Abdurrahman b. Es’am (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. M ali k’e namazdaki tekbirlerden soruldu. O da rükû’ya giderken, secdeye giderken ve secdeden başını kaldırırken ve ikinci rekattan üçüncüye kalkarken dedi. Yanında bulunan Hutaym: “Bunu nereden öğrendin?” diye sordu. Enes’de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebu Bekir ve Ömer’den” dedi ve biraz sustu. Hutaym: “Osman’dan deyince; Enes: “Osman’dan da” dedi. (Müsned: 13144)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 13 · Namazda SehivKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ
- 2بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ
- 3بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ، وَحَمْدِ اللهِ، وَالثَّنَاءِ عَلَيْهِ فِي الصَّلَاةِ
- 4بَابُ السَّلَامِ بِالْأَيْدِي فِي الصَّلَاةِ
- 5بَابُ رَدِّ السَّلَامِ بِالْإِشَارَةِ فِي الصَّلَاةِ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ فِيهِ مَرَّةً
- 7بَابُ: التَّشْدِيدِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ
- 8بَابُ: الرُّخْصَةِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ يَمِينًا وَشِمَالًا
- 9بَابُ: قَتْلِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ فِي الصَّلَاةِ
- 10بَابُ: الْمَشْيِ أَمَامَ الْقِبْلَةِ خُطًى يَسِيرَةً
- 11بَابُ: التَّصْفِيقِ فِي الصَّلَاةِ
- 12بَابُ: التَّسْبِيحِ فِي الصَّلَاةِ
- 13بَابُ: الْبُكَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 14بَابُ: لَعْنِ إِبْلِيسَ وَالتَّعَوُّذِ بِاللهِ مِنْهُ فِي الصَّلَاةِ
- 15بَابُ: إِتْمَامِ الْمُصَلِّي عَلَى مَا ذَكَرَ إِذَا شَكَّ
- 16بَابُ: التَّحَرِّي
- 17بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ صَلَّى خَمْسًا
- 18بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ نَسِيَ شَيْئًا مِنْ صَلَاتِهِ
- 19بَابُ: التَّكْبِيرِ فِي سَجْدَتَيِ السَّهْوِ
- 20بَابُ: صِفَةِ الْجُلُوسِ فِي الرَّكْعَةِ الَّتِي يَقْضِي فِيهَا الصَّلَاةَ
- 21بَابُ: مَوْضِعِ الذِّرَاعَيْنِ
- 22بَابُ: مَوْضِعِ الْكَفَّيْنِ
- 23بَابُ: قَبْضِ الْأَصَابِعِ مِنَ الْيَدِ الْيُمْنَى دُونَ السَّبَّابَةِ
- 24بَابُ: قَبْضِ الثِّنْتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الْيَدِ الْيُمْنَى، وَعَقْدِ الْوُسْطَى وَالْإِبْهَامِ مِنْهَا
- 25بَابُ: بَسْطِ الْيُسْرَى عَلَى الرُّكْبَةِ
- 26بَابُ: الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ
- 27بَابُ: النَّهْيِ عَنِ الْإِشَارَةِ بِأُصْبُعَيْنِ، وَبِأَيِّ أُصْبُعٍ يُشِيرُ
- 28بَابُ: إِحْنَاءِ السَّبَّابَةِ فِي الْإِشَارَةِ
- 29بَابُ: النَّهْيِ عَنْ رَفْعِ الْبَصَرِ إِلَى السَّمَاءِ عِنْدَ الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 30بَابُ: إِيجَابِ التَّشَهُّدِ
- 31بَابُ: كَيْفَ التَّشَهُّدُ
- 32بَابُ: السَّلَامِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 33بَابُ: التَّمْجِيدِ وَالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ فِي الصَّلَاةِ
- 34بَابُ: الْأَمْرِ بِالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 35بَابُ: كَيْفَ الصَّلَاةُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 36بَابُ: الْفَضْلِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 37بَابُ: تَخْيِيرِ الدُّعَاءِ بَعْدَ الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 38بَابُ: الدُّعَاءِ بَعْدَ الذِّكْرِ
- 39بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي الصَّلَاةِ
- 40بَابُ: تَطْفِيفِ الصَّلَاةِ
- 41بَابُ أَقَلِّ مَا يُجْزِئُ مِنْ عَمَلِ الصَّلَاةِ
- 42بَابُ السَّلَامِ
- 43بَابُ: مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ السَّلَامِ
- 44بَابُ: السَّلَامِ بِالْيَدَيْنِ
- 45بَابُ: السُّجُودِ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 46بَابُ: سَجْدَتَيِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلَامِ وَالْكَلَامِ
- 47بَابُ: الِانْحِرَافِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 48بَابُ: الْأَمْرِ بِقِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَاتِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 49بَابُ: الِاسْتِغْفَارِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 50بَابُ التَّهْلِيلِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 51بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي دُبُرِ الصَّلَاةِ
