Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Sadakanın hayırlısı vücudun sıhhatle ve mala düşkünlüğün fazla olup fakirlikten korkup ebedi kalacakmış gibi olduğun anda verilenidir” buyurdu ve, “Sadaka vermeyi can boğaza geldiği ve sen de şu malım şu kimseye şu malımda şu kimseye aittir diyeceğin güne erteleme.” (Ebû Davud, Vesaya: 3; Müslim, Zekat: 31)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 30 · VasiyyetlerKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(30) Kitâb: Vasiyyetler
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hanginiz varislerinin malını kendi malından daha çok sever?” Oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz kendi malımızı severiz varislerin malını değil” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İyi bilin ki şu anda sevdiğinizi söylediğiniz tüm bu mallarınız sizin mallarınız değildir varislerinizin mallarıdır. Senin malın ahiret ve Cennet için önceden verdiğin maldır geri kalanlar ise varislerin mallarıdır.” (Buhârî, Rikak: 12; Müsned: 3443)
Mutarrif (radıyallahü anh)’in babasından rivâyetine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: Tekâsür sûresi 1.2 ayeti olan: “Aç gözlülük saplantısı içinde mal mülk çokluğuyla övünmek oyaladı sizleri. Öyle ki mezara girinceye kadar bu oyalanmaya devam ettiniz.” Ayetler hakkında şöyle buyurdu: “Ademoğlu dünyada sahip olduğu şeylerle malım malım diyerek övünür durur. Ey Ademoğlu! Senin olan mal yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve Sadaka olarak verip ahiret için hazırladığındır.” (Müslim, Zühd ve Rekaik: 1; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 89)
Ebu Habibe et Taî (radıyallahü anh) şöyle demiştir: “Bir adam Allah yolunda harcanmak üzere bir miktar para vasiyet etti. Ebu’d Derda’ya bu durum sorulunca Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şu hadisi nakletti: “Ölümüne yakın köle azâd eden veya bir şey tasadduk eden kendisi doyduktan sonra başkasına hediye veren gibidir.” (Dârimi, Vasiyet: 34; Tirmizî, Vasiyet: 7)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Vasiyet edebilecek malı bulunan bir kimseye vasiyet’i yanında yazılı bulunmadıkça iki gece geçirmesi caiz değildir.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hiçbir Müslüman kişinin vasiyeti yanında yazılı olarak bulunmadıkça iki gece geçirmesi caiz değildir.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’in haber verdiğine göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hiçbir Müslüman kimsenin vasiyeti yanında olarak bulunmadıkça üç gece geçirmesi caiz değildir.” Abdullah b. Ömer diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den bu hadisi duyduğum andan itibaren vasiyetim daima yanımdadır.” (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Talha (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn ebî Evfa’ya: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vasiyette bulunmuş mudur?” diye sordum. “Hayır” dedi. “Peki Müslümanlara vasiyet nasıl emrolundu?” dedim. Allah’ın Kitab’ına uyarak emretti dedi. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatında geriye ne bir dinar ne de bir dirhem ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden hiçbir şey de vasiyet etmedi. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından sonra geriye ne bir dirhem ne de dinar ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden de hiçbir şey vasiyet etmemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatından sonra geriye ne bir dirhem ne de dinar ne koyun ne de deve bıraktı. Bu yüzden de hiçbir şey vasiyet etmemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Ali’ye vasiyet etti diyorlar. Halbuki vefatından az önce idrarını yapmak için bir kap istemişti de o esnada tüm vücudunu bırakıvermişti, benim göğsüme dayalı olmasına rağmen ben bile vefat ettiğini anlayamadım, şu halde kime vasiyet etti? (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde yanında benden başka kimse yoktu. Vefatına yakın idrar yapmak için bir kap istemişti. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
بَابُ الْوَصِيَّةِ بِالثُّلُثِ
Amir b. Sa’d (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Şifa bulduğum bir hastalığa yakalanmıştım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni ziyarete gelmişti. Ben de şöyle demiştim: “Ey Allah’ın Rasûlü! Benim malım çoktur, kızımdan başka da mirasçım yok, malımın üçte ikisini tasadduk edebilir miyim?” diye sordum. “Hayır” dedi. Ben: “Peki yarısına ne dersiniz?” dedim. Yine “Hayır” dedi. Ben: “Ya üçte biri nasıl olur?” deyince, “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama senin için yeterlidir. Mirasçılarını zengin bırakman başkalarına avuç açacak durumda bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Sa’d (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Mekke’de hasta iken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni ziyarete geldi. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! malımın hepsini vasiyet etmek isterim ne dersiniz?” dedim. “Hayır olmaz” buyurdu. Ben: “Yarısını” dedim. Yine “Hayır olmaz” buyurdu. “Üçte birine ne dersiniz?” deyince: “Üçte bir… üçte bir de çoktur ama vasiyet edebilirsin. Ey Sa’d! Mirasçılarını zengin bırakman onları fakir ve başkalarına el açar halde bırakmandan daha hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Amir b. Sa’d (radıyallahü anh) babasından naklediyor ve şöyle diyor: Sa’d Mekke'de hasta yatıyordu, vaktiyle hicret ettiği bu toprakta ölmek istemiyordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu ziyarete geldi. “Allah, Sa’d b. Afra’ya merhamet etsin veya Allah Sa’d’e acısın” buyurdu. Onun mirasçı olarak tek bir kızı vardı. Ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum ne dersiniz?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır öyle yapma!” buyurdu. “Yarısını” dedim, yine: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Üçte bir deyince: “Üçte bir… üçte bir çoktur… zira mirasçılarını zengin bırakman insanlara el avuç açacak şekilde muhtaç bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sa’d b. Ebi Vakkas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Hastalığımda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni ziyaret etti ve “Vasiyette bulundun mu?” diye sordu. Ben de: “Evet” dedim. “Ne kadarını” diye sordu. Ben de: “Malımın tamamını Allah yolunda vasiyet ettim” dedim. “Çocuğuna bir şey bırakmadın mı?” buyurdu. “Onlar zengindir” dedim. “Öyleyse o malının onda birini vasiyet et” buyurdu ben daha fazlasını istedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de artırdı ve: “Üçte birini vasiyet et hatta üçte bir de çoktur ve büyüktür” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sa’d (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onu hastalığında ziyaret etmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Malımın tamamını vasiyet etmek istiyorum” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etmeme ne dersin” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), yine: “Hayır olamaz” dedi. Sa’d: “Üçte birini vasiyet edeyim” deyince: “Üçte bir kafidir gerçi o da çoktur ve büyüktür” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 1; Ebû Davud, Vesaya: 1)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Sa’d’ı ziyarete gelmişti. Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Malımın üçte ikisini vasiyet edeyim mi?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayır” dedi. “Öyleyse yarısına ne dersiniz?” deyince yine: “Hayır” buyurdu. “Üçte biri olur mu?” deyince: “Peki üçte birini vasiyet et, üçte bir de gerçi çoktur ve büyüktür. Varislerini zengin bırakman onları başkalarına el açacak şekilde fakir bırakmandan hayırlıdır” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Temenni olunur ki insanlar vasiyet konusunda dörtte biri tercih etsinler çünkü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Üçte bir… üçte bir de çoktur ve büyüktür” buyurmuştur. (Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3)
Muhammed b. Sa’d, babası Sa’d b. M ali k’ten naklediyor: O hasta iken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona geldi ve Sa’d: “Bir kızımdan başka çocuğum yok dolayısıyla malımın hepsini vasiyet etmek istiyorum” dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Hayır öyle yapma” buyurdu. Sa’d: “Yarısını vasiyet etsem” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “O da çoktur” buyurdu. “Üçte birini vasiyet etsem” deyince: “Üçte bir yeterlidir hatta o bile çoktur” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 1; Buhârî, Vesaya: 3)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
بَابُ قَضَاءِ الدَّيْنِ قَبْلَ الْمِيرَاثِ وَذِكْرِ اخْتِلَافِ أَلْفَاظِ النَّاقِلِينَ لِخَبَرِ جَابِرٍ فِيهِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Câbir’in babası borçlu olarak vefat etmişti. Câbir diyor ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve: “Ey Allah’ın Rasûlü! babam bir sürü borç bırakarak vefat etti, miras olarak ta sadece bir hurmalık bıraktı. Bu hurmalıktan çıkacak ürünlerle bu borç birkaç senede ancak ödenebilir. Alacaklıların bana bir kötülük yapmamaları için hurmalığa beraberce gidelim” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve hurma yığınlarını dolaştı ve onların etrafında selâm verdi, dua etti ve yığının yanına oturdu. Alacaklıları çağırdı ve alacaklarını ödedi yine de kalan yığınlar hiç alınmamış gibi duruyordu. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Amr b. Haram vefat etmişti. Pek çok ta borç bırakmıştı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den alacaklıların bir kısım alacaklarından vazgeçmeleri için yardım istedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) alacaklılardan böyle bir istekte bulundu fakat kabul etmediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bana: “Git hurmalarını çeşitlerine göre, Acve’yi bir yere, Izk Ubn Zeyd çeşidini bir yere ayrı ayrı topla sonra bana haber ver” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dediğini yaptım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi, hurma yığınlarını en üstte olanını veya ortadakinin yanına oturdu sonra da şöyle buyurdu: “Alacaklılara alacakları nispette ölç.” Ben de ölçtüm onlara verdim borcum kalmadı sonra baktım hurma yığınları hiç eksilmemiş gibiydi. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir yahudinin babamdan hurma alacağı vardı. Babam da Uhud savaşında şehid olmuştu, geriye miras olarak iki hurma bahçesi bırakmıştı. Hurmaların tamamı ise yahudinin alacağını ancak karşılayacaktı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), o yahudiye: “Alacağın hurmanın yarısını şimdi alsan yarısını da diğer seneye bıraksan olmaz mı?” dedi. Yahudi buna yanaşmadı. O zaman Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bana: “Hurmaları toplamaya başladığında bana haber ver” buyurdu. Ben de dediğini yaptım ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e haber verdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebu Bekir ile birlikte geldi. Hurmanın en altından başlanarak toplanmaya ve ölçülmeye başlandı, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bereketlenmesi için dua ediyordu. Neticede o iki bahçenin küçüğünden çıkan hurmalarla yahudinin borcunu ödedik. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Ebu Bekir’e ikram olmak üzere yaş hurma ve su getirdim, yiyip içtiler ve şöyle buyurdular: “İşte bu hurma ve su ahirette hesaba çekileceğiniz şeylerdendir.” (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam borçlu olarak vefat etmişti. Alacaklılara alacaklarına karşılık hurma almalarını teklif ettim kabul etmediler ve alacaklarını karşılamayacağını söylediler. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve durumu anlattım. O da şöyle buyurdu: “Hurmaları toplayıp kurutma yerine koyduğunda Bana haber ver.” Ben de toplayıp kurutma yerine yığdığımda haber vermek üzere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de Ebu Bekir ve Ömer ile birlikte hurma kurutma yerine geldiler. Oraya oturdu ve bereket için dua etti sonra şöyle buyurdu: “Alacaklıları çağır ve alacaklarını hurmadan öde.” Babamdan alacağı olan herkese alacaklarını verdim, on üç vesk hurma arttı. Bunu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e söylediğimde güldü ve: “Ebu Bekir ve Ömer’e de git bunu haber ver” buyurdu. Ebu Bekir ve Ömer’e gidip haber verdim onlar: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bereket için dua ettiğinde bunun böyle olacağını bilmiştik” dediler. (Buhârî, Vesaya: 37; İbn Mâce, Sadakat: 20)
بَابُ: إِبْطَالِ الْوَصِيَّةِ لِلْوَارِثِ
Amr b. Harice (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir hutbe vererek: “Allah, her hak sahibine hakkını miras paylaşımında vermiştir. Artık varise vasiyet yapılamaz.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)
İbn Harice (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in geviş getirirken ağzının köpüğü dışarıya akan devesi üzerinde insanlara hitab ederken şöyle buyurduğuna şahit oldu: “Allah, mirastan herkese hisselerini bildirmiştir. Artık varise vasiyet caiz değildir.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)
Amr b. Harice (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “İsmi aziz olan Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir. Artık varise vasiyet yoktur.” (Tirmizî, Vasiyet: 6; İbn Mâce, Vasiyet: 6)
بَابُ إِذَا أَوْصَى لِعَشِيرَتِهِ الْأَقْرَبِينَ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Yakın akrabalarını uyar” (Şuarâ sûresi 214.) ayet nazil olunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kureyş’i çağırdı, Kureyş’te toplandı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bazen tek olarak şahıslara bazen de halkın geneline hitab ederek şöyle buyurdu: “Ey Ka’b b. Lüey oğulları, Ey Ka’b b. Mürre oğulları, Ey Abdi Semş oğulları, Ey Abdi Menaf oğulları, Ey Hâşimoğulları, Ey Abdülmutt ali b oğlulları kendinizi ateşten koruyunuz. Ey Fatıma sen de kendini ateşten koru! Çünkü ben Allah’ın buyruğu karşısında size hiçbir şey yapamam. Ancak akrabalık hakkı vardır ki ben o bağdan dolayı sizlere bağlı bulunuyorum.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)
Musa b. Talha (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Abdi Menaf oğulları! Kendinizi Rabbinizin azabından koruyunuz! Yoksa Allah katında size hiç bir şey yapamam. Ey Abdülmutt ali b oğlulları! Kendinizi Rabbinizin azabından koruyunuz. Allah katında sizin için hiçbir şey yapamam şu kadar ki aramızda akrabalık bağı vardır. Ben bu akrabalık bağını koparmam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Şuarâ sûresi 214. ayeti olan: “Yakın akrabalarını uyar” ayeti nazil olunca Kureyş’i topladı ve şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Allah’ın azabından kendinizi koruyunuz. Allah’tan hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Ey Abdülmutt ali b oğlulları! Sizden Allah’ın hiçbir azabını geri çeviremem. Ey Abdülmutt ali b oğlu Abbas! Allah’ın azabına karşı sana hiçbir faydam