Muhammed b. Abdullah b. Saib (radıyallahü anh), babasından naklediyor: İbn Abbas’ın gözleri görmediği için ona yardımcı oluyordum. Kâbe’nin kapısından ve Hacer’ül-Esved köşesinden sonra gelen üçüncü direk arasına gelince: “Haberin var mı? Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) burada namaz kılardı” dedi. Ben de: “Evet oraya geçer ve namaz kılardı” dedim. (Ebû Davud, Menasik: 51; Müsned: 14844)
Sünen-i Nesâî › Kitâb 24 · HacKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الْحَجِّ
- 2بَابُ سَلْتِ الدَّمِ عَنِ الْبُدْنِ
- 3بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
- 4بَابُ التَّلْبِيَةِ بِالْمُزْدَلِفَةِ
- 5بَابُ وَقْتِ الْإِفَاضَةِ مِنْ جَمْعٍ
- 6بَابُ الرُّخْصَةِ لِلضَّعَفَةِ أَنْ يُصَلُّوا يَوْمَ النَّحْرِ الصُّبْحَ بِمِنًى
- 7بَابُ الْإِيضَاعِ فِي وَادِي مُحَسِّرٍ
- 8بَابُ التَّلْبِيَةِ فِي السَّيْرِ
- 9بَابُ الْتِقَاطِ الْحَصَى
- 10بَابُ: مِنْ أَيْنَ يَلْتَقِطُ الْحَصَى
- 11بَابُ قَدْرِ حَصَى الرَّمْيِ
- 12بَابُ الرُّكُوبِ إِلَى الْجِمَارِ وَاسْتِظْلَالِ الْمُحْرِمِ
- 13بَابُ وَقْتِ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ يَوْمَ النَّحْرِ
- 14بَابُ النَّهْيِ عَنْ رَمْيِ جَمْرَةِ الْعَقَبَةِ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ
- 15بَابُ الرُّخْصَةِ فِي ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ
- 16بَابُ الرَّمْيِ بَعْدَ الْمَسَاءِ
- 17بَابُ رَمْيِ الرُّعَاةِ
- 18بَابُ الْمَكَانِ الَّذِي تُرْمَى مِنْهُ جَمْرَةُ الْعَقَبَةِ
- 19بَابُ التَّكْبِيرِ مَعَ كُلِّ حَصَاةٍ
- 20بَابُ قَطْعِ الْمُحْرِمِ التَّلْبِيَةَ إِذَا رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
- 21بَابُ مَا يَحِلُّ لِلْمُحْرِمِ بَعْدَ رَمْيِ الْجِمَارِ
(24) Kitâb: Hac
بَابُ قَتْلِ الْعَقْرَبِ
Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir adam bana: “Ey Ebu Abdurrahman, sadece bu köşeyi istilâm etmenin sebebi nedir?” O da şöyle dedi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Bu iki köşeyi istilâm etmek, elleriyle dokunmak hata ve günahları silip süpürür.” Yine Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “Kim, Kâbe’yi yedi defa tavaf ederse bir köle azâd etmiş gibi sevap kazanır.” (İbn Mâce, Menasik: 32; Tirmizî, Hac: 109)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’yi tavaf ederken bir adamın diğerinin burnuna bir şey bağlıyarak çekip tavaf ettirdiğini gördü, onu eliyle çekip kopardı ve o gözleri görmeyen kimseyi elinden tutarak çekip tavaf ettirmesini emretti.” (Buhârî, Hac: 66; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyet ederek şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), bir adamın, diğerini burnundan bağlattırarak Kâbe’yi tavaf ettirdiğini gördü. O kimse böyle yaptırmayı nezr (adak) yapmıştı. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yaklaştı ve onu kopardı; “İşte nezr” (adak) buyurdu. (Buhârî, Hac: 66; Ebû Davud, Eyman ve Nüzür: 23)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Tavus (radıyallahü anh) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i gören bir adamdan naklediyor: “Beytullah (Kâbe’yi) tavaf etmek namaz kılmak gibidir onun için tavaf esnasında az konuşun.” (Müsned: 16017)
Cubeyr b. Mut’ım (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Ey Abdi Menaf oğulları, gece gündüz hangi saatte olursa olsun beyti tavaf eden ve burada namaz kılan hiç kimseye engel olmayınız.” (İbn Mâce, İkametü’s Salat: 149)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e rahatsız olduğumu söyledim: “Öyleyse halkın gerisinde binit üzerinde tavafını yap” buyurdu. Ben de, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in dediği gibi tavafımı yaptım. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’nin bir köşesinde namaz kılıyor ve Tur sûresini okuyordu. (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ben: “Haccın tavafını yapamamıştım” dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Namaz kılınınca devenin üzerinde insanların arkasında tavafını yapıver.” (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
