Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) ‘den rivâyette göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mü’min olan kimse iman ettiği halde zina etmez. Mü’min olan kimse Mü’min olduğu halde hırsızlık etmez; yine Mü’min Mü’min olduğu halde içki içmez; yine Mü’min kimse Mü’min olduğu halde insanların saygı gösterdiği mallarına göz dikmez.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 46 · Hırsızın Elinin KesilmesiKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(46) Kitâb: Hırsızın Elinin Kesilmesi
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Zina eden bir kimse Mü’min olarak zina etmez. Yine Mü’min bir kimse Mü’min olarak hırsızlık etmez. Mü’min kimse Mü’min olarak içki içmez (içerse) tevbe kapısı açıktır.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Zina eden kimse zina ettiği anda Mü’min değildir. Hırsızlık yapan da hırsızlık yaptığı an Mü’min değildir. İçki içende içki içtiği an Mü’min değildir. Dördüncü bir şey daha söylemişti ama ben unuttum. Bunlardan birini yapan kimse İslâm’la bağını koparmış olur. Eğer tevbe ederse, Allah tevbeleri kabul edendir.” (Buhârî, Hudud: 2; Müslim, İman: 38)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah hırsıza lanet etsin bir yumurta çalar da eli kesilir, bir urgan çalar da eli kesilir.” (Buhârî, Hudud: 8; Müsned: 7127)
بَابُ امْتِحَانِ السَّارِقِ بِالضَّرْبِ وَالْحَبْسِ
Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Kelai kabilesinden bir gurup Numan b. Beşir’e hırsızlar eşyalarımızı çaldılar diye şikayette bulundular. Numan hırsızları yakaladı birkaç gün hapsettikten sonra bıraktı. Malları çalınanlar Numan’a geldiler ve: “Hırsızları döverek suçlarını itirafa zorlamadan bıraktın” dediler. Numan: “Ne istiyorsunuz? İsterseniz onları döverim eşyanız çıkarsa ne âla, çıkmazsa onları dövdüğüm gibi sizi de döverim” dedi. Adamlar: “Bu senin kanaatin ve hükmündür” dediler. Numan’da: “Bu Allah ve Rasûlünün hükmüdür” dedi. (Ebû Davud, Hudud: 9)
Behz b. Hakîm (radıyallahü anh)’in babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hırsızlıkla itham edilen bir adamı hapsetti. (Tirmizî, Diyat: 17; Ebû Davud, Akdıye: 48)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Ümeyye el Mahzûmî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir hırsız getirildi suçunu itiraf ediyordu fakat yanında çaldığı mal yoktu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Senin çaldığını sanmıyorum” dedi. Hırsızda: “Evet ben çaldım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bunu götürün elini kestikten sonra tekrar geri getirin” buyurdu. Adamı götürdüler elini kestikten sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna getirilince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Allah’tan bağışlamasını isterim ve ona yönelirim de” buyurdu. Adam da: “Aynı şekilde Allah’tan bağışlanmamı ister ve ona yönelirim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Allah’ım onun tevbesini kabul et” diye dua etti. (İbn Mâce, Hudûd: 28)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Safvan b. Ümeyye’nin hırkasını çalmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürüldü de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adamın elinin kesilmesini emretti. Safvan: “Ey Allah'ın Rasûlü! ben dâvamdan vazgeçtim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Ebu Vehb, adamı huzuruma getirmezden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu ve elini kestirdi. (İbn Mâce, Hudûd: 28; Dârimi, Hudud: 6)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Safvan b. Ümeyye’nin hırkasını çalmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürüldü de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adamın elinin kesilmesini emretti. Safvan: “Ey Allah'ın Rasûlü! Ben davamdan vazgeçtim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Ebu Vehb adamı huzuruma getirmezden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu ve elini kestirdi. (İbn Mâce, Hudûd: 28; Dârimi, Hudud: 6)
