SÜNNETİMİZSÜNNET VE HADİS KÜTÜPHANESİ
Riyâzü's-Sâlihîn › Kitâb 20 · Çeşitli KonularKonum

(20) Kitâb: Çeşitli Konular

كتاب المقدمات
Hadis 1218 – 1896 · 679 rivayet · Sayfa 8/14

Ebû Yahyâ (veya Ebû Muhammed) Sehl İbni Ebû Hasme el–Ensârî r adıyallahu anh şöyle dedi: Abdullah İbni Sehl ve Muhayyısa İbni Mes’ûd, sulh günlerinde Hayber’e gitmişlerdi. (İşlerini görmek için birbirlerinden) ayrıldılar. Neticede Muhayyısa, (buluşma yerine geldiğinde) Abdullah İbni Sehl’i kanlar içinde can çekişirken buldu. Onu defnetti ve sonra Medine’ye döndü. (Abdullah’ın kardeşi) Abdurrahman İbni Sehl (durumu öğrenince yanına) Mes’ûd’un oğulları Muhayyısa ve Huvayyısa’yı da alarak Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ’e gitti. Oradakilerin yaşça en küçüğü olan Abdurrahman, olayı anlatmaya başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Sözü büyüğünüze bırak, sözü büyüğünüze bırak!” buyurdu.

وعن أبي يحيى وقيل‏:‏ أبي محمد سهل بن أبي حَثْمة -بفتح الحاء المهملة وإسكان الثاء المثلثة -الأنصاري رضي الله عنه قال‏:‏ انطلق عبد الله ابن سهل ومحيصة بن مسعود إلى خيبر وهي صلح، فتفرقا، فأتى محيصة إلى عبد الله بن سهل وهو يتشحط في دمه قتيلاً، فدفنه، ثم قدم المدينة فانطلق عبد الرحمن بن سهل ومحيصة وحويصة ابنا مسعود إلى النبي صلى الله عليه وسلم، فذهب عبد الرحمن يتكلم فقال‏:‏ ‏"‏ كبر كبر‏"‏ وهو أحدث القوم، فسكت، فتكلما فقال‏:‏ ‏"‏أتحلفون وتستحقون قاتلكم‏؟‏ وذكر تمام الحديث‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1568

Câbir radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Peygamber s allallâhu aleyhi ve sellem , Uhud Gazvesi’nde şehid düşenleri her mezara iki kişi konacak şekilde toplattı ve sonra: “Bunların hangisi daha çok Kur’an bilirdi?” diye sordu.

وعن جابر رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم كان يجمع بين الرجلين من قتلى أحد يعني في القبر، ثم يقول‏:‏ أيهما أكثر أخذًا للقرآن‏؟‏‏"‏ فإذا أشير له إلى أحدهما قدمه في اللحد‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1569

İbni Ömer radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Rüyamda dişlerimi misvaklıyordum. Yanıma biri diğerinden daha yaşlı iki kişi geldi. Ben misvakı küçüğüne vermek istedim.” Bana: “Büyüğe ver denildi. Ben de büyüğe verdim.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ أراني في المنام أتسوك بسواك، فجاءني رجلان، أحدهما أكبر من الآخر، فناولت السواك الأصغر، فقيل لي‏:‏ كبر، فدفعته إلى الأكبر منهما‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم والبخاري تعليقًا‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1570

Ebû Mûsâ radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Saçı–sakalı ağarmış müslümana, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur’an hâfızına ve âdil hükümdara saygı göstermek, Allah Teâlâ’ya duyulan saygı ve ta’zimden ileri gelir.”

وعن أبي موسى رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏إن من إجلال الله تعالى إكرام ذي الشيبة المسلم، وحامل القرآن غير الغالي فيه، والجافي عنه وإكرام ذي السلطان المقسط‏"‏ ‏(‏‏(‏حديث حسن رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1571

Amr İbni Şuayb’ın, babası aracılığı ile dedesinden rivâyet ettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. “Küçüklerimize acımayan, büyüklerimizin (büyüklük) şerefini tanımayan bizden değildir.”

وعن عمرو بن شعيب، عن أبيه ، عن جده رضي الله عنهم قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏ليس منا من لم يرحم صغيرنا، ويعرف شرف كبيرنا‏"‏ ‏(‏‏(‏حديث صحيح رواه أبو داود والترمذي، وقال الترمذي‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1572

Meymûn İbni Ebû Şebîb rahimehullah ’dan rivâyet edilmiştir. Demiştir ki: Birgün Hz. Âişe’ye bir dilenci geldi. Aişe radıyallahu anhâ ona bir parça ekmek verdi. Kılığı kıyâfeti düzgün bir başka adam geldi. Onu da sofraya oturtarak yemek ikram etti. Bu (farklı) davranışının sebebini soranlara Âişe şöyle cevap verdi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , “İnsanlara mevki, makam ve seviyelerine göre muamele ediniz” buyurmuştur.

