Hişam b. Âmir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Babam Uhud günü şehid edilmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Geniş geniş çukurlar kazın, güzel kazın ve her çukura ikişer üçer kişi gömün; Kur’an’ı en çok bilenlere öncelik tanıyın” buyurdu. Babam üç kişiden biriydi, Kur’an’ı diğerlerinden daha iyi bildiği için önce gömülmüştü. (Ebû Davud, Cenaiz: 71; İbn Mâce, Cenaiz: 28)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 21 · CenâzelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ تَمَنِّي الْمَوْتِ
- 2بَابُ تَلْقِينِ الْمَيِّتِ
- 3بَابُ عَلَامَةِ مَوْتِ الْمُؤْمِنِ
- 4بَابُ مَا يُلْقَى بِهِ الْمُؤْمِنُ مِنَ الْكَرَامَةِ عِنْدَ خُرُوجِ نَفْسِهِ
- 5بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنِ احْتَسَبَ ثَلَاثَةً مِنْ صُلْبِهِ
- 7بَابُ النَّعْيِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 9بَابُ الثَّنَاءِ
- 10بَابُ تَرْكِ الصَّلَاةِ عَلَى الْمَرْجُومِ
- 11بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ
- 12بَابُ: مُوَارَاةِ الْمُشْرِكِ
- 13بَابُ: مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ إِعْمَاقِ الْقَبْرِ
- 14بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَوْسِيعِ الْقَبْرِ
- 15بَابُ: إِخْرَاجِ الْمَيِّتِ مِنَ الْقَبْرِ بَعْدَ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ
(21) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَوْسِيعِ الْقَبْرِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Abdullah b. Übey kabre konulduktan sonra gelmişti. Cenazenin çıkarılmasını emretti, cenaze kabirden çıkarıldı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), onu dizlerinin üzerine koydu. Ona tükürüğünden üfürdü ve ona kendi gömleğini giydirdi: “Allah her şeyin en iyisini bilendir” buyurdu. (Müslim, Sıfatül Münafıkın: 1; Buhârî, Cenaiz: 77)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Abdullah b. Übey’in kabirden çıkarılmasını emretti. Kabirden çıkarıldı, onun başını kendi dizi üzerine koyarak vücuduna hafifçe tükürdü ve gömleğini ona giydirdi. Câbir diyor ki: Allah en iyisini bilir ama ona namaz da kıldı. (Müslim, Sıfatül Münafıkın: 1; Buhârî, Cenaiz: 77)
بَابُ: إِخْرَاجِ الْمَيِّتِ مِنَ الْقَبْرِ بَعْدَ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babamla birlikte bir adam da aynı kabre gömülmüştü, gönlüm razı olmadı. Onu çıkarıp tek başına başka bir yere gömdüm. (Buhârî, Cenaiz: 77; Ebû Davud, Cenaiz: 79)
Yezid b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, onlar bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bir gezintiye çıkmışlardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yeni bir kabir gördü. “Bu kimin kabridir?” buyurdu. Onlar da: “Falan oğullarının azatlı kölesi falan kadındır” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu tanıdı. “Bir öğle vakti ölmüştü. Siz de kaylule uykusunda idiniz. Seni uyandırmak ta hoşumuza gitmedi” dediler. O zaman Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) oradakileri arkasına saf yaptırdı ve dört tekbir alarak kadına cenaze namazı kıldı sonra da şöyle dedi: “Ben aranızda olduğum sürece bir kişi öldüğünde bana haber verin. Benim o kimseye cenaze namazı kılmam rahmettir” buyurdular. (Buhârî, Cenaiz: 55; Muvatta', Cenaiz: 5)
Şa’bi (radıyallahü anh)’nin haber verdiğine göre, bir kimse Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bir kabre uğramıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) orada onlara imam olup arkasında saf tutturmuştu. Ben, Ebu Amr’e: “Kimdi o Ey Ebu Amr” diye sordum. “İbn Abbas” diye cevap verdi. (Müslim, Cenaiz: 23; Tirmizî, Cenaiz: 47)
