Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Cahiliyye döneminde senede iki gün vardı ki insanlar o günlerde oynar ve eğlenirlerdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Medine’ye geldiğinde sizin de eğlenip oynayacağınız iki gününüz vardır. Allah cahiliyedeki o günlerin yerine size daha hayırlısını (değiştirerek) verdi. Onlar Ramazan ve Kurban bayramı günleridir. (Ebû Davud, Salat: 246; Müsned: 12985)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 19 · İki Bayram NamazıKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى الْعِيدَيْنِ مِنَ الْغَدِ
- 2بَابُ الزِّينَةِ لِلْعِيدَيْنِ
- 3بَابُ صَلَاةِ الْعِيدَيْنِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ
- 4بَابُ صَلَاةِ الْعِيدَيْنِ إِلَى الْعَنَزَةِ
- 5بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بِقَافْ وَاقْتَرَبَتْ
- 6بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بِ ﴿سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى﴾ وَ ﴿هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ﴾
- 7بَابُ الْخُطْبَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بَعْدَ الصَّلَاةِ
(19) Kitâb: İki Bayram Namazı
بَابُ الْخُرُوجِ إِلَى الْعِيدَيْنِ مِنَ الْغَدِ
Umeyr b. Enes (radıyallahü anh) amcalarından naklediyor: Halk hil ali gördü ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelip haber verdiler. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onlara güneş biraz yükseldiği vakitte oruçlarını bozmalarını ve ertesi gün bayram için hazırlanmalarını emretti. (Ebû Davud, Salat: 255; İbn Mâce, Sıyam: 6)
Hafsa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Atıyye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i her hatırına getirdiğinde; Babam, O’nun yoluna feda olsun derdi. Bu söylediklerini bizzat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duydun mu dedim. “Evet baban O’nun yoluna feda olsun” dedi ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu aktardı: “Akıl b ali ğ olan ve olmayan genç kızlar bayram için mescide gelsinler, Müslümanların davetine icabet etsinler. Sadece hayızlı kadınlar mescidden uzak dursunlar.” (Buhârî, Iydeyn: 18; Dârimi, Iydeyn: 224)
Muhammed (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle diyor: Ümmü Atiyye ile karşılaştım ve ona dedim ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bizzat kendin duydun mu dedi o da: Babam, onun yoluna feda olsun diyerek şöyle söyledi. Akıl b ali ğ olan ve olmayan genç kızlar bayram namazına ve Müslümanların davetine katılsınlar, hayızlılar ise mescidden uzak dursunlar. (Buhârî, Iydeyn: 18; Dârimi, Iydeyn: 224)
بَابُ الزِّينَةِ لِلْعِيدَيْنِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sa’lebe b. Zehdem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ali b. Ebî T ali b h ali felik için yerine Ebu Mes’ud’u vekil bırakmıştı. O da bayram günü çıkıp şöyle dedi: “Ey İnsanlar! Bayram günü bayram namazında imamdan önce namaz kılınması sünnetten değildir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir bayramda hutbeden önce ezansız ve kametsiz bayram namazını kıldırmıştı. (Müslim, Iydeyn: 1; Ebû Davud, Salat: 250)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh), Mescidin direklerinden birine dayanarak şöyle demişti: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), kurban bayramı günü bir hutbe verdi ve hutbesinde şunları söylemişti: “Bugün yapacağınız ilk iş bayram namazını kılmaktır sonra da kurban kesmektir. Kim böylece yaparsa bizim yolumuza uymuş olur. Kurbanını önce kesenler ise aile ferdlerinin et ihtiyacını karşılamış olurlar.” Ebu Bürde b. Dinar şöyle demişti: “Ey Allah’ın Rasûlü! ben önceden kesivermiştim. O kestiğimden daha gösterişli bir hayvanım daha var, onu kesersem onun keffareti olur ve kurban yerine geçer mi?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Olur kes fakat bundan sonra hiç kimse için böyle bir şey olamaz” buyurdular. (Buhârî, Iydeyn: 23; Dârimi, Adhıye: 7)
بَابُ صَلَاةِ الْعِيدَيْنِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebu Bekir ve Ömer (radıyallahü anhüm) bayram namazlarını hutbeden önce kıldırırlardı. (Buhârî, Iydeyn: 23; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 155)
بَابُ صَلَاةِ الْعِيدَيْنِ إِلَى الْعَنَزَةِ
Yine İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ramazan ve Kurban bayramlarında namazgaha çıkarken elinde bastonunu götürdü, onu sütre olarak diker ve ona karşı namaz kılardı.” (Buhârî, Iydeyn: 13; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 164)
