Abdullah b. ebi Katade babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle namazının ilk iki rekatında okur ve bazen okuduğunu bize duyururdu, ilk rekatı uzatır ikinci rekatı kısa tutardı. Sabah namazında da ilk rekatı uzatır ikinci rekatı biraz kısa tutardı. İkindi namazının ilk iki rekatında okuduklarını duyardık yine ilk rekatı uzatır ve ikinci rekatı kısa tutardı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 34; Müslim, Salat: 34)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 11 · Namaza BaşlamaKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابٌ: الْعَمَلُ فِي افْتِتَاحِ الصَّلَاةِ
- 2بَابٌ: رَفْعُ الْيَدَيْنِ قَبْلَ التَّكْبِيرِ
- 3بَابٌ: مَوْضِعُ الْإِبْهَامَيْنِ عِنْدَ الرَّفْعِ
- 4بَابٌ: مَوْضِعُ الْيَمِينِ مِنَ الشِّمَالِ فِي الصَّلَاةِ
- 5بَابٌ: النَّهْيُ عَنِ التَّخَصُّرِ فِي الصَّلَاةِ
- 6بَابٌ: الدُّعَاءُ بَيْنَ التَّكْبِيرَةِ، وَالْقِرَاءَةِ
- 7بَابُ الْبَدَاءَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ قَبْلَ السُّورَةِ
- 8بَابُ الْأَمْرِ بِالتَّأْمِينِ خَلْفَ الْإِمَامِ
- 9بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ بِـ ﴿قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ﴾ وَ ﴿قُلْ هُوَ اللهُ أَحَدٌ﴾
- 10بَابُ الْفَضْلِ فِي قِرَاءَةِ الْمُعَوِّذَتَيْنِ
- 11بَابُ سُجُودِ الْقُرْآنِ السُّجُودُ فِي ص
- 12بَابُ: السُّجُودِ فِي ﴿إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ﴾
- 13بَابُ السُّجُودِ فِي الْفَرِيضَةِ
- 14بَابُ قِرَاءَةِ النَّهَارِ
- 15بَابُ إِسْمَاعِ الْإِمَامِ الْآيَةَ فِي الظُّهْرِ
- 16بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْمَغْرِبِ بِقِصَارِ الْمُفَصَّلِ
- 17بَابُ رَفْعِ الصَّوْتِ بِالْقُرْآنِ
- 18بَابُ مَدِّ الصَّوْتِ بِالْقِرَاءَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ لِلرُّكُوعِ
- 20بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلرُّكُوعِ حِذَاءَ الْمَنْكِبَيْنِ
(11) Kitâb: Namaza Başlama
بَابُ إِسْمَاعِ الْإِمَامِ الْآيَةَ فِي الظُّهْرِ
Abdullah b. ebi Katade (radıyallahü anh), babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlarında Fatiha sûresi ve iki sûre okurdu son iki rekatta ise Fatiha sûresini okur ve okuduğunu bize işittirirdi. İlk rekatı öğle namazında uzatırdı.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 7; Müslim, Salat: 34)
Ebû Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle ve ikindi namazının ilk iki rekatlarında Fatiha ve ikişer sûre okur bazen okuduğunu bize işittirirdi. Öğle namazında ilk rekatı uzun tutar ikinci rekatı kısaltırdı sabah namazında da aynen (böyle) yapardı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 34; Müslim, Salat: 34)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), öğle ve ikindi namazlarında Bürûc, Tarık ve benzeri sûrelerden okurdu. (Dârimi, Salat: 63; Tirmizî, Salat: 229)
Yine Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) öğle namazında Leyl sûresini ikindi namazında da benzeri sûrelerden okur sabah namazında ise biraz daha uzun sûreleri tercih ederdi.” (Ebû Davud, Salat: 131; Müslim, Salat: 35)
Zeyd b. Eslem (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’in yanına varmıştık. “Namazı kıldınız mı?” diye sordu. “Evet” dedik. O zaman Ey Cariye abdest suyu getir. Çünkü ben sizin imamınız gibi namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına benzeyen birinin arkasında namaz kılmadım dedi. Zeyd diyor ki: Ömer b. Abdullaziz’i (ki bizim imamımızdır) rükû’ ve secdeleri tam yapar kıyam ve kuudu fazla uzatmaz hafif yapardı. (Müslim, Salat: 28; Müsned: 12200)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Falan kimse gibi namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına benzeyen birinin arkasında namaz kılmadım.” Ravi Süleyman b. Yesar der ki: O adam öğle namazının ilk iki rekatını uzatır diğerlerini hafif tutardı, ikindi namazını da uzatmazdı. Akşam namazını da hafif tutar mufassal sûrelerin kısalarını okur, yatsı namazında ise mufassalların orta olanlarını okur, sabah namazında ise uzun mufassal sûrelerden okurdu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 7)
