Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hiç biriniz ölümü temenni etmesin. Eğer o iyi bir kimse ise iyilik ve sevaplarını artırması ümit edilir eğer kötü bir kimse ise, tevbe edip dönmesi umulur.” (Buhârî, Merda ve Tıb 19; Dârimi, Rikak: 45)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 21 · CenâzelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ تَمَنِّي الْمَوْتِ
- 2بَابُ تَلْقِينِ الْمَيِّتِ
- 3بَابُ عَلَامَةِ مَوْتِ الْمُؤْمِنِ
- 4بَابُ مَا يُلْقَى بِهِ الْمُؤْمِنُ مِنَ الْكَرَامَةِ عِنْدَ خُرُوجِ نَفْسِهِ
- 5بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنِ احْتَسَبَ ثَلَاثَةً مِنْ صُلْبِهِ
- 7بَابُ النَّعْيِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 9بَابُ الثَّنَاءِ
- 10بَابُ تَرْكِ الصَّلَاةِ عَلَى الْمَرْجُومِ
- 11بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ
- 12بَابُ: مُوَارَاةِ الْمُشْرِكِ
- 13بَابُ: مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ إِعْمَاقِ الْقَبْرِ
- 14بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَوْسِيعِ الْقَبْرِ
- 15بَابُ: إِخْرَاجِ الْمَيِّتِ مِنَ الْقَبْرِ بَعْدَ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ
(21) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ تَمَنِّي الْمَوْتِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hiçbiriniz ölümü temenni etmeyiniz. O kimse iyilerden ise yaşadığı sürece hayrını ve sevabını artırır da bu onun için daha hayırlıdır. Eğer kötü bir kimse ise umulur ki tevbe eder ve iyi kullardan olabilir.” (Buhârî, Merda ve Tıb 19; Dârimi, Rikak: 45)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz dünyevi sıkıntılar altında kalıp ta ölümü temenni etmesin. Fakat şöyle desin: Allah’ım! Yaşamak benim için hayırlı ise beni yaşat, ölmek benim için hayırlı olacaksa benim ruhumu al.” (Buhârî, Merda ve Tıb 19; Dârimi, Rikak: 45)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünyada başınıza gelen sıkıntılardan dolayı dikkat edin ve ölümü istemeyin. Çaresiz kalırsanız şöyle deyin: Allah’ım! Yaşamak hakkımda hayırlı ise beni yaşat ölmek benim için hayırlı ise beni öldür.” (Buhârî, Merda ve Tıb: 19; Ebû Davud, Cenaiz: 13)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Ölmek için dua etmeyiniz ve ölümü de temenni etmeyiniz. Ölümü istemek zorunda kalan ise şöyle desin: “Allah’ım yaşamak hakkımda hayırlı ise beni yaşat. Ölmem hayırlı ise benim ruhumu al.” (Buhârî, Merda ve Tıb: 19; Ebû Davud, Cenaiz: 13)
Kays (radıyallahü anh)’dan haber verildiğine göre, şöyle demiştir: Hastalığıda ziyaret için Habbab’ın yanına girmiştim. Karın bölgesi tedavi için yedi sefer dağlanmıştı. Şöyle dedi: “Eğer, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); bizi ölüm için dua etmekten yasaklamamış olsaydı ölmek için dua etmek isterdim.” (Buhârî, Merda ve Tıb: 19; Tirmizî, Cenaiz: 3)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Lezzetleri yok edip bitiren ölümü çok hatırlayın.” (İbn Mâce, Zühd: 31)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim, şöyle diyordu: “Hastanın yanında bulunduğunuzda, hayır dua edin. Çünkü; melekler sizin söylediklerinize âmin derler.” Ebu Seleme vefat ettiğinde; “Ey Allah’ın Rasûlü! nasıl dua edeyim?” dedim. O da şöyle buyurdu: “Allah’ım! Bize ve ona mağfiret eyle, ona karşılık, bana daha hayırlısını ver.” Allah, bana daha sonra, Ebu Seleme’den daha hayırlı olan; Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’i verdi.” (Ebû Davud, Cenaiz: 18)
بَابُ تَلْقِينِ الْمَيِّتِ
Ebu Sâid (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölecek olan kimselere “Lâ ilâhe illallah” demesini telkin ediniz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 20; Tirmizî, Cenaiz: 7)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölmek üzere olanlarınıza; “Lâ ilâhe illallah” sözünü demesini telkin ediniz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 20; Tirmizî, Cenaiz: 7)
بَابُ عَلَامَةِ مَوْتِ الْمُؤْمِنِ