Ata b. Ebî Rebah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Elbise çalan bir hırsız Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına getirildi de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hırsızın elinin kesilmesini emretti. Bunun üzerine elbisesi çalınan adam: “Elbisem onun olsun ben davamdan vazgeçtim” deyince. “Buraya getirmeden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Safvan Kâbe’yi tavaf edip namaz kıldıktan sonra hırkasını katlayıp baş altına koydu sonra yattı ve uyudu. Bir hırsız onu başının altından çekti. O da hırsızı yakalayıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürdü ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bu adam hırkamı çaldı” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), hırsıza: “Bunun hırkasını çaldın mı?” dedi. Adam: “Evet çaldım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Götürün bunu elini kesin” buyurdu. Bu hükmü duyan Safvan: “Hırkamın yüzünden elinin kesilmesini istememiştim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Buraya getirmeden vazgeçseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Safvan, mescidde uyuyordu. Hırkası başının altında iken çalınmıştı kalktı fakat hırsız gitmişti, arkasından yetişip hırsızı yakaladı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna getirdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de elinin kesilmesini emretti. Safvan: Ey Allah'ın Rasûlü! Hırkam bu adamın elini kestirecek derecede pahalı bir şey değildir dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Bunu buraya getirmeden önce düşünseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Otuz dirhem değerinde işlemeli hırkamı başımın altına koyup uyumuştum. Bir adam gelip hırkamı çaldı. Adamı yakalayıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna getirince elinin kesilmesini emretti. Bunun üzerine ben otuz dirhem değerindeki bir hırka yüzünden bu adamın elini mi kesiyorsun, ben ona hırkamı satmış oluyorum ve parasını da sonra alacağım deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bunu bize getirmeden önce düşünseydin ya!” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)
Tavus (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Safvan b. Ümeyye’nin, mescidde uyurken başının altından hırkası çalınmıştı. Hırsızı yakalayıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna getirdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de elinin kesilmesini emredince, Safvan dedi ki: “Elini mi keseceksin?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bunu bize getirmeden düşünseydin ya!” buyurdular. (Ebû Davud, Hudûd: 14; İbn Mâce, Hudûd: 28)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ceza gerektiren davalarınızı Bana gelmezden önce anlaşınız. Bu davalar bana gelince hüküm vermem vacip olur.” (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ceza gerektiren davalarınızı huzuruma gelmeden kendi aranızda anlaşın, bu davalar bana getirilince ceza vermem vacip olur.” (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın bazı insanlardan ödünç bir şeyler alıyor sonra inkar ediyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun elinin kesilmesini emretti. (Ebû Davud, Hudûd: 6; İbn Mâce, Hudûd: 28)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın komşularından komşuları adına bazı eşyaları ödünç olarak alıyor ve sonradan inkar ediyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun elinin kesilmesini emretti. (Ebû Davud, Hudûd: 15; İbn Mâce, Hudûd: 28)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir kadın insanlardan ödünç olarak ziynet eşyası alıyor ve vermiyordu. Bunu haber alan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu kadın tevbe etsin, Allah ve Rasûlünün emrine dönsün ve aldığı malları da sahiplerine geri versin” buyurdu. Kadın bu işe yanaşmayınca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Bilal kalk ve bu kadının elini kes” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 15; İbn Mâce, Hudûd: 28)
Nafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Bir kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında insanlardan ödünç olarak ziynet eşyası alır, süs eşyalarını toplar ve sahiplerine geri vermezdi. Bunu duyan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) defalarca bu kadına: “Tevbe etsin aldığı malları da sahiplerine iade etsin” demesine rağmen kadın dinlemedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de elinin kesilmesini emretti de eli kesildi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Mahzum oğullarından bir kadın hırsızlık yaptı, yakalanıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in suçunu bağışlaması için Ümmü Seleme’ye sığındı. Ümmü Seleme’nin rica etmesi üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Muhammed’in kızı Fatıma olsaydı yine elini keserdim” ve kadının eli kesildi. (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudûd: 6)