Ümmü Seleme (radıyallahü anha) anlatıyor: “Hasta olduğum halde Mekke’ye gelmiştim. Durumum Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e arz edildiğinde şöyle buyurdu: “Namaz kılanların arkasından binitli olarak tavafını yapıver.” Ümmü Seleme diyor ki: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz kılıyordu ve Tûr sûresini okuyordu.” (Tirmizî, Hac: 40; İbn Mâce, Menasik: 34)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), veda haccında Kâbe’yi bir binek üzerinde tavaf etti. Elindeki bastonuyla Hacer’ül-Esved’e işaret ederek devam ediyordu.” (Tirmizî, Hac: 41; Buhârî, Hac: 62)
Vebre (radıyallahü anh)’nin anlattığına göre, şöyle demiştir: Abdullah b. Ömer’den işittim bir adam ona şöyle soruyordu: “Hac için ihrama girmiş iken Kâbe’yi tavaf edebilir miyim?” İbn Ömer: “Buna ne engel vardır” dedi. O da şöyle dedi: “Abdullah b. Abbas’ın bunu yasakladığını gördüm bu konuda senin görüşün bize daha hoş geliyor sen ne dersin” dedi. İbn Ömer: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i hac için ihrama girmiş olarak gördük; Kâbe’yi tavaf etmişti. Safa ile Merve arasında da Sa’y etmişti” dedi. (Müslim, Hac: 28)
Amr (radıyallahü anh) anlatıyor ve şöyle diyor: İbn Ömer’den işittim ona sormuştuk: “Umre yapan bir adamın, Kâbe’yi tavaf edip, Safa ile Merve arasında Sa’y yapmayan kimsenin hanımıyla birlikte yatabilir mi?” diye. O da şöyle demişti: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’ye geldiği zaman yedi şaft olarak tavafını yaptı. Sonra İbrahim makamının arkasında iki rekat namaz kıldı, Safa ile Merve arasında sa’yını yapmıştı. Şüphesiz Allah, Rasûlünde sizin için en güzel örneklik vardır.” (İbn Mâce, Menasik: 34; Tirmizî, Hac: 99)
Enes (radıyallahü anh) anlatıyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hac için çıktı biz de birlikte çıkmıştık. Zülhuleyfe denilen yere gelince, öğle namazını kıldı. Sonra bineğine binerek, Beyda denilen yere gelince hac ve umre için ihrama girdi. Biz de girdik. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’ye gelince, tavaflarımızı yaptık. Bunun üzerine Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), ihramdan çıkmamızı emretti. Cemaat çekindi. Çekindiklerini görünce Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Eğer yanımda kurbanım olmasaydı ben de ihramdan çıkardım.” İnsanlar ihramdan çıktılar ve hanımlarıyla bile yattılar. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ihramdan çıkmadı ve saçlarını da kısaltmadı. (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 38)
Nafi (radıyallahü anh) anlatıyor: “İbn Ömer hac’la umreyi birleştirecek tek bir tavaf yaptı ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in de böyle yaptığını gördüm” dedi. (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 29)
Yine Nafi (radıyallahü anh) anlatıyor: Abdullah b. Ömer yola çıktı Zülhuleyfe’ye gelince, umre için ihrama girdi. Biraz yol aldıktan sonra Kâbe’yi tavaf edilmesine engel olunacağından korktu ve şöyle dedi: “Eğer Kâbe’yi tavaf etmem engellenirse Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in yaptığı gibi yaparım nasıl olsa hac ve umre ikisi de aynı şey. Şahit olun ki umre ile haccı beraber yapmaya karar verdim.” Yürüdü, Kudeyd denilen yere gelince oradan bir kurban satın aldı. Mekke’ye geldi, Kâbe’yi yedi şaftla tavaf ettikten sonra Safa ile Merve arasında Sa’y etti ve şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını gördüm.” (Buhârî, Hac: 77; Dârimi, Menasik: 29)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tek bir tavaf yapmıştı. (Müsned: 14554)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Hacer’ül-Esved, Cennetten’dir.” (Tirmizî, Hac: 49; Müsned: 2659)
Süveyd b. Gafele (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: Ömer, Hacer’ül-Esved’i öptü ve ona ellerini sürerek: “Ebul Kasım, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sana hürmet göstererek öptüğünü gördüm (ben de ondan dolayı) öpüyorum” dedi. (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
