Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete,göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemaate hitab ederek, şöyle buyurdu: “Allah size haccı farz kıldı.” Bir adam kalkarak: “Her sene mi?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sustu. Adam sorusunu üçüncü defa tekrar edince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Eğer evet deseydim her sene hac yapmanız farz olurdu, her yıl için farz olsaydı siz de bunu yapamazdınız. Söylediğim gibi bırakın çünkü sizden öncekiler Peygamberlerine çok soru sordukları ve onlar üzerinde de ayrılığa düştükleri yüzünden helak olup gitmişlerdir. Size bir şeyi emrettiğimde gücünüz yettiği nispetle onu yapınız. Yasakladığım şeyden de mutlaka kaçınınız” (Dârimi, Hac: 4; İbn Mâce, Mukaddime: 1)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gün kalktı ve şöyle buyurdu: “Allah size haccı farz kıldı.” Bunu üzerine Akra b. Habis et Temimi: “Her yıl mı? Ey Allah’ın Rasûlü!” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) sustu ve şöyle devam etti: “Evet deseydim her yıl için farz olacaktı. Siz de onu dinleyip güç yetiremeyecektiniz. Fakat farz olan hac ömürde bir defadır.” (Dârimi, Hac: 4; Ebû Davud, Menasik: 1)
Ebu Rezin (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam çok ihtiyar biri olup, hac ve umre için yolculuk yapmaya gücü yetmez, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Onun yerine sen haccet ve umre yap.” (Ebû Davud, Menasik: 26; İbn Mâce, Menasik: 10)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah tarafından kabul edilmiş haccın sevabı ancak Cennettir. İkinci olarak yapılacak nafile hac ta aynıdır. Ancak ikinci hac iki hac arasındaki günahlara keffaret olur.” (İbn Mâce, Menasik: 45)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordu: “Hangi amel daha değerli ve kıymetlidir.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Allah’a İman etmektir.” Adam: “Sonra hangisidir?” dedi. “Allah yolunda cihaddır” buyurdu. Adam: “Daha sonra hangisidir?” deyince: “Allah tarafından kabul edilmiş hac’tır” buyurdular. (İbn Mâce, Menasik: 45)
Yine Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’ın elçileri üç çeşittir; gaziler, hac yapanlar ve umre yapanlar.” (Tirmizî, Cihad: 26; İbn Mâce, Cihad: 32)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Büyüğün, küçüğün, zayıf, düşkün ve kadının cihadı hac ve umre yapmaktır.” (Müsned: 9081)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim bu beyti (Kâbe’yi) hac eder ve hac esnasında yapılmaması gereken işlerden olan kadınlarla ilgilenmez, her türlü kötülük ve günahı da bırakırsa anasından yeni doğmuş gibi günahsız olur.” (İbn Mâce, Menasik: 3; Dârimi, Menasik: 8)
Aişe binti Talha (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Mü’minlerin anası Aişe şunları anlattı: Ey Allah’ın Rasûlü! Seninle çıkıp cihad etmiyecek miyiz? Çünkü ben Kur’an da cihaddan daha değerli bir amel göremiyorum.” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle cevap verdi: “Hayır sizin yapacağınız en iyi ve en güzel cihad Kâbe’yi tavaf etmek sûretiyle yapılan kabul edilmiş bir hac’tır.” (Buhârî, Menasik: 18; İbn Mâce, Menasik: 32)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “İki umre, aralarında işlenen günahlara keffarettir. Allah tarafından kabul görmüş haccın mükafatı da Cennettir.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
İbn Abbas (radıyallahü anh) Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu nakleder: “Hac ile umreyi beraber yapınız. Hac ve umre körüğün demir paslarını eritmesi gibi fakirlik ve günahları eritip yok eder.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hac ile umreyi birlikte yapınız. Çünkü umre ve hac fakirliği ve günahları, körüğün demir, altın ve gümüşü erittiği gibi eritip yok eder. Allah tarafından kabul edilen haccın sevabı ise ancak Cennettir.” (Dârimi, Menasik: 8; İbn Mâce, Menasik: 3)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir kadın hacca gitmeyi adamıştı ve gidemeden de öldü, kadının kardeşi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek ne yapması gerektiğini sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Kız kardeşinin borcu olsa öder miydin?” Adam evet deyince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse Allah’a olan borcunu da öde çünkü ödenmeye daha layık olan borç Allah’ın borcudur.” (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33)
İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor: Sinan b. Seleme el Cühenî’nin karısı, haccını yapamadan vefat eden annesinin yerine haccedip edemeyeceğinin Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den sorulmasını istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet” dedi ve: “Annenin borcu olsa sen de onu ödemiş olsan borcu düşmüş olmaz mı? O halde annesi adına haccetsin.” (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33; Müsned: 2033)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir kadın Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e haccetmeden ölen babasının durumunu sormuştu da: “Babanın yerine haccet” buyurdu. (Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 33;Tirmizî, Hac: 85)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre; Has’am kabilesinden bir kadın Müzdelife günü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ihtiyar babama da farz oldu. Babam yolculuk yapmaya dayanamaz, onun yerine ben haccedebilir miyim?” dedim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Rezîn el Ukaylî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam yaşlı bir kimse olup, ne hac ne umre nede yolculuk yapabilecek durumdadır. Ne yapmalıyım” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Öyleyse babanın yerine sen hac ve umre yapıver” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
Abdullah b. Zübeyr (radıyallahü anh) anlatıyor: Has’am kabilesinden bir adam Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek; “Babam çok ihtiyar biridir. Bir binite binip yolculuk yapabilecek durumda değildir. Kendisine de hac farz olmuş durumda, onun yerine ben hac etsem olur mu?” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Babanın büyük oğlu sen misin?” diye sordu. Adam: “Evet” deyince, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Babanın borcu olsa sen onu öder miydin?” deyince, adam: “Evet” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Öyleyse onun yerine sen hac yap” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor: Adamın biri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Babam haccedemeden öldü. Onun yerine ben haccedebilir miyim?” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Babanın bir borcu olsa onu sen öder miydin? Ne dersin?” dedi. Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’a olan borç ödenmeye daha layıktır” buyurdu. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
Yine İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor: Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Babama hac farz oldu fakat o çok yaşlı olup binite binemez, binite bağlasam da öleceğinden korkuyorum. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Babanın bir borcu olsa öder miydin?” buyurdu. Adam: “Evet” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Öyleyse babanın yerine hac yap” buyurdular. (Tirmizî, Hac: 85; Buhârî, Muhsar ve Cezaü’s Sayd: 34)
Abdullah b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Fadl b. Abbas, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinde idi. Has’am kabilesinden bir kadın gelerek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e fetva sormaya gelmişti. Bu sırada Fadl ile kadın birbirine bakışmaya başladı. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Fadl’ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac babama da farz oldu fakat babam binite binecek durumda değildir. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” diye sordu. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet yapabilirsin” buyurmuştu. Bu olay veda haccında olmuştu. (Ebû Davud, Menasik: 26)
İbn Abbas (radıyallahü anh) naklediyor: Has’am kabilesinden bir kadın veda haccında fetva sormak üzere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yanına geldi. Fadl b. Abbas’ta Peygamberin binitinde beraberdi. Kadın: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’ın kullarına farz kıldığı hac ihtiyar olan babama da farz oldu. Bineğe binebilecek durumda değildir. Ben onun yerine haccetsem borcu ondan düşmüş olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet olur” buyurdu. Bu sırada binitin arkasında bulunan Fadl b. Abbas kadına bakıyordu, kadın oldukça güzeldi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Fadl’ın yüzünü öbür tarafa çevirdi. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Hac: 23)
