Ata’(radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Meymune’nin cenazesi için Serif’te bulunuyorduk, İbn Abbas dedi ki: Bu Meymune’nin cenazesidir. Onun cenazesini kaldırıp götürürken hırpalayıp sallamayın. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dokuz hanımı vardı, sekizi için gecelerini taksim ederdi. Meymune bunlardandır, biri için gece ayırmazdı; O da Sevde’dir. (Müslim, Rada: 13; Buhârî, Nikah: 99)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 26 · NikâhKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ النَّهْيِ عَنِ التَّبَتُّلِ
- 2بَابُ مَعُونَةِ اللهِ النَّاكِحَ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ
- 3بَابُ كَرَاهِيَةِ تَزْوِيجِ الزُّنَاةِ
- 4بَابُ: إِذَا اسْتَشَارَتِ الْمَرْأَةُ رَجُلًا فِيمَنْ يَخْطُبُهَا هَلْ يُخْبِرُهَا بِمَا يَعْلَمُ
- 5بَابُ: عَرْضِ الرَّجُلِ ابْنَتَهُ عَلَى مَنْ يَرْضَى
- 6بَابُ: الْكَلَامِ الَّذِي يَنْعَقِدُ بِهِ النِّكَاحُ
- 7بَابُ: رَضَاعِ الْكَبِيرِ
- 8بَابُ: الْعَزْلِ
- 9بَابُ: الشِّغَارِ
- 10بَابُ: التَّزْوِيجِ عَلَى سُوَرٍ مِنَ الْقُرْآنِ
- 11بَابُ: هِبَةِ الْمَرْأَةِ نَفْسَهَا لِرَجُلٍ بِغَيْرِ صَدَاقٍ
- 12بَابُ: إِحْلَالِ الْفَرْجِ
(26) Kitâb: Nikâh
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde dokuz zevcesi vardı, sekiz tanesine gece ayırırdı. Sevde kendisi ihtiyar olduğu için kendi isteğiyle hakkını Aişe’ye vermişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gecede bütün kadınları ziyaret ederdi, o günlerde dokuz hanımı vardı. (Buhârî, Nikah: 103)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kendilerini Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e arz edip takdim eden kadınları ayıplar ve hür bir kadın kendini mehirsiz olarak hibe eder mi? derdim. Sonunda Allah: Ahzap sûresi 51. ayeti olan: “Hanımlarından dilediğini geri bırakır dilediğini yanına alıp barındırırsın…” ayetini indirince, ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Allah bu ayette Senin arzu ve isteklerinin gerçekleşmesini istiyor” dedim. (Buhârî, Tefsir: 244; İbn Mâce, Nikah: 57)
Sehl b. Sa’d (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bulunduğu bir toplulukta bulunuyordum. Bir kadın gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben evlenmek için kendimi size arz ediyorum, nasıl isterseniz öyle yapın” dedi. Bunun üzerine bir adam kalkarak: “Beni bu kadınla evlendirin” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Git araştır demirden bir yüzükte olsa bul getir” buyurdu. Adam gitti fakat hiçbir şey bulamadı, demir bir yüzük bile… Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’an sûrelerinden ezberinde bir şeyler var mı?” buyurdu. Adam: “Evet” deyince; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) O kadını, ezberindeki sûreleri o kadına öğretmek şartıyla o kimseyle evlendirdi. (İbn Mâce, Nikah: 17; Buhârî, Nikah: 51)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Allah, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e hanımlarını serbest bırakmasını emrettikten sonra önce Aişe’ye geldi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ilâhi emri tebliğe benden başladı ve şöyle buyurdu: “Sana bir şeyler söyleyeceğim ama anne ve babana danışmadan acele karar verme!” Aişe diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) anne ve babamın benim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den ayrılmamı istemeyeceklerini çok iyi biliyordu. Daha sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şu ayeti okudu: (Ahzâb 28) “Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Eğer sizler dünya hayatını ve süsünü istiyorsanız gelin size boşanma bedelini vereyim ve sizi güzellikle salıvereyim.” Bunun üzerine ben bu konuda anne ve babama danışayım ama ben Allah Rasûlü ve ahireti istiyorum dedim. (Buhârî, Tefsir: 241; İbn Mâce, Talak: 20)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hanımlarını iki seçenekten birini tercih etmekte serbest bıraktı fakat boşanıp ayrılan olmadı. (Buhârî, Talak: 4; İbn Mâce, Talak: 20)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizi dünya ziynetleriyle, Allah Rasûlü ve ahireti seçme konusunda serbest bıraktı, boşanan olmadı. (Buhârî, Talak: 4; İbn Mâce, Talak: 20)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e dilediği kadar kadınla evlenmek helâl kılındıktan sonra ruhunu teslim etmiştir. (Tirmizî, Kur’an Tefsiri: 34; Dârimi, Nikah: 44)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Allah Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sağlığında dilediği kadar kadınla evlenmeyi helâl kılmıştır. (Tirmizî, Kur’an Tefsiri: 34)
