İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’den çıkarılınca, Ebu Bekir şöyle dedi: “Müşrikler kendilerine gönderilen Peygamberi Mekke’den çıkardılar. Biz, Allah için varız ve dönüp dolaşıp O’na varacağız ama onlar mutlaka helak olacaklar.” Bunun üzerine hac sûresi 39. ayeti nazil oldu: “Kendileriyle savaşa girişen mü’minlere zulme uğramalarından dolayı savaş izni verildi. Şüphesiz Allah, o mü’minlere yardım ulaştıracak güçtedir.” Ebu Bekir diyor ki: “Bu ayet nazil olunca ileride mutlaka bir savaş olacağını anladım.” İbn Abbas diyor ki: “Savaş hakkında ilk inen ayet budur.” (Bkz. 15/94, 16/125, 2/191, 9/5, 2/244) (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 23)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 25 · CihâdKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْجِهَادِ
- 2بَابٌ: الْغُزَاةُ وَفْدُ اللهِ تَعَالَى
- 3بَابُ: مَا تَكَفَّلَ اللهُ ﷿ لِمَنْ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِهِ
- 4بَابُ ثَوَابِ السَّرِيَّةِ الَّتِي تُخْفِقُ
- 5بَابُ فَضْلِ مَنْ أَنْفَقَ زَوْجَيْنِ فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿
- 6بَابُ: مَنْ كُلِمَ فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿
- 7بَابُ: مَنْ قَاتَلَ فِي سَبِيلِ اللهِ فَارْتَدَّ عَلَيْهِ سَيْفُهُ فَقَتَلَهُ
- 8بَابُ تَمَنِّي الْقَتْلِ فِي سَبِيلِ اللهِ تَعَالَى
(25) Kitâb: Cihâd
بَابُ وُجُوبِ الْجِهَادِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben cevami-ul kelim = az kelimelerle çok mana ifade eden bir konuşma tarzı ile veya Kur’an ile gönderildim. Allah, düşmanların kalbine korku salarak bana yardım etti. Bir defasında ben uyuyordum; yeryüzü hazinelerinin anahtarları getirildi ve elime verildi.” Ebu Hüreyre dedi ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ahirete göçtü gitti siz hala dünyalık toplamakla meşgulsünüz.” (Buhârî, Cihad: ve Siyer: 121; Müslim, Salatül Müsafirin: 34)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cevami-ul Kelim = Az sözle çok şey ifade edecek bir konuşma tarzı ile veya Kur’an ile gönderildim. Allah düşmanların kalbine korku salarak bana yardım etti. Bir keresinde ben uyuyordum; yer yüzü hazinelerinin anahtarları getirilip avucuma konuldu.” Ebu Hüreyre diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ahirete göçtü gitti siz hala dünyalık peşinde koşturup durmaktasınız.” (Buhârî, Cihad: ve Siyer: 121; Müslim, Salatül Müsafirin: 34)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” deyip iman ederse, malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı hesabını Allah görecektir.” (Buhârî, Zekat: 1; Tirmizî, İman: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edince Ebu Bekir h ali fe oldu. Araplardan bir kısmı zekat vermek istemeyip, dinden dönerek, irtidad edip kafir oldular. Ebu Bekir de ordu hazırlayıp onlarla savaşacağını bildirince, Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir onlara karşı nasıl savaşabiliriz? Halbuki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu: “İnsanlar “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallah derse, o kimse malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir.” Ebu Bekir şöyle dedi: “Namazla zekatı birbirinden ayıranlarla mutlaka savaşacağım çünkü zekat malî bir yükümlülüktür. Vallahi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e zekat olarak verdikleri bir dişi oğlağı bana vermezlerse bundan dolayı onlarla savaşırım.” Bunun üzerine Ömer: “Vallahi anladım ki h ali fenin savaş konusundaki bu kararı, Allah’ın Ebu Bekir’in gönlüne verdiği bir genişlikten dolayıdır. Bu sebeple Ebu Bekir’in hak yolda olduğunu ve savaşın da hak olduğunu bildim.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat edince Ebu Bekir onun yerine geçti. Zekat vermemek için Araplardan bir kısmı dinden dönerek irtidat edip kafir oldular. Ebu Bekir de onlara savaş açacağını söyleyince Ömer şöyle dedi: “Ey Ebu Bekir! Onlarla nasıl savaşabiliriz?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle dememiş miydi: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim, “Lâ ilâhe illallah” derse, o kimse malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebu Bekir mürtedlerle savaşmak için ordu toplayınca Ömer dedi ki: “Ey Ebu Bekir! Bu İnsanlarla nasıl savaşabiliriz? