İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah’a yemin ederim ki diyerek yemin ederdi.” (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 35 · ZiraatKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(35) Kitâb: Ziraat
Sâlim (radıyallahü anh) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yemin ederken: “Hayır! Kalpleri evirip çeviren Allah adına yemin ederim ki” diye yemin ederdi. (İbn Mâce, Keffaret: 1; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 12)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin.” Kureyşliler atalarına yemin ediyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Babalarınız adına yemin etmeyiniz” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Dârimi, Eyman ve Nüzür: 7)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi sakındırır.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Dârimi, Eyman ve Nüzür: 7)
Sâlim (radıyallahü anh) babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sefer Ömer’i; “Babama yemin ederim” derken işitti. Bunun üzerine: “Allah babalarınız adına yemin etmekten sizi sakındırır” buyurdu. Ömer diyor ki: “Allah’a yemin ederim ki o günden sonra ne bilerek ne de başkasının sözünü naklederek te olsa atalarım adına yemin etmedim.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor” buyurdu. Ömer diyor ki: “Vallahi bunu duyduktan sonra ne bilerek ne de başkalarının sözünü naklederek Allah’tan başkasına yemin etmedim. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor” buyurdu. Ömer diyor ki: “Vallahi bunu duyduktan sonra ne bilerek ne de başkalarının sözünü naklederek Allah’tan başkasına yemin etmedim. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Analarınız, babalarınız ve putlar adına yemin etmeyiniz. Sadece Allah adına yemin edip doğru söze yemin edin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 8)
Sabit b. ed Dahhak (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim yalandan da olsa İslâm’dan başka bir din adına yemin ederse o dediği gibi olur.” Kuteybe rivâyetinde “Bile bile” İslâm’dan başka bir din adına” ilavesi vardır. Yezid’in rivâyetinde ise: “Yalan olarak yemin ederse o dediği gibi olur. Kim de kendini bir şeyle öldürürse kıyamette Allah ona aynı şeyle azab eder” ilavesi vardır. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)
Sabit b. ed Dahhak (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim yalan olarak İslâm’dan başka bir din adına yemin ederse o dediği gibi olur. Kim de bir şeyle kendini öldürürse ahirette aynı şeyle azab olunur.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)
Büreyde (radıyallahü anh)’nin babasından rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim ben İslâm’dan uzağım derse; bu sözünde yalancı ise o dediği gibi olur. Eğer bu söylediğinizde ciddi ise İslâm’a bir daha Sâlim olarak dönemez.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 6; İbn Mâce, Keffaret: 3)
Cüheyne kabilesinden Kuteyle isimli bir kadın anlatıyor. Bir Yahudi, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle söyledi: “Siz Allah’a eşler kılıyor ve şirk koşuyorsunuz. Allah dilerse ve sen dilersen diyorsunuz. Kâbe hakkı için diye yemin ediyorsunuz..” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Müslümanlara: “Yemin etmek istediklerinde Kâbe’nin Rabbine diye yemin etmelerini ve Allah dilerse ve sen dilersen şeklinde konuşmalarını emretti.” (Müsned: 25845)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Atalarınız ve Tağutlar adına yemin etmeyiniz.” (İbn Mâce, Keffaret: 2; Müslim: İman: 17)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz Müslüman olmadan önceki alışkanlığı icabı Lat’a yemin ederim derse hemen “Lâ ilâhe illallah” desin. Kim bir arkadaşına cahiliyye dönemindeki alışkanlığı icabı gel kumar oynayalım derse keffaret olarak mutlaka bir sadaka versin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 5; İbn Mâce, Keffarât: 2)
Mus’ab b. Sa’d (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Bazı konular konuşuyorduk ben yeni Müslüman olanlardandım bu arada Lat ve Uzza adına yemin ediverdim. Yanımda bulunan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabı: “Ne kötü söz söyledin! Git Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e durumu bildir, biz senin kafir olduğunu zannediyoruz” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gidip durumu anlattım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Üç defa Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur, tek O vardır, Onun ortağı yoktur de. Üç defa şeytandan Allah’a sığın ve üç defa da sol tarafına tükür ve bir daha böyle bir şey söyleme” buyurdu. (İbn Mâce, Keffarât: 2; Müsned: 1505)