Ömer b. Hattab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kurban bayramı namazı iki rekattır. Ramazan bayramı namazı iki rekattır, yolcu namazı iki rekattır. Cuma namazı iki rekattır. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dili ile bunlar noksansız böylece ikişer rekat olarak kılınırlar. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 73)
بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بِقَافْ وَاقْتَرَبَتْ
Ubeydullah b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer bir bayram günü çıkarak Ebu Vakıd el Leysî’ye: “Bu günde, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz da hangi sûreleri okurdu?” diye sordu. O da cevaben: “Kâf ve Kamer sûrelerini okurdu” dedi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 157; Müslim, Iydeyn: 3)
بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بِ ﴿سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى﴾ وَ ﴿هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ﴾
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ الْخُطْبَةِ فِي الْعِيدَيْنِ بَعْدَ الصَّلَاةِ
Ata (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’tan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bayram namazında bulundum önce namaz kıldırdı sonra da hutbe okudu. (Buhârî, Iydeyn: 7; Dârimi, Iydeyn: 218)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kurban bayramı günü bayram hutbesini namazdan sonra okudu. (Ebû Davud, Dahaya: 5; Buhârî, Iydeyn: 7)
Abdullah b. Saib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bayram namazını kıldırdıktan sonra: “İsteyen gitsin isteyende oturup hutbe dinlesin” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 253; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 159)
Ebu Rimse (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bayramda hutbe okurken gördüm, üzerinde iki parçadan oluşan yeşil bir elbise vardı.” (Ebû Davud, Libas: 19; Tirmizî, Edeb: 48)
Ebu Kâhil el Ahmesî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bir bayram günü devesi üzerinde hutbe verirken gördüm. Bilal i Habeşi de devenin yularını tutuyordu.” (İbn Mâce, İkmetü’s Salat: 158; Müsned: 17977)
Simak (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Câbir’e: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hutbeyi ayakta mı okurdu?” diye sordum. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), hutbeyi ayakta okur. Sonra bir süre oturur ve yine kalkardı.” diye cevap verdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 158; Ebû Davud, Salat: 228 )
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kurban ve Ramazan bayramı günleri namazgaha çıkar insanlara namaz kıldırırdı. İkinci rekata oturduktan sonra selâm verip kalkar ve oturan cemaatine karşı dönerdi. Eğer bir yere elçi gönderilmesi gerekiyorsa bunu cemaatine haber verir değilse insanlara sadaka vermelerini emrederdi ve üç defa “Sadaka veriniz” “Sadaka veriniz” “Sadaka veriniz” derdi. Çoğunlukla kadınlar sadaka verirlerdi. (Müslim, Iydeyn: 1; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 158)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İmam hutbe okurken yanındaki kimseye sus dersen boş işle uğraşmış ve sevabını azaltmış olursun” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 235; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 86)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bayram günü çıkar iki rekat namaz kıldırır sonra hutbe verir sadaka verilmesini emrederdi sadaka verenlerin çoğunluğu kadınlardan olurdu. Bir ihtiyacı olursa veya bir heyet göndermek isterse onu cemaatine söyler değilse dönüp giderdi. (Müslim, Iydeyn: 1; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 158)
Hasan’ı Basri (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, İbn Abbas, Basra’da bir hutbe vererek şöyle söyledi: “Orucunuzun zekatını ödeyiniz” bunun üzerine insanlar birbirlerine bakmaya başladılar. Bunun üzerine Abbas: “Burada Medineli kim var?” dedi ve: “Kalkın kardeşlerinize öğretin onlar bilmiyorlar; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), fıtır sadakasını; küçük, büyük, hür, köle, erkek, kadın herkes için yarım sa’ buğday’dan veya bir sa’ hurmadan veya arpadan verilmesini farz kılmıştı.” (Ebû Davud, Zekat: 20; Müsned: 1914)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kıldım. Namazı da hutbesi de orta uzunlukta idi. (Ebû Davud, Salat: 229; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 85)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i ayakta hutbe okurken gördüm. Birinci hutbeden sonra hiç konuşmadan biraz oturuyordu sonra tekrar kalkıp ikinci hutbeyi okuyordu. Kim sana Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in oturarak hutbe verdiğini söylerse ona inanma.” (Ebû Davud, Salat: 228; Dârimi, Salat: 200)
