Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sünen-i Nesâî › Kitâb 10 · İmâmetKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(10) Kitâb: İmâmet
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Belki sizler ileride namazlarını ilk vakit geçtikten sonra kılan insanlara yetişirsiniz. Eğer onlara ulaşırsanız namazlarınızı vaktinde kılınız sonra onlarla beraber yine kılın, bu kıldıklarınızı nafile sayınız.” (Müslim, Mesacid: 41; Dârimi, Salat: 25)
Ebû Mes’ud (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir toplumda Allah’ın Kitab’ını en iyi bilen o topluma imam olsun. Kur’an okuma konusunda eşit iseler önce hicret eden imam olsun. Hicrette de eşit iseler, sünneti en iyi bilen imam olsun, eğer sünnet bilgisinde de eşit iseler, yaşca büyük olan imam olsun. İzin verilmedikçe bir kimsenin yetkili bulunduğu yerde imamlık yapma ve izin verilmedikçe baş köşeye oturma.” (Dârimi, Salat: 42; Müslim, Mesacid: 53)
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben ve amca oğlum Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelmiştik -Hadisin başka bir rivâyetinde ben ve arkadaşım diyor- Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize şöyle dedi: “Yolculuğa çıktığınızda ezan okuyun, kamet getirin ve yaşca büyük olanınız size imamlık etsin.” (Müslim, Mesacid: 53; Tirmizî, Salat: 151)
Ebû Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kişi bir arada olduğunuzda biriniz imam olsun. İmamlığa en layık olan ise Kur’an’ı en iyi bilenlerinizdir.” (Müslim, Mesacid: 53; Dârimi, Salat: 42)
Ebû Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir kimse o yerin yetkili tarafından izin verilmedikçe imamlık yapmasın, baş köşeye de oturmasın.” (Müslim, Mesacid: 53; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 46)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in son kıldığı namaz bir örtüye sarınmış olduğu halde Ebû Bekir’in arkasında kıldığı namazdı.” (Tirmizî, Salat: 267; Müsned: 12156)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre; “Ebû Bekir cemaate namaz kıldırıyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onun arkasında saftaydı.” (Tirmizî, Salat: 267; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 65)
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Biriniz bir toplumu ziyarete giderse onlara imam olup namaz kıldırmasın.” (Tirmizî, Salat: 264; Ebû Davud, Salat: 66)
Mahmud b. Rabi’ (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Itban b. M ali k gözleri görmediği halde kavmine imamlık yapardı. Bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek şöyle dedi: “Bazen yağmur, karanlık ve sel oluyor, ben de gözlerimden rahatsızım, bu yüzden benim evimde bir yerde namaz kıl da ben orayı namazgah edineyim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de gelerek şöyle buyurdu: “Nerede namaz kılmamı istersin?” Itban’da, bir yere işaret etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) orada namaz kıldı. (Buhârî, Salat: 46; İbn Mâce, Mesacid: 8)
Amr b. Seleme el Cermî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bulunduğumuz yerden kervanlar geçerdi, biz de onlardan Kur’an okumasını öğrenirdik. Babam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek imamlık hakkında bazı şeyler sormuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kur’an’ı en iyi ve düzgün bilen imamlık yapsın” buyurmuştu. Babam da yanımıza gelerek: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kur’an’ı en iyi okuyanınız size imamlık yapsın” dedi. Oradaki bulunanlar etraflarına baktılar o anda içlerinde Kur’an’ı en iyi okuyan ben idim. Sekiz yaşında olduğum halde onlara imamlık yapardım. (Ebû Davud, Salat: 61; Müsned: 19864)
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaz için kamet getirildiğinde benim geldiğimi görmedikçe namaz için kalkmayınız.” (Ebû Davud, Salat: 46; Buhârî, Ezan: 22)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Namaz için kamet edilmişti; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bir kimse için dua edip yalvarıyordu, insanlar uyuyuncaya kadar namaz kılmaya kalkmadı.” (Buhârî, Ezan: 27; Tirmizî, Salat: 373)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Namaz için kamet edildi, cemaatte saf bağladı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de namaz kıldırmak için mescide çıkmıştı ve hemen gusletmediklerini hatırladı cemaate: “Yerinizden ayrılmayın” buyurdular. Sonra evlerine dönüp guslettiler. Biz saflarımızda iken başından sular damlayarak yanımıza çıktı ve namazı kıldırdılar. (Buhârî, Gusül: 16; Ebû Davud, Tahara: 93)