Büreyde (radıyallahü anh)’nin babasından naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mü’minin ölümü alnı terleyerek olur.” (Tirmizî, Cenaiz: 10; İbn Mâce, Cenaiz: 3)
Büreyde (radıyallahü anh)’nin babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Mü’minin ölümü alnı terleyerek olur.” (Tirmizî, Cenaiz: 10; İbn Mâce, Cenaiz: 3)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in başı, çenem ile göğsüm arasında iken vefat etmişti. Bu sebeple ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatını gördükten sonra artık hiç kimsenin ölümünün şiddetinden korkmam.” (İbn Mâce, Cenaiz: 64)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, son bakışım perdenin açılışıyla kapanışı zamanı kadardır. İnsanlar, Ebu Bekir’in arkasında namaz kılmak için saf bağlamışlardı. (perde açılınca) Ebu Bekir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namaza geleceğini sanmıştı da geri çekilmek istemişti, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yerinde kalmasını işaret etmişti ve perdeyi indirmişti. O günün sonunda vefat etmişti, o gün pazartesiydi.” (Müslim, Salat: 21; İbn Mâce, Cenaiz: 64)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Medine’de doğdu ve orada vefat etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona dua etti ve dedi ki: “Keşke bu adam doğduğu yerden başka bir yerde öleydi.” Oradakiler: “Niçin Ey Allah’ın Rasûlü!” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), şöyle buyurdu: “Bir adam doğduğu yerden başka bir yerde ölmüş olsaydı ona, Cennette doğduğu yerle öldüğü yer arasındaki mesafe kadar yer verilirdi.” (İbn Mâce, Cenaiz: 61; Müsned: 6369)
بَابُ مَا يُلْقَى بِهِ الْمُؤْمِنُ مِنَ الْكَرَامَةِ عِنْدَ خُرُوجِ نَفْسِهِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a kavuşmayı isterse, Allah’ta ona kavuşmayı ister. Kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah’ta ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” Şüreyh diyor ki: Aişe’nin yanına geldi ve Ey Mü’minlerin annesi, Ebu Hureyre’nin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklettiği bir hadis duydum. Eğer söylediği gibi ise biz mahvolduk dedim. Aişe: “Nedir o duyduğun?” diye sordu. Ben de: “Ebu Hüreyre dedi ki diyerek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle söylediğini haber verdim: “Kim Allah’a kavuşmayı arzu ederse, Allah’ta ona kavuşmayı ister kim de Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah’ta ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” “ Fakat hepimiz ölümden hoşlanmıyoruz” dedim. Aişe (radıyallahü anha) şöyle dedi: “İş, senin anladığın gibi değil; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demek istemiştir: “Maksat ona gitmek demek değildir. Fakat göz, ölüm anında bir yere dikilip kaldığında, göğüs inip kalkmaya başladığında ve o anın dehşetinden deriler ürperip diken diken olduğunda, kim Allah’a kavuşup O’nun rah metin e girmeyi severek ve isteyerek arzu ederse, Allah’ta o kimseye kavuşmayı ister. O anda kim Allah’tan ve ona kavuşmaktan hoşlanmaz ise, Allah’ta o kimseye kavuşmayı istemez” dedi. (Müslim, Zikir Dua: 5; Buhârî, Rikak: 41)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah şöyle buyuruyor: “Kulum bana kavuşmayı isterse, ben de ona kavuşmayı isterim. Benimle kavuşmaktan hoşlanmayanla bende kavuşmak istemem.” (Müslim, Zikir Dua: 5; Buhârî, Rikak: 41)
Ubâde (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim, Allah’a kavuşmayı isterse; Allah’ta ona kavuşmayı ister. Kim de, Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa; Allah’ta ona kavuşmayı istemez.” (Müslim, Zikir Dua: 5; Buhârî, Rikak: 41)