وعن ميمون بن أبي شبيب رحمه الله أن عائشة رضي الله عنه الإمام مر بها سائل، فأعطته كسرة، ومر بها رجل عليه ثياب وهيئة، فأقعدته، فأكل فقيل لها في ذلك‏:‏ ‏؟‏ فقالت‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏أنزلوا الناس منازلهم‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود‏)‏‏)‏‏.‏ لكن قال ميمون لم يدرك عائشة‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1573

Abdullah İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Uyeyne İbni Hısn (Medine’ye) geldi ve yeğeni Hurr İbni Kays’a misafir oldu. Hurr, Hz. Ömer’in danışma meclisi üyelerindendi. Zaten genç olsun yaşlı olsun âlimler (kurrâ), Hz. Ömer’in danışma meclisinde bulunurlardı. Bu sebeple Uyeyne, yeğeni Hurr İbni Kays’a: – Yeğenim, senin devlet başkanı yanında önemli bir yerin vardır. Beni kendisiyle görüştür, dedi.

وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ قدم عيينة بن حصن، فنزل على ابن أخيه الحر بن قيس، وكان من النفر الذين يدنيهم عمر رضي الله عنه ، وكان القراء أصحاب مجلس عمر ومشاورته، كهولاً كانوا أو شبانًا ، فقال عيينة لابن أخيه‏:‏ يا ابن أخي لك وجه عند هذا الأمير، فاستأذن لي عليه، فاستأذن له، فأذن له عمر رضي الله عنه ، فلما دخل‏:‏ قال هي يا ابن الخطاب‏:‏ فوالله ما تعطينا الجزل، ولا تحكم فينا بالعدل، فغضب عمر رضي الله عنه حتى هم أن يوقع به، فقال له الحر‏:‏ يا أمير المؤمنين إن الله تعالى قال لنبيه صلى الله عليه وسلم ‏{‏خذ العفو وأمر بالعرف وأعرض عن الجاهلين‏}‏ وإن هذا من الجاهلين‏.‏ والله ما جاوزها عمر حين تلاها عليه، وكان وقافًا عند كتاب الله تعالى‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1574

Ebû Saîd Semüre İbni Cündeb radıyallânu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken ben çocuk denecek yaştaydım. Bu sebeple kendisinden (duyduklarımı) ezberliyordum. Ne var ki, burada hazır bulunan yaşlı kimselere duyduğum saygı, onları söylemekten beni alıkoyuyor.

وعن أبي سعيد سمرة بن جندب رضي الله عنه قال‏:‏ لقد كنت على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم غلامًا ، فكنت أحفظ عنه، فما يمنعني من القول إلا أن ههنا رجالاً أسن مني‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1575

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder.”

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏ "‏ما أكرم شاب شيخًا لسنه إلى قيض الله له من يكرمه عند سنه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث غريب‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1576

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أنس رضي الله عنه قال‏:‏ قال أبو بكر لعمر رضي الله عنهما بعد وفاة رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ انطلق بنا إلى أم أيمن رضي الله عنها نزورها كما كان رسول الله صلى الله عليه وسلم يزورهان فلما انتهيا إليها، بكت، فقالا لها، ما يبكيك أما تعلمين أن ما عند الله خير لرسول الله صلى الله عليه وسلم‏؟‏ فقالت‏:‏ إني لا أبكي إني لا أعلم أن ما عند الله تعالى خير لرسول الله صلى الله عليه وسلم ، ولكن أبكي أن الوحي قد انقطع من السماء، فهيجتهما على البكاء، فجعلا يبكيان معها‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1577

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏ أن رجلاً زار أخا له في قرية أخرى، فأرصد الله تعالى على مدرجته ملكًا، فلما أتى عليه قال‏:‏ أين تريد‏؟‏ قال‏:‏ أريد أخًا لي في هذه القرية‏.‏ قال‏:‏ هل لك عليه من نعمة تربها عليه‏؟‏ قال‏:‏ لا غير أني أحببت في الله تعالى، قال‏:‏ فإنى رسول الله إليك بأن الله قد أحبك كما أحببته فيه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1578

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den nakledildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir insan, bir hastanın halini hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği bir kişiyi ziyâret ederse, ona bir melek şöyle seslenir: Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendine cennette barınak hazırladın!”

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏ "‏من عاد مريضًا أو زار أخًا له في الله، ناداه منادٍ، بأن طبت، وطاب ممشاك، وتبوأت من الجنة منزلاً‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال ‏:‏ حديث حسن ، وفي بعض النسخ غريب‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1579

Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar meccanen verir ya sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.”

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إنما مثل الجليس الصالح وجليس السوء، كحامل المسك، ونافخ الكير، فحامل المسك، إما أن يحذيك، وإما أن تبتاع منه، وإما أن تجد منه ريحًا طيبة، ونافخ الكير، إما أن يحرق ثيابك ، وإما أن تجد منه ريحًا منتنة‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1580

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kadın dört sebepten biri için alınır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen (diğerlerini geç), dindar olanı seç. (Aksi halde) sıkıntıya düşersin.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏تنكح المرأة لأربع‏:‏ لمالها، ولحسبها، ولجمالها، ولدينها، فاظفر بذات الدين تربت يداك‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1581

Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Cebrâil aleyhisselâm ’a: – “Bizi daha sık ziyaret etmeni engelleyen nedir?” diye sordu. Bunun üzerine: – “Biz ancak senin Rabbinin emriyle ineriz; önümüzde, arkamızda ve bunların arasında ne varsa hepsi Rabbinindir” (Meryem: 19/64) âyeti indi.

