SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 20 · Çeşitli KonularKonum

(20) Kitâb: Çeşitli Konular

كتاب المقدمات
Hadis 1218 – 1896 · 679 rivayet · Sayfa 5/14

Huzeyfe ve Ebû Hüreyre radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şanı yüce ve üstün olan Allah, insanları bir araya toplar. Mü’minler ayağa kalkarlar ve cennet kendilerine yaklaştırılır. Âdem aleyhisselâm’a gelirler ve derler ki: – Ey babamız! Bize cennetin açılmasını iste! Âdem der ki: – Sizi cennetten çıkaran, babanızın hatasından başka ne ki? Ben bu işin ehli değilim. Siz, Allah’ın dostu olan oğlum İbrahim’e gidiniz. Bunun üzerine İbrahim’e giderler, o da: – Ben bu işin ehli değilim. Ben geriden geriye, uzaktan halîl idim. Siz, Allah Teâlâ’nın kendisiyle konuştuğu Mûsâ’ya gidiniz der. Onlar Mûsâ’ya giderler. Mûsâ kendilerine: – Ben bu işin ehli değilim. Siz Allah’ın kelimesi ve ruhu olan İsâ’ya gidiniz, der. İsâ’ya geldiklerinde: – Ben bu işin ehli değilim, diye karşılık verir. Bunun üzerine onlar, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e giderler. O da hemen ayağa kalkar ve kendisine şefaat için izin verilir. Emanet ve rahim (akrabalık bağı) gönderilir ve bu ikisi sıratın sağ ve solunda dururlar. Sizin ilk kafileniz şimşek gibi geçer. Ben: – Annem babam feda olsun, şimşek gibi geçmek nedir? dedim. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: –”Şimşeği görmediniz mi? Göz açıp yumacak kadar bir zamanda geçip gidiverir!” buyurdu. Sonrakiler rüzgâr gibi, kuş gibi, koşucular gibi geçerler. Onları amelleri böyle süratli geçirir. Peygamberiniz sırat üzerinde durup şöyle der: –”Ey Rabbim! Selâmete çıkar, selâmete çıkar. ”

وعن حذيفة، وأبي هريرة، رضي الله عنهما ، قالا‏:‏ قال رسول الله، صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏يجمع الله، تبارك وتعالى الناس، فيقوم المؤمنون حتى تزلف لهم الجنة، فيأتون آدم، صلوات الله عليه، فيقولون‏:‏ يا أبانا استفتح لنا الجنة، فيقول‏:‏ وهل أخرجكم من الجنة إلا خطيئة أبيكم ‏!‏ لست بصاحب ذلك، اذهبوا إلى ابني إبراهيم خليل الله، قال‏:‏ فيأتون إبراهيم، فيقول إبراهيم‏:‏ لست بصاحب ذلك ، اذهبوا إلى موسى الذي كلمه الله تكليمًا، فيأتون موسى، فيقول‏:‏ لست بصاحب ذلك؛ اذهبوا إلى عيسى كلمة الله وروحه‏.‏ فيقول عيسى‏:‏ لست بصاحب ذلك‏.‏ فيأتون محمدًا صلى الله عليه وسلم، فيقوم فيؤذن له، وترسل الأمانة والرحم فتقومان جنبتي الصراط يمينًا وشمالاً، فيمر أولكم كبالبرق‏"‏ قلت‏:‏ بأبي وأمي، أي شيء كمر البرق‏؟‏ قال‏:‏ “ألم تروا كيف يمر ويرجع في طرفة عين‏؟‏ ثم كمر الريح، ثم كمر الطير، وأشد الرجال تجري بهم أعمالهم، ونبيكم قائم على الصراط يقول‏:‏‏"‏ رب سلم سلم، حتى تعدز أعمال العباد، حتى يجيء الرجل لا يستطيع السير إلا زحفاً، وفي حافتي الصراط كلاليب معلقة مأمورة بأخذ من أمرت به، فمخدوش ناج، ومكردس في النار‏"‏ والذي نفس أبي هريرة بيده إن قعر جهنم لسبعون خريفًا‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1418

Ebû Hubeyb Abdullah ibni Zübeyr radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Cemel vak’ası gününde, (muharebe) durunca (babam) Zübeyr beni çağırdı. Ben de hemen ayağa kalkıp yanına vardım, dedi ki: – Ey oğulcuğum! Bugün öldürülenler ya zâlim veya mazlumdur. Bana gelince, bugün mazlum olarak öldürüleceğim kanaatindeyim. En büyük düşüncelerimden biri, elbetteki borçlarımdır. Ne dersin, borçlarımızı ödedikten sonra malımızdan geriye birşey kalır mı? Sonra şöyle devam etti: – Ey oğulcuğum! Malımı sat, borcumu öde. Malının kalanı olursa üçte birini vasiyet etti. Vasiyet ettiğinin üçte birinin de Abdullah’ın çocukları olan torunlarına verilmesini istedi ve: – Borçları ödedikten sonra malımızdan birşey kalırsa, üçte biri senin oğullarına aittir, dedi.

