Üsâme b. Zeyd (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Arafat’tan dönerken ben binitinin arkasında idim. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) devamlı binitinin yularını çekiyordu o kadar ki, devenin kulakları deveyi çeken yulara dokunuyordu ve şöyle diyordu: “Ey insanlar! Yavaş olun, iyilik develeri hızlı koşturmakta değildir.” (Ebû Davud, Menasik: 64)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh) rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Arafat’tan dönerken “Ey Allah’ın kulları ağır olun!” diyordu. Ve eliyle de ağır olunmasını işaret ediyordu. Hadisin ravisi Eyyub: “Avuç içini semaya çevirerek” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Üsâme b. Zeyd (radıyallahü anh) anlatıyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Arafat’tan döndüğü zaman Şib denilen tarafa yönelmişti. Kendisine “Akşam namazını mı kılacaksın?” dedim. “Namaz kılacak yer ileridedir.” buyurdu. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
Üsâme b. Zeyd (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), emirlerin konakladığı yer olan Şib denilen yerde konaklamıştı. Küçük abdestini bozdu. Sonra hafif bir şekilde abdest aldı. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü! Namaz mı kılacaksın?” dedim. “Namaz, ileride kılınacak” buyurdu. Müzdelife’ye geldiğimizde namaz kılmak üzere insanların hepsinin gelmesini bekledik. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
Ebu Eyyub (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) akşamla yatsıyı aynı vakitte kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
İbn Mesud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) akşamla yatsıyı aynı vakitte birlikte kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 64; Buhârî, Hac: 94)
Sâlim (radıyallahü anh)’in babasından rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) akşam ile yatsıyı tek bir kamet getirerek sadece farzlarını kıldı ne ikisi arasında ne de sonunda hiç sünnet kılmadı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
Ubeydullah b. Abdullah (radıyallahü anh), babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), akşamla yatsıyı ikisini bir vakitte kıldı. İkisi arasında sünnet olarak bir şey kılmadı, akşamı üç rekat yatsıyı da iki rekat olarak kıldırdı Abdullah b. Ömer’de ölünceye kadar aynı şekilde bu iki namazı bir arada kıldı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) akşamla yatsıyı tek kametle bir vakitte kılmıştı. (Ebû Davud, Menasik: 65; Buhârî, Hac: 98)
Küreyb (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat dönüşü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinin arkasında olan Üsâme b. Zeyd’e: “O gün hac menasikini nasıl yapmıştınız?” diye sordum. O da şöyle dedi: “Yürüyerek Müzdelifeye kadar geldik, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) orada konakladı, akşamı kıldı sonra da cemaate haber göndererek onlarında konaklamalarını söyledi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) yatsıyı kılıncaya kadar cemaatin gelmesi devam etti. Cemaatin arkası kesilince hep birlikte orada konakladılar. Sabah olunca Kureyşin ilk çıkanlarıyla birlikte ben de yürüyerek çıktım, o esnada Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinin arkasında Fadl vardı. (Buhârî, Hac: 98; Dârimi, Hac: 52)
İbn Abbas (radıyallahü anh) şöyle diyordu: Müzdelife gecesi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ailesi ve zayıf olanları önceden yola çıkarmıştı, onlar arasında ben de vardım. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife gecesi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in önceden gönderdiği ailesi ve zayıf olanlar arasında ben de vardım. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
Fadl (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hâşimoğullarının zayıf olanlarını müzdelife gecesi geceden yola çıkmalarını emretmişti. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Yine Ümmü Habibe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında Müzdelife’den Minaya gitmek için alaca karanlıkta yola çıkardık. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Sevde anamızın Müzdelife’den şafaktan önce dönmesine izin vermişti çünkü o şişmandı. (Buhârî, Hac: 98; Müslim, Hac: 49)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hiçbir vaktin namazını vakti dışında kılmazdı ancak vakti içersinde kılardı. Müzdelife’de Akşam’la yatsıyı bir vakitte kıldı, sabah namazını ise her zamanki vaktinden biraz önce kıldı. (Buhârî, Hac: 99; Ebû Davud, Menasik: 65)
Urve b. Mudarris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Müzdelife’de vakfe yaparken gördüm şöyle diyordu: “Kim benimle burada bu vakitte sabah namazını kılar sonra benimle birlikte bulunur, bundan önce de Arafat’ta gece ve gündüz bir süre durursa, onun haccı tam olmuş sayılır.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