Âbis b. Rabia (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ömer Hacer’ül-Esved’in yanına gelerek şöyle dedi: “Biliyorum ki sen bir taşsın, eğer Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in seni öptüğünü görmeseydim; ben de öpmezdim. Sonra yaklaşıp onu öptü.” (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
Hanzala (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Tavus’u Hacer’ül-Esved’i ziyaret ederken gördüm, kalabalıksa geçer gider tenha ise üç sefer öperdi. Ve şöyle derdi: “İbn Abbas’ı gördüm aynen böyle yapıyordu. İbn Abbas’ta Ömer’in böyle yaptığını gördüğünü ve şöyle dediğini nakleder: “Sen faydası ve zararı olmayan bir taşsın. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in seni öptüğünü görmüş olmasaydım seni asla öpmezdim.” Sonra, Ömer şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını gördüm.” (Buhârî, Hac: 60; İbn Mâce, Menasik: 27)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye geldiği zaman Mescide girerek Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) ve Hacer’ül-Esved’in sağ tarafından (Kâbe sola gelecek şekilde yürümeye) tavafa başladı. Tavafın ilk üç şaftını hızlı hızlı yürüyerek son dört şaftını ise, normal yürüyüşle yaptı. Sonra, İbrahim makamına gelerek; (Bakara sûresi 125.) “…Öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri siz de kendinize namazgah edinin…” ayetine göre, iki rekat namaz kıldı. Namaz kılarken İbrahim makamı kendisiyle Kâbe arasındaydı. Sonra Kâbe’ye gelerek, tekrar Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) sonra da Safa tepesine çıktı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Nafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Abdullah b. Ömer, tavafın ilk üç şaftını hızlıca yürüyerek yapar, diğerlerini normal yürüyüşle tamamlardı. Ve Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in de aynı şekilde yaptığını söylerdi.” (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sâlim (radıyallahü anh) babasından aktararak şöyle diyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye geldiğinde Hacer’ül-Esved’i selâmlar (istilâm eder) ve yapacağı tavafın yedi şaftının ilk üçünü hızlıca yürüyerek yapardı. (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
Nafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Abdullah b. Ömer hac ve umre her tavafta ilk üç şaftta hervele yapar (hızlı hızlı yürür) sonraki dördünü ise normal yürüyüşle yapar, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in de böyle yaptığını söylerdi. (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 26)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Hıcr’dan başlıyarak yine Hıcr’da bitirerek tavafın ilk üç şaftını hızlıca yürüyerek yapardı.” (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve ashabı Mekke’ye gelince müşrikler: Medine’nin humması bunlara iyi gelmemiş zayıflamışlar diye kötü konuştular, Allah’ta peygamberini bundan haberdar etti. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de ashabına müşriklerin bulunduğu hıcr tarafından geçerken hervele yapmalarını emretti de müşrikler: “Bunlar eskisinden daha dinç ve kuvvetlidirler” diye konuştular. (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
Zübeyr b. Arabî (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Adamın biri, İbn Ömer’e Hacer’ül-Esved’i nasıl istilâm edeceğini sordu. O da şöyle cevap verdi: Ben, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’i istilâm ederken ve öperken gördüm. Bunun üzerine adam: “Kalabalık olur ve yaklaşılmaz ise ne olacak?” dedi. İbn Ömer de şu cevabı verdi: “Yemen’den (ve diğer ülkelerden) gelenleri bir düşün… tabii ki kalabalık olacaktır. Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Hacer’ül-Esved’i bazen öptüğünü bazen de kalabalıktan dolayı öpemeyip geriden selâmladığını (istilâm ettiğini) gördüm.” (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 39)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre: “Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), tavaf ederken her şaftta Rüknü yemanî denilen köşeyi ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeyi mutlaka istilâm ederdi.” (Buhârî, Hac: 57; Dârimi, Menasik: 25)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’nin her köşesini değil sadece Rüknü Yemâni ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeleri istilâm ederdi. (Dârimi, Menasik: 25; Buhârî, Hac: 57)
