Esnemeye gelince, o şeytandandır. Sizden birinizin esnemesi geldiği zaman, onu gücü yettiği kadar engellemeye çalışsın. Çünkü sizden biriniz esnediği zaman şeytan ona güler.”

عن أبي هريرة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إن الله يحب العطاس، ويكره التثاؤب، فإذا عطس أحدكم وحمد الله تعالي كان حقاً علي كل مسلم سمعه أن يقول له‏:‏يرحمك الله، وأما التثاؤب فإنما هو من الشيطان، فإذا تثاءب أحدكم فليرده ما استطاع، فإن أحدكم إذا تثاءب ضحك منه الشيطان‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 199

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz aksırdığı zaman: Elhamdülillah desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona: Yerhamükellah desin. Aksıran da: Yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm = Allah sizi hidayette kılsın ve kalbinizi ıslah etsin, desin.”

وعنه عن النبي صلى الله عليه وسلم الله قال‏:‏ ‏ "‏إذا عطس أحدكم فليقل‏:‏ الحمد لله؛ وليقل له أخوه أو أصحابه‏:‏ يرحمك الله، فإذا قال له‏:‏ يرحمك الله، فليقل‏:‏ يهديكم الله ويصلح بالكم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 200

Ebû Mûsa radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Sizden biriniz aksırdığı zaman elhamdülillah derse, ona yerhamükellah deyiniz. Şayet Allah’a hamdetmezse siz de yerhamükellah demeyiniz” buyururken işittim.

وعن أبي موسي رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏إذا عطس أحدكم فحمد الله فشمتوه، فإن لم يحمد الله فلا تشمتوه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 201

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ عطس رجلان عند النبي صلى الله عليه وسلم ، فشمت أحدهما ولم يشمت الآخر، فقال الذي لم يشمته‏:‏ عطس فلان فشمته، وعطست فلم تشمتني‏؟‏ فقال‏:‏ ‏ "‏هذا حمد الله، وإنك لم تحمد الله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 202

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aksırdıkları zaman elini veya mendilini ağzına tutar, böylelikle sesini azaltmaya –veya ağzını yummaya– çalışırdı.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا عطس وضع يده أو ثوبه علي فيه، وخفض -أو غض- بها صوته‏.‏ شك الراوي‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 203

Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi: Yahudiler, kendilerine yerhamükümullah diyeceğini ümit ederek, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanında yapmacıktan aksırırlardı. Peygamber Efendimiz de onlara: “Yehdîkümüllah ve yüslıhu bâleküm = Allah size hidayet versin ve hâlinizi ıslah etsin” buyururdu.

وعن أبي موسي رضي الله عنه قال‏:‏ كان اليهود يتعاطسون عند رسول الله صلى الله عليه وسلم يرجون أن يقول لهم‏:‏ يرحمكم الله، فيقول‏:‏ ‏"‏‏"‏يهديكم الله ويصلح بالكم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 204

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz esnediği zaman eliyle ağzını tutsun. Çünkü şeytan onun ağzına girer.”

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏إذا تثاءب أحدكم فليمسك بيده علي فيه، فإن الشيطان يدخل‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 205

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

عن أبي الخطاب قتادة قال‏:‏ قلت لأنس‏:‏ أكانت المصافحة في أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏؟‏ قال‏:‏ نعم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 206

Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Yemen halkı gelince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Size Yemen halkı geldi, el sıkışma âdetini ilk başlatan onlardır.”

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ لما جاء أهل اليمن قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “قد جاءكم أهل اليمن، وهم أول من جاء بالمصافحة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 207

Berâ radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki müslüman karşılaştıklarında el sıkışırlarsa, birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır.”

وعن البراء رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏ما من مسلمين يلتقيان فيتصافحان إلا غفر لهما قبل أن يفترقا‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 208

Enes radıyallahu anh şöyle dedi: – Bir adam: – Yâ Resûlallah! Bizden bir kişi kardeşi veya arkadaşıyla karşılaştığında onun için eğilebilir mi, diye sordu. Peygamberimiz: – “Hayır eğilemez” buyurdu. Adam: – Ona sarılıp öpebilir mi, diye sordu. Efendimiz: – “Hayır” buyurdular. Bu defa adam: – Elini tutup musâfaha edebilir mi, dedi. Peygamberimiz: – “Evet” buyurdu.

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال رجل‏:‏ يا رسول الله، الرجل منا يلقي أخاه أو صديقه، أينحني له قال‏:‏ ‏"‏لا‏"‏ قال‏:‏ أفيلتزمه ويقبله‏؟‏فال‏:‏ ‏"‏لا‏"‏ قال‏:‏ فيأخذ بيده ويصافحه‏؟‏ قال‏:‏‏"‏نعم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 209

Safvân İbni Assâl radıyallahu anh şöyle dedi: Bir yahudi kendisi gibi yahudi olan arkadaşına: – Gel şu peygambere gidelim, dedi. İkisi birlikte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e geldiler ve müslümanlarla yahudiler arasında ortak olan dokuz kesin âyeti sordular. Peygamberimiz cevapladıktan sonra onun elini ve ayağını öperek: – Şehâdet ederiz ki, sen gerçekten bir peygambersin, dediler.

وعن صفوان بن عسال رضي الله عنه قال‏:‏ قال يهودي لصاحبه‏:‏ اذهب بنا إلي هذا النبي صلى الله عليه وسلم فأتيا رسول الله صلى الله عليه وسلم ، فسألاه عن تسع آيات بينات؛ فذكر الحديث إلي قوله‏:‏ فقبلا يده ورجله، وقالا‏:‏ نشهد أنك نبي‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وغيره بأسانيد صحيحة‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 210

İbni Ömer radıyallahu anhümâ , başından geçen bir olayı anlatırken şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e yaklaştık ve elini öptük.

وعن ابن عمر، رضي الله عنهما، قصة قال فيها‏:‏ فدنونا من النبي صلى الله عليه وسلم فقبلنا يده‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 211

Âişe radıyallahu anh â şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem benim evimde iken Zeyd İbni Hârise Medîne’ye gelmişti. Sonra Resûl–i Ekrem’e gelip kapıyı çaldı. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de elbisesini sürüyerek ayağa kalktı, onu kucakladı ve öptü.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ قدم زيد بن حارثة المدينة ورسول الله صلى الله عليه وسلم في بيتي، فأتاه فقرع الباب، فقام إليه النبي صلى الله عليه وسلم يجر ثوبه، فاعتنقه وقبله‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 212

Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Kardeşini güleryüzle karşılamak şeklinde bile olsa, hiçbir iyiliği küçük görme” buyurdu.

وعن أبي ذر، رضي الله عنه، قال‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏لا تحقرن من المعروف شيئاً، ولو أن تلقي أخاك بوجه طلق‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 213

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem , Ali radıyallahu anh’ in oğlu Hasan’ı öpmüştü. O sırada Akra İbni Hâbis de Peygamberimiz’in yanında bulunuyordu. Akra: Benim on tane çocuğum var, onlardan hiç birini öpmedim, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona hayretle bakıp: “Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz” buyurdular.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قبل النبي،صلى الله عليه وسلم الحسن بن على، رضي الله عنهما، فقال الأقرع بن حابس‏:‏ إن لي عشرة من الولد ما قبلت منهم أحداً‏.‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏من لا يرحم لا يرحم‏!‏‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 5 (Selâmlaşma), Hadis no. 214