Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Sünen-i Nesâî › Kitâb 22 · OruçKonum
- 1Tahâret324
- 2Sular23
- 3Hayız ve İstihâze49
- 4Gusül ve Teyemmüm53
- 5Namaz46
- 6Namaz Vakitleri132
- 7Ezan62
- 8Mescidler54
- 9Kıble35
- 10İmâmet99
- 11Namaza Başlama153
- 12Tatbîk (Ellerin Dizler Arasına Konulması)150
- 13Namazda Sehiv188
- 14Cuma Namazı66
- 15Yolculukta Namazı Kısaltma26
- 16Tutulma Namazı45
- 17Yağmur Duası (İstiskâ)25
- 18Korku Namazı27
- 19İki Bayram Namazı42
- 20Gece Namazı ve Gündüz Nâfileleri220
- 21Cenâzeler272
- 22Oruç345
- 23Zekât184
- 24Hac467
- 25Cihâd111
- 26Nikâh193
- 27Talâk174
- 28Atlar, Yarışlar ve Atıcılık33
- 29Vakıflar17
- 30Vasiyyetler61
- 31Hediyeler16
- 32Bağışlar18
- 33Rukbâ14
- 34Umre42
- 35Ziraat178
- 36Kadınlara İyi Muâmele27
- 37Kan Dökmenin Haramlığı167
- 38Fey' Malının Dağıtımı16
- 39Bîat63
- 40Akîka10
- 41Fera' ve Atîre41
- 42Av ve Kesim98
- 43Kurbanlar (Dahâyâ)88
- 44Mâlî Muâmeleler257
- 45Kasâme, Kısas ve Diyet164
- 46Hırsızın Elinin Kesilmesi115
- 47Îmân ve Alâmetleri55
- 48Süs ve Zînet339
- 49Kadıların Âdâbı49
- 50Allah'a Sığınma112
- 51İçecekler220
- 1بَابُ وُجُوبِ الصِّيَامِ
- 2بَابُ الْفَضْلِ وَالْجُودِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
- 3بَابُ فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 4بَابُ: ذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى الزُّهْرِيِّ فِيهِ
- 5بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
- 6بَابُ ثَوَابِ مَنْ صَامَ يَوْمًا فِي سَبِيلِ اللهِ ﷿، وَذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ فِي الْخَبَرِ فِي ذَلِكَ
- 7بَابُ مَا يُكْرَهُ مِنَ الصِّيَامِ فِي السَّفَرِ
(22) Kitâb: Oruç
بَابُ وُجُوبِ الصِّيَامِ
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Enes (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Mescidde otururken, bir adam deve üzerinde geldi, devesini çöktürdü, bağladı ve oradakilere: “Muhammed hanginizdir?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların arasında yaslanmış durumda oturuyordu. Biz de: “Şu yaslanmış durumda oturan beyaz elbiseli kimsedir” dedik. O adam, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Abdulmutt ali b‘in torunu!” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Buyur, dinliyorum seni” buyurdu. Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak, bana darılma!” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İstediğini sor” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle; tüm insanlığa Peygamber olarak Seni Allah’mı? gönderdi.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ım şahiddir ki evet” dedi. Adam: “Allah adına söyle, gündüz ve gecede beş vakit namaz kılmayı Allah mı? sana emretti?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah adına söyle bu Ramazan ayında oruç tutmanı Allah mı emretti?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle, zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahidimdir evet” dedi. Bunun üzerine adam: “Senin getirdiğin dine iman ettim. Ben kavmime bunları tebliğ edeceğim ben, Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebe’yim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte mescidde oturuyorduk. Deveye binmiş bir adam geldi. Mescidin içine deveyi çöktürdü, bağladı ve; Muhammed hanginiz? diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların arasında yaslanmış durumda oturuyordu. Biz ona: “İşte şu yaslanan beyaz adamdır” dedik. O Adam: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: “Ey Abdulmutt ali b‘in torunu!” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’de: “Buyur, dinliyorum seni” buyurdu. Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Sor, sorularına cevap bulacaksın” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle! Tüm insanlığa Peygamber olarak Allah’mı? Seni gönderdi.” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ım gönderdi” dedi. Adam: “Allah adına senenin bu ayı olan Ramazanda oruç tutmanı Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle, zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah’mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahid ki evet” buyurdu. Bu sefer adam: “Senin getirdiğin hak dine ben iman ettim, Kavmimin insanlarına da bunları tebliğ edip duyuracağım. Ben, Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebe’yim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kere Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte otururken çölde yaşayanlardan bir adam geldi ve; “Abdulmutt ali b‘in torunu! Hanginiz” diye sordu. Oradakiler: “Şu kırmızı yanaklı dirseğine dayanmış kimsedir” dediler. (Hamza diyor ki: Emgar kelimesinin anlamı beyazımtırak kırmızı demektir.) Adam: “Sana bazı şeyler soracağım sorularım çok çetin olacak” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “İstediğini sorabilirsin” buyurdu. Adam: “Senin ve Senden öncekilerin Rabbi olan Allah adına doğru söyle! Tüm insanlığa Peygamber olarak Allah’mı Seni gönderdi?” Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’ım gönderdi” dedi. Adam: “Allah adına senenin bu ayı olan Ramazanda oruç tutmanı Allah mı emretti?” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahidimdir evet” buyurdu. Adam: “Allah hakkı için söyle zenginlerden zekatı alıp fakirlere dağıtmanı Allah’mı sana emretti?” diye sordu. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah şahid ki evet” buyurdu. Bu sefer adam: “Senin getirdiğin hak dine ben iman ettim, kavmimin insanlarına da bunları tebliğ edip duyuracağım. Ben Ben’i Sa’d b. Bekr’in kardeşi Dimam b. Sa’lebeyim” dedi. (Müslim, İman: 3; Buhârî, Savm: 1)
بَابُ الْفَضْلِ وَالْجُودِ فِي شَهْرِ رَمَضَانَ
Abdullah b. Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), insanların en cömerdiydi. Özellikle Ramazan’da Cebrail ile karşılaştığında daha da cömert olurdu. Cebrail, Ramazan ayının her gecesi ona gelir ve Kur’an’ı onunla mukâbele ve müzakere ederdi.” Ravi diyor ki: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Cebrail yanına geldiğinde cömertlikte ve hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert idi. (Buhârî, Savm: 7; Müslim, Fedail: 12)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) diline lanet etmeyi dolamaz yani çok lanet etmezdi. Cebrail ile Kur’an’ı müzakere ve mukabele edeceği zaman yaklaştı mı hayır işlerinde rüzgardan daha cömert idi. (Buhârî, Savm: 7; Müslim, Fedail: 12)
بَابُ فَضْلِ شَهْرِ رَمَضَانَ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı gelince Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır, ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî Savm: 5; Müslim Sıyam: 1)
بَابُ: ذِكْرِ الِاخْتِلَافِ عَلَى الزُّهْرِيِّ فِيهِ
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı gelince Rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı olunca Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Enes b. M ali k (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “İşte şu gelen Ramazan ayı var ya o ayda Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulurlar.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) zorlamaksızın müslümanları Ramazan gecelerini değerlendirmeye teşvik eder, ve şöyle buyururdu: “Ramazan ayı girdiğinde Cennetin kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve o ayda şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Savm: 5; Müslim, Sıyam: 1)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “ Ramazan ayı geldi. Bu ay, Allah’ın oruç tutmayı farz kıldığı aydır; Sema kapıları bu ayda açılır, Cehennem kapıları kapanır ve şeytanların azgınları bağlanır. Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.” (Müslim, Sıyam: 1; İbn Mâce, Sıyam: 2)
Arfece (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Utbe b. Ferkad’ı ziyarete gitmiştik. Ramazan ayından bahsediyorduk. O: “Neden bahsediyorsunuz?” diye sordu. “Ramazan ayından” dedik. O da şöyle dedi: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: “O ayda Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır ve bir anonsçu her gece; “Ey hayır isteyen haydi koş. Ey şer isteyen kötülüğü bırak” diye bağırır.” (İbn Mâce, Sıyam: 2)