olamaz. Ey Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in halası Safiye! Allah’ın sana karşı olacak hiçbir azabını senden geri çeviremem. Ey Muhammed kızı Fatıma! Benden ne istersen iste vereyim, yapayım fakat Allah’ın azabına karşı sana bir şey yapamam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şuarâ sûresi 214. ayeti inince kalktı ve şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi Allah’ın azabından koruyunuz. Çünkü Allah’ın azabına karşı sizlere bir şey yapamam. Ey Abdi Menaf oğulları! Size olacak olan Allah’ın azabından hiçbir şeyi sizden geri çeviremem. Ey Abdülmutt ali b oğlu Abbas! Allah’ın sana vereceği azabdan hiçbir şeyi senden çeviremem. Ey Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in halası Safiyye! Allah’ın azabına karşı sana da bir şey yapamam. Ey kızım Fatıma! Benden dilediğini iste fakat Allah’ın azabına karşı hiçbir şey yapamam.” (Buhârî, Vesaya: 11; Tirmizî, Tefsirü’l Kur’an: 27)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Yakın akrabalarını uyar (Şuarâ 214. ayet) nazil olduğunda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Muhammed’in kızı Fatıma! Ey Abdülmutt ali b’in kızı Safiye! Ve Ey Abdülmutt ali b oğlulları! Allah’ın azabına karşı sizlere bir şey yapamam. Dünyada malımdan istediğiniz kadar isteyin fakat ahiretteki azabı başınızdan savamam.” (Müsned: 24359)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Annem ansızın vefat etti. Eğer konuşmaya fırsat bulsaydı tasaddukta bulunurdu, onun için tasaddukta bulunayım mı?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun için tasadduk et” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 15; İbn Mâce, Vesaya: 8)
Sa’d Ubâde (radıyallahü anh) babasından ve dedesinden naklederek şöyle diyor: “Sa’d b. Ubâde, Peygamber ile birlikte bir savaşa katılmak üzere çıkmıştı. O esnada annesi de Medine’de vefat etmek üzereydi, kendisine bir şey vasiyet et” denildi. Ne vasiyet edebilirim ki mal Sa’d’ın malıdır, Sa’d gazveden dönmeden de vafat etti. Sa’d, Medine’ye geldiğinde bu olay ona aktarıldı. Bunun üzerine Sa’d: “Ey Allah’ın Rasûlü! Eğer anam hakkında tasaddukta bulunursam ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet” buyurdu. Sa’d ta şu ve şu bahçem diyerek bahçesinin ismini söyledi ve annem için sadakadır dedi. (Müsned: 21421)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İnsan ölünce tüm amellerinin sevabı kesilir ancak şu üç çeşit amelinin sevabı devam eder: 1. Sadaka-i (su yol köprü vs. gibi devam eden işler) 2. Kendisinden istifade edilen dini bilgi çalışmaları 3. Kendisine hayırlı duada bulunan hayırlı evlat.” (Ebû Davud, Vesaya: 14; Tirmizî, Ahkam: 36)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Babam öldü geriye mal da bıraktı. Fakat vasiyette de bulunmadı onun için tasadduk ta bulunsam onun günahlarına keffaret olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet olur” buyurdu. (İbn Mâce, Vesaya: 8; Müsned: 8486)
Şerid b. Süveyd es Sekafî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve: “Annem vefat etmeden kendisi için bir köle azâd edilmesini vasiyet etmişti. Şu anda benim elimde Nubiyeli bir cariye (Kadın köle) var, bu cariyeyi onun adına azâd etmemle üzerimdeki borcum ödenmiş sayılır mı?” diye sordum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “O cariyeyi bana getir” buyurdu. Yanına getirdim, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Rabbin kimdir?” diye sordu. Cariye “Allah’tır” dedi. “Ben kimim?” diye sordu. “Sende Allah’ın elçisisin” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onu azâd ediver o mü’mindir” buyurdu. (Ebû Davud, Vesaya: 12; Müsned: 18636)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’d Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Annem bir şey vasiyyet etmeden öldü, onun için bir şeyler tasaddukta bulunabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem vefat etti, onun adına bir şeyler tasadduk etsem ona faydası dokunur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet” dedi. O adam da: “Öyleyse benim bir hurma bahçem var Seni şahit tutuyorum ki o bahçeyi onun için tasadduk ettim” dedi. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh) Sa’d b. Ubâde (radıyallahü anh)’den naklediyor: Sa’d b. Ubâde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Annem vefat etti. Onun bir adağı vardı, onun için bir köle azâd etsem borcunu ödemiş olur muyum?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Annen adına köle azâd et” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den fetva istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den fetva istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den fetva istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde’nin annesinin bir adağı vardı fakat onu yerine getirmeden öldü. Sa’d bu konuda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den fetva istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onun adına adağını yerine getir” buyurdu. (Buhârî, Vesaya: 19; Ebû Davud, Vesaya: 15)