Yine Şa’bi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gören biri bana anlatmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), uzakta bir kabir gördü ve ashabını da kendi arkasına saf tutturdu ve o kimse için cenaze namazı kıldı. Şa’bi ye: “Sana bunu kim haber verdi” diye soruldu. O da: “İbn Abbas” dedi. (Müslim, Cenaiz: 23; Tirmizî, Cenaiz: 47)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir kadının kabri başında defnedildikten sonra cenaze namazı kıldı. (Müslim, Cenaiz: 23; Tirmizî, Cenaiz: 47)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ebu’d Dehdah’ın cenazesini defnetmek için çıktı. Dönüşünde çıplak bir kısrak getirdiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona bindi. Biz de onunla beraber yürüdük. (Müslim, Cenaiz: 28; Tirmizî, Cenaiz: 28)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kabirler üzerine bina yapmaktan veya kabri yükseltmekten veya kabrin kireçlenmesini yasakladı. Ravi Süleyman b. Musa: Kabir üzerine yazı yazmaktan nehiy etti cümlesini ilave etmiştir. (Tirmizî, Cenaiz: 56; Müslim, Cenaiz: 32)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kabirlerin toprak, taş ve benzeri şeylerle yükseltilmesini veya üzerine bina yapılmasını, kabir üzerine oturulmasını yasakladı. (Tirmizî, Cenaiz: 56; Müslim, Cenaiz: 32)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kabirlerin üzerini kireçle sıvamaktan bizleri yasakladı.” (Tirmizî, Cenaiz: 56; Müslim, Cenaiz: 32)
Sümâme b. Şüfey (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Fedale b. Ubeyd ile birlikte Rum diyarındaydık, bir arkadaşımız vefat etti. Fedale kabrinin toprak seviyesinde yapılmasını emretti ve şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kabirleri toprak seviyesinde yapılmasını emrettiğini işittim. (Tirmizî, Cenaiz: 56; Müslim, Cenaiz: 32)
Ebu’l Hey’ac (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali (radıyallahü anh) şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in beni gönderdiği şey üzerine seni göndereyim mi? Yerden yüksek her kabri yer seviyesine indireceksin. Her evdeki resimleri imha edeceksin.” (Tirmizî, Cenaiz: 56; Müslim, Cenaiz: 32)
Abdullah b. Büreyde (radıyallahü anh) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizi kabirleri ziyaret etmekten yasaklamıştım, şimdi ziyaret edebilirsiniz. Kurban etlerini üç günden fazla tutmayınız demiştim. Şimdi ise dilediğiniz kadar bekletip yiyebilirsiniz. Ayrıca size hurma şerbetini sadece tulumlardan içebileceğinizi söylemiştim, şimdi her türlü kaptan hurma şerbetini içebilirsiniz. Fakat sarhoşluk veren içkileri içmeyiniz.” (Müslim, Cenaiz: 36; İbn Mâce, Eşribe: 14)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), annesinin kabrini ziyaret etmiş ağlamış ve yanındakileri de ağlatmış sonra şöyle buyurmuştur: “Anneme istiğfar etmek için Rabbimden izin istedim, izin vermedi. Kabrini ziyaret etmek için izin istedim, izin verdi. Öyleyse sizler de bundan böyle kabirleri ziyaret ediniz, kabir ziyareti ölümü hatırlatır.” (Müslim, Cenaiz: 36; İbn Mâce, Cenaiz: 48)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adamın müşrik olan anne ve babası için bağışlanma talebinde bulunduğunu işittim. Müşrik oldukları halde onlara istiğfar mı ediyorsun? Diye sordum. O da: “İbrahim (aleyhisselâm), babası için istiğfar etmemiş miydi” dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve durumu anlattım hemen, Tevbe sûresi 114. ayeti nazil oldu: “İbrahim’in buna benzer bir durumda babasının bağışlanması için yaptığı duaya gelince; bu sadece O’nun babasına daha sağlığında vermiş olduğu bir söze dayanıyordu. Babasının sırf, bir Allah düşmanı olduğu ona belli olunca, İbrahim, babasından ilgisini kesip uzaklaştı. Zaten, İbrahim çok ince ruhlu ve yumuşak huylu biriydi.” (Bu konuda gerekli bilgi için: Meryem sûresi 47. ve 48. ayetleriyle; Mümtahine sûresi 4. ayeti