وعن أبي خُبيب -بضم الخاء المعجمة- عبد الله بن الزبير، رضي الله عنهما، قال‏:‏ لما وقف الزبير يوم الجمل دعاني فقمت إلى جنبه، فقال‏:‏ يا بني إنه لا يقتل اليوم إلا ظالم أو مظلوم ،وإني لا أرانى إلا سأقتل اليوم مظلوما، وإن من أكبر همي لديني، أفترى ديننا يبقي من مالنا شيئًا‏؟‏ ثم قال‏:‏ يا بني بع مالنا واقض ديني، وأوصى بالثلث وثلثه لبنيه، يعني لبني عبد الله بن الزبير ثلث الثلث‏.‏ قال فإن فضل من مالنا بعد قضاء الدين شيء فثلثه لبنيك ، قال هشام ‏:‏ وكان بعض ولد عبد الله قد وازى بعض بني الزبير خبيب وعباد، وله يومئذ تسعة بنين وتسع بنات‏.‏ قال عبد الله ‏:‏ فجعل يوصيني بدينه ويقول‏:‏ يا بنى إن عجزت عن شيء منه فاستعن عليه بمولاي‏.‏ قال فوالله ما دريت ما أراد حتى قلت‏:‏ يا أبت من مولاك‏؟‏ قال‏:‏ الله‏.‏ قال‏:‏ فوالله ما وقعت في كربةٍ من دينه إلا قلت‏:‏ يا مولى الزبير اقض عنه دينه، فيقضيه‏.‏ قال‏:‏ فقتل الزبير ولم يدع دينارًا ولا درهمًا إلا أرضين، منهما الغابة وإحدى عشرة دارًا بالمدينة، ودارين بالبصرة، ودارًا بالكوفة ودارًا بمصر‏.‏ قال‏:‏ وإنما كان دينه الذي كان عليه أن الرجل كان يأتيه بالمال، فيستودعه إياه، فيقول الزبير‏:‏ لا ولكن هو سلف إني أخشى عليه الضيعة‏.‏ وما ولي إمارة قط ولا جباية ولا خراجًا ولا شيئًا إلا أن يكون في غزو مع رسول الله صلى الله عليه وسلم، أو مع أبي بكر وعمر وعثمان رضي الله عنهم، قال عبد الله‏:‏ فحسبت ما كان عليه من الدين فوجدته ألفي ألف ومائتي ألف‏!‏ فلقى حكيم بن حزام عبد الله بن الزبير فقال‏:‏ يا ابن أخي كم على أخي من الدين‏؟‏ فكتمته وقلت ‏:‏ مائة ألف‏.‏ فقال حكيم‏:‏ والله ما أرى أموالكم تسع هذه ‏!‏ فقال عبد الله‏:‏ أرأيتك إن كانت ألف ألف‏؟‏ ومائتي ألف‏؟‏ قال‏:‏ ما أراكم تطيقون هذا، فإن عجزتم عن شيء منه فاستعينوا بي‏.‏ قال‏:‏ وكان الزبير قد اشترى الغابة بسبعين ومائة ألف، فباعها عبد الله بألف ألف وستمائة ألف ، ثم قام فقال‏:‏ من كان له على الزبير شيء فليوافنا بالغابة، فأتاه عبد الله بن جعفر، وكان له على الزبير أربعمائة ألف، فقال لعبد الله‏:‏ إن شئتم تركتها لكم‏؟‏ قال عبد الله‏:‏ لا، قال‏:‏ فإن شئتم جعلتموها فيما تؤخرون إن أخرتم، فقال عبد الله‏:‏ لا قال‏:‏ فاقطعوا لي قطعة، قال عبد الله‏:‏ لك من ههنا إلى ههنا‏.‏ فباع عبد الله منها، فقضى عنه دينه، وأوفاه وبقي منها أربعة أسهم ونصف، فقدم على معاوية وعنده عمرو بن عثمان، والمنذر بن الزبير، وابن زمعة فقال له معاوية‏:‏ كم قومت الغابة‏؟‏ قال ‏:‏ كل سهم بمائة ألف قال‏:‏ كم بقي منها‏؟‏ قال‏:‏ أربعة أسهم ونصف، فقال المنذر ابن الزبير‏:‏ قد أخذت منها سهمًا بمائة ألف، قال عمرو بن عثمان‏:‏ قد أخذت منها سهمًا بمائة ألف‏.‏ وقال ابن زمعة‏:‏ قد أخذت سهمًا بمائة ألف، فقال معاوية‏:‏ كم بقي منها‏؟‏ قال‏:‏ سهم ونصف سهم، قال‏:‏ قد أخذته بخمسين ومائة ألف ‏.‏ قال‏:‏ وباع عبد الله بن جعفر نصيبه من معاوية بستمائة ألف‏.‏ فلما فرغ ابن الزبير من قضاء دينه قال بنو الزبير ‏:‏ اقسم بيننا ميراثنا‏.‏ قال‏:‏ ‏:‏ والله لا أقسم بينكم حتى أنادي بالموسم أربع سنين ‏:‏ ألا من كان له على الزبير دين فليأتنا فلنقضه‏.‏ فجعل كل سنة ينادي في الموسم، فلما مضى أربع سنين قسم بينهم ودفع الثلث‏.‏ وكان للزبير أربع نسوة، فأصاب كل امراةٍ ألف ألف ومائتا ألف، فجميع ماله خمسون ألف ألف ومائتا ألف، رواه البخاري‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1419

Câbir İbni Abdullah radıyallahu anh ’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zulüm yapmaktan sakının. Çünkü zulüm kıyamet gününde zâlime zifirî karanlık olacaktır. Cimrilikten de sakının. Zira cimrilik sizden önce yaşayan insanları, birbirini boğazlamaya ve dokunulmaz haklarını çiğnemeye götürmek suretiyle perişan etmiştir.”

