Alkame ve Esved (radıyallahü anhümâ)’dan nakledildiğine göre, ikisi Abdullah’ın evinde birlikte idiler. Abdullah: “Onlar namaz kıldılar mı?” diye sordu. Biz de: “Evet” dedik. Abdullah onlara imam oldu, ikisinin arasına durdu, ezan ve kametsiz olarak namaz kıldırdı sonra da: Üç kişi olduğunda böyle yapın üçten fazla olduğunuzda sizden biriniz imam olsun ve ellerini uyluklarının üzerine koysun. Sanki ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in parmaklarını bitiştirip dizlerinin üzerine koyduğunu görür gibiyim. (Dârimi, Salat: 68; Ebû Davud, Salat: 150)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 12 · Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)Konum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ التَّطْبِيقِ
- 2بَابُ مَوَاضِعِ الرَّاحَتَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
- 3بَابُ مَوَاضِعِ أَصَابِعِ الْيَدَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
- 4بَابُ التَّجَافِي فِي الرُّكُوعِ
- 5بَابُ الِاعْتِدَالِ فِي الرُّكُوعِ
- 6بَابُ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
- 7بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِإِتْمَامِ الرُّكُوعِ
- 9بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 10بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ فُرُوعِ الْأُذُنَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 11بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 12بَابُ مَا يَقُولُ الْإِمَامُ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ
- 13بَابُ مَا يَقُولُ الْمَأْمُومُ
- 14بَابُ قَوْلِهِ: رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ
- 15بَابُ مَا يَقُولُ فِي قِيَامِهِ ذَلِكَ
- 16بَابُ الْقُنُوتِ بَعْدَ الرُّكُوعِ
- 17بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الصُّبْحِ
- 18بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الظُّهْرِ
- 19بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الْمَغْرِبِ
- 20بَابُ اللَّعْنِ فِي الْقُنُوتِ
- 21بَابُ لَعْنِ الْمُنَافِقِينَ فِي الْقُنُوتِ
- 22بَابُ تَبْرِيدِ الْحَصَى لِلسُّجُودِ عَلَيْهِ
- 23بَابُ التَّكْبِيرِ لِلسُّجُودِ
- 24بَابُ كَيْفَ يَخِرُّ لِلسُّجُودِ
- 25بَابُ: رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلسُّجُودِ
- 26بَابُ أَوَّلِ مَا يَصِلُ إِلَى الْأَرْضِ مِنَ الْإِنْسَانِ فِي سُجُودِهِ
- 27بَابُ وَضْعِ الْيَدَيْنِ مَعَ الْوَجْهِ فِي السُّجُودِ
- 28بَابُ عَلَى كَمِ السُّجُودُ
- 29بَابُ السُّجُودِ عَلَى الرُّكْبَتَيْنِ
- 30بَابُ السُّجُودِ عَلَى الْقَدَمَيْنِ
- 31بَابُ نَصْبِ الْقَدَمَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 32بَابُ فَتْحِ (¬١) أَصَابِعِ الرِّجْلَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 33بَابُ: مَكَانِ الْيَدَيْنِ مِنَ السُّجُودِ
- 34بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَسْطِ الذِّرَاعَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 35بَابُ صِفَةِ السُّجُودِ
- 36بَابُ التَّجَافِي فِي السُّجُودِ
- 37بَابُ الِاعْتِدَالِ فِي السُّجُودِ
- 38بَابُ: إِقَامَةِ الصُّلْبِ فِي السُّجُودِ
- 39بَابُ النَّهْيِ عَنْ نَقْرَةِ الْغُرَابِ
- 40بَابُ النَّهْيِ عَنْ كَفِّ الشَّعَرِ فِي السُّجُودِ
- 41بَابُ مَثَلِ الَّذِي يُصَلِّي، وَرَأْسُهُ مَعْقُوصٌ
- 42بَابُ السُّجُودِ عَلَى الثِّيَابِ
- 43بَابُ الْأَمْرِ بِإِتْمَامِ السُّجُودِ
- 44بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِي السُّجُودِ
- 45بَابُ الْأَمْرِ بِالِاجْتِهَادِ فِي الدُّعَاءِ فِي السُّجُودِ
- 46بَابُ الدُّعَاءِ فِي السُّجُودِ
- 47بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي السُّجُودِ
- 48بَابُ ثَوَابِ مَنْ سَجَدَ لِلهِ ﷿ سَجْدَةً
- 49بَابُ مَوْضِعِ السُّجُودِ
- 50بَابُ: هَلْ يَجُوزُ أَنْ تَكُونَ سَجْدَةٌ أَطْوَلَ مِنْ سَجْدَةٍ
- 51بَابُ التَّكْبِيرِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السُّجُودِ
- 52بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَةِ الْأُولَى
- 53بَابُ الدُّعَاءِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 54بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ تِلْقَاءَ الْوَجْهِ
- 55بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 56بَابُ التَّكْبِيرِ لِلسُّجُودِ
