Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) unutarak ikinci rekattan sonra selâm verdi. Zü’ş Şimaleyn isimli birisi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı? Yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Zü’ş Şimaleyn doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat “Evet” deyince; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkıp namazını tamamladı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 13 · Namazda SehivKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ فِي الْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ
- 2بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلْقِيَامِ إِلَى الرَّكْعَتَيْنِ الْأُخْرَيَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ
- 3بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ، وَحَمْدِ اللهِ، وَالثَّنَاءِ عَلَيْهِ فِي الصَّلَاةِ
- 4بَابُ السَّلَامِ بِالْأَيْدِي فِي الصَّلَاةِ
- 5بَابُ رَدِّ السَّلَامِ بِالْإِشَارَةِ فِي الصَّلَاةِ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ فِيهِ مَرَّةً
- 7بَابُ: التَّشْدِيدِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ
- 8بَابُ: الرُّخْصَةِ فِي الِالْتِفَاتِ فِي الصَّلَاةِ يَمِينًا وَشِمَالًا
- 9بَابُ: قَتْلِ الْحَيَّةِ وَالْعَقْرَبِ فِي الصَّلَاةِ
- 10بَابُ: الْمَشْيِ أَمَامَ الْقِبْلَةِ خُطًى يَسِيرَةً
- 11بَابُ: التَّصْفِيقِ فِي الصَّلَاةِ
- 12بَابُ: التَّسْبِيحِ فِي الصَّلَاةِ
- 13بَابُ: الْبُكَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 14بَابُ: لَعْنِ إِبْلِيسَ وَالتَّعَوُّذِ بِاللهِ مِنْهُ فِي الصَّلَاةِ
- 15بَابُ: إِتْمَامِ الْمُصَلِّي عَلَى مَا ذَكَرَ إِذَا شَكَّ
- 16بَابُ: التَّحَرِّي
- 17بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ صَلَّى خَمْسًا
- 18بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ نَسِيَ شَيْئًا مِنْ صَلَاتِهِ
- 19بَابُ: التَّكْبِيرِ فِي سَجْدَتَيِ السَّهْوِ
- 20بَابُ: صِفَةِ الْجُلُوسِ فِي الرَّكْعَةِ الَّتِي يَقْضِي فِيهَا الصَّلَاةَ
- 21بَابُ: مَوْضِعِ الذِّرَاعَيْنِ
- 22بَابُ: مَوْضِعِ الْكَفَّيْنِ
- 23بَابُ: قَبْضِ الْأَصَابِعِ مِنَ الْيَدِ الْيُمْنَى دُونَ السَّبَّابَةِ
- 24بَابُ: قَبْضِ الثِّنْتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الْيَدِ الْيُمْنَى، وَعَقْدِ الْوُسْطَى وَالْإِبْهَامِ مِنْهَا
- 25بَابُ: بَسْطِ الْيُسْرَى عَلَى الرُّكْبَةِ
- 26بَابُ: الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ
- 27بَابُ: النَّهْيِ عَنِ الْإِشَارَةِ بِأُصْبُعَيْنِ، وَبِأَيِّ أُصْبُعٍ يُشِيرُ
- 28بَابُ: إِحْنَاءِ السَّبَّابَةِ فِي الْإِشَارَةِ
- 29بَابُ: النَّهْيِ عَنْ رَفْعِ الْبَصَرِ إِلَى السَّمَاءِ عِنْدَ الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ
- 30بَابُ: إِيجَابِ التَّشَهُّدِ
- 31بَابُ: كَيْفَ التَّشَهُّدُ
- 32بَابُ: السَّلَامِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 33بَابُ: التَّمْجِيدِ وَالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ فِي الصَّلَاةِ
- 34بَابُ: الْأَمْرِ بِالصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 35بَابُ: كَيْفَ الصَّلَاةُ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 36بَابُ: الْفَضْلِ فِي الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 37بَابُ: تَخْيِيرِ الدُّعَاءِ بَعْدَ الصَّلَاةِ عَلَى النَّبِيِّ ﷺ
- 38بَابُ: الدُّعَاءِ بَعْدَ الذِّكْرِ
- 39بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي الصَّلَاةِ
- 40بَابُ: تَطْفِيفِ الصَّلَاةِ
- 41بَابُ أَقَلِّ مَا يُجْزِئُ مِنْ عَمَلِ الصَّلَاةِ
- 42بَابُ السَّلَامِ
- 43بَابُ: مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ السَّلَامِ
- 44بَابُ: السَّلَامِ بِالْيَدَيْنِ
- 45بَابُ: السُّجُودِ بَعْدَ الْفَرَاغِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 46بَابُ: سَجْدَتَيِ السَّهْوِ بَعْدَ السَّلَامِ وَالْكَلَامِ
- 47بَابُ: الِانْحِرَافِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 48بَابُ: الْأَمْرِ بِقِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَاتِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 49بَابُ: الِاسْتِغْفَارِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 50بَابُ التَّهْلِيلِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 51بَابُ: التَّعَوُّذِ فِي دُبُرِ الصَّلَاةِ
- 52بَابُ: عَقْدِ التَّسْبِيحِ
- 53بَابُ: تَرْكِ مَسْحِ الْجَبْهَةِ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 54بَابُ: قُعُودِ الْإِمَامِ فِي مُصَلَّاهُ بَعْدَ التَّسْلِيمِ