وعن جابر رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏اتقوا الظلم، فإن الظلم ظلمات يوم القيامة، واتقوا الشح فإن الشح أهلك من كان قبلكم، حملهم على أن سفكوا دماءهم واستحلوا محارمهم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1420

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde, haklar sahiplerine mutlaka verilecektir. Hatta boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacaktır.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏لتؤدن الحقوق إلى أهلها يوم القيامة حتى يقاد للشاة الجلحاء من الشاة القرناء‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1421

İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem aramızda iken Vedâ haccı’ndan söz ediyorduk, ama Vedâ haccı’nın ne olduğunu bilmiyorduk. Nihayet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah’a hamd ve senada bulundu, sonra da deccâldan bahsederek onun hakkında uzunca bilgi verdi. Şunları söyledi: “Allah Teâlâ’nın gönderdiği her peygamber, ümmetini deccâl konusunda uyarmıştır. Nuh ve ondan sonraki peygamberler, ümmetlerini bu konuda uyarıp sakındırdılar. Şüphesiz ki o sizin aranızda çıkarsa, onun durumu ve hali size gizli kalmaz. Rabbinizin tek gözü kör olmadığı size gizli kalan, bilmediğiniz bir şey değildir. Deccalin ise, sağ gözü kör olup, sanki salkımından dışarı fırlamış yaş bir üzüm tanesi gibidir. Uyanık olunuz! Allah Teâlâ birbirinizin kanlarını ve mallarını, şu ayınızda bugününüzü haram kıldığı gibi, birbirinize haram kılmıştır. Dikkat ediniz, sizlere tebliğ ettim mi?”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ كنا نتحدث عن حجة الوداع، والنبي صلى الله عليه وسلم بين أظهرنا، ولا ندري ما حجة الوداع، حتى حمد الله رسول الله صلى الله عليه وسلم، وأثنى عليه، ثم ذكر المسيح الدجال فأطنب في ذكره، وقال‏:‏ “ ما بعث الله من نبي إلا أنذره أمته‏:‏ أنذره نوح والنبيون من بعده، وإنه إن يخرج فيكم فما خفي عليكم من شأنه فليس يخفى عليكم، إن ربكم ليس بأعور، وإنه أعور عين اليمنى، كأن عينه عنبة طافية‏.‏ ألا إن الله حرم عليكم دماءكم وأموالكم ، كحرمة يومكم هذا، في بلدكم هذا، في شهركم هذا، ألا هل بلغت‏؟‏” قالوا‏:‏ نعم، قال‏:‏ “اللهم اشهد -ثلاثًا- ويلكم، أو ويحكم، انظروا، لا ترجعوا بعدي كفارًا يضرب بعضكم رقاب بعض‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري ، وروي مسلم بعضه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1422

Âişe radıyallahu anhâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bir karış mikdarı bir yere haksız olarak zulümle sahip olursa, o yerin yedi katı boynuna geçirilir.”

وعن عائشة رضي الله عنها أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ “من ظلم قيد شبر من الأرض طوقه من سبع أرضين” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1423

Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hiç şüphesiz Allah zâlime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” Sonra şu âyet–i kerîmeyi okudu: “Rabbin, zâlim bir kasaba halkını yakalarken işte böyle yakalar. O’nun yakalaması gerçekten çok acı ve çetindir.” (Hûd: 11/102)

وعن أبي موسى رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “إن الله ليملي للظالم فإذا أخذه لم يفلته ثم قرأ‏:‏ ‏{‏وكذلك أخذ ربك إذا أخذ القرى وهي ظالمة إن أخذه أليم شديد‏}‏ ‏(‏‏(‏هود ‏:‏ 102‏)‏‏)‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1424

Muâz radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni (yönetici olarak Yemen’e) gönderdi ve şunları söyledi: “Sen kitap ehli olan bir topluma gidiyorsun, Onları, Allah’dan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahitlik etmeye dâvet et. Eğer onlar, bu dâvete uyup itaat ederlerse, Allah’ın kendilerine her bir gün ve gecede beş vakit namazı kesin olarak farz kıldığını bildir. Şayet buna da itaat ederlerse, Allah Teâlâ’nın, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere, kendilerine zekâtı mutlak surette farz kıldığını bildir. Buna da itaat edip uydukları takdirde, onların mallarının en gözde ve kıymetli olanlarını almaktan sakın. Mazlumun bedduasını almaktan da son derece çekin, çünkü onun bedduası ile Allah arasında bir perde yoktur.”

وعن معاذ رضي الله عنه قال ‏:‏ بعثني رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ ‏ "‏إنك تأتي قومًا من أهل الكتاب، فادعهم إلى شهادة أن لا إله إلا الله، وأني رسول الله ، فإن هم أطاعوا لذلك، فأعلمهم أن الله قد افترض عليهم خمس صلوات في كل يوم وليلة، فإن هم أطاعوا لذلك، فإياك وكرائم أموالهم‏.‏ واتق دعوة المظلوم فإنه ليس بينها وبين الله حجاب‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1425

Ebû Humeyd Abdurrahman İbni Sa’d es–Sâidî radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , Ezd kabilesinden İbni Lütbiyye denilen bir adamı zekât toplamak üzere görevlendirmişti. Bu zât vazifesini yapıp Resûlullah’ın huzuruna gelince: Şu mallar sizindir, şunlar da bana hediye edilenlerdir, dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem minberde ayağa kalkdı ve Allah’a hamd ü senâdan sonra şöyle buyurdu: “Size söyleyeceğime gelince: Allah Teâlâ’nın benim idareme verdiği işlerden birine sizlerden birini görevli tayin ediyorum, sonra da o kişi dönüp geliyor ve bana diyor ki: Şunlar size ait olanlardır; şunlar da bana hediye edilenler.

