İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm namaza başlarken tekbir alır ve ellerini omuz hizasına kadar kaldırırdı. Rükû’ için tekbir alırken aynı şekilde ellerini omuz hizasına kadar kaldırıyordu. Rükû’dan kalkıp “Semiallahu limen hamideh” dediğinde yine aynı şekilde ellerini omuz hizasına kadar kaldırıyordu ve “Rabbena lekel hamd” diyordu. Secde ederken ve secdeden başını kaldırırken ellerini kaldırmıyordu. (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 2; Ebû Davud, Salat: 140)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 11 · Namaza BaşlamaKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابٌ: الْعَمَلُ فِي افْتِتَاحِ الصَّلَاةِ
- 2بَابٌ: رَفْعُ الْيَدَيْنِ قَبْلَ التَّكْبِيرِ
- 3بَابٌ: مَوْضِعُ الْإِبْهَامَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ
- 4بَابٌ: مَوْضِعُ الْيَمِينِ مِنَ الشِّمَالِ فِي الصَّلَاةِ
- 5بَابٌ: النَّهْيُ عَنِ التَّخَصُّرِ فِي الصَّلَاةِ
- 6بَابٌ: الدُّعَاءُ بَيْنَ التَّكْبِيرَةِ، وَالْقِرَاءَةِ
- 7بَابُ الْبَدَاءَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ قَبْلَ السُّورَةِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالتَّأْمِينِ خَلْفَ الْإِمَامِ
- 9بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ بِـ ﴿قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ﴾ وَ ﴿قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ﴾
- 10بَابُ الْفَضْلِ فِي قِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ
- 11بَابُ سُجُودِ الْقُرْآنِ السُّجُودُ فِي ص
- 12بَابُ: السُّجُودِ فِي ﴿إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ﴾
- 13بَابُ السُّجُودِ فِي الْفَرِيضَةِ
- 14بَابُ قِرَاءَةِ النَّهَارِ
- 15بَابُ إِسْمَاعِ الْإِمَامِ الْآيَةَ فِي الظُّهْرِ
- 16بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْمَغْرِبِ بِقِصَارِ الْمُفَصَّلِ
- 17بَابُ رَفْعِ الصَّوْتِ بِالْقُرْآنِ
- 18بَابُ مَدِّ الصَّوْتِ بِالْقِرَاءَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ لِلرُّكُوعِ
- 20بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلرُّكُوعِ حِذَاءَ الْمَنْكِبَيْنِ
(11) Kitâb: Namaza Başlama
بَابٌ: الْعَمَلُ فِي افْتِتَاحِ الصَّلَاةِ
بَابٌ: رَفْعُ الْيَدَيْنِ قَبْلَ التَّكْبِيرِ
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaza başladığında ellerini omuz hizasına kadar kaldırdığını gördüm ve tekbir almıştı.” İbn Ömer diyor ki: “Aynı şekilde ellerini rükû’a giderken ve rükû’dan kalkarken de omuz hizasına kadar kaldırıyor ve “Semiallahü limen hamideh” diyordu. Secdelerde ise elini kaldırmıyordu.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 2)
Abdullah İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlayacağında ellerini omuz hizasına kadar kaldırır, rükû’ ederken ve rükû’dan başını kaldırırken ellerini yine omuz hizasına kadar kaldırırdı sonra “semiallahü limen hamideh”, “Rabbena lekel hamd” der secde ederken ve secdeden kalkarken ellerini kaldırmazdı.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 2; Ebû Davud, Salat: 138)
Abdulcebbar b. Vail (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaz kıldım. Namaza başlayacağında tekbir alır ellerini kulakları hizasına kadar kaldırır sonra Fatiha sûresini okuyor fatiha bitince Amîn diyordu. Âmîn derken sesini yükseltiyordu.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 14; Dârimi, Salat: 38)
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten -ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabındandır- rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başlayıp tekbir alacağında ellerini kulakları hizasına kadar kaldırırdı. Rükû’a varacağında, rükû’dan başını kaldıracağında da aynen yapardı.” (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 31)
Yine M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm namaza başlayacağında; rükû’a varacağında, rükû’dan başını kaldıracağında ellerini kulak uçlarına kadar kaldırırdı.” (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 31)