Sehl b. Said (radıyallahü anh) anlatıyor, “Amr b. Avf oğulları arasında çatışma olmuştu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bu durum ulaşınca öğle namazını kılıp onların aralarını bulmak için onların yanına gitti. Bilal ’e de: “Ey Bilal , ikindi namazı vakti gelir de ben gelemez isem Ebû Bekir’e söyle namazı kıldırsın” dedi. İkindi vakti gelince Bilal ezan okudu sonra kamet getirdi ve Ebû Bekir’e “öne geç” dedi. Ebû Bekir öne geçti ve namaza başladı. Biraz sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çıkageldi. Bu iş insanlara zor geldi de ellerini şakırdatmaya başladılar -Ebû Bekir namaza durduğu an sağa sola dönüp hiç bakmazdı- Ebû Bekir şakırdatmanın çoğaldığını görünce kendisini tutamadı ve dönüp baktı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) eliyle işaret ederek yerinde kalmasını istedi. Ebû Bekir Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu isteğinden dolayı Allah’a hamd-ü sena etti sonra gerisin geriye gelerek birinci safa girdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bunu görünce ilerledi ve namazı kıldırdı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı bitirince: “Ey Ebû Bekir! Sana yerinde kalmanı işaret ettiğim halde niçin kalmadın” diye sorunca Ebû Bekir: “İbn ebî Kuhafe’nin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e imamlık yapması yakışmaz” diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaate hitab ederek: “Namaz kılarken herhangi bir şey olursa erkekler “Subhanallah” desin kadınlar da; “el çırpsın” buyurdu. (Dârimi, Salat: 95; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 65)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sefer attan sağ yanı üzerine düşmüştü, sahabiler kendisini ziyarete geldiler. Namaz vakti de gelmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını kılıp bitirdikten sonra şöyle buyurdu: “İmam kendisine uyulandır. Dolayısıyla o rükû’ ettiğinde siz de rükû’ edin. O rükû’dan kalktığında siz de kalkın, secde ettiğinde secde edin. “Semiallahülimen hamideh” dediğinde ise “Rabbenâ lekel hamd” deyin.” (Dârimi, Salat: 95; Buhârî, Ezan: 51)
Ebû Said el Hudri (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ashabından bir kısmını saflara girmekte geciktiklerini gördü ve şöyle buyurdu: “İlk safları doldurun ve bana uyun! Arkanızdakiler de size uysunlar. Bazı kimseler vardır ki; ilk saftan geri kalırlar, Allah’ta onları rahmet ve Cennetinden geri bırakır.” (Ebû Davud, Salat: 94; Müslim, Salat: 28)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir’e cemaate namaz kıldırmasını emretmişti. Aişe diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir‘in önündeydi ve oturarak namaz kıldı, Ebû Bekir’de arkasındaki cemaate namazı kıldırdı.” (Dârimi, Salat: 44; Buhârî, Ezan: 68)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize öğle namazını kıldırdı. Ebû Bekir’de arkasındaydı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) tekbir alınca, Ebû Bekir’de bize duyurmak için tekbir alıyordu.” (Buhârî, Ezan: 68; Dârimi, Salat: 44)
Esved ve Alkame (radıyallahü anhümâ)’dan rivâyete göre, şöyle dediler: Bir öğle vakti, Abdullah b. Mes’ud’un yanına gitmiştik, bize: “Öyle idareciler gelecek ki namaz vaktini geciktirecekler. Siz namazı vaktinde kılın sonra kalktı ve ikimizin arasında namaz kıldı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını gördüm” dedi. (Müslim, Mesacid: 41; Dârimi, Salat: 25)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, ninesi Müleyke, bir yemek hazırlayıp, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i davet etmişti. O yemekten biraz yedikten sonra: “Haydi kalkın size namaz kıldırayım” dedi. Enes diyor ki: Çok kullanıldığı için siyahlaşmış hasırımızı getirdim, yumuşaması için üzerine su serptim, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalktı ben ve yetim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasına durduk. Ninem de, bizim arkamıza durdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize iki rekat namaz kıldırdı ve gitti. (Tirmizî, Salat: 173; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 44)