وعن أبي حميد عبد الرحمن بن سعد الساعدي رضي الله عنه قال‏:‏ استعمل النبي رجلاً من الأزد يقال له‏:‏ ابن اللتبية على الصدقة، فلما قدم قال ‏:‏ هذا لكم، وهذا أهدي إلي، فقام رسول الله صلى الله عليه وسلم على المنبر، فحمد الله وأثنى عليه، ثم قال‏:‏ “أما بعد فإني أستعمل الرجل منكم على العمل مما ولاني الله، فيأتي فيقول‏:‏ هذا لكم، وهذا هدية أهديت إلي، أفلا جلس في بيت أبيه وأمه حتى تأتيه هديته إن كان صادقًا، والله لا يأخذ أحد منكم شيئًا بغير حقه إلا لقى الله تعالى، يحمله يوم القيامة، فلا أعرفن أحدًا منكم لقي الله يحمل بعيرًا له رغاء، أو بقرة لها خوار، أو شاة تيعر” ثم رفع يديه حتى رؤي بياض إبطيه فقال ‏:‏ ‏ "‏اللهم هل بلغت‏"‏ ثلاثا ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1426

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden önce o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm mikdarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir. ) Şâyet iyilikleri yoksa, kendisine zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ من كانت عنده مظلمة لأخيه، من عرضه أو من شيء، فليتحلله منه اليوم قبل أن لا يكون دينار ولا درهم ، إن كان له عمل صالح أخذ منه بقدر مظلمته، وإن لم يكن له حسنات أخذ من سيئات صاحبه فحمل عليه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1427

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.”

وعن عبد الله بن عمرو بن العاص رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ “المسلم من سلم المسلمون من لسانه، ويده، والمهاجر من هجر ما نهى الله عنه” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1428

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhüma şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’ in seferde bazı yükleme hizmetlerini gören ve kendisine Kirkire denilen bir adam vardı. Adam öldü. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “O cehennemdedir” buyurdu.

وعنه رضي الله عنه قال‏:‏ كان على ثقل النبي صلى الله عليه وسلم رجل يقال له كركرة، فمات، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏ "‏هو في النار‏"‏ فذهبوا ينظرون إليه فوجدوا عباءة قد غلها” ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1429

Ebû Bekre Nüfey’ İbni Hâris radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü şekliyle dönmektedir. Bir yıl on iki aydır. Bunlardan dördü haram olan aydır. Üçü birbiri ardınca gelen, zilkade, zilhicce ve muharremdir. Biri ise cemaziyelâhir ile şâbân arasında bulunan ve Mudar kabilesinin daha çok değer verdiği receb ayıdır. ” Peygamberimiz: – “Bu hangi aydır?” diye sordu. Biz: – Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber sustu. O kadar ki, biz aya başka bir ad vereceğini zannettik. –”Bu ay zilhicce değil mi?” dedi, biz: – Evet, dedik. – “Bu hangi beldedir?” diye sordu, biz: – Allah ve Resulü daha iyi bilir, dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir süre sustu. Biz, bu şehre başka bir ad vereceğini zannettik: – “Burası Belde–i Haram (Mekke) değil mi?” dedi, biz: – Evet, dedik. – “Bu hangi gün?” diye sordu, biz: – Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dedik. Bir müddet sustu. Öyle ki biz o güne başka bir ad vereceğini zannettik. – “Bugün kurban günü değil mi?” dedi, biz: – Evet, diye cevap verdik. Sonra Resulullah sözlerine şöyle devam etti: “Şüphesiz ki, sizin kanlarınız, mallarınız, ırz ve namusunuz, şeref ve haysiyetiniz, şu gününüzün, şu beldenizin ve şu ayınızın haram olduğu gibi, birbirinize haram kılınmıştır. Rabbinize kavuşacaksınız ve o size amellerinizi soracak. Sakın benden sonra birbirinizin boynunu vurarak kâfirlere dönmeyiniz. Dikkat ediniz! Burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerimi ulaştırsın. Umulur ki, sözlerim kendilerine ulaştırılan bazı kimseler, sözümü işiten bazı kimselerden daha iyi anlayıp koruyabilirler.” Hz. Peygamber, sonra: – “Dikkat edin, tebliğ ettim mi?” diye sordu, biz: – Evet, diye cevap verdik. Resûl–i Ekrem: – “Allahım! Şahit ol” buyurdular.