Mus’ab b. Sa’d (radıyallahü anh), babasından naklediyor. Bir gün Lat ve Uzzaya yemin etmiştim. Bunu duyan arkadaşlarım: “Ne kötü söz söyledin, berbat ettin” dediler. Ben de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelip durumu anlattım. O da şöyle buyurdu: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Tek O vardır, O’nun ortağı yoktur, mülk ve otorite O’nundur. Her türlü övgüler O’na mahsustur. Onun her şeye gücü yeter de (sonra da) sol tarafına üç sefer tükür ve şeytandan Allah’a sığın, bir daha da böyle bir şey söyleme!” (İbn Mâce, Keffarât: 2; Müsned: 1505)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize yedi şeyi emretti: “1. Cenazeyi kaldırmayı 2. Hasta ziyaret etmeyi 3. Aksıran kimse elhamdülillah derse ona yerhamükallah demeyi 4. Davete icabet etmeyi 5. Mazlum kimselere yardım etmeyi 6. Yemini bozmamayı 7. Selâmı almayı.” (Buhârî, Cenaiz: 17; Tirmizî, Edeb: 1)
Ebu Musa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünde herhangi bir şeye yemin etsem daha sonra başka bir şeyi o işten daha hayırlı görürsem mutlaka onu yaparım.” (Tirmizî, Nüzür ve Eyman: 6; Müslim, Eyman: 3)
Ebu Musa el Eşari (radıyallahü anh) anlatıyor ve şöyle diyor: Eşarilerden bir gurupla Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldik kendisinden binek istiyorduk. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Vallahi sizi bir şeye bindiremem, sizi bindirebilecek bineğim yoktur” buyurdu. Allah’ın dilediği kadar bir süre yanında kaldık, kendisine develer getirildi. Bize üç deve verilmesini emretti. Oradan ayrılınca arkadaşlarımızdan biri Allah bu develeri bize bereketli kılmaz. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den binek istedik bize yok olup veremeyeceğine yemin etmişti dedi. Ebu Musa der ki: Bu söz üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldik ve durumu kendisine anlattık. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Develeri size ben vermedim, Allah verdi. Allah’a yemin ederim ki bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürsem yeminime keffaret verir hayırlı gördüğümü yaparım” buyurdu. (Müslim, Eyman: 3; İbn Mâce, Keffarât: 7)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz herhangi bir şeye yemin ederde başkasını ondan daha hayırlı görürse, yemininin keffaretini versin ve o hayırlı işi yapsın.” (Müsned: 6444)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz herhangi bir şeye yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, yeminine keffaret versin hayırlı olanı düşünüp yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürse, yemininin keffaretini versin ve hayırlı olanı yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Herhangi biriniz bir şeye yemin eder de başkasını daha hayırlı görürse, yeminine keffaret versin hayırlı olan şeyi yapsın.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir şeye yemin eder de başka bir şeyi ondan daha hayırlı görürse, hayırlı olanı yapsın ve bozduğu yemini için keffaret versin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir şeye yemin eder de ondan daha hayırlısını görürse, yemin ettiği şeyi bırakıp hayırlı olanı yapsın ve keffaretini versin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Adiy b. Hatim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir şey üzerine yemin eder de ondan daha hayırlısını görürse, o hayırlı olanı yapsın ve yemini terketsin.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Ebu’l Ahvas (radıyallahü anh) babasından rivâyet ederek şöyle diyor: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Ey Allah’ın Rasûlü! Amcamın bir oğlu var gidip kendisinden bir şeyler istiyorum vermiyor, benimle de ilgilenmiyor sonra da ihtiyacı olursa gelip benden istiyor. Ona bir şey vermemeye ve onunla ilgilenmemeye yemin ettim” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Hayırlı olanı yapmamı ve yeminimi bozup keffaret vermemi” emretti. (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Bir şeye yemin eder de başkasını ondan hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde” buyurdu. (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir şey üzere yemin edersen ondan başkasını da daha hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminin için keffaret öde.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Abdurrahman b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi: “Bir şey üzere yemin edersen başkasını da ondan hayırlı görürsen hayırlı olanı yap ve yeminin için keffaret öde.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Eyman: 3)
