SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 8 · FazîletlerKonum

(8) Kitâb: Fazîletler

كتاب الفضائل
Hadis 312 – 588 · 277 rivayet · Sayfa 1/6

Ebû Ümâme radıyallahu anh , ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir.

عن أبي أمامة رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏ اقرءوا القرآن فإنه يأتي يوم القيامة شفيعًا لأصحابه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 312

Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl–i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim.

وعن النواس بن سمعان رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏يؤتى يوم القيامة بالقرآن وأهله الذين كانو يعملون به في الدنيا تقدمه سورة البقرة وآل عمران تحاجان عن صاحبهما ‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 313

Osmân İbni Affân radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”

- وعن عثمان بن عفان رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏خيركم من تعلم القرآن وعلمه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 314

Âişe radıyallahu anhâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏الذي يقرأ القرآن وهو ماهر به مع السفرة الكرام البررة، والذي يقرأ القرآن ويتتعتع فيه وهو عليه شاق له أجران‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 315

Ebû Mûsa el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.”

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏مثل المؤمن الذي يقرأ القرآن مثل الأترجة‏:‏ ريحها طيب، وطعمها طيب، ومثل المؤمن الذي لا يقرأ القرآن كمثل التمرة‏:‏ لا ريح لها وطعمها حلو، ومثل المنافق الذي يقرأ القرآن كمثل الريحانة‏:‏ ريحها طيب وطعمها مر، ومثل المنافق الذي لايقرأ القرآن كمثل الحنظلة‏:‏ ليس له ريح وطعمها مر‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 316

Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.”

وعن عمر بن الخطاب رضي الله عنه‏:‏ أن النبي صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏ ‏ "‏ إن الله يرفع بهذا الكتاب أقوامًا ويضع به آخرين‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 317

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن ابن عمر رضي الله عنهما‏:‏ عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏‏"‏ لا حسد إلا في اثنتين‏:‏ رجل آتاه الله القرآن، فهو يقوم به آناء الليل وآناء النهار، ورجل آتاه الله مالا، فهو ينفقه آناء الليل وآناء النهارِ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ (1) ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 318

Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu. Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz: “O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu.

وعن البراء بن عازب رضي الله عنهما قال‏:‏ كان رجل يقرأ سورة الكهف، وعنده فرس مربوط بشطنين فتغشته سحابة فجعلت تدنو، وجعل فرسه ينفر منها‏.‏ فلما أصبح أتى النبي صلى الله عليه وسلم ، فذكر له ذلك فقال ‏:‏‏ "‏ تلك السكينة تنزلت للقرآن‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 319

İbni Mes’ûd radıyallahu anh ‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim Kur’ân–ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”

وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال ‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏من قرأ حرفًا من كتاب الله فله حسنة، والحسنة بعشر أمثالها لا أقول‏:‏ ألم حرف، ولكن ألف حرف، ولام حرف، وميم حرف‏"‏‏(‏‏(‏راوه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 320

İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”

وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال ‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏إن الذي ليس في جوفه شيء من القرآن كالبيت الخرب‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 321

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.”

وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهماعن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏يقال لصاحب القرآن‏:‏ اقرأ وارتقِ ورتل كما كنت ترتل في الدنيا، فإن منزلتك عند آخر آية تقرؤها‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 322

Ebû Mûsa radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.”

عن أبي موسى رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ‏ "‏تعاهدوا هذا القرآن فوالذي نفس محمد بيده لهو أشد تفلتًا من الإبل في عقلها‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عله‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 323

İbni Ömer radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إنما مثل صاحب القرآن كمثل الإبل المعقلة، إن عاهد عليها أمسكها، وإن أطلقها، ذهبت‏"‏ متفق عليه‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 324

Ebû Hüreyre radıyallahu anh , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Allah, güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال ‏:‏سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏ما أذن الله لشيء ما أذن لنبي حسن الصوت يتغنى بالقرآن يجهر به ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 325

Ebû Mûsa el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال له ‏:‏‏"‏ لقد أتيت مزمارا من مزامير آل داود ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ وفي روايه لمسلم ‏:‏ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال له ‏:‏ ‏"‏ لو رأيتني وأنا أستمع لقراءتك البارحة‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 326

Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’i yatsı namazında “Ve’t–tîni ve’z–zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim.

