Ümmü Atiyye Nüseybe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bey'at sırasında, ölüye yüksek sesle ağlamayacağımıza dair biz kadınlardan söz aldı.
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 17 · Yasaklanan ŞeylerKonum
- 1Güzel Ahlâk47
- 2Yemek Âdâbı51
- 3Giyim35
- 4Uyumak, Yatmak ve Oturmak Âdâbı31
- 5Selâmlaşma50
- 6Hasta Ziyareti62
- 7Yolculuk Âdâbı35
- 8Fazîletler277
- 9İ'tikâf3
- 10Hac14
- 11Cihâd91
- 12İlim17
- 13Allah'a Hamd ve Şükür4
- 14Peygamber'e Salât ve Selâm11
- 15Allah'ı Zikretmek57
- 16Dualar46
- 17Yasaklanan Şeyler297
- 18Önemli Çeşitli Hadisler61
- 19İstiğfâr (Bağışlanma Dilemek)28
- 20Çeşitli Konular679
(17) Kitâb: Yasaklanan Şeyler
Nu'mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Abdullah İbni Revâha radıyallahu anh 'ın baygınlık geçirmesi üzerine kız kardeşi, "Vah dağ gibi kardeşim, vah şöyle şöyle olan kardeşim" diye onu överek yüksek sesle ağlamaya başladı. Abdullah İbni Revâha ayıldığı zaman kız kardeşine; "Senin hakkımda söylediğin her övgü için ben, ‘sen gerçekten böyle biri misin?’ diye sorgulandım" dedi.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Sa'd İbni Ubâde radıyallahu anh hastalanmıştı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Abdurrahman İbni Avf, Sa'd İbni Ebû Vakkâs ve Abdullah İbni Mes'ûd ile birlikte Sa'd'ı ziyârete geldi. Yanına girdiğinde onu elem ve ıstırap içinde, ailesi tarafından etrafı kuşatılmış bir halde buldu. Bunun üzerine: – "Öldü mü?" buyurdu. – Hayır, ey Allah'ın Resûlü (ölmedi), dediler.
Ebû Mâlik el–Eş‘arî radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ağıtçı, ölmeden önce tövbe etmezse, kıyamet günü üzerinde katrandan bir elbise ve uyuzlu bir gömlek olduğu halde mezarından kaldırılır."
Üseyd İbni Ebû Üseyd et–Tâbiî'nin, Hz. Peygamber'e biat etmiş kadınlardan birinden naklettiğine göre o hanım sahâbî şöyle demiştir: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in ma‘rufta itaat konusunda bizden aldığı biat içinde, iyilikte kendisine isyan etmeyeceğimiz, felâket anında yüz tırmalamayacağımız, ah–vah diye vâveyla koparmayacağımız, yaka–paça yırtmayacağımız ve saç–baş yolmayacağımız sözü de vardı.
Ebû Mûsa radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ölen herhangi bir kişinin arkasından ağlayıcılar, ey kendisine dayandığımız, ey efendimiz vs. diye onu övmeye başladılar mı, adamın başına iki melek görevlendirilip dikilir ve onu tartaklayarak "Sen böyle biri miydin?" derler."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar arasında iki âdet vardır ki bunlar küfür dönemi âdetidir: Nesebe sövmek, ölüye yüksek sesle ağlamak."
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Bazı insanlar Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'e kâhinleri (n yaptıkları hakkında fikrini) sordular da Resûl–i Ekrem: – "Aslı olan, (doğru) bir şey değildir" buyurdu. – Ey Allah'ın Resûlü! Ama onların bize verdikleri geleceğe ait bazı haberler söyledikleri gibi çıkıyor, dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber: – "Onların bu tür haberleri (görevli meleğin ilham ettiği) gerçeklerdendir. Onu bir cin meleklerden kaparak kâhin dostunun kulağına fısıldar. O kâhinler de bir doğruya yüz yalan karıştırır (halka sunar) lar" cevabını verdi.
Safiyye Binti Ebû Ubeyd, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem 'in bir eşinden naklen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem 'in şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Kim, çalıntı veya yitik bir malın yerini haber veren kimseye (arrâfa) gidip ondan bir şey sorar, söylediğini de tasdik ederse, o kişinin kırk gün hiçbir namazı kabul olunmaz."