وعن ابن عباس رضي الله عنهما قال‏:‏ قال النبي صلى الله عليه وسلم لجبريل‏:‏ ما يمنعك أن تزورنا أكثر مما تزورنا‏؟‏‏"‏ فنزلت ‏:‏‏{‏وما نتنزل إلا بأمر ربك له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك‏}‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1582

Ebû Said el–Hudrî r adıyallahu anh ’den Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Mü’minden başkasını dost tutma, yemeğini müttakîlerden başkasına tattırma!”

وعن أبي سعيد الخدري رضي الله عنه ، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ لا تصاحب إلا مؤمنا، ولا يأكل طعامك إلا تقي‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي بإسناد لا بأس به‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1583

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivâyet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsan, dostunun yaşayış tarzından etkilenir. O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin!”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ الرجل على دين خليله، فلينظر أحدكم من يخالل‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي بإسناد صحيح، وقال الترمذي‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1584

Ebû Mûsâ el–Eş’arî radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kişi sevdiği ile beraberdir.”

وعن أبي موسى الأشعري رضي الله عنه أن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏ المرء مع من أحب‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ وفي رواية قال‏:‏ قيل للنبي صلى الله عليه وسلم ‏:‏ الرجل يحب القوم ولما يلحق بهم‏؟‏ قال‏:‏ ‏"‏المرء مع من أحب‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1585

Enes radıyallahu anh ’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Bir bedevi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e: – Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Efendimiz: – “Kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu. – Allah ve Resûlünün sevgisini, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: – “O halde sen, sevdiğin ile berabersin” buyurdu.

وعن أنس رضي الله عنه أن أعرابيًا قال لرسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ متى الساعة‏؟‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ما أعددت لها‏؟‏‏"‏ قال‏:‏ حب الله ورسوله قال‏:‏ ‏"‏أنت مع من أحببت‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ وهذا لفظ مسلم‏.‏ وفي رواية لهما‏:‏ ما أعددت لها من كثير صوم، ولا صلاة، ولا صدقة ولكني أحب الله ورسوله‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1586

Abdullah İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e bir adam geldi ve: – Ey Allahın Resûlü, bir topluluğu seven fakat onların işlediği amelleri işleyemeyen bir insan hakkında ne buyurursunuz? dedi. Hz. Peygamber de: – “Kişi, sevdiği ile beraberdir” cevabını verdi.

وعن ابن مسعود رضي الله عنه قال‏:‏ جاء رجل إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال‏:‏ يا رسول الله كيف تقول في رجل أحب قومًا ولم يلحق بهم‏؟‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏ "‏ المرء مع من أحب‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1587

Ebû Hüreyre r adıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar, altın ve gümüş madenleri gibidir. İslâm öncesi dönemde hayırlı olanlar, İslâm döneminde de İslâm’ı kavramak kaydıyla hayırlıdırlar. Ruhlar, askerî birlikler gibidir. Birbirleriyle tanışan ruhlar, birbirleriyle kaynaşırlar, tanışmayanlar da ayrılığa düşerler.”

وعن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏"‏الناس معادن كمعادن الذهب والفضة، خيارهم في الجاهلية خيارهم في الإسلام إذا فقهوا، والأرواح جنود مجندة، فما تعارف منها ائتلف، وما تناكر منها اختلف‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏؟‏‎‏)‏‏)‏‏.‏ ‏(‏‏(‏وروى البخاري‏)‏‏)‏ قوله‏:‏ ‏"‏الأرواح‏"‏ من رواية عائشة رضي الله عنها‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1588

