İbni Abbâs radıyallahu anh ümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Beyaz renk elbiseler giyiniz; çünkü elbiselerinizin hayırlısı beyaz olanlardır. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.”
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 3 · GiyimKonum
- 1Güzel Ahlâk47
- 2Yemek Âdâbı51
- 3Giyim35
- 4Uyumak, Yatmak ve Oturmak Âdâbı31
- 5Selâmlaşma50
- 6Hasta Ziyareti62
- 7Yolculuk Âdâbı35
- 8Fazîletler277
- 9İ'tikâf3
- 10Hac14
- 11Cihâd91
- 12İlim17
- 13Allah'a Hamd ve Şükür4
- 14Peygamber'e Salât ve Selâm11
- 15Allah'ı Zikretmek57
- 16Dualar46
- 17Yasaklanan Şeyler297
- 18Önemli Çeşitli Hadisler61
- 19İstiğfâr (Bağışlanma Dilemek)28
- 20Çeşitli Konular679
(3) Kitâb: Giyim
Semüre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Beyaz renk elbise giyiniz. Çünkü beyaz daha temiz ve daha hoş görünümlüdür. Ölülerinizi de beyaz kefene sarınız.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Cuhayfe Vehb İbni Abdullah radıyallahu anh şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ’i Mekke’de Ebtah denilen yerde deriden yapılmış kırmızı çadırında gördüm. Bilâl, elinde Resûl–i Ekrem’in abdest aldığı su kabı ile çadırdan çıktı. Sahâbîlerden bazısı o su ile vücudunu ıslatıyor, bazısı da avuçla alıyorlardı. O esnada Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem üzerinde kırmızı bir elbise ile dışarı çıktı. Bembeyaz baldırları hâlâ gözümün önündedir. Sonra abdest aldı; Bilâl ezan okudu; ben de şuraya ve şuraya, yani sağa ve sola dönerken, Bilâl’in ağzını takip etmeye başladım: Hayye ‘ale’s–salâh, hayye ‘ale’l–felâh diyordu. Sonra Resûl–i Ekrem’in önüne sütre olarak ucu sivri demirli bir asâ dikildi. Peygamberimiz öne geçip namaz kıldırdı. Sütrenin önünden köpek ve eşek geçiyordu da onların geçmesine engel olunmuyordu.
Ebû Rimse Rifâa et–Temîmî radıyallahu anh şöyle demiştir: Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i üzerinde iki yeşil elbise ile gördüm.
Câbir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , Mekke’nin feth edildiği gün başında siyah bir sarıkla Mekke’ye girdi.
Ebû Saîd Amr İbni Hureys radıyallahu anh şöyle der: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in başında siyah bir sarık, sarığın iki ucunu omuzları arasına sarkıtmış hâli hâlâ gözümün önündedir.
Âişe radıyallahu anh â’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , pamuktan mâmül üç parça beyaz Sehûliyye bezi ile kefenlendi. Bu üç parça arasında gömlek ve sarık yoktu.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlulla h sallallahu aleyhi ve sellem ’in en sevdiği elbise gömlek idi.
Esmâ Binti Yezîd radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’in gömleğinin kolu bileğine kadardı.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Böbürlenerek elbisesini yerde sürüyen kimsenin suratına Allah Teâlâ kıyamet gününde bakmaz.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Taâlâ kibirlenip büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin kıyamet gününde yüzüne bakmaz. ” Bunun üzerine Ebû Bekir: – Yâ Resûlallah! Dikkat etmediğimde benim de elbisemin eteği yerde sürünüyor, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : – “Şüphesiz sen bunu büyüklük taslamak için yapmıyorsun” buyurdular.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam, elbisesinin eteklerini yerde sürüyerek namaz kılıyordu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: – “Git abdest al!” buyurdu. O da gidip abdest alıp geldi. Hz. Peygamber ona tekrar: – “Git abdest al!” diye emretti. Bunun üzerine orada bulunanlardan bir kişi: – Yâ Resûlallah! Niçin ona abdest almasını emrettiniz de sonra sustunuz? diye sordu. Resûl–i Ekrem de: – “O, elbisesini yerde sürüyerek namaz kılıyordu. Şüphesiz ki Allah, elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin namazını kabul etmez” buyurdular.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir müslümanın güzelce giyinmesi, elbisesinin eteklerinin, baldırlarını örtecek şekilde olmasıyladır. Elbisesini topuklarına kadar uzatmasında bir günah yoktur. Topuklardan aşağıda olan kısım ise ateştedir. Allah, büyüklük taslayarak elbisesinin eteğini yerde sürüyen kimsenin yüzüne bakmaz.”
