Ebû Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaz kıldırırken gördüm omuzunda, Ebû’l As’ın kızı Ümâme vardı. Rükû’a vardığında onu yere bırakıyor secdeden başını kaldırdığında ise tekrar omuzuna alıyordu.” (Buhârî, Salat: 106; Müslim, Mesacid: 9)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 10 · İmâmetKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(10) Kitâb: İmâmet
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İmamdan önce başını kaldıran kimse Allah tarafından başının eşek başına çevrilmesinden korkmuyor mu?” (Ebû Davud, Salat: 76; Buhârî, Ezan: 53)
Ebû İshak (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Yezid’ten işittim şöyle diyordu: “Bera’nın anlattığına göre, ki o yalan söylemeyen biridir. Onlar Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kıldıklarında, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) başını rükû’dan kaldırınca doğrulurlar, secde ettiğini gördükten sonra da secdeye varırlarmış.” (Ebû Davud, Salat: 76; Buhârî, Ezan: 53)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ensardan bir adam geldi, namaza başlamıştı. Mescide girdi Muaz’ın arkasına namaza durdu. Muaz namazı uzattı bunun üzerine o adam cemaati terk ederek mescidin bir köşesin de tek başına namazı kıldı ve çekip gitti. Muaz namazı bitirince kendisine: Falan adam böyle yaptı denildi. Bunun üzerine Muaz; Eğer sabaha çıkarsam bunu mutlaka Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e anlatacağım dedi. Sabahleyin, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve meseleyi anlattı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o adama haber gönderip çağırttı ve: “Niçin böyle yaptın” diye sordu. Adam da şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! gündüz boyu devamlı çalıştım geldim. Namaza başlanmıştı, mescide girip cemaate katıldım, imam şu şu sûreleri okudu ve namazı uzattı. Ben de cemaatten ayrılıp mescidin bir köşesinde tek başıma namazımı kıldım.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ey Muaz! Cemaat arasında fitne mi çıkarıyorsun? Ey Muaz cemaat arasında fitne mi çıkarıyorsun? Ey Muaz cemaat arasında fitne mi çıkarıyorsun?” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 48; Darimi: Salat: 46)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), ata binmişti ve attan düşmüştü, sağ tarafı incinmişti, namazlarından birini oturarak kıldı. Biz de arkasında namazımızı oturarak kıldık. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı bitirince şöyle buyurdu: “İmam kendisine uyulandır. O ayakta kılarsa siz de ayakta kılın, rükû’a gittiğinde siz de rükû’ edin. “Semiallahü limen hamideh” deyince siz de “Rabbena lekel hamd” deyin. İmam oturarak namaz kılarsa siz de oturarak namazınızı kılın.” (Dârimi, Salat: 44; Buhârî, Ezan: 51)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) son hastalığında iyice ağırlaşmıştı Bilal namaz vaktini bildirmek için gelmişti de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebû Bekir’e söyleyin insanlara namazı kıldırsın” demişti. Ben: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ebû Bekir yufka yüreklidir. Senin makamına geçtiğinde sesini cemaate duyuramaz. Ömer’e emretsen de o kıldırsa” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebû Bekir’e söyleyin namazı kıldırsın” buyurdu. Bunun üzerine Hafsa’ya bir de sen söyle dedim o da söyledi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sizler Yusuf zamanındaki kadınlar gibisiniz, Ebû Bekir’e söyleyin cemaata namazı kıldırsın” buyurdu. Ebû Bekir’e söylendi. Ebû Bekir namaza başladığında, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisinde biraz hafiflik hissetti, iki kişiyle birlikte yürümeye başladı, ayakları yerde sürünüyordu. Mescide gelince Ebû Bekir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in geldiğini hissetti ve geri çekilmek istedi fakat Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) olduğun yerde dur diye işaret etti sonra gelip Ebû Bekir’in sol tarafına oturdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), oturarak insanlara namaz kıldırıyordu. Ebû Bekir ise; ayaktaydı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e uyuyordu cemaat de Ebû Bekir’e uyuyordu. (Dârimi, Salat: 44; Buhârî, Ezan: 67)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaz, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namazını