Ubâde b. Samit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim, Allah’a kavuşmak isterse; Allah’ta o kimseye kavuşmak ister. Kim de, Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa; Allah’ta o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.” (Müslim, Zikir Dua: 5; Buhârî, Rikak: 41)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim, Allah’a kavuşmayı isterse; Allah’ta ona kavuşmayı ister. Kim de, Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa; Allah’ta o kimseye kavuşmaktan hoşlanmaz.” Amr’ın rivâyetinde şu fazlalık vardır: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a kavuşmayı istemek ölümden hoşlanmamak demektir. Hepimizde ölümden hoşlanmayız” denildi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu, benim söylemek istediğim ölüm anındadır. Bir kimse ölüm anında Allah’ın rahmet ve bağışlamasıyla müjdelendiğinde mü’min kul, Allah’a kavuşmak ister. Allah ta bu kuluna kavuşmayı ister. Ölecek bir kimse Allah’ın azabıyla müjdelendiğinde ise o kimse Allah’a kavuşmayı istemez. Allah ta ona kavuşmayı istemez” buyurdular. (Müslim, Zikir Dua: 5; Buhârî, Rikak: 41)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre: “Ebu Bekir, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde onu iki gözünün arasından öpmüştü.” (İbn Mâce, Cenaiz: 7; Tirmizî, Cenaiz: 14)
İbn Abbas ve Aişe (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre: “Ebu Bekir Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i vefat ettiğinde öpmüştü.” (İbn Mâce, Cenaiz: 7; Tirmizî, Cenaiz: 14)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Uhud savaşında şehid olan babam getirilmişti; kulağı, burnu kesilmek sûretiyle Müsle yapılmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in önüne konmuştu, üzeri bir örtüyle örtülmüştü. Örtüyü üzerinden kaldırmak istedim, toplum bana engel oldu. Fakat, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) örtünün açılmasını emretti, örtü açılınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ağlayan bir kadın sesi duydu. Kim bu diye sordu. Amr’ın kızı veya Amr’ın kız kardeşi dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ağlama! Niçin ağlıyorsun? Kaldırılıncaya kadar melekler kanatlarıyla onu gölgelerler.” (Müsned: 13776)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Fatıma, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatı üzerine ağladı ve şöyle dedi: “Ey Rabbinden aldığı emirle O’na yaklaşan babacığım! Ey Cibril’e ölümünü haber verdiğimiz babacığım! Firdevs Cenneti barınağı olan babacığım!” (Buhârî, Megazî 85)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Câbir’in babası, Uhud savaşında şehid olmuştu. Yüzündeki örtüyü açıp ağlamak istedim. İnsanlar bana engel oldular. Fakat, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni bundan yasaklamadı. Halam da ağlamaya başladı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun için ağlamayın, siz onu kaldırıp defnedinceye kadar melekler onu kanatlarıyla gölgelendirirler.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 20; Müsned: 13776)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Mûte’de şehid olan Zeyd b. Harise, Cafer b. ebi T ali b ve Abdullah b. Revaha‘nın şehid oldukları haberi geldiğinde; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) mescidde oturuyordu. Üzüntülü olduğu anlaşılıyordu. Ben de kapının aralığından kendisine bakıyordum. Bu arada bir adam geldi ve: “Cafer’in kadınları çok ağlıyorlar” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Git ve onları engelle” buyurdu. Adam gitti ve tekrar geldi, “Bu şekilde ağlamalarından dolayı onları yasakladım fakat beni dinlemediler” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yine git ve onları engelle” buyurdu. Adam gitti geri geldi ve gittim yasakladım fakat beni yine dinlemediler dedi. Bu sefer Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Git ve ağızlarına toprak saç” buyurdu. Aişe (radıyallahü anha) diyor ki: “Allah senin burnunu yere sürtsün. Vallahi ne Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i kendi h ali ne bıraktın ne de dediğini yaptın.” (Buhârî, Cenaiz: 40; Müslim: Cenaiz: 10)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölen kimse yakınlarının kendisi için ağlamalarından dolayı azâb görür.” (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Muhammed b. Sirin (radıyallahü anh) şöyle diyordu: İmran b. Husayn yanında, “Ölü, dirilerin kendisi için ağlamasıyla azâb çeker” hadisi söylenince O, bu sözü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) söyledi” dedi. (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölen kimse yakınlarının ağlamasından dolayı azâb görür.” (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Kays b. Asım (radıyallahü anh), şöyle demiştir: “Ben ölürsem arkamdan feryâd ederek ağlamayınız. Çünkü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ölünün arkasından çığlıklarla ağlanmaz” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kadınlardan biat aldığında ölünün arkasından feryâdla ağlamamak üzere söz almıştı. Bunun üzerine kadınlar: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cahiliyye döneminde kadınlar ağlarken bize katılmışlardı. Şimdi de biz onlara katılarak topluca ağlıyabilir miyiz?” diye sordular. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İslâm’da toplu halde bir araya gelip ağlamak yoktur” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Ölen kimse, kabrinde feryâd ederek ağlayanlar yüzünden azâb görür.” (Buhârî, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
İmran b. Husayn (radıyallahü anh), “Ölen kimse yakınlarının kendisine feryâd ederek ağlamalarından dolayı azâb görür” deyince; bir adam: “Bir kimse, Horasan’da ölse yakınları da burada onun için ağlasalar yine o kimse azâb görür mü?” diye sordu. İmran b. Husayn’da: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), doğru söyler, sen ise; yalan söylüyorsun” dedi. (Müsned: 19071)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölen kimse, yakınlarının kendisi için ağlamalarından dolayı azâb görür.” Bu hadis, Aişe’ye söylenince: “Ravi eksik söylemiş” dedi ve şöyle devam etti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir kabrin yanından geçiyordu şöyle buyurdu: “Şu kabirde yatan azâb görüyor, çünkü yakınları onun için ağlıyor.” Daha sonra Aişe, Fatır sûresi’nin 18. ayeti olan: “Kimse kimsenin günah yükünü çekecek değildir” ayetini okudu. (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Muvatta', Cenaiz: 12)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) şöyle diyor: “Ölen kimse dirilerin ağlamasıyla azâb görür.” Bunun üzerine Aişe şöyle demiştir: Allah, Ebu Abdurrahman’ı bağışlasın, yalan söylememiş fakat unutmuş veya hata etmiştir.” Olay şöyledir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir Yahudi topluluğuna uğramış, onlar ölen bir kimse için ağlıyorlarmış. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlar için “Onlar şu ölüye ağlıyorlar halbuki o azâb görüyor.” buyurmuştur. (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Muvatta', Cenaiz: 12)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn ebi Müleyke (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Osman’ın kızı Ümmü Eban vefat ettiğinde, diğer insanlarla beraber ben de bulundum. Abdullah b. Ömer’le, İbn Abbas’ın yanına oturdum. Bu arada kadınlar feryâd ederek ağlamaya başladılar. İbn Ömer: “Şu kadınları ağlamaktan sakındırır mısın? Çünkü ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Şüphesiz ki ölü ailesinin kendisine ağlamasından dolayı azâb görür” dedi. Bunun üzerine İbn Abbas: “Ömer, ölü kendisine ailesinin her ağlaması yüzünden değil bir kısım ağlamaktan dolayı azâb olunur, derdi.” Ömer ile beraber Mekke’den çıkmıştım, Beyda denilen yerde beklerken bir ağaç altında binitli bir gurup gördü. Bak bakalım şu kafilede kim var dedi. Gittim, bir de ne göreyim Suheyb ve ailesi oradalar. Ömer’in yanına döndüm ve: “Ey Mü’minlerin emiri Suheyb ve ailesi var” dedim. “Suheyb’i bana çağır” dedi. Suheyb’i çağırdım, beraberce Medine’ye geldik. Ömer yaralandı. Bunun üzerine Suheyb oturup yanında ağlamaya başladı ve şöyle haykırıyordu: “Ah Kardeşim! Vah Kardeşim!” Ömer’de dedi ki: Ey Suheyb! Ağlama, çünkü ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Ölü, aile ve yakınlarının bazı şekilde ağlamaları yüzünden azâb görür.” İbn Abbas devamla: Bu hadiseyi Aişe’ye anlattım, o dedi ki: “Dikkat edin, vallahi siz bu hadisi yalancılardan ve yalanla itham edilenlerden aktarmıyorsunuz fakat kulak yanılabilir, Kur’an’da size şifa verecek pek çok şeyler vardır. Kimse kimsenin günah yükünü çekecek değildir.” (Fatır 18. Ayet) “Allah, kafir kimseye ailesinin ağlamasından dolayı azâb eder” buyurmuştu. (Buhârî, Cenaiz: 32; Müslim, Cenaiz: 9)