Alkame (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Mes’ud ile beraber Osman’ın yanında bulunuyordum, Osman şu olayı anlattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gençlerin yanına vardı. (Hadisin ravilerinden Ebu Abdurrahman fitye kelimesini pek anlayamadım diyor) ve şöyle buyurdu: Sizden kimin evlenmeye mehir verip, aileyi geçindirmeye gücü yeterse evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun çünkü oruç cinsi arzuyu azaltır. (Müsned: 388)
Alkame (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Osman, İbn Mes’ud’a: Eğer bir genç kızla evlenmek istiyorsan seni evlendireyim. Abdullah, Alkameyi çağırarak, Osman’ın bu sözünü kuvvetlendirmek için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şu hadisini söyledi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu: “Evlenmeye gücü yeten evlensin çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun çünkü oruç şehveti kırar.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize şöyle buyurdu: “Evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin, gücü yetmeyen oruç tutsun çünkü oruç şehveti azaltır.” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
- Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Kimin evlenmeye gücü yeterse muhakkak nikahlansın. Zira evlilik gözü haramdan muhafaza eder, iffet ve namusu korur. Evlenmeye gücü yetmeyenleriniz ise oruç tutsun. Oruç şehveti azaltır.” Yine Muhammed b. Ala’dan, Muaviye’den, A’meşten, Umara’dan, Abdurrahman b. Yezid ve Abdullah’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize şöyle buyurdu: “Ey gençler topluluğu! Gücü yeteniniz mutlaka evlensin…” (Buhârî, Nikah: 3; Dârimi, Nikah: 2)
Alkame (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Mes’ud ile birlikte Mina’da yürüyorduk Osman’la karşılaştık. Beraberce yürüyerek konuşmaya başladı. Osman, İbn Mes’uda: “Ey Ebu Abdurrahman! Seni genç bir kızla evlendirmemi istemez misin? Belki o kız sana gençliğini hatırlatır” dedi. Abdullah ise: “Bana bunu mu söylemek istiyorsun! Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize şöyle buyurmuştu: “Ey Gençler topluluğu, evlenmeye gücü yeten mutlaka evlensin.” (Dârimi, Nikah: 2; Buhârî, Nikah: 4)
بَابُ النَّهْيِ عَنِ التَّبَتُّلِ
Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Osman b. Mazun’un kadınlardan ayrı yaşama isteğini reddetti, eğer izin verseydi bizler de yumurtalıklarımızın fa ali yetine son verirdik. (Buhârî, Nikah: 6; Dârimi, Nikah: 2)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Dârimi, Nikah: 2; Müsned: 2379)
Semure b. Cündüb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlenmeyip bekar yaşama modelini yasakladı. (Tirmizî, Nikah: 2; Dârimi, Nikah: 3)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir seferinde Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Ben genç bir adamım kötü bir şey yapmaktan korkuyorum, fakat evlenebilecek imkanım da yok Hadım olayım mı? yani yumurtalıklarımın fa ali yetine son verdireyim mi? dedim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yüzünü çevirdi. Bu soru üç sefer soruldu üçüncüsünde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Ebu Hureyre! Senin kaderini yazan kalemin mürekkebi kurumuştur. Olacak olan mutlaka başına gelecektir. İstersen hadım ol istersen bırak.” (Buhârî, Nikah: 8)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından birkaç kişi vardı. Onlardan biri hiçbir şekilde kadınlarla evlenmeyeceğim, bir kısmı da et yemeyeceğim, bir kısmı da yatak üzerinde yatmayacağım, bir kısmı da ömür boyu oruç tutacağım demişti. Onların bu sözleri Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaşınca bir konuşma yaptı. Allah’a hamd-û sena ettikten sonra şöyle buyurdu: “Ne oluyor bu insanlara ki şöyle yapacağım böyle yapmayacağım diyorlar. Halbuki ben namaz da kılarım uyurum da, oruçta tutar iftar da ederim, kadınlarla da evlenirim. Kim benim yolumdan, sünnetimden uzak durursa benden değildir.” (Buhârî, Nikah: 1; Müslim: Nikah: 1)