Süleyman b. Yesar (radıyallahü anh) Fadl b. Abbas’tan naklediyor: Fadl Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinin arkasında oturuyordu. Bir adam Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek; “Ey Allah’ın Rasûlü! Annem ihtiyar bir kadındır, bir binite bindirsem üzerinde duramaz bağlasam da ölmesinden korkuyorum” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Annenin bir borcu olsa onu öder misin?” dedi. Adam: “Evet” deyince; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Öyleyse annen adına sen hac yap” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 26; Dârimi, Hac: 23)
İbn-üz Zübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adama: “Babanın en büyük oğlu sensin; o halde onun yerine sen hac yap” buyurdu. (Dârimi, Menasik: 24; Müsned: 15520)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, kadının biri çocuğunu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e göstererek: “Bu çocuk için de hac olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet sevabı sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
Yine İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir kadın deve üzerinde oturduğu halde elindeki çocuğu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e göstererek: “Bu çocuk için hac olur mu?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet olur, sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, bir kadın elindeki çocuğu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e kaldırarak: “Bu çocuk için hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Evet sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): Ravha denilen yere gelince bir gurupla karşılaştı ve onlara: “Siz kimlersiniz” diye sordu. Onlar da: “Müslümanlarız” diye cevap verdiler. Bu sefer onlar: “Siz kimsiniz” diye sordular. Berikiler de: “Allah’ın Rasûlüdür” dediler. Ravi diyor ki: O arada kadının biri deve üzerindeki hevdeçten bir çocuk çıkararak: “Bu çocuk için de hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Evet sevabı da sanadır” diye cevap verdi. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir kadına uğramıştı. Kadın perdesinin ardında idi. Yanında da bir çocuğu vardı. “Bu çocuk için hac var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Evet sevabı da sanadır” buyurdu. (Müslim, Hac: 72; Ebû Davud, Menasik: 8)
Aişe (radıyallahü anha) anlatıyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Zilkade’nin bitimine beş gün kala hac için Medine’den çıkmıştık. Mekke’ye yaklaştığımızda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında kurbanı olan kimselerin beytullahı tavaftan sonra ihramdan çıkmalarını emretti. (Buhârî, Hac: 38; Müslim, Hac: 38)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Medineliler, Zülhuleyfe denilen yerde, Şamlılar, Cuhfe denilen yerde, Necidliler, Karn denilen yerde ihrama girerler.” Abdullah diyor ki: Bana ulaştığına göre Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yemenliler de Yelemlem denilen yerde ihrama girerler.” (Buhârî, Hac: 9; Ebû Davud, Menasik: 9)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, adamın biri mescidde ayağa kalkarak şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nerede ihrama girmemizi emredersiniz?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Medineliler, Zülhuleyfe de; Şamlılar, Cuhfe’de; Necidliler, Karn’da ihrama girerler” buyurdu. İbn Ömer diyor ki: Bazı kimselerin söylemesine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Yemenliler de Yelemlem denilen yerden ihrama girerler” buyurmuştur. İbn Ömer şöyle diyordu: “Bunu ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bizzat kendisinden duymadım.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