Yine Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bizim eve geldi. Evde ben, annem, yetim olan biri ve halam Ümmü Haram vardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kalkın size namaz kıldırayım” dedi. Ravi Enes’e: “Namaz vakti dışında mı?” diye sorar. Enes: “Bize namaz kıldırırdı” diye cevap verir. (Tirmizî, Salat: 173; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 44)
Yine Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Enes, annesi, halası, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber iken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara namaz kıldırdı ve Enes’i sağ tarafına annesi ve halasını da arkasına durdurdu. (Tirmizî, Salat: 173; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 44)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında namaz kıldım. Aişe arkamızda bizimle beraber namaz kılıyordu. Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yan tarafında idim.” (Ebû Davud, Salat: 70; Müsned: 2615)
Yine Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana ve bizim aileden bir kadına namaz kıldırdı. Beni sağ tarafına, kadını da arkamıza durdurdu.” (Ebû Davud, Salat: 70; Buhârî, Ezan: 79)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir gece teyzem Meymune’nin yanında gecelemiştim. Gecenin bir vaktinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmak için kalktı. Ben de kalkıp sol tarafına durdum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni başımdan tutup sağ tarafına durdurdu.” (Ebû Davud, Salat: 70; Buhârî, Ezan: 79)
Ebû Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza durmadan bizim omuzlarımıza dokunarak saflarımızı düzeltir ve şöyle derdi: “Saflarınızda düzensiz durmayınız ki kalpleriniz ayrılığa düşmesin. Aklı başında ve imamlığa yetkili olanlar benim arkam da dursunlar, onlardan sonra gelenler daha arkada, onlardan da sonra gelenler daha arkada dursunlar.” Sonra Ebû Mes’ud yanındakilere: “Sizler bugün son derece ayrılıklar içerisindesiniz” dedi. (Dârimi, Salat: 51; Ebû Davud, Salat: 94)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Seleme b. Abdurrahman (radıyallahü anh), Ebû Hureyre’nin şöyle söylediğini duymuştur: “Namaz için kamet edildi. Biz kalktık, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gelmeden önce saflar düzeltildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi ve namazgahta ki yerini aldı, tekbir almazdan önce geriye döndü ve bize: “Yerinizden ayrılmayın” diyerek evine gitti. Biz ayakta Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bekliyorduk. Nihayet Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) geldi, gusül abdesti almıştı, başından su damlıyordu. Tekbir aldı ve namazı kıldırdı. (Ebû Davud, Tahara: 94; Buhârî, Gusül: 17)
Numan b. Beşir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), safları okları düzeltir gibi düzeltirdi. Bir defasında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), göğsü saftan dışarı çıkmış bir adam gördü, bunun üzerine şöyle söyledi: “Saflarınızı ya düzeltirsiniz veya Allah sizin yüzlerinizi ayrı ayrı taraflara çevirir yani ihtilafa düşürür.” (Müslim, Salat: 28; Buhârî, Ezan: 72)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), safların arasında boydan boya dolaşır omuzlarımıza, göğüslerimize dokunarak düzeltir ve: “Safları düzgün tutunuz yoksa kalpleriniz ihtilafa düşer” buyurur ve şöyle devam ederdi: “İlk saftakilere Allah merhamet eder, melekler de dua ederler.” (Dârimi, Salat: 51; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 50)