- 57بَابُ الِاسْتِوَاءِ لِلْجُلُوسِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 58بَابُ الِاعْتِمَادِ عَلَى الْأَرْضِ عِنْدَ النُّهُوضِ
- 59بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عَنِ الْأَرْضِ قَبْلَ الرُّكْبَتَيْنِ
- 60بَابُ التَّكْبِيرِ لِلنُّهُوضِ
- 61بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 62بَابُ الِاسْتِقْبَالِ بِأَطْرَافِ أَصَابِعِ الْقَدَمِ الْقِبْلَةَ عِنْدَ الْقُعُودِ لِلتَّشَهُّدِ
- 63بَابُ مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الْجُلُوسِ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 64بَابُ مَوْضِعِ الْبَصَرِ فِي التَّشَهُّدِ
- 65بَابُ الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 66بَابُ التَّخْفِيفِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 67بَابُ: تَرْكِ التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
(12) Kitâb: Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)
بَابُ التَّطْبِيقِ
Yine Esved ve Alkame (radıyallahü anhümâ)’den rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Abdullah b. Mes’ud ile beraber onun evinde namaz kılmıştık, aramıza durdu, biz ellerimizi dizlerimiz üzerine koyunca, onları indirdi ve ellerimizi birbirine bitiştirip dizlerimiz arasına koydu ve şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i böyle yaparken gördüm.” (Dârimi, Salat: 68; Ebû Davud, Salat: 150)
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize namazı şöyle öğretti; Kalkıp tekbir aldı, rükû’a varacağında ellerini birleştirip iki dizi arasına koydu ve rükû’ yaptı. Bu hadîse Sa’d’a ulaşınca şöyle dedi: Kardeşim doğru yapmıştır. Biz böyle yapardık sonra rükû’da dizleri tutmakla emrolunduk. (Dârimi, Salat: 68; Ebû Davud, Salat: 150)
Mus’ab b. Sa’d (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babamın yanında namaz kıldım ve rükû’da ellerimi dizlerimin arasına koymuştum. Babam bana ellerini dizlerinin üzerine koy dedi. Bir başka sefer yine aynen yapmıştım da elime vurarak şöyle dedi: “Böyle yapmak bize yasaklandı, ellerimizi dizler üzerine koymakla emrolunduk.” (Dârimi, Salat: 68; Ebû Davud, Salat: 150)
Yine Mus’ab b. Sa’d (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Namaz kılıp rükû’da ellerimi iki dizimin arasına koymuştum da babam bana şöyle dedi: “Bu yaptığın şekilde önceden yapardık sonra ellerimizi dizlerimiz üzerine koymakla emrolunduk.” (Dârimi, Salat: 68; Ebû Davud, Salat: 150)
Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rükû’da elleri dizler üzerine koymak sünnet olmuştur, o halde sizler de rükû’da ellerinizi dizlerinize koyunuz.” (Tirmizî, Salat: 192)
Ebû Abdurrahman es Sulemi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer şöyle demiştir: “Sünnet olan rükû’da elleri dizler üzerine yapıştırmaktır.” (Tirmizî, Salat: 192)
بَابُ مَوَاضِعِ الرَّاحَتَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
Sâlim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebû Mes’ud (radıyallahü anh)’a geldik ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazından bahset dedik. Ebû Mes’ud aramız da kalkıp tekbir aldı, rükû’a vardığında avuçlarını dizleri üzerine koydu, parmaklarını da aşağıya doğru uzattı, dirseklerini de yanlarından açtı ve her organı yerli yerince durmuş oldu sonra, “Semiallahü limen hamideh” dedi ve tüm organları yerli yerinde olarak dimdik doğruldu…” (Ebû Davud, Salat: 150; Dârimi, Salat: 69)
بَابُ مَوَاضِعِ أَصَابِعِ الْيَدَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Size Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazı gibi bir namaz kıldırayım mı?” dedi. Biz de: “Evet” dedik. Kalktı namaza başladı, rükû’a vardığın da avuçlarını dizlerine dayadı, parmaklarını da aşağıya doğru koydu, koltuk altlarını açtı her organı yerli yerince oldu yani dümdüz durumda oldu sonra başını kaldırdı, dimdik oluncaya kadar doğruldu sonra secdeye varıp koltuklarını açtı, tüm organları secde vaziyetini aldı sonra doğruldu ve dimdik durdu sonra tekrar secdeye vardı, tüm organları secde vaziyeti almış oldu. Bunları dört rekatın hepsinde yaptı ve şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i böyle namaz kılarken ve bize de böyle namaz kıldırırken gördüm.” (Ebû Davud, Salat: 150; Dârimi, Salat: 69)