بَابٌ: مَوْضِعُ الْإِبْهَامَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ
Abdul Cebbar b. Vail (radıyallahü anh), babasından naklederek, babası Vail, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaza başlarken ellerinin baş parmaklarını kulak memelerinin hizasına kadar kaldırdığını gördüğünü söyledi.” (Dârimi, Salat: 31; Ebû Davud, Salat: 116)
Said b. Sem’an (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hureyre, Züreyk oğulları mescidine geldi ve şöyle dedi: “Üç şey vardır ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları devamlı yapardı insanlar onları terk ettiler. 1- Namaz kılarken ellerini tam olarak kaldırırdı. 2- Tekbirden önce biraz süküt eder sonra fatiha okurdu. 3- Secde ve Rükû’ ederken tekbir alırdı.” (Dârimi, Salat: 41; Müsned: 8520)
Ebû Hûreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), mescide girdi. Biraz sonra bir adam daha mescide girdi ve namaz kıldı sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelip selâm verdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), o kimsenin selâmını aldı ve şöyle dedi: “Dön ve tekrar namaz kıl! Çünkü sen namaz kılmış olmadın.” Adam döndü daha önce kıldığı gibi namaz kıldı ve sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına gelip tekrar selâm verdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun selâmını aldı ve tekrar: “Dön namaz kıl sen namaz kılmadın” buyurdu. O adam üç defa böyle yaptı ve: “Seni hak din üzere gönderen Allah’a yemin ederim ki bundan güzelini yapamıyorum. Doğrusunu bana öğretir misin?” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Namaza kalktığında tekbir al, sonra Kur’an’dan kolayına geleni oku sonra rükû’ yap, rükû’nu rahat ve güzel biçimde yap sonra doğrul ve bir süre dur sonra secdeye var, secdeyi de rahat ve güzel bir biçimde yap sonra kalk iki secde arasında birazcık otur ve namazının tamamında aynen böyle yap” buyurdu. (Dârimi, Salat: 78; Tirmizî, Salat: 227)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in arkasında namaza durdu ve şöyle dedi: “Allahu ekber kebîran, velhamdü lillahi kesiran ve sübhanellahi bükraten ve asıyla” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bunları söyleyen kimdir?” diye sordu. O adam: “Benim ey Allah’ın Peygamberi” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “On iki melek bu söylediklerini yazıp Allah’a ulaştırmakla yarış ettiler” buyurdu. (Dârimi, Salat: 34; İbn Mâce, Salat: 2)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir sefer biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber namaz kılarken oradakilerden bir kişi “Allahü ekber kebîran velhamdü lillahi kesiran, ve sübhanallahi bükraten ve esila” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Böyle böyle söyleyen kimdir?” buyurdu. Oradakilerden birisi: “Benim ey Allah’ın Rasûlü” dedi. Rasûlüllah: “Bu duayı beğendim -veya buna benzer bir ifade kullandı- Bu duadan dolayı göklerin kapısının açıldığını anlattı.” İbn Ömer der ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den duyduğum o günden beri bu duayı hiç terketmedim. (İbn Mâce, Salat: 2; Dârimi, Salat: 33)
Alkame b. Vail babasından aktararak şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaz kılarken gördüm, kıyamda dururken sağ elini sol elinin üzerine koymuştu.” (Dârimi, Salat: 35; Ebû Davud, Salat: 120)
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Namazda sol elimi sağ elimin üzerine koymuştum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu gördü, sağ elimi tutup sol elimin üzerine koydu.” (Ebû Davud, Salat: 120; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 3)
بَابٌ: مَوْضِعُ الْيَمِينِ مِنَ الشِّمَالِ فِي الصَّلَاةِ
