Ebu Bürde b. Ebu Musa el Eş’arî (radıyallahü anh)’nin babasından naklettiğine göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebu Musa’yı Yemen’e gönderdi. Ondan sonra da Muaz b. Cebel’i gönderdi. Muaz, Yemen’e varınca oradakilere: Ey İnsanlar! Ben size Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in elçisi olarak gönderildim. Ebu Musa Muaz’ın oturması için minder koymuştu. O sırada Müslüman olduktan sonra küfre dönen bir Yahudi getirildi. Bunun üzerine Muaz üç kere bu adam öldürülüp Allah ve Rasûlünün emri yerine getirilmeden o mindere oturmam dedi. Adam öldürüldü ve o da oturdu. (Buhârî, Meğazi: 62; Ebû Davud, Hudud: 1)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 37 · Kan Dökmenin HaramlığıKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(37) Kitâb: Kan Dökmenin Haramlığı
Mus’ab b. Sa’d (radıyallahü anh), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethi günü Mekkelilere eman verdi. Fakat dört erkekle iki kadına emân vermemişti. Onlar hakkında: “Onları Kâbe örtüsüne yapışmış halde bulsanız bile öldürün” buyurdu. Bunlar, Ebu Cehil’in oğlu İkrime, Hatal oğlu Abdullah, Subabe oğlu Mekîs, Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah idi. Hatal oğlu Abdullah Kâbe’nin örtüsüne yapışmış olduğu halde öldürüldü. Bunu öldürmeye görevlendirilen Said b. Hureys ve Ammar b. Yasir idi. Bu iki görevliden daha genç olan Said önce giderek onu öldürdü. Subabe oğlu Mekîsi de Müslümanlar çarşıda yakalayıp öldürdüler. İkrime ise gemiye binerek kaçtı. Bir ara gemi fırtınaya yakalandı. Gemidekilerin hepsi birden: “İhlaslı ve samimi olun şu anda putlarınız ve ilâhlarınızın hiç birinin size bu gemide bir faydası olmaz” dediler. Bunun üzerine İkrime: “Vallahi denizde beni ihlâs ve samimiyetle Allah’a bağlanmaktan başka bir şey kurtarmazsa karada da kurtaramaz. Allah’ım sana söz veriyorum. Eğer beni şu anda içinde bulunduğum tehlikeden kurtarırsan Muhammed’e gidip O’nun eline yapışacak ve iman edeceğim, O’nu affedici ve ikram sahibi olarak bulurum” dedi. Gemiden kurtulan İkrime gelip Müslüman oldu. Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah ise Osman b. Affan’ın yanında gizlendi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekkelileri biat etmek üzere çağırınca, Osman onu Rasûlüllaha getirdi. Ve Ey Allah'ın Rasûlü! Elini uzat da Abdullah biat etsin dedi. Bunun üzerine Abdullah üç defa başını kaldırıp Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e baktı üçünde de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) elini uzatmadı üçüncüden sonra elini uzattı ve biat etti sonra da ashabına dönerek: “Biat etmesi için elimi uzatmadığımı gördüğünüz halde aranızdan aklı başında biri çıkıp ta niçin bunu öldürmedi” deyince Ashap: “Ey Allah'ın Rasûlü! Biz Senin kalbindekini ne bilelim, bize gözünle işaret ediverseydin” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Hiçbir Peygambere haince göz işareti yapmak yakışmaz.” (Buhârî, Meğazi: 62; Ebû Davud, Hudud: 1)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Ensar’dan bir adam Müslüman olduktan sonra dinini terk edip mürtet oldu ve müşriklerin arasına katıldı. Sonra pişman oldu. Toplumuna haber göndererek: “Benim için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sorun tekrar İslâm’a gireceğim, benim tevbem kabul olunur mu?” dedi. Akrabaları Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Falan kimse İslâm'ı terk ettiğine pişman oldu ve tövbesinin kabul edilip edilmeyeceğini Senden sormamızı istedi dediler. Bu sırada Ali: İmran sûresi 86-89. ayetleri nazil oldu ve bu haber kendisine ulaştırıldı ve o kimse tekrar Müslüman oldu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Nahl sûresi 106. ayeti hakkında bu ayetin hükmü kaldırıldı ve 110. ayet bu hükmün dışında bırakıldı. Hakkında bu ayet inen kimse Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Mısır katipliğini yapan Sa’d b. ebi’s Serh oğlu Abdullah’tır. Şeytan onun ayağını kaydırarak dinden çıkmasına sebep olmuş o da Mekkeli müşriklere iltica etmişti. Bu yüzden Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethi günü onun öldürülmesine emir vermişti. Osman b. Affan bu kimse hakkında Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den emân dilemişti de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona emân vermişti. (Ebû Davud, Hudud: 1)
