Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) gece kıldığı namazlarında Kur’an okuduğu secdelerinde şöyle derdi: “Yüzüm ve özüm kendisini yaratan, kulak ve göz veren. Verdiği güç ve kuvvetiyle Allah’a secde etti.” (Tirmizî, Dua: 32; Müsned: 22895)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 12 · Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)Konum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ التَّطْبِيقِ
- 2بَابُ مَوَاضِعِ الرَّاحَتَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
- 3بَابُ مَوَاضِعِ أَصَابِعِ الْيَدَيْنِ فِي الرُّكُوعِ
- 4بَابُ التَّجَافِي فِي الرُّكُوعِ
- 5بَابُ الِاعْتِدَالِ فِي الرُّكُوعِ
- 6بَابُ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
- 7بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي الرُّكُوعِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِإِتْمَامِ الرُّكُوعِ
- 9بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 10بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ فُرُوعِ الْأُذُنَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 11بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ حَذْوَ الْمَنْكِبَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ الرُّكُوعِ
- 12بَابُ مَا يَقُولُ الْإِمَامُ إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ
- 13بَابُ مَا يَقُولُ الْمَأْمُومُ
- 14بَابُ قَوْلِهِ: رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ
- 15بَابُ مَا يَقُولُ فِي قِيَامِهِ ذَلِكَ
- 16بَابُ الْقُنُوتِ بَعْدَ الرُّكُوعِ
- 17بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الصُّبْحِ
- 18بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الظُّهْرِ
- 19بَابُ الْقُنُوتِ فِي صَلَاةِ الْمَغْرِبِ
- 20بَابُ اللَّعْنِ فِي الْقُنُوتِ
- 21بَابُ لَعْنِ الْمُنَافِقِينَ فِي الْقُنُوتِ
- 22بَابُ تَبْرِيدِ الْحَصَى لِلسُّجُودِ عَلَيْهِ
- 23بَابُ التَّكْبِيرِ لِلسُّجُودِ
- 24بَابُ كَيْفَ يَخِرُّ لِلسُّجُودِ
- 25بَابُ: رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلسُّجُودِ
- 26بَابُ أَوَّلِ مَا يَصِلُ إِلَى الْأَرْضِ مِنَ الْإِنْسَانِ فِي سُجُودِهِ
- 27بَابُ وَضْعِ الْيَدَيْنِ مَعَ الْوَجْهِ فِي السُّجُودِ
- 28بَابُ عَلَى كَمِ السُّجُودُ
- 29بَابُ السُّجُودِ عَلَى الرُّكْبَتَيْنِ
- 30بَابُ السُّجُودِ عَلَى الْقَدَمَيْنِ
- 31بَابُ نَصْبِ الْقَدَمَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 32بَابُ فَتْحِ (¬١) أَصَابِعِ الرِّجْلَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 33بَابُ: مَكَانِ الْيَدَيْنِ مِنَ السُّجُودِ
- 34بَابُ النَّهْيِ عَنْ بَسْطِ الذِّرَاعَيْنِ فِي السُّجُودِ
- 35بَابُ صِفَةِ السُّجُودِ
- 36بَابُ التَّجَافِي فِي السُّجُودِ
- 37بَابُ الِاعْتِدَالِ فِي السُّجُودِ
- 38بَابُ: إِقَامَةِ الصُّلْبِ فِي السُّجُودِ
- 39بَابُ النَّهْيِ عَنْ نَقْرَةِ الْغُرَابِ
- 40بَابُ النَّهْيِ عَنْ كَفِّ الشَّعَرِ فِي السُّجُودِ
- 41بَابُ مَثَلِ الَّذِي يُصَلِّي، وَرَأْسُهُ مَعْقُوصٌ
- 42بَابُ السُّجُودِ عَلَى الثِّيَابِ
- 43بَابُ الْأَمْرِ بِإِتْمَامِ السُّجُودِ
- 44بَابُ النَّهْيِ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِي السُّجُودِ
- 45بَابُ الْأَمْرِ بِالِاجْتِهَادِ فِي الدُّعَاءِ فِي السُّجُودِ
- 46بَابُ الدُّعَاءِ فِي السُّجُودِ
- 47بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي السُّجُودِ
- 48بَابُ ثَوَابِ مَنْ سَجَدَ لِلهِ ﷿ سَجْدَةً
- 49بَابُ مَوْضِعِ السُّجُودِ
- 50بَابُ: هَلْ يَجُوزُ أَنْ تَكُونَ سَجْدَةٌ أَطْوَلَ مِنْ سَجْدَةٍ
- 51بَابُ التَّكْبِيرِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السُّجُودِ
- 52بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَةِ الْأُولَى
- 53بَابُ الدُّعَاءِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 54بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ تِلْقَاءَ الْوَجْهِ
- 55بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 56بَابُ التَّكْبِيرِ لِلسُّجُودِ
- 57بَابُ الِاسْتِوَاءِ لِلْجُلُوسِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَتَيْنِ
- 58بَابُ الِاعْتِمَادِ عَلَى الْأَرْضِ عِنْدَ النُّهُوضِ
- 59بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عَنِ الْأَرْضِ قَبْلَ الرُّكْبَتَيْنِ
- 60بَابُ التَّكْبِيرِ لِلنُّهُوضِ
- 61بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 62بَابُ الِاسْتِقْبَالِ بِأَطْرَافِ أَصَابِعِ الْقَدَمِ الْقِبْلَةَ عِنْدَ الْقُعُودِ لِلتَّشَهُّدِ
- 63بَابُ مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الْجُلُوسِ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 64بَابُ مَوْضِعِ الْبَصَرِ فِي التَّشَهُّدِ