Said b. Müseyyeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Mahzum kabilesinden bir kadın insanlardan insanlar adına ödünç ziynet eşyaları alır ve sonra onları inkar ederdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) emretti ve eli kesildi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Süfyan (radıyallahü anh) anlatıyor: Mahzumlu bir kadın bazı eşyaları ödünç olarak alıyor sonra da inkar ediyordu. Kadın, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna çıkarıldı. Elinin kesilmemesi için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e söylenince: “Kızım Fatıma da olsa muhakkak elini keserdim” buyurdu. (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Hırsızlık yapan bir kadın, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna çıkarıldı. Kadının akrabaları şöyle dediler: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bu konuda Üsâme’den başka kimse şefaatçilik yapmaya cesaret edemez.” Bunun üzerine Üsâme onların arzularını Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bildirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Üsâme! İsrailoğullarının helak olmalarının tek sebebi halkın şereflileri bir suç işlediklerinde onları cezalandırmaktan vazgeçiyorlar. Fakir kimselerden biri bir suç işleyince cezayı tatbik ediyorlardı. Eğer hırsızlık yapan Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onunda elini keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir hırsız getirildi de onun elinin kesilmesini emretti de eli kesildi. Getirenler biz bunun böyle cezalanmasını istememiştik deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kızım Fatıma bile olsaydı onun elini de keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Bir kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında hırsızlık yapmıştı. Hırsızın velileri bu konuda şefaat etmesi için ancak Üsâme bu işi yapabilir dediler. Üsâme’de durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e aktarınca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İsrailoğulları bu tür hareketlerden dolayı helak olup gittiler. Onlardan zengin kimseler hırsızlık yapınca onu bırakıyorlar fakir biri yapınca da onun elini kesiyorlardı. Dolayısıyla Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” (Ebû Davud, Hudûd: 15; Tirmizî, Hudud: 6)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın tanınmış kimselerin adını kullanarak kendini tanımayan insanlardan ödünç mücevherat alıp onları satıyordu. Bunun üzerine kadın yakalanıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürülünce, kadının akrabaları Üsâme’nin yanına koştular. Üsâme’de kadının bağışlanması için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile konuşunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yüzünün rengi değişti. Üsâme konuşuyordu. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın hükümlerinden bir hükmü yerine getirmemem için bana aracı mı oluyorsun?” Üsâme: “Ey Allah'ın Rasûlü benim için Allah’tan bağışlanma dile” dedi. Daha sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalktı ve günün akşamı bir konuşma yaparak Allah’a gerektiği biçimde hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önce gelip geçen insanların helak olmalarının sebebi aralarında zengin kimseler hırsızlık yapınca bırakıyorlar, zayıf ve fakir kimseler hırsızlık yaptıklarında ise cezayı uygulamakta idiler. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” Sonra bu kadının da eli kesildi. (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Mahzumlu bir kadının hırsızlık yapması olayı Kureyş’i hayli rahatsız etmişti ve şöyle dediler: “Bu konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kim konuşup şefaatçilik edebilir?” ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sevgilisi Üsâme b. Zeyd bunu yapabilir diye karar verdiler. Üsâme, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile bu kadının bağışlanması için konuşunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın hükümlerinden bir hükmü uygulamamam için aracı mı oluyorsun?” Sonra kalkıp bir hutbe vererek şöyle buyurdu: “Sizden öncekilerin helakinin sebebi aralarında zengin kimseler suç işlediklerinde onları bırakırlar. Zayıf ve fakir kimseler suç işlediklerinde de cezayı uyguluyorlardı. Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kureyşten ve Mahzum oğullarından bir kadın hırsızlık yapmıştı. Kadın, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna getirildi ve insanlar bu kadının bağışlanması için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile konuşmaya kim cesaret edebilir?” dediler. Üsâme b. Zeyd bu işi yapabilir denildi. Üsâme geldi ve konuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kızdı ve şöyle buyurdu: “İsrailoğulları aralarında asil kimseler suç işlediklerinde onu bırakırlar, düşük bir kimse suç işleyip hırsızlık yaptığında da elini keserlerdi. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun da elini keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mahzum kabilesinden bir kadının yaptığı hırsızlık Kureyşi çok meşgul etmişti ve: “Bu kadın için şefaat edebilecek ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile konuşabilecek kim olabilir?” dediler ve sonunda: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sevgilisi Üsâme’den başkası bunu yapamaz” dediler. Üsâme bu konuda konuşacağını konuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden önceki toplumlar helak olup gittiler Onlar aralarında şerefli kimseler suç işlediklerinde onu cezalandırmaz bırakırlar, zayıf ve düşük kimseler suç işlediklerinde ise onu cezalandırırlardı. Allah’a yemin olsun ki Muhammed’in kızı Fatıma bile hırsızlık etse onun elini de keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Âişe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir kadın fetih günü hırsızlık yapmıştı. Kadın, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına getirildi. Üsâme b. Zeyd o kadının bağışlanması için aracılık yaparak bir şeyler konuşmuştu. Üsâme konuşurken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in rengi değişti ve şöyle buyurdu: “Allah’ın sınırları çiğnendiği için uygulanacak cezanın uygulanmaması için mi benimle konuşuyorsun?” Üsâme, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Benim için Allah’tan bağışlanma dile” dedi. Akşam olunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalktı ve Allah’a gerektiği biçimde hamdü sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önceki helak olan toplumlar aralarında itibarlı kimseler hırsızlık yapsalar onlara bir şey yapmazlar bırakıverirler, zayıf ve itibarsız kimseler suç işlerlerse onlara cezayı uygularlardı. Sonra sözüne şöyle devam etti. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etseydi onun elini de keserdim.” (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Urve b. Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında Mekke fethinde hırsızlık yapmıştı, kavmi şaşkına döndü ve Üsâme b. Zeyd’in şefaatçi olması için Üsâme’ye geldiler. (Urve diyor ki) Üsâme o konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile konuşunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yüzünün rengi değişti ve şöyle dedi: “Allah’ın cezalarından birini uygulamamam için mi benimle konuşuyorsun?” Bunun üzerine Üsâme: “Ey Allah'ın Rasûlü! Benim için bağışlanma talebinde bulun” dedi. Akşam olunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalktı ve bir konuşma yaparak Allah’a gerektiği şekilde hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Sizden önceki toplumların helak ediliş sebepleri şuydu. Onların arasında itibarlı kimseler suç işlerlerse onu cezalandırmayıp bırakırlar, zayıf kimseler suç işlediklerinde ise onlara cezayı uygularlar idi. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki Eğer Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etseydi onun da elini keserdim.” Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o kadının elinin kesilmesini emretti ve eli kesildi. Bundan sonra kadın güzelce tevbe etti. Âişe diyor ki: Bu olaydan sonra bu kadın yanıma gelirdi de ben de onun ihtiyacını Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e arz ederdim. (Tirmizî, Hudûd: 6; Ebû Davud, Hudûd: 15)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yeryüzünde Allah’ın bir hükmünün infaz edilmesi insanlar için otuz gün yağmur yağmasından hayırlıdır.” (Müsned: 8858)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yeryüzünde Allah’ın bir hükmünün uygulanması insanlar için kırk gün yağmur yağmasından daha hayırlı ve faydalıdır.” (Müsned: 8858)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beş dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Mescidin Kadınlar bölümünden üç dirhem değerinde bir kalkan çalan hırsızın elini kesti. (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir kalkan çalımından dolayı el kesmişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir değeri beş dirhem olan bir kalkan için el kesmiştir. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu. Ebu Bekir’in h ali feliği döneminde bir adam değeri beş dirhem olan bir kalkan çalmıştı da eli kesilmişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Değeri yarım dinar veya üçte bir dinara varmayan kalkan çalınmasından dolayı el kesilmez.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) dörtte bir dinardan daha fazla değeri olan şeylerden dolayı kesilir. (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)
Âişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hırsızın eli dörtte bir dinara varan meblağda hemen kesilir.” (İbn Mâce, Hudud: 22; Ebû Davud, Hudud: 11)