بَابُ التَّجَافِي فِي الرُّكُوعِ
Sâlim el Berrad (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Mes’ud şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl namaz kıldığını size göstereyim mi?” Biz de: “Evet” dedik. Kalkıp tekbir aldı, rükû’a varınca koltuklarını açtı ve her organı rükû’ vaziyeti aldı sonra başını rükû’dan kaldırdı ve böylece dört rekat kıldı ve: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu şekilde namaz kıldığını gördüm” dedi. (Dârimi, Salat: 69; Tirmizî, Salat: 193)
بَابُ الِاعْتِدَالِ فِي الرُّكُوعِ
Ebû Humeyd es Saidi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’a vardığında düzgün bir şekilde dururdu, başını ne kaldırır ne de eğerdi, ellerini de dizleri üzerine koyardı.” (Dârimi, Salat: 69; Tirmizî, Salat: 193)
Ali (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ipekli ve ipek karışımlı elbise giymeyi, altın yüzük kullanmayı, rükû’da iken Kur’an okumayı yasakladı.” (Tirmizî, Libas: 13; Ebû Davud, Libas: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yine Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), altın yüzük kullanmayı, her türlü ipek karışımlı ince ve kalın kumaşlardan elbise giymeyi ve rükû’da Kur’an okumaktan beni (sizi demiyorum) yasakladı.” (Tirmizî, Libas: 13; Ebû Davud, Libas: 11)
Ali (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle işitmiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni altın yüzük kullanmaktan ve her çeşit ipek karışımlı ince, kalın elbise giymekten ve rükû’da iken Kur’an okumaktan yasakladı.” (Tirmizî, Libas: 13; Ebû Davud, Libas: 11)
Yine Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Beni; ince ve kalın ipekli elbise ve ipek karışımlı elbise giymekten, altın yüzük kullanmaktan ve rükû’ anında Kur’an okumaktan yasakladı. (Tirmizî, Libas: 13; Ebû Davud, Libas: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
Huzeyfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kıldım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû’a vardı ve rükû’da: “Sübhane Rabbiyel azım” dedi. Secde de ise “Sübhane rabbiyel a’la” diyordu. (Ebû Davud, Salat: 152; Dârimi, Salat: 69)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çoğunlukla rükû’ ve secdelerinde; “Sübhaneke Rabbena ve bihamdike Allahümmağfirlî” derdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 20; Ebû Davud, Salat: 152)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’ yaparken: “Sübbuhun Kuddusun Rabbüna ve Rabbülmelaiketi verruh” derdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 20; Ebû Davud, Salat: 152)
Avf b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte gece namazı kılmaya kalktım, rükû’a vardığında Bakara sûresini okuyacak kadar bekliyor ve “Sübhane zil ceberûti vel meleküti vel kibriyai vel azameti” diyordu. (Ebû Davud, Salat: 152; Müslim, Salat: 42)
Ali b. ebi T ali b (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’ ettiğinde şöyle derdi: “Allahümme leke reka’tü ve leke eslemtü ve bike amentü haşea leke semî ve besari ve ızami ve muhhi ve asabi.” (Ebû Davud, Salat: 152; Müslim, Salat: 20)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû’ ettiğinde şöyle derdi: “Allahümme leke reka’tü ve bike amentü ve leke eslemtü ve aleyke tevekkeltü Ente Rabbi, haşea sem’i ve besari ve lahmi ve azmî ve asabî lillahi Rabbil alemin.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Muhammed b. Mesleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), nafile namaz kılarken rükû’a vardığında şöyle derdi: “Allahümme leke reka’tü ve bike amentü ve leke eslemtü ve aleyke tevekkeltü Ente Rabbi, haşea sem’i ve besarî ve lahmî, ve demî ve muhhî ve asabî lillahi Rabbil alemîn.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ الْأَمْرِ بِإِتْمَامِ الرُّكُوعِ
Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bahsediyordu ve şöyle dedi: “Rükû’ ve secdelerinizi tam yapın.” (Tirmizî, Salat: 208; Müslim, Salat: 38)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