Yine Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), hutbeyi ayakta okur sonra biraz oturur sonra tekrar kalkar bazı ayetler okur ve Allah’ı zikrederdi. Hutbesi de namazı da orta uzunlukta idi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 85; Ebû Davud, Salat: 229)
İbn Büreyde (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), minberde hutbe okurken torunu Hasan ve Hüseyin geliverdiler. Üzerlerinde kırmızı elbiseler vardı, düşe kalka yürüyorlardı. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hemen minberden inip onları kucağına aldı ve: “Allah: “Mallarınız ve evlatlarınız sizler için birer imtihan vasıtasıdır” demekle ne kadar doğru söylemiş bu ikisinin yürürken tökezlediklerini gördüm, dayanamadım ve inip onları kucağıma aldım” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 233; Tirmizî, Menakıb: 31)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir bayram günü namazgaha çıktı, iki rekat bayram namazını kıldırdı. Ondan ne önce ne de sonra başka namaz kılmazdı.” (Ebû Davud, Salat: 257; Dârimi, Iydeyn: 219)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kurban bayramı günü bize hutbe okuduktan sonra dönüp iki boynuzlu koç kurban etmişti. (Ebû Davud, Dahaya: 9)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’in haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazgahta ya bir koç veya bir deve kurban ederdi. (Ebû Davud, Dahaya: 9; Dârimi, Dahaya: 1)
Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Cuma ve bayram namazlarında Â’la ve Ğaşiye sûrelerini okurdu. Cuma ve bayram aynı güne rastlarsa yine aynı sûreleri okurdu. (Tirmizî, Iydeyn: 385; Ebû Davud, Salat: 242)
İyas b. ebi Remle (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaviye’nin, Zeyd b. Erkam’a: “Bayramlarda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bulundun mu?” diye sorduğunu duydum. O da: “Bulundum; sabahleyin bayram namazını kıldırdı sonra Cumaya gelmememize müsaade etti” diye cevap verdi. (Ebû Davud, Salat: 217; Dârimi, Iydeyn: 225)
Vehb b. Keysan (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Zübeyr zamanında bayram namazı ile Cuma aynı güne geldi. İbn Zübeyr bayram namazı için geç vakit çıktı. Hutbesini de bir hayli uzattı sonra indi, bayram namazını kıldı. O gün cemaate Cuma namazını kıldırmadı. Bu durum İbn Abbas’a bildirilince İbn Abbas: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünnetine uymuş” dedi. (Ebû Davud, Salat: 217)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), iki cariye Aişe’nin yanında bir bayram günü def çalarlarken yanlarına girmiş. Ebu Bekir’de hemen onları azarlamak istemiş fakat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bırak onları her toplumun bir bayramı vardır” buyurmuş. (Müslim, Iydeyn: 4; İbn Mâce, Nikah: 21)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bayram günü Sudanlılar, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in önünde gösteri yapıyorlardı. Beni de çağırdı, omuzunun üzerinden ben de onları seyrediyordum. Kendim ayrılmak isteyinceye kadar onları seyrettim. (Müslim, Iydeyn: 4; Müsned: 24906)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mescidde gösteri yapan Habeşlileri seyrederken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni elbisesi ile örtüyordu. Ben bıkıncaya kadar onları seyrettim. Öyleyse siz genç kızların eğlenceye olan düşkünlüklerini anlayışla karşılayın. (Müslim, Iydeyn: 4; Müsned: 24906)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Habeşliler Mescidde gösteri yaparlarken Ömer çıkageldi. Ömer onları dağıtmaya çalıştı da, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onları bırak Ey Ömer! Onlar, Erfide oğullarıdır” buyurdu. (Müslim, Iydeyn: 4; Müsned: 7734)
Urve (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle anlatmıştır. Aişe (radıyallahü anha) şunları anlattı: “Ebu Bekir es Sıdık yani babam yanıma çıkageldi, o anda yanımda iki cariye def çalıp şarkı söylüyorlardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de elbiselerine bürünmüş vaziyette idi. Yüzünü açarak Ebu Bekir’e dedi ki: “Ey Ebu Bekir onları kendi hallerine bırak. Bu günler bayram ve Mina günleridir.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), o zaman Medine’de idi. (Buhârî, Iydeyn: 25; Müslim: Iydeyn: 4)