وعن البراء بن عازب رضي الله عنهما قال ‏:‏سمعت النبي صلى الله عليه وسلم قرأ في العشاء بالتين والزيتون، فما سمعت أحدًا أحسن صوتا منه ‏.‏‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 327

Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.”

وعن أبي لبابة بشير بن عبد المنذر رضي الله عنه قال، أ‏ن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ من لم يتغنَ بالقرآن فليس منا ‏"‏‏.‏‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد جيد‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 328

Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: – ”Bana Kur’an oku” buyurdu. –Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim. – ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (Nisa: 4/41) anlamındaki âyete gelince: – ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu.

وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال‏:‏ قال لي النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏اقرأ علي القرآن ‏"‏، فقلت ‏:‏ يا رسول الله، أقرأ عليك وعليك أنزل ‏؟‏‏!‏ قال ‏:‏ ‏"‏إني أحب أن أسمعه من غيري‏"‏ فقرأت عليه سورة النساء حتى جئت إلى هذه الآية ‏:‏ ‏{‏فكيف إذا جئنا من كل أمة بشهيد وجئنا بك على هؤلاء شهيدا‏}‏ قال‏:‏ ‏"‏حسبك الآن‏"‏ فالتفت إليه، فإذا عيناه تذرفان ‏.‏‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 329

Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: – ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben: –Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine: – ”Elhamdülillâhi Rabbi’l–âlemîn’dir. O seb’ul–mesânîdir; bana verilen Kur’ân–ı Azîmdir” buyurdular.

عن أبي سعيد رافع بن المعلى رضي الله عنه قال ‏:‏ قال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏ألا أعلمك أعظم سورة في القرآن قبل أن تخرج من المسجد‏؟‏ فأخذ بيدي ، فلما أردنا أن نخرج قلت ‏:‏ يا رسول الله إنك قلت لأعلمنك أعظم سورة في القرآن ‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏الحمد لله رب العالمين هي السبع المثاني، والقرآن العظيم الذي أوتيته ‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 330

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال في‏:‏‏{‏ قل هو الله أحد‏}‏‏:‏‏"‏ والذي نفسي بيده، إنها لتعدل ثلث القرآن‏"‏‏.‏ وفي رواية‏:‏ أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لأصحابه‏:‏‏"‏ أيعجز أحدكم أن يقرأ بثلث القرآن في ليلة‏"‏ فشق ذلك عليهم، وقالوا‏:‏ أينا يطيق ذلك يارسول الله‏:‏ فقال ‏:‏‏"‏ ‏{‏قل هو الله أحد‏}‏ ثلث القرآن‏.‏‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏ رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 331

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu.

وعنه أن رجل سمع رجلاً يقرأ‏:‏‏{‏قل هو الله احد‏}‏ يرددها فلما أصبح جاء إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، فذكر ذلك له وكان الرجل يتقالها فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏ "‏ والذي نفسي بيده، إنها لتعدل ثلث القرآن‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري ‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 332

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvellahü ahad” sûresi hakkında: “Şüphesiz ki o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال في‏:‏‏{‏ قل هو الله أحد‏}‏ ‏ "‏إنها تعدل ثلث القرآن‏"‏‏.‏‏(‏‏(‏ رواه مسلم ‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 333

Enes radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, bir adam: –Ben şu “kul hüvellahü ahad” sûresini seviyorum, dedi. Peygamberimiz: “Şüphesiz ki onun sevgisi seni cennete sokar” buyurdular.