Amr b. Şuayb (radıyallahü anh), babasından ve dedesinden rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Senin olmayan bir şey hakkında ne adak ne de yemin olur, günah olan bir şeyi işlemeye ve akraba ile bağı koparmaya da yemin edilmez.” (İbn Mâce, Keffarât: 7; Müslim, Nüzür ve Eyman: 3)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Kays b. ebî Gareze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bize Simsarlar denilirdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize geldi. Biz alışveriş yaparken bizim ismimizden daha hayırlı bir isimle bize hitab ederek: “Ey Tüccar topluluğu! yaptığınız bu alışverişinize yalan ve yemin karışabilir bu yüzden ticaretinizi sadaka vermek sûretiyle temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)
Kays b. ebî Gareze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Baki denilen yerde alışveriş yapardık. Bize simsarlar denilirdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize geldi ve: “Ey tüccar topluluğu!” diyerek bize ismimizden daha hayırlı bir isimle hitab etti ve şöyle buyurdu: “Bu ticaretinizde yemin ve yalan karışabilir. Siz bunlara karşılık sadaka vererek ticaretinizi temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)
Kays b. Gareze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz çarşıda alışveriş yaparken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizim yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Bu çarşı ve pazarlarda ticaretin içersine boş söz ve yalan karışabilir. Bu sebeple ticaretinizi sadaka vererek temizleyin.” (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)
Yine Kays b. Gareze (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştik. Medine çarşılarında değişik ölçü birimleriyle alışveriş yapıyorduk, insanların bize verdikleri simsarlar ismiyle anılırdık. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün yanımıza geldi ve kendimize insanların verdiği isimden daha hayırlı bir isim vererek: “Ey Tüccarlar topluluğu! Alışverişinize yalan ve yemin karışabilir, vereceğiniz sadaka ile onu temizleyin” buyurdu. (Tirmizî, Büyü’: 4; Ebû Davud, Büyü’: 1)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Adak adamayı yasakladı ve şöyle buyurdu: “Adak hiçbir hayır getirmez ancak böylelikle cimriden mal çıkarılır.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) adak adamayı yasak etti ve “Adak hiçbir şeyi önlemez sadece cimriden mal çıkarır” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Adak bir şeyi ne çabuklaştırır ne de geciktirir ancak adakla cimriden mal çıkarılmış olur” buyurdu. (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adak adamak Ademoğluna takdir olunmayan hiçbir şeyi getirmez fakat adak yoluyla cimriden mal çıkarılmış olur” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Adak adamayın çünkü adak kaderi değiştirmez ancak adak yoluyla cimriden mal çıkarılmış olur.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim Allah’a itaat etmek üzere adakta bulunursa Allah’a itaat etsin. Kim de Allah’a isyan etmeyİ nezrederse isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kim Allah’a itaat edeceğine dair adakta bulunursa, sözünü yerine getirip Allah’a itaat etsin. Kimde Allah’a isyan konusunda adakta bulunursa, adağını yerine getirmesin ve Allah’a isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kim Allah’a itaat edeceğine dair adakta bulunursa, sözünü yerine getirip Allah’a itaat etsin. Kimde Allah’a isyan konusunda adakta bulunursa, adağını yerine getirmesin ve Allah’a isyan etmesin.” (Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 21; İbn Mâce, Keffarât: 15)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adamı başka bir adamın boynuna ip takıp götürürken gördü ve o ipi kopardı. Boynunda ip olan adam bu yapılan işin kendi adağı olduğunu bildirdi. (Buhârî, Eyman ve Nüzür: 28; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)