Sâlim (radıyallahü anh) babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’nin sadece Yemen tarafına düşen iki köşesini (Rüknü Yemâniyeyn) istilâm ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 27; Tirmizî, Hac: 35)
Ubeyd b. Cüreyc (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömer’e: “Sen sadece Yemen tarafındaki bu iki köşeyi istilâm ediyorsun” dedim. O da: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in bu iki köşeden başka yeri istilâm ettiğini görmedim de ondan” dedi. (Buhârî, Hac: 59; Müslim, Hac: 40)
Sâlim (radıyallahü anh), babasından naklediyor: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Kâbe’nin köşelerinden sadece Hacer’ül-Esved köşesini ve Cumahilerin evlerinin bulunduğu taraftaki köşesini istilâm ederdi. (İbn Mâce, Menasik: 27; Müslim, Hac: 40)
Nafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Yemen ve Hacer’ül-Esved köşelerini istilâm ettiğini gördüğümden bu yana sıkışık anlarda ve serbest olduğunda her zaman istilâm etmeyi hiç bırakmadım. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
Nafi (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, İbn Ömer şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in Hacer’ül-Esved köşesini istilâm ettiğini gördüğüm günden beri sıkışıklıkla ve serbest olduğunda her zaman istilâm etmeyi hiç terk etmedim. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
Abdullah b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Veda haccında devesi üzerinde elindeki bastonu ile Hacer’ül-Esved’i istilâm ederek tavafını yaptı. (İbn Mâce, Menasik: 29; Müslim, Hac: 40)
Abdullah b. Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) biniti üzerinde Kâbe’yi tavaf eder ve Hacer’ül-Esved’in bulunduğu köşeye geldiğinde oraya işaret ederdi. (Buhârî, Hac: 57; Tirmizî, Hac: 35)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kadın Kâbe’yi çıplak olarak tavaf ediyor ve şöyle diyordu: “Bugün bir kısmı veya hepsi gözükecek. Fakat bundan sonra bu gözüken şeyleri bir daha göstermeyeceğim.” Bu olay üzerine Araf 131. ayeti nazil oldu: “Ey Adem oğulları, Allah’a kulluk olsun diye yapıp ettiğiniz her işte kendinize çeki düzen verin…” (Müslim, Tefsir: 2)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Veda haccından önce Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in kendisini hac emiri tayin ettiği sene Ebu Bekir: “Bu yıldan sonra hiçbir müşrikin kesinlikle hac yapamayacağını, çıplak bir kimsenin de tavaf edemeyeceğini insanlara duyuracak bir gurupla beni Mekke’ye göndermişti.” (Müslim, Hac: 78; Buhârî, Hac: 67)
Muharrer b. Ebî Hüreyre (radıyallahü anh), babasından naklediyor ve şöyle diyor: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekkelilere Berâe sûresini duyurmak için gönderdiğinde ben de Ali’nin yanında idim. Ravi diyor ki: “Ne diye ilânatda bulundunuz?” O da şöyle dedi: Biz şöyle ilân ediyorduk: “1- Cennete mü’min’den başkası giremez 2- Kâbe çıplak olarak tavaf edilemez 3- Kiminle, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) arasında belli bir anlaşma varsa müddeti doluncaya kadar anlaşmaya uyulacaktır. 4- Anlaşma olmayanlara da dört ay süre tanınmıştır. 5- Allah müşriklerden beridir, Peygamberi de aynı şekilde müşriklerden uzaktır. 6- Bu yıldan sonra hiçbir müşrik Kâbe’yi tavaf edemeyecektir. Bu şekilde bağırmaktan sesimiz bile kısıldı.” (Müslim, Hac: 78; Tirmizî, Hac: 44)
