Urve (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe (radıyallahü anha)’ya Bakara 158. ayeti hakkında demek ki, Safa ile Merve arasında sa’y yapmakta bir günah yoktur dedim. Aişe: “Ne kötü konuştun yeğenim dedi, eğer bu ayet senin yorumladığın gibi olsaydı sa’y etmeyene günah yoktur şeklinde olurdu. Fakat bu ayet Ensar hakkında nazil olmuştur. Onlar, Müslüman olmadan önce Müşellel denilen yerde kendisine ibadet edilen azgın put Menat için ihrama girerlerdi. Kim o put adına ihrama girerse Safa ile Merve arasında tavafa gerek kalmazdı. Bu durumu Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e sordular da Bakara 158. ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) her iki tepe arasında sa’y etmeyi adet edinip sünnet kıldı, o zamandan beri bu sünneti kimse ihmal etmedi.” (Müslim, Hac: 43; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 3)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) tavafı bitirip mescidden Safa tepesine çıkarken Allah’ın başladığı şekilde bizde Safa’dan başlayalım dediğini duydum. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa tepesine çıkarken Alah’ın başladığı şekilde bizde Safa’dan başlayalım dedi ve Bakara 158. ayetini okudu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa tepesine tırmandı. Kâbe’yi görebilecek bir yerine gelince tekbir getirdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Safa tepesinde durduğunda üç kere tekbir getirir ve şöyle derdi: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O tektir O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite saltanat ve mülk O’na mahsustur. Hamd O’na yapılır, O’nun her şeye gücü yeter” diye üç defa söyler ve dua ederdi. Merve tepesinde de aynen yapardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) veda haccında insanlar çok kalabalık olduğu için ve kendisini görmeleri için tavaf ve sa’yı biniti üzerinde yapmıştı ki insanlar hac konusunda sorabileceklerini sorsunlar ve nasıl yapılacağını görsünler diye. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Zühri (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e; “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Safa ve Merve arasında hervele yaptığını gördün mü?” diye sordular. O da şöyle dedi: “Cemaat içinde sadece Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in remel yaptığı için remel yapanlar vardır.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa ile Merve arasında sa’y ederken müşriklere kuvvetini göstermek için yapmıştı.” (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa’dan inerken normal yürüyüşle yürür Safa ile Merve arasındaki çukur yere gelince hızlıca yürür sonra tekrar normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa ile Merve arasındaki çukur yere inince hızlanır oradan çıkınca tekrar normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem); “Safa’dan inince çukur yere gelir gelmez hızlıca yürür çukur yerden kurtulunca normal yürüyüşe geçerdi.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Merve’ye geldi yukarı tırmandı. Kâbe’yi görecek duruma gelince üç defa “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur O tektir onun ortağı yoktur her türlü otorite mülk ve saltanat onundur. Övgüler ona mahsustur. Onun her şeye gücü yeter” Sonra Allah’ı zikir, tesbih ve övgülerle gerektiği kadar dua eder ve Sa’yı bitirinceye kadar bu şekilde dua ederdi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Safa’ya giderek oraya tırmandı. Kâbe’yi görecek bir konuma gelince; Allah’ı birleyip tekbir getirdi ve şöyle dedi: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O tektir, O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite, mülk, saltanat O’na mahsustur. Övgüler O’na yapılır. Hayat veren de öldüren de O’dur. O’nun her şeye gücü yeter.” Sonra Safa ile Merve arasında yürümeye başladı, vadinin çukur yerine gelince hızlandı. Merve’ye gelinceye kadar normal yürüdü. Bu şekilde yaparak sa’yını tamamladı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashabı Safa ile Merve arasında sadece bir sa’y (yani dört gidiş üç gelişi olan) yapmışlardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Muaviye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçını Merve’de bedevi makası ile kısaltmıştım. (Buhârî, Hac: 128; Müslim, Hac: 33)