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أُسَير بن عمرو ويقال‏"‏‏:‏ ابن جابر وهو ‏"‏بضم الهمزة وفتح السين المهملة‏"‏ قال‏:‏ كان عمر بن الخطاب إذا أتى عليه أمداد أهل اليمن سألهم‏:‏ أفيكم أويس بن عامر‏؟‏ حتى أتى على أويس رضي الله عنه ، فقال له‏:‏ أنت أويس بن عامر‏؟‏ قال‏:‏ نعم، قال‏:‏ من مراد ثم من قرن‏؟‏ قال‏:‏ نعم قال‏:‏ فكان بك برص، فبرأت منه إلا موضع درهم‏؟‏ قال نعم قال‏:‏ لك والدة‏؟‏ قال ‏:‏ نعم، قال ‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول ‏"‏يأتي عليكم أويس بن عامر مع أمداد أهل اليمن من مراد، ثم من قرن كان به برص، فبرأ منه إلا موضع درهم، له والدة هو بها بر لو أقسم على الله لأبره، فإن استطعت أن يستغفر لك فافعل‏"‏ فاستغفر لي فاستغفر له، فقال له عمر‏:‏ أين تريد‏؟‏ قال‏:‏ الكوفة، قال‏:‏ ألا أكتب لك إلى عاملها‏؟‏ قال‏:‏ أكون في غبراء الناس أحب إلي، فلما كان من العام المقبل حج رجل من أشرافهم، فوافق عمر، فسأله عن أويس، فقال‏:‏ تركته رث البيت قليل المتاع، قال‏:‏ سمعت رسول الله يقول‏:‏ يأتي عليكم أويس بن عامر مع أمداد من أهل اليمن من مراد ، ثم من قرن، كان به برص فبرأ منه إلا موضع درهم، له والدة هو بها بر لو أقسم على الله لأبره، فإن استطعت أن يستغفر لك ‏:‏ فافعل، فأتى أويسًا، فقال استغفر لي قال‏:‏ أنت أحدث عهدًا بسفر صالح، فاستغفر لي‏.‏ قال‏:‏ لقيت عمر‏؟‏ قال‏:‏ نعم، فاستغفر له، ففطن له الناس، فانطلق على وجهه‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ وفي رواية لمسلم أيضًا عن أُسِير بن جابر رضي الله عنه أن أهل الكوفة وفدوا على عمر رضي الله عنه ، وفيهم رجل ممن كان يسخر بأويس، فقال عمر‏:‏ هل هاهنا أحد من القرنين‏؟‏ فجاء ذلك الرجل، فقال عمر‏:‏ إن رسول الله صلى الله عليه وسلم قد قال‏:‏‏"‏إن رجلا يأتيكم من اليمن يقال له ‏:‏ أويس، لا يدع باليمن غير أم له، قد كان به بياض فدعا الله تعالى، فأذهبه إلا موضع الدينار أو الدرهم ، فمن لقيه منكم، فليستغفر لكم‏"‏‏.‏ وفي رواية له عن عمر رضي الله عنه قال‏:‏ ‏"‏إنى سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏"‏إن خير التابعين رجل يقال له‏:‏ أويس‏:‏ وله والدة وكان به بياض، فمروه، فليستغفر لكم‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1589

Ömer İbnü’l–Hattâb radıyallahu anh ’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ’den umre yapmak için izin istedim, verdi ve: “Sevgili kardeşim, bizi de duadan unutma!” buyurdu.

وعن عمر بن الخطاب رضي الله عنه قال‏:‏ استأذنت النبي صلى الله عليه وسلم في العمرة، فأذن لي، وقال‏:‏ ‏"‏لا تنسنا يا أخي من دعائك‏"‏ فقال كلمة ما يسرني أن لي بها الدنيا‏.‏ وفي رواية قال‏:‏ ‏"‏أشركنا يا أخي في دعائك‏"‏‏.‏ حديث صحيح ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1590

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem binekle veya yaya olarak Kubâ Mescidi’ni ziyâret eder ve orada iki rek’at namaz kılardı.

وعن ابن عمر رضي الله عنهما قال‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم يزور قباء راكبًا وماشيًا، فيصلي فيه ركعتين، ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ وفي رواية‏:‏ كان النبي صلى الله عليه وسلم يأتي مسجد قباء كل سبت راكبًا وماشيًا وكان ابن عمر يفعله ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1591

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, (bu ikisinden başka) herkesden fazla sevmek.

وعن أنس رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ثلاث من كن فيه وجد بهن حلاوة الإيمان‏:‏ أن يكون الله ورسوله أحب إليه مما سواهما، وأن يحب المرء لا يحبه إلا لله، وأن يكره أن يعود في الكفر بعد أن أنقذه الله منه، كما يكره أن يقذف في النار‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1592

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: Âdil devlet başkanı, Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç, Kalbi mescidlere bağlı müslüman, Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit, Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.”

و عن أبي هريرة رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ سبعة يظلهم الله في ظله يوم لا ظل إلا ظله‏:‏ إما عادل، وشاب نشأ في عبادة الله عز وجل، ورجل قلبه معلق بالمساجد‏.‏ ورجلان تحابا في الله اجتمعا عليه ، وتفرقا عليه، ورجل دعته امرأة ذات حسن وجمال، فقال‏:‏ إني أخاف الله، ورجل تصدق بصدقة، فأخفاها حتى لا تعلم شماله ما تنفق يمينه، ورجل ذكر الله خاليًا ففاضت عيناه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1593

Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Hiç şüphesiz Allah Teâlâ kıyâmet günü: “Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim” buyurur.

وعنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إن الله تعالى يقول يوم القيامة أين المتحابون بجلالي‏؟‏ اليوم أظلهم في ظلي يوم لا ظل إلا ظلي‏"‏ ‏(‏‏(‏ رواه مسلم‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1594

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ والذي نفسي بيده لا تدخلوا الجنة حتى تؤمنوا ولا تؤمنوا حتى تحابوا أولا أدلكم على شيء إذا فعلتموه تحاببتم‏:‏ أفشوا السلام بينكم ‏(‏‏(‏ رواه مسلم‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1595

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏أن رجلاً زار أخًا له في قريةٍ أخرى، فأرصد الله له على مدرجته ملكاً‏"‏ وذكر الحديث إلى قوله‏:‏ ‏"‏إن الله قد أحبك كما أحببته فيه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم،‏ وقد سبق بالباب قبله)).‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1596

Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Medineli müslümanlar hakkında şöyle buyurdu: “Ensarı (Medineli müslümanları) ancak mü’min olan sever, onlara ancak münâfık olan düşmanlık eder. Ensarı seveni, Allah da sever; onlara düşmanlık edene de Allah düşmanlık eder.”