Ebû Mes’ud (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) omuzlarımıza dokunarak şöyle derdi: “Saflarınızı düzgün tutunuz, ileri geri durmayınız, aksi takdirde ayrılığa düşersiniz. Sizin en aklı başında olan ve imamlığa en layık olanlar benim arkama dursunlar daha sonra onlara yakın olanlar daha sonra da onlara en yakın olanlar dursunlar.” (Dârimi, Salat: 51; Müslim, Salat: 28)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kıldıracağı zaman: “Safları düzgün tutunuz, safları düzgün tutunuz, safları düzgün tutunuz” derdi. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki ben sizi önümden nasıl görüyorsam arkamdan da aynı şekilde görüyorum.” (Müslim, Salat: 28; Buhârî, Ezan: 75)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlarken tekbir almadan yüzünü bize çevirir ve şöyle buyururdu: “Saflarınızı düzeltin ve sıklaştırın çünkü ben sizi arkamdan da görüyorum.” (Müslim, Salat: 28; Buhârî, Ezan: 75)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Saflarınızı sıklaştırın, araları açmayın, boyunlarınızı bir hizaya getirin. Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Ben saflarınızın arasındaki boşluklarda şeytanın koyun kuzusu gibi dolaşıp girdiğini görüyorum.” (Ebû Davud, Salat: 94; Müsned: 11666)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kıldırmak için mescide çıktı ve bize: “Niçin Meleklerin, Allah’ın huzurunda saf bağladıkları gibi; saflarınızı düzgün yapmıyorsunuz?” diye sordu. Oradakiler: “Melekler Rableri yanında nasıl saf bağlarlar?” diye sordular. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Melekler ilk saffı tamamlarlar sonra da birbirlerine sıkıştırarak düzeltirler” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 94; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 50)
Irbaz b. Sariye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ilk saf için üç ikinci saftakiler için bir sefer dua edip o kimselerin bağışlanmasını isterdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 51; Dârimi, Salat: 50)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “İlk saffı tamamlayınız. Daha sonra arkasındaki saffı tamamlayınız, eksik kalacaksa son safta kalmış olsun.” (Ebû Davud, Salat: 94; Müsned: 11666)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bir saftaki boşluğu doldurursa Allah ona rahmetiyle yaklaşır. Kim de bir safta boşluk bırakırsa Allah ta o kimseden rah metin i keser.” (Ebû Davud, Salat: 94; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 50)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Erkekler için en hayırlı saf ilk saftır en kötüsü ise son saftır. Kadınlar için sevabı en fazla olan saf son saftır en kötü ve şerli olan saf ise erkeklere yakın olan ilk saftır.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 52; Dârimi, Salat: 52)
Abdulhamid b. Mahmud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes ile beraberdik, idarecilerden biriyle birlikte namaz kılmıştık, kalabalık sebebiyle cemaat bizi iteledi de iki direk arasında durup ancak namaz kılabildik. Enes; geri geri gitti ve şöyle dedi: “Biz, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında iki direk arasında durup namaz kılmaktan sakınırdık.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 53; Tirmizî, Salat: 169)
Bera (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kıldığımızda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sağ tarafında olmayı tercih ederdim.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 55; Ebû Davud, Salat: 96)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz cemaate namaz kıldırdığında uzatmadan hafifçe kıldırsın. Çünkü; o cemaat içerisinde hastalar, zayıflar ve yaşlılar vardır. Ama kişi tek başına namaz kıldığında; dilediği kadar uzatsın.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 48; Buhârî, Ezan: 62)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre. “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaate namazı en kısa kıldıran idi.” (Buhârî, Ezan: 64; Dârimi, Salat: 46)
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh), babasından naklederek diyor ki: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben namaza başladığımda bir çocuğun ağladığını işitsem çocuğun annesine sıkıntı vermemek için namazımı kısa tutardım.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 47)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazı fazla uzatmamayı emreder, bize imam olduğunda da Saffat sûresini okurdu.” (Müsned: 4565)