Vail b. Hucr (radıyallahü anh)’dan aktarıldığına göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in nasıl namaz kıldığına bakayım dedim ve namaz kılışını seyrettim: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kalktı tekbir aldı, ellerini kulak hizasına kadar kaldırdı sonra sağ elinin avucunu sol elinin bileğine aşacak şekilde bileğinin üzerine koydu. Rükû’a giderken ellerini yine kulak hizasına doğru kaldırdı. Sonra ellerini dizleri üzerine koydu daha sonra başını rükû’dan kaldırınca ellerini yine aynı şekilde kulak hizasına kadar kaldırdı sonra secdeye vardı, secdede ellerini kulak hizasına koydu sonra sol ayağını yatırarak üzerine oturdu. Sol elini sol uyluğu ile sol dizi üzerine koydu, aynı şekilde sağ elini de sağ uyluğuna koydu sonra iki parmağını yumdu baş parmağı ile orta parmağını halka yaptı ve şahadet parmağını hareket ettirerek dua ettiğini gördüm.” (Dârimi, Salat: 92; Tirmizî, Salat: 227)
بَابٌ: النَّهْيُ عَنِ التَّخَصُّرِ فِي الصَّلَاةِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ziyad b. Subeyh (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Abdullah b. Ömer’in yanında namaz kıldım, elimi böğrüme koymuştum, eliyle elime vurarak işte böyle yap dedi.” Namazımı bitirince birisine: “Bu kimdir?” diye sordum. “Abdullah b. Ömer’dir” dediler. Ben de: “Ey Ebû Abdurrahman seni kızdıran nedir?” dedim. “Bu yaptığın çarmıha gerilmeyi andırır. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bundan bizi yasaklamıştır” dedi. (Ebû Davud, Salat: 160; Müsned: 5572)
Ebû Ubeyde (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Abdullah b. Mes’ud, namaz kılarken vücudunun yükünü tek ayak üzerine veren bir kimseyi gördü de şöyle dedi: Sünnete aykırı hareket etti; ayaklarını sıra ile dinlendirseydi daha iyi olurdu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, bizzat kendisi bir adamı namaz kılarken vücudunun yükünü tek ayağına verdiğini gördü ve şöyle dedi: Sünnete uymuyor, ayaklarını sırayla dinlendirerek namaz kılsaydı daha çok hoşuma giderdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebû Hûreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başladığında biraz sükût ederdi.” (Dârimi, Salat: 37; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 12)
بَابٌ: الدُّعَاءُ بَيْنَ التَّكْبِيرَةِ، وَالْقِرَاءَةِ
Ebû Hûreyre (radıyallahü anh) den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başladığında tekbir ve kıraat arasında azıcık süküt ederdi. Dedim ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! anam babam sana feda olsun, tekbir ile kıraat arasındaki sükût etmenizde ne okuyorsunuz?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şu duayı okuyorum buyurdu: “Allah’ım! Beni günahlarımdan doğu ile batıyı uzaklaştırdığın gibi uzaklaştır. Allah’ım, beyaz kumaş kirden nasıl temizlenirse beni de günahlarımdan öyle temizle. Allah’ım! Beni hatalarımdan su ile kar ile dolu ile yıkayıp temizle.” (Dârimi, Salat: 37; Buhârî, Sıfatü’s Salat: 8)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başladığında tekbir alır sonra şöyle dua ederdi: “Benim namazım, tüm ibadetlerim, hayatım ve ölümüm Alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Onun ortağı yoktur. Ben böyle dua etmekle emrolundum. Ve ben gerçek Müslümanlardanım. Allah’ım! Beni güzel amellere ve güzel ahlaka kavuştur. Onların en güzeline ancak Sen ulaştırırsın. Beni kötü işlerden ve kötü ahlaktan muhafaza et, bunlardan ancak Sen koruyabilirsin.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebû Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), namaza başladığında şöyle derdi: “Allah’ım! Seni tesbih eder ve Sana hamdederim, ismin pek yücedir, zâtın ise pek büyüktür, senden başka bir ilâh yoktur.” (Ebû Davud, Salat: 121; Dârimi, Salat: 33)