- 55بَابُ: الِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 56بَابُ: الْوَقْتِ الَّذِي يَنْصَرِفُ فِيهِ النِّسَاءُ مِنَ الصَّلَاةِ
- 57بَابُ: النَّهْيِ عَنْ مُبَادَرَةِ الْإِمَامِ بِالِانْصِرَافِ مِنَ الصَّلَاةِ
- 58بَابُ: ثَوَابِ مَنْ صَلَّى مَعَ الْإِمَامِ حَتَّى يَنْصَرِفَ
- 59بَابُ: الرُّخْصَةِ لِلْإِمَامِ فِي تَخَطِّي رِقَابِ النَّاسِ
- 60بَابُ: إِذَا قِيلَ لِلرَّجُلِ: هَلْ صَلَّيْتَ؟ هَلْ يَقُولُ: لَا
(13) Kitâb: Namazda Sehiv
بَابُ: لَعْنِ إِبْلِيسَ وَالتَّعَوُّذِ بِاللهِ مِنْهُ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize öğle veya ikindi namazını kıldırmıştı. İkinci rekatta selâm verip namazdan ayrılmıştı. Zü’ş Şimaleyn b. Amr isimli bir kimse: “Namaz mı kısaldı yoksa unuttun mu?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Zü’ş Şimaleyn ne diyor?” dedi. Cemaat: “Ey Allah’ın Peygamberi doğru söylüyor” dediler. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) eksik kıldığı rekatları tamamladı. (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu güne kadar ne selâmdan önce ne de selâmdan sonra secde yapmamıştır.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaate namaz kıldırırken yanıldı, iki secde yapıp sonra selâm verdi.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gün ikindi namazını üç rekat kıldırarak evine girdi. Bunun üzerine Hırbak ismi verilen biri kendisine giderek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz noksan oldu” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öfkeli bir durumda elbisesini çekerek geldi ve: “Doğru mu söylüyor” dedi. Cemaat: “Evet” deyince; kalkıp kalan rekatı da kıldırdı sonra selâm verdi sonra iki secde yaparak tekrar selâm verdi.” (Ebû Davud, Salat: 195; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 123)
بَابُ: إِتْمَامِ الْمُصَلِّي عَلَى مَا ذَكَرَ إِذَا شَكَّ
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz namaz kılarken şüpheye düşerse şüphesini gidersin. Yakın bilgisi üzere amel etsin, namazının böylelikle tamam olduğu kanaatine sahib olursa oturduğu yerde iki secde yapsın. Eğer şüphelendiği namazda rekat sayısı beş olmuşsa o iki secde onu çift hale getirmiş olur eğer kıldığı rekat sayısı dört ise o iki secde şeytana rağmen yapılmış olur.” (Ebû Davud, Salat: 196; Müslim, Salat: 16)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz namazı üç mü dört mü kıldığını bilemez ise bir rekat daha kılsın sonra oturduğu yerde iki secde yapsın, böylelikle kıldığı namaz beş rekat olmuş ise o iki secde o namazı çift hale getirmiş olur eğer dört kılmış ise o iki secde şeytana rağmen yapılmış olur.” (Ebû Davud, Salat: 196; Müslim, Salat: 16)
بَابُ: التَّحَرِّي
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Biriniz namaz kılarken kaç rekat kıldım diye şüpheye düşerse; iyice düşünüp araştırsın, doğru olan hangisiyse ona dayanarak namazını tamamlasın sonra iki secde yapsın.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in söylediklerini istediğim gibi anlayamadım. (Ebû Davud, Salat: 197; Müslim, Salat: 16)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz namaz kılarken şüpheye düşerse iyice düşünüp araştırsın namazını bitirince de iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 197; Müslim, Salat: 16)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize namaz kıldırıyordu, eksik mi fazla mı kıldırmıştı hatırlamıyorum. Selâm verdikten sonra: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namazda eksiklik fazlalık bir şey mi oldu?” diye sorduk. Şöyle buyurdu: “Namazda bir şey olmuş olsaydı size haber verirdim fakat Ben de insanım, sizin gibi unutabilirim. Namaz kılarken hanginiz bir şüpheye düşerse iyice araştırsın, doğruluğuna kanaat getirdiği fikre göre namazını tamamlasın, selâm verdikten sonra iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 197; Muvatta', Salat: 16)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize bir namaz kıldırdı fazla mı yoksa eksik mi kıldırdı hatırlamıyorum. Selâm verince; “Ey Allah’ın peygamberi, namazda bir yenilik bir değişim mi oldu?” dedik. “Ne oldu?” buyurdu. Olup biteni söyleyince; iki ayağını bitiştirerek kıbleye döndü, iki kere sehv secdesi yaptı sonra bize yüzünü dönerek: “Eğer namazda bir yenilik olmuş olsaydı onu size haber verirdim” dedi. Sonra şöyle devam