Kabîsa İbni'l–Muhârık radıyallahu anh , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem' i şöyle buyururken dinledim, demiştir: "Kuşları ürkütüp isimlerinden, seslerinden ve hareketlerinden mânalar çıkarmak, uğursuzluğa inanmak, kum üzerine çizgiler çizerek geleceğe yönelik hükümler çıkarmak bir çeşit sihir ve kehânettir."
İbni Abbas radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yıldızlardan bir bilgi edinen, bir parça sihir elde etmiş olur. Bilgisi arttıkça günahı da artar."
Muâviye İbni'l–Hakem radıyallahu anh şöyle dedi: – Ey Allah'ın Resûlü! Ben, yeni müslüman olmuş biriyim. Allah Teâlâ bizi İslâm ile şereflendirdi. Bizden öyle kimseler vardır ki, kâhinlere gider, onların söylediklerine inanırlar, dedim. – "Artık onlara gitmeyin (söylediklerine de inanmayın)!" buyurdu. Ben: – Bizden kimileri de kuşların ötmesini, sağa –sola uçmasını uğursuzluk sayarlar, dedim. – "Bu, içlerinde buldukları bir zan, bir duygudur; bu his onlara mâni olmasın" buyurdu. Ben: – Bizden kum üzerine birtakım çizgiler çizen ve öylece hüküm çıkarmaya çalışanlar da var, dedim. – "Peygamberlerden biri de çizgi çizerdi. Kimin çizgisi onun çizgisine uygun düşerse o isabet etmiş olur" cevabını verdi.
Ebû Mes'ûd el–Bedrî radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , köpek parasını, fuhuş gelirini ve falcılık ücretini yasaklamıştır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hastalığın kendiliğinden bulaşması yoktur. Uğursuzluk da yoktur. Eğer bir şeyde uğursuzluk olacak olsaydı evde, kadında ve atta olurdu."
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Urve İbni Âmir radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in huzurunda uğursuzluktan söz edildi. Bunun üzerine: "En güzeli hayra yormadır. Uğursuzluk, hiçbir müslümanı teşebbüsünden vazgeçirmesin. Herhangi biriniz hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman; "Allahım! İyilikleri sadece sen verirsin; kötülükleri yalnız sen giderirsin. Günahtan kaçacak güç, ibâdet edecek kuvvet ancak senin yardımınla kazanılabilir" diye dua etsin, buyurdu.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu sûretleri (resim ve heykelleri) yapanlar, kıyamet günü, ‘bu yaptıklarınıza can verin, haydi!’ diye azâb edileceklerdir."
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir seferden dönmüştü. Ben de odamın önündeki sekiyi resimli bir perde ile örtmüştüm. Bunu görünce Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in yüzünün rengi değişti ve şöyle buyurdu: – "Ey Âişe! Kıyâmet günü Allah katında insanların en şiddetli azâba uğrayacak olanları, Allah'ın yarattığı şeyi taklide kalkışanlardır."
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yine İbni Abbâs radıyallahu anhümâ, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'i şöyle buyururken dinledim" dedi: "Kim dünyada bir canlı resmi yaparsa, kıyamet günü yaptığı resme can vermeye zorlanır. O ise, buna aslâ can veremez."
İbni Mes'ûd radıyallahu anh, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'i şöyle buyururken dinledim" dedi: "Kıyamet günü azâbı en şiddetli olanlar, sûret yapanlardır."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, "Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'i şöyle buyururken dinledim" dedi: "Allah Teâlâ: Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışandan daha zâlim kim vardır? Haydi bir zerre, yahut bir habbe veya bir arpa tanesini yoktan yaratsınlar (bakalım!), buyurdu."
Ebû Talha radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde köpek ve sûret bulunan eve melekler girmez."
İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Cebrâil aleyhisselâm , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem' e geleceğini söylemişti. Gecikti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çok üzüldü ve dışarı çıkınca Cebrâil ile karşılaştı ve gecikmesinden şikayetçi oldu. Bunun üzerine Cebrâil aleyhisselâm : "Biz melekler, içinde köpek ve sûret bulunan eve girmeyiz" cevabını verdi.
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Cebrâil aleyhisselâm , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem' e belli bir saatte geleceğini vadetmişti. Vakit gelmiş ama Cebrâil gelmemişti. Resûlullah elinde bulunan sopayı yere attı ve "Allah da Resûlleri de va'dinden caymaz!" dedi. Sonra etrafa bakınmaya başladı. Bir de ne görsün, sedirinin altında bir köpek eniği. Bunun üzerine: – "Ey Âişe! Bu enik buraya ne zaman girdi?" diye seslendi. Ben: – Allaha yemin ederim ki, bilmiyorum, dedim.