- 65بَابُ الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 66بَابُ التَّخْفِيفِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
- 67بَابُ: تَرْكِ التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
(12) Kitâb: Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)
بَابُ الدُّعَاءِ فِي السُّجُودِ
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i yatağımda bulamadım, bulduğumda ayaklarının üst tarafı kıbleye dönük vaziyette secde durumundaydı ve şöyle dua ediyordu: “Rabbim! Gazabından rızana, azabından affına, senden Sana sığınırım, Sana gerçek şekilde hamd ve senâda bulunamam. Sen kendini övdüğün gibisin.” (Müslim, Salat: 42; Ebû Davud, Salat: 152)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i yatağımda bulamadım, diğer hanımlarından birinin yanına gitmiş zannettim, araştırdım. Birde ne göreyim rükû’ ve secde ediyor ve şöyle dua ediyordu: “Allah’ım! Seni hamd-ü senâ ile tesbih ederim. Senden başka ilâh yoktur.” Bu durumu Aişe görünce: “Anam babam sana feda olsun, ben Senin hakkında ne düşünüyordum Sen ise ne yapıyorsun” dedi. (Müslim, Salat: 42)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), rükû’ ve secdelerinde şöyle dua ederdi: “Sübbuhun, Kuddüsün, Rabbuna ve Rabbül melaiketi verruh.” (Müslim, Salat: 42; Müsned: 24009)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Şu gençten -yani Ömer b. Abdulaziz’den- daha çok namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına benzeyen birini görmedim. Said b. Cübeyr diyor ki: “Rükû’ ve secdeler de onar defa tesbih ettiğini tahmin ettik.” (Ebû Davud, Salat: 154; Müsned: 12200)
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي تَرْكِ الذِّكْرِ فِي السُّجُودِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kulun, Allah’a en yakın olduğu zaman secdede olduğu andır. Bu sebeple secdelerde çok dua edin.” (Ebû Davud, Salat: 152; Müslim, Salat: 43)
Rabia b. Ka’b el Eslemî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in abdest suyunu getirir ve ihtiyacını görürdüm. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Benden ne istersin?” buyurdu. Ben de: “Cennet’te seninle arkadaş olmayı isterim” dedim. “Başka bir isteğin yok mudur?” dedi. Ben de: “Sadece budur” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “İstediğin şeyin gerçekleşmesi için çok secde ederek bana yardımcı ol.” (Müslim, Salat: 43; Ebû Davud, Salat: 152)
بَابُ ثَوَابِ مَنْ سَجَدَ لِلهِ ﷿ سَجْدَةً
Ma’dan b. Talha el Ya’murî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hizmetçisi Sevban’la karşılaştım ve ona: “Bana fayda verecek ve beni Cennet’e sokacak bir iş söyle” dedim. Biraz durakladı ve bana dönerek şöyle dedi: Secdeleri artırmaya bak çünkü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duydum şöyle diyordu: “Allah için secde eden her kulu Allah, her secdesine karşılık bir derece yükseltir ve bir günahını siler.” Ma’dan diyor ki: “Daha sonra Ebu’d Derda’ya rastladım, Sevban’a sorduğum şeyi ona da sordum şöyle dedi: Secdelerini çoğaltmaya bak çünkü ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duydum şöyle diyordu: “Allah için bir secde edeni Allah, bir derece yükseltir ve bir günahını siler.” (Müslim, Salat: 43; Müsned: 21336)
بَابُ مَوْضِعِ السُّجُودِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: هَلْ يَجُوزُ أَنْ تَكُونَ سَجْدَةٌ أَطْوَلَ مِنْ سَجْدَةٍ
Abdullah b. Şeddat (radıyallahü anh), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir yatsı namazında Hasan ve Hüseyin’i kucağında taşıyarak mescide geldi ileriye geçti. Çocuğu bırakıp tekbir alarak namaza durdu. Secdeyi çok uzattı. Babam diyor ki: Başımı kaldırdım bir de ne göreyim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) secdede çocukta O’nun sırtında… tekrar başımı indirip secdeye döndüm. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazı bitirince, cemaat: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen namaz içindeki secdelerden birini o kadar uzattın ki ya bir iş geldi başına veya vahiy geliyor zannettik” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Dediklerinizden hiç biri olmadı fakat torunum sırtıma çıkmıştı o inmeden secdeden kalkmayı hoş bulmadım” buyurdu. (Müsned: 15456)