وعن البراء بن عازب رضي الله عنهما عن النبي صلى الله عليه وسلم أنه قال في الأنصار‏:‏ ‏ "‏لا يحبهم إلا مؤمن، ولا يبغضهم إلا منافق، من أحبهم أحبه الله، ومن أبغضهم أبغضه الله‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1597

Muâz radıyallahu anh , Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken dinledim dedi: Allah Teâlâ; “Benim rızâm uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve şehidlerin bile imreneceği nurdan minberler vardır” buyurmuştur.

وعن معاذ رضي الله عنه قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏قال الله عز وجل‏:‏ المتحابون في جلالي، لهم منابر من نور يغبطهم النبيون والشهداء‏"‏‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه الترمذي وقال‏:‏ حديث حسن صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1598

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي إدريس الخولاني رحمه الله قال‏:‏ دخلت مسجد دمشق، فإذا فتًى براق الثنايا وإذا الناس معه، فإذا اختلفوا بشيء، أسندوه إليه، وصدروا عن رأيه، فسألت عنه، فقيل‏:‏ هذا معاذ بن جبل رضي الله عنه، فلما كان من الغد، هجرت، فوجدته قد سبقني بالتهجير، ووجدته يصلي، فانتظرته حتى قضى صلاته، ثم جئته من قبل وجهه، فسلمت عليه، ثم قلت‏:‏ والله إني لأحبك، فقال‏:‏ آلله‏؟‏ فقال‏:‏ الله، فقال‏:‏ آلله‏؟‏ فقالت‏:‏ الله، فأخذني بحبوة ردائي، فجبذني إليه، فقال‏:‏أبشر، فإني سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏‏ "‏ قال الله تعالى وجبت محبتي للمتحابين فيَّ، والمتجالسين فيَّ ، والمتزاورين فيَّ ، والمتباذلين فيَّ ‏"‏ حديث صحيح ‏(‏‏(‏رواه مالك فيَّ الموطأ بإسناده الصحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1599

Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”

عن أبي كريمة المقداد بن معد يكرب رضي الله عنه عن النبي صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏إذا أحب الرجل أخاه، فليخبره أنه يحبه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود، والترمذي وقال ‏:‏ حديث حسن‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1600

Muâz İbni Cebel radıyallanu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , Muâz’ın elini tutmuş ve şöyle buyurmuştur: “Ey Muâz, Allah’a yemin ederim ki, ben seni gerçekten seviyorum. Sonra da ey Muâz sana her namazın sonunda: “Allahım! Seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmekte bana yardım et!” duasını hiç bırakmamanı tavsiye ediyorum.”

وعن معاذ رضي الله عنه، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، أخذ بيده وقال‏:‏ ‏ "‏يا معاذ، والله إني لأحبك، ثم أوصيك يا معاذ لا تدعن في دبر كل صلاة تقول‏:‏ اللهم أعني على ذكرك وشكرك، وحسن عبادتك‏"‏‏.‏ حديث صحيح، ‏(‏‏(‏رواه أبو داود والنسائي بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1601

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أنس، رضي الله عنه ، أن رجلاً كان عند النبي، صلى الله عليه وسلم، فمر رجل به، فقال‏:‏ يا رسول الله إني لأحب هذا، فقال له النبي صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏أأعلمته‏؟‏‏"‏ قال‏:‏ لا ‏:‏ قال‏:‏ ‏"‏أعلمه‏"‏ فلحقه، فقال ‏:‏ إني أحبك في الله، فقال‏:‏ أحبك الله الذي أحببتني له‏.‏ ‏(‏‏(‏رواه أبو داود بإسناد صحيح‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1602

Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.

وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏إن الله تعالى قال‏:‏ ‏"‏من عاد لي وليَّا، فقد آذنته بالحرب، وما تقرب إلي عبدي بشيء أحب إليَّ مما افترضت عليه، وما يزال عبدي يتقرب إليَّ بالنوافل حتى أحبه فإذا أحببته كنت سمعه الذي يسمع به، وبصره الذي يبصر به، ويده التي يبطش بها، ورجله التي يمشي بها، وإن سألني، أعطيته، ولئن استعاذني، لأعيذنه‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1603

Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil’e: “Allah filanı seviyor, onu sen de sev!” diye emreder. Cebrâil de o kulu sever, sonra gök halkına: – Allah filanı gerçekten seviyor; onu siz de seviniz! diye hitâbeder.