Alkame b. Vail babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kıldım. Namaz başladığın da, rükû’ ederken ve semiallahü limen hamideh derken ellerini şöyle kaldırdığını gördüm. (Kays bunu söylerken elleriyle kulakları hizasını işaret ediyordu.) (Tirmizî, Salat: 190; Dârimi, Salat: 40)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ فُرُوعِ الْأُذُنَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bizzat kendisi, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i rükû’ ettiğinde ve rükû’dan başını kaldırdığında ellerini kulakları hizasına kadar kaldırdığını görmüştür.” (Dârimi, Salat: 41; Ebû Davud, Salat: 116)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından naklettiğine göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başlarken ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı, başını rükû’dan kaldırdığında yine aynı şekilde ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı. “Semiallahü limen hamideh” dediğinde; Rabbena lekel hamd derdi. İki secde arasında ellerini kaldırmazdı.” (Dârimi, Salat: 71; Ebû Davud, Salat: 116)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ مَا يَقُولُ الْإِمَامُ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başladığında ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı, rükû’a gitmek için tekbir aldığında ve rükû’dan başını kaldırdığında, aynı şekilde ellerini kaldırırdı ve sonra “Semiallahü limen hamideh, Rabbena ve lekel hamd” derdi secdelerde ise elini kaldırmazdı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 15; Dârimi, Salat: 71)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’dan başını kaldırdığında: “Allahümme Rabbena ve lekel hamd” derdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 15; Dârimi, Salat: 71)
بَابُ مَا يَقُولُ الْمَأْمُومُ
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir defa attan sağ yanı üzerine düşmüştü. Ashabı hasta ziyareti için geldiler, o arada da namaz vakti gelmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazını bitirince şöyle buyurdu: “İmam kendisine uyulan kimsedir. İmam rükû’ ettiğinde sizde rükû’ ediniz, rükû’dan başını kaldırınca sizde kaldırınız, imam “Semiallahü limen hamideh” deyince sizler “Rabbena ve lekel hamd” deyiniz.” (Dârimi, Salat: 44; Buhârî, Ezan: 51)
Rifaa b. Rafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kılıyorduk. Rükû’dan başını kaldırdığında “Semiallahü limen hamideh” dedi. Ardından namaz kılanlardan biri ise: “Rabbena ve lekel hamdü hamden kesîran tayyıben mübareken fîh” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı bitirince: “Az önce şu sözü söyleyen kimdi?” diye sordu. Bir adam da: “Benim Ey Allah’ın Rasûlü” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Vallahi otuzdan fazla melek gördüm, bu sözü hangimiz önce yazacak diye yarış ediyorlardı” buyurdu. (Dârimi, Salat: 44; Ebû Davud, Salat: 171)
بَابُ قَوْلِهِ: رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İmam “Semiallahü limen hamideh” dediğinde sizler “Rabbena ve lekel hamd” deyiniz. Kimin bu söylediği duası meleklerin duasına denk gelirse gecmiş günahları affedilir.” (Dârimi, Salat: 44; Buhârî, Ezan: 51)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in rükû’ ile rükû’dan başını kaldırması; secdeleri ve iki secde arasındaki süre birbirine yakındı.” (Ebû Davud, Salat: 147; Buhârî, Ezan: 51)
بَابُ مَا يَقُولُ فِي قِيَامِهِ ذَلِكَ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû’dan doğrulunca; “Semiallahü limen hamideh” dedikten sonra şöyle derdi: “Allahümme lekel hamdü mil’es semâvâti ve mil el ardı ve mil’e mâ şi’te min şey’in ba’dü.” (Müslim, Salat: 40; Müsned: 2314)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’dan sonra secde etmek üzere iken yani rükû’ ile secde arasında şöyle dua ederdi: “Allahümme Rabbenâ ve lekel hamd mil’essemâvâti ve mil’el ardı ve mil’e ma şi’te min şey’in ba’dü.” (Müslim, Salat: 40; Müsned: 2314)