Osman eş Şehham (radıyallahü anh) anlatıyor. A’ma bir adama rehberlik ediyordum. İkrime’nin yanına vardım bize bir hadis aktararak şöyle dedi: İbn Abbas’ın haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında efendisinden çocuk sahibi olan bir cariye vardı ki onun efendisi a’ma idi. O kimsenin o cariyeden iki oğlu da olmuştu. O kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in aleyhinde çok konuşur ve O’na söverdi. A’ma olan efendisi bu yaptığından onu engellemeye çalışırdı fakat kadın dinlemezdi. Yasaklamasına rağmen devam ederdi. Yine o a’ma kimse bir gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bahsedince o kadın ileri geri söylenmeye başladı, bende dayanamayıp kalktım kargıyı alıp karnına sapladım, üzerine yüklendim ve onu öldürdüm. Sabahleyin bu ölüm haberini Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ilettiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) insanları topladı ve şöyle buyurdu. “Bu kadını öldüren Allah için bana inanıyorsa kalksın ve söylesin.” A’ma çekinerek kalktı ve şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü! O cariyenin sahibi benim, bana iyi davranan biriydi hatta ondan iki tane de inci gibi oğlum var. Fakat o Senin aleyhinde çok konuşur ve Sana söverdi, yasaklardım fakat dinlemezdi, engellemeye çalışırdım fakat engel dinlemezdi. Dün akşam Senden bahsettim yine Senin aleyhinde kötü konuşmaya başladı. dayanamadım ve kargımı alıp karnına sapladım ve öldürünceye kadar da ona yüklendim ve öldürdüm dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dikkat edin ve şahit olun, o cariye öldürülmeyi hak etmiştir.” (Ebû Davud, Hudud: 1)
Ebu Berze el Eslemi (radıyallahü anh) anlatıyor. Bir adam Ebu Bekir’e ağır konuştu. Bunun üzerine ben onu öldüreyim mi dedim. Ebu Bekir beni engelledi ve şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başka bir kimseye sövülünce adam öldürülmez.” (Müsned: 51)
Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir bir adama kızdı. Ben: “Ey Allah'ın Rasûlünün h ali fesi kimdir o?” dedim. O da: “Niçin sordun?” dedi. Bende: “Emredersen boynunu vurmak için” dedim. Ebu Bekir: “Bu söylediğini yapabilir misin?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Allah’a yemin olsun ki söylediğin sözlerin büyüklüğü Ebu Bekir’i rahatlattı ve şöyle dedi: “Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başka hiç kimseye yapılan kötü sözden dolayı adam öldürülmez.” (Müsned: 51)
Yine Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir’e uğramıştım. O adamlarından birine çok kızmıştı. Ben de: “Ey Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in h ali fesi, bu kızdığın adam kimdir?” dedim. Ebu Bekir: “Niçin soruyorsun?” dedi. Ben de: “Boynunu vurmak için” dedim. Bunun üzerine Ebu Berze şöyle dedi: “Benim söylediğim sözlerin büyüklüğü Ebu Bekir’in sinirlerini yatıştırdı ve şöyle dedi: “Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başka hiçbir kimse için adam öldürülemez.” (Müsned: 51)
Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir bir adama çok kızmıştı. Ben de emredersen onun işini bitiriveririm dedim. O da: “Vallahi bu dediğin Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başkası için geçerli değildir” dedi. (Müsned: 51)
Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir bir adama şiddetli bir şekilde kızmıştı hatta rengi bile değişti. Ben de: “Ey Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in h ali fesi! Bana emredersen onun boynunu vururum” dedim. Bu sözüm üzerine sanki üzerine soğuk su dökülmüş gibi rahatladı, kızgınlığı kayboldu ve bana: “Ey Ebu Berze! Anan sensiz kalsın! Bu dediğin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dışında hiç kimse için olamaz” dedi. (Müsned: 51)
Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir’in yanına gelmiştim. Bir adama ağır konuştu, o adamda ona karşılık verdi. Ben hemen: “Onun boynunu vurayım mı?” dedim. Bunun üzerine beni azarladı ve bu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dışında hiç kimse için olamaz dedi. (Müsned: 51)
Ebu Berze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir es Sıddık’ın yanında idik. Müslümanlardan bir adama kızdı ve ona iyiden iyiye öfkelendi. Bu durumu görünce ben şöyle dedim: Ey Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in h ali fesi! Onun boynunu vurayım mı?” Ben öldürmekten bahsedince, konuyu değiştirdi. Yanından ayrıldıktan sonra bana haber verip yanına çağıttı ve: “Ey Ebu Berze! Ne demiştin” dedi. Ben de: “Ne dediğimi unuttum bana hatırlatır mısın?” dedim. Ebu Bekir: “Ne dediğini hatırlamıyor musun?” Ben de: “Hayır vallahi hatırlamıyorum” dedim. Bu sefer Ebu Bekir: “O adama kızdığımı görünce, Ey Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in h ali fesi onun boynunu vurayım mı?” dememiş miydin? Bu sözünü hatırlamıyor musun?” Ben de: “Evet vallahi şimdi emredersen hemen yaparım” dedim. Bunun üzerine Ebu Bekir: “Vallahi bu dediğin Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’den başkası için geçerli olmaz” buyurdu. (Müsned: 51)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim düğümlere üflerse sihir yapmış olur. Kim de sihir yaparsa şirk koşmuş olur. Kim de kendisini koruması için nazarlık ve benzeri şeyler takarsa o taktığı şeye havale edilir. Allah’ın himayesinden çıkmış olur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Zeyd b. Erkam (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yahudilerden bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sihir yapmıştı. Bu yüzden Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) birkaç gün rahatsız oldu. Nihayet Cibril gelerek Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şöyle dedi: “Yahudilerden bir adam sana sihir yaptı. Bir ipe düğümler atarak falan kuyuya attı.