Yine Ebû Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaza başlarken şöyle derdi: “Allah’ım! Seni tesbih eder ve Sana hamdederim, ismin pek yücedir, zatın ise pek büyüktür. Senden başka bir ilâh yoktur.” (Ebû Davud, Salat: 121; Dârimi, Salat: 33)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize namaz kıldırıyordu o esnada mescide bir adam gelip nefes nefese şöyle dedi: “Allahüekber Elhamdü lillahi hamden kesiran tayyiben mübareken fih” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazı bitirince: “Deminki sözleri söyleyen kimdi?” diye sordu. Oradakiler sustular -Enes diyor ki: Bu işin zararlı olmadığını anlayınca- o kimse: “Benim Ey Allah’ın Rasûlü!” dedi. Buraya geldiğimde nefes nefese idim ve onları söyledim, o zaman Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “On iki melek gördüm bu söylediklerini kim daha önce yazıp ta Allah katına çıkaracağız diye yarış ediyorlardı” buyurdu. (Ebû Davud, Salat: 121; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 12)
بَابُ الْبَدَاءَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ قَبْلَ السُّورَةِ
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir ve Ömer (radıyallahü anhümâ); namazda okumaya Fatiha sûresiyle başlarlardı.” (Müslim, Salat: 11; Ebû Davud, Salat: 124)
Yine Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Bekir ve Ömer ile birlikte namaz kıldım. Namaza “Elhamdü lillahi Rabbil alemîn” okuyarak başlarlardı. (Ebû Davud, Salat: 124; Müslim, Salat: 11)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Nuaym el Mücemmir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’nin arkasında namaz kıldım, okumaya Besmele ile başladı sonra Fatiha sûresini okudu. Fatihayı bitirince Âmin dedi. Cemaatte: “Âmin” dediler. Her secdeye varınca “Allahü ekber” diyordu. Selâm verince şöyle dedi: Benliğim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki: Namazını Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına en çok benzeten benim. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize namaz kıldırırdı, besmeleyi okuduğunu bize duyurmadı. Ebû Bekir ve Ömer’den Besmeleyi işitmedik. (Müslim, Salat: 13; Ebû Davud, Salat: 124)
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Ebû Bekir, Ömer ve Osman’ın arkasında namaz kıldım, onlardan hiçbirinin besmeleyi açıktan okuduğunu duymadım. (Ebû Davud, Salat: 124; Müslim, Salat: 13)
Abdullah b. Muğaffel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Abdullah bizden birinin besmeleyi açıktan okuduğunu duyunca şöyle derdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Ebû Bekir ve Ömer’in arkalarında namaz kıldım hiç birinin besmeleyi açıktan okuduğunu duymadım.” (Tirmizî, Salat: 180; Dârimi, Salat: 34)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ubâde b. Samit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Fatiha sûresini okumayan kimsenin namazı geçerli değildir.” (Müslim, Salat: 11; Dârimi, Salat: 36)
Yine Ubâde b. Samit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “Fatiha sûresini namazda okumayan kimsenin namazı geçerli değildir.” (Müslim, Salat: 11; Dârimi, Salat: 36)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Günlerden bir gün Cibril, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında iken yukarıdan bir ses duyuldu. Cibril gözlerini semaya kaldırdı ve: “Bu semada şimdiye kadar açılmayan bir kapıdır” dedi. İbn Abbas diyor ki: O açılan kapıdan bir melek indi, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve: “Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen sadece Sana verilen iki nur ile seni müjdeliyorum 1- Fatiha Sûresi 2- Bakara sûresinin son iki ayetleri bu ikisininden okuduğun her bir harfe karşı mutlaka karşılığı fazlaca verilir.” (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 2; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 43)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Übey b. Ka’b (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah ne Tevrat’ta ne de İncil’de Fatiha sûresi gibi bir sûre indirmemiştir. O her zaman ve her namaz da tekrarlanan yedi ayettir. O sûre hakkında: “Allah: O sûre benimle kulum arasında taksim edilmiştir. Kuluma istediği verilir” buyurur.” (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 1; Dârimi, Fedailul Kur’an: 12)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e tekrarlanan yedi ayetlik Fatiha sûresi ve yedi uzun sûre verilmiştir. (Ebû Davud, Salat: 351; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 2)