بَابُ مَعُونَةِ اللهِ النَّاكِحَ الَّذِي يُرِيدُ الْعَفَافَ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kısım insan vardır ki Allah onlara mutlaka yardım eder; 1- Hürriyetine kavuşmak için efendisiyle anlaşma yapıp borcunu ödemeye çalışan köle, 2- İffetli kalmak için evlenip borçlanan kimse, 3- Allah yolunda savaşan mücahid.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 20; Müsned: 9258)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Evlendim daha sonra da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldim. “Ey Câbir Evlendin mi?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Bakire mi aldın yoksa dul mu?” diye sordu. “Dul aldım” dedim. “Keşke bakire biri ile evlenseydin, sen onunla o da seninle oynaşırdınız” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 11; Müslim, Rada: 16)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) benimle karşılaşınca: “Benim yokluğumda bir kadınla evlendin mi? yoksa!” buyurdu. Ben de: “Evet Ey Allah’ın Rasûlü!” dedim. “Bekar mı yoksa dul mu?” diye sordu. “Dul” dedim. “Keşke bakire olsaydı birbirinizle oynaşırdınız” buyurdu. (Buhârî, Nikah: 11; Müslim, Rada: 16)
Abdullah b. Büreyde (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: “Ebu Bekir ve Ömer Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kızı Fatıma’yı istediler. Fakat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), o küçüktür diye onlara vermedi. Ali isteyince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu Ali ile evlendirdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ki Bedir savaşında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bulunmuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in, Zeyd’i evlat edinmesi gibi Ebu Huzeyfe de Sâlim’i evlat edinmişti ve onu kardeşinin kızı Hind b. Velid b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ile evlendirmişti. O da Ensardan bir kadının kölesiydi. Cahiliye devrinde bir kimse bir kimseyi evlat edinirse, insanlar onu onun oğlu gibi bilirlerdi ve o evlatlık, o kimsenin mirasını da alabilirdi. Sonunda şu ayet nazil oldu: “Evlatlık olarak aldığınız çocuklara gelince, onları gerçek babalarının isimleri ile çağırın. Bu Allah katında daha adil bir davranıştır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız onları din kardeşleriniz ve dostlarınız olarak bilin.” (Ahzâb sûresi 5. ayet) babasını bilmiyorsanız o sizin dostunuz ve dinde kardeşinizdir. (Buhârî, Nikah: 19; Muvatta', Rada: 2)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Aişe ve Ümmü Seleme (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Bedir savaşında bulunmuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Zeyd b. Harise’yi evlatlık edinmesi gibi Ensardan bir kadının kölesi olan Sâlim’i evlatlık edinmişti. Ebu Huzeyfe, Sâlim’i kardeşinin kızı Hind binti Velid b. Utbe b. Rabia ile evlendirmişti ki bu kadın da ilk hicret eden kadınlardandı ve Kureyş’in en asil kızlarından idi. Allah Zeyd b. Harise hakkında: “Evlatlıklarınızı gerçek babalarının isimleriyle çağırın…” (Ahzâb sûresi 5. ayeti) ayetini indirince, Evlatlık olarak alınan herkes kendi babası adıyla çağrılmaya başlandı. Eğer babaları bilinmezse dinde kardeş ve dost olmuş oluyorlardı. (Buhârî, Nikah: 19; Muvatta', Rada: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir kadınla evlenmişti. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onunla karşılaşınca: “Ey Câbir evlendin mi?” diye sordu. O da: “Evet” dedi. “Bakire mi aldın yoksa dul mu” diye sordu. Ben de: “Dul” dedim. “Keşke bakire biriyle evlenseydin birbirinizle oynaşırdınız” buyurdu. Bende: “Ey Allah’ın Rasûlü! benim kız kardeşlerim var, benimle kardeşlerimin arasına girer ve huzurumuzu bozar diye korktum” dedim. Bunun üzerine: “Öyleyse iyi yapmışsın” buyurdu ve şöyle devam etti: “Kadın; dini için, malı için, güzelliği için alınır. Sen dindar olanı seç ki hayatın bereketli ve huzurlu olsun.” (Ebû Davud, Nikah: 4; Dârimi, Nikah: 32)
Ma’kıl b. Yesar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek; “Ben asil ve soylu bir kadın buldum fakat kısırdır, çocuk doğurmuyor. Onunla evlenebilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), onunla evlenmekten onu yasakladı. Adam ikinci defa geldi, üçüncü defa geldi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yine yasakladı ve şöyle buyurdu: “Doğurucu ve sevimli kadınlarla evlenin zira ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla övüneceğim.” (Ebû Davud, Nikah: 4)