وعنه عن النبي، صلى الله عليه وسلم، قال‏:‏ ‏"‏إذا أحب الله العبد نادى جبريل‏:‏ إن الله تعالى يحب فلانًا، فأحببه، فيحبه جبريل، فينادي في أهل السماء‏:‏ إن الله يحب فلانًا، فأحبوه، فيحبه أهل السماء، ثم يوضع له القبول في الأرض‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ وفي رواية لمسلم ‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏إن الله تعالى إذا أحب عبدًا دعا جبريل، فقال ‏:‏ إني أحب فلانًا فأحببه، فيحبه جبريل، ثم ينادي في السماء، فيقول‏:‏ إن الله يحب فلانًا، فأحبوه فيحبه أهل السماء، ثم يوضع له القبول في الأرض، وإذا أبغض عبدًا دعا جبريل فيقول‏:‏ إني أبغض فلانًا، فأبغضه، فيبغضه جبريل، ثم ينادي في أهل السماء، إن الله يبغض فلانًا، فأبغضوه، ثم توضع له البغضاء في الأرض‏"‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1604

Âişe radıyallahu anhâ ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbtan bir kişiyi askerî bir bölüğe komutan tayin edip gazaya göndermişti. Bu zat bölüğe her namaz kıldırışında (ikinci rekâtta) İhlâs sûresini okuyarak kıraatını bitirirdi. Dönüşte, komutanın namazı İhlâs sûresi ile bitirmeyi âdet edinmiş olduğunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e haber verdiler. O da: – “Niçin böyle yaptığını ona sorunuz!” buyurdu. Sordular. – İhlâs sûresi, Rahmân’ın sıfatlarını ihtivâ ediyor. Bu sebeple ben onu okumayı severim, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber: – “Allah Teâlâ’nın da onu sevdiğini kendisine müjdeleyiniz!” buyurdu.

وعن عائشة رضي الله عنها، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، بعث رجلاً على سرية، فكان يقرأ لأصحابه في صلاتهم، فيختم بـ‏{‏قل هو الله أحد‏}‏ فلما رجعوا، ذكروا ذلك لرسول الله، صلى الله عليه وسلم، فقال‏:‏ ‏"‏سلوه لأي شيء كان يصنع ذلك‏؟‏ ‏"‏ فسألوه، فقال ‏:‏ لأنها صفة الرحمن، فأنا أحب أن أقرأ بها، فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏‏"‏أخبروه أن الله تعالى يحبه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1605

Cündüb İbni Abdullah radıyallahu anh’ den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himâyesindedir. Allah, bizzat himâyesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himâyesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.”

وعن جندب بن عبد الله رضي الله عنه قال‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ من صلى صلاة الصبح، فهو في ذمة الله، فلا يطلبنكم الله من ذمته بشئ، فإنه من يطلبه من ذمته بشئ، يدركه، ثم يكبه على وجهه في نار جهنم ‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1606

Abdullah İbni Ömer radıyallahü anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben, insanlarla Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehâdet edip, namazı tastamam kılıp, zekâtı hakkıyla verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları zaman kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. İslâm’ın gerektirdiği haklar bunların dışındadır. Onların kalplerinde gizledikleri şeylerin hesabı da Allah’a aittir.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏أمرت أن أقاتل الناس حتى يشهدوا أن لا إله إلا الله ، وأن محمداً رسول الله ، ويقيموا الصلاة، ويؤتوا الزكاة ، فإذا فعلوا ذلك عصموا مني دماءهم وأموالهم إلا بحق الإسلام، وحسابهم على الله تعالى‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1607

Ebû Abdullah Târık İbni Eşyem radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibadet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı ve kanı haram olur. Gizli hallerinin hesabı ise Allah’a âittir.”

وعن أبي عبد الله طارق بن أشيم ، رضي الله عنه ، قال‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ ‏ "‏ من قال لا إله إلا الله ، وكفر بما يعبد من دون الله، حرم ماله ودمه، وحسابه على الله تعالى‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1608

Ebû Ma’bed Mikdâd İbni Esved radıyallahu anh şöyle demiştir: – Ben, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’e dedim ki : – Kâfirlerden bir adamla karşılaşsam ve onunla vuruşsak, o benim ellerimden birini kılıçla vurup koparsa, sonra da benim elimden kurtulmak için bir ağacın arkasına sığınsa ve: – Ben, Allah için müslüman oldum, dese, onu böyle dedikten sonra öldürebilir miyim, yâ Resûlallah! Ne dersin?

وعن أبي المقداد بن الأسود، رضي الله عنه ، قال‏:‏ قلت لرسول الله صلى الله عليه وسلم ‏:‏ أرأيت إن لقيت رجلاً من الكفار، فاقتتلنا، فضرب إحدى يدى بالسيف، فقطعها، ثم لاذ منى بشجرة، فقال أسلمت لله، أأقتله يارسول الله بعد أن قالها‏؟‏ فقال‏:‏ ‏ "‏لا تقتله، فإن قتلته، فإنه بمنزلتك قبل أن تقتله، وإنك بمنزلته قبل أن يقول كلمته التى قال‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ ‏‏ (‏‏(‏ومعنى ‏ ‏ أنه بمنزلتك‏ ‏ أي ‏:‏معصوم الدم محكوم بإسلامه، ومعنى ‏ ‏أنك بمنزلته‏ ‏ أي ‏:‏ مباح الدم بالقصاص لورثته، لا أنه بمنزلته في الكفر؛ والله أعلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1609

Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir : Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem , bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ’in kulağına gitti ve bana: – “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben: – Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar : – “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim.