ve Şuarâ sûresi 86. ayetlerin tefsirlerine bakılabilir.) (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 10; Müsned: 1031)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gece kalktı. Elbisesini giydi sonra dışarı çıktı. Ben de cariyem Berire’ye, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i takib etmesini emrettim. O da: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Baki mezarlığına kadar takib etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Baki mezarlığının alt tarafında Allah’ın dilediği kadar bir zaman durdu. Sonra, geriye döndü. Cariyem ondan önce dönüp geldi ve olanları bana haber verdi. Sabah oluncaya kadar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir şey söylemedim, daha sonra gece olan olayı anlattım. “Ben, Baki kabristanındakilere dua etmek üzere gönderilmiştim” buyurdu. (Müslim, Cenaiz: 35; İbn Mâce, Cenaiz: 36)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), benim yanımda kaldığı gecelerde gecenin sonuna doğru Baki mezarlığına gider ve şöyle dua ederdi: ”Ey mü’minler topluluğunun yurdu, selâm sizlerin üzerine olsun. Bizler ve sizler yarın buluşacağız veya birbirimize şefaatçi olacağız. İnşaallah biz de size kavuşacağız. Allah’ım! Baki’ul gargad mezarlığındakileri affet bağışla…” (İbn Mâce, Cenaiz: 36; Müslim, Cenaiz: 35)
Süleyman b. Büreyde (radıyallahü anh), babasından naklediyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kabirlere uğradığında şöyle derdi: “Ey bu diyarın mü’min ve Müslüman sakinleri! Selâm sizlerin üzerine olsun. İnşaallah bizler de size kavuşacağız. Siz bizden önce geldiniz biz de arkanızdan geleceğiz. Allah’tan bizim ve sizin için bağışlanma dilerim.” (İbn Mâce, Cenaiz: 36; Müslim, Cenaiz: 35)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle haber vermiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Habeş ülkesinin hükümdarı Necaşi öldüğü gün onun ölümünü ashabına haber verdi ve “Kardeşiniz için Allah’tan bağışlanma dileyiniz” buyurdu. (Müslim, Cenaiz: 22; Ebû Davud, Cenaiz: 62)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kabirleri ziyaret eden kadınları, kabirleri mescid edinenleri ve kabirlerde kandil yakanları lanetledi.” (Ebû Davud, Cenaiz: 81; Tirmizî, Cenaiz: 238)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden birinizin elbisesi yanıncaya kadar ateşle oturması kabir üzerinde oturmasından daha hayırlıdır.” (Ebû Davud, Cenaiz: 76; İbn Mâce, Cenaiz: 45)
Amr b. Hazm (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kabirler üzerine oturmayınız” buyurmuştur. (İbn Mâce, Cenaiz: 45; Ebû Davud, Cenaiz: 77)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Peygamberlerinin kabirlerini mescid h ali ne getiren toplumlara Allah lanet eder.” (Ebû Davud, Cenaiz: 76; Müslim, Mesacid: 3)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah peygamberlerinin kabirlerini mescid h ali ne getiren Yahudi ve Hıristiyanlara lanet eder.” (Müslim, Mesacid: 3; Ebû Davud, Cenaiz: 76)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivayete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ölen kimse kabre konulup yakınları oradan ayrılırken onların ayak seslerini duyar.” (Ebû Davud, Cenaiz: 78; Buhârî, Cenaiz: 86)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kul, ölüp kabire konulduğunda ve yakınları da kendisinden uzaklaşıp oradan ayrıldıklarında o gidenlerin ayak seslerini duyar.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sözüne şöyle devam etti: “Daha sonra o cenazeye iki melek gelir, onu oturturlar ve ona şöyle derler: “Muhammed denilen kimse hakkında ne dersin?” Eğer o kişi mü’min ise: “Şahadet ederim ki o, Allah’ın kulu ve Rasûlüdür” der. Melekler ona derler ki: “Ey Mü’min Cehennemdeki yerine bak. Allah, bu azâb yerini senin için Cennetten bir makama çevirdi.” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: “O Mü’min, Cennet ve Cehennemdeki her iki makamını da görür.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Ebû Davud, Sünnet: 27)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kul, kabrine konulup yakınları oradan ayrılınca onların ayak seslerini duyar. İki melek gelir onu oturturlar ve: Muhammed denilen adam hakkında ne dersin? Diye sorarlar. Mü’min kimse: Şahadet ederim ki o Allah’ın kulu ve Rasûlüdur. Diye cevap verir. Bunun üzerine melekler ona: “Cehennemdeki yerine bak! Allah o yeri senin için Cennetten hayırlı bir makamla değiştirdi.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: “O kimse Cennet ve Cehennemdeki her iki yerini de görür. Ölen kimse kafir ve münafık ise Bu Muhammed denilen kimse hakkında ne dersin?” diye sorulur. O kimse de şöyle der: “Onun hakkında bir şey bilmiyorum. İnsanların O’na (peygamber) dediklerini duyardım” diye cevap verir. Bu iki melek ona derler ki: Anlamaz olaydın söylemez olaydın derler sonra iki kulağı arasında (ensesine) vurulur o kişi o anda öyle bir çığlık atar ki, bu sesi insanlar ve cinlerden başka her şey duyar. (Ebû Davud, Sünnet: 27; Buhârî, Cenaiz: 86)
Abdullah b. Yesar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Süleyman b. Surad ve H ali d b. Urfuta ile beraber oturuyordum. İç hastalığından ölen bir kimseden bahsettiler, ikisi de onun cenazesinde bulunmak istiyorlardı. Biri diğerine: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kim iç hastalığından ölürse kabirde azâb görmez” buyurmamış mıydı? Dedi. Diğeri de: “Evet öyle buyurdu” diye cevap verdi. (Tirmizî, Cenaiz: 65)
Raşit b. Sa’d (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından birinden naklediyor: “Bir adam, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mü’minlere, kabirde soru soruluyor, şehidlere sorulmuyor sebebi nedir?” Diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şehidin başındaki kılıç parıltısı, imtihan olarak yeter.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Taun hastalığından, iç hastalıklarından, suda boğularak ölenler ve lohusa durumunda ölenler; Allah ve Rasûlünün istediği gibi yaşayıp bu şekilde ölürse şehid sayılırlar.” (Tirmizî, Cenaiz: 65; Ebû Davud, Cenaiz: 15)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: İbrahim sûresi 27. ayeti: “Allah iman edenlerin durumunu dünya hayatında da ahirette de sapasağlam doğru ve sarsılmaz biçimde doğru söz olan kelime-i tevhid sözüyle sağlamlaştırılmış….” Kabir azabı hakkında nazil olmuştur. Kabirde: “Rabbin kimdir?” Diye sorulur. Mü’min olan kimse: “Rabbim Allah, dinim de Muhammed’in dinidir” diye cevap verir; böylece “Allah iman edenlerin durumunu dünya hayatında da ahirette de sapasağlam doğru ve sarsılmaz biçimde doğru söz olan kelime-i tevhid sözüyle sağlamlaştırılmış….” Ayeti kabir azabı hakkında nazil olmuştur. (İbn Mâce, Zühd: 32; Ebû Davud, Sünnet: 27)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), kabirden bir ses duydu ve: “Bu kimse ne zaman öldü?” buyurdu. Cahiliyye devrinde ölmüştü dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) böyle olduğuna sevindi ve: “Birbirinizi toprağa defnetmeyeceğiniz endişesi bende olmasaydı, Allah’tan kabir azabındaki şu sesi size duyurması için dua ederdim.” (Müsned: 11569)
