Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kolayda da olsa zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım kınayanın kınamasından korkmayarak ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik. (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 39 · BîatKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(39) Kitâb: Bîat
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kolayda olsa zorluklarda olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım kınayanın kınamasından korkmayarak ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik. (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
بَابُ الْبَيْعَةِ عَلَى أَنْ لَا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أَهْلَهُ
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kolayda da olsa zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik. (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
بَابُ الْبَيْعَةِ عَلَى الْقَوْلِ بِالْحَقِّ
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kolayda da olsa zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım konuşmalarda adaletli olmak, kınayanın kınamasından korkmayarak ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik. (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh) babasından nakleder: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile kolayda da olsa zorluklarda da olsa, hoşa giden ve gitmeyen tüm hallerde başkalarını kendimize tercih etmeye, iş ve vazifeye yetkili olanla münakaşa etmemeye ve daima hak üzere olmaya, nerede olursak olalım kınayanın kınamasından korkmayarak ve daima dinleyip itaat etmek üzere biat etmiştik. (Tirmizî, Siyer: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Hoşuna giden ve gitmeyen hallerde senin için kolayda olsa zorda olsa itaatten ve başkalarını kendi nefsine tercih etmekten şaşmaz.” (Müslim, İmara: 8; Müsned: 8596)
Cerir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a her Müslüman’a samimi olmaya ve nasihat etmeye biat ettim. (Tirmizî, Birr ve Sıla: 17; Dârimi, Büyü’: 9)
Yine Cerir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile her Müslüman’a karşı samimi olup daima nasihat etmeye ve dinleyip itaat etmek üzere biat ettim.” (Tirmizî, Birr ve Sıla: 17; Dârimi, Büyü’: 9)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile ölmeye değil savaştan kaçmamak üzere biat ettik. (Müslim, İmara: 18; Dârimi, Siyer: 18)
Yezid b. ebi Ubeyd (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Seleme b. Ekva’ya sordum: “Hudeybiye günü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e hangi konuda biat etmiştiniz?” O da: “Ölesiye kadar savaşmaya demişti.” (Müsned: 15912)
Ya’la b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mekke’nin fethi günü babam Ümeyye’yi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna götürerek; Ey Allah'ın Rasûlü! Babamın hicret etmeye dair biatını kabul et dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Hicret bitmiştir, cihad konusundaki biatını kabul ediyorum” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) etrafında bulunan ashabına karşı şöyle buyurmuştu: “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı açlık endişesiyle öldürmeyeceğinize, bana karşı gelmeyeceğinize, dinin emrettiği konularda bana karşı gelmeyeceğinize söz vererek bana biat ediniz. Kim sözünde durursa ecrini Allah verecektir. Sizden biriniz yukarıda sayılanlardan herhangi birini işler de cezasını Dünya’da çekerse o ceza işlediği suçun keffaretidir. Ahirette ceza çekmez. Kim de bu suçlardan birini işlerde suçu gizli kalıp cezasını Dünya’da çekmezse onun işi Allah’a kalmıştır. Allah dilerse onu affeder dilerse cezalandırır.” (Müslim, Hudud: 10; Dârimi, Siyer: 17)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Dikkat edin! Sizler bana kadınların biat ettiği hususlarla birlikte; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağınıza, hırsızlık etmeyeceğinize, zina etmeyeceğinize, çocuklarınızı besleyememek korkusuyla öldürmeyeceğinize, birbirinize iftira etmeyeceğinize, dinin emrettiği konularda bana karşı gelmeyeceğinize, söz vererek bana biat ediyor musunuz?” buyurdu. Biz de: “Evet Ey Allah'ın Rasûlü” dedik ve bu konularda ona biat ettik. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bu suçlardan birini işlerde dünyada cezasını görürse o ceza suçun keffaretidir. Ahirette ayrıca bir ceza daha çekmez. Ama her kim de suçu işler cezasını dünyada çekmezse işi Allah’a kalmıştır, Allah dilerse affeder dilerse cezalandırır.” (Müslim, Hudud: 10; Dârimi, Siyer: 17)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Anam ve babamı ağlar vaziyette bırakarak hicret etmek üzere sana biat etmeye geldim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Dön, anan ve babanın yanına onları ağlattığın gibi güldür” buyurdu. (Ebû Davud, Cihad: 33; İbn Mâce, Cihad: 12)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, bir bedevi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek; hicret etmek istediğini söyledi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sen ne sanıyorsun hicret zor bir iştir. Senin develerin var mıdır?” buyurdu. Adam: “Evet” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Onların zekatlarını veriyor musun?” buyurdu. Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yapacağın hayırlı işleri deniz ötesi yerlere de yapsan Allah senin yaptığın kulluktan sevap olarak hiçbir şeyi eksiltmez” buyurdu. (Ebû Davud, Cihad: 1; Müslim, İmara: 21)
Abdullah b. Amr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir adam, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e hangi hicret daha değerlidir?” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Allah’ın yasakladığı şeyleri terk etmendir” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sözüne şöyle devam etti: “Hicret iki türlüdür 1- Şehirlinin hicreti, 2- Çölde yaşayanın hicreti. Çölde yaşayanın hicreti: Çağrıldığında gelmesi, emir olunduğunda yapmasıdır. Şehirlinin hicreti ise çölde yaşayanınkinden daha zordur. Fakat sevabı da daha büyüktür.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ebu Bekir ve Ömer hicret eden kimselerdendi. Çünkü onlar Mekke’deki müşrikleri bırakıp Medine’ye hicret etmişlerdi. Ensardan da hicret eden kimseler vardı. Önceleri Medine’de şirk düzeni hâkim idi, onlar da Mekke’ye giderek Akabe gecesi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat ettiler. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Fatıma (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Rasûlü! Bana öyle bir kulluk tavsiye et ki onu yapıp yolumu doğrultayım.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ona: “Hicret et çünkü şu anda hicretten üstün bir amel yoktur” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ya’la (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mekke fethi günü babamı Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e getirerek, “Ey Allah'ın Rasûlü, babamın hicreti hususunda biatını kabul et” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Hicret bitmiştir fakat cihad etmesi hususunda biatını kabul ediyorum” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Safvan b. Ümeyye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah'ın Rasûlü! Cennet’e hicret edenlerden başkası giremeyecek diyorlar ne dersin?” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mekke’nin fethedilmesinden sonra Medine’ye hicret yoktur. Fakat cihad ve iyi niyet vardır, savaşa çağırıldığınızda hemen koşun.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke fethi günü şöyle buyurdu: “Mekke’den Medine’ye hicret yoktur bitmiştir. Fakat cihad ve iyi niyet vardır, savaşa çağırıldığınızda hemen koşun.” (Ebû Davud, Cihad: 2; Tirmizî, Siyer: 33)
Nuaym b. Decace (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer b. Hattab’tan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatından sonra hicret yoktur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdullah b. Vakdan es Saidî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir heyetle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna gelmiştik. Her birimiz ihtiyaçlarını söylüyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huzuruna en son ben çıktım ve dedim ki: “Ey Allah'ın Rasûlü! Geride bıraktığım kimseler hicret kesildi bitti diyorlar ne dersin?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kafirlerle savaş devam ettikçe hicret kesilmez” (Yani küfür diyarındakiler daima İslâm memleketine hicret edeceklerdir). (Müsned: 21292)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Cerir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldim ve ona: “Ey Allah'ın Rasûlü! Hoşuma giden ve gitmeyen hallerde dinleyip itaat etmek üzere sana biat ediyorum” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ey Cerir, buna gücün yeter mi? Gücüm yettiği hususlarda de” buyurdu. “Her Müslüman’a karşı samimi olmamı ve öğüt vermemi de şart koşarak biatımı kabul etti.” (İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Siyer: 34)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Cerir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e namaz kılmak, zekat vermek, her Müslüman’a karşı samimi olmak ve öğüt vermek, müşrikleri terk etmek üzere biat etmiştim. (Tirmizî, Birr ve Sıla: 17; Dârimi, Büyü’: 9)
