Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sünen-i Nesâî › Kitâb 21 · CenâzelerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ تَمَنِّي الْمَوْتِ
- 2بَابُ تَلْقِينِ الْمَيِّتِ
- 3بَابُ عَلَامَةِ مَوْتِ الْمُؤْمِنِ
- 4بَابُ مَا يُلْقَى بِهِ الْمُؤْمِنُ مِنَ الْكَرَامَةِ عِنْدَ خُرُوجِ نَفْسِهِ
- 5بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنِ احْتَسَبَ ثَلَاثَةً مِنْ صُلْبِهِ
- 7بَابُ النَّعْيِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
- 9بَابُ الثَّنَاءِ
- 10بَابُ تَرْكِ الصَّلَاةِ عَلَى الْمَرْجُومِ
- 11بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَلَّى عَلَى جِنَازَةٍ
- 12بَابُ: مُوَارَاةِ الْمُشْرِكِ
- 13بَابُ: مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ إِعْمَاقِ الْقَبْرِ
- 14بَابُ مَا يُسْتَحَبُّ مِنْ تَوْسِيعِ الْقَبْرِ
- 15بَابُ: إِخْرَاجِ الْمَيِّتِ مِنَ الْقَبْرِ بَعْدَ أَنْ يُدْفَنَ فِيهِ
(21) Kitâb: Cenâzeler
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي الْبُكَاءِ عَلَى الْمَيِّتِ
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sahibine sevap kazandıran sabır, belâ ve musibetin ilk geldiği anında yapılanıdır.” (Müslim, Cenaiz: 8; Tirmizî, Cenaiz: 13)
Muaviye b. Kurre (radıyallahü anh)’nin babasından aktardığına göre, bir adam; çocuğuyla beraber Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “O çocuğunu seviyor musun?” diye sormuştu. Adam da: “Benim onu sevdiğim gibi Allah ta seni sevsin” buyurdu. Sonra o çocuk öldü. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), çocuğun babasını bir süre göremedi, araştırıp bulunca şöyle dedi: “Sen, Cennetin kapılarından birine geldiğinde, çocuğunun sana kapıyı açmak için koşarak geldiğini görmen seni sevindirmez mi?” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Amr b. Sa’d b. Ebu Huseyn (radıyallahü anh)’in haber verdiğine göre Amr b. Şuayb, çocuğu ölen, Abdulah b. Abdurrahman b. Ebu Huseyn’e bir taziye mektubu yazmıştı. Mektubunda babasının, dedesi Abdullah b. Amr b. As’tan şöyle naklettiğini yazdı: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah, yeryüzündeki kullarından çocuğunu kaybeden ve sabredip mükafatını Allah’tan bekleyen kimseye mükafat olarak Cennetten başkasını vermeye razı olmaz.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ ثَوَابِ مَنِ احْتَسَبَ ثَلَاثَةً مِنْ صُلْبِهِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç çocuğu henüz ergenlik çağına ulaşmadan vefat eden hiçbir Müslüman yoktur ki. Allah, o çocuklara olan lutfundan dolayı o kimseyi Cennete koymasın.” (Buhârî, Cenaiz: 6; İbn Mâce, Cenaiz: 57)
Sa’saa b. Muaviye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebu Zer’le karşılaştım, bana hadis aktar” dedim. Peki dedi ve şöyle anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Üç çocuğu akıl balığ olmadan ölen hiçbir Müslüman yoktur ki Allah, o çocuklara olan lutfundan dolayı o anne ve babaya merhamet ederek onları bağışlamış olmasın” buyurdu. (Müsned: 20465)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Üç çocuğu ölen Müslüman bir kimseye Cehennem ateşi, ancak Allah’ın yemini yerini bulacak şekilde isabet edecektir. (Bu yemin Meryem sûresi 71. ayetindeki yemin dir ki) ayetin me ali şöyledir: “İçinizde o Cehenneme uğramayacak kimse yoktur. Yani hepiniz o Cehennemi göreceksiniz. Rabbinin olup bitmiş hükmü budur.” (Buhârî, Cenaiz: 6; Muvatta', Cenaiz: 13)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç çocuğu, buluğa ermeden; kendisinden önce ölen hiçbir Müslüman yoktur ki Allah, o çocuklara olan merhamet ve lutfu dolayısıyle o anne ve babayı Cennete sokmuş olmasın.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle devam etti: “O çocuklara Cennete girin denilir de onlar, anne ve babamız girinceye kadar girmeyiz derler. Bunun üzerine sizler ve anne ve babanız girin Cennete denilir.” (Buhârî, Cenaiz: 6; Muvatta', Cenaiz: 13)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek sızlayan çocuğunu gösterdi ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu çocuğunda ölmesinden korkuyorum, zaten üç çocuğumu önceden gönderdim.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ateşe karşı sağlam bir sed çekmişsin öyleyse” buyurdu. (Müslim, Birr ve Sıla 47; Müsned: 9068)