Arfece (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Utbe b. Ferkad’ın bulunduğu bir evdeydim, bir hadis söylemek istedim, orada bulunan Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından birisi hadis konusunda benden daha ehil idi ve Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den şu hadisi nakletti: “Ramazan ayında semanın kapıları açılır, ateş kapıları kapanır ve her türlü şeytanlar zincirlere bağlanır ve her gece bir anonsçu: “Ey hayırlı işler yapmak isteyen, haydi koş ve ey kötülükler yapmak isteyen, vazgeç” diye seslenir.” (İbn Mâce, Sıyam: 2)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ensar’dan bir kadına şöyle buyurdu: “Ramazan ayı geldiğinde umre yap, o ayda yapılan umrenin sevabı hacca eşittir.” (Müslim, Hac: 36; Dârimi, Hac: 41)
Küreyb (radıyallahü anh) anlatıyor: Ümmü-l Fadl kendisini Şam’da ki Muaviye’ye göndermişti. Ravi Küreyb diyor ki: Şam’a vardım, Ümmü-l fadl’ın istediklerini yerine getirdim. Ben, Şam’da iken Medine’de, Ramazan hil ali görülmüş, Ben ise Cuma gecesi hil ali görmüştüm. Ayın sonunda Medine’ye döndüm. Abdullah b. Abbas beni arayıp, “Hilal meselesinden bahsetti ve hil ali ne zaman gördünüz?” dedi. Bende: “Cuma gecesi gördük” dedim. O: “Cuma gecesi sende gördün mü?” diye sordu. Ben de: “Evet, halkta gördü ve oruca başladılar. Muaviye de oruca başladı” dedim. Abdullah b. Abbas: “Ama biz Cumartesi gecesi gördük, dolayısıyla otuz güne tamamlayıncaya kadar veya tekrar hil ali görünceye kadar oruç tutacağız” dedi. Bende: “Muaviye ve arkadaşlarının hil ali görmeleri yetmez mi?” dedim. O da: “Hayır, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bize böylece emretmişti” dedi. (Müslim, Sıyam: 5; Tirmizî, Savm: 9)
بَابُ قَبُولِ شَهَادَةِ الرَّجُلِ الْوَاحِدِ عَلَى هِلَالِ شَهْرِ رَمَضَانَ
İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Bir bedevi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve hil ali gördüm” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Allah’tan başka gerçek ilâh olmadığına ve Muhammed’in de O’nun kulu ve Rasûlü olduğuna şahitlik eder misin?” dedi. Bedevi: “Evet” deyince, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Müslümanların oruca başlamalarını ilân etti. (Tirmizî, Savm: 7; Dârimi, Savm: 6)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bir bedevi Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve: “Hil ali bu gece gördüm” dedi. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Allah’tan başka ilâh olmadığına Muhammed’in de O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet eder misin?” diye sordu. Bedevi: “Evet” deyince; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “ Bilal ’e kalk insanlara ilân et, yarın oruç tutsunlar” dedi. (Tirmizî, Savm: 7; Dârimi, Savm: 6)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Abdurrahman b. Zeyd b. el Hattab (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, bizzat kendisi, Ramazan mı yoksa Şaban mı diye şüphe edilen bir günde halka hitap ederek şöyle dedi: “Beni dikkatlice dinleyin! Ben Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabıyla beraber oturup konuştum ve onlara sordum. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu naklettiler: “Hil ali görünce oruca başlayın tekrar bir hil ali daha görünce orucu bırakın, bu usule devam edin hava bulutlu olur da göremez iseniz Ramazan’ı otuz güne tamamlayın. İki kişi hil ali gördüklerini söylerlerse, oruca başlayın ve orucu bırakın.” (Müsned: 18137)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hil ali görünce oruca başlayın yine diğer hil ali görünce orucu bırakın, hava kapalı ve bulutlu olur da hil ali göremez iseniz Ramazan’ı otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ayı görerek oruca başlayın diğer ayı gördüğünüzde ise orucu bırakın, hava bulutlu ve kapalı olurda hil ali göremez iseniz Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hil ali gördüğünüzde oruca başlayın yine hil ali gördüğünüzde orucu bırakın. Eğer hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Abdullah b. Ömer (radıyallahü anh) şöyle demiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Hil ali gördüğünüzde oruç tutun yine hil ali gördüğünüzde orucu bırakın, hava bulutlu olursa otuz’a tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ramazan dan bahsetti ve şöyle buyurdu: “Hil ali görmeden oruca başlamayın yine hil ali görmeden orucu bırakmayın, hava bulutlu ve kapalı olursa otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