- 52بَابُ: عَقْدِ التَّسْبِيحِ
- 53بَابُ: تَرْكِ مَسْحِ الْجَبْهَةِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 54بَابُ: قُعُودِ الْإِمَامِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 55بَابُ: الِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 56بَابُ: الْوَقْتِ الَّذِي يَنْصَرِفُ فِيهِ النِّسَاءُ مِنَ الصَّلَاةِ
- 57بَابُ: النَّهْيِ عَنْ مُبَادَرَةِ الْإِمَامِ بِالِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 58بَابُ: ثَوَابِ مَنْ صَلَّى مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ
- 59بَابُ: الرُّخْصَةِ لِلْإِمَامِ فِي تَخَطِّي رِقَابِ النَّاسِ
- 60بَابُ: إِذَا قِيلَ لِلرَّجُلِ: هَلْ صَلَّيْتَ؟ هَلْ يَقُولُ: لَا
(13) Kitâb: Namazda Sehiv
Mutarrif b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. ebi T ali b namaz kıldı, her rükû’ ve secdeye giderken ve kalkarken tekbir alırdı. Mutarrif’ın bu sözü üzerine Imran b. Husayn dedi ki: “Bu bana Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) in namazını hatırlattı.” (Ebû Davud, Salat: 140; Müslim, salat: 10)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ
Ebu Humeyd es Saidi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazda ikinci rekatın ikinci secdesinden kalktığı zaman tekbir alır ve ellerini ilk tekbir alırken kaldırdığı gibi kaldırırdı. (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 70)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başladığı zaman, rükû’a gideceğinde, rükû’dan başını kaldırıp doğrulduğunda ve ikinci rekattan üçüncü rekata kalkacağında ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı.” (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 70)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ، وَحَمْدِ اللهِ، وَالثَّنَاءِ عَلَيْهِ فِي الصَّلَاةِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ السَّلَامِ بِالْأَيْدِي فِي الصَّلَاةِ
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz, namazda ellerimizi kaldırarak anlaşırken, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üzerimize çıka geldi ve şöyle buyurdu: “Ne oluyor onlara ki şaha kalkmış atlar gibi namazda ellerini kaldırıp duruyorlar. Namazda sâkin olun, namazla ilgisi olmayan şeyleri yapmayın.” (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kılıyorduk. Ellerimizle işaret ederek selâm verdik. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bunlara ne oluyor da şaha kalkmış atlar gibi ellerini kaldırarak selâm veriyorlar. Ellerini uylukları üzerine koyarak “Esselâmü aleyküm, esselâmü aleyküm” demeleri yetmiyor mu?” (Müslim, Salat: 27; Ebû Davud, Salat: 189)
بَابُ رَدِّ السَّلَامِ بِالْإِشَارَةِ فِي الصَّلَاةِ
Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkadaşı Süheyb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e uğramıştım namaz kılıyordu, selâm verdim işaretle selâmımı aldı.” Bu hadisi rivâyet eden ravi, Suheyb’in selâmını Peygamberin parmak işareti ile aldığını zannettiğini söylüyor.” (Müslim, Mesacid: 8; Ebû Davud, Salat: 170)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmak için Kuba Mescidine girmişti, peşinden de bazı kimseler girerek kendisine selâm verdiler. Bunun üzerine o sırada Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında bulunan Süheyb’e: “Selâm verildiğinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne yapardı?” diye sordum. Süheyb: “El işaretiyle selâmı alırdı” diye cevap verdi. (Müslim, Mesacid: 8; Ebû Davud, Salat: 170)