Cerir (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) biat ederken onun yanına geldim ve şöyle dedim: “Ey Allah'ın Rasûlü! Uzat elini sana biat edeceğim, gereken şartları da söyle ona göre biat edeyim. Sen bunu daha iyi bilirsin.” Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Kulluğunu sadece Allah’a yapman, namaz kılman, zekat vermen, Müslüman’lara karşı samimi olup nasihat etmen ve müşrikleri terk etmen hususunda biatını kabul ediyorum.” (Tirmizî, Birr ve Sıla: 17; Dârimi, Büyü’: 9)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gurup içersinde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat etmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak üzere, hırsızlık yapmamaya, zina etmemeye, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmemeye, birbirinize iftira etmemeye, Allah’ın emirlerinde Bana isyan etmemeye söz vermenizle biatınızı kabul ediyorum. Sizden kim bunları yerine getirirse, karşılığını Allah verecektir. Kim de bu suçlardan birini işler de cezasını dünyada çekerse bu onun temizlenmesidir. Kim de bir suç işler ve onu gizlerse, onun işi Allah’a kalmıştır. Allah dilerse azap eder dilerse bağışlar.” (Müslim, Hudud: 10; Dârimi, Siyer: 17)
Ümmü Atiyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat etmek istediğimde şöyle dedim: “Ey Allah'ın Rasûlü! Cahiliyede bir kadın bana yardım etmişti gidip ona yardım edeyim sonra da size gelip biat edeyim.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Git ona yardım et” buyurdu. Gittim ona yardım edip geldikten sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat ettim. (İbn Mâce, Cihad: 43; Tirmizî, Siyer: 37)
Ümmü Atiyye (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bizden ölülerin arkasından bağırıp çağırarak ağlamamamızı şart koşarak biatımızı kabul etti. (İbn Mâce, Cihad: 43; Tirmizî, Siyer: 37)
Rukayka kızı Umeyme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ensardan bir gurup kadınla Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına biat etmek üzere gelmiştik. Ve şöyle dedik: “Ey Allah'ın Rasûlü! Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayacağımıza, hırsızlık yapmayacağımıza, zina etmeyeceğimize ve hiçbir kimseye iftira etmeyeceğimize ve dinin emirleri konusunda sana karşı gelmeyeceğimize söz veriyor ve sana biat ediyoruz.” Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yapabileceğiniz ve güç yetirebileceğiniz hususlarda” ilavesini yapmamızı emir buyurdu. Biz: “Allah ve Rasûlü bize bizden daha şefkatli ve merhametlidir. Müsaade et ver elini, sana biat edelim” dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Kadınlarla musafaha ederek biat etmem, yüz kadına söyleyeceğim şeyler bir kadına söylediğim gibidir. (İbn Mâce, Cihad: 43; Tirmizî, Siyer: 37)
Amr (radıyallahü anh) babasından rivâyet ederek şöyle demiştir: Sakîf kabilesinden gelen heyet arasında cüzzamlı hasta bir kimse vardı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona haber göndererek: “Yerine dön seninle biat ettim” buyurdu. (Müslim, Selâm: 36; İbn Mâce, Tıb: 44)
Hirmas b. Ziyad (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben çocuktum elimi biat etmek üzere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e uzattım benim elimi tutmadı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir köle Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek hicret etmek üzere biat etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onun köle olduğunu bilmiyordu. O sırada o kölenin efendisi gelip kölesini götürmek istedi. Bunun üzerine Nebi (aleyhisselâm): “Onu bana sat” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu iki köle karşılığında satın aldı. Bundan sonrada köle olup olmadığını sormadan kimseyle biat yapmadı. (Tirmizî, Biat: 34; İbn Mâce, Cihad: 41)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Bir bedevi geldi ve İslâm’ı kabul etmek üzere biat etti. Bu kimse Medine’den çıkmadan ağrısı tuttu ve hastalandı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e tekrar gelerek: “Biatımı boz, sözümden caydım” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bundan uzak durdu ve bu teklifi kabul etmedi. Sonra tekrar geldi: “Biatımı boz sözümden vazgeçtim” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yine bundan uzak durdu ve bu teklifi kabul etmedi. Bedevi de çıkıp gitti. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Medine körük gibidir ve iyi insanların yeridir kötüleri kabul etmez üfürür ve çıkarır” buyurdu. (Müslim, Hac: 88; Tirmizî, Menakıb: 68)