kıldıktan sonra dönüp kavmine imamlık ederdi. Bir gece, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı geciktirdi. Muaz da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber namazı kılıp imamlık için kavminin yanına döndü ve Bakara sûresini okumaya başladı. Cemaatten biri Bakara süresini okuduğunu duyunca cemaatten ayrılıp namazı tek başına kılıp çıkıp gitti. Oradakiler: “Ey falan kimse nifak çıkarıyorsun” dediler o ise: Vallahi nifak çıkarmıyorum ama bu durumu gidip Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e haber vereceğim dedi sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Muaz seninle birlikte namaz kılıp sonra gelip bize imam oluyor. Dün gece Sen namazı geciktirmiştin, Muaz seninle birlikte namaz kılıp bize geldi ve imam oldu ve Bakara sûresini okumaya başladı. Ben bunu duyunca cemaatten ayrıldım ve namazımı kendi başıma kıldım. Biz develerle su taşıyan insanlarız, elimizin emeğiyle geçiniriz” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Muaz! Sen fitne mi çıkarmak istiyorsun?” dedi ve, “Şu şu sûreleri oku” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 288; Buhârî, Ezan: 61)
Ebû Bekre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir sefer korku namazını kıldı arkasındakilere iki rekat kıldırdı, onlar gittikten sonra gelenlere de iki rekat kıldırdı. Böylece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dört cemaat de ikişer ikişer kılmış oldular.” (Ebû Davud, Salat: 288; Buhârî, Ezan: 61)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha değerlidir.” (Muvatta', Salat-ül Cemaat: 1; Buhârî, Ezan: 29)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anha)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi beş derece daha değerli ve kıymetlidir.” (Buhârî, Ezan: 29; Muvatta', Salat-ül Cemaa: 1)
Ebû Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Üç kişi namaz kılacaklarında içlerinden biri imam olsun imamlığa en layık olan da Kur’an’ı en iyi bilen ve okuyandır.” (Müslim, Mesacid: 53; Dârimi, Salat: 42)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında namaz kıldım. Aişe bizim arkamızda bizimle birlikte namaz kılıyordu. Ben ise Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında onunla namaz kılıyordum.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 45; Ebû Davud, 69)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte namaz kılmak üzere onun sol tarafına dikilmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) beni sol eliyle sağ tarafına geçirdi.” (Ebû Davud, Salat: 70; Buhârî, Ezan: 77)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Itban b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! kavmimin mescidi ile evimin arasında sel akıyor. Bu sebeple evimize gelip de namaz kılmanızı çok arzu ediyorum ve sizin namaz kıldığınız yeri de kendime namazgah edinmek istiyorum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Yakında kılarız” buyurdu. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) evimize geldiğinde: “Nerede kılmamı arzu edersiniz?” diye sordu. Evin bir köşesini gösterdim, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılmak için kalktı biz de arkasına saf olduk, bize iki rekat namaz kıldırdı. (Buhârî, Salat: 46; Müslim, İman: 10)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir sefer namaza başlamadan yüzünü bize doğru çevirdi ve şöyle buyurdu: “Saflarınızı düzgün ve sıklaştırın çünkü ben sizi arkamdan da görüyorum.” (Buhârî, Ezan: 76; Müslim, Salat: 28)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ma’dan b. ebî Talha el Ya’murî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ebûd Derda bana nerede oturuyorsun” diye sordu. Ben de: “Hıms yakınlarında bir köyde” dedim. Bunun üzerine Ebû’d Derda şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Üç kişinin bulunduğu köy veya çölde cemaatle namaz kılınmazsa şeytan onları hâkimiyeti altına alır. Cemaatle namazı terk etmeyin çünkü sürüden ayrılanı kurt kapar.” (Ebû Davud, Salat: 46; Müsned: 20719)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki içimden şöyle geçiriyorum, odun toplatayım. Sonra namaz için ezan okunmasını emredeyim. Sonra da bu cemaate gelmeyen kimselerin evlerini kendileri içindeyken yakıvereyim. Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki cemaate gelmeyenlerin birisi, etli ve yağlı bir kemik veya iki güzel ok bulacaklarını bilselerdi mutlaka cemaate gelirlerdi. (Müslim, Mesacid: 42; Ebû Davud, Salat: 47)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir âma, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Elimden tutup mescide götürecek kimsem yok” diyerek evinde namaz kılabilmesi için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den izin istedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), ona izin verdi adam dönüp giderken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) o kimseyi çağırdı ve: “Ezanı duyuyor musun?” buyurdu. O adam: “Evet” deyince: “Öyleyse cemaate mutlaka gel” buyurdu. (Müslim, Mesacid: 42)