Mutt ali p b. ebî Vedaa (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’i yedi şafttan oluşan tavafı yaptığını gördüm, tavaf mah ali nin bir yerine çekilip iki rekat namaz kılmıştı. Kendisiyle tavaf edenler arasında hiç kimse yoktu. (Dârimi, Hac: 33; İbn Mâce, Menasik: 33)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Mekke’ye geldi ve Kâbe’yi yedi Şafttan oluşan tavafını yaptı. Makamı İbrahim’in ardında iki rekat tavaf namazı kıldı. Daha sonra da, Safa ile Merve arasında sa’y etmeye çıktı ve şöyle buyurdu: “Allah’ın Rasûlünde sizin için güzel örneklik vardır.” (Dârimi, Hac: 33; İbn Mâce, Menasik: 33)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kâbe’yi yedi şaftla tavaf etmiş bu şaftların ilk üçünde remel (hızlıca ve güçlüce yürümek) yapmış kalan dördünü ise normal yürüyüşle tamamlamıştır. Sonra makamı İbrahim’de iki rekat namaz kılarak, Bakara 125. ayetini okudu: “…öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri siz de kendinize ibadet yeri edinin.” Bu ayeti insanlara duyurmak için sesini yükseltiyordu. Namazdan sonra Hacer’ül-Esved’i selâmladı (istilâm etti) sonra Safa tepesine doğru yürüdü ve Allah’ın başladığı gibi başlayalım dedi. Safa tepesinde Kâbe görünecek şekilde bir yere gelince üç sefer: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur. O, tektir O’nun ortağı da yoktur. Her türlü otorite ve saltanat da O’nundur. Her türlü övgüler O’na mahsustur. Hayat veren ve öldüren de O’dur ve O’nun her şeye gücü yeter.” Deyip Allah’ı tekbir ve tahmidten sonra yeteri kadar dua etti, sonra yürüyerek aşağı inmeye başladı. Batn’ı Mesil denilen yere gelince hızlıca yürüdü ve tekrar Merve’ye doğru yürümesini sürdürdü. Merve tepesine çıktı. Merve’den Kâbe görünecek yere çıkınca üç sefer: “Allah’tan başka gerçek ilâh yoktur O tektir O’nun ortağı yoktur. Mülk ve saltanat O’na mahsustur, övgüler O’nundur ve O’nun her şeye gücü yeter” dedikten sonra Allah’ı zikredip tesbih edip hamd ederek dilediği kadar dua etti. Safa ile Merve arasında sa’yı tamamlayıncaya kadar bu şekilde devam etti. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) “Tavafı yedi şaft olarak yaptı. İlk üç şaftı hızlıca ve çalımlı bir şekilde son dördü ise normal bir biçimde yaparak, Bakara sûresi 125. ayetini okudu “…öyleyse vaktiyle İbrahim’e ayarlanan yeri sizde kendinize ibadet yeri edinin…” sonra iki rekat namaz kıldı. Makam’ı İbrahim, Kâbe ile kendisi arasındaydı. Sonra Hacer’ül-Esved’e istilâm ederek Safa tepesine çıktı ve Bakara sûresi 158. ayeti okudu: “O halde unutmayın, Allah’ın insanoğluna sunduğu sembollerden biri de Safa ile Merve’dir…” ve “Allah’ın başladığı şekilde önce Safa tepesinden başlayın” dedi. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
Câbir b. Abdullah (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) tavafı bitirip Makam’ı İbrahim’e gelince (Bakara 125. ayetini) okur ve iki rekat namaz kılar. Birinci rekatta Fatiha ve Kafirûn sûresini; ikinci rekatta ise Fatiha ve İhlâs sûresini okurdu. Sonra Hacer’ül-Esved köşesini istilâm ederek Safa tepesine çıkardı. (Sadece Nesâi rivâyet etmiştir.)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) zemzem suyunu ayakta iken içerdi. (İbn Mâce, Eşribe: 19; Tirmizî, Eşribe: 12)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e zemzem suyundan verdim, ayakta olduğu halde içti. (İbn Mâce, Eşribe: 19; Tirmizî, Eşribe: 12)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke’ye geldiğinde tavaf’ı yedi şavt olarak yaptı, sonra makam’ı İbrahim’in arkasında iki rekat namaz kıldı. Sonra Safa tepesine çıkış kapısından çıkarak Safa ve Merve arasında sa’yını yaptı. Şube şöyle demiştir: Bana Eyyüb haber verdi, Ona da, Amr b. Dinar haber vermiş. O da İbn Ömer’den aktarmıştır ki böyle yapmak sünnettir. (Müslim, Hac: 28; İbn Mâce, Menasik: 33)
Urve (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Aişe’ye: Safa ve Merve arasında gidip gelmekte günah yoktur. (Bakara 158. ayetine) dayanarak onlar arasında Sa’y yapmayacağımı söyledim. O da şöyle dedi: “Ne kötü söz söyledin. Çünkü cahiliyye döneminde insanlar o ikisi arasında sa’y etmezdi. İslâm gelip de, Bakara 158. ayeti nazil olunca, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de Safa ve Merve arasında sa’y etti. Bizde O’nunla birlikte sa’y ettik çünkü bu bir sünnettir.” (Müslim, Hac: 43; Tirmizî, Tefsirül Kur’an: 3)