Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Müşriklerle Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığına, Muhammed’in de O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şahadet edinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Bizim gibi namaz kılarlarsa, kıblemize yönelirlerse, kestiklerimizden yerlerse bizim onların kanlarına ve mallarına dokunmamız haram olur. Ancak haklı yere olursa o başka.” (Buhârî, Salat: 28)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 37 · Kan Dökmenin HaramlığıKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(37) Kitâb: Kan Dökmenin Haramlığı
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla, Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahadet edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kıblemize dönerlerse, kestiklerimizi yerlerse, bizim gibi namaz kılarlarsa kanlarına ve mallarına dokunmamız haram olur. O zaman onlar da diğer Müslümanların sahip olduğu haklara sahip olurlar, Müslümanların mesul olduğu şeylerden onlar da mesul olurlar.” (Buhârî, Salat: 28)
Humeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Meymun b. Siyah, Enes b. M ali k’e sordu: “Ey Ebu Hamza! Müslüman’ın kanını ve malını haram kılan şey nedir?” Enes şöyle dedi: “Kim Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in O’nun kulu ve Peygamberi olduğuna şahadet eder, kıblemize yönelir, kıldığımız namaz gibi namaz kılarsa; kestiğimizi yer ise, o Müslüman’dır ve böylece Müslüman’ın sahip olduğu tüm haklara onlar da sahip olmuş olurlar ve Müslümanların sorumlu oldukları şeylerden de sorumludurlar. (Buhârî, Salat: 28)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatından sonra bazı Arap kabileleri İslâm dinini terk ederek irtidat ettiler. Bunlara karşı savaş açmak isteyen Ebu Bekir, Ömer dedi ki: “Bu Araplarla nasıl savaşırsın? Ebu Bekir dedi ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İnsanlar Allah’tan başka gerçek hiçbir ilâh olmadığına, benimde Allah’ın kulu ve elçisi olduğuma inanıncaya kadar namaz kılıp zekat verinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum” buyurdu. Vallahi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e zekat olarak verdikleri bir oğlağı zekat olarak bana vermezlerse mutlaka onlarla savaşırım. Ömer der ki: “Düşününce Ebu Bekir’in görüşünün hak olduğunu anladım.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlar “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Bunu söyleyince kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar ancak haksızlık yaparlarsa Allah onların cezasını verir. Ebu Bekir’in h ali feliği döneminde irtitad = dinden dönme olayları ortaya çıkınca ve Ebu Bekir de onlara savaş açacağını söyleyince Ömer, Ebu Bekir’e dedi ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den: “İnsanlar “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaşmakla emrolundum” sözünü işitmedin mi? Bunun üzerine Ebu Bekir: “Allah’a yemin olsun ki namazla zekatın arasını açanlarla mutlaka savaşacağım. O namazla zekatın arasını kim açarsa onlarla savaşırız deyince, Ebu Bekir’in isabetli bir görüş üzerinde olduğunu anladım. (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
Said b. Müseyyeb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ebu Hüreyre şöyle haber vermiştir. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse, malını ve canını benden korumuş olur. Allah’ın hakkı Allah’a aittir. Ahirette hesabı o görür.” (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edip te Ebu Bekir O’nun yerine h ali fe olarak geçince, Araplardan bazı Arap toplumları dinden çıktılar. Ebu Bekir’de onlara karşı savaşmaya karar verdi. Bunun üzerine Ömer: “Ey Ebu Bekir! Bu insanlarla nasıl savaşırsın? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmamış mıydı? “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse malını ve canını benden kurtarmış olur. Diğer işleyecekleri suçlardan dolayı hesabı Allah’a kalmıştır” deyince, Ebu Bekir: “Zekatı namazdan ayıranlar ile mutlaka savaşacağım çünkü zekat malın hakkıdır. Vallahi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında zekat olarak vermekte oldukları bir oğlağı bana vermezlerse mutlaka onlarla savaşacağım” dedi. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Vallahi Ebu Bekir’in kalbine savaş fikrini Allah’ın koyduğunu ve doğru yolda olduğunu anladım.” (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nin haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse malını ve canını Benden kurtarmış olur diğer işleyeceği günahlardan dolayı hesabı Allah’a kalmıştır.” (Dârimi, Siyer: 10; İbn Mâce, Fiten: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir yeni h ali fe olduğunda dinden dönenlerle savaşa karar verince, Ömer dedi ki: “Ey ebu Bekir! Sen insanlarla nasıl savaşırsın? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ben insanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse, kanını ve malını Benden korumuş olur diğer işleyeceği günahlardan dolayı hesabı Allah’a kalmıştır” buyurmuşlardı deyince, Ebu Bekir: “Kim namazla zekatın arasını ayırırsa mutlaka onlarla savaşırım. Kim, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e zekat olarak vermekte olduğu bir oğlağı bana vermek istemez ise ben onlarla mutlaka savaşırım” dedi. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Allah’a yemin olsun ki, Ebu Bekir’in kalbine Allah’ın savaşma fikrini koyduğunu ve hak yolda olduğunu anladım.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum onu söylediklerinde Benden canlarını ve mallarını korumuş olurlar. Diğer işleyeceği günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Ebu S ali h ve Ebu Hüreyre (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum, onu dediklerinde kanlarını ve mallarını benden kurtarmış olurlar ancak diğer işleyecekleri günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum, onu dediklerinde kanlarını ve mallarını benden kurtarmış olurlar ancak diğer işleyecekleri günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında idik. Bir adam gelerek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir şeyler fısıldadı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Öğleyse öldürün onu” buyurdu. Sonra “Allah’tan başka ilâh olmadığına şahadet ediyor mu?” diye sordu. Adam: “Evet” dedi ve şöyle ekledi: “O canını kurtarmak için söylüyor.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öldürmeyin onu, Ben insanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum, onu dedikleri takdirde kanlarını ve mallarını Benden kurtarmış olurlar. Ancak işleyecekleri diğer günahlardan dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Numan b. Sâlim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Evs’ten işittim şöyle diyordu: “Sakif heyetiyle birlikte Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bir gölgelikte idim. İkimizden başka herkes uyumuştu sonra da bir adam gelerek Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir şey fısıldadı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Git onu öldür” buyurdu. Ve hemen sonra o adama: “La ilâhe illallah Muhammed Rasûlullah” diyor mu?” buyurdu. O adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bırak onu öyleyse” buyurdu ve şöyle devam etti: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum ne zaman onu söylerse mallarına ve canlarına dokunmak haram olur. Ancak diğer haklarından dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Evs (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söylerlerse mallarına ve canlarına dokunmak haram olur. Ancak diğer haklarından dolayı hesapları Allah’a kalmıştır.” (İbn Mâce, Fiten: 1; Dârimi, Siyer: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her suçsuz yere adam öldürüldüğünde Ademin ilk oğlu (Kabil) ’e de ondan günah yazılır. Çünkü adam öldürmeyi ilk başlatan odur.” (Tirmizî, İlim: 15; Müslim, Kasame: 7)