Mersed b. Ebî Mersed el Ganevi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, ki güçlü ve kuvvetli bir adamdı, esirleri Mekke’den, Medine’ye taşıyordu şöyle anlattı: Medine’ye götüreceğim bir adamı arayıp beklemekte idim. O günlerde Mekke’de A’nak isimli bir fahişe kadın vardı, bu kadın aradığım kimsenin arkadaşıydı. Bu kadın evinden çıktı, duvarın gölgesinde birkaç kişi görünce: “Kim o! Mersed sen misin? Merhaba hoş geldin ey Mersed, gel bu gece biz de kal” diye seslendi. Ben de: “Ey A’nak! Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zinayı haram kıldı” dedim. Bunu duyup kızan A’nak: “Ey Çadır halkı! Şu düldül gibi olan adam var ya sizin esirlerinizi Mekke’den Medine’ye taşıyor” diye bağırdı. Ben de kaçmaya başladım, Handeme yolunu tuttum ve taşıdığım adamla birlikte bir yere saklandım. Sekiz kişi benim peşime düştüler, saklandığım yerde tepeme dikildiler ve idrarlarını yaptılar. Onların idrarları üzerime sıçradı, Allah beni onlara göstermedi. Sonunda arkadaşımın yanına vardım ve onu yüklenip Erak mevkiine geldim, bağlarını çözdüm ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! A’nak ile evleneceğim” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), durdu ve biraz sonra şu ayet nazil oldu: “Zina yapan erkek ancak zina yapan kadınlarla veya müşrik olanlarla evlenebilir” Nur sûresi 3. ayet. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni çağırdı, ayeti okudu ve sonra da “Onunla evlenme” buyurdu. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 25; Ebû Davud, Nikah: 4)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ كَرَاهِيَةِ تَزْوِيجِ الزُّنَاةِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kadın dört şeyi için nikahlanır. Malı, asaleti, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki hayatın bereketlensin.” (Dârimi, Nikah: 4; Müslim, Rada: 15)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Hangi kadınlar daha hayırlıdır?” diye soruldu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Kocası kendisine baktığı an onu neşelendiren, emrettiğinde ona itaat eden, kocasının hoşlanmadığı şeyi malında ve kendinde bulundurmayan kadın.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah b. Amr b. As (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Dünya’nın tamamı istifade edilecek şeylerle doludur. Dünya’da istifade edilecek en hayırlı şey de iyi huylu bir kadındır.” (İbn Mâce, Nikah: 5; Müslim, Rada: 18)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ensar kadınlarıyla evlenmeye ne dersin?” diye soruldu. “Onlarda çok şiddetli bir kıskançlık vardır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Adamın biri Ensardan bir kadınla evlenmek istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), O adama: “O kadına baktın mı?” diye sordu. Adam: “Hayır” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kadına bakmasını emretti. (Tirmizî, Nikah: 3; Müsned: 7517)
Muğire b. Şu’be (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında bir kadınla evlenmek istedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “O kadını gördün mü?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. Bunun üzerine: “Ona bak çünkü anlaşabilmeniz ve birbirinizi sevebilmeniz için bu şart” buyurdu. (Dârimi, Nikah: 4; İbn Mâce, Nikah: 9)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), beni Şevval ayında nikahladı ve Şevval ayında da gerdeğe girdim. Aişe evlendirdiği kadınları Şevval ayında zifafa sokmayı severdi. Aişe diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından hangisi Peygamberin yanında benim kadar nasipliydi. (Tirmizî, Nikah: 9; Müsned: 24137)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz bir diğerinizin istediği kadına dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müşteri kızıştırmayınız, şehirli köylünün malını ele geçirip satmaya kalkmasın, birinizin pazarlığı olan bir malı bir diğeriniz satın almaya kalkmasın. Kardeşinizin istediği kadına dünürcü olmayınız. Hiçbir kadın da diğer bir kadının boşanmasını isteyip erkekle evlenmeye kalkmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz bir diğer kardeşinin dünürcü olduğu bir kadına aynı anda tekrar dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz din kardeşinin istediği kadına onunla nikahlanıp ta sonra boşanıncaya kadar veya ona dünürlükten vazgeçinceye kadar dünürcü olmasın.” (Tirmizî, Nikah: 38; İbn Mâce, Nikah: 10)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biriniz kardeşinin dünürcü olduğu kimseye dünürcü olmasın.” (İbn Mâce, Nikah: 10; Tirmizî, Nikah: 38)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizden birinizin bir mal almak üzereyken bir diğerinin aynı malı almaya kalkmasını yasakladı ve yine bir adamın dünürcü olduğu bir kimseye o kimse vazgeçip izin vermesi h ali dışında dünürcü olunmasını yasakladı.” (İbn Mâce, Nikah: 10; Tirmizî, Nikah: 38)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: إِذَا اسْتَشَارَتِ الْمَرْأَةُ رَجُلًا فِيمَنْ يَخْطُبُهَا هَلْ يُخْبِرُهَا بِمَا يَعْلَمُ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.