İbni Ömer radıyallahu anh ümâ şöyle dedi: Elbisemin etekleri topuklarımdan aşağı sarkmış vaziyette Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ’in huzuruna uğramıştım. Resûl–i Ekrem: “Abdullah, elbisenin eteklerini yukarıya kaldır!” buyurdular. Ben de hemen kaldırdım. Sonra: “Biraz daha kaldır!” buyurdu, ben biraz daha kaldırdım. Ondan sonra elbisemin Resûl–i Ekrem’in tasvip ettiği şekilde olmasına daima dikkat etmişimdir. Topluluktan biri: – Nereye kadar kaldırmıştın? diye sordu. İbni Ömer: – Baldırlarımın yarısına kadar kaldırmıştım, diye cevap verdi.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse, kendini beğendiği için elbisesini yerde sürürse, Allah kıyamet gününde o kimsenin yüzüne bakmaz.” Bunun üzerine Ümmü Seleme: – Kadınlar eteklerini nasıl yapacaklar? diye sordu. Resûl–i Ekrem: – “Onlar bir karış aşağı uzatırlar” buyurdu. Ümmü Seleme: – O durumda ayakları açılır, dedi. Peygamber Efendimiz: – “Öyleyse bir arşın uzatırlar, daha fazla uzatamazlar” buyurdular.
Muâz İbni Enes radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse, gücü yettiği halde mütevazî davranarak lüks elbise giymeyi terkederse, Allah kıyamet gününde o insanı yaratıklarının en başında huzuruna çağırır ve onu îman ehlinin giyeceği elbiselerden dilediğini giymede serbest bırakır.”
Amr İbni Şuayb babasından, o da dedesi radıyallahu anh ’den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki Allah, verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır.”
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İpek elbise giymeyiniz. Çünkü ipeği dünyada giyen âhirette giyemez.”
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i : “İpek elbiseyi sadece ondan nasibi olmayanlar giyer” buyururken işittim.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali radıyallahu anh şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i gördüm; sağ eline ipeği sol eline altını almıştı; sonra da: “Şüphesiz bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram kılınmıştır” buyurdular.
Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İpek giymek ve altın kullanmak ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına ise helâl kılındı.”
Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem altın ve gümüş kaplardan içmemizi ve onların içinde yemek yememizi, ipek ve atlas giymemizi ve üzerinde oturmamızı bize yasakladı.
Enes radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , Zübeyr ve Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh ümâ’ya, yakalandıkları uyuz hastalığı sebebiyle ipek elbise giyme ruhsatı verdi.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebü’l–Melîh , babası (Üsâme İbni Umeyr) radıyallahu anh ’den rivayet ettiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yırtıcı hayvanların derilerini kullanmayı yasakladı.
Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yeni bir elbise giydiği zaman, sarık, gömlek, ridâ gibi giydiği şeyin adını anarak şöyle dua ederdi: "Allahümme leke'l–hamdü ente kesevtenîhi, es'elüke hayrahü ve hayra mâ sunia lehü, ve eûzü bike min şerrihi ve şerri mâ sunia lehü: “Allahım! Hamd sana mahsustur. Onu bana sen giydirdin. Senden onu hayırlı kılmanı ve yapılışına uygun kullanmanın hayrını nasip etmeni dilerim. Şerrinden ve yaratılış gayesi dışında kullanılmasının şerrinden de sana sığınırım.”