Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç defa şöyle buyurmuştur: “Din nasihat ve samimi olmak demektir” Oradakiler de: “Kim için samimi olmak demektir” dedik. Şöyle buyurdu: “1- Kulun Allah’ı tek olarak tanıyıp bilmesi ve Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp samimi olması demektir. 2- Kulun Allah’ın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması ve başkalarına öğretmede samimi olması demektir. 3- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i örnek alarak kabul etmede ve onun gibi yapmayı prensip edinmede samimi olmak demektir. 4- Müslüman idarecilere her konuda itaat ve yardımda samimi olmak demektir. 5- Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat ve bu yolda samimi olmak demektir” buyurdu. (Tirmizî, Birr ve Sıla: 36)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 39 · BîatKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
(39) Kitâb: Bîat
بَابُ الْبَيْعَةِ عَلَى الْقَوْلِ بِالْحَقِّ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) üç defa şöyle buyurmuştur: “Din nasihat ve samimi olmak demektir” Oradakiler de: “Kim için samimi olmak demektir” dedik. Şöyle buyurdu: “1- Kulun Allah’ı tek olarak tanıyıp bilmesi ve Allah’ın kendini tanıttığı gibi inanarak hayatını sürdürüp samimi olması demektir. 2- Kulun Allah’ın Kitab’ını Allah tarafından tarif edildiği gibi bilmesi, öğrenmesi, yaşaması ve başkalarına öğretmede samimi olması demektir. 3- Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i örnek alarak kabul etmede ve onun gibi yapmayı prensip edinmede samimi olmak demektir. 4- Müslüman idarecilere her konuda itaat ve yardımda samimi olmak demektir. 5- Diğer tüm Müslümanlara her konuda yardımcı olup Cennet’e götüren yolları göstermeye nasihat ve bu yolda samimi olmak demektir” buyurdu. (Tirmizî, Birr ve Sıla: 36)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her devlet başkanının iki türlü müşaviri vardır. Biri şeriatın emrettiği iyi şeyleri gösterir, kötülüklerden de sakındırır. Diğeri ise yanlış yollar göstererek işini bozmaktan çekinmez. O tür müşavirin şerrinden korunan devlet reisi tehlikelerden korunmuş olur ve haksızlığı yenmiş olur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Said (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın gönderdiği her peygamberin veya onlardan sonra gelen h ali felerin iki türlü müşavirleri vardır. Biri hayırlı yollar gösterir. Diğeri şerli yolları gösterir ve kötülüğü teşvik eder. Bu kötülüğü teşvik edenlerden korunmuş olanlar Allah’ın koruduğu kimselerdir.” (Buhârî, Ahkâm: 42; Müsned: 10914)
Ebu Eyyub (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Gönderilen her Peygamber ve onlardan sonra gelen h ali felerin müşavirleri vardır. Kimi müşavirler dinin emrettiği şeyleri emreder kötü yollardan sakındırır. Kimi müşavirler de devletin işlerini bozmaktan çekinmez. Kötü müşavirlerden korunan kimse tehlikelerden korunmuş olur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Kasım b. Muhammed (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Halamdan işittim şöyle diyordu: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz iş başına geçer ve Allah onun hayrını isterse, Allah ona s ali h kimseyi yardımcı kılar ve kendisine unuttuğu şeyi hatırlatır ve işlerinde yardımcı olur.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ali (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir müfreze yolladı. Bir adamı da başlarına komutan tayin etti. Komutanları vardıkları yerde ateş yaktırıp ateşe girin diye emir veriyor. Oradakilerden bir kısmı ateşe girmek isteyince diğerleri biz iman ederek ateşten kaçtık diyerek (onlarında) girmelerine engel oldular. Bu olayı gelip Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’a anlatınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ateşe girmek isteyenlere: “Eğer o ateşe girseydiniz kıyamete kadar ateşte kalırdınız” buyurdu. Diğer kimselere de güzel sözler söyleyerek onları taktir etti. (Ebu Musa rivâyetinde güzel sözler söyledi diyor) Sonra da: “Allah’a isyan olacak konuda hiç kimseye itaat olunmaz. İtaat ancak dinin emirlerindedir” buyurdu. (Buhârî, Ahkam: 1; İbn Mâce, Cihad: 40)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müslüman bir kimse için hoşlansa da hoşlanmasa da İslâm’ın emirlerine göre her emri dinleyip itaat etmesi gerekir. Günaha götürecek emirleri dinlemesi ve itaat etmesi gerekmez.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz dokuz kişi idik, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza gelerek şöyle konuştu: “Benden sonra haksızlık yapan idareciler olacaktır. Onların yalanlarını tasdik eden ve haksızlıklarına yardım eden Benden değildir. Ahirette de havuzumun başında yanıma gelemez. Kim de o haksızlık yapan idarecilerin yalanlarını tasdik etmez ve haksızlıklarına da yardımcı olmazsa o bendendir. Ben de ondanım ve o havuzumun başında bana gelecektir.” (Tirmizî, Fiten: 72)
Ka’b b. Ucre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz dördü Arap, beşi acem olmak üzere dokuz kişi iken Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımıza geldi ve “Dinleyin! Benden sonra z ali m idareciler çıkacağını işittiniz mi? Kim onların yanına girer çıkar, yalanlarını tasdik eder, yaptıkları haksızlıklarda onlara yardım ederse benden değildir, ben de ondan değilim. Kıyamet günü havuzumun başında da yanıma gelemeyecektir. Kim de onların yanına girip çıkmaz, yalanlarını tasdik etmez, haksızlıklarına karşı yardımcı olmazsa o bendendir bende ondanım, havuzum başında benimle birlikte olacaktır.” (Tirmizî, Fiten: 72)
Tarık b. Şihab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir adam ayağını üzengiye koymuş olduğu halde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Hangi cihad daha değerlidir?” diye sormuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Z ali m idarecinin karşısında hakkı konuşmaktır” diye cevap verdi. (Müsned, 18076)
Ubâde b. Sâmit (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gurup insanla birlikte Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanındaydık şöyle buyurdu: “Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayacağınıza, hırsızlık yapmayacağınıza, zina etmeyeceğinize dair Bana biat ediniz dedi ve bu konuda ayetler okuyarak: “Sizden kim sözünde durarak öylece yaşarsa sevabını Allah verecektir. Kim de bu suçlardan birini işler de bu suç gizli kalırsa onun işi Allah’a kalmıştır. Dilerse Allah o kimseyi affeder dilerse azablandırır.” (Buhârî, Ahkam: 43; İbn Mâce, Cihad: 41)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Mutlaka idareci olabilmek için hırslı davranacaksanız o da sizin için pişmanlık ve sıkıntı olacaktır. Sahibine hayır ve bereket getiren idarecilik ne güzel, böyle bir idareden mahrum kalmak ta ne kötüdür.” (Buhârî, Ahkam: 7)