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuyor mu: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar onlarla savaş etmekle emrolundum. Kim “Lâ ilâhe illallah” derse, o kimse malını ve canını Benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesabını Allah görecektir” Bunun üzerine Ebu Bekir şöyle dedi: “Namazla zekatı birbirinden ayıranlarla mutlaka savaşacağım çünkü zekat, malî bir yükümlülüktür. Vallahi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e zekat olarak verdikleri bir dişi oğlağı bana vermezlerse, bundan dolayı onlarla mutlaka savaşacağım. Ömer dedi ki: Vallahi anladım ki h ali fenin savaş konusundaki bu kararı Allah’ın onun gönlüne verdiği bir genişlikten dolayıdır. Bu sebeple Ebu Bekir’in hak yolda olduğunu ve savaşmanın da hak olduğunu anladım ve bildim. (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den haber verildiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanlarla “Lâ ilâhe illallah” deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim, o sözü söylerse, malını ve canını benden kurtarmış olur. Ancak Allah’ın yasalarına göre yapıp yapmayacağı şeylerden dolayı insanların hesaplarını Allah görecektir.” (Tirmizî, İman: 1; Buhârî, Zekat: 1)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müşriklere karşı mallarınızla, ellerinizle ve dillerinizle gayret edip savaşın.” (Dârimi, Cihad: 38; Ebû Davud, Cihad: 4)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim savaşmadan ve savaş için niyetlenmeden ölürse münafık gibi ölür.” (Çünkü o münafıklar ne savaşa çıkmak isterler ne de savaş için hazırlık yaparlardı.) (Dârimi, Cihad: 38; Ebû Davud, Cihad: 4)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle işittiğini haber vermiştir. “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki: Benden ayrı kalmaya razı olmayan mü’minler olmasaydı ve ben de onlara fazla yük olacağını bilmeseydim, Allah yolunda yapılacak hiçbir savaş ve seriyyeden geri kalmazdım. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki; Allah yolunda ölüp tekrar dirilmeyi tekrar ölüp tekrar dirilmeyi tekrar ölüp tekrar dirilmeyi ve tekrar ölmeyi çok isterdim.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 7; Müslim, İmara: 28)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sehl b. Sa’d (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mervan’ın mescidde oturduğunu gördüm, vardım yanına ben de oturdum. Mervan bize Zeyd b. Sabit’in aktardığı şu olayı anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Zeyd b. Sabit’e yeni nazil olan Nisâ sûresi 95. ayetini yazdırıyordu. Bu arada Ümmü Mektum geldi. Ben ayeti yazıyordum ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cihad yapmaya gücüm yetse mutlaka cihad ederdim. Kendisi gözleri görmeyen a’ma birisiydi. Bu esnada Allah, Rasûlüne tekrar vahyetti. O sırada dizi benim dizimin üstündeydi, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dizi o derece ağırlaştı ki dizim kırılacak sandım sonra bu durum geçti, vahiy gelmesi bitmişti. Allah bu anda: “Bir mazeretleri olmaksızın” bölümünü indirmişti. (Buhârî, Tefsir: 91; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 5)
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) mâna olarak şöyle söyledi: “Bir levha ve kürek kemiği getirin nazil olan şu ayeti yazın: (Nisâ 95) O anda; Amr b. Ümmü Mektum, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasındaydı ve: “Benim için izin var mı?” Diye sordu. Bunun üzerine ayetin “Bir mazeretleri olmaksızın” bölümü indirildi. (Buhârî, Tefsir: 91; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 5)
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Nisâ sûresi 95. ayeti nazil olduğunda a’ma olan Ümmü Mektum, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelmişti. Ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim durumum ne olacak? Ben a’mayım” demişti. Çok geçmeden “Bir mazeretleri olmaksızın” bölümü nazil oldu. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 5; Buhârî, Tefsir: 91)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kimse Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelip, cihada katılmak için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den izin istemişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Anne ve baban sağ mıdır?” Diye sordu. O da: “Evet” deyince: “O ikisinin rızasını kazanma yolunda gayret et” buyurdu. (Buhârî, Cihad ve Siyer: 137; Tirmizî, Cihad: 2)
Muaviye b. Cahime es Selemî (radıyallahü anh), Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Savaşa katılmak istiyorum, bu işi sizinle istişare etmeye geldim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Annen sağ mıdır?” Diye sordu. O da: “Evet” deyince: “Öyleyse annene hizmet et çünkü Cennet onların ayakları altındadır.” (İbn Mâce, Cihad: 12)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanların en hayırlısı kimdir?” Diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Mal ve canıyla Allah yolunda savaşandır” buyurdu. Adam: “Sonra kimdir?” Diye sorunca; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kenar ve kıyı semtlere kaçıp kendi şerrinden insanları koruyan ve gereği şekilde Allah’a kulluk yapan kimsedir” buyurdu. (Buhârî, Cihad ve Siyer: 2; Tirmizî, Fedailül Cihad: 24)