بَابُ التَّكْبِيرِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السُّجُودِ
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm, namazın her iniş ve kalkışında ve oturuşunda tekbir alırdı sonunda sağına ve soluna “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi” derdi. Selâm verirken sağa sola o derece dönerdi ki yanağının beyazlığı gözükürdü. Abdullah diyor ki: Ebu Bekir ve Ömer’i de gördüm namaz da aynı şekilde yapıyorlardı. (Tirmizî, Salat: 190; Dârimi, Salat: 40)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَةِ الْأُولَى
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlayacağında ellerini kaldırır, rükû’ ederken aynı şekilde yapar. Secdeden başını kaldırınca yine aynen böyle yapardı. Yani tüm rekatlarda aynı şekilde ellerini kaldırırdı. (Ebû Davud, Salat; 114; Dârimi, Salat: 41)
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından aktardığına göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başlarken tekbir alır ve ellerini kaldırırdı. Rükû’ ederken ve rükû’dan başını kaldırırken de yine ellerini kaldırırdı, iki secde arasında ellerini kaldırmazdı. (Ebû Davud, Salat: 114; Dârimi, Salat: 71)
بَابُ الدُّعَاءِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
Huzeyfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi; Kalktı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına varıp nasıl namaz kıldığını öğrenmek üzere yanına dikildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allahüekber zülmelekûti vel ceberuti vel kibriyai vel azameti” diyerek namaza başladı sonra Bakara sûresinden bir miktar okudu ve rükû’a vardı, rükû’su da kıyamı kadar uzundu, rükû’ esnasında: “Sübhane Rabbiyel azîm” dedi. Rükû’dan başını kaldırınca: “Li rabbil hamdü li rabbil hamdü” dedi. Secdelerde ise: “Sübhane rabbiyel a’lâ, Sübhane rabbiyel a’lâ” diyordu. İki secde arasında ise: “Rabbiğfirlî, Rabbiğfirlî” diyordu. (Dârimi, Salat: 76; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 23)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ تِلْقَاءَ الْوَجْهِ
Nadr b. Kesir, Ebu Sehl el Ezdi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Tavus, Mina’daki Mescid-i Hayf’ta yanımda namaz kıldı, ilk secdeden başını kaldırdığında ellerini yüzüne doğru kaldırıyordu. Ben bunu hoş karşılamadım ve Vüheyb b. H ali d’e şu adam kimsenin yapmadığı bir şey yapıyor” dedim. Vüheyb’te ona: “Hiç kimsede görmediğimiz bir şeyi yapıyorsun” dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Tavus şöyle dedi: “Babamın böyle yaptığını gördüm; babam Abdullah b. Abbas’ın böyle yaptığını görmüş.” Abdullah b. Abbas’ta: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını gördüm” demiştir. (Ebû Davud, Salat: 117)
بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ
Meymune (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), secde ettiğinde karnını yerden o derece kaldırır ve kollarını açardı ki arkasından koltuk altlarının beyazlığı görünürdü. Oturduğunda da sol uyluğu üzerine otururdu. (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 49; Tirmizî, Salat: 206)
Bera b. Azib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazındaki rükû’u, secdesi, kıyamı, rükû’dan sonraki kıyamı ve iki secde arasındaki oturuşu aynı uzunluktaydı.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 46; Ebû Davud, Salat: 147)
بَابُ التَّكْبِيرِ لِلسُّجُودِ
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), her eğiliş ve doğrulmada, her ayağa kalkış ve oturuşta tekbir alırdı. Ebu Bekir, Ömer ve Osman da aynı şekilde yaparlardı. (Dârimi, Salat: 40; Tirmizî, Salat: 177)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başlıyacağında tekbir alırdı, rükû’ edeceğinde yine tekbir alırdı. Rükû’dan başını kaldırdığında: “Semiallahü limen hamideh” der rükû’dan kalkıp belini doğrultunca da “Rabbena lekel hamd” der. Sonra secdeye eğilirken tekrar tekbir alır sonra secdeden başını kaldırırken yine tekbir alır sonra secdeye giderken tekrar tekbir alır, secdeden başını kaldırırken tekrar tekbir alır, namazını bitirinceye kadar tüm rekatlerde aynen yapardı, ikinci rekatin oturuşundan sonra kalkarken yine tekbir alırdı. (Tirmizî, Salat: 177; Dârimi, Salat: 40)
بَابُ الِاسْتِوَاءِ لِلْجُلُوسِ عِنْدَ الرَّفْعِ مِنَ السَّجْدَتَيْنِ
