Sâlim (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer, hacta şart koşmayı kabul etmeyerek şöyle derdi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sünneti size yetmiyor mu? Eğer sizden birinizin hac yapmasına bir engel çıkarsa, Kâbe’yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa’y eder ve ertesi sene tekrar hac yapıncaya kadar ihramdan çıkar kurbanı varsa gönderir yoksa yerine tutulması gereken orucu tutar.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Müslim, Hac: 15)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
Sâlim (radıyallahü anh)’in babası hac konusunda şartlı niyet etmeyi hoş karşılamayarak şöyle derdi: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu konudaki uygulaması size yeterlidir. Çünkü O yapacağı hacta çıkacak engele karşı bir şart ileri sürmemişti. Sizden birinizin hac yapmasına bir engel çıkarsa Kâbe’ye gelip onu tavaf etsin, Safa ile Merve arasında Sa’y ettikten sonra saçını traş edip kısaltsın ve ihramdan çıksın haccını da bir sonraki yıl yapsın.” (İbn Mâce, Menasik: 85; Müslim, Hac: 15)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Aişe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlık develerine işaret koymuştu. (Buhârî, Hac: 107)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kurban için ayırdığı develerin hörgüçlerinin sağ taraflarını bıçakla biraz keserek kan akıttı ve o kanı da parmağıyla dağıtarak kurbanlık olduğu işaretini verdi. (Buhârî, Hac: 107; İbn Mâce, Menasik: 96)
بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe’ye gelince hedy için bir deve ayrılmasını ve devenin hörgücünün sağ tarafına kurban olduğunu belirtecek bir işaret (yani kesilip kan akıtılmasını) ve o kanın kurban olduğu işareti olarak kalmasını emretti ve yine kurbanlık olduğu bilinsin diye devenin boynuna gerdanlık gibi iki ayakkabı bağladı ve Beyda denilen yere gelince de ihrama girdi. (Tirmizî, Hac: 67)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’den kurbanlık hayvan gönderdi. Ben de bu hayvanın kurbanlık olduğunu bildiren ve boynuna gerdanlık gibi takılacak olan ipi bükerek hazırlardım. O da ihramsız kimseler ne yaparsa aynen öyle yapardı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Aişe (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurban olarak göndereceği hayvanların boyunlarına takılacak gerdanlık ipleri bükerek hazırlardım, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de o kurbanlar yerine ulaşmadığı sürece ihramsız kimseler gibi davranırdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurban olacak hayvanların boyuna takılacak gerdanlık iplerini büker hazırlardım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ihrama girmez beklerdi. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlıkları için gerdanlık iplerini büker hazırlardım. O ipleri hayvanların boynuna takar ve hayvanları Mekke’ye gönderirdi sonra da ihramlı kişiler gibi davranmazdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Yine Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurban olarak ayırdığı koyuna işaret için boynuna takılacak ipi büküp hazırladığımı bilirim. Kendisi de ihramsız vaziyette beklerdi. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Kurbanlık hayvanlara işaret için büktüğümüz ipleri elimizde bulunan yünlerden bükerdim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de aramızdaydı, hanımlarına helâl olan her şeyi ve bir erkeğin hanımına davranacağı her davranışı bize yapardı.” (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımlarından Hafsa (radıyallahü anha) naklediyor: Hafsa, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ne oluyor bu insanlara! Sen henüz umre ihramından çıkmamış iken onlar çıkmış!” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ben saçlarımı uzun süre ihramda kalacağım için bakımı zor olmasın, toz toprak ve böceklere yer olmasın diye keçeleştirdim. Kurbanımı da işaretleyip belirledim, onun için kurban kesinceye kadar ihramdan çıkmayacağım.” (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 25)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe’ye gelince kurbanlık devesinin hörgücünün sağ tarafını keserek işaretledi sonra oradaki kanı giderdi ve hayvanın boynuna kurbanlık olduğu bilinsin diye ayakkabı bağladı. Sonra devesine binerek yola koyuldu. Beyda denilen yere gelince telbiye getirerek ihrama girdi, öğle vakti hac yapmak üzere niyet etti. (İbn Mâce, Menasik: 96; Dârimi, Hac: 68)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık olarak ayırdığı develere gerdanlık olarak bağlıyacağı ipleri elimle bükmüştüm. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onları develerin boyunlarına taktı ayrıca bir işaret daha yaparak Kâbe’ye yöneltip gönderdi. İhrama girip kendisine helâl olan şeyleri de haram kılmadı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 94)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık için ayırdığı develerin boynuna takacağı ipleri bizzat ben elimle büktüm. Sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine hiçbir şeyi haram kılmadı ve elbiselerini de çıkarmadı. (İbn Mâce, Menasik: 94)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurban olarak ayırdığı koyunların boyunlarına takılacak ipleri elimle ben bükerdim. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlık koyun gönderdiği de olurdu. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir defasında kurbanlık olarak koyun göndermiş ve boynuna da işaret olarak bükülmüş ipten gerdanlık takmıştı. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık olarak gönderdiği koyunların boynuna takılacak ipi ben elimle bükerdim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları gönderdikten sonra hemen ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık olarak gönderdiği koyunların boynuna takılacak ipi ben elimle bükerdim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) onları gönderdikten sonra hemen ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kurban olarak gönderilecek koyuna biz ipten gerdanlık takardık. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onu ihrama girmeksizin Mekke’ye sevk ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 94; Buhârî, Hac: 108)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Zülhuleyfe’ye gelince kurbanlık devesinin hörgücünün sağ tarafını keserek işaret yaptı. Sonra oradan akan kanı durdurdu sonrada kurbanlık belirtisi olarak devenin boynuna iki ayakkabı taktı sonra kendi devesine bindi, Beyda denilen yere geldiğinde öğle vakti hac için ihrama girdi ve hac için telbiyeye başladı. (İbn Mâce, Menasik: 96; Müsned: 14249)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: Ashab, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Medinede bulunuyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), kurbanlık hayvanı gönderdi Bunun üzerine dileyen ihrama girdi dileyen girmedi. (Buhârî, Hac: 108; Tirmizî, Hac: 68)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Mekke’ye kurbanlık olarak göndereceği hayvanların boynuna takılacak gerdanlık ipini ben elimle bükerdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de onları kendi eliyle kurbanlıklara takar sonra onları babamla gönderirdi. Kurbanı kesinceye kadar Allah’ın kendisine helâl kıldığı şeyleri de haram kılmazdı. (yani ihrama girmezdi) (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık göndereceği hayvanın boynuna takacağı ipi ben elimle bükerdim. Bu işaret hayvana takıldıktan sonra ihramlının sakındığı şeylerden sakınmazdı yani ihrama girmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık göndereceği hayvanların boynuna takılacak işaretlik ipleri ben elimle bükerdim. Bu ipi kurbanlığına taktıktan sonra hiçbir şeyi yapmaktan sakınmazdı Kâbe’yi tavafı olmasa hac yaptığını da bilmezdik. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kurbanlık göndereceği hayvanlara takacağı gerdanlığı ben elimle bükerdim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlığını gerdanlığı takılmış durumda yola çıkarır ve kendisi de meşru olan her şeyi yapardı hatta hanımlarıyla yatmayı bile ihmal etmezdi. (İbn Mâce, Menasik: 96; Buhârî, Hac: 108)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in koyununu kurban olarak Mekke’ye gönderdiğini ve onun ipini benim büktüğümü hatırlarım ip takıldıktan sonra hayvanı gönderir kendisi de ihrama girmeden aramızda kalırdı. (Buhârî, Hac: 108; İbn Mâce, Menasik: 194)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hac yaptığında kurbanlık hayvanını önceden Mekke’ye göndermişti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir adamın devesini Mekke’ye gönderdiğini (ve kendisinin de yaya olarak yürüdüğünü) gördü ve: “Deveye bin” dedi. O kimse de: “Ey Allah’ın Rasûlü! O kurbanlıktır. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Yazıklar olsun sana iki veya üç sefer ona bin” buyurdular. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir adamın kurbanlık deveyi sevk edip (yaya olarak hacca gittiğini) gördü ve ona: “Bin” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ona bin” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) dördüncü de “Yazıklar olsun sana; bin ona” buyurdu. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
Enes (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlık deve gönderen bir adam gördü yürümekten yorulmuştu. Ona: “Deveye binsene” buyurdu. Adam: “O kurbanlıktır” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Kurbanlık ta olsa bin” buyurdu. (İbn Mâce, Menasik: 100; Müslim, Hac: 65)
Ebu’z Zübeyr (radıyallahü anh) anlatıyor: Câbir b. Abdullah’ın kurbanlık deveye binilip binilmeyeceğini Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sorduğunu işittim Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurmuştu: “Başka bir binit buluncaya kadar mecbur kaldığında ona bin.” (Ebû Davud, Mesacid: 18; Müslim, Hac: 17)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hac yapmak için yola çıkmıştık. Mekke’ye varınca Kâbe’yi tavaf ettik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) kurbanlık göndermemiş olanların ihramdan çıkmalarını emretti. Bunun üzerine kurbanlık göndermemiş olanlar ihramdan çıktılar. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in hanımları da kurban göndermemişlerdi. Onlar da ihramdan çıktılar. Aişe diyor ki: Ben hayızlı olduğum için tavaf yapamamıştım. Minadan dönüldüğü gece Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Herkes hac ve umre yapmış olarak dönüyor ben ise sadece hac yaptım” dedim. Bunun üzerine: “Mekke’ye geldiğimiz gecelerde tavaf yapmamış mıydın?” buyurdu. Ben de: “Hayır” dedim. “Öyleyse kardeşinle birlikte Ten’îm denilen yere git, umre için ihrama gir, umre için yapılması gerekenleri yap ve yanımıza gel” buyurdular. (Ebû Davud, Mesacid: 18; Müslim, Hac: 17)