Ammar b. Yasir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ammar, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e; namaz kılarken selâm verdi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onun selâmını aldı.” (Müsned: 17599)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni bir iş için göndermişti, döndüğümde namaz kılıyordu, selâm verdim bana işaret ederek selâmımı aldı. Namazı bitirince beni çağırarak: “Biraz önce bana selâm verdin. Ben namaz kılıyordum” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o gün Kudus’e doğru namaz kılıyordu. (Müslim, Mesacid: 7; Ebû Davud, Salat: 170)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni bir iş için göndermişti, geldiğimde -Kudüs’e veya Kâbe’ye doğru namaz kılıyordu. Selâm verdim eliyle işaret ederek selâmımı aldı sonra tekrar selâm verdim yine eliyle işaret ederek selâmımı aldı. Ben de dönüp gittim. “Câbir!” diye çağırdı. Ashab da: “Câbir” diye çağırdılar. “Ey Allah’ın Rasûlü! Selâm verdim selâmımı almadın” dedim. “Namaz kılıyordum” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)
Ebu Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaza durduğunuzda secde yerindeki taş ve toprağı temizlemeye çalışmayınız. (Bu işi namaza durmadan önce yapınız.) Çünkü namazda olan kişi ile Allah’ın rahmeti karşı karşıyadır.” (Böyle şeylerle meşgul olup Allah’ın rah metin e engel olmayınız.) (Müslim, Mesacid: 11; Dârimi, Salat: 110)
بَابُ الرُّخْصَةِ فِيهِ مَرَّةً
Muaykîb (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Secde edilecek yeri mutlaka temizlemen gerekiyorsa bunu bir defada yap.” (Müslim, Mesacid: 11; Dârimi, Salat: 110)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ”Bu insanlara ne oluyor ki namazda gözlerini semaya dikiyorlar. -Bu konuda o kadar sert davrandı ki- Ya bu işi yapmaya son verirler veya gözlerinden olurlar.” (Ebû Davud, Salat: 167; Müslim, Salat: 27)
Ubeydullah b. Abdullah (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından bir adam, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittiğini haber veriyor: “Sizden biri namazında gözlerinden olmak istemiyorsa, gözlerini yukarı dikmesin.” (Ebû Davud, Salat: 165; Müsned: 15098)
بَابُ: التَّشْدِيدِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Zer (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmektedir: “Kul, namazında sağa sola dönmediği sürece; Allah kuluna yönelir. Kul namazında sağa sola dönerek yüzünü kıbleden ayırır ayırmaz, Allah’ta o kuldan yüz çevirir.” (Müsned: 20531)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e namazda sağa sola dönmekten sordum şöyle buyurdular: “Bu şeytanın namazın sevabını eksitlmek için kapıp kaçtığı hareketlerdir.” (Ebû Davud, Salat: 165; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Namazda sağa sola bakınmak namazın sevabından şeytanın kapıp kaçmasıdır.” (Ebû Davud, Salat: 179; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 11)
بَابُ: الرُّخْصَةِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ يَمِينًا وَشِمَالًا
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kılarken sağa sola döner fakat boynunu çevirmezdi.” (Müsned: 2355)
بَابُ: قَتْلِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazda iken iki siyah zararlı hayvan olan; akrep ve yılanın öldürülmesini emretmiştir.” (Dârimi, Salat: 178; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 146)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazda iken iki siyah zararlı hayvan olan; yılan ve akrebin öldürülmesini emretmiştir.” (Dârimi, Salat: 178; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 146)
Ebu Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kılarken Ümame’yi kucağına alır, secdeye giderken bırakır, kalktığı zaman tekrar alırdı.” (Müslim, Mesacid: 9; Buhârî, Salat: 106)
Ebu Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i cemaate namaz kıldırırken Ebul As’ın kızı Ümâme’yi omuzuna aldığını gördüm. Rükû’ edeceğinde bırakıyor secdeleri yapınca tekrar omuzuna alıyordu.” (Müslim, Mesacid: 9; Buhârî, Salat: 106)
بَابُ: الْمَشْيِ أَمَامَ الْقِبْلَةِ خُطًى يَسِيرَةً
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), nafile namaz kılarken kapıyı açmasını istedim, kapı kıble tarafındaydı. Sağından veya solundan yürüyerek gelip kapıyı açtı sonra tekrar namazına döndü.” (Müslim, Mesacid: 10)