Ebu Eyyüb (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sefer güneş battıktan sonra dışarı çıkmıştı. Bir takım sesler işitmişti ve: “Bu sesler kabirde azâb gören Yahudilerin sesleridir” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 87; Müslim, Cennet: 17)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nin, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den aktardığına göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Allah’ım kabir azabından Sana sığınırım, Cehennem azabından Sana sığınırım, Hayatın ve ölümün fitnelerinden Sana sığınırım, Mesih Dec ali n fitnesinden de yine Sana sığınırım.” (Buhârî, Cenaiz: 87)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu olaydan sonra kabir azabından dolayı Allah’a sığındığını işittim.” (Buhârî, Cenaiz: 87; Müslim, Mesacid: 25)
Esma binti ebi Bekir (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gün kalktı ve kişinin kabirdeki çekeceği sıkıntılardan bahsetti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bundan bahsedince Müslümanlar öyle bir bağrıştılar ki, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ne söylediğini anlayamadım. İnsanların sesleri kesilince bana yakın olan bir adama: “Allah senin iyiliğini versin. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in son söyledikleri neydi?” diye sordum. O da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in son sözü: “Bana vahyolundu ki, sizler kabirde Deccal fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz.” (Müslim, Küsûf: 2; Buhârî, Cenaiz: 86)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); Kur’andan bir sûre öğretir gibi şu duayı öğretirdi: “Allah’ım Cehennem azabından Sana sığınırız, kabir azabından Sana sığınırız, Mesih Deccal’in fitnesinden yine Sana sığınırız. Hayatın ve ölümün tüm fitnelerinden de yine Sana sığınırız.” (Buhârî, Cenaiz: 86; Müslim, Mesacid: 25)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanıma gelmişti, yanımda da bir Yahudi kadını vardı ve siz kabirde imtihan olunacaksınız diyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu duyunca “Yahudiler de aynı şekilde imtihan olunacaklar” buyurdu. Aişe diyor ki: Birkaç gece geçmişti ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizin kabirlerde imtihan edileceğiniz bana vahy edildi” buyurdu. Bundan sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in (dualarında) kabir azabından Allah’a sığındığını duydum. (Müslim, Mesacid: 25; Buhârî, Cenaiz: 86)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): Kabir azabından, Deccal fitnesinden Allah’a sığınır ve: “Siz kabirlerinizde imtihana çekileceksiniz” buyururdu. (Müslim, Mesacid: 25; Buhârî, Deavat: 36)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, bir Yahudi kadın gelip, kendisinden bir şeyler ister. Aişe’de ona bir şeyler verir. Bunun üzerine o Yahudi kadın: “Allah seni kabir azabından korusun” diye dua eder. Aişe diyor ki: O kadının bu sözü kafamı kurcaladı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gelince durumu ona haber verdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Onlar da kabirlerinde öyle bir azâb görecekler ki feryatlarını tüm hayvanlar bile işitecekler.” (Müslim, Mesacid: 25; Buhârî, Deavat: 36)
Yine Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yanıma, Medine Yahudilerinden iki ihtiyar kadın gelmişti. O ikisi: “Kabirde yatanlar kabirlerinde mutlaka azâb görecekler” demişlerdi. Ben, onların yalan yanlış söylediklerini sandım ve söylediklerini kabul etmek içimden gelmedi. Onlar çıkıp gittiler. Daha sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve ben: “Ey Allah’ın Rasûlü! az önce iki Yahudi kadını geldi ve kabirdekiler kabirde azâb görecekler dediler, doğrumudur?” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Doğru söylemişler, onlarda kabirde öyle azâb görecekler ki seslerini tüm hayvanlar duyacaktır.” Bundan sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i her namaz kılışında kabir azabından Allah’a sığındığını gördüm. (Müslim, Mesacid: 25; Buhârî, Deavat: 36)