Muaviye (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Kâbe’yi tavaftan sonra ve Safa ile Merve arasında sa’y yaptıktan sonra zilhiccenin ilk on günü yanımda bulunan makasla Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in saçlarının ucundan toplayıvermiştim. Kays şöyle der: Muaviye’nin, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i tıraş etmesini insanlar hoş karşılamadılar. (Müslim, Hac: 33; Buhârî, Hac: 128)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte sadece hac yapmak için yola çıktık. Kâbe’yi tavaf ve Safa ile Merve arasında Sa’y yaptıktan sonra Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Yanında kurbanı olanlar ihramlı olarak kalsın kurbanı olmayanlar ise ihramdan çıkmasınlar.” (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 41)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Veda haccı için Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yola çıktık. Bir kısmımız hac için diğerlerimiz de umre için ihrama girmişlerdi ve kurban da getirmişlerdi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Umre için ihrama girip de kurban göndermeyenler ihramdan çıksınlar, umre için ihrama girip kurban gönderenler ihramdan çıkmasınlar. Hac için ihrama girenler haclarını tamamlasınlar.” Aişe diyor ki: “Ben de umre için ihrama girmiştim.” (Müslim, Hac: 17; İbn Mâce, Menasik: 41)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Zilhiccenin dördünde Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yola koyulduk. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem): “İhramdan çıkın, hac için başladığınız ibadeti umreye değiştirin” buyurdu. Bu bizim zorumuza gitti ve pek hoşlanmadık. Durum, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ulaşınca tekrar: “Ey insanlar, ihramdan çıkın, eğer benim yanımda kurbanım olmasaydı sizin yaptığınız gibi Ben de ihramdan çıkardım” buyurdu. Böylece biz ihramlarımızdan çıktık ve hanımlarımızla bile birlikte olduk. Zilhiccenin sekizinci gününe kadar ihramsız bir kimsenin yapabileceği her şeyi yaptık. Terviye günü tekrar ihrama girerek hac için telbiye getirmeye başladık. (Dârimi, Menasik: 18)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdurrahman b. Muaz (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bize Mina’da bir konuşma yaptı; o anda Allah, kulaklarımızı iyice açmıştı ki bulunduğumuz yerde konuştuklarının hepsini duyuyorduk. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hac da yapılaması gereken her şeyi hatta atılacak taşların ölçüsünü bile bildirdi. Muhacirlere mescidin ön saflarında yer almalarını Ensar’a da geride durmalarını emretti. (Ebû Davud, Menasik: 71; Müsned: 15993)
Abdulaziz b. Rufey (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Enes b. M ali k’e Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in tevriye günü öğle namazını nerede kıldığına dair bir bilgin var mıdır?” diye sordum. O da: “Mina’da kılmıştır” dedi. “Peki ikindiyi nerede kılmıştı?” dedim. “Ebtah’ta” dedi. (Buhârî, Hac: 83; Ebû Davud, Menasik: 59)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber biz Mina’dan Arafat’a kuşluk vakti gitmiştik kimimiz telbiye kimimiz de tekbir getiriyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Arafat’a kuşluk vakti gitmiştik. Yol boyunca bir kısmımız tekbir; bir kısmımız da telbiye getiriyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
Muhammed b. Ebu Bekir es Sekafî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’e: Mina’dan Arafat’a giderken, “Sizler Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte bu gün nasıl telbiye getirirdiniz?” diye sordum. O da şöyle cevap verdi: Dileyen telbiye getiriyor, kimse itiraz etmiyor. Dileyen tekbir getiriyor, kimse de ona itiraz etmiyordu.” (Müslim, Hac: 46; Dârimi, Hac: 48)
Muhammed b. Ebu Bekir es Sekafî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’e, “Arefe günü kuşluk vakti bu gün niçin telbiye getiriyorsun” diye sordum. O da: “Bu yollarda Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte yürüdüm kimisi tekbir getiriyor; kimisi de telbiye getiriyordu ve hiç kimse de birbirine itiraz etmiyordu” cevabını verdi. (Müslim, Hac: 40; Dârimi, Hac: 48)
Tarık b. Şihab (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir Yahudi Ömer’e; Mâide 3. ayeti olan “…bu gün size dininizi kemâle erdirdim, nimetimi üzerinize tamamladım ve size hayat tarzı olarak İslâm’ı seçtim…” ayeti indirilince bu ayet bize nazil olmuş olsaydı onun nazil olduğu günü bayram ilân ederdik dedi. Ömer de şöyle dedi: “O ayetin nazil olduğu günü ve geceyi çok iyi biliyorum. Cuma gecesi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte Arafat’ta idik.” (Müslim, Tefsir: 1; Tirmizî, Tefsir: 6)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Allah erkek ve kadın pek çok kimseyi arefe günü Cehennem’den azâd etmiştir. Allah bu arefe günü rahmetiyle tüm yaratıklarına yönelerek ve yaratıklarıyla meleklere karşı övünerek “Bunlar başka ne istiyorlar?” der.” (Müslim, Hac: 79; İbn Mâce, Menasik: 57)