بَابُ الْقِرَاءَةِ فِي الْمَغْرِبِ بِقِصَارِ الْمُفَصَّلِ
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Falan kimse gibi namazı, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazına benzeyen başka bir adamın arkasında namaz kılmadım. Ebû Hureyre’nin söylediği kimsenin arkasında namaz kıldık, öğle namazının ilk iki rekatını uzatıyor, diğer iki rekatı kısa kıldırıyordu. İkindi namazını ise kısa kıldırıyordu. Akşam namazında mufassal sûrelerin kısalarından okuyordu. Yatsı namazında ise Duhâ ve benzeri sûrelerden okuyor, sabah namazında ise iki uzun sûre okuyordu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 7)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ensar’dan bir adam yanında su taşıdığı iki devesiyle Muaz’ın yanına gitmişti. O esnada Muaz akşam namazını kıldırıyordu. Muaz, Bakara sûresini okumaya başlayınca adam kendi başına namazını kıldı ve gitti. “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu duyunca: “Ey Muaz fitne mi çıkarıyorsun? Ey Muaz fitne mi çıkarıyorsun?” buyurdu ve: “A’lâ sûresini Duhâ sûresini ve benzeri sûrelerden okusan olmaz mı?” dedi. (Müslim, Salat: 36; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 10)
Ümmül Fadl binti Haris (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize evinde akşam namazını kıldırmıştı ve Mürselât sûresini okumuştu. Bundan sonra vefat edinceye kadar cemaate namaz kıldırmadı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 9; Dârimi, Salat: 64)
İbn Abbas annesinden naklederek şöyle diyor: İbn Abbas’ın annesi, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in akşam namazında; Mürselat sûresini okuduğunu duymuştur. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 9; Dârimi, Salat: 64)
Cübeyr b. Mut’ım (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in akşam namazında Tûr sûresini okuduğunu duydum. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 9; Dârimi, Salat: 64)
Abdullah b. Utbe b. Mes’ud (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) akşam namazında; Hâmîm (Duhân) sûresini okumuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Zeyd b. Sabit (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Bizzat kendisi Mervan’a şöyle demiştir: “Ey Ebû Abdülmelik! Akşam namazında İhlâs ve Kevser sûrelerini okuyor musun?” Mervan: “Evet” dedi. Zeyd b. Sabit: “Allah’a yemin ederim ki, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in akşam namazında iki uzun sûreden biri olan Elif lâm mîm sâd sûresini okuduğunu bilirim.” (Buhârî, Sıfatı’s Salat: 17; Müslim, Salat: 34)
Mervan b. Hakem (radıyallahü anh)’in bize haber verdiğine göre, Zeyd b. Sâbit şöyle demiştir: Akşam namazında hep kısa sûreler okuduğunu görüyorum. Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in iki uzun sûreden birini okuduğunu bilirim dedi. Bende: “Ey Ebu Abdullah! İki uzun sûreden biri hangisidir?” dedim. “A’râf sûresidir” dedi. (Ebû Davud, Salat: 132; Buhârî, Sıfatı’s Salat: 17)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir defa akşam namazında A’râf sûresini iki rekata bölüştürerek okumuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in akşamdan sonraki iki rekat sünnette ve sabah namazından önceki sünnette Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini okuduğunu yirmi defa bu kulaklarımla duydum.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 9; Ebû Davud, Salat: 133)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir kimseyi bir müfrezenin başında komutan olarak göndermişti. O kimse her namazı kıldırdığında her okuyuşunun sonunda İhlâs sûresini de okuyordu. Müfreze geri dününce bu durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e aktardılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ona sorun bakalım niçin böyle yapıyormuş?” buyurdu. O adama sordular, o da şöyle dedi: “O sûre Rahman olan Allah’ın sıfatlarını içerir. Bu yüzden onu her rekatta okumayı seviyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ona, Allah’ın kendisini sevdiğini haber verin” buyurdu. (Tirmizî, Fedailül Kur’an: 12; Dârimi, Rikak: 42)