Ebu Said el Hudri (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Tebük savaşı olduğu yıl Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), sırtını devesine dayayıp insanlara bir konuşma yaparak şöyle buyurdu: “Size insanların en hayırlısı ile en şerlisini haber vereyim mi? En hayırlı kimse ölünceye kadar atının veya devesinin sırtında veya yaya olarak Allah yolunda gayret eden kimsedir. En şerli kimse ise; Allah’ın Kitab’ını okuyup da gerekenleri yerine getirmeyen kimsedir.” (Müsned: 11124)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Allah’ın azabından korkarak gözyaşı döken bir kimseyi süt memeye tekrar girinceye kadar Cehennem ateşi yakmaz. Allah yolunda savaşan kimsenin çıkardığı toz ile Cehennem ateşinin dumanı Müslüman bir kişinin burnunda asla bir araya gelmez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın azabından korkarak gözyaşı döken bir kimse süt memeye tekrar girinceye kadar ateş o kimseyi yakmaz. Allah’ın dinini yeryüzünde hâkim kılmak için gayret eden kimsenin çıkardığı toz ile Cehennem dumanı bir araya gelmez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Bir kafiri öldürüp sonra da Müslümanca yaşamaya devam edip, Müslümanca ölen kimse; o kafirle beraber Cehennemde olmaz. Allah yolunda gayret ederken çıkarılan toz ile Cehennem ateşi bir araya toplanmaz. Kulun kalbinde iman ile hased bir arada olamaz.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda gayret ederken çıkarılan toz ile Cehennem dumanı bir kulda asla birleşmez. İman ile cimrilik mü’min bir kimsenin kalbinde asla birleşmez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda gösterilen her türlü çabadan dolayı çıkarılan toz ile Cehennem dumanı bir kulun yüzünde asla bir araya gelemez. İman ile cimrilikte bir kulun kalbinde asla bir araya gelemez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda gösterilen her türlü çabadan dolayı çıkarılan toz ile Cehennem dumanı mü’min bir kul üzerinde bir arada olamaz. İman ve cimrilik bir mü’minin kalbinde asla bir araya gelemez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın dini yeryüzünde hâkim olsun için gösterilen çabadan dolayı çıkarılan toz ile Cehennem dumanı hiçbir şekilde bir mü’min üzerinde bir araya gelemez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın dini yolunda sarfedilen çabadan dolayı çıkarılan toz ile Cehennem dumanı bir Müslüman’ın burnunda birleşmez. Yine bir Müslüman’ın kalbinde iman ve cimrilik bir arada bulunamaz.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Allah Müslüman bir kimse üzerinde kendi yolunda çalışırken çıkarılan toz ile Cehennem dumanını birleştirmez. Yine Allah Müslüman bir kimsenin kalbinde imanla birlikte her türlü cimriliği de bir araya getirmez.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 8; Dârimi, Cihad: 8)
Yezid b. Ebu Meryem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben, Cuma namazına giderken Abaye b. Rafi’ bana yetişti ve şöyle dedi: “Müjdeler sana! Senin attığın şu adımlar Allah yolundadır. Ebu Abs’ten duydum şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa onu yakmak ateşe haramdır.” (Tirmizî, Cihad: 7; Buhârî, Cihad ve Siyer: 17)
Ebu Reyhane (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah yolunda uykusuz kalan göze ateş haram kılınmıştır.” (Dârimi, Cihad: 11; Müsned: 16581)
Sehl b. Sa’d (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sabah erken vakitlerde ve akşamleyin Allah yolunda gayret edip çaba göstermek dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 5; Müslim, Imara: 30)
Ebu Eyyub el Ensari (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sabahleyin veya akşamleyin Allah yolunda gayret için atılan her bir adım güneşin doğup battığı bir günde yapılacak her şeyden daha hayırlıdır.” (Buhârî, Cihad ve Siyer: 5; Müsned: 22483)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki Allah onlara mutlaka yardım eder. Allah yolunda savaşan kimse kötü yollardan sakınıp iffetli olabilmek için evlenen kimse ve borcunu ödemek ve kölelikten kurtulmak için efendisiyle sözleşme yapan köle.” (Tirmizî, Fedailül Cihad: 20; Buhârî, Cihad ve Siyer: 5)
بَابٌ: الْغُزَاةُ وَفْدُ اللهِ تَعَالَى