بَابُ النَّعْيِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’nin haber verdiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); “Habeş hükümdarı Necaşî nin ölüm haberini ashabına öldüğü gün haber vermişti ve kardeşinizin bağışlanmasını isteyiniz” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 4; Müsned: 11671)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ümmü Atiyye el Ensariyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kızı vefat ettiğinde yanımıza geldi; “Üç, beş ve gerektiğinde daha fazla su ve sidr (bir çeşit sabun) ile yıkayın.Bbu üç, beş yıkama işi bitince, sonuncu yıkamada kâfûr ve benzeri bir koku kullanın, işiniz bitince de bana haber veriniz” buyurdu. Biz işimizi bitirince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e haber verdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bize Hakve denilen elbisesini verdi ve: “Bunu kızıma kefen olarak iç elbisesi yapınız” buyurdu. (Buhârî, Cenaiz: 17; İbn Mâce, Cenaiz: 8)
Ümmü Kays (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Oğlum vefat etti. Onun üzerine titrerdim, onu yıkayacak olan kişiye, oğlumu soğuk su ile yıkama, değilse onu katletmiş olursun” dedim. Bunun üzerine Ukkaşe b. Mıhsan, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gidip, Ümmü Kays’ın söylediğini anlattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), tebessüm etti ve Ümmü Kays’ın dediği gibi dedi. Ravi diyor ki Ümmü Kays uzun zaman yaşadı, onun kadar yaşayan başka bir kadın bilmiyoruz. (Müsned: 25759)
Ümmü Atıyye (radıyallahü anha)’nın anlattığına göre, Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kızını yıkayan kadınlar cenazenin saçını bozup üç örgü yapmışlardı. Ben: “Saçını bozup üç örgümü yaptınız” dedim. “Evet” dedi. (Buhârî, Cenaiz: 16)
Ümmü Atiyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kızının cenazesini yıkayacak kimselere: “Abdest organlarından ve sağından başlayın” demişti. (Buhârî, Cenaiz: 11; İbn Mâce, Cenaiz: 8)
Yine Ümmü Atiyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kızlarından biri vefat etmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize haber göndererek şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr (bir nevi sabun) ile yıkayınız tek sayı olarak üç, beş veya gerekirse yedi defa yıkayınız. Son yıkamanızda kâfûr ve benzeri bir koku kullanınız, yıkama işini bitirince de bana haber veriniz” demişti. Biz de yıkamayı bitirince; haber verdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Hakve denilen elbisesini bize verdi ve: “Bunu ona giydiriniz buyurdu.” Biz onun saçlarını tarayıp üç örgü yaptık ve arkasına salıverdik. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Buhârî, Cenaiz: 9)
Ümmü Atiyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yanımıza geldi. Biz O’nun kızını yıkıyorduk, şöyle buyurdu: “Onu üç, beş gerekirse yedi sefer yıkayınız, sonuncusunda ise kâfûr veya o cinsten bir koku sürün ve yıkama işini bitirince bana haber verin.” Biz de yıkamayı bitirince kendisine haber verdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hakve denilen elbisesini bize verdi ve: “Bunu kızıma giydirin” buyurdu. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Buhârî, Cenaiz: 8)
Yine Ümmü Atiyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kızlarından biri vefat etmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize haber göndererek; “Onu su ve sidr ile üç, beş, gerek görürseniz daha fazla yıkayın. Sonuncu yıkamada ise kâfûr ve o cinsten bir koku kullanın, yıkama işini bitirince de bana haber verin” buyurmuştu. Biz de yıkama işini bitirdik ve haber verdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de, Hakve denilen elbisesini bize verdi ve: “Bunu kızıma giydirin” buyurdu. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Ebû Davud, Cenaiz: 33)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ümmü Atiyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yanımıza geldi. Biz de onun kızını yıkıyorduk; “Onu su ve sidr ile üç, beş veya gerek duyarsanız daha fazla yıkayınız. Son yıkayışınızda kâfûr veya ona benzer bir koku kullanınız, bitirince de Bana haber verin” buyurdu. Bitirince haber verdik, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize Hakve denilen elbisesini verdi ve; “Bunu ona giydirin” buyurdu. Bu hadisin değişik bir rivâyetinde; Ümmü Atiyye: “O’nun saçını taradık ve üç örgü yaptık” diyor. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Ebû Davud, Cenaiz: 33)