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ailesinden biri vefat etmişti. Kadınlar bir araya toplanıp ağlamaya başladılar. Ömer’de onları bu işten yasaklayıp azarlamaya kalkmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Ömer, bırak onları hâdise yakın olup; kalpler üzüntülü ve gözlerin yaş dökeceği zamandır.” (İbn Mâce, Cenaiz: 52; Müsned: 8050)
Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim, ölen bir kimse için; avuçlarıyla yanaklarını döver ve yakasını yırtarsa ve cahili âdeti olarak bağırıp çağırırsa o bizden değildir.” (Tirmizî, Cenaiz: 22; İbn Mâce, Cenaiz: 52)
Safvan b. Muhrîz (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Musa’ya baygınlık gelmişti, bunun üzerine ağlamaya başladılar. Ayılınca Ebu Musa şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bizi uzaklaştırdığı şeylerden ben de sizi uzaklaştırıyorum, yasaklanan şeyler şunlardır: “Saçını başını yolmak, yaka paça yırtmak, sesini yükselterek bağırıp çağırmak.” (İbn Mâce, Cenaiz: 52; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Elleri ile yanaklarına ve yüzüne vuran, elbiselerini, yaka paçasını yırtan ve cahiliyye âdeti olarak bağırıp çağıranlar bizden değildir.” (İbn Mâce, Cenaiz: 52; Ebû Davud, Cenaiz: 29)
Abdurrahman b. Yezid ve Ebu Bürde (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebu Musa’nın hastalığı ağırlaşınca karısı bağırmaya başladı, daha sonra ayılınca; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in uzak olduğu kimselerden bende uzak olduğumu sana bildirmemiş miydim?” Abdurrahman b. Yezid ve Ebu Bürde dediler ki: “Ebu Musa karısına, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in: “Ben saçını başını yolandan, üstünü başını yırtandan ve bağırıp çağırandan uzağım” dediğini anlatıyordu. (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Buhârî, Cenaiz: 38)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Elleriyle yanaklarına vuran, elbiselerini parçalayan, cahiliyye dönemindeki gibi bağırıp çağıranlar bizden değildir.” (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Buhârî, Cenaiz: 38)
Yezid b. Evs Ebu Musa (radıyallahü anh) dan naklediyor ve şöyle diyor: Ebu Musa bayıldı, Ümmü Veled durumundaki karısı ağlamaya başladı. Ayılınca karısına dedi ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in söylediğini duymadın mı?” Biz de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne söylemişti” diye sorduk. Şöyle dedi: “Saçını başını yolan, yaka paçasını yırtan ve yüksek sesle bağırıp çağıranlar bizden değildir.” (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Buhârî, Cenaiz: 38)
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Saçını başını yolan, elbisesini, yaka paçasını yırtan ve yüksek sesle bağırıp çağıran bizden değildir.” (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Buhârî, Cenaiz: 38)
Karsa (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Musa’nın hastalığı ağırlaşınca, hanımı bağırıp çağırmaya başladı. Bunun üzerine Ebu Musa, hanımına: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ne buyurduğunu bilmiyor musun?” dedi. Hanımı: “Evet biliyorum” dedi ve sustu. Sonra, Ebu Musa’nın hanımına, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne buyurmuştu diye soruldu da o da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Saçını başını yolan, yüksek sesle bağırıp çağıran ve elbisesini yaka paçasını yırtan kimselere lanet etmiştir.” dedi. (Ebû Davud, Cenaiz: 29; Buhârî, Cenaiz: 38)