Ukbe b. Amir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Arefe ve Kurban bayramı günleri biz Müslümanların bayram günleridir, o günler yeme içme günüdür.” (Müslim, Sıyam: 22; Tirmizî, Savm: 59)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Said b. Cübeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat’ta İbn Abbas ile beraberdim. İbn Abbas insanların telbiye getirmelerini niçin duymuyorum dedi. Ben de: “Muaviye’den korktukları için” dedim. Bunun üzerine İbn Abbas çadırından çıkarak: “Emret emrine hazırım” diye telbiye getirmeye başladı ve: “Ali’ye kızgınlıkları yüzünden sünneti terk etmişler” diye konuştu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Seleme b. Nubeyt (radıyallahü anh), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i Arefe günü kırmızı bir deve üzerinde namazdan önce hutbe okurken gördüm. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 178; Ebû Davud, Menasik: 62)
Seleme b. Nubeyt (radıyallahü anh), babasından naklediyor ve şöyle diyor: Arefe günü Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i kırmızı bir deve üzerinde hutbe okurken gördüm. (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 178; Ebû Davud, Menasik: 62)
Sâlim b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Abdullah b. Ömer Arefe günü güneş batıya kayınca Haccac b. Yusuf’a gelerek: Eğer sünnete uymak istersen haydi vakfeye dedi. Ben de orada bulunuyordum. Haccac: “Bu saatte mi?” deyince; İbn Ömer: “Evet” dedi. Ben, Haccac’a: “Eğer bugün yine sünnete uymak istiyorsan hutbeyi kısa oku, namazda acele et” dedim. Bu sözüm üzerine İbn Ömer beni tasdik edip; “Doğru söylüyor” dedi. (Buhârî, Hac: 87; Muvatta', Hac: 63)
Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), tüm namazlarını vakti içersinde kılardı sadece Arafat’ta öğle ile ikindiyi bir vakitte toplayarak kıldı. (Buhârî, Hac: 89; Ebû Davud, Menasik: 64)
Üsâme b. Zeyd (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Arafat’ta Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in binitinin arkasında idim. Dua ederken ellerini kaldırmıştı. Deve başını hareket ettirince yuları elinden düşmüştü. Bir eliyle yuları alırken diğer eli yukarıda idi. (Müslim, Hac: 79)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Kureyş Müzdelife’de Hums denilen yerde; diğer Arap kabileleri de Arafat’ta vakfe yapıyorlardı. Bunun üzerine Allah, Peygamberine Arafat’ta vakfe yapmasını emretti. Böylelikle Kureyşte vakfe yerini değiştirmiş oldu. Allah, Bakara 199. ayeti olan, “Ve dalga dalga ilerleyen öteki kalabalıklarla birlikte sizde ilerleyin…” ayetini indirdi. (Ebû Davud, Menasik: 59; Tirmizî, Hac: 53)
Muhammed b. Cübeyr b. Mut’ım (radıyallahü anh), babasından rivâyet ederek şöyle diyor: Devemi kaybetmiştim. Arefe günü onu aramaya gitmiştim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i orada vakfe yaparken gördüm. Ravi Muhammed babasından vakfe yapılan yerin neresi olduğunu sordu, babası da Hums cevabını verdi. (Buhârî, Hac: 91; Dârimi, Hac: 49)
Yezid b. Şeyban (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz Arafat’ta vakfe yerinden uzak bir yerde vakfe yapıyorduk. İbn Mirba el Ensâri bize gelerek: Beni size Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) gönderdi; “Vakfe yapılacak yerde dursunlar, ayrı durmasınlar çünkü ataları İbrahim (aleyhisselâm)’in mirasçısı durumundadırlar” buyurdu, dedi. (Tirmizî, Hac: 53; Ebû Davud, Menasik: 57)
Cafer b. Muhammed babasından naklederek şöyle diyor: Câbir b. Abdullah’ın yanına giderek Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) haccıyla ilgili sorular sorduk. O da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Arafat bölgesinin tamamı vakfe yapılacak yerdir” buyurdu. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Abdurrahman b. Ya’mer’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e bir gurub insanın gelip hacla alakalı sorular sorduğuna şahit oldum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onlara: “Hac Arafat’tır, her kim arefe günü güneş doğmazdan önce Arafat’ta bulunursa haccı tamam sayılır” diyordu. (Tirmizî, Hac: 57; Ebû Davud, Menasik: 69)
Fadl b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Arafat’tan dönerken binitinin arkasında Üsâme b. Zeyd bulunuyordu. Deve çok süratli gittiği için devamlı yularını çekiyordu. Bu durumda Müzdelife’ye kadar geldi. (Müsned: 1712)