Muhammed b. Sirin (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ümmü Atiye, Ensar’dan bir kadındı, oğlunu görmek için buraya kadar gelmişti fakat ona ulaşıp göremedi. Ümmü Atiyye bize şunları anlattı: “Biz kızını yıkarken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Onu su ve sidr ile üç, beş veya gerek duyarsanız daha fazla yıkayınız. Son yıkayışınızda kafur veya ona benzer bir koku kullanınız, bitirince de bana haber veriniz” buyurdu. Biz de yıkama işini bitirince haber verdik, bize Hakve isimli gömleğini verdi ve: “Bunu ona giydiriniz” buyurdu. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Ebû Davud, Cenaiz: 33)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yine Ümmü Atiyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kızlarından biri vefat etmişti de bize: “Onu üç, beş ve gerekirse daha fazla yıkayınız, su ile sidr ile yıkayın. Son yıkayışınızda da kâfûr veya kâfûra benzeyen bir koku ile kokulayın. Yıkama işini bitirince de Bana haber verin” dedi. Biz de işi bitirince haber verdik o da bize Hıkve denilen gömleğini verdi ve: “Bunu ona giydirin” buyurdu. (İbn Mâce, Cenaiz: 8; Ebû Davud, Cenaiz: 33)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç parça sehûliyye denilen beyaz kumaş ile kefenlendi.” (İbn Mâce, Cenaiz: 11; Muvatta', Cenaiz: 2)
Yine Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), üç parça beyaz sehûliyye kumaşı ile kefenlendi, bunların arasında gömlek ve sarık yoktu.” (İbn Mâce, Cenaiz: 11; Muvatta', Cenaiz: 2)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), üç parça beyaz yemen kumaşından Kürsuf denilen bir bezle kefenlenmişti. Bunlar arasında ne gömlek ne de sarık vardı. Aişe’ye: “İki elbise ve bir bürde-i hıbre konulduğuna dair rivâyet hakkında sorulduğunda şöyle dedi: “Gerçekten bürde-i hıbre getirilmişti fakat ashab onu reddetti ve onunla kefenlemediler.” (Muvatta', Cenaiz: 2; Buhârî, Cenaiz: 8)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Übey ölünce, oğlu Abdullah; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve: “Gömleğini bana versen de babamı onunla kefenlesem siz de onun namazını kılıp onun için bağışlanma dileseniz” dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): Gömleğini ona verdi ve şöyle dedi: “Kefenleyip hazırladığınızda haber verin, namazını kıldırayım.” Bunun üzerine Ömer. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in elbisesini çekti ve şöyle dedi: “Allah, sizi, münafıkların namazını kılmaktan yasaklamadı mı?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Ben, muhayyerim. “Allah onlara ister istiğfar et istersen etme müsavidir” (Tevbe 80) buyurmaktadır.” dedi ve Abdullah b. Übey’in cenaze namazını kıldı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu. (Tevbe 84) “Ey Peygamber! O Münafıklardan ölen kimsenin asla namazını kılma! Mezarı başında da ne maksatla olursa olsun durma, sakın! Çünkü onlar, Allah’ı ve onun elçisini inkar ettiler ve ilâhi buyrukları hiçe sayarak çiğneyip can verdiler.” B undan sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), münafıkların cenaze namazı kıldırmadı. (İbn Mâce, Cenaiz: 31; Buhârî, Tefsir: 147)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Abdullah b. Übey defn olunduktan sonra kabrinin başına geldi. Kabre konulmuştu, orada durdu. Çıkarılmasını emretti, ölü çıkarıldı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu dizleri üzerine koydu, ona gömleğini giydirdi ve ona tükrüğünden üfledi.” (Buhârî, Cenaiz: 77; Müslim, Sıfatü-il Münafıkîn: 1)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abbas, Medine’ye gelmişti. Ensar, O’na; giydirmek için bir elbise