وعن أبي بكرة نفيع بن الحارث رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏إن الزمان قد استدار كهيئته يوم خلق الله السموات والأرض‏:‏ السنة اثنا عشر شهرًا، منها أربعة حرم‏:‏ ثلاث متواليات‏:‏ ذو القعدة، وذو الحجة، والمحرم، ورجب مضر الذي بين جمادى وشعبان، أي شهر هذا‏؟‏‏"‏ قلنا‏:‏ الله ورسوله أعلم، فسكت حتى ظننا أنه سيسميه بغير اسمه، قال‏:‏ أليس ذا الحجة‏؟‏ قلنا بلى‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏فأي بلد هذا‏؟‏‏"‏ قلنا ‏:‏ الله ورسوله أعلم فسكت حتى ظننا أنه سيسميه بغير اسمه‏.‏ قال‏:‏”أليس البلدة” قلنا‏:‏ بلى ‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏فأي يوم هذا‏؟‏‏"‏ قلنا‏:‏ الله ورسوله أعلم، فسكت حتى ظننا أن سيسميه بغير اسمه‏.‏ قال‏:‏ “أليس يوم النحر‏؟‏” قلنا بلى‏.‏ قال “فإن دماءكم وأموالكم وأعراضكم عليكم حرام، كحرمة يومكم هذا في بلدكم هذا في شهركم هذا، وستلقون ربكم فيسألكم عن أعمالكم، ألا فلا ترجعوا بعدي كفارًا يضرب بعضكم رقاب بعض، ألا ليبلغ الشاهد الغائب، فلعل بعض من يبلغه أن يكون أوعى له من بعض من سمعه‏"‏ ثم قال‏:‏ ‏"‏ ألا هل بلغت، ألا هل بلغت‏؟‏” قلنا ‏:‏ نعم‏.‏ قال‏:‏ “ اللهم اشهد” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1430

Ebû Ümâme İyâs İbni Sa’lebe el–Hârisî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yemin ederek bir müslümanın hakkını alan kimseye, Allah cehennemi vâcip kılar, cenneti de haram eder.”

وعن أبي أمامة إياس بن ثعلبة الحارثي رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏ من اقتطع حق امرئ مسلم بيمينه فقد أوجب الله له النار، وحرم عليه الجنة” فقال رجل‏:‏ وإن كان شيئًا يسيرًا يا رسول الله ‏؟‏ فقال‏:‏ “وإن قضيبًا من أراك” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1431

Adî İbni Amîre radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğunu duydum: “Mal tahsili için memur tayin ettiğimiz bir kimse, bizden bir iğneyi veya ondan daha küçük bir şeyi gizlese, bu hıyanet olur ve o şeyi kıyamet günü getirir.”

وعن عدي ابن عميرة رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ “من استعملناه منكم على عمل، فكتمنا مخيطًا فما فوقه، كان غلولاً يأتي به يوم القيامة” فقام إليه رجل أسود من الأنصار، كأني أنظر إليه ، فقال‏:‏ يا رسول الله اقبل عني عملك، قال‏:‏ “ومالك‏؟‏” قال سمعتك تقول كذا وكذا، قال‏:‏ “وأنا أقوله الآن‏:‏ من استعملناه على عمل فليجئ بقليله وكثيره، فما أوتي منه أخذ، وما نهي عنه انتهى، ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1432

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عمر بن الخطاب رضي الله عنه قال‏:‏ لما كان يوم خيبر أقبل نفر من أصحاب النبي صلى الله عليه وسلم فقالوا فلان شهيد، وفلان شهيد، حتى مروا على رجل فقالوا ‏:‏ فلان شهيد‏.‏ فقال النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏ كلا إني رأيته في النار في بردة غلها-أو عباءة-” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1433

Ebû Katâde Hâris İbni Rib’î radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbın arasında ayağa kalkarak, onlara, Allah yolunda cihadın ve Allah’a imanın amellerin en üstünü olduğundan bahsetti. Ashâbdan bir kişi ayağa kalkarak: – Ya Resûlallah! Eğer ben Allah yolunda öldürülürsem, bu şehitlik benim günahlarıma keffâret olur mu, ne dersiniz? diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : “Evet, eğer sabrederek, karşılığını sadece Allah’tan umarak, cepheden kaçmaksızın Allah yolunda öldürülürsen, günahlarına keffâret olur” buyurdu.

وعن أبي قتادة الحارث بن ربعي رضي الله عنه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه قام فيهم ، فذكر لهم أن الجهاد في سبيل الله، والإيمان بالله أفضل الأعمال، فقام رجل فقال‏:‏ يا رسول الله أرأيت إن قتلت في سبيل الله، تكفر عني خطاياي‏؟‏ فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “نعم إن قتلت في سبيل الله وأنت صابر محتسب، مقبل غير مدبر” ثم قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “كيف قلت‏؟‏” قال‏:‏ أرأيت إن قتلت في سبيل الله، أتكفر عني خطاياي‏؟‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “نعم وأنت صابر محتسب، مقبل غير مدبر، إلا الدين فإن جبريل قال لي ذلك” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1434

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâb: – Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnâd ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏‏:‏أتدرون من المفلس‏؟‏‏"‏ قالوا ‏:‏ المفلس فينا من لا درهم له ولا متاع فقال‏:‏ ‏"‏إن المفلس من أمتي يأتي يوم القيامة بصلاة وصيام وزكاة، ويأتي قد شتم هذا، وقذف هذا وأكل مال هذا، وسفك دم هذا، وضرب هذا، فيعطى هذا من حسناته، وهذا من حسناته، فإن فنيت حسناته قبل أن يقضي ما عليه، أخذ من خطاياهم فطرحت عليه، ثم طرح في النار‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1435

Ümmü Seleme radıyallau anhâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben sadece bir beşerim. Sizler bana yargılanmak üzere geliyorsunuz. Belki sizin biriniz, delilini getirmekte diğerinizden daha becerikli ve daha üstün anlatımlı olabilir. Ben de dinlediğime göre o kimsenin lehinde hüküm veririm. Kimin lehine kardeşinin hakkını alıp hüküm vermişsem, ona cehennemden bir parça ayırmış olurum.”