İbn Ümmü Mektum (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü! Medine yolları yırtıcı hayvanlar ve zararlı böceklerle dopdolu, cemaate gelmesem olur mu?” diye sorunca: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hayye alessalah ve Hayye alal felah seslerini duyuyor musun” dedi. O da: “Evet” deyince, ”Öyleyse hemen namaza koş” dedi ve ona izin vermedi. (Müslim, Mesacid: 42; Ebû Davud, Salat: 48)
Hişam b. Urve (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Abdullah b. Erkam arkadaşlarına imamlık yapıyordu. Bir gün namaz vakti geldi. Abdullah tuvalet ihtiyacını gidermek için gitmişti, dönüp gelince şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) den işittim şöyle diyordu: “Sizden birinizin tuvalet ihtiyacı gelirse namaz kılmazdan önce o ihtiyacını gidersin.” (Ebû Davud, Tahara: 43; Dârimi, Salat: 137)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Akşam yemeği hazır olur namaz vakti de gelirse, önce akşam yemeğinizi yiyin.” (Ebû Davud, Tahara: 43)
Ebûl Melih (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyordu: Biz Huneyn savaşında Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdik, yağmur yağmaya başladı. Bunun üzerine: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in müezzini: “Herkes namazı çadırında eşyalarının yanında kılsın” diye ilân etti. (İbn Mâce, Tahara: 87)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim güzelce abdest alır sonra da mescide gitmek için evinden çıkarsa ve mescide varınca cemaati namaz kılmış olarak bulursa, Allah o kimseye de cemaatle namaz kılanların sevabı kadar sevap yazar ve onların sevaplarından da hiçbir şeyi eksiltmez.” (Ebû Davud, Salat: 52; Müsned: 8590)
Osman b. Affan (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kim abdestini güzelce alır sonra farz namazı kılmak için mescide gider, insanlarla veya cemaatle veya mescidde namazını kılarsa; Allah onun günahlarını affeder.” (Müslim, Mesacid: 42; Müsned: 485)
Mıhcen (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Mıhcen, bir mecliste Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber bulunuyordu, ezan okundu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kalkıp namaza gitti sonra döndü Mıhcen hala o meclisteydi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Sen Müslüman değil misin?” diye sordu Mıhcen: “Müslümanım, fakat ben; evimde kılmıştım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Mescide geldiğinde önceden kılmış olsan bile insanlarla birlikte cemaatle tekrar namaz kıl” buyurdular. (Dârimi, Salat: 98; Müsned: 1829)
Câbir b. Yezid b. Esved el Âmirî (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Sabah namazını Hayf mescidinde, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte kıldım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazını kılıp bitirince geride iki kişinin namaz kılmayıp beklediklerini fark etti “Onları bana çağırın” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına getirildiler, korkudan titriyorlardı. “Bizimle beraber sizi namaz kılmaktan alıkoyan nedir” diye sordu. Onlar: “Ey Allah’ın Rasûlü! Evlerimizde kılmıştık” dediler. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Böyle yapmayın, evlerinizde kılıp sonra mescide geldiğinizde cemaatle birlikte tekrar kılın. İkinci kıldığınız namaz nafile olmuş olur” buyurdu. (Tirmizî, Salat: 163; Dârimi, Salat: 98)
Ebû Zer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dizime vurarak şöyle dedi: “Namaz vaktini geciktiren bir toplumun yanında olsan ne yaparsın?” Ben de: “Ne yapmamı emredersin” diye sordum. “Namazı vaktinde kıl sonra işine gücüne bak sonra geciktirilmiş olarak namaz kılınır da sen de mescidde olursan tekrar namaz kıl” buyurdular. (Müslim, Mesacid: 40; Dârimi, Salat: 24)