Zeyd b. Hattab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hureyre’den işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bir yolculuktan dönüyordum. O esnada bir kimsenin İhlâs sûresini okuduğunu duydu ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Vacip oldu” buyurdu. “Ne vacip oldu” diye sordum. “Cennet” dedi. (Tirmizî, Fedailül Kur’an: 11)
Ebû Said el Hudrî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir kimse, bir başkasının bütün gece İhlâs sûresini tekrar tekrar okuduğunu duyar, sabah olunca durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e aktarır. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki o sûre Kur’an’ın üçte biri gibidir.” (Buhârî, Fedailül Kur’an: 13; Ebû Davud, Salat: 353)
Ebû Eyyub (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İhlâs sûresi Kur’an’ın üçte birisi gibidir.” Ebû Abdurrahman: Bu hadisin senedinden daha uzun senedli bir hadis bilmiyorum. (Tirmizî, Fedailül Kur’an: 11; Dârimi, Fedilül: Kur’an: 24)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Muaz gelip yatsı namazını kıldırdı ve namazı çok uzattı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Muaz! Fitne mi çıkarmak istersin? Ey Muaz! Fitne mi çıkarmak istersin? A’lâ, Duha ve İnfitar sûreleri yeterli değil mi?” buyurdu. (Müslim, Salat: 36; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 10)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Muaz, kavmine yatsı namazını kıldırırdı ve namazı çok uzattı. Bunun üzerine içimizden biri cemaatten ayrılıp (namazını tek başına kıldı) bu durum Muaz’a haber verilince, o adam münafık olmuştur dedi. O adam Muaz’ın söylediğini duyunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna geldi Muaz’ın söylediğini aktardı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Muaz’a: “Fitne çıkarmak mı istiyorsun ey Muaz, cemaate imam olduğunda Duhâ, Leyl, A’lâ sûrelerini oku” buyurdu. (Müslim, Salat: 36; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 10)
Abdullah b. Büreyde (radıyallahü anh), babasından naklederek; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yatsı namazında Duhâ ve benzeri sûreleri okuduğunu bize haber vermiştir. (Tirmizî, Salat: 230; Müsned: 21930)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yatsı namazını kılmıştım o namazda Tîn sûresini okumuştu. (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 20; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 10)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir yolculukta yatsı namazının ilk rekatında Tîn sûresini okumuştu.” (Buhârî, Sıfatı’s Salat: 20; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 10)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: H ali fe Ömer, Kufe v ali si olan, Sa’d’e; İnsanlar senden hep şikayetçiler hatta kıldırdığın namazdan bile demişti: Sa’d şöyle cevap verdi: “İlk iki rekatları biraz uzatıyor, diğerleri kısa tutuyorum. Kıldırdığım namazların hiçbirinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazından daha kısa kıldırmıyorum.” Bunun üzerine Ömer: “O senin kendi Kanaatindir” dedi. (Buhârî, Sıfatı’s Salat: 30; Müslim, Salat: 34)
Câbir b. Semure (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Küfelilerden bir gurup Sa’d hakkında Ömer’e şikayette bulundular ve; Namazı bile doğru dürüst kıldırmıyor dediler. Sa’d ise: “Ben onlara Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kıldırdığı gibi namaz kıldırıyorum ve namazdan hiçbir şeyi eksik etmiyorum, ilk iki rekatlarda kıyamı uzatıyor son iki rekatta ise kısa kesiyorum” dedi. Bunun üzerine Ömer: “Bu senin kanaatindir” dedi. (Buhârî, Sıfatı’s Salat: 30; Müslim, Salat: 34)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Birbirine benzer öyle sûreler bilirim ki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), on rekatta yirmi sûreyi okurdu. Daha sonra Abdullah, Alkame’nin elinden tutup içeri girdi. Sonra Alkame içeriden çıkıp yanımıza gelince ona sorduk, o da o sûrelerin isimlerini haber verdi. (Ebû Davud, Salat: 134; Müslim, Salatü’l: Müsafirin: 49)