بَابُ: التَّصْفِيقِ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu bize aktarıyor: Namazda imamın bir hatasını bildirmek için sübhanallah demek erkeklere; el çırpmak ise, kadınlara mahsustur. İbn’ül Müsenna’dan gelen değişik bir rivâyette ise: “Namazda” ilavesi vardır. (Tirmizî, Salat: 272; Dârimi, Salat: 95)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: (namazda imamın bir hatasını bildirmek için) “Sübhanalah demek erkeklere; el çırpmak da kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)
بَابُ: التَّسْبِيحِ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sübhanallah demek erkeklere; ellerini birbirine vurmak ise kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Subhanallah demek erkeklere; el çırpmak ise kadınlara mahsustur.” (Dârimi, Salat: 95; Tirmizî, Salat: 172)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldiğim belli saatler vardı. Vardığımda izin isterdim, eğer namaz kılıyorsa öksürürdü. Ben de içeri girerdim, namazda değilse izin verirdi yine girerdim.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gittiğim iki vakit vardı biri gece biri gündüz… Gece yanına vardığımda namaz kılıyor ise öksürerek izin verirdi.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)
Abdullah b. Nücey (radıyallahü anh), babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Ali bana şöyle demişti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında hiç kimse için olmayan özel bir yerim ve itibarım vardı. Her şafak vakti yanına gider, “Esselâmü aleyküm ya Nebiyyallah” derdim. Eğer öksürürse evime geri dönerdim değilse yanına girerdim.” (İbn Mâce, Edeb: 17; Müsned: 804)
بَابُ: الْبُكَاءِ فِي الصَّلَاةِ
Mutarrıf (radıyallahü anh)’ın babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına varmıştım. Namaz kılıyordu, içinden hıçkırarak ağlıyordu.” (Ebû Davud, Salat: 161)
بَابُ: لَعْنِ إِبْلِيسَ وَالتَّعَوُّذِ بِاللهِ مِنْهُ فِي الصَّلَاةِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kılmaya kalktı biz de kalktık. Bir bedevi namazda iken: “Allah’ım bana ve Muhammed’e rahmet et. Bizden başka hiç kimseye merhamet etme” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), selâm verince; bedeviye: “Allah’ın rah metin i kastederek “geniş olanı daralttın” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 78; Tirmizî, Tahara: 112)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir bedevi mescide girdi ve iki rekat namaz kıldı sonra da: “Allah’ım bana ve Muhammed’e merhamet et, bizden başka hiç kimseye merhamet etme” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ın rah metin i kastederek “geniş olan şeyi daralttın” buyurdu. (İbn Mâce, Tahara: 78; Tirmizî, Tahara: 112)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Zeyd b. Erkam (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), zamanında bir adam namazda bir ihtiyaç anında konuşulup konuşulamayacağı hakkında konuşuyorlardı da Bakara sûresi 238. ayet nazil oldu. Böylece bizler namazla ilgisi olmayan söz ve hareketleri yapmaktan yasaklanıp sükut etmekle emrolunduk.” (Buhârî, Tefsir: 39; Tirmizî, Tefsirul Kur’an: 3)
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh), Kasım’dan naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kılarken yanına varır selâm verirdim. O da selâmımı alırdı. Bir defasında yine yanına gittim namaz kılıyordu. Selâm verdim almadı, selâm verip namazdan çıktıktan sonra cemaate işaret ederek şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah, namazda Allah’ı zikirden başka konuşmalar yapılmamasını ve kendisinin huzurunda tam bir teslimiyetle namaz kılmamızı emretti. Zaten siz Müslümanlara da yakışan budur.” (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh) tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e namazda iken selâm verirdik selâmımızı alırdı. Habeşistan’dan geldikten sonra yine selâm verdim; fakat almadı. Selâmımı neden almadı diye bir düşünce zihnimi kapladı. Namazını bitirinceye kadar oturdum. O da şöyle buyurdu: “Aziz ve Celil olan Allah dilediği emrini bildirir. İşte emirlerinden biri olarak ta namazda konuşmamamızı emretti.” (Ebû Davud, Salat: 170; Müslim, Mesacid: 7)