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hemen bir adam göndererek o ipi oradan çıkartıp getirtti. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sanki bağından çözülmüş gibi rahatladı. Bunu Yahudi’ye ne söyledi ne de o Yahudi ile yüz yüze geldi. (Müsned: 18467)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi: “Ey Allah'ın Rasûlü bir adam malımı almak için saldırırsa ne yapmalıyım?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Allah’ı hatırlat” buyurdu. Adam: “Kabul etmezlerse” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yine “Allah’ı hatırlat” buyurdu. Adam yine: “Kabul etmezlerse” deyince yine “ Allah’ı hatırlat” buyurdu. Yine “Kabul etmezlerse” deyince, “Onlarla dövüş öldürülürsen Cennete girersin, onu öldürsen o da Cehenneme gider” buyurdu. (Müsned: 8120)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve: “Ey Allah'ın Rasûlü! Malım için bana saldırılsa ne yapmalıyım?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ı hatırlat!” Eğer kabul etmezlerse deyince yine “Allah’ı hatırlat” dedi. Adam: “Yine kabul etmezlerse” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), “Onlarla dövüş öldürülürsen Cennete girersin, eğer sen onu öldürürsen o Cehenneme gider.” (Müsned: 8120)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr b. As (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Malını müdafa ederken zulme uğrayarak öldürülen kişiye Cennet vardır.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle aktarıyor: “Kimin malını haksız yere almak isterler de o uğurda dövüşürse ve öldürülürse o kimse şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi Müslüman olan bir kimse malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Süleyman b. Büreyde (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Malı uğrunda dövüşürken öldürülen şehidtir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Said b. Zeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gerçek Müslüman malını müdafa ederken öldürülürse o şehidtir, canını müdafa etmek uğruna öldürülürse yine şehidtir. Ailesini müdafa ederken öldürülürse şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Said b. Zeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gerçek bir Müslüman malını müdafa uğrunda öldürülürse şehidtir. Ailesini koruma uğrunda öldürülürse yine şehidtir. Dinini yeryüzüne hâkim kılma yolunda öldürülen yine şehidtir. Canını korumak uğrunda öldürülen ise yine şehidtir.” (Müslim, İman: 62; Tirmizî, Diyet: 22)
Ebu Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Süveyd b. Mukarrin’in yanında oturuyordum şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Saldırıya uğrayıp haksız yere öldürülen gerçek Müslüman şehidtir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim kılıcını Müslüman’a çeker ve saldırırsa öldürülür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bize silah çeken bizim gibi Müslüman değildir.” (İbn Mâce, Hudud: 19; Müslim: İman: 42)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kıyamete yakın günlerde bir millet çıkar ki ömürleri kısa, akılları zayıf çok güzel sözler söyleyerek hayırlı şeyler konuşurlar. İmanları boğazlarından aşağıya inmez (yani söyledikleri yaşantılarında görülmez). O kun yaydan fırlayıp çıktığı gibi dinden çıkarlar, onlarla karşılaştığınızda onları öldürün! Kıyamet günü onları öldürene sevap vardır.” (Ebû Davud, Sünnet: 31; Müslim, Zekat: 47)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müslüman ile savaşmak küfürdür. Müslüman’a sövmek ise günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır.” (Müsned: 1455)
Ebu İshak (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu’l Ahvas’tan işittim. O da Abdullah’tan aktararak şöyle demişti. “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdurrahman b. Abdullah babasından rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müslüman’a sövmek günah ve Allah’ın yolundan ayrılmaktır. Müslüman’la savaşmak ise küfürdür.” Ebu Vaile dedim ki: Bu hadisi bizzat Abdullah’tan işittin mi diye sordum. O da: “Evet” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a itaatten çıkar ve İslâm cemaatinden ayrılırsa cahiliyye ölümü üzerine ölür. Kim ümmetime karşı ayaklanır, iyi kötü ayırmadan Mü’minlere silah çekerse ve İslâm cemaatine karşı sözünde durmazsa benden değildir. Kim İslâm cemaati dışında bir gurup tutar, ırkçılık yapar ve ırkçılık için de insanları çağırırsa veya tuttuğu gurup için kızar, taraf tutar ayaklanır ve çatışmaya girer öldürülürse, cahiliyye ölümü üzere ölmüş olur.” (Müslim, İmara: 13; Buhârî, Fiten: 2)
Cündüb b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim İslâm cemaati dışında taraf tutar, tarafı için çatışır, ırkçılık yapar ve ırkçılık yapmayanlar için kızarsa o kimse cahiliyye ölümü üzere ölmüş olur.” (Müslim, İmara: 13; Buhârî, Fiten: 2)