Ebû Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’dan doğrulup “Semiallahü limen hamideh,” “Rabbena lekel hamd” dedikten sonra şöyle dua ederdi: “Mil’es semâvâti ve mil’el ardı ve mil’e mâ şi’te min şey’in ba’dü ehle’s Senâi vel mecdi hayru mâ kale’l abdu ve küllünâ leke abdün, lâ mânia limâa’tayte velâ yenfeu ze’l ceddi minke’l ceddü.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 18; Müslim, Salat: 40)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ الْقُنُوتِ بَعْدَ الرُّكُوعِ
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir ay süreyle rükû’dan sonra Ri’l, zekvan, Useyye, isimli kabilelere Allah ve Rasûlüne isyan ettiklerinden dolayı beddua edip kunut yaptı.” (Müslim, Mesacid: 54; Buhârî, Vitr: 7)
بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الصُّبْحِ
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’e sabah namazında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kunut yapıp yapmadığı soruldu. “Evet” dedi. Rükû’dan önce mi sonra mı denildi? “Sonra” dedi. (Müslim, Mesacid: 54; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 120)
İbn Sirin (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte sabah namazı kılanlardan bir kısmı bana şunları anlattı: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ikinci rekatta “Semiallahü limen hamideh” dedikten sonra bir süre dururdu.” (Ebû Davud, Salat: 245)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sabah namazının ikinci rekatında başını rükû’dan kaldırdığında şöyle derdi: “Allah’ım Velid b. Velid’i, Seleme b. Hişam’ı, Ayyaş b. ebi Rebia’yı ve Mekke’de zayıf kalan mü’minleri kurtar. Ey Allah’ım Mudar kabilesine büyük darbe indir Yusuf Peygamber zamanındaki kıtlık yılları gibi kıtlık ver.” (Müslim, Mesacid: 54; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 120)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazında rükû’dan doğrulup; “Semiallahü limen hamideh, Rabbena lekel hamd” dedikten sonra ayakta iken secdeye varmadan şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Velid b. Velid’i, Seleme b. Hişam’ı, Ayyaş b. ebi Rabia’yı ve mü’minlerden zayıf ve aciz olanları kurtar. Allah’ım! Mudar kabilesini daha beter et. İçinde bulundukları şu yılları Yusuf Peygamber zamanındaki kıtlık yılları gibi yap…” sonra tekbir alıp secdeye varırdı. Mudar kabilesinin o gün çölde oturanları Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e karşı idiler. (Müslim, Mesacid: 54; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 120)
بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الظُّهْرِ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Aranızda namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına en yakın olanınız benim.” Ebû Hüreyre öğle, yatsı ve sabah namazlarının son rekatlarında “Semiallahü limen hamideh” dedikten sonra mü’minlere dua eder kafirlere de lanet okurdu. (Müslim, Mesacid: 54; Buhârî, Vitir: 7)
بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الْمَغْرِبِ
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sabah ve akşam namazlarında kunut yapardı. (Müslim, Mesacid: 54; Buhârî, Vitir: 7)
بَابُ اللَّعْنِ فِي الْقُنُوتِ
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir ay boyunca namazlarında kunut yaptı. Şu’be diyor ki: Kunutunda bazı adamlara lanet okudu. Hişam’da der ki: Arap kabilelerinden bazı kabilelere beddua ederdi. Daha sonra, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); rükû’dan sonra bunu terk etti. Bu söz Hişam’a aittir. Şu’be, Katade ve Enes’ten naklederek diyor ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir ay müddetle kunut yaptı Ri’l, Zekvân ve lihyan kabilelerine lanet etti. (Müslim, Mesacid: 54; Buhârî, Vitir: 7)
بَابُ لَعْنِ الْمُنَافِقِينَ فِي الْقُنُوتِ
Sâlim (radıyallahü anh)’in babası Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i sabah namazının son rekatında rükû’dan başını kaldırınca şöyle dediğini duymuştur. Allah’ım falan ve filana lanet et diyerek münafıkların ismini saymıştır. Bunun üzerine Allah Âl-i İmrân sûresi 128. ayetini indirmiştir. (Buhârî, Vitir: 7; Tirmizî, Salat: 194)