Ebu Kılabe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Süleyman M ali k b. Huveyris bizim mescide geldi ve: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl namaz kıldığını gördüğüm gibi size de göstermek istiyorum” dedi. Sonra namaza başladı ve ilk rekatın son secdesinden başını kaldırınca oturur. ( Sonra ikinci rekata kalkardı) (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 59; Tirmizî, Salat: 177)
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaz kılarken gördüm; ilk rekatın son secdesinin kıyama kalkarken oturur duruma gelir ve diğer rekata kalkardı. (Tirmizî, Salat: 212; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 64)
بَابُ الِاعْتِمَادِ عَلَى الْأَرْضِ عِنْدَ النُّهُوضِ
Ebu Kılabe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: M ali k b. Huveyris bize gelir ve: “Size Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazını anlatıp göstereyim mi?” derdi. Namaz vakti olmadığı halde bile bize göstermek için namaz kılardı, ikinci secdeden başını kaldırdığında önce oturur sonra ayağa kalkardı, kalkarken de elleriyle yere dayanırdı. (Tirmizî, Salat: 212; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 63)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ عَنِ الْأَرْضِ قَبْلَ الرُّكْبَتَيْنِ
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm, secde edeceğinde ellerinden önce dizlerini yere koyardı. Kalkarken de dizlerinden önce ellerini kaldırırdı.” (Dârimi, Salat: 74; Ebû Davud, Salat: 141)
بَابُ التَّكْبِيرِ لِلنُّهُوضِ
Ebu Seleme (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Ebu Hüreyre onlara namaz kıldırırdı. Namaz kıldırırken her iniş ve kalkışta tekbir alırdı. Namazını bitirince de şöyle derdi: “Vallahi içinizde namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e en çok benzeyeni benim.” (Tirmizî, Salat: 192; Dârimi, Salat: 74)
Ebu Bekir b. Abdurrahman ve Ebu Seleme b. Abdurahman (radıyallahü anhümâ) ikisi birden Ebu Hureyre’nin arkasında namaz kıldılar. Ebu Hüreyre rükû’a vardığında tekbir alır, başını rükû’dan kaldırdığında “Semiallahü limen hamideh, Rabbena ve lekel hamd” derdi sonra secdeye giderken yine tekbir alır, secdeden kalkarken tekrar tekbir alır, ikinci rekate kalkarken de tekrar tekbir alır ve şöyle derdi: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki, aranızda namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e en çok benzeyen benim. Bu dünyadan ayrılıncaya kadar O’nun namazı aynen böyleydi.” (Tirmizî, Salat: 132; Dârimi, Salat: 74)
بَابُ: كَيْفَ الْجُلُوسُ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) babasından naklediyor ve şöyle diyor: “Sol ayağını yatırıp sağ ayağını dikerek oturmak namazın sünnetlerindendir.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 64; Müslim, Mesacid: 22)
بَابُ الِاسْتِقْبَالِ بِأَطْرَافِ أَصَابِعِ الْقَدَمِ الْقِبْلَةَ عِنْدَ الْقُعُودِ لِلتَّشَهُّدِ
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: “Sağ ayağı dikip kıbleye döndürmek ve sol ayak üzerine oturmak namazın sünnetlerindendir.” ( Buhârî, Sıfatü’s Salat: 64; Müslim, Mesacid: 22)
بَابُ مَوْضِعِ الْيَدَيْنِ عِنْدَ الْجُلُوسِ لِلتَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelmiştim, namaz kıldığını gördüm. Namaza başlarken ellerini omuzları hizasına kadar kaldırıyordu, rükü etmek istediğinde tekrar tekbir alıyor, ikinci rekattan sonra oturacağında sol ayağını yatırıp sağ ayağını dikiyor, sağ elini sağ uyluğu üzerine koyuyor ve dua için parmaklarını dikiyordu, sol elini de sol uyluğu üzerine koyuyordu. Ravi diyor ki: Ertesi yıl ğeldiğimde ellerini kulaklarından daha yukarıya kaldırdığını gördüm. (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)
بَابُ مَوْضِعِ الْبَصَرِ فِي التَّشَهُّدِ
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre; bizzat kendisi, teşehhüdde iken eliyle çakıl taşlarını oynadığını gördü. Namazı bitince ona: “Ellerinle çakıl taşlarını oynama; çünkü bu yaptığın şeytan işidir. Fakat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığı gibi yap” dedi. Bunun üzerine o adam: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne yapıyordu?” diye sordu. Abdullah b. Ömer’de şu cevabı verdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) teşehhüdde sağ elini sağ uyluğu üzerine koydu ve şahadet parmağını kıbleye doğru uzattı, gözlerini de parmağına veya o tarafa dikti ve; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in işte böyle yaptığını gördüm” dedi. (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)