Amr b. Mürre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Vail’den işittim şöyle diyordu: Abdullah’ın yanında bir adam anlattı: Bir rekatta bir mufassal sûre okumuştum ta Abdullah: Şiiri nasıl hızlıca okuyorsan sûreleri de öylece oku. Zira uzunlukta birbirine benzeyen öyle sûreler bilirim ki; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların arasını açmazdı dedi ve Mufassallardan her rekatta ikişer tane okunan yirmi sûreyi söyledi. (Buhârî, Sıfatı’s Salat: 26; Müslim, Salatül Müsafirin: 49)
Abdullah (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre; onun yanına bir adam gelerek şöyle dedi: “Bu gece bir rekatta mufassal bir sûre okudum.” Bunun üzerine Abdullah: “Şiir okur gibi daha hızlıca oku. Çünkü; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mufassallardan Hamim ile başlayan ve birbirine benzeyen yirmi sûre okurdu.” (Buhârî, Sıfatü’s Salat: 26; Müslim, Salatül Müsafirin: 49)
Abdullah b. Saib (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mekke fethi günü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’nin önüne namaza durdu, ayakkabılarını çıkararak sol tarafına koydu. Mü’minun sûresinden okumaya başladı. Musa ve İsa’nın zikredildiği ayetlere gelince kendisini hıçkırık tuttu ve rükû’a vardı. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 205; Müsned: 14845)
Huzeyfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, kendisi bir gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanında namaz kıldı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) azâb âyeti gelince; duraklayıp Allah’a sığınır, Rahmet ayeti gelince de yine duraklar ve dua ederdi. Rükû’da, sübhane Rabbiyel azım secdelerde ise sübhane Rabbiyel a’la derdi. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 179; Ebû Davud, Salat: 151)
Huzeyfe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), bir rekatte Bakara, Âl-i İmran ve Nisâ sûrelerini okudu. Rahmet ayetini okuyunca, Allah’tan rahmet diliyor azâb ayeti gelince de Allah’a sığınıyordu.” (Ebû Davud, Salat: 131; Müslim, Salatül Müsafirin: 27)
Cesre binti Decace (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Zer’den şöyle söylediğini işittim: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gece namaza kalktı sabah oluncaya kadar tüm namazında bir ayeti tekrarladı durdu. O ayet Mâide 118. ayeti idi. “Eğer sen onlara azâb edersen onlar senin kullarındır şayet onları affedersen sen güçlülerin en güçlüsüsün ve yaptığın her şeyi yerli yerince yapansın.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 179)
İbn Abbas (radıyallahü anh), Allah’ın bu sözü hakkında şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bu ayet nazil olduğu zamanda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’de davetini gizli yürütüyordu. Fakat ashabına namaz kıldırdığında Kur’an okurken sesini yükseltiyordu. (İbn Menî, Kur’an’ı sesli okuyordu diyor) Müşrikler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sesini duyunca Kur’an’a, Kur’an’ı indirene, ve o Kur’an’la gönderilen Peygambere küfrediyorlardı. Bunun üzerine Allah; Peygamberine: “Namazı da sesini fazla yükseltme, yani yüksek sesle okuma, müşrikler duyarlar da Kur’ana küfrederler. Kur’an okuyuşunu ashabından da gizleme onlar da duyamazlar bunun ikisi arası bir yol tut” buyurdu. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 18)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kur’an okurken sesini yükseltiyordu. Müşrikler de bunu işitince Kur’an’a ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e küfrediyorlardı. Bu sebeple Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kur’an okurken sesini kısıyordu bu yüzden de ashabı duyamıyordu. Bundan dolayı Allah, İsra sûresi 110. ayetini indirdi. (Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 18; Buhârî, Tefsir: 194)
بَابُ رَفْعِ الصَّوْتِ بِالْقُرْآنِ
Ümmü Hani (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben evimde olduğum halde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Kur’an okuyuşunu işitebiliyordum. (Buhârî, Tefsir: 194; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 179)