وعن أسامة بن زيد، رضي الله عنهما، قال‏:‏ بعثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم، إلى الحرقة من جهينة ، فصبحنا القوم على مياههم، ولحقت أنا ورجل من الأنصار رجلاً منهم، فلما غشيناه قال‏:‏ لا إله إلا الله ، فكف عنه الأنصاري، وطعنته برمحي حتى قتلته، فلما قدمنا المدينة بلغ ذلك النبي، صلى الله عليه وسلم، فقال لى‏:‏ ‏"‏ يا أسامة أقتلته بعد ما قال لا إله إلا الله‏؟‏‏!‏ قلت يا رسول الله إنما كان متعوذا فقال ” أقتلته بعد ما قال لا إله إلا الله‏؟‏‏!‏‏"‏ فما زال يكررها على حتى تمنيت أني لم أكن أسلمت قبل ذلك اليوم‏.‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ وفي رواية‏:‏ فقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏"‏أقال ‏:‏ لا إله إلا الله وقتلته‏؟‏‏!‏ قلت‏:‏ يا رسول الله، إنما قالها خوفاً من السلاح، قال‏:‏ ‏"‏أفلا شققت عن قلبه حتى تعلم أقالها أم لا‏؟‏‏!‏‏"‏ فما زال يكررها حتى تمنيت أني أسلمت يومئذ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1610

Cündeb İbni Abdullah radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, müslümanlardan müteşekkil bir askerî birliği müşriklerden bir kavme göndermişti. Müslüman askerler, müşriklerle karşılaştılar. Müşriklerden bir adam, müslüman askerlerden istediğine saldırıp öldürüyordu. Müslümanlardan biri de onun boş bulunduğu anı gözlüyordu. Biz bu müslümanın Üsâme İbni Zeyd olduğunu konuşup duruyorduk. Üsâme, kılıcını çekip de adamı öldüreceği sırada o: – Lâ ilâhe illallah, dedi; fakat Üsâme onu yine de öldürdü. Peygamber Efendimiz’e müjdeci geldi. Peygamberimiz ona ordunun durumunu sordu, o da olup biteni kendisine haber verdi. Hatta o adamın durumunu ve Üsâme’nin ona ne yaptığını da anlattı. Bunun üzerine Hz. Peygamber Üsâme’yi çağırdı ve ona : – “Adamı niçin öldürdün?” diye sordu. Üsâme : – Yâ Resûlallah! O adam müslümanların canını yaktı; falanı ve falanı öldürdü, diyerek bir kaç şehidin adını saydı. Sözüne devamla şunları söyledi: – Ben ise onun üzerine yürüdüm. Kılıcı görünce: – Lâ ilâhe illallah, dedi.

وعن جندب بن عبد الله، رضي الله عنه ، أن رسول الله صلى الله عليه وسلم، بعث بعثاً من المسلمين إلى قوم من المشركين، وأنهم التقوا فكان رجلاً من المشركين إذا شاء أن يقصد إلى رجل من المسلمين قصد له فقتله، وأن رجلاً من المسلمين قصد غفلته، وكنا نتحدث أنه أسامة بن زيد، فلما رفع عليه السيف ، قال‏:‏ لا إله إلا الله، فقتله، فجاء البشير إلى رسول الله ، صلى الله عليه وسلم فسأله ، وأخبره، حتى أخبره خبر الرجل كيف صنع ، فدعاه فسأله، فقال‏:‏ ‏"‏لم قتلته‏؟‏ فقال‏:‏ يا رسول الله أوجع في المسلمين، وقتل فلانا وفلانا -وسمى له نفراً- وإني حملت عليه، فلما رأى السيف قال‏:‏ لا إله إلا الله‏.‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم‏:‏ ‏"‏اقتلته‏؟‏‏"‏ قال نعم ‏:‏ قال‏:‏ ‏"‏فكيف تصنع بلا إله إلا الله، إذا جاءت يوم القيامة‏؟‏ قال‏:‏ يا رسول الله استغفر لي‏.‏ قال‏:‏ ‏"‏وكيف تصنع بلا إله إلا الله إذا جاءت يوم القيامة‏؟‏ ‏"‏ فجعل لا يزيد على أن يقول‏:‏ ‏"‏ كيف تصنع بلا إله إلا الله إذا جاءت يوم القيامة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1611

Abdullah İbni Utbe İbni Mes’ûd der ki: Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh ’ı şöyle derken işittim: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında Allah katından gelen vahiy sayesinde insanlar gizli hallerinden de sorumlu tutuluyorlardı. Hiç kuşkusuz vahyin arkası kesilmiştir. Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, güvenilir kimse bilir ve ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O kişinin gizli halleriyle ilgili hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. O kişi, gayesinin iyi olduğunu söylese bile ondan emin olmaz ve kendisini doğrulamayız.