etti: “Bende sizin gibi insanım, unutabilirim. Herhangi biriniz namazında şüpheye düşerse kendince en doğru olanı araştırsın, selâmını verip namazını bitirdikten sonra iki sehiv secdesi yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle namazını kıldırdı sonra yüzünü cemaate karşı döndü. Bunun üzerine cemaat: “Namazda bir yenilik mi oldu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ne oldu” dedi. Yaptığı kendisine bildirilince; ayaklarını birleştirip kıbleye döndü iki secde yaptıktan sonra selâm verdi. Sonra tekrar yüzünü cemaate döndü ve şöyle buyurdu: “Bende insanım, bende sizin gibi unutabilirim, unuttuğum zaman Bana hatırlatınız.” Sözünü şöyle sürdürdü: “Eğer namazda bir yenilik olmuş olsaydı onu size haber verirdim. Namazda biriniz eksik veya fazla kıldığı vehmine kapılırsa kendince en doru olana göre hareket etsin ve namazını ona göre tamamlasın. Sonra da iki secde yapıversin” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim namazda eksik kıldığı vehmine kapılırsa, kendisine göre en doğru olanı araştırıp ona göre namazını tamamlasın sonra namazını bitirince oturduğu yerden iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim namazında şüpheye düşerse selâm verdikten sonra iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
Yine Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim namazında şüphe ederse selâmdan sonra iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kim namazında şüpheye düşerse selâmdan sonra iki secde yapsın.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Abdullah b. Cafer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim namazında şüpheye düşerse iki secde yapıversin.” Haccac: Bu secdelerin selâmdan sonra; Ravh ise: Oturarak yapılacağını nakletmişlerdir. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz namaz kılacağında şeytan ona gelir ve zihnine değişik düşünceler getirmek sûretiyle karıştırır, o da kaç rekat kıldığını bilemez. Böyle bir durum birinizin başına gelirse oturduğu yerde iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 198; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan yellenerek kaçar gider, kametten sonra tekrar gelir ve kişiyle kalbi arasına girer, kişi böylece kaç rekat kıldığını bilemez olur.Birinizin başına böyle bir durum gelirse iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 198; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 135)
بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ صَلَّى خَمْسًا
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle namazını beş rekat kıldırmıştı da kendisine: “Namaza ilave mi yapıldı?” diye soruldu. O da: “Ne oldu” dedi. “Beş rekat kıldınız” dedik. Hemen ayaklarını birleştirip iki secde daha yaptı. (Ebû Davud, Salat: 196)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle namazını beş rekat olarak kıldırmıştı, cemaat: “Beş rekat kıldırdın” deyince selâmdan sonra oturduğu yerden iki secde yapıverdi.” (Ebû Davud, Salat: 196)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
M ali k b. Mığvel (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Şa’bî’den işittim şöyle diyordu: Alkame b. Kays namazında yanılmıştı. Namazı bitirince, araya konuşmalar girdikten sonra durumu kendisine haber verdiler. “Sende mi böyle oldu diyorsun ey A’ver” dedi. O da “Evet” cevabını verince; hemen elbiselerini düzelterek iki sefer sehiv secdesi yaptı ve şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de aynı şekilde yapmıştı.” Hakem’in de, Alkame’nin; namazı beş rekat kıldığını rivâyet ettiğini duydum. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
İbrahim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Alkame namazı beş rekat kılmıştı, selâm verince; -İbrahim b. Süveyd diyor ki- “Ey Ebu Şibl, beş rekat kıldın” dedi. O da: “Öyle mi ey A’ver” dedi ve hemen iki sehiv secdesi yaptı. Sonra şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de böyle yapmıştı” dedi. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
Abdullah (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yatsı namazlarından birini beş rekat olarak kıldırmıştı kendisine: “Namaza ilave mi yapıldı?” denildi “Ne oldu” dedi cemaat: “Beş rekat kıldın” dediler. O da şöyle buyurdu: “Ben de ancak bir insanım, sizin gibi Ben de unutabilirim sizin gibi Ben de hatırlayabilirim.” İki secde yaptıktan sonra namazını bitirdi. (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