Abdullah b. Amr b. As (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, bir mü’mini öldürmek Allah katında tüm dünyanın harab olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah katında dünyanın yok olması Müslüman bir kimsenin öldürülmesinden daha değersizdir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir Mü’minin öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Mü’min’in öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah b. Büreyde (radıyallahü anh) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir mü’minin öldürülmesi Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyük bir günahtır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde kul ilk önce namazından sorulacak, insanlar arasında da ilk olarak kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Ebu Vail (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Abdullah şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Şurahbil (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kıyamet gününde insanlar arasında ilk önce kan davaları görülecektir.” (Tirmizî, Diyet: 7; Müslim, Kasame: 8)
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde bir adam diğer bir adamın elinden tutarak şöyle diyecek: Rabbim, bu adam beni öldürdü. Bunun üzerine Allah katile: “Onu niçin öldürdün” der. Katil, Allah’a: “Güç ve kuvvet sadece Senin olduğunu bildirmek için İslâm dini uğruna öldürdüm” der. Allah’ta: “Güç kuvvet sadece benimdir dolayısıyla haklı olarak öldürmüşsün” der. Yine bir adam birinin elinden tutarak gelir ve şöyle der: “Bu adam beni öldürdü.” Allah’ta: “Onu niçin öldürdün” der. “G ali biyet güç ve kuvvet falanın olsun için öldürdüm” der. Allah’ta: “G ali biyet güç ve kuvvet benden başkalarının olamaz” der ve o adam günahını çekmek üzere Cehenneme gider.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Cündüb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, filan kimsenin rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü öldürülen kimse öldüren kimse ile gelerek: “Ya Rabbi! Bu adama beni niçin öldürdüğünü sor” der. Allah, katile sorunca; katil: “Falan kimsenin saltanatı için öldürdüm” der. Cündüb: “Kıyamet günü seni bu tür müşkil duruma düşürecek işlerden sakın!” (Müsned: 16005)
Sâlim b. Ebil Ca’d (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, İbn Abbas’a, bile bile bir mü’mini öldüren ve tevbe edip iyi ameller isteyen ve doğru yolu bulan bir kimsenin durumu soruldu. O da şöyle dedi: “Onun tevbesi nerede kabul olunacak!” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Haksız yere bile bile öldürülen bir kimse şah damarından kanlar akarak katili tutar getirir” Allah’a: Ey Rabbim! Bu adama beni niçin öldürdüğünü sor der.” İbn Abbas: Daha sonra Allah, haksız yere bile bile adam öldürenin cezasını bildiren ayet olan Nisâ 93. ayetini indirdi. (Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5; Müslim, Tefsir: 1)
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kufeliler Nisâ sûresi 93. ayeti hakkında ihtilafa düştüler. Ben de İbn Abbas’ın yanına gidip ayetin hükmünü sorunca, bu ayet bu konuda inen son ayet olup başka bir ayet bunu neshetmedi. (Furkân sûresi 68-70 ayetleri de aynı hükmü belirtir). (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Abbas’a: “Bir mü’mini bile bile öldüren kimsenin tevbesi kabul edilir mi?” diye sordum. O da: “Hayır” dedi. Ben de Furkân sûresi 68-71 ayetlerini okudum. Bunun üzerine İbn Abbas bu okuduğun ayetler Mekke’de nazil oldu. Medine’de nazil olan Nisâ sûresi 93. ayet bu ayetin hükmünü kaldırdı dedi. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdurrahman b. Ebî Leyla İbn Abbas’tan Nisâ 93 ve Furkân 68-71. ayetlerinin hükmünü sormamı bana emretmişti. Ben de Nisâ 93. ayetini sordum. İbn Abbas hiçbir ayet bunun hükmünü kaldırmadı dedi. Furkân 68-71. ayetlerini sorunca: “Bu ayetler müşrikler hakkında nazil olmuştur” dedi. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh) İbn Abbas’tan naklediyor. Müşriklerden bir topluluk pek çok adam öldürmüşler, çok zina etmişler ve pek çok günahlar işlemişlerdi ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle demişlerdir: Ey Muhammed gerçekten anlattığın ve insanları davet ettiğin din ne güzeldir. Eğer işlediğimiz bu günahlara keffaret olduğunu söylersen bu dine gireriz dediler. Bunun üzerine Allah, Furkân sûresi 68-71. ayetlerini indirdi. İbn Abbas diyor ki: Böylece Allah onların şirklerini imana, zinalarını meşru münasebete çevirdi ve Allah, Zümer sûresi 53. ayetini indirdi: “Deki Allah şöyle buyurdu: “Ey kendileri zararına sınırları aşan kullarım, Allah’ın rah metin den umudunuzu kesmeyiniz. Allah tüm günahlarınızı bağışlar. Şüphe yok ki o çok bağışlayan ve çok acıyandır.” (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, müşriklerden bir gurup Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna gelerek; gerçekten anlattığın ve insanları çağırdığın din pek güzeldir. Eğer istediğimiz günahlara keffaret olacağını söylersen İslâm’a gireriz dediler. Bunun üzerine Furkân sûresi 68-71. ayetleri nazil oldu. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü öldürülen kimse şah damarından kanlar akarak öldüren şahsın başından ve alnından tutarak: Ey Rabbim! bu beni öldürdü der ve o kimse arşın yanına yaklaşıncaya kadar böylece devam edip gider.” İbn Abbas’a katilin tövbesi kabul olunur mu?” diye sorulduğunda Nisâ sûresi 93. ayetini okudu “Fakat her kim de bir Mü’mini bile bile öldürürse, onun cezası içinde devamlı kalacağı Cehennemdir. Allah ona dünyada gazap etmiş öteki dünyada da rah metin den uzak tutmuş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır.” Ve bu ayetin hükmü kalkmadı; nerede tevbesi kabul edilecek dedi. (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 5)
Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Nisâ 93. ayeti Furkân sûresi 68-71 ayetlerinden altı ay sonra nazil oldu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Zeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Nisâ 93. ayeti Furkân 68-71 ayetinden sekiz ay sonra nazil olmuştur. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Harice b. Zeyd b. Sabit babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Nisâ sûresi 93. ayeti nazil olduğunda ayetin şiddetinden korktuk bunun üzerine Allah, Furkân sûresi 68-71 ayetlerini indirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Eyyub el Ensarî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hep Allah’a kulluk edip hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayan, namaz kılan, zekat veren ve büyük günahlardan sakınan kimse Cennetliktir” buyurdu. Kendisine: “Büyük günahlar nelerdir” diye sorduklarında: “Allah’a ortak koşmak, Müslüman kimseyi haksız yere öldürmek ve savaş anında savaştan kaçmaktır.” (Müsned: 22403)
Abdullah b. Ebu Bekir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyük günahlar: Allah’a ortak koşmak, ana babaya asi olmak, haksız yere Müslüman kimseyi öldürmek ve yalancı şahitlik yapmaktır.” (Müslim, İman: 38; Tirmizî, Büyü’: 3)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyük günahlar şunlardır: Allah’a ortak koşmak, ana babaya isyan edip saygısızlık etmek, haksız yere Müslüman canına kıymak ve yalan yere yemin etmektir.” (Müslim, İman: 38; Dârimi, Diyat: 10)
Ubeyd b. Umeyr (radıyallahü anh) Sahabi olan babasından naklederek şöyle diyor: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah'ın Rasûlü! Büyük günahlar nelerdir” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Büyük günahlar yedi tanedir. Bunların da en büyükleri Allah’a ortak koşmak, haksız yere Müslüman öldürmek, savaş anında savaştan kaçmaktır.” (Ebû Davud, Vesaya: 10)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Hangi günah daha büyüktür diye sordum, şöyle buyurdu: “Seni yarattığı halde Allah’a ortak koşmandır.” “Daha sonra hangisidir?” deyince; “Besleyememek korkusuyla çocuğunu öldürmendir” diye cevap verdi. “Daha sonra hangisidir” dedim. “Komşu karısıyla zina etmektir” buyurdu. (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Hangi günah daha büyüktür?” diye sordum. “Seni yarattığı halde Allah’a ortak koşmandır” buyurdu. Ben: “Daha sonra hangisidir?” dedim. “Yemeğine ortak olup seni fakirliğe düşüreceğinden korkup çocuğunu öldürmendir” buyurdu. Daha sonra: “Başka hangisidir?” dedim. “Komşunun hanımıyla zina etmendir” buyurdu. (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordum: “Hangi günah daha büyüktür” diye. O da şöyle buyurdu: “Allah’a ortak ve eş koşmaktır. Komşunun hanımıyla zina etmektir. Fakirlik korkusuyla çocuğunu öldürmektir.” Sonra Abdullah şu ayeti okudu: (Furkân sûresi 68-71 ayet). (Müslim, İman: 37; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 26)