Aişe (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Medineliler için Zülhuleyfeyi, Şam ve Mısır halkı için Cuhfe’yi; Iraklılar için Zat-u Irk’ı ve Yemenliler için de Yelemlem denilen yeri ihrama bürünme yeri olarak tayin etmiştir.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Medine halkı için Zülhuleyfeyi, Şamlılar için Cuhfe’yi, Necidliler için Karn denilen yeri, Yemenliler için de yelemlem denilen yeri ihrama bürünülecek yer olarak tayin etmişti.” Ve şöyle buyurmuştu: “Belirtilen yerler hem ora halkı için hem de başka yerlerden gelip de oradan geçen kimseler içindir. Bunun dışında Mekke’ye bu sınırlardan daha yakın yerde olanlar o yerlerden ihrama bürünürler ve Mekke’ye öylece gelirler.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Medineliler, Zülhuleyfe’den; Şamlılar, Cuhfe’den; Necidliler, Karn denilen yerden ihrama bürünürler.” Ben kendim bizzat duymadım ama Yemenlilerin de Yelemlem’den ihrama gireceği bildirilmiştir. (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar ve Mısırlılar için Cuhfe’yi; Iraklılar için Zat-ı Irk’ı; Necidliler için Karn’ı; Yemenliler için de Yelemlem denilen yeri ihrama girme yeri olarak belirlemiştir.” (Buhârî, Hac: 9; Dârimi, Menasik: 5)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar için Cuhfe’yi; Necidliler için Karn’ı; Yemenliler için Yelemlem’i ihrama girilecek yer olarak belirledi” Ve şöyle buyurdu: “Buralar ora halkı ve dışarıdan gelip oradan geçecek hac ve umre yapmak isteyen kimseler içindir. Mekke’ye daha yakın olanlar ise bulundukları yerden ihrama girerler. Mekke’ye gelinceye kadar durum böyledir.” (Ebû Davud, Menasik: 9)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Medineliler için Zülhuleyfe’yi; Şamlılar için Cuhfe’yi; Yemenliler için Yelemlem’i; Necidliler için Karn’ı ihrama bürünme yeri olarak belirlemiştir. Belirtilen yerler ora halkı için ve oradan geçerek hac ve umre yapmak isteyen herkes içindir. Bu bölgelerden daha içeride olanlar Mekke’ye kadar bulundukları yerden ihrama girebilirler.” (Ebû Davud, Menasik: 9; Buhârî, Hac: 9)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, babası şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Zülhuleyfe’deki Beyda denilen yerde geceledi ve o mescidde namaz kıldı.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe’deki Muarras denilen yerde kendisine “Kutsal Batha’dasınız” denildi.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe’deki Batha denilen yerde konakladı ve orada namaz kıldı.” (Buhârî, Hac: 148; Tirmizî, Hac: 79)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Beyda denilen yerde öğle namazını kıldı. Binitine binerek Beyda dağına tırmandı, öğleyi kıldıktan sonra hac ve umre için ihrama girdi.” (Dârimi, Hac: 12; Ebû Davud, Menasik: 21)
Abdurrahman b. Kasım (radıyallahü anh) babasından naklediyor: Umeys’in kızı Esma Ebu Bekir es Sıddık’ın oğlu Muhammed’i, Beyda denilen yerde doğurmuştu. Durumu Ebu Bekir Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bildirince Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hanımına gusledip ihrama girmesini emret.” (Muvatta', Hac: 1; Dârimi, Hac: 11)
Kasım b. Muhammed (radıyallahü anh) babasından naklediyor: Ebu Bekir Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte veda haccı için yola çıkmıştı, yanında Umeys’i Has’amî’nin kızı Esma da vardı. Zülhuleyfe’ye geldiklerinde Esma Muhammed b. ebi Bekri doğurdu. Ebu Bekir durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e iletti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de “Ebu Bekir’e, hanımına gusletmesini; hac için ihrama girmesini, insanların her yaptıklarını yapmasını sadece Kâbe’yi tavaf etmemesini söylemesini emretti.” (İbn Mâce, Menasik: 83)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İhramlı kimsenin za’feran ve vers boyasıyla boyanmış elbiseler giymesini yasakladı.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
Sâlim (radıyallahü anh) babasından naklediyor; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ihramlı kimsenin hangi elbiseleri giyemeyeceği sorulmuştu da Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Gömlek, bornoz, pantolon, sarık, vers ve za’feranla boyanmış elbiseler ve mest giyemezler ama ayakkabı ve terlik bulamayanlar mestlerini topuktan aşağı kesmek sûretiyle giyebilirler.” (Tirmizî, Hac: 18; Buhârî, Hac: 21)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.