بَابُ: مَا يَفْعَلُ مَنْ نَسِيَ شَيْئًا مِنْ صَلَاتِهِ
Osman’ın azadlı kölesi Muhammed (radıyallahü anh), babası Yusuf’tan aktarıyor; Muaviye cemaate imam olmuştu, oturması gerekirken kalkıverdi. Bunun üzerine cemaat: “Sübhanallah” dediler. Ama o ayağı kalktığı için namazını o şekilde bitirdi sonra da oturduğu yerden iki secde yaptı ve namazını tamamlamış oldu. Sonra minbere oturdu ve şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kim namazında bir şey unutursa böylece iki secde yapıversin.” (Ebû Davud, Salat: 196; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 129)
بَابُ: التَّكْبِيرِ فِي سَجْدَتَيِ السَّهْوِ
Abdullah b. Buheyne (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle namazını kıldırırken ikinci rekatta oturması gerekirken ayağa kalktı, namazını bitirince iki secde yaptı. Her iki secdede tekbir aldı; secdeleri oturduğu yerden ve selâm vermeden önce yaptı. Cemaat de peygamberle birlikte unutulan oturumun yerine secde yaptılar.” (Müsned: 1638)
بَابُ: صِفَةِ الْجُلُوسِ فِي الرَّكْعَةِ الَّتِي يَقْضِي فِيهَا الصَّلَاةَ
Ebu Humeyd es Saidî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazın son oturuşunda sol ayağını sağ tarafa kıvırıp üzerine oturur, yarım kalçası üzerine müteverrik denilen şekilde oturur sonra selâm verirdi.” (Ebû Davud, Salat: 180; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 75)
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlarken, rükû’a giderken, rükû’dan başını kaldırırken tekbir aldığını, oturacağında da sol ayağını altına kıvırıp sağ ayağını dik tuttuğunu, sağ elini sağ uyluğuna sol elini de sol uyluğuna koyduğunu, şehadet parmağını kaldırıp orta parmağı ile baş parmağını halka gibi yaptığını ve şehadet parmağı ile işaret ettiğini gördüm.” (Ebû Davud, Salat: 179; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: مَوْضِعِ الذِّرَاعَيْنِ
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaz kılarken görmüştür. Namazda tahiyyata oturunca sol ayağını altına yaydığını, dirseklerini uylukları üzerine koyduğunu ve şehadet parmağı ile işaret ederek dua ettiğini görmüştür. (Ebû Davud, Salat: 179; Müslim, Mesacid: 21)
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl namaz kıldığını mutlaka göreceğim dedim ve bakmaya başladım. “Kalktı, Kâbe’ye döndü, kulakları hizasına kadar ellerini kaldırdı sonra sağ elini sol elinin üzerine getirerek tuttu, rükû’ edeceğinde yine ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdı, rükû’da ellerini dizleri üzerine koydu, rükû’dan başını kaldırırken iki elini yine kulak hizasına kadar kaldırdı. Secde edeceğinde başını iki eli arasına koydu sonra oturdu, sol ayağını altına aldı, sol elini sol uyluğu üzerine koydu, sağ dirseğini de sağ uyluğuna koyarak parmaklarından ikisini bir araya getirerek halka yaptı.” (Ebû Davud, Salat: 180; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: مَوْضِعِ الْكَفَّيْنِ
Yahya b. Said (radıyallahü anh)’ten nakledildiğine göre, şöyle demiştir: Medineli Müslim b. ebi Meryem -ki ihtiyar birisidir- ile karşılaştım, Ali b. Abdurrahman’dan şunları duyduğunu söyledi: İbn Ömer’in yanında namaz kılarken secde yerindeki çakılları düzeltiyordum. İbn Ömer bana dedi ki: Taşlarla oynama, taşlarla oynaman şeytandandır. Benim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den gördüğüm gibi yap. Ben de: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den nasıl yaptığını gördün” dedim. Şöyle yapardı diyerek; Sağ ayağını dikti sol ayağını altına yatırdı, sağ elini sağ uyluğu üzerine sol elini de sol uyluğu üzerine koydu, şehadet parmağı ile de işaret ediyordu. (Ebû Davud, Salat: 186; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: قَبْضِ الْأَصَابِعِ مِنَ الْيَدِ الْيُمْنَى دُونَ السَّبَّابَةِ