بَابُ الْإِشَارَةِ بِالْأُصْبُعِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
Amir b. Abdullah b. Zübeyr (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) iki veya dört rekatın sonunda oturduğunda ellerini dizleri üzerine koyar sonra parmağıyla işaret ederdi.” (Müslim, Mesacid: 21; Dârimi, Salat: 83)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), iki rekatta bir oturduğumuzda şunu okumamızı öğretirdi.(Tahiyyat duası) “Dilimizle vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler ondan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed! Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Dârimi, Salat: 84; Müslim, Salat: 16)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz her iki rekatın sonunda Rabbimizi tekbir, tesbih ve tahmidden başka bir şey ile yüceltmiyorduk. Fakat Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) bize hayrın başını ve sonunu yani tamamını bize öğretti ve buyurdu ki: Her iki rekattan sonra oturduğunuzda; (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve Peygamberidir. “Herkes hoşuna giden duayı yapmakta serbesttir. Bu sebeple teşehhüdde Allah’a dua edin.” (Dârimi, Salat: 84; Müslim, Salat: 16)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdik, hiçbir şey bilmiyorduk. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize namazdaki her oturuşta şu duayı okumamızı öğretti: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed! Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed, Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Müslim, Salat: 16)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bizler namaz kılarken ne okuyup söyleyeceğimizi bilmiyorduk. Özlü konuşan Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize her şeyi öğretti ve Teşehhüdde şöyle söylememizi öğretti: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur, tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberidir.” Ubeydullah diyor ki: Zeyd; Hammad’dan, İbrahim’den, Alkame’den rivâyet ederek şöyle demiştir: “Abdullah b. Mes’ud bize Kur’an öğrettiği gibi bu duaları da öğretti.” (Müslim, Salat: 16; Dârimi, Salat: 84)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kılarken; “Esselâmü alallah, Esselâmü ala Cibril, Esselâmü ala Mikail” derdik. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Esselâmü alallah demeyin çünkü; Allah kendisi selâmdır. Fakat şöyle söyleyin: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti Senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed, Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Müslim, Salat: 16; Dârimi, Salat: 84)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kılarken; “Esselâmü alallah, Esselâmü ala Cibril, Esselâmü ala Mikail” derdik. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Esselâmü alallah demeyin çünkü; Allah kendisi selâmdır. Fakat şöyle söyleyin: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve Selâmeti senin üzerine olsun yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed, Allah’ın kulu ve peygamberidir.” (Müslim, Salat: 16; Dârimi, Salat: 84)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) teşehhüdde şöyle derdi: (Tahiyyat duası) “Dilimizle, vücudumuzla ve tüm mallarımızla yapılan ibadetlerin hepsi sadece Allah’a mahsustur. Tüm kulluk ve ibadetler O’ndan başkasına yapılamaz. Ey son Peygamber olan Muhammed, Allah’ın rahmeti, bereketi, selâm ve selâmeti senin üzerine olsun. Yine Allah’ın selâm ve saadeti bizim üzerimize ve Allah’ın hayırlı ve iyi işler işleyen kullarına olsun. Ben kabul eder ve şahitlik yaparım ki Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. Yine kabul eder ve şahitlik yaparım ki Muhammed, Allah’ın kulu ve Peygamberidir.” (Müslim, Salat: 16; Dârimi, Salat: 84)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ التَّخْفِيفِ فِي التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ: تَرْكِ التَّشَهُّدِ الْأَوَّلِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.