Yine İbn Abbas (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: “Seb’an minel mesanî” demek yedi uzun sûre demektir. (Ebû Davud, Salat: 351; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 2)
Imran b. Huseyn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize öğle namazını kıldırdı, arkasından bir kimse de; A’lâ sûresini biraz seslice okudu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namazını bitirince, “A’lâ sûresini okuyan kimdi?” buyurdu. O adam: “Ben okumuştum” dedi. O zaman Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Biliyorum ki bir kısmınız arkamda sesli okuyarak zihnimi karıştırıyorsunuz.” (Ebû Davud, Salat: 137; Müslim, Salat: 12)
Imran b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle veya ikindi namazını kıldırdı bir kimsede arkasından seslice okuyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), namazını bitirince şöyle buyurdu: “Hanginiz sesli olarak A’lâ sûresini okumuştu.” O adam: “Ben okumuştum, bu okumaktan dolayı da sadece hayır ve sevap isterim” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Biliyorum ki sizler böyle yapmakla namazda benim zihnimi karıştırıyorsunuz.” (Ebû Davud, Salat: 137; Müslim, Salat: 12)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) açıktan okuduğu bir namazı bitirdikten sonra şöyle buyurdu: “Benimle birlikte okuyanınız var mıdır?” Bir adam: “Evet ben okuyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Bana ne oluyor da okuduğum kıraatte şaşırıyorum” dedi. Ravi diyor ki: Bunu duyunca Müslümanlar, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sesli okuduğu namazlarda okumayı bıraktılar. (Müslim, Salat: 13; Ebû Davud, Salat: 137)
Ubâde b. Samit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize açıktan okuduğu namazlardan birini kıldırdıktan sonra şöyle buyurdu: “Benim sesli olarak okuduğum namazlarda hiçbiriniz fatihadan başka bir şey okumasın.” (Müslim, Salat: 13; Tirmizî, Salat: 233)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İmam kendisine uyulan kimsedir. O tekbir aldığında sizde tekbir alın o okurken siz susun, o “Semiallahü limen hamideh” deyince siz; “Rabbena lekel hamd” deyin.” (Buhârî, Ezan: 51; Dârimi, Salat: 44)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İmam kendisine uyulandır. Tekbir aldığında sizde tekbir getirin, o okurken siz susun.” (Buhârî, Ezan: 51; Dârimi, Salat: 44)
Ebû’d Derda (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle işitmiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e soruldu: “Her namazda kıraat var mıdır?” “Evet” buyurdu. Ensardan birisi öyleyse okumak vacip oldu buyurdu. Ve bana dönerek, -çünkü kendisine en yakın olan ben idim- “Bir kimse bir topluluğa imam olursa onun kıraati cemaate de kafî olur (yeterlidir).” (Müsned: 26254)
İbn ebî Evfa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek; “Kur’an dan hiçbir şeyi ezberleyip aklımda tutamıyorum, bana Kur’an’dan kafi gelecek kadar bir şey öğret” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Sübhanellehi velhamdü lillahi veLâ ilâhe illallahü vallahü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâh” = “ Allah’ım! Seni tenzih ederim, tüm eksiksiz övgüler Sana mahsustur. Allah’tan başka gerçek hiçbir ilâh yoktur, Allah en büyüktür güç ve kuvvet sadece Allah’a aittir.” (Ebû Davud, Salat: 139; Müsned: 18322)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: “İmam âmin dediğinde sizde âmin deyin çünkü melekler de âmin derler.Kimin âmin demesi meleklerin âmin demesiyle denk gelirse Allah o kimsenin geçmiş günahlarını affeder.” (Dârimi, Salat: 38; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 14)