بَابُ مَدِّ الصَّوْتِ بِالْقِرَاءَةِ
Katade (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’e Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Kur’an’ı nasıl okuduğunu sordum şöyle dedi: “Sesini uzatarak okurdu.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 179; Buhârî, Fedailül Kur’an: 29)
Bera (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kur’an’ı seslerinizle güzelleştiriniz.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 176; Dârimi, Fedail-ül Kur’an: 34)
Bera b. Âzib (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kur’an’ı seslerinizle güzelleştiriniz.” İbn Avsece diyor ki: Bu; “seslerinizle güzelleştirin” hadisini ben unutmuştum Dahhak b. Muzahim bana hatırlattı. (Dârimi, Fedailül Kur’an: 34; İbn Mâce, İkametü’s Salat: 176)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh), Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Allah güzel sesli bir peygambere Kur’an’ı açıkça okuduğuna karşılık verdiği sevabı veya izni hiçbir şeyde vermemiştir.” (Müslim, Salatül: Müsafirin: 34)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah, Kur’an’ı güzelce okuyan bir peygambere verdiği sevap veya izin kadar hiçbir kimseye iyilikte bulunmamıştır.” (Müslim, Salatül Müsafirin: 34; Ebû Davud, Salat: 355)
Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)’den aktarıldığına göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); Ebû Musa’nın Kur’an okuyuşunu dinledi ve şöyle buyurdu: “ Ey Ebû Musa! Sana; Davud peygambere verilen nağmelerden bir nağme, güzel ses verilmiştir.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 176; Müsned: 9430)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Musa’nın okuyuşunu duyunca; “Şüphesiz Davud peygambere verilen güzel sesten sana da verilmiştir” buyurdu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 176; Dârimi, Fedailül Kur’an: 34)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebû Musa’nın okuyuşunu duyunca; “Şüphesiz Davud peygambere verilen güzel sesten sana da verilmiştir” buyurdu. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 176; Dârimi, Fedailül Kur’an: 34)
Ya’la b. Memlek (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Ya’la, Ümmü Seleme’ye Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in namazından ve Kur’an okuyuşundan sormuştu da o da şöyle demişti: “Sizin kıldığınız namazla O’nunki arasında öyle fark var ki…” Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in okuyuşunun açık açık ve harf harf olduğunu anlattı. (Tirmizî, Fedailül Kur’an: 19; Ebû Davud, Salat: 355)
بَابُ التَّكْبِيرِ لِلرُّكُوعِ
Ebû Seleme b. Abdurrahman (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Mervan, Ebû Hureyre’yi Medine’de kendi yerine vekil bırakmıştı. Ebû Hüreyre farz namazı kıldırırken tekbir alarak namaza başlar sonra rükû’a giderken yine tekbir alır rükû’dan başını kaldırırken “Semiallahü limen hamideh Rabbena lekel hamd” derdi sonra tekbir alarak secdeye gider sonra iki secdeyi de tekbir alarak yapar, (teşehhüde) oturduktan sonra kalkarken yine tekbir alırdı. Namazını bitirinceye kadar hep böyle yapardı. Namazını bitirip selâm verince cemaate dönerek şöyle derdi: “Canım Kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki aranızda namazı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e en çok benzeyeniniz benim.” (Tirmizî, Salat: 227; Dârimi, Salat: 92)
M ali k b. Huveyris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i namaz için tekbir aldığında, rükû’ edeceğinde, başını rükû’dan kaldırdığında, ellerini kulak memelerine değecek kadar kaldırdığını gördüm. (Dârimi, Salat: 41; Ebû Davud, Salat: 116)
بَابُ رَفْعِ الْيَدَيْنِ لِلرُّكُوعِ حِذَاءَ الْمَنْكِبَيْنِ
Sâlim (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gördüm, namaza başlarken, rükû’ ederken, rükû’dan başını kaldırırken, ellerini omuzları hizasına kaldırırdı. (Ebû Davud, Salat: 116; Dârimi, Salat: 71)