وعن أم سلمة رضي الله عنها، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ "إنما أنا بشر، وإنكم تختصمون إلي، ولعل بعضكم أن يكون ألحن بحجته من بعض، فأقضي له بنحو ما أسمع ، فمن قضيت له بحق أخيه فإنما أقطع له قطعة من النار" ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1436

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Haram kan dökmediği müddetçe mü’min, Allah’ın rahmetini ummaya devam eder.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “ لا يزال المؤمن في فسحة من دينه ما لم يصب دمًا حرًا‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1437

Hamza’nın eşi Havle Binti Sâmir el–Ensârîye radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz ki, haksız olarak Allah’ın malını kullanan kimseler, kıyamet gününde cehennemi hak ederler.”

وعن خولة بنت عامر الأنصاري ، وهي امرأة حمزة رضي الله عنه وعنها، قالت ‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏إن رجالاً يتخوضون في مال الله بغير حق، فلهم النار يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1438

Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.”

وعن أبي موسى رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ المؤمن للمؤمن كالبنيان يشد بعضه بعضًا‏"‏ وشبك بين أصابعه ‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1439

Ebû Mûsâ radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yanında ok varken mescidlerimize veya çarşı–pazarımıza uğrayan kimse, müslümanlardan herhangi birine onlardan bir zarar gelmemesi için, okunun ucunun demirlerini eliyle tutsun.”

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ “من مر في شيء من مساجدنا، أو أسواقنا، ومعه نبل فليمسك، أو ليقبض على نصالها بكفه أن يصيب أحدًا من المسلمين منها بشيء” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1440

Numân İbni Beşir radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”

وعن النعمان بن بشير رضي الله عنهما قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مثل المؤمنين في توادهم وتراحمهم وتعاطفهم، مثل الجسد إذا اشتكى منه عضو تداعى له سائر الجسد بالسهر والحمى” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1441

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem , Hz. Ali’nin oğlu Hasan radıyallahu anhümâ ’yı öpmüştü. Bunun üzerine Akra‘ İbni Hâbis: – Benim on tane oğlum var, fakat bunlardan hiçbirini öpmedim, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : – “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” buyurdu.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قبل النبي الحسن بن علي رضي الله عنهما، وعنده الأقرع بن حابس، فقال الأقرع‏:‏ إن لي عشرة من الولد ما قبلت منهم أحدًا‏.‏ فنظر إليه رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ “من لا يرحم لا يرحم” ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1442

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Çölde yaşayan bedevîlerden bir grup Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in huzuruna geldiler ve: – Siz çocuklarınızı öpüyor musunuz? diye sordular. Peygamberimiz: – “Evet” buyurdu. Onlar: – Fakat biz, Allah’a yemin ederiz ki, onları öpmüyoruz, dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : – “Allah sizin kalblerinizden merhamet duygusunu çıkarıp almışsa, ben ne yapabilirim ki!” buyurdu.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ قدم ناس من الأعراب على رسول الله صلى الله عليه وسلم، فقالوا ‏:‏ أتقبلون صبيانكم‏؟‏ فقال‏:‏ ‏"‏نعم‏"‏ قالوا‏:‏ لكنا والله ما نقبل ‏!‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏"‏أو أملك إن كان الله نزع من قلوبكم الرحمة‏؟‏‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1443

Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh’ den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlara merhamet göstermeyen kimseye Allah da merhamet etmez.”

وعن جرير بن عبد الله رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ من لا يرحم الناس لا يرحمه الله ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1444

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun. Çünkü onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır. Herhangi biriniz kendi başına namaz kıldığında ise dilediği kadar uzatsın.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه ، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏إذا صلى أحدكم للناس، فليخفف، فإن فيهم الضعيف والسقيم والكبير‏.‏ وإذا صلى لنفسه فليطول ما شاء‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ (10)
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1445

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , bir işi yapmayı çok istediği halde, onu ahali de yapmaya kalkar da üzerlerine farz kılınır diye korktuğu için, yapmaktan vazgeçerdi.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ إن كان رسول الله صلى الله عليه وسلم ليدع العمل، وهو يحب أن يعمل به، خشية أن يعمل به الناس فيفرض عليهم‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1446

Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem , kendilerine acıdığı için, sahâbenin iftar etmeksizin peşpeşe oruç tutmalarını yasakladı. Onlar: – Fakat sen bunu yapıyorsun, dediklerinde: – “Ben sizin durumunuzda değilim. Ben, Rabbim beni yedirmiş ve içirmiş vaziyette geceliyorum” buyurdular.

وعنها رضي الله عنها قالت‏:‏ نهاهم النبي صلى الله عليه وسلم عن الوصال رحمة لهم، فقالوا‏:‏ إنك تواصل‏؟‏ قال‏:‏ ‏ "‏إني لست كهيئتكم، إني أبيت يطعمني ربي ويسقيني ‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏.‏ ‏‏معناه يجعل في قوة من أكل وشرب.
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1447

Ebû Katâde Hâris İbni Rib’î radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben, uzatmayı arzu ederek, namaza dururum da, bir çocuğun ağlamasını işitir, onun annesine güçlük çıkarıp üzmekten hoşlanmadığım için, namazı kısa keserim.”