وعن أنس رضي الله عنه أن رجلا قال‏:‏ يارسول الله إني أحب هذه السورة ‏"‏قل هو الله أحد‏"‏‏:‏‏"‏إن حبها أدخلك الجنة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن- رواه البخاري في صحيحه تعليقًا‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 334

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عقبة بن عامر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏‏ "‏ ألم ترَ آيات أنزلت هذه الليلة لم يرَ مثلهن قط ‏؟‏ قل أعوذ برب الفلق، وقل أعوذ برب الناس ‏"‏‏.‏‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 335

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l–felak ve kul eûzü birabbi’n–nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı.

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه قال ‏:‏ كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يتعوذ من الجان، وعين الإنسان، حتى نزلت المعوذتان، فلما نزلتا، أخذ بهما وترك ما سواهما ‏.‏ (‏‏(‏رواه الترمذي وقال ‏:‏حديث حسن ‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 336

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏‏"‏ من القرآن سورة ثلاثون آية شفعت لرجل حتى غفرت له ،وهي‏:‏ تبارك الذي بيده الملك ‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والترمذي وقال ‏:‏‏"‏ حديث حسن ، وفي رواية أبي داود‏:‏ ‏"‏تشفع ‏"‏‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 337

Ebû Mes’ûd el–Bedrî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar yeter.”

وعن أبي مسعود البدري رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏‏ "‏ من قرأ بالآيتين من آخر سورة البقرة في ليلة كفتاه ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 338

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ‏:‏‏ "‏ لا تجعلوا بيوتكم مقابر، إن الشيطان ينفر من البيت الذي تقرأ فيه سورة البقرة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 339

Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey Ebü’l–Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben: –Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l–hayyu’l–kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve: – “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l–Münzir” buyurdu.

وعن أبي بن كعب رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏ يا أبا المنذر أتدري أي آية من كتاب الله معك أعظم ‏؟‏ قلت‏:‏ الله لا إله إلا هو الحي القيوم، فضرب في صدري وقال ‏:‏‏"‏ ليهنك العلم أبا المنذر‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم ‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 340

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka–i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve: – Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam: – Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: – “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de: – Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl–i Ekrem: – “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine: – Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam: – Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: – “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de: – Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz: – “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve: – Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana: – Beni bırak! Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben: – O kelimeler nelerdir? dedim. O: – Yatağına girdiğinde Âyetü’l–kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: – “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de: –Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz: – “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana: –Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l–kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l–hayyü’l–kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: – “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben: – Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl–i Ekrem: – “O şeytandır” buyurdular.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ وكلني رسول الله صلى الله عليه وسلم بحفظ زكاة رمضان، فأتاني آتٍ، فجعل يحثو من الطعام، فأخذته فقلت‏:‏ لأرفعنك إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ إني محتاج، وعلي عيال، وبي حاجة شديدة، فخليت عنه، فأصبحت، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏ يا أبا هريرة، ما فعل أسيرك البارحة‏؟‏‏"‏ قلت‏:‏ يا رسول الله شكا حاجة وعيالا، فرحمته، فخليت سبيله‏.‏ فقال‏:‏ ‏"‏ أما إنه قد كذبك وسيعود‏"‏ فعرفت أنه سيعود لقول رسول الله صلى الله عليه وسلم فرصدته، فجاء يحثو من الطعام، فقلت‏:‏ لأرفعنك إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ دعني فإني محتاج، وعلي عيال لا أعود، فرحمته فخليت سبيله، فأصبحت فقال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏يا أبا هريرة، ما فعل أسيرك البارحة‏؟‏‏"‏ قلت‏:‏ يا رسول الله شكا حاجة وعيالا فرحمته، فخليت سبيله، فقال‏:‏ ‏"‏إنه قد كذبك وسيعود‏"‏ فرصدته الثالثة‏.‏ فجاء يحثو من الطعام، فأخذته، فقلت‏:‏ لأرفعنك إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم، وهذا آخر ثلاث أنك تزعم أنك لا تعود، ثم تعود‏!‏ فقال‏:‏ دعني فإني أعلمك كلمات ينفعك الله بها، قلت‏:‏ ما هن‏؟‏ قال‏:‏ إذا أويت إلى فراشك فاقرأ آية الكرسي، فإنه لن يزال عليك من الله حافظ، ولا يقربك شيطان حتى تصبح، فخليت سبيله فأصبحت، فقال لي رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏ما فعل أسيرك البارحة‏؟‏ ‏"‏ قلت‏:‏ يا رسول الله زعم أنه يعلمني كلمات ينفعني الله بها، فخليت سبيله‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏ما هي‏؟‏‏"‏ قلت‏:‏ قال لي‏:‏ إذا أويت إلى فراشك فاقرأ آية الكرسي من أولها حتى تختم الآية‏:‏ ‏{‏الله لا إله إلا هو الحي القيوم‏}‏ وقال لي‏:‏ لا يزال عليك من الله حافظ، ولن يقربك شيطان حتى تصبح، فقال النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏أما إنه قد صدقك وهو كذوب، تعلم من تخاطب منذ ثلاث يا أبا هريرة ‏"‏ ‏؟‏ قلت‏:‏ لا، قال‏:‏ ‏"‏ذاك شيطان‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 341