Seleme b. Ekva (radıyallahü anh) Haccac’ın yanına girince, Haccac ona şöyle dedi: “Hicret ettikten sonra gerisin geriye çöl hayatına mı döndün (veya buna benzer bir söz söyledi). Bende: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) çölde yaşamama izin verdi dedim. (Buhârî, Fiten: 14; Müslim, Imara: 19)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Dinleyip itaat etmek üzere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat ederdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Gücünüz yettiği konularda biat ediniz” buyururdu. (İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Cihad: 18)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile dinleyip itaat etmek üzere biat ederken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Gücünün yettiği konularda” ilavesini yapardı. (İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Siyer: 34)
Cerir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e dinleyip itaat etmek üzere biat ettim, bana “Gücün yettiği konularda ve her Müslüman’a samimi olup nasihat etmek üzere dememizi” telkin etti. (İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Siyer: 34)
Umeyme binti Rukayka (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kadınlarla birlikte Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e biat ettik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de bize: “Gücünüzün yettiği konularda güç yetirebileceğiniz işlerde biat ediniz” buyurdu. (İbn Mâce, Cihad: 41; Tirmizî, Siyer: 34)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yahya b. Husayn (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ninemi şöyle derken işittim: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i veda haccında işittim şöyle diyordu: “Sizi Allah’ın Kitab’ı ile idare edecek Habeşli bir köle dahi başınıza getirilmiş olsa onu dinleyin ve ona itaat edin.” (İbn Mâce, Cihad: 39; Tirmizî, Cihad: 27)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim de bana isyan ederse Allah’a isyan etmiş sayılır. Benim yolumda giden iradecime itaat eden bana itaat etmiş olur, idarecime isyan eden bana isyan etmiş olur.” (İbn Mâce, Cihad: 39; Tirmizî, Cihad: 27)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Nisâ Sûresi 59. ayeti: “Ey iman edenler Allah’a itaat edin, Resulüne itaat edin ve sizden olup kendilerine otorite emanet edilmiş olanlara da itaat edin” ayeti, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bir müfrezeye komutan tayin ettiği Abdullah b. Huzafe b. Kays b. Adiy hakkında nazil oldu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Muaz b. Cebel (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Savaşan kimseler iki çeşittir; birincisi Allah’ın rızasını kazanmak ister, devlet başkanına itaat eder, sevdiği malını güzel yerlere harcar, kötülük ve bozgunculuklardan kaçınır, bu kimsenin uykusu da uyanıklığı da ibadet sayılır ve kendisine sevap kazandırır. İkincisi gösteriş ve savaştı desinler diye savaşır, devlet başkanına isyan eder, yeryüzünde bozgunculuk yaparsa o kimse eli boş döner hiçbir sevap kazanamaz.” (Ebû Davud, Cihad: 25; Dârimi, Cihad: 25)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Devlet başkanı kalkandır, ondan güç alınarak savaşılır ve onunla tehlikelerden korunulur. Devlet başkanı Allah’a karşı sorumluluk bilincini emreder ve adaletle hükmederse yaptıklarından hep sevap kazanır. Yapılması gerekenleri yapmazsa günah kazanır.” (Buhârî, Ahkam: 17; Müslim, Imara: 9)
Temim ed Darî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Din nasihat ve samimi olmak demektir” Oradakiler de: “Kim için samimi olmak demektir” dedik. Şöyle buyurdu: “1- Kulun Allah’ı tek olarak tanıyıp bilmesi ve Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp samimi olması demektir. 2- Kulun Allah’ın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması ve başkalarına öğretmede samimi olması demektir. 3- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i örnek alarak kabul etmede ve O’nun gibi yapmayı prensip edinmede samimi olmak demektir. 4- Müslüman idarecilere her konuda itaat ve yardımda samimi olmak demektir. 5- Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat ve bu yolda samimi olmak demektir” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Temim ed Darî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Din nasihat ve samimi olmak demektir” Oradakiler de: “Kim için samimi olmak demektir” dedik. Şöyle buyurdu: “1- Kulun Allah’ı tek olarak tanıyıp bilmesi ve Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp samimi olması demektir. 2- Kulun Allah’ın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması ve başkalarına öğretmede samimi olması demektir. 3- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i örnek alarak kabul etmede ve onun gibi yapmayı prensip edinmede samimi olmak demektir. 4- Müslüman idarecilere her konuda itaat ve yardımda samimi olmak demektir. 5- Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat ve bu yolda samimi olmak demektir” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)