وعن أبي قتادة الحارث بن ربعي رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏إني لأقوم إلى الصلاة، وأريد أن أطول فيها ، فأسمع بكاء الصبي، فأتجوز في صلاتي كراهية أن أشق على أمه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1448

Cündeb İbni Abdullah radıyallahu anh ’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Sabah namazını cemaatle kılan kimse Allah’ın güvencesindedir. Sakın Allah, güvencesi altında olan bir şeyden dolayı sizi takibe almasın. Çünkü Allah güvence verdiği bir şeyden dolayı kimi takib ederse, onu yakalar sonra da onu yüzüstü cehennem ateşine atar.”

وعن جندب بن عبد الله قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ ‏ "‏من صلى صلاة الصبح فهو في ذمة الله فلا يطلبنكم الله من ذمته بشيء، فإنه من يطلبه من ذمته بشيء يدركه، ثم يكبه على وجهه في نار جهنم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1449

Abdulah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏المسلم أخو المسلم، لا يظلمه، ولايسلمه، من كان في حاجة أخيه كان الله في حاجته، ومن فرج عن مسلم كربة فرج الله عنه بها كربة من كرب يوم القيامة، ومن ستر مسلمًا ستره الله يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1450

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona hiyânet etmez, yalan söylemez ve yardımı terketmez. Her müslümanın, diğer müslümana ırzı, malı ve kanı haramdır. Takvâ buradadır. Bir kimseye şer olarak müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi yeter.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “المسلم أخو المسلم لا يخونه ولا يكذبه ولا يخذله، كل المسلم على المسلم حرام عرضه وماله ودمه، التقوى ههنا، بحسب امرئ من الشر أن يحقر أخاه المسلم” ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال ‏:‏حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1451

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Birbirinizle hasetleşmeyiniz. Almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımı kesmez ve onu hakir görmez. –Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki– Takvâ buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı, başka müslümana haramdır.”

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لا تحاسدوا، ولا تناجشوا، ولا تباغضوا، ولا تدابروا ولا يبع بعضكم على بيع بعض، وكونوا عباد الله إخوانًا‏.‏ المسلم أخو المسلم‏:‏ لا يظلمه ولا يحقره، ولا يخذله‏.‏ التقوى ههنا- ويشير إلى صدره ثلاث مرات- بحسب امرئ من الشر أن يحقر أخاه المسلم كل المسلم على المسلم حرام دمه وماله وعرضه” ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1452

Enes radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.”

وعن أنس رضي الله عنه صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ لا يؤمن أحدكم حتى يحب لأخيه ما يحب لنفسه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1453

Enes radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Din kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et.”

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ “انصر أخاك ظالمًا أو مظلومًا” فقال رجل‏:‏ يا رسول الله أنصره إذا كان مظلومًا أرأيت إن كان ظالمًا كيف أنصره‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏تحجزه -أو تمنعه- من الظلم فإن ذلك نصره” ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1454

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selâmı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye iştirak etmek, dâvete icabet etmek, aksırana “yerhamukellah” demek.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏حق المسلم على المسلم خمس‏:‏ رد السلام، وعيادة المريض، واتباع الجنائز وإجابة الدعوة، وتشميت العاطس‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ و في رواية لمسلم: "حق المسلم على المسلم ست: اذا لقيته فسلم عليه، و اذا دعاك فأجبه، و اذا استنصحك فانصح له، و اذا عطس فحمد الله فشمته، و اذا مرض فعده، و اذا مات فاتبعه."
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1455

Ebû Ümâre Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize yedi şeyi emretti, yedi şeyi de yasakladı. Bize şunları emretti: Hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, aksırana “yerhamükellah” demek, yeminini bozmayıp yemin üzere devam etmek, zulme uğrayana yardım etmek, dâvet edenin dâvetine katılmak, selâmı yaygınlaştırmak. Resûlullah bize şunları da yasakladı: Altın yüzükler veya yüzük takmak, gümüş kaptan su içmek, ipek minder kullanmak, ipekten yapılmış elbise giymek, ince ipek giymek, kalın ipek giymek, hâlis ipek kumaştan elbise giymek.

وعن أبي عمارة البراء بن عازب رضي الله عنهما قال‏:‏ أمرنا رسول الله r بسبع، ونهانا عن سبع‏:‏ أمرنا بعيادة المريض، واتباع الجنازة، وتشميت العاطس، وإبرار المقسم، ونصر المظلوم، وإجابة الداعي، وإفشاء السلام‏.‏ ونهانا عن خواتيم أو تختم بالذهب ، وعن شرب بالفضة، وعن المياثر الحمر، وعن القسي، وعن لبس الحرير والإستبرق والديباج‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1456

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏لا يستر عبد عبدًا في الدنيا إلا ستره الله يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1457

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İşlediği günahları açığa vuranlar dışında, ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir adamın, gece kötü bir iş yapıp, Allah onu örttüğü halde, sabahleyin kalkıp: “Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım”, demesi, açık günahlardandır. Oysa o kişi, Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o, Allah’ın örttüğünü açarak sabahlıyor.”

وعنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏كل أمتي معافًى إلا المجاهرين، وإن من المجاهرة أن يعمل الرجل بالليل عملاً، ثم يصبح وقد ستره الله عليه فيقول‏:‏ يا فلان عملت البارحة كذا وكذا، وقد بات يستره ربه، ويصبح يكشف ستر الله عنه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1458

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir câriye zina eder ve zina yaptığı da kesinleşirse, sahibi ona had cezası uygulasın. Fakat suçunu başına kakmasın. Sonra ikinci defa zina yaparsa, aynı şekilde had uygulasın, ama yine de suçunu yüzüne vurup kötü sözlerle kınamasın. Sonra bu câriye üçüncü defa zina ederse, artık efendisi onu kıldan bir ip bedeline bile olsa satsın.”