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي الدرداء رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏من حفظ عشر آيات من أول سورة الكهف، عصم من الدجال‏"‏ وفي رواية‏:‏ ‏"‏من آخر سورة الكهف‏"‏ ‏(‏‏(‏رواهما مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 342

İbni Abbas radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in yanında oturmakta iken, Resûl–i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil: – Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil: – Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi: – Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresi’nin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir.

-وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ بينما جبريل عليه السلام قاعد عند النبي صلى الله عليه وسلم سمع نقيضًا من فوقه، فرفع رأسه فقال‏:‏ ‏ "‏هذا باب من السماء فتح اليوم ولم يفتح قط إلا اليوم، فنزل منه ملك فقال‏:‏ هذا ملك نزل إلى الأرض لم ينزل قط إلا اليوم، فسلم وقال‏:‏ أبشر بنورين أوتيتهما، لم يؤتهما نبي قبلك‏:‏ فاتحة الكتاب، وخواتيم سورة البقرة، لن تقرأ بحرف منها إلا أعطيته‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ ‏‏النقيض‏:‏ الصوت‏‏.
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 343

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏ما اجتمع قوم في بيت من بيوت الله يتلون كتاب الله، ويتدارسونه بينهم، إلا نزلت عليهم السكينة، وغشيتهم الرحمة، وحفتهم الملائكة، وذكرهم الله فيمن عنده‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 344

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.

-وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏إن أمتي يدعون يوم القيامة غرًا محجلين من آثار الوضوء فمن استطاع منكم أن يطيل غرته، فليفعل‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 345

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه قال‏:‏ سمعت خليلي صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏تبلغ الحلية من المؤمن حيث يبلغ الوضوء‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 346

Osman İbni Affân radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim güzelce abdest alırsa, o kimsenin günahları tırnaklarının altına varıncaya kadar bütün vücudundan çıkar.”

وعن عثمان بن عفان رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏من توضأ فأحسن الوضوء، خرجت خطاياه من جسده حتى تخرج من تحت أظفاره‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 347

Osman İbni Affân radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm. Sonra da şöyle buyurdu: “Bir kimse bu şekilde abdest alırsa geçmiş günahları bağışlanır. Onun namazı ve mescide kadar yürümesi de fazladan kazanç sayılır.”