Aişe (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hac için yola çıkmıştık. Mekke’ye yaklaşınca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanımda kurban getirip Kâbe’ye gönderenlerin ihramlı olarak kalmalarını kurbanı olmayanların da ihramdan çıkmalarını emretti. (Müslim, Hac: 17; Ebû Davud, Menasik: 23)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Süraka b. M ali k b. Cu’şum (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu şekilde umre yapmamız sadece bu yıla mı? aittir; yoksa ebedi olarak böyle mi olacaktır” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Ebediyen böyle olacaktır” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 40)
Süraka (radıyallahü anh)’den aktarılmıştır. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hacla umreyi birleştirdi (yani Temettu haccı yaptı) biz de birleştirdik. Bunun üzerine biz: “Bu sadece bize mi mahsus yoksa ebediyen böyle mi yapılacak?” dedik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ebediyen böyle yapılacak” buyurdu. (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 40)
Haris b. Bilal (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Rasûlü! Hac olarak başlayıp umreye çevirmek sadece bize mi özel bir durum yoksa tüm insanlar için geçerli midir?” diye soruldu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Sadece bize özeldir.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
İbrahim et Teymi (radıyallahü anh), babasından naklederek; Ebu Zerr’in Temettu haccı konusunda sadece bize bir ruhsattır dediğini bildirmiştir. (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbrahim et Teymi (radıyallahü anh) babasından naklederek, Ebu Zerr’in şöyle dediğini nakleder: “Temettu haccı biz Müslümanlar için bir (ruhsat) kolaylıktır.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
Abdurrahman b. ebiş Şa’sa (radıyallahü anh) anlatıyor ve şöyle diyor: İbrahim en Nehai ve İbrahim et Teymi ile beraberdim. “Bu sene hac ile umreyi birleştirmeye karar verdim” dedim. Bunun üzerine İbrahim dedi ki: “Baban olsaydı böyle yapmazdı.” İbrahim et Teymi ise babasından aktararak Ebu Zerr’in şu sözünü söyledi: “Temettu haccı sadece bize has bir olaydır.” (Müslim, Hac: 23; İbn Mâce, Menasik: 42)
İbn Abbas (radıyallahü anh) anlatıyor: Cahiliyye döneminde Hac aylarında umre yapmak yeryüzünde işlenen kötülüklerin en kötüsü sayılırdı. Bu yüzden Muharrem ayını Safer ayıyla değiştirirlerdi ve bu sebeple halk arasında şöyle söylenirdi: “Develerin yaraları iyileşip tüyleri çıkınca ve Safer ayı girince; “Umre yapmak isteyen umre yapabilir.” Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashabı Mekke’ye gelince hac için ihrama girdiklerinin dördüncü günü sabahı hac niyetlerini umreye değiştirmelerini emretti. Bu onlar için büyük bir olaydı, bu yüzden şöyle dediler: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nasıl bir ihramdan çıkışı kastediyorsunuz?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Tamamen ihramdan çıkmanızı emrediyorum” buyurdu. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), umre için ashabı da hac için ihrama girmişti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında kurban getirmeyenlere ihramdan çıkmalarını emretti. Talha b. Ubeydullah ve başka bir adam da kurban getirmeyenlerdendi. Bunun üzerine ikisi de ihramdan çıktılar. (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bu umredir. Umreyle haccı böylece birleştirdik, kimin yanında kurbanlığı yoksa ihramdan tamamen çıksın. Böylece umre hacca girmiş oldu.” (Buhârî, Hac: 34; Müslim, Hac: 31)
Ebu Katade (radıyallahü anh) anlatıyor: Mekke’ye giderken yolda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraberdim. Ashab’tan bazıları ihramlı bazıları da ihramsız idiler. Ben de ihramsızlardandım. Bir yaban eşeği gördüm atımın üzerinde doğruldum, arkadaşlarımdan kamçımı bana uzatmalarını istedim vermediler, uzak durdular. Mızrağımı istedim onu da vermeye yanaşmadılar. Bunun üzerine ben mızrağımı kendim alarak yaban eşeğine attım ve öldürdüm. Bu hayvanın etinden ashab’tan bazıları yediler bazıları yemediler. Durumu Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaştırıp hükmünü sordular. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “O Aziz ve Celil olan Allah’ın size verdiği bir nimettir” buyurdu. (Buhârî, Cezaü’s Sayd: 15; Dârimi, Hac: 22)
Muaz b. Abdurrahman et Teymî (radıyallahü anh), babasından naklederek şöyle diyor: “Talha b. Ubeydullah ile beraberdim ve hepimiz ihramdaydık. Talha uyurken ona bir kuş hediye getirildi, bu kuşun etinden oradakilerden bir kısmı yedi bir kısmı yemek istemedi. Bu sırada Talha uyandı yenebileceğini belirterek, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber yemiştik” dedi. (Müslim, Hac: 9; Dârimi, Hac: 22)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.