Ali b. Abdurrahman (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer beni namazda taşlarla oynarken gördü. Namazı bitirince beni taşlarla oynamaktan sakındırdı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığı gibi yap dedi. Ben de; “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) nasıl yapardı” dedim. O da şöyle dedi: “Namazda oturduğunda sağ elini sağ dizine koyar tüm parmaklarını yumar ve şehadet parmağı ile işaret ederdi, sol elini de sol dizi üzerine koyardı.” (Ebû Davud, Salat: 186; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: قَبْضِ الثِّنْتَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الْيَدِ الْيُمْنَى، وَعَقْدِ الْوُسْطَى وَالْإِبْهَامِ مِنْهَا
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl namaz kıldığına mutlaka dikkatlice bakacağım dedim. Baktım ve şöylece tarif ediyorum: “Oturdu, sol ayağını altına yatırdı, sol elini sol uyluğuna ve sol dizi üzerine koydu. Sağ dirseğini sağ uyluğundan ayırarak son iki parmağını bitiştirip diğer ikisini de halka gibi yaptı. Şehadet parmağını da yaptığı dua anında hareket ettiriyordu.” (Ebû Davud, Salat: 180; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: بَسْطِ الْيُسْرَى عَلَى الرُّكْبَةِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazda tahiyyat için oturunca ellerini dizi üzerine koyar şehadet parmağını kaldırır ve onu hareket ettirerek dua ederdi. Sol elini ve parmaklarını ise sol dizi üzerinde serbest bırakırdı.” (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)
Abdullah b. Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tahiyyatta dua ederken şehadet parmağını kaldırır fakat hareket ettirmezdi. İbn Cüreyc diyor ki: Amr’ın şöyle bir ilavesi vardır. Amir b. Abdullah b. Zübeyr’in babasından aktardığı bir hadiste şöyle denilmektedir. Bizzat kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bu şekilde dua ederken görmüş, sol elini sol uyluğu üzerine koyarak parmaklarını da serbest bırakmıştır. (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)
بَابُ: الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ
M ali k b. Numeyr el Huzai (radıyallahü anh) babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namazda oturuş h ali ndeyken sağ elini sağ uyluğu üzerine koyarak şehadet parmağı ile işaret ettiğini gördüm. (Müslim, Mesacid: 21; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27)
بَابُ: النَّهْيِ عَنِ الْإِشَارَةِ بِأُصْبُعَيْنِ، وَبِأَيِّ أُصْبُعٍ يُشِيرُ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam namazın oturuşunda iki parmağını birden kaldırarak dua ediyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Birini, birini” buyurdu. (Müslim, Mesacid: 21; Müsned: 9070)
Sa’d (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben namazda iki parmağımı birden kaldırıp dua ederken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana uğradı ve şehadet parmağını göstererek “birini, birini,” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 358)
بَابُ: إِحْنَاءِ السَّبَّابَةِ فِي الْإِشَارَةِ
Basralı M ali k b. Numeyr el Huzaî (radıyallahü anh), babasından aktarıyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namazda otururken gördüm, sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş, şehadet parmağını biraz eğerek kaldırmış ve dua ediyordu.” (Tirmizî, Salat: 220; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27)
Abdullah b. Zübeyr (radıyallahü anh), babasından aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) teşehhüde otururken sol elini sol uyluğu üzerine koyar, sağ elinin şehadet parmağını kaldırarak gözünü ondan ayırmazdı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 27; Müslim, Mesacid: 21)
بَابُ: النَّهْيِ عَنْ رَفْعِ الْبَصَرِ إِلَى السَّمَاءِ عِنْدَ الدُّعَاءِ فِي الصَّلَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onlar tahiyyatta dua okurken ya gözlerini semaya kaldırmaya son verirler veya gözlerinden olurlar.” (Müslim, Salat: 26; Ebû Davud, Salat: 167)
بَابُ: إِيجَابِ التَّشَهُّدِ
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Teşehhüdde okunacak dua farz olmadan önce bizler: “Esselâmü alallah, esselâmü ala Cibrîl ve Mikail” derdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Böyle söylemeyin çünkü Allah, kendisi selâmdır. Fakat şöyle söyleyin. (Tahiyyat duası) Dilimizle vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Ebû Davud, Salat: 182; Müslim, Salat: 16)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi teşehhüdde okuyacağımız duayı öğretirdi. (Ebû Davud, Salat: 182; Müslim, Salat: 16)