وعنه قال‏:‏ رأيت رسول الله صلى الله عليه وسلم يتوضأ مثل وضوئي هذا ثم قال‏:‏ ‏ "‏من توضأ هكذا، غفر له ما تقدم من ذنبه، وكانت صلاته ومشيه إلى المسجد نافلة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 348

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir müslüman (veya mü’min) abdest aldığı zaman, yüzünü yıkarken gözleriyle işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür gider. Ellerini yıkadığında elleri ile işlediği günahlar abdest suyu (veya suyun son damlası) ile dökülür (öyle ki kişi bütün günahlardan arınır ve tertemiz olur). Ayaklarını yıkadığında da, ayaklarıyla işlediği günahları abdest suyu (veya suyun son damlaları) ile akıp gider. Nihayet o müslüman günahlarından tamamıyla arınmış olur.”

-وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إذا توضأ العبد المسلم - أو المؤمن- فغسل وجهه، خرج من وجهه كل خطيئة نظر إليها بعينيه مع الماء، أو مع آخر قطر الماء، فإذا غسل يديه، خرج من يديه كل خطيئة كان بطشتها يداه مع الماء، أو مع آخر قطر الماء، فإذا غسل رجليه، خرجت كل خطيئة مشتها رجلاه مع الماء، أو مع آخر قطر الماء، حتى يخرج نقيًا من الذنوب‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 349

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kabristana geldi ve: “Selâm size ey mü’minler diyarı! İnşâallah biz de size katılacağız. Kardeşlerimizi görmemizi çok isterdim” dedi. Ashâb–ı kirâm: – Biz senin kardeşlerin değil miyiz, yâ Resûlallah? dediler. Resûl–i Ekrem: – “Sizler benim ashâbımsınız, kardeşlerimiz henüz gelmemiş olanlardır” buyurdular. Bunun üzerine ashâb: – Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın, ey Allah’ın Resûlü? dediler. Peygamber Efendimiz: – “Ne dersiniz? Bir adamın alnı ak ve ayakları sekili bir atı olsa, yağız ve doru at sürüsü içinde kendi atını tanımaz mı?” diye sordu. Sahâbe: – Evet, tanır, ey Allah’ın Resûlü, dediler. Resûl–i Kibriyâ: “İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri nurlu, el ve ayakları parlak olarak gelecekler. Ben havzın başına onlardan önce varacağım” buyurdular.

وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم أتى المقبرة فقال‏:‏ ‏"‏السلام عليكم دار قوم مؤمنين وإنا إن شاء الله بكم لاحقون، وددت أنا قد رأينا إخواننا‏"‏ قالوا‏:‏ أولسنا إخوانك يا رسول الله‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏أنتم أصحابي، وإخواننا الذين لم يأتوا بعد‏"‏ قالوا‏:‏ كيف تعرف من لم يأتِ بعد من أمتك يا رسول الله‏؟‏ فقال‏:‏ ‏"‏أرأيت لو أن رجلا له خيل غر محجلة بين ظهري خيل دهم بهم، ألا يعرف خيله ‏؟‏‏"‏ قالوا بلى يا رسول الله، قال‏:‏ فإنهم يأتون غرًا محجلين من الوضوء وأنا فرطهم على الحوض ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 350

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: – ”Size, Allah’ın kendisiyle günahları yok edip, dereceleri yükselteceği hayırları haber vereyim mi?” buyurdular. Ashâb: – Evet, yâ Resûlallah! dediler. Resûl–i Ekrem: – ”Güçlükler de olsa abdesti güzelce almak, mescidlere doğru çok adım atmak, bir namazı kıldıktan sonra öteki namazı beklemek. İşte ribâtınız, işte bağlanmanız gereken budur” buyurdular.

وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ألا أدلكم على ما يمحو الله به الخطايا ويرفع به الدرجات قالوا بلى يارسول الله قال‏:‏ ‏ "‏إسباغ الوضوء على المكاره، وكثرة الخطا إلى المساجد، وانتظار الصلاة بعد الصلاة، فذلكم الرباط، فذلكم الرباط‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 351

Ebû Mâlik el–Eş’arî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Temizlik imanın yarısıdır.”