İbn Ömer (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hil ali görmeden oruca başlamayınız. Yine hil ali görmeden orucu bırakmayınız, hava bulutlu ve kapalı olursa otuz gün olarak hesaplayınız.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ramazan hil ali nden bahsederek şöyle buyurdu: “Hil ali gördüğünüzde oruca başlayın yine hil ali gördüğünüzde orucu bırakın, hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ayı görün oruca başlayın ayı görerek orucu bırakın, bulutlu olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Yine İbn Abbas (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ramazan ayı girmeden Ramazan’ı karşılamak için oruç tutana şaşarım. Halbuki Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştu: “Hil ali görünce oruca başlayın yine hil ali görünce orucu bitirin, hava bulutlu ve kapalı olursa Ramazan’ı otuz güne tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 2; Tirmizî, Savm: 5)
Huzeyfe b. Yeman (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan’ı karşılamak için hil ali görmeksizin oruca başlamayın veya Ramazan ayından önceki ayın sayısını tamamlayın ve oruca öyle başlayın, hil ali görünceye kadar veya önceki ay gibi sayıyı otuza tamamlayıncaya kadar oruca devam edin.” (Ebû Davud, Savm: 8)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
Rıb’î (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hil ali gördüğünüzde Ramazan orucuna başlayın yine diğer hil ali gördüğünüzde de orucu bırakın, hava bulutlu olursa Şaban ayını otuza tamamlayınız. Eğer daha önce hil ali görürseniz oruca başlayın. Daha önce hil ali görmeniz hariç, Ramazan’ı otuza tamamlayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Hil ali görerek oruca başlayın yine diğer hil ali görerek orucu bitirin. Eğer hilal ile aranıza bulut girmişse Ramazan’ı otuza tamamlayın. Ramazan ayını karşılamak için bir iki gün önce oruca başlamayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ramazan’ı karşılamak maksadıyla Ramazandan önce oruç tutmayın, hil ali görerek oruca başlayıp hil ali görerek orucu bırakın. Eğer hava bulutlu olursa Ramazan’ı otuza tamamlayın.” (Ebû Davud, Savm: 8)
Aişe (radıyallahü anha)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) hanımlarının odalarına bir ay boyunca girmemeye yemin etmişti. Yirmi dokuz gün olunca Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) odama geldi. Ben: “Bir ay boyunca gelmemeye yemin etmemiş miydin? Ben saydım yirmi dokuz gün oldu” dedim. Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem): “Ay yirmi dokuz gündür” diye cevap verdi. (Müslim, Sıyam: 4; İbn Mâce, Talak: 24)
Bu hadisin Türkçe meali henüz hazırlanmadı; Arapça metni aşağıdadır.
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “ Cibril bana geldi ve: “Bir ay yirmi dokuz gündür” dedi. (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mez ali m: 25)
İbn Abbas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Ay yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mez ali m: 25)
Sa’d b. ebi Vakkas (radıyallahü anh), babasından naklederek; Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle yaptığını nakletmiştir: “Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir ay şöyle şöyledir deyip on parmağını üç defa açmış ancak üçüncüde bir parmağını açmamıştır.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mez ali m: 25)
Muhammed b. Sa’d babasından naklederek, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle söylediğini bize aktarıyor: “Bir ay şöyle şöyle şöyledir diyerek, (on parmağını üç defa açıp üçüncüde birini açmayıp) yirmi dokuz gündür” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mez ali m: 25)
Sa’d b. ebi Vakkas (radıyallahü anh)’tan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir ay şöyle şöyle şöyledir.” Muhammed b. Ubeyd anlatmak için elini üç defa açıp kapadı üçüncüde ise sol elinin baş parmağını tuttu.” (Müslim, Sıyam: 4; Buhârî, Mez ali m: 25)
Ebu Hüreyre (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Bir ay bazen yirmi dokuz bazen otuz gündür. Hil ali gördüğünüzde oruç tutunuz yine hil ali görünce orucu bırakınız. Eğer hava bulutlu olur ve kapalı olursa sayıyı otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)
Abdullah b. Ömer(radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim: “Ay yirmi dokuz gündür.” (Müslim, Sıyam: 4; Ebû Davud, Savm: 8)