Abdullah b. Buhayne (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize namaz kıldırdı, ikinci rekatta oturmadan üçüncü rekata kalktı. Cemaatte O’nunla birlikte kalktılar, namazını bitirince selâm vermesini bekledik fakat O, oturduğu yerde selâm vermeden tekbir aldı ve iki secde yaptı sonra selâm verdi.” (Tirmizî, Salat: 288; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Yine Abdullah b. Buhayne (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) oturması gerekirken ayağa kalktı, namazın sonunda selâm vermeden önce iki secde yaptı ve sonra selâm vererek namazdan çıktı.” (Tirmizî, Salat: 288; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize ikindi veya öğle (hangisi olduğunu unuttum) namazını kıldırıyordu, iki rekat kıldırdıktan sonra selâm verdi ve mescidin yanı başında olan odunların yanına giderek kızgın bir durumda eliyle onları gösterdi. Mescidin kapısından hızlıca çıkanlar namaz kısaldı dediler. Ebu Bekir ve Ömer de o cemaat arasındaydı. Peygamberle bu konuyu konuşmaktan çekindiler. Cemaat içerisinde ellerinin uzunluğundan dolayı kendisine “zülyedeyn” denilen birisi vardı. O: “Ey Allah’ın Rasûlü! Unuttun mu? Yoksa namaz mı kısaltıldı?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ne unuttum ne de namaz kısaltıldı” buyurduktan sonra cemaate dönerek: “Zülyedeyn’in dediği doğru mu?” diye sordu. Cemaat: “Evet” diye cevap verince; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) gelip namazın geri kalan kısmınıda kıldırdı, selâm verdi sonra tekbir aldı, önceki yaptığı secde gibi veya daha uzunca secde etti sonra başını kaldırdı tekrar tekbir aldı, önceki secdesi gibi veya daha uzunca bir secde daha yaptı ikinci secdeden başını kaldırınca tekrar tekbir aldı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikinci rekattan sonra selâm vermişti. Zülyedeyn: “Ey Allah’ın Rasûlü! namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Zülyedeyn doğru mu söylüyor?” dedi. Cemaat: “Evet” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kalkıp iki rekat daha kıldırdı sonra selâm verdi. Sonra tekbir aldı, önceki secdeleri gibi veya daha uzun secde yaptı sonra başını secdeden kaldırdı tekrar tekbir aldı, önceki secdeleri gibi veya daha uzunca bir secde daha yaptı ve kalktı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize ikindi namazını kıldırırken ikinci rekattan sonra selâm verdi. Bunun üzerine Zülyedeyn kalkarak: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İkisi de olmadı” buyurdu. Zülyedeyn: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mutlaka birisi oldu” deyince; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaate dönerek: “Zülyedeyn doğru mu söylüyor” diye sordu. Cemaat: “Evet” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Namazın geri kalan iki rekatını tamamladı, selâmdan sonra oturduğu yerde iki secde yaptı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat:134; Ebû Davud, Salat: 195)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle namazını iki rekat kıldırdı ve selâm verdi. Cemaat dediler ki: “Namaz kısaldı.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkıp iki rekat daha kıldırdı, selâm verip iki secde daha yaptı.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün bize namaz kıldırırken iki rekatta selâm verdi, namazdan ayrılınca Zü’ş Şimaleyn isimli biri yanına vararak: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) de: “Ne unuttum ne de kısaldı” buyurunca; Zü’ş Şimaleyn: “Evet seni hak din üzere gönderen Allah’a yemin olsun ki namazı kısalttın” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), “Züş Şimaleyn, doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat: “Evet” deyince; insanlarla birlikte iki rekat daha namaz kıldı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)