Ebü'l–Heyyâc Hayyân İbni Husayn şöyle dedi: Ali İbni Ebû Tâlib radıyallahu anh bana: "Seni, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in beni memur ettiği bir işi yapmakla görevlendireyim mi? Nerede canlı sûreti bulursan onu tanınmaz hale getir, rastladığın yüksek kabirleri de yerle bir et!" dedi.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ , "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'i şöyle buyururken dinledim" dedi: "Av veya çoban köpeği dışında her kim köpek edinirse her gün o kimsenin ecir ve sevabından iki kırat eksilir."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim köpek edinirse, her gün o kimsenin amelinin sevabından bir kırat eksilir. Ancak ziraat veya koyun köpeği olursa o başka…"
Ebû Hüreyre radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yanlarında köpek ve çan bulunan bir topluluğa melekler arkadaşlık etmez."
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem pislik yemeye dadanmış deveye binmeyi yasakladı.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe radıyallahu anhâ 'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keresinde mescidin kıble duvarında sümük veya tükrük ya da balgam görmüş, hemen onu bir taş parçasıyla kazımıştır.
Enes radıyallahu anh 'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bu mescidler, abdest bozmak ve sair tiksinti verecek şeyler için yapılmış yerler değildir. Buralar ancak Allah Teâlâyı zikretmek, (namaz kılmak) ve Kur‘ân okumak içindir."
Ebû Hüreyre radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Kim, mescidde yitiğini soruşturan bir kimseyi duyarsa, ‘Allah onu sana buldurmasın’ desin. Zira mescidler yitik araştırmak için yapılmamıştır."
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Büreyde radıyallahu anh şöyle dedi: Bir adam mescidde yitiğini soruşturuyor ve "Kırmızı devemi gören var mı?" diyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : "Bulamaz ol! Mescidler ne için yapılmışlarsa ancak o maksatlarla kullanılacak mekanlardır" buyurdu.
Amr İbni Şuayb'ın babası aracılığı ile dedesinden rivayet ettiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , mescidde alış–veriş yapmaktan, yitik soruşturmaktan ve şiir okumaktan insanları menetmiştir.
Ashâbtan es–Sâib İbni Yezîd radıyallahu anh şöyle dedi: Mesciddeydim, biri bana taş attı. Baktım Ömer İbni'l–Hattâb radıyallahu anh . Yanına varınca bana: – Git şu iki kişiyi bana getir! dedi. Gidip adamları getirdim. Onlara: – Nerelisiniz? diye sordu. – Tâifliyiz, dediler. Bunun üzerine: – Eğer Medineli olsaydınız, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in mescidinde sesinizi yükselttiğiniz için canınızı yakmıştım, dedi.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim şu bitkiden yemişse, yanımıza yaklaşıp bizimle beraber namaz kılmasın!"
Câbir radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim sarmısak veya soğan yemişse, bizden ve mescidimizden ayrılsın! (Evinde otursun)."
Ömer İbni’l–Hattâb radıyallahu anh bir Cuma günü irad ettiği bir hutbede şöyle dedi: “Sonra ey müslümanlar! Siz, kokusu hoş olmadığını bildiğim şu iki bitkiyi (sarımsak – soğan) yiyorsunuz. Gerçekten ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i, mescidde bir kimsede bunların kokusunu duyduğu zaman emredip o kişiyi Baki kabristanına kadar uzaklaştırdığını gördüm. Bu sebeple kim bunları yiyecekse, pişirerek kokussunu gidersin!.”
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ' dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimin kesecek kurbanı varsa, zilhicce ayı (nın hilâli) girince kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından hiç bir şey kesmesin."
İbni Ömer radıyallahu anhümâ' dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah Teâlâ sizin babalarınızın adı ile yemin etmenizi yasakladı. Yemin etmek isteyen kimse Allah'ın adı ile yemin etsin veya sussun."
Abdurrahman İbni Semüre radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Putlara ve babalarınıza yemin etmeyiniz."
Büreyde radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Emanete yemin eden kimse bizden değildir."
Yine Büreyde radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben İslâm'dan uzağım diye yemin eden kimse, eğer bu sözünde yalancı ise, söylediği gibidir. Eğer sözünde doğru ise, o kişi inancından bir şey kaybetmeden İslâm'a dönemez."