aradılar. Abdullah b. Übey’in gömleğinden başka ona uyan elbise bulamadılar ve (gömleği) ona giydirdiler. (Buhârî, Cihad ve Siyer: 141)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İhramlı olarak vefat eden kimseyi giydiği iki parça elbise içersinde su ve sidr ile yıkayınız ve o iki elbiseyle kefenleyiniz ona koku sürmeyiniz, başını da örtmeyiniz. O kıyamet günü ihramlı olarak diriltilecektir.” (Buhârî, Cenaiz: 21; Ebû Davud, Cenaiz: 84)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yine Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kokularınızın en hayırlısı misk’tir.” (Ebû Davud, Cenaiz: 37; Tirmizî, Cenaiz: 16)
Ebu Ümâme Sehl b. Huneyf (radıyallahü anh)’in haber verdiğine göre, yoksul bir kadın hastalandı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e onun hastalığı haber verildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yoksulları ziyaret eder, onların hal ve hatırlarını sorardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bu kadın ölünce bana haber veriniz” dedi. Kadın öldü, cenazesi geceleyin kaldırılıp gömüldü. Ashab, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i uyandırmak istemediler. Sabah olunca olup biteni haber verdiler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Ölümünü bana haber vermenizi emretmedim mi” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! geceleyin seni uyandırmayı uygun görmedik” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıktı, Ashab ta kadının başında saf bağladılar ve dört tekbir alarak cenaze namazını tekrar kıldı. (Muvatta', Cenaiz: 5; Buhârî, Cenaiz: 5)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim, şöyle diyordu: “S ali h bir kişi tabuta konulduğunda: “Beni gideceğim yere acele ulaştırın” “Beni gideceğim yere acele ulaştırın” der. Kötü bir kimse de tabuta konulduğunda: “Eyvah, beni nereye götürüyorsunuz?” diye bağırır.” (Buhârî, Cenaiz: 52; Ebû Davud, Cenaiz: 50)
Ebu Said el Hudri (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cenaze, tabuta konulup insanlar onu omuzlarına aldıklarında o kimse, s ali h bir kişi ise beni bir an önce gideceğim yere ulaştırın” der. Eğer kötü bir kişi ise: “Eyvah, beni nereye götürüyorsunuz” der. İnsanlardan başka her şey bu ölünün sesini duyar. Eğer insanlar da duysalardı bayılıp düşerlerdi.” (Buhârî, Cenaiz: 52; Tirmizî, Cenaiz: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cenazeyi kabre süratlice götürün ölen kimse hayırlı bir kişi ise, onu bir an önce hayır ve sevabına ulaştırmış olursunuz. Eğer iyi bir kimse değilse bu bir şerdir. Böylece onu omuzlarınızdan bir an önce indirmiş olursunuz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 50; Tirmizî, Cenaiz: 30)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim, şöyle diyordu: “Cenazeyi kabrine süratlice götürünüz. O kimse s ali h biri ise, onu bir an önce hayra ulaştırmış olursunuz.Eğer iyi bir kimse değilse bu da bir şerdir, onu bir an önce omuzunuzdan atmış olursunuz.” (Ebû Davud, Cenaiz: 50; Tirmizî, Cenaiz: 30)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Bekre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberken cenazeyi süratlice götürürdük.” (Ebû Davud, Cenaiz: 50)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yanınızdan bir cenaze geçerken ayağa kalkın, cenazeyi takip eden ise cenaze yere konmadıkça oturmasın.” (Tirmizî, Cenaiz: 51; İbn Mâce, Cenaiz: 35)
بَابُ الْأَمْرِ بِالْقِيَامِ لِلْجِنَازَةِ
Amir b. Rabia (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz bir cenaze gördüğünde onunla beraber gitmek istemezse cenaze kendisini geçinceye kadar veya bir yere konuluncaya kadar ayakta kalsın.” (Tirmizî, Cenaiz: 51; İbn Mâce, Cenaiz: 35)
Amir b. Rabia el Adevi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir cenaze gördüğünüzde cenaze sizi geçinceye kadar veya yere konuluncaya kadar ayağa kalkınız.” (Buhârî, Cenaiz: 47; Müslim, Cenaiz: 25)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cenazeyi gördüğünüzde ayağa kalkınız, cenaze ile beraber giden cenaze yere konulmadan oturmasın.” (Tirmizî, Cenaiz: 51; İbn Mâce, Cenaiz: 35)