Meymune (radıyallahü anha)’nın azadlı kölesi Süleyman ’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’i Medine’nin bir semti olan Belat’ta otururken gördüm. İnsanlar cemaatle namaz kılıyorlardı. “Ey Ebû Abdurrahman niçin namaz kılmıyorsun?” dedim şöyle dedi: “Ben namazımı kıldım.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işitmiştim: “Bir namaz günde iki sefer kılınmaz.” (Müsned: 4460)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaza yetişebilmek için gürültülü bir şekilde koşmayın, ağırbaşlı bir şekilde yürüyerek gelin ve yetişebildiğiniz kadarını cemaatle kılın yetişemediklerinizi de tek başınıza tamamlayın.” (Dârimi, Salat: 59; Ebû Davud, Salat: 55)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaza erken gitmek için gayret edenin durumu deve kurban etmiş gibi sevap kazanır daha sonra gidenin durumu; sığır kurban etmiş kimsenin sevabı gibi sevap kazanır. Ondan sonra gelenin durumu ise; bir koç kurban etmiş sevabı gibi sevap kazanır. Ondan daha sonra gelen ise tavuk hediye edenin sevabı gibi sevap kazanır. Daha sonra gelen ise; bir yumurta sadaka vermiş gibi sevap kazanır.” (Dârimi, Salat: 193; Tirmizî, Salat: 358)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaz için kamet getirildiğinde sadece o vaktin farz namazı kılınır.” (Dârimi, Salat: 149; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 9)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Namaz için kamet getirildiğinde ancak o vaktin farzı kılınır.” (Dârimi, Salat: 149; Müslim: Salat-ül Müsafirin: 9)
İbn Buhayne (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Sabah namazı için kamet edildi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), müezzin kamete başlarken bir adamın namaza başladığını gördü ve o kimseye: “Sabah namazını dört rekat olarak mı kılıyorsunuz?” buyurdu. (Dârimi, Salat: 149; Müslim, Salatül Müsafirin: 9)
Abdullah b. Sercis (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), sabah namazını kıldırırken bir adam geldi, iki rekat namaz kılıp cemaate dahil oldu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını bitirince: “Ey filan bizimle beraber kıldığın mı? yoksa kendi başına kıldığın namaz mı sabah namazının farzı?” diye sordu. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 9; Ebû Davud, Salat: 294)
İshak b. Abdullah (radıyallahü anh)’dan işittim şöyle diyordu: Enes’ten işittim şöyle demişti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bizim eve gelmişti ve bize namaz kıldırmıştı. Ben ve yetim bir çocuk arkasına durmuştuk, Ümmü Süleym’de bizim arkamıza durmuştu.” (Tirmizî, Salat: 172; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 44)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Bekre (radıyallahü anh) şöyle anlatıyor: Ben mescide girdiğim de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) rükû’a varmıştı. Ben de yetişebilmek için safa girmeden rükû’a varmıştım. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: “Allah senin namaz ve ibadete olan hırsını artırsın ama bir daha böyle yapma” buyurdu. (Müslim, Salat: 25; Müsned: 19540)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaz kıldırdı ve dönerek: “Ey filan kimse namazının çok güzel olmasını istemez misin? Namaz kılan kişi kendisine fayda verecek namazın olduğuna dikkat etmez mi? Şüphesiz ben önümden gördüğüm gibi arkamdan da görürüm” buyurdu. (Müslim, Salat: 24; Buhârî, Ezan: 76)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle namazından önce iki rekat öğleden sonra da yine iki rekat sünnet kılardı. Akşam namazından sonra iki rekat evinde; yatsı namazından sonra yine iki rekat kılardı. Cumadan sonra ise eve dönünceye kadar namaz kılmaz; daha sonra iki rekat kılardı.” (Müslim, Salatül Müsafirin: 15; Ebû Davud, Salat: 296)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Asım b. Damre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. Ebi T ali b’e, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in gündüz farz namazlardan önce kıldığı namazlardan sordum dedi ki: “Buna kimin gücü yeter…” sonra şöyle haber verdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) güneş biraz yükseldikten sonra gündüz yarı olmadan iki rekat, öğle namazından önce de dört rekat namaz kılar ve sonunda selâm verirdi.” (Ebû Davud, Salat: 296; İbn Mâce, İkametü’s Slat: 105)