وعن عبد الله بن عتبة بن مسعود قال‏:‏ سمعت عمر بن الخطاب، رضي الله عنه، يقول‏:‏ ‏ "‏إن ناساً كانوا يؤخذون بالوحي في عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم وإن الوحى قد انقطع، وإنما نأخذهم الآن بما ظهر لنا من أعمالكم، فمن أظهر لنا خيراً، أمناه وقربناه، وليس لنا من سريرته شئ، الله يحاسبه في سريرته، ومن أظهر لنا سوءاً، لم نأمنه، ولم نصدقه وإن قال‏:‏ إن سريرته حسنة‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه البخاري‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1612

İbni Mes’ûd radıyallahu anh dedi ki : Bize, doğru söyleyen, doğruluğu tasdîk ve kabul edilmiş olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem haber verdi ve şöyle buyurdu : “Sizden birinizin yaratılışının başlangıcı, annesinin karnında kırk günde derlenir toplanır. Sonra ikinci kırk günlük süre içinde pıhtı hâline döner. Sonra da bir o kadar zaman içinde bir parça et olur. Daha sonra Allah bir melek gönderir ve melek, ona ruh üfler. Bu melek dört şeyle; anne rahmindeki canlının rızkını, ecelini, amelini, iyi biri mi, yoksa kötü biri mi olacağını yazmakla emrolunur.”

وعن ابن مسعود، رضي الله عنه ، قال‏:‏ حدثنا رسول الله صلى الله عليه وسلم، وهو الصادق المصدوق‏:‏ ‏ "‏إن أحدكم يجمع خلقه في بطن أمه أربعين يوماً نطفةً، ثم يكون علقة مثل ذلك، ثم يكون مضغةً مثل ذلك، ثم يرسل الملك، فينفخ فيه الروح، ويؤمر بأربع كلمات‏:‏ يكتب رزقه، وأجله، وعمله، وشقى أم سعيد‏.‏ فوالذي لا إله غيره إن أحدكم ليعمل بعمل أهل الجنة حتى ما يكون بينه وبينها إلى ذراع، فيسبق عليه الكتاب ، فيعمل بعمل أهل النار فيدخلها، وإن أحدكم ليعمل بعلم أهل النار حتى ما يكون بينه وبينها إلا ذراع، فيسبق عليه الكتاب فيعمل بعمل أهل الجنة فيدخلها‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1613

İbni Mes’ûd radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hesap gününde cehennem getirilir. Cehennemin yetmiş bin dizgini ve her bir dizgini çeken yetmiş bin de melek vardır.”

وعنه قال ‏:‏ قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يؤتى بجهنم يومئذ لها سبعون ألف زمام مع كل زمام سبعون ألف ملك يجرونها ‏"‏ ‏(‏‏(‏ رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1614

Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken işittim demiştir: “Şüphesiz kıyamet gününde cehennemliklerin azâbı en hafif olanı, ayaklarının altına iki kor konulup da bu sebeple beyni kaynayan kişidir. Oysa o, hiç kimsenin kendisinden daha şiddetli azâb gördüğünü zannetmez. Halbuki kendisi, cehennemliklerin azâbı en hafif olanıdır.”

وعن النعمان بن بشير رضي الله عنهما قال ‏:‏ سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول‏:‏ إن أهون أهل النار عذابا يوم القيامة لرجل يوضع في أخمص قدميه جمرتان يغلي منهما دماغه، ما يرى أن أحد أشد منه عذابا، وإنه لأهونهم عذابا‏"‏ ‏(‏‏(‏ متفق عليه‏)‏‏)‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1615

Semüre İbni Cündeb radıyallahu anh ’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cehennem ateşi, cehennem ehlinin bazısının topuklarına, bazısının dizlerine, bazısının kuşak yerlerine, bazısının da köprücük kemiklerine kadar çıkar.”

وعن سمرة بن جندب، رضي الله عنه، أن نبى الله، صلى الله عليه وسلم قال‏:‏ ‏ "‏ منهم من تأخذه النار إلى كعبيه، ومن من تأخذ إلى ركبتيه، ومنهم من تأخذه إلى حجزته، ومنهم من تأخذه إلى ترقوته‏"‏ ‏(‏‏(‏رواه مسلم‏)‏‏)‏‏.‏ ('‏‏ ‏الحجزة‏ ‏ ‏:‏ معقد الإزار تحت السرة و‏ ‏الترقوة‏ ‏ بفتح التاء وضم القاف‏:‏ هي العظم الذي عند ثغرة النحر، وللإنسان ترقوتان في جانبى النحر ‏')
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1616

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’ dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanlar, âlemlerin Rabbi huzurunda hesap vermek üzere kabirlerinden kalkarlar. Onlardan bazıları kulaklarının yarısına kadar ter içindedirler.”

وعن ابن عمر رضي الله عنهما أن رسول الله، صلى الله عليه وسلم، قال‏ "‏ يقوم الناس لرب العالمين حتى يغيب أحدهم في رشحه إلى أنصاف أذنيه‏"‏ ‏(‏‏(‏متفق عليه‏)‏‏)‏ ‏.‏ ‏‏(‏‏(‏و‏ ‏الرشح‏ :‏ العرق‏)‏‏)‏‏.‏
Riyâzü's-Sâlihîn, Kitâb 20 (Çeşitli Konular), Hadis no. 1617