وعنه النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏إذا زنت الأمة فتبين زناها فليجلدها الحد، ولا يثرب عليها، ثم إن زنت الثانية فليجلدها الحد ولا يثرب عليها، ثم إن زنت الثالثة فليبعها ولو بحبل من شعر‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ (15)
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1459

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه قال‏:‏ أتى النبي صلى الله عليه وسلم برجل قد شرب خمرًا قال‏:‏ ‏"‏اضربوه‏"‏ قال أبو هريرة ‏:‏ فمنا الضارب بيده، والضارب بنعله، والضارب بثوبه‏.‏ فلما انصرف قال بعض القوم‏:‏ أخزاك الله قال‏:‏ ‏"‏لا تقولوا هكذا لا تعينوا عليه الشيطان‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1460

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslümandan bir sıkıntıyı giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir müslümanın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏المسلم أخو المسلم لا يظلمه ولا يسلمه‏.‏ من كان في حاجة أخيه كان الله في حاجته، ومن فرج عن مسلم كربة فرج الله عنه بها كربة من كرب يوم القيامة، ومن ستر مسلمًا ستره الله يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1461

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse, bir mü’minden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde o mü’minin sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve âhirette kolaylık gösterir. Bir kimse, bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve âhiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımındadır. Bir kimse ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Bir cemaat, Allah Teâlâ’nın evlerinden bir evde toplanıp Allah’ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekinet iner ve kendilerini rahmet kaplar. Melekler onları kuşatırlar, Allah Teâlâ da onları kendi nezdinde bulunanların arasında anar. Amelinin kendisini geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçirmez.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏من نفس عن مؤمن كربة من كرب الدنيا، نفس الله عنه كربة من كرب يوم القيامة، ومن يسر على معسر يسر الله عليه في الدنيا والآخرة، ومن ستر مسلمًا ستره الله في الدنيا والآخرة، والله في عون العبد ما كان العبد في عون أخيه، ومن سلك طريقًا يلتمس فيه علمًا سهل الله له طريقًا إلى الجنة‏.‏ وما اجتمع قوم في بيت من بيوت الله تعالى، يتلون كتاب الله، ويتدارسونه بينهم إلا نزلت عليهم السكينة، وغشيتهم الرحمة، وحفتهم الملائكة، وذكرهم الله فيمن عنده‏.‏ ومن بطأ به عمله لم يسرع به نسبه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1462

Ebû Mûsâ el–Eş`arî radıyallahu anh şöyle dedi: Peygamber aleyhisselâm ’a sıkıntı içinde bulunan biri geldiği zaman, yanındakilere döner: “Bu adama yardım ediniz, sevap kazanırsınız. Allah Teâlâ istediği şeyi Peygamberi’ne söyletir” buyururdu.

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه قال‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا أتاه طالب حاجة أقبل على جلسائه فقال‏:‏ ‏:‏اشفعوا تؤجروا ويقضي الله على لسان نبيه ما أحب‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ (16)
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1463

İbni Abbas radıyallahu anhümâ Berîre ile kocası arasında geçen olaya dair şunları söyledi: Peygamber aleyhisselâm Berîre’ye: – “Keşke tekrar kocana dönsen!” buyurdu.

وعن ابن عباس رضي الله عنهما في قصة بريرة وزوجها‏.‏ قال‏:‏ قال لها النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏لو راجعته‏؟‏‏"‏ قالت‏:‏ يا رسول الله تأمرني‏؟‏ قال ‏:‏ ‏"‏إنما أشفع‏"‏ قالت‏:‏ لا حاجة لي فيه‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1464

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adâletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen de sadakadır.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏كل سلامى من الناس عليه صدقة، كل يوم تطلع فيه الشمس‏:‏ تعدل بين الاثنين صدقة، وتعين الرجل على دابته فتحمله عليها، أو ترفع له عليها متاعه صدقة‏.‏ والكلمة الطيبة صدقة، وبكل خطوة تمشيها إلى الصلاة صدقة، وتميط الأذى عن الطريق صدقة‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ (17)
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1465

Ümmü Külsûm radıyallahu anhâ’dan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem 'in şöyle buyurduğunu işittiği nakledilmiştir: "İnsanların arasını düzeltmek maksadıyla birinden ötekine uygun sözler taşıyan (veya hayırlı konuşan) yalancı sayılmaz."

وعن أم كلثوم بنت عقبة بن أبي معيط رضي الله عنها قالت سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏"‏ليس الكذاب الذي يصلح بين الناس فينمي خيرًا، أو يقول خيرًا‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏ و في رواية مسلم زيادة، قالت: "و لم اسمعه يرخصه في شيء مما يقوله الناس الا في ثلاث، تعني: الحرب، و الاصلاح بين الناس، و حديث الرجل امراته، و حديث المرأة زوجها".
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1466

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن عائشة رضي الله عنها قالت‏:‏ سمع رسول الله صلى الله عليه وسلم صوت خصوم بالباب عالية أصواتهما، وإذا أحدهما يستوضع الآخر ويسترفقه في شيء، وهو يقول‏:‏ والله لا أفعل، فخرج عليهما رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ “أين المتألي على الله لا يفعل المعروف‏؟‏ ‏"‏ فقال‏:‏ أنا يا رسول الله ، فله أي ذلك أحب ، ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1467