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın elçileri üçtür: Gaziler, hacılar ve umreye gidenler.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ: مَا تَكَفَّلَ اللهُ ﷿ لِمَنْ يُجَاهِدُ فِي سَبِيلِهِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah kendi rızası için kendi yolunda gayret edeni ve kendi dinini tasdik edeni Cennete sokacağını ve dünyada da elde edeceği sevap ve ganimetle evine döndüreceğini vaad etmiştir.” (İbn Mâce, Cihad: 1; Muvatta', Cihad: 1)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini duymuştur: “Allah kendi yolunda iman üzere çıkan ve Allah yolunda gayret eden kimse Cennete girinceye kadar -ister savaşta şehid olsun isterse vefat ederek ölsün- Allah’ın garantisi altındadır veya o kimse elde edeceği sevap ve ganimetlerle evine dönünceye kadar yine Allah’ın himaye ve garantisi altındadır.” (İbn Mâce, Cihad: 1; Muvatta', Cihad: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle söylediğini işitmiştir: “Allah yolunda gerekli çabayı gösteren kişi -Allah daha iyi bilir- gündüzleri oruç tutup geceleri ibadet eden kimse gibi sevap kazanır. Allah kendi yolunda gayret eden mücahidin ruhunu alıp Cennete koymayı garanti eder veya elde edeceği sevap ve ganimetlerle evine sağ Sâlim döndürmeyi garanti eder. (İbn Mâce, Cihad: 1; Muvatta', Cihad: 1)
بَابُ ثَوَابِ السَّرِيَّةِ الَّتِي تُخْفِقُ
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Allah yolunda savaşan müfrezeler bir ganimet elde ederlerse, üçte iki mükafatlarını bu dünyada almış olurlar üçte biri ahirette kalır. Hiçbir ganimet elde edemezlerse mükafatlarının tamamı ahirete kalır.” (Müslim, Imara: 44; Ebû Davud, Cihad: 13)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Rabbinden naklederek şöyle buyurdu: “Kullarımdan herhangi birisi Allah yolunda sırf benim rızamı kazanmak için çaba sarf ederse, onu sağ Sâlim geri çevirmek istersem elde edeceği ganimet ve sevapla evine geri döndürürüm veya şehid edip ruhunu kabzedersem affederek rahmetime alacağımı garanti ederim.” (Müsned: 5705)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şöyle işitmiştir: “Allah yolunda gayret gösteren mücahidin örneği -Allah daha iyi bilir- gündüzlerini oruçla, gecelerini huşu ile ruku ve secdeler yaparak namaz kılan kimse gibidir.” (İbn Mâce, Cihad: 1; Muvatta', Cihad: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Cihada denk olabilecek bir işi bana söyler misin?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Ona denk bir kulluk bulamıyorum ama gücün yeter mi şuna: Mücahid savaş için çıktığında cihaddan dönünceye kadar mescide girip hiç usanıp bıkmaksızın ve bırakmaksızın namaz kılmaya ve hiç iftar etmeksizin oruç tutmaya… O adam: Buna kimin gücü yeter ki” dedi. (İbn Mâce, Cihad: 1; Muvatta', Cihad: 1)
Ebu Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Hangi amel daha hayırlıdır?” Diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Allah’a iman ve O’nun yolunda her türlü çabayı göstermektir.” (Buhârî, Itk: 2; Müslim, İman: 36)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Hangi amel daha değerlidir?” Diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’a imandır” buyurdu. Adam: “Sonra hangisi?” Deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ın dini yolunda her türlü gayreti göstermektir” buyurdu. Adam: “Daha sonra hangisidir” deyince, “Allah tarafından kabul gören hacdır” buyurdu. (Müslim, İman: 36; Tirmizî, Cihad: 21)
Ebu Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Ebu Said! Kim Rab olarak Allah’tan razı olur, din olarak ta İslâm’ı seçerse, Peygamber olarak ta Muhammed’i kabul ederse; Cennet ona vacib olur.” Ravi diyor ki: Ebu Said buna çok hayret etti ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! Söylediğini bana tekrar söyler misin?” Dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) söylediğini tekrarladı ve şöyle devam etti: “Bir başka şey daha vardır ki onu yapanın derecesi Cennette yüz kat artar, her derecenin arası da gökle yer arası gibidir.” Ebu Said: “Ey Allah’ın Rasûlü! O nedir?” deyince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah yolunda cihaddır. Allah yolunda cihaddır.” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 36; Müslim, İmara: 31)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Fedale b. Ubeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Örneğiniz ve önderiniz benim. Bana iman edip, Müslüman olup hicret ederseniz Cennetin kıyılarından ve ortasından bir ev verileceğine kefilim. Ve yine ben, bana inanıp benim yolumda giden ve cihad edene de yine Cennetin kıyılarından ve ortasından ve Cennetin en üst derecesinden bir köşk verileceğine kefilim. Kim böyle bir iş yaparsa elde etmedik bir hayır bırakmamış, kaçınmadık bir şer de bırakmamış sayılır. Nerede ölürse ölsün fark etmez.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.