Urve b. Mudarris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kim, bu Müzdelife’de (ve Arafat’ta) benimle ve tüm insanlarla birlikte olur ve buradan ayrılıncaya kadar burada bulunursa, hacca yetişmiş olur. Burada (Müzdelife ve Arafat’ta) kim bulunamaz ise hacca yetişmemiş sayılır. (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
Urve b. Mudarris (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife’de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Cebeley Tayyiin denilen yerden geliyorum, buraya gelinceye kadar vakfe yapmadığım hiçbir tepecik kalmadı. “Benim haccım olur mu?” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Kim, Şu içinde bulunduğumuz vaktin namazını bizimle kılar daha önce de gündüz ve gece Arafat’ta vakfe durursa, onun haccı tamam olur ve hac borcunu ödemiş olur.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
Urve b. Mudarris b. Evs b. Harise b. Lam (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e, Müzdelife’de iken geldim ve dedim ki: “Benim haccım oldu mu?” diye sordum. O da şöyle buyurdu: “Şu içinde bulunduğumuz vaktin namazını bizimle kılan, burada vakfesini yapan bundan önce de Arafat’ta gece ve gündüz vakfesini yapmış olan kimsenin haccı tamam olur ve hac borcunu ödemiş olur.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
Urve b. Mudarris et Tâî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelerek: “Cebeley Tayyiin denilen yerden geldim, bineğimi hızlı sürdüm, kendimi çok yordum. Nerede bir tepe gördümse mutlaka orada vakfe yaptım, bu nedenle benim haccım oldu mu?” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de şöyle buyurdu: “Kim burada bizimle sabah namazını kılarsa bundan önce de Arafat’ta vakfesini yapmışsa hac borcunu ödemiş sayılır ve haccı tamamdır.” (Ebû Davud, Menasik: 69; Dârimi, Hac: 54)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Babam bana şöyle demişti: Câbir b. Abdullah’ın yanına varmıştık bize şöyle anlattı: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Müzdelife’nin her yerinde vakfe yapılabilir.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
İbn Mes’ud (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Müzdelife’de bulunuyorduk. Bakara sûresi kendisine indirilen şahıstan dinledim. Bu Müzdelife denilen yerde şöyle diyordu: “Emret Allah’ım, emrine hazırım emret.” (Müslim, Hac: 46; Müsned: 3779)
بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
Amr b. Meymune (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer’i Müzdelife’de gördüm şöyle diyordu: Cahiliye döneminde insanlar güneş doğuncaya kadar Müzdelife’den ayrılmazlar ve şöyle derlerdi: Ey Sebir dağı! Güneşin ışıklarıyla aydınlan da buradan ayrılalım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara aykırı davranarak güneş doğmadan Müzdelife’den ayrılırdı. (Buhârî, Hac: 100; Tirmizî, Hac: 60)
بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), beni ve aile fertlerinden zayıf ve güçsüzleri benimle Mina’ya gönderdi. Biz de hep birlikte Mina’da sabah namazını kılıp Cemre’leri taşladık. (Buhârî, Hac: 99; Müslim, Hac: 48)
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Sevde gibi ben de Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den izin isteyerek herkesten önce gidip sabah namazını Mina’da kıldım. Sevde şişman bir kadındı. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den izin istedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de izin verdi, o da sabah namazını Mina’da kıldı ve insanlar Mina’ya gelmeden önce cemreleri taşladı. (Buhârî, Hac: 99; Müslim, Hac: 48)
Ebu Bekir’in kızı Esma’nın azatlısı Ata b. ebi Rebah şöyle diyor: Ebu Bekir’in kızı Esma ile birlikte alaca karanlıkta geldik. Ona alaca karanlıkta Mina’ya geldik dedim, o da şöyle dedi: “Senden daha hayırlı olanlarla da biz bunu yapardık.” (Müslim, Hac: 49; Buhârî, Hac: 99)
Hişam b. Urve (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Ben yanında otururken Üsâme b. Zeyd’e şöyle soruldu: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), veda haccında nasıl yürüdü?” O da şöyle dedi: “Devesini normal bir şekilde sürerdi. Müsait olduğu zamanlarda da hafifçe süratlenirdi.” (Müslim, Hac: 47; Ebû Davud, Menasik: 64)
Fadl b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) arefe günü akşamı ve Müzdelife gecesi yürürken insanlara yavaş olun diyor ve kendisi de devenin dizginlerini çekiyordu. Mina sınırlarına girince de aynı şekilde devam etti. Muhassir vadisine gelince “Cemrelerde atacağınız taşı toplayınız” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu söylerken eliyle taşları atıyormuş gibi işaret ediyordu. (Müslim, Hac: 45; Ebû Davud, Menasik: 64)
بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Muhassir vadisinde devesini hızlı sürdü. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Cafer b. Muhammed (radıyallahü anh) babasından naklederek şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’ın yanına girdik. Ben: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığı hacdan bahset” dedim. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) güneş doğmadan önce Müzdelife’den ayrıldı. Fadl b. Abası da binitinin arkasına aldı, Muhassir vadisine gelince biraz hızlandı. Büyük cemreye çıkan orta yola girerek ağacın yanındaki cemreye giderek yedi taş attı, her taş atışında tekbir getiriyordu. Taşları Batnı vadiden atıyordu.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
Fadl b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, kendisi Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinin arkasındaydı Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) cemrelere taş atıncaya kadar telbiye getirmeye devam etti. (Müslim, Hac: 45; Dârimi, Hac: 60)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) cemreye taş atıncaya kadar telbiyeye devam etti. (İbn Mâce, Menasik: 68; Müsned: 1763)
بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Akabe sabahı bineğinin üzerinde bana: “Gel benim için taş topla” buyurdu. Ben de gerekli taşları topladım sapan taşı büyüklüğündeydi, onları eline koyduğumda elindekilerden birini göstererek işte bu gibilerini topla, dinde aşırılıktan sakınınız. Çünkü sizden öncekiler dini konularda kendilerini zorluklara sokarak aşırılık yaptıkları için helak olmuşlardır. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
Fadl b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), arefe akşamı ve Müzdelifede iki vakit birlikte kılındığı zaman devesinin dizginlerini çekerek insanlara da yavaş olunuz” buyurdu. Bu durumda Mina’ya kadar geldi, Muhassir vadisine gelince: “Cemrelerde atacağınız taşları toplayınız” buyurdu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bunu söylerken eliyle taş atar gibi yapıyordu. (Müslim, Hac: 45; Dârimi, Hac: 60)
بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Akabe sabahı bineği üzerinde bana “Gel bana taş topla” buyurdu. Ben de O’na gerekli taşları topladım, taşların büyüklüğü sapan taşı gibiydi eline koyduğumda şöyle demişti: (Hadisin ravisi Yahya elini hareket ettirerek) “İşte böylelerini” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
Ümmü Husayn (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte hacda bulundum. Bilal , Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in devesini yularından tutarak götürüyor. Üsâme b. Zeyd de ihramlı olmasına rağmen sıcağın etkisinden Peygamberi korumak için gölgelik yapıyordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu şekilde Akabe cemresini taşladıktan sonra insanlara bir konuşma yaptı. Allah’a hamd-û senâdan sonra pek çok şeyler söyledi.” (Müslim, Hac: 45; Tirmizî, Hac: 65)
Kudame b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i bayram günü Cemre-i Akabe’yi taşlarken gördüm; kırmızımtırak renkli devesi üzerindeydi. Taşları ne hızlı ne de yavaş atıyor ne çok uzakta ne de cemrelerin yakınındaydı. (Tirmizî, Hac: 65; İbn Mâce, Menasik: 66)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i cemreleri taşlarken gördüm, devesi üzerinde şöyle diyordu: “Ey İnsanlar! Hacda yapacağınız görevleri Benden alın, öğrenin. Çünkü belli olmaz bundan sonra bir daha hac yapamayabilirim.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bayram günü cemreyi kuşluk vakti, ondan sonraki günlerde ise öğleden sonra attı. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Abdulmutt ali b oğullarının küçük çocuklarını kırmızı develer üzerinde erkenden Mina’ya göndermişti, uyluklarımız devenin (semerine) dokunuyordu. Ve: “Yavrularım! Cemre-i Akabeyi güneş doğmadan taşlamayın” buyurmuştu. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) Minaya aile efradını erkenden gönderip onlara güneş doğuncaya kadar Cemre-i Akabe’yi taşlamamalarını emretti. (Buhârî, Hac: 97; Tirmizî, Hac: 63)
بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
Mü’minlerin annesi Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hanımlarından birine Cemre-i Akabe’yi geceden gelip geceden taşlamasını ve orada yerinde kalmasını emretmişti. Atâ da ölünceye kadar böyle yapmıştı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Mina günlerinde yapılacak şeylerden soruluyordu da: “Güçlük yok” diyordu. Adamın biri: “Kurban kesmeden traş oldum” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: “Zararı yok” buyurdu. Başka biride: “Akşamdan sonra cemreyi taşladım” diye sordu. Ona da: “Zararı yok” buyurdular. (Buhârî, Hac: 126; İbn Mâce, Menasik: 74)