وعن أبي مالك الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏ "‏الطهور شطر الإيمان‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ وقد سبق بطوله في باب الصبر‏.‏ وفي الباب حديث عمرو بن عبسة رضي الله عنه السابق في آخر باب الرجاء، وهو حديث عظيم، مشتمل على جمل من الخيرات‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 352

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عمر بن الخطاب رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏‏"‏ما منكم من أحد يتوضا فيبلغ-أو فيسبغ الوضوء- ثم قال‏:‏ أشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، وأشهد أن محمدًا عبده ورسوله، إلا فتحت له أبواب الجنة الثمانية يدخل من أيها شاء‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ وزاد الترمذي‏:‏ ‏"‏اللهم اجعلني من التوابين واجعلني من المتطهرين‏"
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 353

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı kur’a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi.”

- عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏لو يعلم الناس ما في النداء والصف الأول ثم لم يجدوا إلا أن يستهموا عليه لاستهموا عليه، ولو يعلمون ما في التهجير لاستبقوا إليه، ولو يعلمون ما في العتمة والصبح لأتوهما ولو حبوا‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ ‏والاستهام‏:‏ الاقتراع‏.‏ والتهجير‏:‏ التبكير إلى الصلاة
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 354

Muâviye radıyallahu anh , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i: “Kıyamet günü boyunları en uzun olanlar müezzinlerdir” buyururken işittim, demiştir.

وعن معاوية رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏المؤذنون أطول الناس أعناقًا يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 355

Abdullah İbni Abdurrahman İbni Ebû Sa‘saa’dan rivayet edildiğine göre, Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ona şöyle dedi: “Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar.” Ebû Saîd: Ben bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ den işittim, dedi.

وعن عبد الله بن عبد الرحمن بن أبي صعصعة أن أبا سعيد الخدري رضي الله عنه قال له‏:‏ ‏ "‏إني أراك تحب الغنم والبادية فإذا كنت في غنمك- أو باديتك- فأذنت للصلاة، فارفع صوتك بالنداء، فإنه لا يسمع مدى صوت المؤذن جن، ولا إنس، ولا شيء، إلا شهد له يوم القيامة‏"‏ قال أبو سعيد‏:‏ سمعته من رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 356

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez olur.”

- وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏إذا نودي بالصلاة، أدبر الشيطان، له ضراط حتى لا يسمع التأذين، فإذا قضي النداء أقبل، حتى ثوب بالصلاة أدبر حتى إذا قضي التثويب أقبل حتى يخطر بين المرء ونفسه يقول‏:‏ اذكر كذا، واذكر كذا- لما لم يذكر من قبل- حتى يظل الرجل ما يدري كم صلى‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 357

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما أنه سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏إذا سمعتم النداء فقولوا مثل ما يقول، ثم صلوا علي، فإنه من صلى على صلاة صلى الله عليه بها عشرًا، ثم سلوا الله لي الوسيلة، فإنها منزلة في الجنة لا تنبغي إلا لعبد من عباد الله وأرجو أن أكون أنا هو، فمن سأل لي الوسيلة حلت له الشفاعة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 358

Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “ Ezan ı işitt iğiniz zaman siz de müezzinin söylediklerini söyleyiniz.”

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إذا سمعتم النداء، فقولوا كما يقول المؤذن‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 359

Câbir radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed’e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm–ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.”

وعن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏من قال حين يسمع النداء‏:‏ اللهم رب هذه الدعوة التامة، والصلاة القائمة، آت محمدًا الوسيلة والفضيلة، وابعثه مقامًا محمودًا الذي وعدته، حلت له شفاعتي يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 360

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن سعد بن أبي وقاص رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال‏:‏‏ "‏من قال حين يسمع المؤذن‏:‏ أشهد أن لا إله إلا الله وحده لا شريك له، وأن محمدًا عبده ورسوله، رضيت بالله ربًا وبالإسلام دينًا، غفر له ذنبه‏"‏‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 8 (Fazîletler), Hadis no. 361